
Kimliğini Gizleyen Doktor: James Barry’nin İlham Veren Hikâyesi
3 Aralık 2025 · 11 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde, hayalleri uğruna kendi kimliğinden vazgeçen bir kadının, James Barry’nin ilham verici hikâyesini anlatıyoruz. Tıp tarihinin en büyük sırlarından biri ve kadınların bilgiye ulaşmak için verdiği mücadele sizleri bekliyor.
Transkript
Selamlar Hayal Perestin Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Bugün sizlere hayalleri uğruna kendi kimliğinden vazgeçen bir kadının hikayesini anlatmaya geldim arkadaşlar.
Londra'nın sisli bir sabahı.
Küçük bir evde yaşlı bir doktor hayatını kaybediyor.
Doktorun adı James Berry.
İngiliz ordusunun saygın cerrahlarından birisi.
Yoksullara... askerlere, sömürge halkına yardım eden hatta ilk başarılı sezeryan ameliyatını yapan bir adam.
Ölüm haberi kısa sürede gazetelerde yerini alıyor.
Ordunun kıdemli cerrahı yaşamını yitirdi diye.
Ama asıl haber yıkama odasında ortaya çıkıyor arkadaşlar.
Çünkü ceseti hazırlayan kişi çarşafı kaldırdığında gördüğü şeyin bir erkek bedeni olmadığını görüyor.
Dr. James Berry'nin aslında bir kadın olduğu haberi kısa sürede Londra sokaklarına yayılıyor.
Fakat kimse bu sırın ardındaki hikayeyi bilmiyor.
Gelin onun gerçek hikayesine yakından bakalım arkadaşlar.
Dr. James Berry'nin gerçek adı Margaret Ann Buckley.
18. yüzyılın sonunda İrlanda'nın yoksul bir mahallesinde dünyaya gelmiş.
O dönem toplumun kadınlara biçtiği roller belli.
İyi bir anne, itaatkar bir eş, sessiz bir vatandaş.
Ama Margaret bu kalıpların hiçbirine sığmayan bir zihne sahip.
Okumak, öğrenmek ve insanlara yardım etmek istiyor.
O dönemde yani 1800'lerin başında kadınların eğitim hakkı neredeyse yok.
Kadınların üniversiteye girmesi, tıp okuması hatta fikir beyan etmesi bile yasak.
Margaret'ın doktor olma hayali de daha başlamadan yasalarla susturulmuş.
Aile dostlarından biri bir gün ona dönüp şöyle demiş arkadaşlar.
Eğer erkek olsaydın büyük bir bilim insanı olurdun diye.
İşte bu söz Margaret'ın zihninde bir dönüm noktası olur.
Aklında şimşekler çakar.
Kadın olarak ulaşamayacağı yerlere başka bir kimlikle ulaşabileceğini düşünür.
Margaret'ın en büyük hayali doktor olmaktır.
Fakat ortada birçok sorun var.
Margaret'ın babası borçları yüzünden hapse atılmış, ekonomik durumları oldukça kötü ve en önemlisi de o dönem zaten kadınların, kız çocuklarının okumasına izin verilmiyor.
Ama şöyle güzel de bir durum var.
Margaret'ın dayısı Londra'da Kraliyet Akademisi'nde ressam ve oldukça nüfuslu bir çevreye sahip.
Annesi yardım istemek için Margaret'ı ve diğer kardeşini de alarak Londra'ya kardeşinin yanına gidiyor.
Dayısı James Berry Margaret'ın zekasının farkında ve onu şehrin birkaç aristokratı ile tanıştırıyor.
Fakat onların Londra'ya gitmesinden kısa bir süre sonra dayısı James Berry hayatını kaybediyor.
Dayısından Margaret'a bir miktar miras kalıyor ve en önemlisi de ismi kalıyor.
İşte burası hayatının dönüm noktası oluyor arkadaşlar.
Dayısı'nın liberal görüşlü arkadaşları General Francisco Miranda, genç birinin kişisel öğretmeni olan Edward Fryer ve ailenin avukatı Daniel Riordan, Margaret
'ın Edinburgh Üniversitesi'nde tıp okuyabilmesini sağlayacak bir plan yapmaya başlıyor.
Margaret o günden sonra hayatına James Berry olarak devam ediyor ve dayısının ismini kullanıyor.
Margaret'ın önünde artık tıp okuması için bir engel kalmamış.
1809'da Edinburgh'da tıp fakültesine kaydoluyor.
Kayıt aşamasında James Berry'nin kısa boyu, ince sesi ve pürüzsüz teni birçok insanın onun tıp fakültesinde okumak için çok küçük bir çocuk olduğundan şüphelenmesine neden
olsa da merhum dayısının arkadaşları hemen devreye giriyorlar ve sorunu çözüyorlar.
Okul yaşamı boyunca kısa boyu ergenliğe ulaşmamış bir erkek çocuğu görünümü ve ince sesiyle hep ilgi odağı olmuş.
Hatta okulun sonunda her ne kadar çalışkanlığı ve inatçılığı ile göze girmiş olsa da bu çocuksu görünümü sebebiyle bazı hocalarının hekimlik yapacak olgunlukta olmadığı ve bu nedenle
de mezuniyetinin birkaç yıl ertelenmesi dahi önerilmiş.
Ancak okuldan tam zamanında mezun olmuş.
Tarihte ilk kez bir kadın erkek kimliğiyle tıp fakültesinden mezun olmuş arkadaşlar.
Margaret yani James Berry hava durumu ne olursa olsun sürekli palto giyiyormuş.
Boyunu uzun göstermek için yüksek topuklu ayakkabılar, yüzünü gizlemek içinse hep sert bir ifade kullanıyormuş.
Saçlarını kısa kestirir, kimseyle de fazla yakınlaşmazmış.
Düşünsenize gerçek benliğini bir ömür boyu gizlemek zorunda kalmak.
Kadın olduğu anlaşılmasın diye en sıcak yaz gününde bile o kalın paltoların içinde nefes almak.
Bir kahkahanın, bir dokunuşun bile tehlike anlamına geldiği bir hayat.
Her hareketi, her sözü onu ele verebilir diye korkmak.
Ne kadar zor değil mi? Onun ödediği bedel sadece kimliğini gizlemek değil aslında.
İnsanlığın en temel hakkı olan kendin olma özgürlüğünden vazgeçmiş.
Hayatı boyunca gizlenerek yaşamış.
Kendi hayatını gizleyerek başkalarının hayatını kurtarmış ve bu şekilde tam 50 yıl hayatına devam ettirmiş arkadaşlar.
James Berry mezuniyetinin ardından İngiliz ordusuna katılır fakat çalışmalarına hiç ara vermeden devam eder.
1813 yılında İngiltere'de cerrahların yeterlilik belgesi sayılan Kraliyet Cerrahlar Koleji sınavını geçer ve diplomasını alır.
Artık resmen diplomalı bir hekim ve yetkili bir cerrahtır.
Ama James Berry için bu sadece başlangıçtır.
Orduda hızla yükselir, savaş cephelerinde görev yapar, yoksul askerlerin yaralarını sarar.
Hastanelerde hijyen kurallarını değiştirir, salgın hastalıklarla mücadele eder.
Disiplinli, titiz ve tavizsizdir.
Üstleri onun yöntemlerine alışılmadık bulsa da hiçbiri sonuçları inkar edemezler.
Çünkü onun yöntemleri sayesinde ölümler azalır, askerler iyileşir.
James Berry'nin azmi ve disiplini kısa sürede dikkat çekiyor arkadaşlar.
Görevleri genişletiliyor, ordunun farklı bölgelerinde çalışması isteniyor ve sonunda onu tarihe geçirecek bir yolculuğa çıkıyor.
James Berry 1820'lerin başında Güney Afrika'ya gönderiliyor.
Cape Town o yıllarda İngiliz sömürgesi altında salgın hastalıkların, yoksulluğun ve yetersiz tıbbın kol gezdiği zorlu bir bölge.
Ama beri için tam da fark yaratılacak bir yer burası.
Göreve başladığı ilk günden itibaren hastanelerdeki kötü koşullarla mücadele etmiş arkadaşlar.
Hastalıkların iyileşmesi için hatta hastalıkların hiç olmaması için hijyen kurallarının gerekliliğini vurgulamış.
Temiz su sistemlerinin kurulmasını sağlamış, hastanelerde hijyen ve beslenme standartlarını değiştirmiş.
Güney Afrika'da kölelere ve yerli halka ücretsiz sağlık hizmeti vermiş.
Özellikle kadın ve çocuk sağlığı üzerinde çalışmalar yapmış.
Bu yüzden yöneticilerle sık sık kavga etmiş ama asla geri adım da atmamış.
Sert tavırları, otoriteye boyun eğemeyen karakteri ve keskin diliyle tanınırmış.
Birçok komutanla hatta valiyle bile tartışmaya girmiş.
Sinirlenince ilaç şişesini fırlatırmış.
James Berry'nin en meşhur hareketlerinden biri buymuş.
1826'da Güney Afrika'da tarihe geçecek bir ameliyat yapmış arkadaşlar.
Dünyadaki ilk başarılı sezeryan ameliyatını gerçekleştirmiş.
O dönemde Sezeryan ameliyatları hem anne hem bebek için neredeyse kesin ölümle sonuçlanıyormuş.
Ama James Berry'nin yaptığı bu ameliyatta anne de bebek de sağlıklı bir şekilde yaşamış.
Tıp tarihinde ilk başarılı sezeryan ameliyatı olarak kabul edilen bu operasyon bir erkek doktorun başarısı olarak kayda geçmiş.
Birçok kişi James Berry'i kibirli, kavgacı ve geçimsiz biri olarak tanımlamış ama bu hırçınlığın ardında kimliğini koruma çabasıyla geçen bir hayatın varlığını kimse bilmemiş tabi.
Düşünsenize her sabah aynada kendinize bakarken kim olduğunu değil de kim olmadığını hatırlıyor.
Ve bu bir rol değil hayatta kalma biçimi.
Yıllar geçtikçe Beri'nin adı disiplin ve başarıyla anılır hale gelir.
1828 yılına kadar Güney Afrika'da kalır ve sonrasında Batı Hint adalarına geçer.
İngiltere ordusunun en yüksek tıbbi rütbesi olan Hastaneler Genel Müfettişi olarak 1857 yılında Kanada'ya gönderilir.
Emekli olduktan sonra kendisine şövalye ünvanı verilir ancak bunu kabul etmez arkadaşlar.
Dr. James Berry emekli olduktan kısa bir süre sonra Londra'da zatürreden hayatını kaybeder.
Resmi kayıtlara İngiliz ordusunun kıdemli cerrahı vefat etti.
diye geçer ama gerçek yıkama odasında ortaya çıkar.
Hizmetçisi Sophia Bishop James'in bedenini yıkarken çarşafın altında bambaşka bir bedenle karşılaşır.
James Berry'nin erkek değil kadın olduğu ortaya çıkar.
Haberi duyan ordu sessizliğe bürünür.
Üst düzey yetkililer skandalın büyümemesi için olayı örtbas eder.
Belgeler gizlenir.
Raporlar yok edilir.
Ama söylentiler çoktan yayılmıştır.
Yarım asır boyunca erkek kimliğiyle yaşamış, orduda görev yapmış, yüzlerce insanın hayatını kurtarmış bir kadın.
Dünya nihayet onun varlığını fark eder ama o bunu göremez.
Dr. James Berry'nin hikayesi sadece bir kimlik hikayesi değil aslında arkadaşlar.
Bu bir dönemin kadınlara çizdiği sınırların, yasakların hikayesi bana göre.
Bir kadının bilgiye ulaşmak için erkek olması gereken bir çağın trajedisi.
O yaşamı boyunca kadın kimliğini gizledi ama bilgiye, bilime ve insanlığa olan inancını asla gizlemedi.
Ve belki de onun en büyük başarısı tıp tarihine geçtiği ameliyatları değil, kadınların da bilim dünyasında var olabileceğini kanıtlamasıydı.
Hayallerinize ulaşmak için gölgenin ardında yaşamak, kendi kimliğinizi saklamak ve özgürlüğünüzden vazgeçmek zorunda kalabilirsiniz.
Ama unutmayın ki cesaretiniz ve kararlılığınız en kapalı kapıları bile aralayabilir.
Ve işte o zaman dünyanız değişebilir.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftayı yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
