
Kırık Aynalarla Büyümek: Çocukluk Travmaları
18 Aralık 2024 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde yetişkinlikte önemli rol oynayan aynalama tekniklerini konuşuyoruz.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Hayalperest'in Sesi Podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir, her şey yolundadır.
Çocukken bizi gerçekten görüp anlayan bir ayna var mıydı hayatınızda?
Yoksa hep bir başkası mı olmaya çalıştınız, hep bir başkasını mı taklit ettiniz?
İşte bugün bu soruların cevabını inceleyeceğiz sizinle arkadaşlar.
Psikolojide ters aynalama ya da aynalama tekniğini konuşacağız.
Podcastime başlamadan önce hatırlatmamı tekrarlamak istiyorum.
Etkileşimimizin artması ve sesimin daha çok kişiye ulaşması için dinlediğiniz uygulamalardan ve Spotify üzerinden beni takip etmeniz benim için çok önemli arkadaşlar.
Podcast sonunda takip etmeyi unutmayın diyorum ve konuma başlıyorum.
Hayalperest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Aynalama tekniği bir nöropsiyatrist olan Haynes Codd tarafından kendilik psikolojisi adını verdiği kurumsal yaklaşımın bir parçası.
Codd'a göre tüm çocuklar primer narsistir ve optimal kırılmalar yaşayarak sekonder narsizme geçerler.
Yani ne demek istedim hemen açıklıyorum.
Primer narsizm çocuğun doğduğu andan itibaren dünyayı tamamen kendi ihtiyaçları ve beklentileri üzerinden algıladığı bir dönemdir.
Çocuk kendini dünyanın merkezi olarak görür.
Ebeveynlerinin ihtiyaçlarına hemen karşılık vermesini bekler.
Acıkınca hemen ağlaması veya altını kirlettiğinde hemen temizlemesini istemesi gibi.
Ancak çocuk optimal kırılmalar yani çeşitli hayal kırıkları yaşayarak sekonder narsizme geçiyor.
Sekonder narsizmde çocuk çevresinde başka bağımsız bireyler olduğunu da fark ediyor.
Eğer çocuk ebeveyn tarafından desteklenmezse bu süreç ağır bir kırılmaya uğrar ve gelişimsel duraklamaya neden olur.
Bu durumu yaşayan çocuklar ömür boyu her ortamda kendisinin fark edilmesi için uğraşırmış.
Biraz kafanız karışmış olabilir, bu ne anlatıyor da diyebilirsiniz.
Birçok davranışımızın altındaki nedenlere değineceğiz birazdan arkadaşlar.
Ebeveynler çocuklara doğdukları andan itibaren çok şey öğretir.
Konuşma, yürüme, beslenme, diş fırçalama, tuvalet alışkanlığı gibi birçok şey öğretir.
Bu öğretilen eylemlerin hepsi de fiziksel, maddesel eylemler.
Aynalama ise ebeveynlerin çocuklara duyguları öğretmesi ve sağlıklı bireyler olarak yetişmesini sağlamaktır.
Aynalama bir çocuğa sadece ne yapması gerektiğini değil, kim olduğunu ve hissettiklerinin ne olduğunu göstermenin bir yoludur.
Bir çocuğa fiziksel beceriler kazandırmak kadar duygusal beceriler kazandırmak da önemlidir.
Çünkü duygusal sağlığı sağlam olmayan bir birey bu fiziksel becerileri hayatında etkili bir şekilde kullanamayabilir.
Örneğin bir çocuğun yürüme, konuşma veya diğer motor becerilerinde ustalaşması günlük yaşamı için gerekliyken duygusal becerilerde önemli ölçüde gereklidir.
Eğer çocuk duygularını ifade etme, duygularını anlama, ve başkalarıyla sağlıklı ilişkiler kurma yeteneğini geliştirmezse yalnızlık, güvensizlik, bağ kuramama gibi
duygusal durumlar ortaya çıkar.
Bu nedenle aynalama tekniği çocukların hem fiziksel hem de duygusal gelişimleri açısından çok önemlidir.
Şimdi sizlere aynalama çeşitlerini ve bu durumların yetişkinlikteki etkisinden bahsedeceğim arkadaşlar.
Asıl konumuz burada başlıyor.
İlk aynalama çeşidimiz birincil aynalanma arkadaşlar.
Birincil aynalama anne ile ilgiliymiş, çocuğun ilk benlik algısının ve özgüvenin oluşması açısından önemliymiş.
Çocukluk döneminizde yaptığınız bir resim ya da sınavdan aldığınız bir not anneniz tarafından takdir edilir ve coşkuyla karşılandıysa birincil aynalama ihtiyacınız karşılanmış
oluyormuş. Bu resim çok güzel olmuş, sen çok yeteneklisin, sen çok başarılısın cümleleri çocuğun kendine ve yeteneklerine olan güvenini artırıyormuş.
Ama eğer küçükken bu örnekteki gibi bir resim yaptınız diyelim ya da sınavdan 85 aldınız.
Bu ne biçim bir resim, güzel olmamış, neden %50'de 85 aldın gibi olumsuz eleştiriye maruz kaldıysanız.
İşte o zamanda anneniz tarafından birincil aynalama ihtiyacınız karşılanmamış oluyormuş.
Sonra yetişkinlik döneminde bakın bu durumun nasıl etkisi oluyormuş.
Annesi tarafından birincil aynalanma ihtiyacı karşılanmayan bireylerde yeterince iyi değilim inancı oluyormuş.
Kişi kendini değerli hissetmek için dışarıdan sürekli onay arama eğilimine giriyormuş.
Ayrıca yetişkinlik döneminde gösterilen sosyal ilişkilerde dikkat çekme çabası, yetersizlik ve değersizlik hissi, aşırı başarı odaklı olma, başkalarından beğeni almak için
aşırı çaba gösterme davranışlarının altında yatan nedenlerden birçoğu da anneniz tarafından birinci aynalanma ihtiyacınızın karşılanmamış olması olabilirmiş.
Küçükken ebeveynleriniz sizi nasıl destekledi arkadaşlar?
Övüldüğünüz bir anı hatırlıyor musunuz?
Size sorarken ben de düşündüm de övüldüğüm bir anı hatırlamıyorum maalesef.
Diğer bir aynalama çeşidi de ikincil aynalama arkadaşlar.
İkincil aynalama baba figürüyle ilgili bir ilişki türüymüş.
Çocuk babanın güç ve büyüklüğü üzerinden kendini tanımaya çalışırmış.
Bu süreç çocuğun kendine olan güvenini ve sosyal dünyada kendine bir yer bulmasını sağlarmış.
Bir çocuk babasına sen çok güçlüsün dediğinde aslında kendisi de bu gücün bir parçası olmak ister.
Ben de senin gibi güçlü olmak istiyorumun başka bir söylenme şekliymiş.
Çocuk da güçlü yönlerini duymak istermiş bunu söylediğinde.
Çocuğun güçlü yanlarını söylemek yerine çocuğu sen beceriksizsin, bir şey yapamadın, senden olmaz gibi cümlelerle eleştirirse işte o zaman çocuğun ikinci aynalama
ihtiyacı karşılanmamış oluyormuş ve çocuk zayıf bir birey olarak yetişiyormuş.
İkincil aynalama eksikliği yaşayan bireylerde yetişkinlikte bir gruba liderlik etmedi ve kendilerinden daha güçlü gördükleri kişilere bağımlı olma durumu gelişebiliyormuş arkadaşlar.
Baba figürü sizin için ne ifade ediyor?
Babanızın güçlü olmanız için size hangi yönlerde katkısı oldu?
İkincil aynalama ihtiyacınızın karşılanmasını bir düşünün arkadaşlar.
Sizin bu konudaki ihtiyacınız karşılandı mı hiç?
Diğer bir aynalama çeşidi de ters aynalama arkadaşlar.
Bana göre bizim toplumumuzda en sık görülen durum bu.
Bakalım dinleyince bana hak verecek misiniz?
Ters aynalamada her iki ebeveynin de çocuğun beklentilerine ters yönde cevaplar vermekmiş arkadaşlar.
Bir de ebeveynlerin sürekli kendinden kendi geçmişlerinden bahsetmesiymiş.
Çocuğun iç dünyasında ve yetişkinlik döneminde en çok etki bırakan ters aynalama eksikliğiymiş.
Diyelim ki çocuk bir nesneden veya görüntüden korktu.
Ebeveynlerinin korkma, ben yanındayım demek yerine bunda korkacak ne var?
Ben çocukken telefon yoktu, ışık yoktu, yine de şundan korkmazdım gibi.
Hemen kendini anlatmaya başlaması bir ters aynalama arkadaşlar.
Bu durumda ne oluyor biliyor musunuz?
Çocuk kendinde bir problem görüyor.
Bu aslında korkulmaması gereken bir şey ama ben korkuyorum demek ki bende bir sorun var.
Sonra yetişkinlik döneminde her türlü haksızlığa, kötülüğe rağmen alttan alan ve sorunu kendinde gören bireyler oluyormuş.
Ters aynalamaya maruz kalan kişiler.
Şöyle bir örnek daha vereyim.
Diyelim ki öğretmeni çocuğun yaptığı ödevi beğendi.
Çocuk heyecanlı bir şekilde geldi ve ebeveynlerine bu durumu heyecanlı bir şekilde anlattı.
Aferin diyerek veya başka cümlelerle çocuğun sevincine ortak olmak yerine ödevini beğenmiş ama sınavdan şu notu aldın gibi cevaplar çocuğun gerek okul hayatında
gerek sosyal hayatında kendini ifade etme isteğini azaltıyormuş.
Çocukluğunda böyle durumlara maruz kalmış bireyler Yetişkin olduklarında eleştirilmekten çok korkarlarmış ve bu nedenle de potansiyelini ortaya koyamaz konuşmaktan
çekinirlermiş. Ters aynalama durumuna maruz kalmış kişiler yetişkin olduklarında başkalarına iyi şeyler söylemeyi yapmacık bulma, övmek ve takdir etmek yerine olumsuzlukları
söyleme, ebeveynlerini kendilerinden üstün görme gibi davranışlar gösterebilirlermiş.
Peki sizler çocuklukta başarılarınızın küçümsendiğini hissettiğiniz bir anı hatırlıyor musunuz?
O an neler hissettiniz arkadaşlar?
Konuyu anlatırken aklıma gelen bir anımı anlatayım size.
Birinci sınıfa giderken sınıfta okumayı öğrenen en son kişi ben olmuştum ve biraz da yazım çirkindi.
Öğretmenim defterimi yırtıp çöpe atmıştı yazım çirkini olduğu için.
Sonraki yıllarda ilk üçe girdiğim başarılarım olmuştu.
Ama o anı hiç unutamıyorum.
Öğretmenim defterimi yırttığında korkumdan ağlayamamıştım bile.
Yazınız düzeldi mi derseniz hayır halen yazıp çirkin.
Konuma tekrar dönecek olursam.
Başkalarının başarılarını kutlama konusunda kendinizi nasıl görüyorsunuz arkadaşlar?
Ya da başarılarını küçümsediğiniz kişiler oldu mu hiç?
Bu podcasti dinledikten sonra kendi hayatınıza şöyle bir bakın.
Aynalarınız size neler söylüyor?
Bir de kendinize şunu sorun.
Siz etrafınızdakilere nasıl bir ayna oluyorsunuz?
Aynalama meselesi aslında hepimizin içinde bir yerlerde var.
Çocukken duyduğumuz ya da duyamadığımız aferinlerden, bugün sevdiklerimizin gözlerinde aradığımız onaya kadar belki de birbirimize biraz daha dikkatli bakmayı öğrenmeliyiz.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bölüm sonunda takip etmeyi ve başkalarına önermeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
