
Kusursuzluk Tuzağı: Kendini Olduğun Gibi Kabullen
12 Şubat 2025 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde kendine inanmanın gücünü konuşuyoruz.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayatta en büyük destekçiniz kim?
Hiç düşündünüz mü?
Belki bir arkadaşınız, belki bir aile üyeniz.
Ama ya asıl destekçiniz kendinizseniz, kendi desteğinizi hissettiğinizde hayatınızdaki en büyük dayanak noktasını bulmuş olursunuz.
Çünkü içsel gücünüz dışarıdan gelen desteğin çok ötesindedir.
Herkese merhabalar, Hayal Perest'in Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Kendinize ne kadar inanıyorsunuz arkadaşlar?
Bu soruyu hiç düşündünüz mü veya kendinize sordunuz mu?
Bazen hayatta önümüzdeki en büyük engel kendimize olan inanç eksikliğidir.
Bugünkü bölümde kendimize olan inancımızı artırmanın yollarını, kendi içimizde bir destek sistemi oluşturmayı ve içimizdeki acımasız eleştirmenimizle nasıl başa çıkabileceğimizi
konuşacağız arkadaşlar. Çayınız kahveniz hazırsa haydi başlayalım.
Kişi kendine neden inanmaz?
Öncelikle onu konuşalım.
Eğer siz çocukluk döneminizde aileniz tarafından nedenini bile anlayamadığınız bir durumdan dolayı aşırı eleştiriye maruz kaldıysanız Hareketleriniz, belki kendiniz, okul
performansı, seçim yaptığınız arkadaşlar ve genel olarak hayatınızdaki seçimleriniz beğenilmediyse, başkalarıyla kıyaslanıp oldukça başarılı olmanıza rağmen en ufak bir hatanızda
yerden yere vurulduysanız işte bugün siz de onlar gibi düşünür ve kendinize olan inancınızı kaybedersiniz.
Böyle bir geçmiş insanın iç sesini olumsuz bir eleştirmene dönüştürür.
Kendine inanmanın önünde engel olur.
Artık dışarıdan eleştirilmeye gerek kalmadan kişi kendi kendini eleştirir.
Başarısızlıklar için kendini suçlar ve sürekli yeterince iyi olmadığını düşünür.
Sürekli olarak yanlış yaptığınızı ya da yeterince iyi olmadığınızı duyuyorsanız bir süre sonra bu düşünceler sizin gerçeğiniz haline gelir.
Ancak bu noktada şunu hatırlamak önemli, çocuklukta size söylenenler bugün gerçekleriniz olmak zorunda değil.
Geçmişte duyduklarınızı sorgulamak ve kendi hikayenizi yeniden yazmak tamamen sizin elinizde.
Peki nasıl? İçinizdeki eleştirmenle nasıl baş edebilirsiniz?
Tarafınızı seçin arkadaşlar.
Siz kendinize her anlamda iyi mi davranmak istersiniz yoksa sizi sözel olarak istismar edenlerin mirasçısı olmaya devam mı etmek istersiniz?
Sevgi dolu cümleler kullanmak varken kendinizi dibeye çekmeyin, kendinizle boğuşmayın.
Yapılan geniş çaplı bir araştırma, olumsuz içerikleri tekrarlayan düşüncelerin ve kendini suçlamanın psikolojik sorunları artırdığını ortaya koymuş.
Bakın kendimizi acımasızca olumsuz yönde eleştirmek nelere yol açıyormuş?
İlk olarak sınırlı düşünmeye yol açıyormuş arkadaşlar.
Kendimize sürekli yapamam, başaramam gibi cümleler söylediğimizde beynimiz bu cümleleri bir gerçeklik olarak kabul etmeye başlıyormuş.
Bu durum sadece potansiyelimizi sınırlandırmakla kalmıyor.
Aynı zamanda yeni şeyler denemek için de cesaretimizi kırıyormuş.
Bir şey yapamayacağınızı düşünüyorsanız önce bu düşüncenin nereden geldiğini sorgulayın.
Bu sizin inancınız mı yoksa geçmişte size söylenen bir şey mi?
Bu farkındalık sınırlı düşünme alışkanlığını değiştirmek için ilk adım olabilir arkadaşlar.
Kendinize yapamam yerine bunu nasıl yapabilirim diye sormaya başlayın.
İkinci olarak kendimizi olumsuz yönde eleştirmek mükemmeliyetçiliğe sebep olurmuş.
Kişi iyinin yeterli olmadığına ve mükemmelliğin aslında elde edilebilir olduğuna inanmaya başlarmış.
İyinin yeterli olmadığına inandığınızda sürekli bir tatminsizlik içinde kalırsınız.
Ama gerçekte çoğu zaman yeterli olan aslında tam da ihtiyaç duyduğumuz şeylerdir.
Üçüncü olarak kişinin kendini olumsuz yönde eleştirmesi depresyona neden oluyormuş.
Kendini sürekli eleştiren bir zihin kişinin kendine olan saygısını ve değerini yavaş yavaş yok ediyormuş.
Bu durum bireyin hayata karşı enerjisini kaybetmesine ve karamsarlığa kapılmasına yol açıyormuş.
Depresyonda tam olarak bu noktada devreye giriyormuş.
Kendini olumsuz eleştirmenin bir diğer etkisi de çevreyle ilişkinin bozulmasına neden oluyormuş arkadaşlar.
Çünkü sürekli öz eleştiride bulunmak sizi muhtaç ve güvensiz gösterebiliyormuş.
Kendiniz hakkında sürekli olumsuz konuştuğunuzda çevrenizdeki insanlar sizin hakkınızdaki algılarını da bu doğrultuda şekillendiriyormuş.
Onlara kendinize inanmadığınızı gösterirseniz onlar da size inanmamaya başlar.
Bence burası çok önemliydi arkadaşlar.
Bir düşünün, sizinle ilgili algıyı siz şekillendiriyorsunuz.
Kendinizle ilgili pozitif mesajlar verdiğinizde çevrenizden gelen geri dönüşlerinde nasıl değiştiğini eminim fark edersiniz.
Buraya kadar kendimizi olumsuz eleştirmenin etkilerini öğrendik.
Peki kendimizi olumsuz eleştirmeyi nasıl azaltabiliriz?
Biraz da bunu konuşalım.
Kendinizi acımasızca eleştirmeyi durdurmaya başlayabilmeniz için kendi kendinizi eleştirdiğinizi fark etmeniz gerekirmiş arkadaşlar.
Örneğin kendinize yakın bir arkadaşınıza söyleyemeyeceğiniz bir şey söylediğinizde hemen bunu yakalayın.
Hadi şimdi bir deney yapalım sizinle.
Kendinize son birkaç dakika veya son birkaç gün içinde söylediğiniz olumsuz bir şey söyleyin.
Ve bunu nazik bir cümleyle nasıl değiştirebileceğinizi bulun.
Kendinize bu cümleyi bir dostuma söyler miydim diye sorun.
Bu yolculukta yalnız olmadığınızı bilin arkadaşlar.
Hepimiz içsel eleştirmenimizle zaman zaman savaşıyoruz ama birlikte bu sesleri daha yapıcı ve destekleyici bir hale getirebiliriz.
İçinizdeki o acımasız eleştirmeni yakaladıktan sonra yapmanız gereken düşüncelerin ve duyguların her zaman gerçeği yansıtmadığını bilmek.
Örneğin bir sınavdan düşük not aldığınızda ben başarısızım diye düşünmek çok kolaydır.
Ama bu düşünce o anda hissettiğiniz hayal kırıklığının bir yansımasıdır aslında.
Belki mevcut şartlarınızda değişiklik olsa, daha çok çalışsanız, o dersle ilgili tüm eksikleri tamamlasanız sınav sonucunuz daha farklı olurdu.
Şimdi kendi kendinizi acımasızca eleştirmeyi azaltmak için öncelikle kendinizi eleştirdiğinizi fark ettiniz.
Duygu ve düşüncelerin her zaman gerçek olmadığını öğrendiniz.
Sırada yapmanız gereken de olumsuzu sınırlamak.
Olumsuz iç seslere farkında olmadan kapılıp gittiğimizde hayatımızdaki birçok şeyi etkilemesine izin vermiş oluruz aslında.
Bunun yerine bu iç sesin her şeyi değil sadece bazı şeyleri eleştirmesine izin verebilirsiniz.
Ya da tüm gün yerine sadece günde bir saat...
olumsuz bir şekilde konuşmanıza izin verebilirsiniz.
Bu sayede ona bir sınır koymuş olursunuz.
Zihnimizdeki olumsuz sesi sınırlamak ona boyun eğmek yerine ipleri elimize aldığımız anlamına gelir.
Bu zihinsel olarak güçlü olmanın da bir göstergesidir.
Unutmayın bu iç sesin kontrolü sizde.
O konuştuğunda onun söylediklerini hemen gerçekmiş gibi kabul etmek zorunda değilsiniz.
Bir sonraki aşamada bakış açınızı değiştirin arkadaşlar.
Bakış açınızı değiştirdiğinizde olumsuz düşüncelerin yarattığı ağırlık da azalır.
Bu sizi daha özgür ve güçlü hissettirir.
Hayatta her şeyin geçici olduğunu hatırlamak endişelerimizi daha yönetilebilir bir hale getirir.
Şu an çok büyük görünen bir sorun birkaç yıl içinde tamamen önemsiz olabilir.
Dinlerken belki aklınızdan geçiyor.
İşte benim sıkıntım o kadar da basit değil.
Sen benim nelerle uğraştığımı bilmiyorsunuz diyebilirsiniz.
Haklısınız da bu size kolay gelmeye olabilir.
Ama bir anlığına derin bir nefes alın ve kendinizi büyük resme yerleştirin.
Bu bakış açısı bile size farklı bir his verebilir arkadaşlar.
Bir diğer maddemiz de bana göre en önemlilerinden biri olumsuz cümleleri olumlu cümlelerle değiştirmek.
Hatta bunları bir kenara yazın.
Örneğin şunları yapabilirsiniz.
Şu an bu konuda zorlanıyorum ama denemeye devam edeceğim diyerek kendinize daha yapıcı bir bakış açısı sunabilirsiniz.
Başarısızım yerine her hata bana daha çok şey öğretiyor diyebilirsiniz.
Bu sizi daha ileriye taşır.
Olumsuz ifadeler bizi dibe çekerken olumlu ifadeler de adeta bir motivasyon kaynağıdır.
Şimdi sizi biraz düşünmeye davet ediyorum arkadaşlar.
Hayatınızda sıkça kullandığınız bir olumsuz cümleyi belirleyin ve bu cümleyi bir hafta boyunca olumlu bir ifadeyle değiştirin.
Bakalım nasıl hissedeceksiniz?
Buraya kadar içimizdeki düşmanla nasıl baş edebileceğimizi, o acımasız eleştirmeni nasıl dönüştürebileceğimizi konuştuk.
Madem ki bu ses bizim kendimize olan inancımızı yitirmemize sebep oldu, şimdi de kendimize olan inancımızı nasıl geri kazanırı konuşacağız arkadaşlar.
Kendimize olan inanç hayatın her alanında başarının anahtarıdır aslında.
İster bir hedefe ulaşmak olsun, ister zorlu bir dönemi aşmak olsun, kendimize inanmadığımızda ilerlemek çok zorlaşır.
Kendimize olan inancımızı artırmak için yapmamız gerekenlerden ilki başarılarınızı hatırlayın ve bunları listeleyin arkadaşlar.
Oturun ve hayatınızın bir noktasında başarılı olduğunuzu düşündüğünüz tüm şeylerin bir listesini yapın.
Becerilerinizi anlamak için neyi iyi yaptığınızı tekrar tekrar belirleyin.
Ayrıca kendi karakterinizle ilgili de bir liste yapın arkadaşlar.
Bu listeye kendiniz hakkında hayran olduğunuz şeyleri yazın.
Örneğin köpeklere veya kedilere bakmakta başarılı olduğunuzu fark ederseniz bu doğal olarak şefkatli bir insan olduğunuz anlamına gelir ve bu özelliğiniz sayesinde barınaklarda
gönüllü olarak çalışabilir ya da sokaktaki hayvan dostlarımıza daha çok sahip çıkarsınız.
Kendimize olan inancımızı artırmak için yapmamız gerekenlerden bir diğeri de sizi seven, düşüncelerinize önem veren birinden fikir alın arkadaşlar.
Neden sizi seven dedim?
Demek ki sizde bir şeyler görmüş, hissetmiş ki sizi sevmiş, arkadaş olmuş, ilişki kurmuş.
Ondan fikir alırsanız sevildiğiniz yönlerinizin varlığını bilmek kendinize inancınızı artırma konusunda cesaret verecektir.
Yapmanız gerekenlerden bir diğeri de kendi hikayenize sahip çıkın arkadaşlar.
Hayatınızın hikayesini bir düşünün.
Bir kahraman gibi kendi yolculuğunuza baktığınızda neler görüyorsunuz?
Belki zorluklarla başa çıkmış bir savaşçı, belki de pes etmeyen bir hayalperest.
Hepimiz zaman zaman keşke böyle olmasaydı dediğimiz anlara takılıp kalıyoruz.
Ama o anlar aslında bugün bizi biz yapan, bugünkü ben yapan anlar olduğunu unutmayın.
Kendinize şunu sorun arkadaşlar.
Hayatınızı yeniden yazsaydınız, en başa dönseydiniz neleri değiştirmek isterdiniz?
İşte burası sizin kendinize olan inancınızı artırmak için cesaretinizi toplayıp adım atmanız gereken ilk yer.
Kendinize olan inancınızı artırmak için yapmanız gerekenlerden biri de konuşma alıştırması yapmakmış arkadaşlar.
Etrafınızda bir şeyler olurken bir fikriniz varsa veya bir şeyi yapmanın daha iyi bir yolunu biliyorsanız konuşmaktan çekinmeyin.
Her şeyi olduğu gibi kabul etmeyin.
Her durumda aktif olun.
Fikirlerinizi dile getirmekle dünyaya ben buradayım ve benim de söyleyeceklerim var mesajını verirsiniz.
Bu mesaj hem sizin için hem de çevrenizdekiler için çok güçlü bir dönüşüm yaratabilir.
Kendi kendinize benim fikrim değerli ve paylaşılmaya değer diyerek başlayın.
Çünkü gerçekten öyle.
Siz değerlisiniz ve sizin fikirleriniz de değerli.
Bugünden itibaren yeni bir alışkanlık kazanmaya ne dersiniz arkadaşlar?
Gün içinde en az bir kere bir fikrinizi veya bir düşüncenizi yüksek sesle ifade edin.
Bu bir arkadaşınızla sohbet ederken olabilir ya da iş yerinde bir öneri sunmak şeklinde olabilir.
Hiçbirini yapamazsanız bana yazabilirsiniz arkadaşlar.
Biz artık burada bir aile olduk.
Fikirleriniz, söyleyemedikleriniz, artık neyi paylaşmak isterseniz.
Hatta bu ailemizi genişletmek için dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden kanalımı takip edip bildirimleri açarsanız da sesim daha çok kişiye ulaşır ve bu beni daha çok mutlu eder.
Konumuzu toparlayacak olursak, küçük bir çocuktunuz ve anne babanızın size yönelik olumsuz eleştirilerini, acımasız sözlerini içselleştirip onlarla birlikte büyüdünüz.
Siz büyüdünüz, içinizdeki o eleştiri ve acımasız sözcükler de büyüdü.
O eleştiri ve sözler anne babanızın değil sizin sözleriniz olmaya başladı.
Bir insana durmadan iyi olmadığını söylenirse bir süre sonra artık iyi olmadığına kendi de inanır.
Gelin bugün içinizdeki düşmanla dost olun arkadaşlar.
Daha ne kadar mücadele vereceksiniz ki sen osun o da sen.
Artık birlik olma zamanı.
Unutmayın siz kendinize nasıl davranırsanız hayat da size öyle davranır.
Gücünüzü toplayın ve kalkın yeniden başlayın.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
