
Bu bölümde Türk sanat müziğinin önemli eserlerinden 'Kimseye Etmem Şikayet' isimli şarkının hikayesini inceliyoruz.
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Melis ben.
Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Bugün sizlere Türk sanat müziğinin sevilen eserlerinden Kimseye Etmem Şikayet isimli eserin hikayesini anlatacağım.
Bu eser aynı zamanda Atatürk'ün de çok sevdiği şarkılardan birisi.
Dinledikçe yüreğimize dokunan bu şarkının hikayesi neymiş?
Haydi başlayalım. Bu eser 13 yaşında bir kız çocuğunun yakarışıymış aslında.
İhsan Raif Hanım 1877'de Osmanlı eliti bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur.
Babası Köse Mehmet Raif Paşa sarayın gözde isimlerindendir.
2. Abdülhamit döneminde valilik ve bakanlık yapmıştır.
Aile Nişantaşı Rumeli Caddesi'nde taş konakta oturmaktadır.
İhsan Raif Hanım büyüdüğünde taş konakta geçirdiği günleri başka bir sema altında tomurcuk güllerinin açtığı, uçarı gönüllerin coştuğu hayal ülkesiydi diye Ne
yaşadı da 13 yaşında bir kız çocuğuna bu cümleleri söyletti acaba hayat?
Neyse devam edelim. Bu küçük kız edebiyata çok düşkündür.
çok zekidir ve öğrenme yeteneği oldukça yüksektir.
Babası İhsan'ın ve diğer çocuklarının eğitiminin saltanat mensupları ile denk olmasına dikkat eder ve çok iyi bir eğitim görür.
İhsan Raif çok iyi Fransızca bilmektedir.
İhsan Raif 13 yaşına gelmiştir.
Taş konaktaki odasında kız kardeşi Belkıs ile oyun oynarken Odalarına hiç tanınmadıkları bir adam girer.
Adam İhsan Raif'e göz koymuştur ve İhsan Raif'i kaçırmaya çalışır.
Ama çocuklar çığlık atmaya başlayınca korkup kaçar.
Eve giren bu adamın Mehmet Ali adında bir memur olduğu ve evdeki hizmetçilerin yardımıyla eve girdiği öğrenilir.
Asıl hikaye burada başlıyor.
Delikodular hızla yayılmaya başlamıştır.
Memur Mehmet Ali İhsan Raif'in adını kirletmiştir artık.
Namus meselesi bu ya.
Babası İhsan Raif'in bu adamla evlenmesine karar verir.
İhsan Raif'in ve diğer aile fertlerinin ağlamalarına, yalvarmalarına asla kulak asmaz.
Yalvarmıştır paşa babasına İhsan Raif.
Yapmayın, evlendirmeyin beni o adamla demiştir.
Ancak babası dinlememiştir.
Daha 13 yaşındadır İhsan Raif.
Evlenmek değil, oyun oynamak, piyano çalmak, şiir yazmak istemiştir.
Günlerce gözyaşı dökmüş, haftalarca yalvarmıştır.
derslerini tamamlamak istemiştir.
Ancak babasının yüreğini hiçbiri yumuşatmamıştır.
Babası 13 yaşındaki küçücük kızını Mehmet Ali ile evlendirir ve sürgün havasıyla onları İzmir'e gönderir.
Böylece namus meselesi kapanmış olur.
Maalesef yüzyıllardır değişmeyen sapık zihniyetle karşılaşıyoruz burada.
Ben bu şarkının altından böyle bir hikayenin çıkması hiç beklemiyordum.
İlk duyduğumda çok şaşırdım.
Daha bir aşk hikayesi falandır diye düşünüyordum ama 13 yaşında küçücük bir kız çocuğunun yakarışıymış meğerse bu şarkı.
Maalesef namus deyince sadece kadınlara özgü bir kavram olarak adlandırılıyor.
Namus kavramı sadece kadınlar için geçerliymiş gibi davranılıyor.
Yüzyıllardır bu hiç değişmemiş.
Ben böyle insanlara sapık diyorum.
Sapık, zihniyetli insanlar diyorum.
Yani başka bir yakıştırma bulamıyorum onlara.
Bu sapık zihniyetler nice masum kadınların, kız çocuklarının hayatını karartıyor.
Kim olduğu belli olmayan bir adamla 13 yaşında kız çocuğu evlendiriliyor.
Aklı başında bir insan bunu yapmaz ya.
Yani o adamın tutuklanıp ceza alması gerekir veya ne bileyim toplum tarafından cezalandırılması gerekir.
Ama adam onu kızıyla evlendiriyor ya.
Belki o senin kızını öldürecek, ne bileyim bambaşka bir şey yapacak.
Yani hiç mi vicdanın sızlamıyor, hiç mi merak etmiyorsun?
Nasıl böyle bir şey yapıyorsun? Bu kafadaki insanları gerçekten anlamıyorum ama maalesef günümüzde hala bu zihniyette olan insanlar var ve bu tarz olaylar yaşanmaya devam ediyor.
Hikayemize devam edecek olursak 1890 yılında ailesinden, çocukluğundan, bütün hayallerinden 14 sene göremeyeceği İstanbul'undan koparılıyor İhsan Raif Hanım.
İşte böyle bir anda dökülüyor bu muhteşem eser İhsan Raif'in kaleminden.
Kimseye etmem şikayet.
Ağlarım ben halime.
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.
Perde-i zulmet çekilmiş korkarım ikbalime.
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime.
Ne kadar acıktı değil mi? Yani bu hikayeyi öğrendikten sonra bu şarkıyı dinleyince artık hep böyle aklıma bu haftayı hep bu konu bu olduğu için bu şarkıyla geçirdim.
13 yaşında bir kız çocuğunun sokaklarda oyunu oynaması gerekirken böyle cicili bicili giyinip süslenip bir şeyler yapması, bebek oynaması gerekirken 13 yaşındaki bir çocuğun yazdığı dizeler.
Çok üzücü ya bilmiyorum içime çok dokunulu benim.
Neyse hikayemize devam edecek olursak Mehmet Ali içki, kumar düşkünü, gece hayatından vazgeçmeyen, umursamaz ve sevgisiz bir adamdı.
Maalesef klasik hikayeler hep böyle olur.
Zorla evlendirilen İhsan Raif Hanım bu evliliği sahiplenme yolunu seçti.
Elinden geleni yaptı ama...
Kocası akıllanmadı.
Hem boşanmak istemiyordu hem de başka kadınlarla birlikte olmaya devam ediyordu.
Canına tak ettiği anda 14 yıl sonra boşandı kocasından İhsan Raif Hanım.
Tabi bu sürede 3 tane çocuğu olmuştu.
13 yaşında ayrıldığı İstanbul'a 27 yaşında 3 çocuğuyla Geri döndü İhsan Raif Hanım.
Yeni bir başlangıç yaptı.
İkinci kez evlendi.
Fakat evlendiği kişi İhsan Raif Hanım'a zorla elini öptürmeye çalıştığı için bu evlilik yalnızca bir gün sürdü.
Oh olsun bayıldım bu kısmına.
Zorla elini öptürmeye çalıştığı için bir günde boşamış kocasını.
Helal olsun. Böyle ayakları üstünde duran, kendi karakterini bilen, sınırları belli olan kadınlara bayılıyorum.
Üçüncü evliliği sonunda bir aşk evliliği olmuştur İhsan Raif Hanım'ın.
Büyük bir aşka düştüğü yazar Şahabettin Süleyman ile evlenir.
Eşi ölene kadar mutlu bir evlilikleri olur.
Yazar olan eşi sayesinde edebiyat dünyasından bir çevre edinir.
Şiirleri çok sevilir.
Yazar buluşmaları evlerinde yapılır.
Yahya Kemaller, Ahmet Haşimler hep bir arada olurlar.
Dönemin tanınmış kadın şairlerinden olur İhsan Raif Hanım.
Şiir yazmakla kalmaz, şiirlerini besteler ve milli mücadeleye de destek verir.
Eşini kaybedince uzun süre karamsarlığa gömülür İhsan Raif Hanım.
Talihsizlik yine bırakmaz peşini.
49 yaşında apantist ameliyatı olmak için gittiği Paris'te hayata veda eder İhsan Raif Hanım.
Artık bu güzel eseri dinlediğinizde zorlu bir yaşam süren...
Çektiği acıları hafifletmek için sanata sarılan İhsan Raif Hanım'ı hatırlamayı unutmayın.
Suçsuz yere hayatı elinden alınan kadınlarımızı, bu kaderi yaşayan yüzlerce masum kız çocuklarımızı İhsan Raif Hanım'la birlikte bu şarkıyı her dinlediğinizde anımsayın.
13 yaşında çocukluğu çalınan İhsan Raif'in yakarışını dinleyin bu şarkıyla.
Töre, örf, adet diyerek hayatları elinden alınan İhsan Raif'lere kulak verin.
Sesim güzel olsaydı şöyle güzel bir giriş yap...
bağırdım ama sanırım son podcastim olurdu.
Ayrıca bu eşsiz parçayı mükemmel bir şekilde yorumlayarak içimize işleten Cumhuriyet'in divası Müzeyyen senarı da saygıyla anıyorum.
Bugünlük benden bu kadar.
Podcastimi dinleyenler için teşekkür ederim.
Hoşçakalın, mutlu kalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
