
Bu bölümde sizlere kişisel gelişimin önemini ve bizlere sağladığı katkılarını anlatıyorum.
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Melis ben.
Hayalperest'in Sesi Podcast'ine hoş geldiniz.
Umarım gününüz çok güzel geçiyordur.
Diyelim ki geçmiyor. Bunun bir süreç olduğunu ve gelip geçici olduğunu düşünün içinizden ve kendinizi iyileştirin.
Bugün kendimizi geliştirme ve iyileştirme konusunda sizlere küçük küçük ipucu verebileceğim bir bölüm hazırlamak istedim.
Özellikle de Şubat ayının ilk haftasını seçtim bu bölüm için.
Malum yılbaşında hepimiz yeni ajandalar aldık, yeni planlar yaptık, yeni karar...
Kararlar yaptık, şu kadar spor yapacağım, işte bu kadar kitap okuyacağım ya da artık ne gibi kararlar aldıysanız.
Ancak gün geçtikçe bazılarımız buna ben de dahil hem o aldığımız kararlardan uzaklaştık, planlarımızı unuttuk.
O disiplinden biraz uzaklaştık.
İşte günlük sporlar iki güne düştü hatta sonradan haftada bire düştü mesela benim hayatımda.
Artık siz ne gibi kararlar aldıysanız.
Ben de aradan böyle bir ay geçtikten sonra böyle bir kişisel gelişim bölümü hazırlayıp hem sizleri teşvik etmek hem de kendimi teşvik etmek istiyorum.
Bölümün sonunda size bir kitap tavsiyesinde bulunacağım.
İşte kendi hayatımdan yaptığım şeylerden, araştırırken öğrendiğim şeylerden ipucu vererekten böyle küçük güzel şirin bir bölüm hazırladım bu hafta size.
Sürekli her yerde kişisel gelişim, kişisel gelişim diye söylüyoruz, okuyoruz, bir şekilde maruz kalıyoruz.
Ancak kişisel gelişim neden önemlidir?
Ben biraz bundan bahsetmek istiyorum.
Sonrasında tavsiyelere ve kitap tavsiyesine geçeceğim.
içsel potansiyelini keşfetmesini sağlar.
Bireylerin bilgi ve becerilerini geliştirmeye, duygusal zekayı güçlendirmeye hedefler.
Nedir duygusal zeka?
Bu aralar çok sık duyduğumuz kavramlardan birisi.
Duygusal zeka kişinin kendini ifade etmesi, duyguları anlama ya da duyguları öğrenme, duyguları yönetme, etkili iletişim, stresle başa çıkma, sağlıklı ilişkiler
kurma. Bunların hepsi duygusal zekanın bir parçası.
Bizim toplum... Önümüzde şöyle bir sorun var.
Zeka deyince genelde insanların okul ve sınav başarılarına bakılıyor ya da işte sayısal derslerindeki başarılarına bakılıyor.
Ancak... Duygusal zeka hepsinden daha önemli.
Evet okul derslerindeki başarılarınız da önemli.
Sınav başarılarınız da önemli.
Evet bazı şeyleri yapabilmek için sayısal derslerin iyi olması gerekiyor.
Bunların hepsine katılıyorum.
Ancak okul, işte iş, dersler bunlar hayatın bir yerine kadar.
Duygusal zeka hayatımızın tamamını etkileyen bir şey.
Bana göre bir birey duygusal zekayı hallettiği zaman Diğer başarıların hepsi kendiliğinden gelir diye düşünüyorum.
En azından ben. Kişisel gelişim deyince genelde öğrenciler için gerekliymiş gibi bir algı da var bizim toplumumuzda.
Ya da böyle işte çalışma hayatında moral motivasyon gibi algılanıyor kişisel gelişim.
Ancak öyle değil. Podcast boyunca en çok kullanacağım kelime bu olacak galiba ama kişisel gelişim 7'den 70'e herkes için bir ihtiyaç.
Bakın ihtiyaç diyorum yani gerekli.
Kişisel gelişimin bize sunduğu katkıları...
Peki öyleyse kendimizi geliştirmeye nereden başlayalım?
Tabii ki ilk olarak bir hedef belirlememiz gerekiyor.
Bir amaç edilmemiz gerekiyor.
Zaten her şey için geçerli bir şey.
Mutlaka bir hedefimizin olması lazım.
Mutlaka bu hayatta bizi tutacak böyle elimizde tutup sarılacağımız bir şey olması lazım.
Podcast'ın başında dedim ya sadece öğrenciler çalışanlar için değil herkes için geçerli diye.
Diyelim ki iş veya okul yaşantınız yok.
Evde daha uzun vakit geçiriyorsunuz ya da artık ne iş yapıyorsanız.
O televizyondaki garip garip programlar için zamanınızı harcamayın lütfen.
O programlar için harcayacağınız zamanı kendinize yapın.
Yatırım yapın. Kendinize harcayın o zamanı.
Hedef belirleme ile ilgili çok basit ve küçük küçük ipuçları vereceğim size.
Bana göre olaylara daha böyle minimalist başlamak lazım ki devamlılığı olsun.
Hani böyle büyük büyük işte şöyle yaparsanız böyle olur.
Şu kadar yaparsanız böyle olur diye böyle atıp tutan videolarla karşılaştım bu podcasti hazırlarken.
En azından yani empati yapıyorum.
Ben kendim yapamam mesela onu.
Dolayısıyla böyle küçük küçük başlarsak daha çok devamlılığı olur diye düşünüyorum.
Bu nedenle... küçük küçük örnekler vereceğim size.
Ne kadar küçük kelimesini konuştum.
Konuşurken onu fark ettim.
Tek başına konuşmak da bayağı zormuş yani.
Podcast işine girdiğimde en çok öğrendiğim şey bu oldu.
Keşke karşımda biri olsa da bana cevap verse.
O zaman ilk başlığımdan başlıyorum.
Hedef belirleme. Nasıl hedef belirleyeceğiz?
Bu dünyaya boş boş bir şeyleri beklemek ya da izlemek için gelmiş olamayız.
Şöyle düşünün. Hiç ambalajı açılmayan, sabit duran bir su bile bir süre sonra yosun tutar.
Ve tadı değişir. Dolayısıyla mutlaka bir şeyler yapmak lazım bu hayatta.
İnsanın içindeki o gücü, o potansiyeli ortaya çıkartması lazım.
Peki nasıl bir hedef belirleyelim?
Nasıl amacımızı bulalım?
Bu anlatacağım şeylerin hiçbirisi böyle pat diye bir günde olacak şeyler değil.
Bunu ben de biliyorum. Kendi hayatımda da bazen uygularken zorlanıyorum.
Aylarımızı hatta bazen yıllarımızı vermemiz gerekiyor.
Ancak bu iş böyle oluyor yani.
Başka yapacak bir şey yok.
Bir önceki podcastimde anlatmıştım ya simurg efsanesinde anlatmıştım.
Kuşlar simurgu bulabilmek için 7 tane zorlu vadiden 7 tane zorlu aşamadan geçtiler ve en sonunda kendini buldular.
Maalesef bazı şeyler de biraz o şekilde.
Siz yeter ki yola çıkın.
Yeter ki kendiniz için bir şeyler yapmak isteyin.
Emek verin. Emin olun sonrasında oluyor bir şeyler.
Küçük bir defteriniz olsun.
Evde hiç kullanılmayan bir defter olabilir.
Ya da böyle yeni başlangıç yapıyorum diye kendinize yeni bir defter de alabilirsiniz.
Her hafta kendinize artık günün yoğunluğunda yani günlük yoğunluğunuz nasılsa kendinize bir süre belirleyin.
10 dakika olur, 15 dakika olur, 30 dakika olur.
Onu siz belirleyeceksiniz. Her hafta yeni bir şeyler öğrenmeyi amaç edin.
İlk hedefiniz o olsun.
Ben bu hafta bunu öğreneceğim.
İşte yaptığınız işle ilgili olur.
Türkiye için ya da dünya için önemli işler yapan birinin biyografisini araştırırsınız mesela o olur.
Tarihle ilgili bir yer olur.
Tarihi bir olay olur.
Teknoloji olur. Teknoloji malum çok hızlı ilerliyor.
Her gün yapay zeka sayesinde böyle yeni yeni şeylerle karşılaşıyoruz.
Bununla ilgili bir şeyler olur.
Yeni gelişmelerle. ilgili olur.
Artık bilgisayar çağındayız.
Bilgiye çok hızlı ve çok kolay ulaşabiliyoruz.
Her hafta yeni bir şeyler öğrenmeyi kendinize hedef edinebilirsiniz.
Sadece böyle işte tarih, teknoloji ya da ne bileyim biyografi gibi değil de böyle.
Bir şeyler öğrenirken kendinizi de keşfedersiniz.
Kendinizin böyle iyi gelen yönlerinizi de keşfedersiniz.
Bence bu yelpazeyi geniş tutmanız lazım.
Mesela farklı lezzetlerden yemekler yapabilirsiniz.
Böyle birbiriyle hiç alakası olmayan şeyleri bir araya getirebilirsiniz.
Bunu söylemeden edemeyeceğim.
Yani kitap okumak lazım.
Mutlaka ama mutlaka hangi yaş grubunda olursanız olun, ne olursanız olun ama kitap okuyun.
Kitap okumak demek bambaşka dünyalara açılan bir kapı demek.
Yani bana göre ben çok severim kitap okumayı.
Bu bölüm size bir kitap tavsiyesinde de bulunacağım.
Bir kitap demek başka bir dünya demek.
Ne olursa olsun. Bir şekilde bir kitap okuyun yani.
Yeter ki deneyin. İlla ki bir yerden kendinize iyi gelen, kendinizi keşfedeceğiniz bir şeyi mutlaka bulursunuz.
Aynı şekilde evinizde, saksıda sebze yetiştirin.
Mesela çiçek yetiştirin.
Onun büyümesini beklemek, işte o sebzelerin oluşumunu gözlemek size iyi gelecek mi?
Mesela o işi yapmaktan keyif alacak mısınız?
Hayatta bazen bazı şeyleri değiştirmek zordur, mesela işte mesleğinizi değiştiremezsiniz, bulunduğunuz evi değiştiremezsiniz, ortamı değiştiremezsiniz.
Bu dünyaya hepimiz aynı şartlarda gelmedik.
Anne babamız, içinde büyüdüğümüz aile, yaşadığımız çevre, gittiğimiz okullar, aldığımız eğitimler hepsi bizi belirli bir seviyeye getirir.
Evet dünyaya gözümüzü açtığımız coğrafya, yetiştirdiğimiz ortamlar adaletsiz olabilir.
Ancak bu kişisel gelişim sayesinde o farkları biraz kapatabiliriz.
Hani biraz önce size sebze ve meyve yetiştirmekten bahsettim ya.
Belki size çok saçma gelecek.
Ya sen ne diyorsun falan diyebilirsiniz içinizden ama bulunduğumuz koşulları değiştiremiyorsa bulunduğumuz koşulları iyileştirebiliriz.
Belki değiştirmek çok da mümkün değil ama bunu iyileştirmek bizim elimizde.
O yüzden sevdiğiniz bir şeyi keşfederseniz o bulunduğunuz zorluklar, değiştiremediğiniz koşullar içerisinde kendinize iyi gelen bir şey yaparak o sizin böyle bir kaçtığınız bir nokta olur.
Sizin böyle sığındığınız bir şey olur.
O yüzden bence söylediğim şeyleri küçümsemeyin ya.
Mutlaka kendinize iyi gelecek bir şeyler bulursunuz.
Bulmalısınız da. Hayat çok zor ve her geçen gün de daha çok zorlaşıyor.
Bu olumsuzluklara takılır kalırsak o zaman hayatı kendimize daha çok eziyet etmiş oluruz.
Bir şeyler daha çok çekilmez olur.
O yüzden böyle benim söylediklerimden olur veya sizin işte farklı bir yerde gördüğünüz hani biraz önce dedim ya hani bilgi edinin.
Her hafta kendinize bir şeyler öğrenin diye.
O öğrendiğiniz şeylerden mutlaka kendinize bir şeyler bulun ve sizin bir sığınağınız olsun.
Yani sevdiğiniz bir şeyi yapın.
Dilinizi geliştirebilirsiniz.
Mesela biraz önce de dediğim gibi yani internet Zaten her türlü bilgiye çok hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz.
Bir kelime bile öğrenmek insana mutlaka bir şey katar.
Ne demişler? Bir dil bir insan, iki dil iki insan.
Belki o öğreneceğiniz kelime ya da cümleden bile kendinizle ilgili bir şeyler yakalayacaksınız.
Ben mesela bisiklet sürmeyi çok severim.
Size de bunu tavsiye edeceğim.
En sevdiğim aktivitelerden birisidir.
Yazın gelmesini dört gözle bekliyorum hatta bisiklete binmek için.
Bence hayatımda kendimle ilgili keşfettiğim en önemli şeylerden birisi.
Mesela bisiklet sürmek. Çünkü bu eylemi her gerçekleştirdiğimde keyif alıyorum, seviyorum, mutlu oluyorum.
Hayatımda benim de değiştiremediğim bazı dinamiklerim var.
Ama mesela bisiklet sürerken o andan biraz, o hayattan biraz uzaklaşıyorum.
Yani bir saat, iki saat bana çok iyi geliyor.
Bisiklet sürmek de benim sığınağım gibi bir şey yani kaçtığım şeylerden birisidir mesela.
Canım sıkkın olduğu zaman, moralim bozuk olduğu zaman hem spor yapmış oluyorum hem de sevdiğim bir eylemi gerçekleştirdiğim için mesela keyif alıyorum.
Biraz önce dedim ya size ilk maddemiz hedef belirlemede işte her hafta bir şeyler öğrenin, kendinize bir hedef belirleyin.
Ben bu hafta şunu öğreneceğim, ben bu hafta bununla ilgili bu araştırmayı yapacağım diye.
Bunu her öğrenip o defterinize yazdığınızı düşünün ve bir süre belirleyin.
İşte bu 6 ay olur, başlangıçta minimal başlayın dediğim için hani 3 ay olur, 6 ay olur ya da 1 yıl olur nasıl belirlerseniz.
O deftere her hafta bir şey yazdığınızı düşünün.
Düşünsenize bir 6 ayın sonunda ne kadar çok şey öğrenin.
Bence hedef belirleme konusunda bir şeyler öğrenmek kişiye iyi geleceğini düşünüyorum.
İkinci başlığım kendinizle randevulaşın.
Bu kelimeyi özellikle seçtim.
Kendinizle randevulaşın.
Biz bu hayatta çoğunlukla hep başkaları için bir şeyler yapıyoruz.
İşte sosyal hayat, arkadaşlar, iş ortamı, aile ortamı.
Günümüzün, zamanımızın her anı bu saydıklarımdan biriyle geçiyor.
Durum böyle olunca kendimize vakit ayıramıyoruz ya da ayırmıyoruz.
Bu böyle bahsettiğim cilt bakımı, saç bakımı bir şey değil.
Kendinize ait bir ben saati olsun.
Kendinizle randevulaşın.
Kendinizle dertleşmek, kendinizle konuşmak.
En azından haftada bir gün bir saat belirleyin ve...
O saat sadece sizin olsun.
Çünkü insan randevulara önem verir.
Kaçırmak istemez.
Arkadaş işte sevgili randevuları zaten çok önemsedir ama en basitinden bir hastane randevusuna bile gideceğinizde insan hiçbir şey yapamazsa o kıyafeti değiştirir.
Eğer bir depresif ruh halinde değilse ama yine de bir hazırlık yapar yani.
Özellikle bu kendinizle randevulaşın kelimesini seçtim.
Kendinize bir ben saati yapın.
Bir randevu saatiniz olsun ve ne olursa olsun o saati o randevuyu...
Biri gelmek isterse ya da sizi bir yere çağırdılar.
Deyin ki hayır benim o saatte kendimle randevum var.
Bunu söylemek hem size çok iyi gelecektir hem de böyle karşınızdakinizi bir böyle afallatır.
Ya hani nasıl senin kendinle randevum var?
Belki gülenler olacaktır, dalga geçenler olacaktır.
Ama inanın özgüven gelişimi konusunda kendinize moral motivasyon konusunda sizde iyi gelecek yöntemlerden birisidir bu.
Kendinizle randevulaştığınızda hani arkadaşlarınızla veya işte sevgilinizle randevu ayarladığınızda illa ki böyle kafanızda bir plan olur ya işte sinemaya gidelim şurada yemek yiyelim onu yapalım bunu yapalım gibi kendinizle
ayırdığınız zamanda da mutlaka kendiniz için bir şeyler yapın.
Mesela o randevu saatine sevdiğiniz bir tatlıyı alabilirsiniz ya da ondan önce yapabilirsiniz kendinize evde kahve yapabilirsiniz sevdiğiniz şey her neyse ama o randevu saatinizde asla
işte böyle temizleyin. Ya da evde ne iş yapıyorsanız veya iş yerinizde eve getireceğiniz bir işiniz varsa asla hiç öyle bir şeyler yapmayın.
O sizin kendi saatiniz.
Sizin ben saatiniz.
Size özel bir zaman dilimi.
Sizin kendinizi iyileştirmeye ve kendi içsel yolculuğunuza çıkabilmede ben çok önemli bir etken olacağını düşünüyorum bu randevu saatinin, ben saatinin.
Çünkü kendi hayatımda da yaptığım, uyguladığım yöntemlerden birisi.
Kendinizi tanıyın mesela o ben saatinizde.
Kendinizle ilgili sorular sorun.
İşte kendinizle ilgili sevdiğiniz özelliğiniz nedir?
Söylediğiniz en etkili hayır neydi?
Kime ve neden söylediniz?
Şu an toplumda birçoğumuz hayır demekte.
Bununla ilgili hep böyle...
Motivasyon videoları görüyorum.
Motivasyon konuşmaları görüyorum.
Eğer bunu bir kez yaptıysanız yine yaparsınız.
Geçmişteki güçlü olduğunuz anı hatırlamak size kendini iyi hissettirir.
Yine yapabilirim dersiniz.
Mesela sizde en çok ne gülümsetir?
Bunları öğrenin. Kendinizi keşfedin.
O defterinizde bunları yazabilirsiniz mesela.
Yine o randevu saatinizde ben saatinizde üstüne bastıra bastıra söyleyeceğim.
Belki 150 kere söyleyeceğim ama söyleyeceğim.
Bu randevu saatinizde bu hafta kendinizi takdir edeceğiniz ne yaptınız mesela onu düşünün Kişinin kendine iyi şeyler söylemesi, böyle güzel şeyler söylemesi de tabii ki moral ve motivasyonunu
yükseltir, iyi gelir.
Kendinizle ilgili en zayıf yönünüz nedir ve bu konuda neden zayıfsınız?
Mesela bu soruyu sorun kendinize.
Buna verdiğiniz cevap da kendinizi keşfetmeyle ilgili başlayacağınız ilk nokta burası bence.
Kişinin zayıflıklarını bilmesi ve ilk başta oradan başlaması.
Bu sizin güçlü olabilmek için adım atacağınız ilk yerlerden birisi olur.
Ya hiçbir zaman yalnızlık aciz değil.
Böyle kendinizle kalmaktan, kendi kendinizde bir şeyler yapmaktan korkmayın.
Aksine kişiye çok iyi gelir bence.
Çünkü şöyle bir durum var.
Başkalarını fazla önemsemek kişinin kendisini değersizleştirir.
Dolayısıyla böyle kendinizde yalnız kalıp kendi kendinize bir şeyler yapmaktan korkmayın.
Siz kendinize değer verirseniz başkaları zaten size değer verir.
Biraz ben demeyi öğrenmek lazım ya.
Dolayısıyla bu randevu saatinizde ben saatinizde size en çok bu yönlerde katkı sağlayacağını düşünüyorum bu yönteminde.
Gelelim üçüncü başlığımıza.
Üçüncü başlığımız planlı olmak.
İki tavşanı aynı anda yakalamaya çalışırsanız ikisini de elinizden kaçırırsınız.
Bu nedenle planlı olmak çok önemli.
Günlük, haftalık ve aylık planlarınız olsun.
Ben bir ara haftada bir kitap bitirmeyi taktım kafama.
Dedim ki her hafta bir tane kitabı bitireceğim.
İlk üç hafta başarılı oldum.
Bir de böyle başlangıç için diye ince kitaplar seçtim.
İlk üç hafta böyle çok güzel planıma uyuyorum.
İşte haftada bir kitap bitiriyorum.
Ama tabii böyle okumak için aldığım kenarda bekleyen daha böyle kalın kitaplar falan da var.
Sonra sıra onlara geldi.
Ben kitabı bitiremiyorum. Bir hafta geçti.
Bitmiyor. İkinci hafta geçti.
Bitmiyor falan. Sonra tabii kitabı bitiremeyince benim de böyle moralim bozuluyor.
Demoralize olmaya başladım.
Ben de yöntem değiştirdim.
Daha böyle minimalist hedefler koydum kendime.
Şu anki günlük hedefim günde 5 sayfa kitap okuyacağım.
Ve tabii ki 5 sayfayla kalmıyorum.
Yani bazı günler 50 sayfayı bulduğu oluyor.
Ama bazı günlerde gerçekten 5 sayfayı bile zar zor bitiyorum.
Ama en azından günün sonunda ajandama 5 sayfa tamamlandı diye tik attığım zaman demoralize olmuyorum.
Çünkü ben bugünlük hedefimi tamamladım yani.
Bana iyi geliyor. Dolayısıyla plan yaparken planları da biraz böyle minimalize tutmak lazım ki günün sonunda tamamlanan işler sizin moralinizi düşürmesin.
Yani yapabilelim. İngilizcemi geliştirmeye çabalıyorum.
Onda da böyle kursa falan gittim ama çok başarılı olamadım.
Böyle hem iş hem kurs.
İkisini bir arada yürütemedim.
Şu an mesela kelime üzerine çalışıyorum.
Biraz İngilizcem var. Günlük kendime 5 tane kelime öğrenmeyi hedef tuttum.
Hep 5 sayılarından gidiyorum.
Sayım da değil aslında ama başarabiliyorum.
Beş kelimeyi öğrenebiliyorum.
Mesela sizde hani günlük beş olmaz da atıyorum haftalık beş olur sizin günlük rutinize göre nasıl olursa.
Bu şekilde küçük küçük planlar yaparsanız o küçüklerin toplamında hem büyür ve gerçekten size katkısı olur.
Dördüncü başlığım mutlaka spor yapın.
Spor yapmak hem fiziksel sağlık açısından hem de ruhsal sağlık açısından çok faydalı bir eylem.
Artık evde böyle kendi imkanlarınızla da spor yapabilirsiniz.
Çok güzel anlatan.
gösteren hocalar var.
Ben de takip ediyorum. Eğer böyle kursa girecek zamanınız yoksa belli başlı hareketleri tabii evde kendi imkanlarınızla yapabilirsiniz.
Ya da en azından günde bir 30 dakika yürümek lazım.
Mutlaka hareket edin.
Spor yapın. Çünkü spor yapmak kişiyi aynı zamanda da böyle zinde tutuyor.
Enerjisini yükseltiyor.
Dolayısıyla moral ve motivasyon konusunda da spor yapmanın da kişiye çok katkıları olduğu bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış zaten.
Beşinci başlığım.
Evet. Çok klişe biliyorum ama erken kalkın.
Erken kalkmak da spor yapmak kadar faydalı bir eylem.
Ortalık sessiz oluyor, temiz bir hava oluyor.
Özellikle yazın böyle sabah erken saatlerinde.
Ben o saatlere hep böyle büyülü saatler demişimdir yazın 5'ten sonraki saatler için.
Kendinize zaman ayırma konusunda da bence en iyi değerlendirebileceğiniz zaman dilimi bana göre sabah saatleri.
Yetiştiremeyeceğiniz işlerinizi halledersiniz.
Erken kalktığınız için gün içinde kendinize zaman kalır.
Gün çabucak bitmez.
Ben yıllarca çok uğraştım.
Kalkabilmek için bende en çok işe yarayan yöntem telefonu uzağa bırakmak oldu.
Gerçekten o telefonu kapatmak için kalktığım zaman da uykum açılıyordu.
Ama yaklaşık bir yıldır kedim var ve her gün sabah dört buçukta kulağımın içine patisini sokmaya çalışıyor.
Dört buçukla beş arası bir şey oluyor yani kedilere.
Mecbur kalkıyorum. Erken kalkmak için kedi de besleyebilirsiniz.
Kedi beslemek şakaydı bu ara.
Yani herkesin yapabileceği bir şey değil.
Ama siz telefonunuzu böyle uzağa koyarak kalkabilirsiniz.
Kedi beslemeden önce yaptığım yöntem.
Erken kalkmanın da kişiye çok faydası oluyor.
Bence onu da deneyin, yapın ki kendinize zaman kalsın.
Biz önemliyiz. Canım kendim deyin.
Canım kendim için bir şeyler yapıyorum deyin.
Ben deyin hayatta. Biliyorum hayat çok zor.
Podcast'ın başında konuştuğumuz gibi de.
Ama kendimiz için mutlaka bir şeyler yapmamız lazım.
Tarih boyunca... bizden önce de dünyada sorunlar vardı.
Bizden sonra da olmaya devam edecek yani.
Mümkün değil ben ki hani böyle dünyanın veya ülkenin sorunsuz bir dönem yaşayacağını.
Biz şu an bugünü deneyimlediğimiz için bugün bize çok zor geliyor.
Ama hayat devam ettiği sürece tarihte olduğu gibi de bizden sonra da mutlaka sorunlar olacaktır.
Dolayısıyla onlara takılıp kalmak yerine kendimize yatırım yapmamız lazım.
Size şöyle bir örnek vereyim.
Charlie Chaplin bir gün sahneye çıkmış ve bir espri yapmış.
Bütün salon gülmüş onun esprisine.
Aynı espriyi ikinci kez yapmış.
İşte insanlar biraz şaşırmış ama aralarından birkaç gülenler de olmuş.
Birkaç kişi gülmüş de. Aynı espriyi üçüncü kez yapınca kimse gülmemiş.
Ve bunun üzerine de Charlie Chaplin şunu söylemiş.
Aynı espriye gülmüyorsunuz da aynı acılara tekrar tekrar niye ağlıyorsunuz diye.
Yani o televizyondaki kirli programlarla, kirli bilgilerle diyeyim daha doğrusu.
Beyninizi doldurmayın.
Evet etraf... Hatta çok böyle saçma sapan, apır sapır konuşan kişiler var.
Çok ciddi olaylar var.
Bunları görmezden gelememek de çok mümkün değil.
Ama ne olursa olsun günün sonunda kendinize iyi gelecek şeyler yapın.
Kendinizi iyileştirmek için kaçacağınız bir sığınağınız olsun.
Şöyle de bir örnek vereceğim size.
Bu arada televizyon izlemiyorum ama videoları takip ediyorum.
Böyle sevdiğim programları internet üzerinden takip ediyorum.
Yıllardır televizyon izlemiyorum.
Bir tane komedi programında bir skeç hazırladım.
Yaşlı bir birey var orada.
Yaşlı rolünde birey var.
Spiker yaşlı bireyin yanına geliyor ve şöyle söylüyor.
Diyor ki işte geçen yıl kestane 50 liraydı.
Bu yıl 250 lira olmuş.
İşte bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Yaşlı karakterindeki birey şöyle söylüyor.
Diyor ki ya gördünüz mü bakın kestanemiz durduğu yerde değer kazanmış.
Spiker de bunun üzerine diyor ki ya diyor kestane mi değer kazanmış paramız mı değer kaybetmiş?
Diyor ki yok yok işte kestane değer kazanmış yanlış düşün.
düşünüyorsunuz falan. Spiker şey diyor ama diyor ben geçen sene evime kestane alabiliyordum.
Bu sene kestane alamıyorum.
Spiker'e şey diyor yok kızım diyor sen diyor yanlış düşünüyorsun bak diyor bakış açını değiştir diyor.
Kestanemiz ne kadar değer kazanmış.
Olaylara bu şekilde bakmak lazım diyor.
İşte bu yüzden olduğumuz yerde saymamak için o yaşlara geldiğimizde böyle olmamak için 7'den 70'e mutlaka herkesin kendini geliştirmesi lazım.
Kişisel gelişim çok çok önemli.
Bir de size Kitap tavsiyesinde bulunmak istiyorum podcast'i bitirmeden önce.
Yakın zamanda bitirdim ve beni çok etkiledi.
Tam da bu aralar böyle anlattığım konularla ilgili.
2020 yılının en iyi romanı seçilmiş.
42 dile çevrelip uluslararası çok satan kategorisinde yer almış bir kitap.
Matt Hagen yazdığı Gece Yarısı Kütüphanesi.
Herkesin sevdiği kitap tarzı farklıdır.
Belki aranızda fantastik işte roman sevenler vardır ya da tarihi roman sevenler vardır.
Bilmiyorum bunu. Ancak bir okuyun derim ben yine de.
Ben çok beğendim.
Bana farklı geldi.
Hoşuma da gitti. İçinde kaybolup gittiğim noktalar çok oldu.
O yüzden mutlaka bir okuyun derim.
Bugünlük benden bu kadar arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Bu arada beni dinlediğiniz platformlardan da takip edip bildirimlerinizi açarsanız yeni bölüm yayınlanınca ilk sizin haberiniz olur.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
