
Bu bölümde korku ve cesaret duygusu üzerine konuşuyorum
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Korku bazen ayaklarımıza kanat takar, bazen de ayaklarımızı yere çiviler.
Hayalperestin Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar.
Hayalperestin podcastine hoş geldiniz.
Montaigne'in güzel bir sözüyle başlamak istedim bugün.
Umarım gününüz güzel geçiyordur ve her şey yolundadır.
Bu aralar işimiz gereği bir şehir değişikliği sürecine girdik eşimle beraber.
Podcastlerim maalesef iki haftalık süreye düştü.
İki haftada bir anca paylaşabiliyorum.
Bugün mikrofonun karşısına geçtiğimde bu şeyi özlediğimi fark ettim.
Yani buraya gelip sizinle konuşmayı özlediğimi fark ettim.
Umarım şu telaşlarım biter, rutinime hemen geri dönerim diyorum ve konuma başlamak istiyorum.
Bugün sizlerle korku ve cesaret üzerine konuşacağız arkadaşlar.
İçimizdeki o gizli güçten ve dur yapma diyen o iki duygudan bahsedeceğim.
Cesaretin tanımı ve önemi, kişisel gelişime etkisi, cesaret sonradan öğrenilir mi gibi konuları konuşacağız sizinle.
Bu arada toplumda genel olarak korku duygusu, kaybetme korkusu ve fobiler olarak anlaşılıyor.
Bu konularla ilgili de ilerleyen günlerde bir bölüm yapacağım ama ben bugün günlük hayatımızda Belki aklımıza gelmeyen ama aslında çok büyük etkisi olan korku ve cesaret hakkında konuşmak
istedim sizlerle. Cesaret aslında biraz ortada kalmış bir kavram.
Bazen aptallara atfedilir işte cahil cesareti diye.
Bazen kahramanlara bir gün cesaret gösterir, rezil olursunuz.
Diğer gün adınız altın harflerle yazılır.
Cesaret kelimesi genel olarak korkunun zıttı olarak kullanılıyor.
Özellikle bizim toplumumuzda işte hiçbir şeyden korkmayan insan böyle cesur kişi olarak gösteriliyor.
Ama aslında cesaret ve korku bana göre zıt olmaktan ziyade iç içe geçmiş eylemler.
İşte tehlike karşısında bir anda hissettiğimiz duygu korkudur.
Bu durumun üstesinden gelmek için adım atmanızı sağlayan duygu ise cesarettir.
Günlük hayatımızda da aslında hep karşılaşırız bu durumla.
İşte cesaret etmek fiziksel bir olay veya somut olarak gösterilmesi gereken bir şey de değil.
Yani bu bizim içimizde var olan birbirini takip eden iki ses bana göre.
Bazen bir konuda fikir söyleyebilmek de bir cesarettir.
Özgüvenle de çok bağlantılı bu anlamda.
Peki sizin en cesur olduğunuz alanlarınız var mı?
Mesela kendi hayatınızda ben şu şu konuda işte kendi hayatımın kahramanıyım diyebileceğiniz bir cesaret örneğiniz.
Ya da böyle bir korkunuz var mı mesela?
Bana bunu mutlaka yazın.
Cevaplarınızı merak ediyorum.
Ben size bir kendi korkumdan bahsetmek istiyorum.
Benim bir minik korkum var maalesef.
Yıllar önce ailemle bir dere kenarına pikniğe gitmiştik.
Suyun içinde takılıyoruz.
Ama şöyle söyleyeyim size su ayak bileğime kadar geliyor.
Hatta böyle yer yer kurumuş böyle dere bile denemez işte böyle bir su birikintisi gibi bir şey.
Sonra ben o derenin içinde adımlarken su bir anda benim boyumu aştı ve ben boğulmaya başladım arkadaşlar.
Çırpınıyorum böyle ve gerçekten o an hiç kurtulamayacağımı falan düşündüm.
Çırpınırken tekrar böyle ayaklarım bir anda yere değdi işte çığlık attım.
Sonra beni gelip kurtardılar falan ama...
Ben dahil hepimiz şoktayız.
Çünkü ben burada nasıl boğuldum?
Hani nerede boğuldum?
Ayak bileğime gelen su nasıl böyle benim bir anda boyumu aştı?
Hepimiz böyle onun şokunu yaşıyoruz.
Meğer yazın sıcaklarda o dere tamamen çekiliyormuş.
Ve civardaki köylüler de o dereden çekildikten sonra oradan toprak alıyorlarmış.
Ve yer yer çukurlar oluşuyormuş.
Ben de yürürken o çukurlardan birine denk gelmişim.
Bir de o dönem mesela yüzmeyi bilmiyorum ve benim ölmeden önce yapılacaklar listemde de dalış yapmak vardı.
Ben uzun yıllar suya yaklaşamadım arkadaşlar.
Sonra yüzmeyi öğrendim.
Dalış yapma girişiminde de bulundum.
Fakat çarpıntım tuttu.
Dalışı devam ettiremedim.
Beni tekrar yukarıya çıkardılar.
Ama tekrar deneyeceğim yani vazgeçmiş değilim bundan.
Çünkü korkularımız bizi genellikle hareketsiz bırakır, yeni şeyler düşünmediğimizde de ya da aman işte bir şey olur düşüncesiyle konfor alanımızdan çıkmadığımızda monotonlaşırız.
Sonra biz o monotonluktan sıkılırız ve içsel bir huzursuzluk bu kez içimizi kaplar.
Bir süre sonra bu içimizdeki huzursuzluk da yerini daha çok korkuya bırakır.
Ve biz daha önce korkmadığımız şeylerden bile korkmaya başlarız.
Bu noktada korkunun esiri olmamak çok önemli.
Ay kaç kez korku dedim ya böyle sayacağım bu kaç kez korku dediğimi.
Korkumuzu yenmek için o konunun daha çok üstüne gideriz ve bu da bir cesarettir.
Korku bizi ne kadar hareketsiz ve gölgede bırakırsa cesarette bir o kadar eyleme geçmemizi sağlar ve bu nedenle de çok gizemli ve derin bir duygu bana göre cesaret.
Tarihe baktığımızda büyük olayların olması aslında hep birilerinin cesareti sonucu gerçekleşmiştir.
İşte kıtaların keşfi, icatlar, savaşlar.
Ve daha birçok şey aslında hep bir cesaret ürünü.
Beni çok etkileyen bir isimden örnek vermek istiyorum.
İlerleyen bölümlerde belki hayatının tamamını da anlatırım.
James Dyson tam 5127 kez süpürge prototipi yapıyor arkadaşlar.
Asla yılmıyor, vazgeçmiyor, denemekten bıkmıyor ve 5127 kez deniyor.
Ve sonunda James Dyson'ın kendi adıyla markalaşmış elektrik süpürgelerinin de temelini atarak icadını gerçekleştiriyor.
İçindeki kaybetme korkusuna hiç kapılmamış.
Kim bilir neler yaşamıştır bu süreçte ama 5127 kez deneme cesareti gösterip amacına ulaşmış.
İlk podcastlerimden olan Aziz Sancar hocamızla bana göre çok büyük bir cesaret örneği podcastimde daha detaylı anlatmıştım.
Mardin'in Savur ilçesinden İstanbul Üniversitesi'nin tıp fakültesi okumak için gidiyor ve röportajında şunu söylüyordu.
Hepsi kolejlerden, fen liselerinden gelmişti.
Bense Savur'dan gelmiştim.
Ben nasıl baş edeceğim bunlarla dedim.
Çalıştım, azmettim.
Üniversiteden birincilikle mezun oldum diyor ve asla korkmamış onların aralarında cesaret edip daha çok çalışmış.
Cesaret denilince aklıma gelen asıl isim de ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk.
Hem fiziksel cesaret hem sosyal cesareti onun ne kadar büyük bir lider olduğunu bize gösteriyor.
Ulu önderimizin diğerlerinden farklı kılan cesaret anlayışının temelinde ise Bilgi, bilinç ve inançtan gelen bir cesareti var.
Bu da başarıyı tabii ki beraberinde getiriyor onun hayatında.
Benim daha önce karşılaşmadığım bir hikayeyi keşfettim bu bölümü hazırlarken Ulu Önderimizle ilgili ve bu bölümde ona yer vereceğim.
Lord King Ross kitabında Ulu Önderimizle ilgili şöyle bir bilgi yazmış.
Çanakkale Savaşı'nda İngiliz bataryası Ulu Önderimizin bulunduğu spere ateş açıyor.
Fakat böyle menzili tam olarak hesaplıyorlar.
Mermilerden biri siperin ilerisine düşüyor.
İkinci mermi 20 metre kadar yakınına düşüyor.
Ve üçüncü mermi çok daha yakınına düşüyor ulu önderimizin.
Yani dördüncü merminin tam böyle isabet edeceği belli gibi bir şey.
Sumaylardan birisi kaçması için ulu önderimize yalvarsa da Askerlerime kötü örnek olamam diyor ve oturduğu yerde sigarasını içmeye devam ediyor Ulu Önderimiz.
Fakat hiçbir şey olmuyor.
Çünkü tüm hesapları yapmalarına rağmen 3 mermi isabet etmediği için düşman askeri korkuyor ve 4.
mermiyi atmıyor.
İşte Ulu Önderimizin o cesareti İngiliz askerini korkutmaya yetiyor.
Ve yine Çanakkale Savaşı'nda askerlerine ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum demesi de tarihte eşi benzeri olmayan benzersiz bir cesaret örneği.
Ulu Önderimizin cesaretini anlatmaya tabii ki saatler yetmez ama ben burada böyle küçük bir hikayesinden bahsetmek istedim.
Peki cesaret sonradan öğrenilebilir mi?
Biraz da bunu konuşalım.
Yapılan araştırmalar cesaretin sonradan öğrenilebileceği ve geliştirilebileceği yönde.
Sonuç olarak bu hayatta her birimizin öğrenme şekli ya da öğrenme süresi daha farklı.
Ve şöyle de bir durum var.
Cesaretin motivasyon ve özgüvenle doğrudan ilişkisi olduğu da açıklanmış.
Motivasyon kaynağınızı bulmak, cesaretli olmak konusunda kendi içinizde atacağınız en önemli adım.
Sizi en çok ne motive eder?
Gücünüzü toplamanızı sağlar.
Bunları bir düşünüp hatta böyle yazıya dökerseniz kendinizle ilgili önemli bir adım atmış olursunuz.
Önceki başarılarınızı ya da işte başarı demeyelim.
Sonuçta başarı ve cesaret birbirinden farklı kavramlar.
Daha önce cesaret edip yapabildiğiniz şeyleri düşünün.
Ne yaparsınız? Neden yapmayasınız ki?
Ben mesela denizi ve özellikle de denizin altındaki yaşamı hep çok merak ederim.
Bayılırım bu konuyla ilgili belgesel izlemeye.
O boğulma vakasından sonra adım adım motive ettim kendimi.
Ve bunu da hep böyle denizi çok seven bir insanım.
Denizin böyle kenarına her gittiğimde hani sana yaklaşacağım, sana dokunacağım, işte bir gün o balıkları göreceğim şeklinde kendimi hep bu şekilde adım adım motive ettim.
İlk dalış deneyimim ne kadar başarısız olsa da bulduğum ilk fırsatta tekrar deneyeceğim.
Kendi içimde bu konunun hep üstüne gidiyorum.
İşte iki yıl önce mesela yüzmeyi öğrendim.
Bir yıl önce de denizde ilk kez ekipmansız yüzdüm.
Sadece gözlüğüm vardı.
Çarpıntım ara ara tuttu ama yine de yüzebildim.
Ancak o vakadan sonra benim için yüzmeyi öğrenebilmek bile çok büyük bir başarıydı.
Gerçekten hiç yaklaşamıyordum yani suya.
Sokrates'in güzel bir sözü var.
Sınanmamış yaşam yaşamaya değmez diye.
Korkularınızın esiri olmayın arkadaşlar.
Eğer cesaret konusunda biraz böyle zayıfım, biraz eksiğim var diyorsanız bu konuyla ilgili sizi motive edeceğini düşündüğüm bir film de söylemek istiyorum.
Açıkçası beni etkilemişti.
Into the Wild yani Özgürlük Yolu filmi beni çok etkileyen filmlerden oldu.
Bir de gerçek hikayeden esinlenen bir film olduğunu da bildiğim için açıkçası baya bir ilgimi çekmişti ve bana da iyi gelmişti.
Eğer cesur olma konusunda biraz eksiğim diyorsanız bu filmi mutlaka izleyin derim.
Hatta sonrasında bana da görüşlerinizi yazın.
Size cesaret konusunda uzman psikologların hazırladığı bir cesaret egzersizi söyleyeceğim şimdi.
Öncelikle kendinizi dinleyebileceğiniz sessiz bir ortama geçin ve elinize kağıt kalem alın.
Bir yetişkin olarak ya da artık kaç yaşındaysanız geçmişte korktuğunuz ve korkunuzla yüzleşerek harekete geçtiğiniz bir durumu hatırlayın.
Ben şimdi size ne demek istedim?
Örnek vereyim. Arkadaş grubunuzla Luna Park'a gittiniz ve gondoldan çok korkuyorsunuz ama grubun içinde de böyle gondola işte bilmem derseniz sizinle böyle korkuyorum derseniz sizinle
dalga geçecekler falan bir yandan da bunu da düşünüyorsunuz ama çok da korkuyorsunuz.
Bu şu an benim aklıma gelen bir örnek.
Siz de bu şekilde korkunuzla karşı karşıya kaldığınız bir konuyu hatırlayın.
Şimdi birinci olarak yapacağınız cesaret egzersizimizle ilgili o anda ne gözlemlediniz ve neler hissettiniz?
Luna Park'taki gondolu örneğimin üzerinden gideceğim.
Gondolu gördünüz işte atıyorum karnınız mı ağrıdı, çarpıntınız mı tuttu, mideniz mi bulandı?
Yani korkunuzla karşılaştığınızda ne hissettiniz?
Önce bir korkunuzu tanıyın.
İkinci olarak yapmanız gereken şey kendinizi cesaretlendirmek için mesela o an ne dediniz?
Ya da işte etrafınızdakiler size ne dedi?
Arkadaş grubunuz herkes çok mutlu hadi gondola binelim diyor.
Korkuyorsunuz ama bunu da söyleyemiyorsunuz.
Fakat günün sonunda siz onlarla beraber gondola bindiniz.
Korkunuzun üstüne gittiniz.
Kendi kendinize içinizden ne söylediniz de mesela ikna ettiniz?
Hani şunu mu dediniz? Ya işte küçük çocuklar bile yapabiliyor.
Hani ben mi binemeyeceğim gibi kendinizi cesaretlendirecek ne söylediniz?
İkinci olarak bu söylediklerinizi düşünüyorsunuz.
Üçüncü olarak kendinize bunları söylerken hangi noktada korkunuz azaldı?
Arkadaş ortamınızda işte böyle...
Dalga konusu olmamı, durumu mu korkunuzu azalttı ya da ya işte küçük çocukların yaptığı şeyi ben mi yapamayacağımı mı azalttı?
Korkunuzu ne azalttı?
Üçüncü olarak keşfedeceğiniz bu.
Dördüncü olarak korkunuzla ne zaman yüzleştiğinizi aklınıza getirin.
Yani bu kelimeleri kendinize söylediniz ya kendinizi cesaretlendiniz.
İşte o sizin korkunuzla yüzleştiğiniz an ve siz onun bir sonraki hareketinizde zaten eyleme geçmiş oluyorsunuz.
Dördüncü olarak korkunuzla ne zaman yüzleştiğinizi aklınıza getirin.
Beşinci olarak da şimdi de ya da şu anda işte zorluk yaşadığınız, korktuğunuz veya kaygılandığınız bir durumu düşünün.
Şu anda bugün neden korkuyorsunuz mesela?
İşte örnek veriyorum.
Zam istersem beni işten çıkarırlar.
Bu dersten kötü bir not alırsam işte ailem bana şöyle davranır, böyle yapar gibi gibi.
Bunlar benim şu anda aklıma gelen şeyler.
Sizin şu anda zorluk yaşadığınız, korktuğunuz konu, kaygılandığınız konu neyse mesela onu düşünün.
Bu bizim beşinci adımımızdı ve altıncı adıma geçelim.
Şimdi de önceki iki tecrübenizi düşünün.
Yani gondoldan korktuğunuz halde gondola bindiğiniz tecrübenizi düşünün.
Ve o an kullandığınız cesaretlendirici becerilerinizi bugünkü durumunuza uyarlayıp uyarlayamayacağınızı kontrol edin.
Yani hani o gün kendinizi orada motive edip arkadaş grubunun içinde hiç böyle çaktırmadan korkunuza rağmen gondola binebildiniz ya işte.
O becerinizi tekrar hatırlayın.
O gücü kendinizde tekrar hissedin.
Ve onu bugünkü korktuğunuz şeye uyarlamaya çalışın.
Kendinize bu becerilere sahip olduğunuzu Ve bunları geçmişte kullandığınızı hatırlatın.
Ya ben o gün bak böyle yapmıştım, gondola binmiştim ya da işte arabayı kullanabilmiştim, ne bileyim dalış yapabilmiştim.
Bunlar benim şu an aklıma gelen şeyler.
Bu sonuç olarak sizin içinizde var olan bir güç.
Bunu hatırlayın ve bu becerilerinize engel olan, sizi şu anda korkutan şey neyse onu keşfedin.
Ben bunu daha önce yaptım, yine yapabilirim.
Ama benim şu anda bunu yapabilmeme engel olan ne?
Bundan nasıl kurtulabilirim?
Bunları düşünün.
Tabii bunları yazarak adım adım yapın.
Bu etkinliği 7 gün boyunca her gün yapmanız gerekiyor arkadaşlar.
Ve uygularken de kalbinizin sesine mutlaka kulak vermeniz gerekiyor.
Bunu mutlaka deneyin.
Sonuçlarını bana yazın.
Ben de kendi hayatımda deneyeceğim dalış yapma konusuyla ilgili.
Bakalım sonuçlarını paylaşalım hep birlikte.
Ben de sizinle paylaşacağım.
Siz de benimle paylaşın ki işe yarayıp yaramadığını görelim.
Her ne olursa olsun hayatımızın içinde birçok kez kritik adımlar atmamız gerekiyor.
Bu nedenle ilerlemenin, değişmenin, büyümenin ve kendini gerçekleştirmenin anahtarı da cesur olmaktan geçiyor.
Kimi zaman engelleri aşmak bir cesarettir.
Kimi zaman acı çekmek, dik durmak.
Rutine düşmemek, alışkanlıkların kölesi olmamak da bir cesarettir.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Korkularınızın esiri olup hayatı kaçırmayın derim.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Ayrıca dinlediğiniz uygulamalar üzerinden takip edip bildirimlerinizi de açarsanız yeni bölümlerden ilk sizin haberiniz olur.
Filmi belki tam telaffuz edememiş olabilirim.
Bu nedenle Instagram sayfamdan paylaşacağım.
Oradan da bakabilirsiniz. Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
