
Mutluluk aslında sandığımız kadar uzak değil... Bu bölümde, hayatı zorlaştıran 7 alışkanlığa birlikte göz atıyoruz ve kendimizi biraz daha iyi hissetmenin yollarını konuşuyoruz.
---
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Selamlar Hayalperest'in Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir, her şey yolundadır.
Bugün hepimizin ortak arayışı olan bir konudan bahsedeceğim size arkadaşlar.
Mutlu bir yaşam sürmenin sırlarını konuşacağız.
Peki gerçekten mümkün mü?
Bu dünyada yaşarken türlü zorluklar, hayal kırıklıkları, karmaşalar içindeyken mutlu kalmak mümkün mü?
Bu sorunun cevabını arayacağız birlikte.
Mutluluk çoğu zaman dışarıda aradığımız ama aslında içeriden inşa etmemiz gereken bir duygu.
Toplum bize sürekli daha fazlasına sahip olursak mutlu olacağımızı düşündürüyor.
Daha çok para kazanırsak mutlu oluruz.
Sevdiğim insan hayatımda olursa mutlu olurum.
Terfi alırsam, ev alırsam, istediğim model arabayı alırsam, daha güzel görünürsem, daha çok sevilirsem.
Ama tüm bu dahalara rağmen o hedefe ulaştığımızda bazen hala bir eksiklik hissediyoruz.
Çünkü mutluluk aslında bir sonuç değil bir süreçtir.
Yazar Emerson'ın bir sözü var arkadaşlar.
Mutluluk varılacak bir yer değil yolculuğun kendisidir diye.
Bu söz aslında mutluluğun doğasına dair çok derin bir gerçeği de hatırlatıyor bize.
Mutluluğun bir hedef, bir varış noktası olmadığını, aksine hayatın ta kendisi olduğunu vurguluyor.
Yani bir gün mutlu olacağım diye beklediğimiz her şey aslında bugünü kaçırmamıza sebep oluyor.
Diploma alırsam, iş bulursam, evlenirsem, zayıflarsam, zengin olursam.
Bu bir günler hiç bitmiyor arkadaşlar.
Ancak o gün geldiğinde fark ediyoruz ki içimizdeki boşluk hala orada.
Çünkü biz mutluluğu dışarıda bulunacak.
Dışarıda edinilecek bir duygu gibi düşündük, oysa o içimizde oluşturmamız gereken bir duygu.
Bazen bizim için neyin önemli olduğunu gözden kaçırabiliriz ve evde, işte, sosyal hayatta karşılaştığımız stresi hayatımızın merkezine koyar, bizi üzmesine izin
veririz. Hayatımızda meydana gelen her şey üzerinde tam kontrolümüz olmasa bile, İçselleştirdiklerimizi ya da görmezden gelebileceğimiz bazı şeyleri seçebiliriz.
Bu hayat yolculuğunda bir şeylerin dengesini sağlar, hayatınızdan çıkartmanız ya da görmeniz gereken bazı şeyleri gerçekleştirebiliriz.
İşte o zaman kendiliğinden mutluluk bize gelecektir.
Peki bunun için neler yapmalıyız arkadaşlar?
Size küçük mutlu olma sırları vereceğim.
İlk olarak mükemmelliyetçi biriyseniz onunla ilgili bazı değişiklikler yapmalısınız.
Her şey mükemmel olmak zorunda değil.
Nitekim her şey mükemmel olduğunda da mutlu olacağınızın bir garantisi yok.
Her zaman en mükemmeli olsun diye çabalamak yerine elinizden gelenin en iyisini yapın ve yolunuza bakın.
Mükemmelliyet duygusu mutluluğunuzu sabote etmekten başka bir işe yaramaz.
Houston Üniversitesi'nde yapılan bir çalışma sonucuna göre mükemmelliğin depresyon, anksiyete, bağımlılık ve kaçırılan fırsatlarla ilişkili olduğu ortaya çıkmış.
Başarısız olmaktan korkmayın, eleştirilmekten ya da insanların beklentilerini karşılayamamaktan çekinmeyin.
Kendiniz için en iyisini yapın yeter.
Mutluluk sırlarımızın ikincisi de zehirli arkadaşlıklar.
Sizi yalnızca ihtiyacı olduğunda arayan, iyiliğinizle ilgilenmeyen, sadece anlatan ve hiç dinlemeyen, sözde arkadaşlarınızı hemen görmezden gelmeye başlayın.
Gerçek arkadaş, gerçek dost, çok meşgul olsa bile size bir dakika ayırabilen, anlattığı kadar sizi de dinleyen, sizi anlayan ve mutluluğunuzu, üzüntünüzü
içinde hissedendir.
Siz siz olun arkadaş gibi görünen ama olmayan insanlardan uzak durun.
Mutluluğunuza gölge düşürmelerine asla izin vermeyin arkadaşlar.
Bir diğer mutluluk sırrımızda olumsuzluk ve karamsarlık eğiliminde olmayın.
Hayatın yalnızca olumsuz yönlerine odaklanma eğilimindeyseniz mutluluğunuzu perdeliyorsunuz demektir.
Bakış açısını değiştirmek çok kolay olmasa da bunun için çabalayın arkadaşlar.
Herkesin hayatında olumsuzluklar kadar pek çok da güzel şeyler de oluyordur.
Güzelliklere daha fazla odaklanmayı, olumsuzluklarınsa elbet bir gün son bulacağını düşünmeyi öğrenin.
Mutluluk sırlarımızdan bir diğeri de kendinizi tanıyın ve olduğunuz gibi kabul edin.
Güçlü ve zayıf yönlerini bilmek, geçmişte yaptığın hataları sahiplenmek, kusurlarını görmek ama onlara rağmen kendini sevmek.
Kendini tanımadan başkasının seni anlamasını beklemek ne kadar gerçekçi olabilir ki?
Kabul etmek değişimin ve huzurun ilk adımıdır.
Çünkü kendini reddederek değil kendini anlayarak dönüşebilirsin.
Eğer kendinizi tanımakta ve olduğunuz gibi kabul etmekte zorlanıyorsanız bu konuyla ilgili bir podcastim var.
Onu da mutlaka dinleyin arkadaşlar.
Size yardımcı olacaktır.
Ayrıca sesimin daha çok kişiye ulaşması ve etkileşimimizin de artması için dinlediğiniz uygulamalar üzerinden ve Spotify üzerinden beni takip ederseniz ve arkadaşlarınıza önerirseniz de çok
mutlu olurum diyorum ve konuma tekrar devam ediyorum.
Bir diğer mutluluk sırrı da siz sormadan size fikir söyleyen insanlarla ilgili sizin için neyin en iyi olduğunu bildiğini düşünen birçok insan vardır.
Hani ben senin iyiliğin için söylüyorum diyenler var ya işte onlardan bahsediyorum.
Her zaman fikir belirtir.
Size yapmanız gereken şeyleri söylerler.
Ancak bu insanlar çoğu zaman yanılırlar.
Çünkü sizi gerçekten neyin mutlu edeceğini bilecek olan tek kişi yine sizsiniz arkadaşlar.
Fikir alışverişi önemlidir.
Tabii siz sorduğunuzda karşınızdakine.
Sormadan fikrini söyleyen, sizi yönlendirmeye çalışan insanlardan uzak durun.
Diğer bir mutluluk sırrımızda her şeyin kolay olması gerektiğine inanıyorsanız bu sizi mutsuzluğa sürükler.
Toplumda özellikle son yıllarda şöyle giderek yaygınlaşan bir inanç var.
Eğer doğru yaşıyorsan her şey kolay olmalı, zorluk varsa bir şeyler ters gidiyordur.
Ama gerçek hayat böyle işlemiyor arkadaşlar.
Zorluklar hayatın doğasında var.
Yeri geliyor sevdiğin biri seni hayal kırıklığına uğratıyor.
Yeri geliyor çok çalıştığın bir iş sonuç vermiyor.
Bazen iç huzuru ararken bile çelişkilerle boğuşuyorsun.
Ancak bu yaşadıkların senin yanlış yolda olduğunu göstermez.
Aksine büyüdüğünün, geliştiğinin ve yaşadığının işaretidir.
Her şey kolay olmalı algısı özellikle sosyal medyayla daha da çok yaygınlaştı.
Herkesin mükemmel görünen hayatlarını izliyoruz.
Filtreli mutluluklar, kusursuz başarılar.
estetik gülüşler. Ve sonra kendi hayatımıza dönüp baktığımızda ben neden böyle yaşamıyorum?
İşte benim hayatım neden böyle yolunda gitmiyor diye sorguluyoruz.
Oysa o karelerin ardında da kaygılar, mücadeleler ve belki de uykusuz geceler var.
Ama tabii bunlar bize gösterilmiyor.
Hayat zor olabilir ve bu çok normaldir.
Asıl mesele o zorluğun içinde nasıl bir bakış açısı geliştirdiğinizdir.
Zorluklarla karşılaştığında Ben bunu neden yaşıyorum yerine bundan ne öğrenebilirim diye sormak insanı daha güçlü ve olgun bir yapar.
Ve belki de en önemlisi zorluk seni yoran bir şey olmaktan çok seni sen yapan bir şey olabilir.
Kolay olan seni rahatlatır ama zor olan da seni dönüştürür.
Bunu da unutmamak lazım.
Benim en sevdiğim mutluluk sırrına geldik arkadaşlar.
Bu maddeyi özellikle sona bıraktım.
Şikayet etmeyi bırakın arkadaşlar.
Sürekli şikayet etmek insanı yalnızca geçici olarak rahatlatan ama uzun vadede mutsuzluğu besleyen bir alışkanlıktır.
Ve fark etmeden kişi kendini sürekli bir memnuniyetsizlik döngüsünün içine hapseder.
Şikayet etmek bir nevi hayatla savaşmak gibidir.
Sanki her şey size karşıymış, bütün adaletsizlikler sizi buluyormuş, hiçbir şey yolunda gitmiyormuş gibi düşünmeye başlarsınız.
Ve bu düşünceler tekrarladıkça zihin olumlu olanı göremez.
Sadece eksik olanı görmeye başlar.
Bu da sizi sürekli yokluk duygusunda, yetersizlik hissinde ve içsel bir huzursuzlukta tutar.
Üstelik şikayet etmek bulaşıcıdır da.
İnsan çevresindekilerle de olumsuzlukları paylaşır.
Bu da sosyal ilişkileri zedeler.
Zamanla hem kişi yalnızlaşır hem de içsel mutsuzluğu daha da çok artar.
Oysa aynı enerjiyle şunu da yapabiliriz.
Şikayet ettiğimiz bir konunun yerine ben burada neyi değiştirebilirim diye sormak.
Bu insanı kurban psikolojisinden çıkarıp öz gücünü hatırlatan çok önemli bir farkındalıktır.
Ve bazen de hiçbir şeyi değiştiremiyorsak sadece kabul etmek bile hafifletici olabilir.
Çünkü her zaman kontrol bizde olmayabilir.
Ama neye nasıl tepki vereceğimiz bizim elimizdedir.
Beyin neye odaklanırsa onu büyütür.
Şikayet edip mutsuzluğu büyütmek yerine şükretmek, kabul etmek ve çözüm odaklı olmak bize iç huzuru biraz daha yaklaştırır.
Evet arkadaşlar bugün mutluluğun dışarıda değil içeride inşa edilen bir duygu olduğunu birlikte konuştuk.
Belki zorlanacağız, belki düşeceğiz, belki her şey mükemmel olmayacak, belki hep kolay da olmayacak.
Ama unutmayın bu hayat sizin ve nasıl yaşayacağınızı siz belirliyorsunuz.
Kendiniz için küçük de olsa bir adım atın.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
