
Narsizm Nedir? Mitolojiden Günümüze Psikolojik Bir Bakış
7 Mayıs 2025 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bir zamanlar kendine aşık olan bir adam vardı; Narkissos. Bugünde onun adı başkalarını sevemeyenlerin ruhuna işledi. Bu bölümde narsizmin kökenine inip psikolojisini keşfediyor ve nasıl baş edebileceğimizi konuşuyoruz.
---
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Selamlar Hayalperestin Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Bahar gelmiş, güneş yüzünü daha çok göstermeye başlamış, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyor.
Ama insan ilişkilerinde her zaman bu kadar tatlı bir hava olmuyor.
Bazı insanlar her şeyin etrafında dönmesini istiyor.
Bugün bu ben merkezci tavırları yani narsizmi konuşacağız arkadaşlar.
İlk olarak Türkçedeki anlamına, sonrasında Yunan mitolojisindeki efsanesi ve psikolojik etkileriyle devam edeceğiz podcast'imize.
Türkçe'ye özsever olarak geçen narsist kelimesi, öz önemini abartan, kendine hayranlık duyan, ben merkezci ve kibirli olmakla karakterize kişileri tanımlamak için
kullanılan psikiyatrik bir rahatsızlıktır.
Biraz önce Yunan mitolojisinden bir efsane anlatacağım demiştim.
Ne alaka diyebilirsiniz belki.
Narsizm, psikanalitik kuramla ilgili bir kavram ve kökeni Yunan mitolojisindeki Narkistos hikayesine dayanıyor arkadaşlar.
Adını narsizme, bir çiçeğe ve hatta narkoza bile veren mitolojik bir kahraman olan Narkisos'tur.
Narkisos'un en iyi bilinen özellikleri kibir ve kendini beğenmişliktir.
Bu mit aslında kendine aşık olanları umursamayan ve karşılık vermeyen superisi Eko ve Narkisos'un öyküsüdür.
Eko, güzelliği kadar gevezeliğiyle de dikkatleri üstüne çeken bir su perisi iken sabırları taşan tanrılar, özellikle Zeus'un eşi ve sinirliliğiyle ün salan
ev tanrıçası Hera, Eko'nun bu boşboğazlığını cezalandırmaya karar verir.
Eko'nun bu kusuru onu çok zorlayıcı bir cezaya mahkum kılar.
Tanrılar susmak bilmeyen Eko'ya artık sadece ona başkaları tarafından söylenenlerin son kelimesini tekrarlayarak yanıt verebileceği bir ceza verir.
Ağzından çıkan kelimeler kendisinin olmayacaktır.
Bu Eko'yu susmaya mecbur kılan bir eziyet olmuştur.
Eko her ne kadar kendisine aşık olanlara karşılık vermese de bir gün ormanda avlanan bir avcıyı görür ve anında ona tutulur.
Çünkü bu avcı onu hayal edebileceğinden çok daha asil ve zariftir.
Onu izlemeye, onunla yol almaya başlar.
Sonunda bu avcı arkasında birinin olduğunu hissedip kim var orada diye sorar.
Eko'nun yanıtı ise sadece orada olabilmiştir.
Avcı Eko'ya ortaya çıkmasını söyleyince Eko denileni yapar.
Kısa bir sohbet denemesinin ardından Konuşmanın ilerleyemeyeceğini anlayan avcı ekoyu orada bırakıp gider.
Ormanda avlanırken bir pınardan su içmek için suya eğildiği anda kendi yansımasını gören Narkisos tek kelimeyle büyülenir.
Hayatında böyle güzellik görmemiştir.
Hayran hayran baka kalır bu mükemmel görüntüye.
Ona dokunmak, onunla birlikte olmak ister.
Ellerini pınara götürdüğü anda görüntü kaybolur, akar gider avuçlarından.
Kendine aşık olmuştur ama ona asla sahip olamayacaktır.
Aynı Eko gibi yemeden içmeden kesilir, nefes alamaz olur, sevdiğine kavuşamıyor, dokunamıyor olması onu mahveder.
En sonunda dayanamaz ve görüntüsünün yanı başında, kendi güzelliğine bakarak acı ve hayranlık içinde ölür.
Ölü bedeni Pınar'a düşmüş hayali de suyun içinde yok olur.
Nargisos'un ölümüne üzülen su perileri ona bir cenaze töreni düzenlemek isterler.
Suya düşen bedenini almak için Pınar'a ulaştıklarında tek görebildikleri taç yaprakları sarı ve beyazdan oluşan güneş gibi parlak bir çiçek olur.
Şaşkına dönen su perileri bu güzel çiçeği Nargisos'un şerefini adlandırmaya karar verir ve ona Nergis adını koyarlar.
Böylelikle Narcissus'un ölüp Nergis'e dönüştüğü miti yayılır.
Eko'nun yankıya dönüşmesi, Narcissus'un sadece kendi yansımasında kaybolması.
Narcissus'un yansımasında kayboluşu sadece bir mit değil de belki de hepimizin zaman zaman içine düştüğü bir tuzak gibi.
Kendi benliğimizle meşgul olurken yanımızdakilerin sesini, yankılarını duymayı unutabiliyoruz bazen.
Peki narsizm dediğimiz şey sadece kendini sevmek mi yoksa başkalarının varlığını inkar etmek mi?
Psikolojide narsizm kişilik bozukluğu olarak da geçiyor.
Narsistlik kişilik bozukluğunun belirtileri nelermiş şimdi de onu konuşalım arkadaşlar.
Narsist kişiler kendilerini benzersiz sanarlarmış, hayranlığa ihtiyaç duyarlar, başkalarından üstün olduklarını düşünürler ve empatiden yoksun olurlarmış.
Narsist insanların en sık kullandığı yöntem sizi yalnızlaştırmakmış arkadaşlar.
Sizi güçsüzleştirir ve zamanla kendinizi ona mahkum hissedermişsiniz.
Fazla özgüvenli, övgüyü seven, manipüle eden, sürekli haklı çıkan, hakkının yenmesini sevmeyen ama başkalarının da hakkını yiyen insanlarmış
narsistler. Narsist kişilik bozukluğu olan kişilerin ortak özelliği de şu şekilde sıralanmış.
Manipüle edici davranışlar sergilerlermiş, diğer bireyleri kendi kazanımları için kullanırlarmış.
Kendisiyle aynı statüye sahip insanlarla arkadaşlık kurmak ister fakat bu gerçekleştiğinde bile önde olma dürtüsüyle çevresiyle yarış halinde olurlarmış.
Kendi yetenek ve başarılarını abartıp üstün görürlermiş.
Sürekli haklı çıkacağı ortamları yaratıp onaylanmak istermiş narsist kişi.
Sürekli övgü bekler ve bunun için de baskı yaparmış.
Diğer insanları kendinden daha yeteneksiz, daha başarısız, daha az zeki ve daha az güzel bulurmuş.
Bir de şöyle bir şey var arkadaşlar.
Narsistik kişilik bozukluğu olanlar sorun yaratan davranışlarını değiştirmek konusunda aşırı direnç gösterirlermiş.
Yani yaptığı hatayı asla kabul etmiyor.
Kendisi daima kusursuz.
Hep başkaları hata yapıyor.
Narsist kişilik bozukluğu olanlar suçu başkalarında bulma konusunda profesyoneldirler.
En küçük eleştiri bile anlaşmazlığa, çatışmaya ve saldırgan davranış göstermelerine sebep olurmuş.
Narsistik kişilik bozukluk toplumun bütün kesimlerinde her yaştan insanda görülebilmekteymiş.
Toplumun içerisinde görülme oranı ise %6.2 olarak ifade edilmiş.
Yapılan araştırmalarda narsistik kişilik bozukluğunun kadınlara göre erkeklerde daha yaygın olduğu görülmüş.
Toplumdaki cinsiyet rollerinin yansımasına baktığımda aslında bu sonuca hiç de şaşırmadım arkadaşlar.
Sadece cinsiyeti erkek olduğu için bile kendini üstün gören çok garip insanlar var.
Konumuza tekrar dönersek yakın ilişkilerinde ve özellikle arkadaşlarına narsist bireyler başta mükemmel görünürmüş.
Sevilen, başarılı, övülen bir kişilik yapısı sergilerlermiş.
Fakat sevgi genellikle...
manipülatif davranışlarla almaya çalışırlarmış.
Başarıda üstün bir hırs ve başarısızlık anındaysa suçlama davranışlarıyla ön plana çıkarlarmış.
Bu sorunu yaşayan kişiler genellikle aile ve evlilik konusunda karşısındaki insana değersizlik, yetersizlik gibi kavramları yükler ve kişiyi yalnızlaştırma politikası
kurarak üstünlük sağlamaya çalışırmış.
Genellikle ilişkilerini emir ve komuta sistemine göre yürütmeye çalışırlarmış.
Bunun dışına çıkıldığında öfkelenir ve agresif, pasif agresif gibi davranışlar gösterirlermiş.
Karşısındaki kişinin hayatı onu ilgilendirmez.
Eğer ilgi gösteriyorsa genellikle bunu rutinsel gereklilik olarak gördüğü için yaparmış.
Toplamda bütün ilişkisel boyutlar değerlendirildiğinde bu tip insanlar Ben merkezci yapıdadır.
Onlara göre pişmanlık bir zayıflık göstergesidir.
Ancak nadiren de olsa hayatlarının bazı dönemlerinde pişmanlık da yaşayabiliyorlarmış.
Pişmanlık yaşadıklarını fark ettiklerinde ise genelde kendilerini dışarıya kapatıyorlarmış.
Kulağa gerçekten çok can sıkıcı geldiğinin farkındayım arkadaşlar.
Ama bu anlatılanları birebir yaşayan insanlar var.
Bazen bu tarif edilen kişiler bize hiç uzakta olmayabilirler.
Belki partneriniz, belki ebeveyniniz ya da bir arkadaşınız.
Hatta bazen biz bile başkasına farkında olmadan bu davranışları yapmış olabiliriz.
Ve işin acı tarafı da çoğu zaman bunun farkına bile varmadan yıllar geçip gidiyor.
Kimi zaman böyle insanları çevremizden çıkarmakta da zorlanıyoruz.
Çünkü onlar bizi yalnızlaştırarak tam da kendilerine bağımlı hale getiriyorlar.
Şimdi şöyle bir düşünün arkadaşlar.
Sizi sürekli değersiz hissettiren, haklı olsanız bile suçluymuş gibi davranan biri var mı hayatınızda?
Eğer cevabınız evetse mutlaka yazın bana arkadaşlar.
İşin en zor kısımlarından birine geçiyorum arkadaşlar.
Çevremizde, hayatımızda böyle biri varsa nasıl davranmalıyız?
Uzmanlar birazdan bahsedeceğim davranışların sergilenmesini önermişler.
Narsistlerin davranışlarını değiştirme ve düzeltme çabasına girmeyin demişler.
Yani hiç uğraşmayın, onlar zaten bildiğini okuyorlar daima kendilerini haklı gördükleri için.
Hiç onları düzeltme çabasına girmeyin çünkü kendinizi yorar, kendinizi yıpratırsınız.
Davranış sınırlarını net bir şekilde çizilmeliymiş.
Manipülatif davranışlarda bulunmasına da izin verilmemelidir demişler.
Narsist bireyi kaybetme korkusuyla yaklaşıldığı gösterilmemeli ve hissettirilmemeliymiş.
Eğer narsist kişi kaybetme korkunuz varsa altında yatan neden de belirlenmeliymiş.
Yani çevrenizde sizde böyle şeyler yapan birisi var ve siz hala onu kaybetmemek için onun her istediğini yapıyorsanız Evet o bireyde zaten bir sorun var ama siz acaba
niye onun her istediğini yapıyorsunuz?
Bir düşünüp onun nedenini de bulmanız lazım bence arkadaşlar.
Narsist bir insanın karşısında suçluluk, değersizlik, yetersizlik gibi duygulara kapılmamak gerekirmiş.
Bu durum narsist kişinin egosunu beslermiş.
Narsist bir bireye maruz kaldınız mı hiç arkadaşlar?
Ya da bir narsiste iletişimdeyseniz sınırlarınızı nasıl koruyorsunuz?
Ya da koruyabiliyor musunuz?
Cevaplarınızı çok merak ediyorum.
Eğer cevaplarınız evetse yorumlarınızı mutlaka bana yazın.
Bu bölümde narsizmin hem mitolojik hem de psikolojik yönünü konuştuk.
Her farkındalık içsel özgürlüğe atılmış küçük ama anlamlı bir adımdır.
Bugün belki bir parçanızı daha yakından gördünüz.
Bu yolculuk bazen zor, bazen aydınlatıcı olabilir ama attığınız her adım değerlidir.
Kendinizde kalmayı, kendinize inanmayı unutmayın arkadaşlar.
Hafta yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
