
Bu bölümde sizlere hepimizin çok sevdiği Yeşil Çamın efsane ismi Kemal Sunal’ı anlatıyorum.
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Melis ben.
Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Bugün sizlere bir biyografi ile geldim.
7'den 70'e herkesin çok sevdiği filmlerini defalarca izlediğimiz Türkiye'nin Charlie Chaplin'i olarak adlandırılan Kemal Sunal'ı anlatıyorum.
Kendisi benim de en sevdiğim oyunculardan, ustalardandır.
Halen nerede denk gelsem durur mutlaka izlerim onun filmlerini.
Türk sinema tarihinin en önemli oyuncularından biri olan Kemal Sunal.
Sunal canlandırdığı birçok karakterle gönüllerimize taht kurmuştur.
Kibar Feyzo'dan, İnek Şaban'a, Bekçiler Kralı'ndan, Kapıcılar Kralı'na ve diğer oynadığı karakterlerin hepsine hayran olmakla birlikte bence herkes televizyonla gördüğü anda takılıp
kalır ve izler. Bizler onlarla büyüdük.
Yani bizler Kemal Sunal'ın filmleriyle büyüdük.
Şaban karakterleriyle büyüdük.
Ve bence bizden sonraki nesilde de mutlaka onun esintileri olacaktır diye düşünüyorum.
Peki Kemal Sunal kimdir?
Önce biraz ondan bahsedeceğim.
Sonra da yapılan analizlerle Kemal Sunal'ı bize sevdiren nedenlerden bahsedeceğim.
Tam adı Ali Kemal Sunal'dır.
10 Kasım 1944'de İstanbul'un Küçükbazar semtinde dünyaya geldi.
Bir röportajında şöyle söylüyor.
Aslında 10 Kasım doğumluyum ama atamın vefat ettiği günde doğum günü kutlayamam, sevinemem, gülemem.
Doğum günüm 11 Kasım demiştir.
İnceliğe ve düşüncenin güzelliğine bakar mısınız?
Kendinden küçük iki erkek kardeşi daha var.
İlkokulu Mimar Sinan İlköğretim Okulu'nda okuduktan sonra Fatih'teki Vefa Lisesi'ne gitti.
Lise hayatını 11 yılda tamamlayan Kemal Sunal bu dönem için şöyle söylüyor.
Bu benim tembelliğimden, salaklığımdan ileri gelen bir şey değildi.
15-20 kişilik bir grubumuz vardı.
Beraber geziyor, beraber kalıyorduk.
Anlaşmış bir grubumuz. Bir nevi haylazlık diye bahsediyor o yıllarından.
Bu size Hababam sınıfını hatırlattı değil mi?
Aslında Hababam sınıfını da lise hayatında yaşamış gibi anlıyorum ben onun bu sözünden.
Lise yıllarında dersleri pek iyi değildi Kemal Sunal'ın.
Ancak tiyatro ve oyunculuğa karşı çok ilgiliydi.
Sanat hayatına ilk olarak Vefa Lisesi'ndeki Zoraki Tabip isimli tiyatro oyunu ile başladı.
Lise öğrenimi sırasında oynadığı bir oyunla Akşam Gazetesi Liseler Arası tiyatro yarışmasında en iyi...
karakter oyuncu seçildi.
Bu sıralarda Kemal Sunal'ın yeteneğini keşfeden kişi lisedeki felsefe öğretmeni ve tiyatro hocası Belkıs Balkır'dır.
Başlarda Kemal Sunal'ın babası izin vermemiş oyuncu olmasına ancak Belkıs öğretmen ikna etmiş babasını.
Belkıs Balkır'ın kendisini Müşfik Kenter ile tanıştırmasının ardından Kemal Sunal Kenterler tiyatrosunda çalışmaya başladı.
Bir süre burada çalıştıktan sonra oradan ayrılıp Ulu ve Uraz tiyatrosuna geçti.
Burada 4 yıl çalıştıktan sonra Ayfer Feray tiyatrosuna geçti.
Artık burada profesyonel oyuncu olarak büyük rollerde yer almaya başladı.
Dün bugün isimli bir oyunu Zeki Alasya birlikte oynuyorlardı.
Ve o dönem Zeki Alasya sinema filmlerinde de oynamaya başlamıştı.
Ünlü yönetmen Erkan Eğilmez ise yeni filmi için oyuncu arıyordu.
Ertem Eğilmez'i aradığı oyuncuyu bulabilsin diye o gün tiyatroya davet etti.
Ertem Eğilmez Kemal Sunal'ı çok beğendi ve ona yeni filmi için rol teklif etti.
Filiz Akın ve Tarık Akan'ın oynadığı Tatlı Dillim filminde Tarık Akan basketbol oynuyordu.
Ertem Eğilmez, Kemal Sunalı, Tarık Akan ile birlikte basketbol oynayan bir arkadaşı olarak filmde rol verdi.
Yan oyuncu olarak rol alacağı için konuşma metni hazırlanmadı Kemal Sunalı.
Ertem Eğilmez, sen sadece gülsen yeter dedi.
Yaklaşık 3-3,5 dakika göründü toplamda ekranda.
Ancak filmin sonunda seyirci onun gülüşünü çok sevdi ve böylelikle sinemaya da adım attı Kemal Sunal.
Yani konuşturmadan güldürmüş herkesi gülüşüyle etkilemiş büyük usta.
Kemal Sunal'ın annesi Sayıbe Sunal ekranlarda görünenin aksine Kemal Sunal'ın son derece utangaç, çekingen ve içine kapanık olduğunu söylüyor.
Yapılan bir röportajda da kendisi de bunu doğruluyor.
Köysunal'da Kemal Sunal'ın tam bir aile babası olduğunu söylüyor.
Akşam sekiz buçukta evde olurmuş.
Ve akşam yemeklerinde de herkesin sofrada olmasını istermiş.
Milli değerlerimize ve kültürümüze çok önem verirmiş.
Kemal Sunal sadece filmlerinde değil gündelik hayatında da gerçekten hepimize örnek bir insanlı.
Ama ben annesinin söylediği şeyi böyle kafamda oturtamadım ya.
Hani böyle ekranlarda görünenin aksine böyle utangaç çekingen falanmış ya böyle ne bileyim.
Kemal Sunal hep böyle...
Direkt aklıma onun ismi geçtiğinde sadece 32 dişini birden gördüğümüz gülme sahneleri geliyor.
Onu böyle içine kapanıp bir şekilde oturtamıyorum kafamda.
Üniversite öğrenimine Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde başladı.
Ancak 12 Eylül olayları nedeniyle okulu yarım bıraktı.
O dönemde sağcı solcu meseleleri yüzünden birçok oyuncu yurt dışına kaçmış, oyunculuğu bırakmıştı.
Ancak Kemal Sunal siyasete hiç bulaşmadan oyunlarına ve filmlerine devam etti.
Bence bu gerçekten profesyonelliğin bir göstergesidir bana göre.
Yani 80'leri görmedim ben.
90'lıyım ama hani büyüklerimizden hep dinleriz ki kötü dönemlermiş.
Ama bundan hiçbir şekilde etkilenmeden sanatını gayet güzel devam ettirmiş Kemal Sunal.
Ve en aktif olduğu yıllar da aslında 80'li yıllarmış.
Çok güzel filmlerini de çekmiş.
Profesyonelliğinin bir göstergesi bence.
1977 yılında 5 filmde oynadı ve o yıl Kapıcılar Kırılı filmiyle Antalya Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü almış Kemal Sunal.
1981 ve 1986 yılları arasında Şaban filmleri...
çekili. Bakın görüyor musunuz 12 Eylül ve 80'lerdeki sağcı solcu olaylarından bahsettim.
Bizim Kemal Sunal deyince aklımıza en çok gelen işte Şaban ismidir.
Şaban filmleridir ve Kemal Sunal o filmlerini 81 ve 86 yılları arasında çekmiş.
Demek ki insan bir şey yapmak isterse önünde hiçbir şey duramaz.
Ben buradan onu çıkartıyorum.
Ve Kemal Sunal Şaban filmleriyle ilgili görüşlerini şöyle aktarmış.
Çok şaşırdığım bir şey öğrendim.
Bu röportajını izlediğimde.
Bundan sonra filmlerde Şaban adını koymasak bile değişen bir şey olacağını zannetmiyorum.
Millet Şaban olarak biliyor.
Bu yıl firma yanlışlık yaptı.
Filmdeki adım Niyazi.
Adının Atlagel Niyazi olması lazım.
Afişler, lobiler hepsinde Atlagel Şaban oldu.
Seyircilerden bir kişi de çıkıp demedi filmdeki adın Niyazi, afişte Şaban yazıyor diye.
Farkına bile varmadı kimse diye söylemiş.
Gerçekten o film izlediğim ve sevdiğim filmlerinden.
Okuduktan sonra, röportajından sonra açtım ben de baktım.
Filmdeki adı Niyazi ama ismi Atlagel Şaban.
Bence Şaban karakteri Kemal Sunal ile çok özleşmiş bir isim.
Küçükken ben de Kemal Sunal'ın adını Şaban zannediyordum.
Büyüdükçe öğrendim ismini.
Kemal Sunal değildi ya. O benim için Şaban'dı.
Hala da benim için Şaban.
Filmlerde isimleri farklı olsa bile o benim için daima Şaban olarak kaldı küçüklüğümden bu yana.
Kemal Sunal 12 Eylül darbe olayları nedeniyle yarın bıraktığı üniversite öğrenimini 1995'te Tam 51 yaşında tamamladı.
Ben bundan çok etkilendim ya.
Bu şekilde okulu bitirdiğini bilmiyordum.
Yani 51 yaşına gelmiş.
Zaten ki o yaşına kadar da oyunculukta çok iyi ilerlemiş.
Bence ekonomik durum da iyiydi.
Ama bundan asla vazgeçmemiş.
Profesyonel olduğunun yine bir kanıtı.
51 yaşında yarım bıraktığı eğitimini tamamlamış.
Televizyon ve sinemada Kemal Sunal Güldürüs'ü başlıklı teziyle de 99'da yüksek lisansını tamamladı.
Okumak için. yüksek lisans için veya işte ikinci üniversiteyi okumamak için bahane bulanlara ki bunlardan biri de benim bizlerin hepimize örnek bir davranışı olsun.
Yani 51 yaşına bile gelse yüksek lisans da yapılır.
Üniversitede bitermiş demek ki.
Çok kısa ama çok güzel bir mezuniyet konuşması var Kemal Sunal'ın.
Dinlemenizi mutlaka tavsiye ederim.
Konuşmaya şöyle başlıyor.
4 senelik maraton 27 senede bitti.
Zaten ben bunu hep yapıyorum.
Ortaokul... Lisede 11 senede bitti ama ben ne yapayım okumayı çok seviyorum.
Türkiye'nin okuyan insana çok ihtiyacı var diyor.
O kadar da vizyon sahibi ki yani 51 yaşına gelmiş işte ünlüyüm paraya ihtiyacım yok dememiş tamamlamış üniversite öğrenimini.
Kemal Sunal'dan öğreneceğimiz sadece filmlerinde de değil gündelik hayatında da gerçekten çok şey varmış.
Oynadığı tiyatro oyunlarının haricinde toplamda 82 filmde rol almış ve son filmi 19...
1999'da vizyona giren propagandayı da oğlu Ali Sunun ile birlikte oynamıştır.
3 Temmuz 2000 yılına geldiğimizde ise Balalayka filminin çekimleri için Trabzon'a gitmesi gerekiyordu.
Kemal Sunal'ın uçak fobisi vardı ve her yere Almanya'ya bile kendi aracıyla giderdi.
Ancak o gün bu korkusunu yenmeye karar verdi.
Oğlunun ve arkadaşlarının ısrarlarına rağmen uçağa binmeyi tercih etti.
Çok heyecanlandı ve daha uçak hareket etmeden kalp krizi geçirdi ve oracıkta...
Ayrıldı aramızdan. Kim bilir yaşasaydı daha ne büyük oyunlara, ne büyük yine önemli filmlere imza atacaktı.
Keşke aramızda olsaydı.
Buraya kadar Kemal Sunal'ın hayatını anlattım size.
Şimdi de bizim hayatımızdaki Kemal Sunal'dan bahsedeceğim.
Biz Kemal Sunal'ı neden bu kadar çok sevdik?
Üç madde altında anlattım bunu size.
Hababam sınıfını da en sona bıraktım.
Mutlaka dinleyin sonuna kadar.
Birinci olarak Kemal Sunal korkak ve cesur olduğu için izleyici tarafından çok sevildi.
Kemal Sunal'ın karakterlerinin hemen hemen hepsi korkak cesur zıtlığına hizmet eder.
Burayı anlatırken arkasına bakarak kaçtığı sahneleri geliyor aklıma.
Hatta şu anda aklıma da şey geldi.
Bu Hababam sınıfındayken Ayşen Guruda ile randevulaştığı bir bölüm vardı ya.
açmayı beceremiyordu. Böyle yakasına karanfil takıyordu.
Birbirini o şekilde tanıyacaktı.
Ama okuldan kaçamamıştı.
Böyle şey arkasına bakmadan koştuğu bir sahne vardı.
Şu an anlatırken aklıma orası geldi.
Toplum tarafından bir kenara itilmiş, dışlanmış, ezilmiş insanların da bir gün önemli biri olabileceği ya da bir şeyleri kazanabileceğine, yapabileceğine inandıran karakterlerdir
Kemal Sunal'ın karakterleri.
Genelde filmlerin sonunda da halkın kahramanı olur Kemal Sunal.
Örnek verecek olursam Kibar Feyzo filminde ağalık düzenini tek elden yönetimi ve toplumdaki alt üst çatışmalarını çok iyi yansıtır.
Çok iyi anlatır bana göre o film.
Bir de filmde hakim bey diye konuşuyor ya ama hakim asla izleyici tarafından görülmüyor.
Aslında burada hakim dediği de tabii ki izleyiciler oluyor.
Ve son söz izleyiciye bırakılıyor.
Gariban bir köylüğünde bir şeyler yapmış olabileceğini göstermiş oluyor.
Üçkağıtçı filmindeki dini göndermelerde de yağmur yağdırmak için Arif Efendi diye sahtekar bir hoca var.
Ve milletten 50 bin lira para karşılığında yağmur yağdırabileceğini iddia ediyor.
Milleti kandırıp parasını alıyor.
Hatta cami imamın da şöyle bir filmde sahnesi var.
Camide vaazda yağmurun hangi koşullarda yağdığını anlatım.
Ama insanlar Allah'ın işaret ettiği ilim üzerinden yürümezler de gördüğün gibi Arif denilen bir adamın peşinden giderler diyor.
Ve filmin devamını biliyorsunuz Kemal Sunal kahraman oluyor.
İnsanların parasını kurtarıyor.
Ya Kemal Sunal filmlerinde aslında en çok fark ettiğim şu var.
Aradan yıllar geçmiş.
Zaten bunu kendisi de söylüyor.
Bir röportajda diyor ki 50 yılda geçse benim filmlerim izlenecek diyor.
Gerçekten 50 yılda geçse izlenecek.
Baktığımız zaman o dönemki sahte hocalar...
Yağmur yağdırması için halktan para alıyor, bir şeyler yapıyor falan ama şimdi de din adı altında.
Maalesef görüyorsunuz ki bambaşka şeyler yapılıyor.
Benim en üzüldüğüm noktada aradan yıllar geçmesine rağmen maalesef bir şeylerin değişmemiş olması.
Umarım güzel günler görürüz.
İkinci olarak toplumsal düzen ile ilgili saptamaları onu bize sevdirmiştir.
Kemal Sünal filmlerinde toplumsal sınıf ayrımı gerçeği tüm çıplaklığıyla verir.
Komedi yoğunluğu olsa da alt sınıftan gelen karakterlerin yaşadıkları zorluklar, köyden kente göçün geçirdikleri ve toplumsal yaşama dair gerçek saptamalar filmlerin hepsinde sosyolojik
bir altyapı olduğunu göstermektedir.
Burada yine Kibar Feyzo filminden örnek vermek istiyorum.
Konuya çok güzel değiniliyor çünkü faşo ağa diyerek duvara yazdığı sahnede faşizme dikkat çekiyor.
Para kazanmak için gittiği İstanbul'da orada böyle inşaatta falan çalışıyor ya işte grev, özgürlük, işçi, sendika gibi kavramlarla tanışıyor.
Çocukça masum bir tavırlarla sorduğu sorularla aslında birçok mesaj vererek insanların sorgulama yapmasına neden oluyor.
Gurbetçi Şaban filminde de kendilerini küçük gören Almanlara karşı hırs yapıyor.
Çalışıp zengin olup ellerindeki her şeylerini alıyor mesela Almanların.
Ve o filmde benim en çok hoşuma giden sahnelerden birisi de şey yapıyor ya Atatürk'ün resmi önünde Almanlara selam verdirip diz çöktürüyor.
Bana göre gelmiş geçmiş en efsane yerleştirmelerden birisi yani orası.
Bir de filmde şey var kantin sahnesi var.
Kantin sahnesinde de duvara şey yazmışlardı böyle ne mutlu Türk'üm diyene.
Böyle ince ince nakış gibi düşünülüp işlenmiş efsane filmlerden birisi.
Aslında hepimizin belki de haykırarak güldüğü Tosun Paşa filmi mesela liyakatla ilgili gelmiş geçmiş en iyi gönderme yapılan filmlerden birisi de bence o.
Evdeki hizmetçi bir anda üniforma giydirilerek paşa oluyor.
Bilgisine bakılmadan gerçekten kim olduğuna bakılmadan toprak uğruna neydi Yeşilvadi miydi Yeşilvadi uğruna.
Liyakatı çok güzel örnek gösterilen, anlatılan filmlerden birisi bence Tosun Paşa'da.
Şabaniye filmi bence az biliniyor ama diğer filmleri kadar Şabaniye filmi bilinmiyor bu arada.
Onu fark ettim bu podcastı hazırlarken.
Ama kan davasına dikkat çekmek için kadın kılığına girdiği ve gönderme yaptığı efsane filmlerinden birisi mesela.
Üçüncü olarak karakteri koruma içgüdümüz Kemal Sinola.
Bizlere sevdirenlerden Kemal Sunal karakterinin her ne kadar zaafları olsa da hep saf, fazla iyi niyetli ya da korkak karakterlerdir Kemal Sunal.
Bizler de izleyici olarak filmlerde ya da dizilerde hep kaybedenin tarafında olmayı seçeriz.
Tıpkı kendimizin de kazanmayı istediği gibi.
Bu nedenle Kemal Sunal halkın içinden Bizim gibi olduğu için biz onu çok sevdik ve bu yüzden üstünden yıllar geçse de halen filmlerini severek izliyoruz.
Sakar Şakir filminde insanların korktuğu kabadayı tiplere karşı Kemal Sunal son derece cesur davranıyor ve Şakir'in sakarlıkları keramet zannediliyor.
Aslında öyle insanların, kabadayı gibi görünen insanların gerçekten ne kadar korkak olduğunu da son derece basite indirgeyerek anlatmış bence Kemal Sunal.
Kemal Sunal filmlerinde hiçbir şeye gelişi güzel değildi.
Her hareketinin altında aslında çok fazla anlamlar vardı.
Son olarak Hababam sınıfına geldim.
Hababam sınıfını yorumlayacak olursam...
En sevdiklerimden bu arada Kemal Sunal filmlerinin arasında herkesin mutlaka izlediğini düşündüğü meşhur müfettiş sahnesi var ya hani.
Sen. Ben.
Adın ne? Hazreti Ebu Bekir.
Adın ne dedim? Hazreti Ebu Bekir dedim.
Adın ne? Adın. Ha adım Hazreti Şaban.
Kaç yaşındasın?
1453. Sen kaç yaşındasın?
1453. Evet ben bu sahnede hep haykırarak giderim.
Bana göre çok güzel, çok efsane bir sahne.
Ne zaman böyle canım bir şeye sıkkın olsa, moralim bozuk olsa bu sahneyi mutlaka bir açar dinlerim.
Gelmiş geçmiş ezberci eğitimle ilgili en güzel göndermenin ve anlatıldığı sahnelerden birisidir.
Müfettişten önce okul müdürünün gelip zaten hep aynı soruları sorar diyerek onları ezberletmeye çalışması eğitim sistemiyle ilgili yapılmış çok iyi göndermelerden birisi.
bence. Hababam sınıfını yazdıktan sonra Rıfat Ilgaz'a sorarlar.
Nasıl bu kadar çok güldürmeyi başarabildiniz diye.
Rıfat Ilgaz şu harika yanıtı verir.
Eskiden idamlar sabaha karşı yapılırmış.
Bir süre sonra idam yaklaştığında tüm dükkanlar açılmaya, esnaf satış yapmak için bağırıp çağırmaya başlamış.
Bunun üzerine de insanlar o saatlerde alışveriş yapmak için dışarı çıkmaya başlamış ve idam vakitleri panayır havasına bürünmüş.
Sonuçta da ölen bir adama bakarak gülen bir halk görüntüsü olmuş.
Ben de çöken eğitim sistemini anlattım.
Hepimiz ölen bu eğitim sistemine bakarak Güldük demiş.
Ben bu bilgiyi okuduğumda gerçekten şok oldum.
Hababam sınıfında bahsettiğim gibi göndermeler yapıldığını evet biliyordum.
Çok güzel ince ince mesajlar vardı ama hiç bu açıdan düşünmemiştim.
Fat Ilgaz bugünleri görseydi ne derdi acaba?
Bugünlük benden bu kadar.
Çok sevdiğim Büyük Usta'yı anlattım size.
Umarım anlatabilmişimdir.
En sevdiğiniz Kemal Sunal filmi hangisi ise siz de bana yazın, anlatın.
Karşılıklı sizinle konuşalım onun bu filmlerinde.
için teşekkür ederim. Instagram'dan takip etmek isteyenler için adresimi aşağıya bırakıyorum.
Beni dinlediğiniz platformlardan da takip etmeyi ve bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Hoşçakalın. Mutlu kalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
