
Kendi Hayatınıza Sahip Çıkın: Sınır Koymanın Bedeli ve Ödülü
15 Ocak 2025 · 15 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde sağlıklı sınırlar koyabilmenin önemini anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayalperestin Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar.
Hayalperestin Sesi podcastine hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir.
Her şey yolundadır.
Bugün belki hepimizin ara sıra zorlandığı, bazılarımızın ise hayat boyu mücadele ettiği bir konuyu konuşacağız.
Sınır koyabilmek arkadaşlar.
Sizi bilmem ama ben bu konuda eskiden çok zorlanırdım.
Birisi bir şey istediğinde hayır demek sanki dünyanın en büyük suçunu işlemek gibi gelirdi bana.
Tam olarak bu konuyu hallettiğim söylenemez ama eskiye göre yol katettim diyebiliriz.
Kendi alınımızı korumak neden suç gibi hissettirir ki?
Bu cümle sınır koymakta zorlanan herkesin içine dokunan bir soru aslında.
Çünkü pek çoğumuz hayır dediğimizde veya kendi isteklerimizi önceliklendirdiğimizde bunu sanki bir bencillikmiş gibi algılamaya meyilliyiz.
Bu his genelde çocuklukta öğrendiğimiz herkese yardım et, kimseyi kırma gibi mesajlardan kaynaklanır.
Ancak hayat sürekli başkalarını memnun etme çabasıyla geçmez.
Geçmemeli de, kendimizi sevmek, saygı göstermek ve değer vermek de bizim için bir o kadar önemli.
Şöyle bir düşünün, en son ne zaman birine hayır dediğinizde kendinizi kötü hissettiniz?
İşte o his aslında içimizdeki herkese memnun etmeliyim baskısından geliyor.
Konumuzu ilişkilerde sınır koymak neden önemli, nasıl sınır koyma becerilerini geliştirebilirim ve sınır koymayı neden bilmiyoruz şeklinde ele alacağım arkadaşlar.
Sınır koymak neden önemli ilk olarak onunla başlamak istiyorum.
Sınır koymak hem kendimize hem de başkalarına duyduğumuz saygının en net ifadesidir aslında.
Sınırlarımız kim olduğumuzu, nelere değer verdiğimizi ve kendimize ne kadar önem verdiğimizi gösterir.
Sınır koymamaksa zamanla tükenmişlik, öfke ve ilişkilerde dengesizliğe sebep olur.
Çünkü sürekli evet diyerek kendi ihtiyaçlarımızı göz ardı ettiğimizde başkalarıyla olan bağlarımız da sağlıksız bir hale gelir.
Bir düşünelim, sınırlarınız yoksa insanlar nereye kadar gelebilir?
Herkes sizin alanınızı biraz daha daraltırsa sonunda kendinize ne kadar yer kalır?
Şöyle bir örnek vereyim, çok sevdiğiniz bir bahçeniz var.
O bahçeyi koruyacak bir çitiniz olmazsa herkes gelip o bahçeyi istediği gibi kullanır.
Peki sonrasında uzun vadede o bahçe ne hale gelir?
İşte bu yüzden kendi sınırlarınızı çizmediğinizde başkaları sizin adınıza çizer.
Sınır koymak kendinize bir iyilik yapmaktır.
Düşünün kendinizi sürekli başkaları için tükettiğinizde elinizde size ya da sevdiklerinize verecek bir şey kalmaz.
Bu nedenle de sınır koymak çok önemli arkadaşlar.
Sınır koymayı neden bilmiyoruz?
Neden sınır koyamıyoruz?
Şimdi de bundan bahsetmek istiyorum.
Özellikle bizim toplumumuzda sınır koyabilmek zaten çok zor bir eylem arkadaşlar.
Maalesef sınır bilmeyen bir toplumuz.
Bizim toplumumuzda sınır koyma veya kişilere belirli sınırlar çerçevesinde yaklaşma bilinci yok.
Biz çocukluğumuzdan itibaren böyle yetiştirilmiyoruz.
Yani sınırları olarak yetiştirilmiyoruz.
Birçoğumuza çocukluk döneminde öğretilen davranış uslu çocuk olmaktı.
Ve böylelikle asıl sınır bize konulmuş oldu.
Bir sınırımız olması gerektiğinin farkında olamıyoruz.
Bu nedenle insanlar çoğu zaman belki de iyi niyetle yaptıkları pek çok davranışın sınır ihlali olduğunun farkında bile değiller.
Şöylede bir durum var.
Bir şekilde sınır koyup onları uyardığınızda bozuluyorlar, üzülüyorlar, tepki gösteriyorlar.
Ben ne yaptım ki?
Bu söylediğimde ne var ki?
gibi cümleler duyuyoruz.
Size şöyle bir örnek vereyim.
Benim en sinir olduğum davranışlardan biridir.
İster bir yakınınızın çocuğu olsun, ister dışarıda herhangi bir yerde gördüğünüz bir çocuk olsun.
Bazı insanlar ay ne tatlı çocuk diye şapur şupur çocuğu öpüyor, sarılıyor, seviyor.
Ya sana çocuğun ebeveyninden izin aldın mı?
Ya da o çocuk kendini ifade edecek bir yaştaysa o çocuktan izin aldın mı?
Bu kişileri uyardığınızda hemen agresif davranışlar sergiliyor.
Sevdim, sanki bir şey mi yaptım?
Hayır, sevemezsin.
Uzaktan sev, dokunma o çocuğa.
Eğer ebeveynler çocuklarına yapılan bu duruma tepki göstermezse çocuk bu zorla sevilme ve öpülme durumunu normal bir davranış olarak algılıyor.
Ve kendisine farklı niyete yaklaşan sapık zihniyetli kişilerin ona zarar vereceğini düşünmüyor ve sınır koyamıyor.
Sonrasında çok kötü şeyler görüyoruz ve duyuyoruz arkadaşlar.
Kendi çocuğunuz, kardeşiniz ya da ne bileyim yakınınızın çocuğu varsa lütfen bu duruma dikkat edin.
Bırakın karşısındaki kişi bozulursa bozulsun.
Neden sınır koyamıyoruz konusuna tekrar dönersek ilk olarak zaten bize öğretilmemiş olması.
Bir de biraz önce bahsettiğim çocuklukta uslu çocuk ol, kimseyi üzme, herkese saygılı ol gibi öğretiler, kendi istek ve ihtiyaçlarımızın arka planda kalması, başkalarının isteklerinin
daha önemli olduğu bilincini oluştururmuş ve yetişkin bireyler olduğumuzda kişi de böyle söylersem, hayır dersem beni reddederler, aralarını almazlar, bunu bunu yapmazsam
beni terk ederler veya şöyle konuşursam, bunları söylersem, Kendi istek ve ihtiyaçlarımı söylersem beni sevmezler, yalnız bırakırlar gibi oluşan durumlar kişilerin
hayatında sınır koyamamanın nedenlerinden arkadaşlar.
Sınır koyamama nedenlerinden biri de yanlış anlaşılma korkusuymuş.
Hani biraz önce dedim ya çocukluk dönemindeki söylenen uslu çocuk ol cümlesi.
Kişi yetişkin bir birey olduğunda bilinçaltında hep öyle yapmamalıyım.
Böyle konuşmamalıyım.
Şunu söylersem yanlış anlaşılır mıyım gibi sürekli kişinin kendi ile çatışmasına neden olurmuş ve yanlış anlaşılır mıyım düşüncesi de sınır koymasına engel olurmuş.
Sınır koyamama nedenlerinden biri de tepki korkusuymuş arkadaşlar.
Kendi istediğim şeyi söylersem, hayır dersem bana kızar, tepki gösterirler, öfkelenmelerine neden olurum.
İşte aman Ali Rıza Bey tadımız kaçmasınlar diye öfke korkusu, kırıcı cümle duyma korkusu sınır koymanın önündeki engellerdenmiş arkadaşlar.
Sınır koymayla ilgili en önemli yere geldik arkadaşlar.
Nasıl sınır koyabiliriz?
Öncelikle yapmanız gereken en önemli şey kendi sınırlarınızı belirlemek ve bilmek.
Bunları bilirseniz başkalarına da bu sınırları çok rahat koyabilirsiniz.
Sizin bu hayattaki kırmızı çizginiz ne?
Aslalarınız ne?
Enleriniz ne?
En sevdiğiniz, en çok nefret ettiğiniz, asla yapmam dediğiniz şeyleriniz ne?
Sizi en çok ne yoruyor?
Kime ve ne zaman hayır dediğinizde kendinizi suçlu hissediyorsunuz?
Öncelikle bunları belirleyin arkadaşlar.
Hatta bu sorulara yazarak cevap verin.
Sınır koymak bir duvar örmek değil, kendinizi başkalarından soyutlamak da değil.
Tam tersi sınır koymak hayatınıza kimlerin girip çıkacağını belirleyeceğiniz bir kapı inşa etmektir.
Sınır koymaya başladığınız anda belki bazıları küsüp gidecek, belki bazıları kırıldıklarını ifade edecekler.
Çünkü sınır koymanızdan en çok rahatsız olanlar Sınırlarınızı en çok ihlal edenlerdir.
Ama önemli değil. Dik durun ve bu yolda devam edin.
Bir kere bu yola çıkarken bunlara da hazırlıklı olmak lazım.
Yani sınır koymak bu noktada güçlü olmayı da gerektiriyor ve bunlara hazırlıklı olmayı da gerektiriyor arkadaşlar.
Siz bir kere dik durduktan sonra onlar da buna alışacaklar.
Bazı insanlar size şunu da söyleyebilir.
Sen çok değiştin, eskiden böyle değildin, eskiden her isteğimizi yapardın, hiç böyle konuşmazdın.
Oysa ki ben iyi niyetle söylemiştim gibi özellikle manipülatif insanlar varsa çevrenizde bunları duyarsınız.
Bu gibi söylemlerde sakin kalın, hemen savunmaya geçmeyin.
Ay ben aslında öyle demek istemedim, aslında şöyle söylemek istedim gibi aşırı açıklamalardan ve savunmalardan uzak durmaya çalışın ve hemen şunu düşünün arkadaşlar.
Bu sizin isteğiniz, sizin haklı talebiniz.
Kendi hayatınızla ilgili daha iyi olmak için aldığınız bir karar.
Bunu dile getirdiniz ve buna fazlasıyla hakkınız var.
Kısa ve net bir şekilde talebinizi ifade edin ve kendinizi suçlu hissetmemeye çalışın.
Sınır koymaya başladığınız anlarda kendinizi suçlu veya bencil biriymiş gibi düşünebilirsiniz arkadaşlar.
Bu çok normal çünkü uslu çocuk olmamız gerekiyordu ya hani.
Beyin bu duruma alışık değil.
O yüzden kendinizi kötü hissedebilirsiniz.
Ancak siz bu şekilde dik durmaya ve kararlı davranmaya devam ettikçe içinizde hissettiğiniz o suçluluk duygusu bencil miyim duygusu da yavaş yavaş azalmaya başlayacaktır.
Eğer siz kendiniz olmaya başladığınızda çevrenizdeki kişiler sizinle ilişkilerini bitirmeyi tercih ediyorsa, gitmeyi tercih ediyorsa bırakın gitsinler bu onların tercihi.
Demek ki zaten onların tercihi siz değil.
Size isteklerini yaptırabilmekmiş ilk adım olarak ihtiyaçlarınızı belirlediniz, kendi sınırlarınızı öğrendiniz ve kendinizi her şeye hazırladınız.
Sonraki adım önemsiz gibi görünen ama sizi rahatsız eden şeylerden başlayın.
Günlük hayatınızın içinde sürekli karşılaştığınız ve rahatsız olduğunuz bir durum varsa örneğin bu hafta şu işe, şu isteğe hayır diyeceğim gibi bir hedef
belirleyin. Sınır koyabileceğiniz en zor ve en önemli olan da aile ilişkileri arkadaşlar.
Aile üyelerine sınır koymak her zaman zordur ve sonunda bedel ödersiniz.
Ancak sizin hayatınız için gerekli bir durum varsa da yapmanız gerekir.
Onlara şöyle söyleyin.
Sizi seviyorum ama bu konuda şu an size yardımcı olamam diyerek hem sevginizi hem de sınırınızı ifade edin.
Sınır koyarken belki de en önemli yer zaman isteyin arkadaşlar.
Kendinize zaman tanıyın.
Ben bunu bir düşüneyim.
Şu an cevap vermek istemiyorum.
Bana biraz zaman ver gibi karşınızdaki kişilerden zaman isteyin.
Bu süreçte düşünün ve sizin için iyi olacak neyse o cevabı verin.
Sınır koymak anlatırken basit bir eylem gibi görünse de aslında çok zor bir eylem arkadaşlar.
Ve bir günde bir haftada olacak bir şey de değil.
Uzun vadede zamanla öğreneceğiniz bir eylem.
Biraz önce bahsettiğim gibi birilerine hayır dediğinizde belki kayıplarınız olacak.
Hiç beklemediğiniz kişilerden beklemediğiniz tepkiler göreceksiniz.
Ama aslında gerçekleri de göreceksiniz.
Mesela gerçek dostlar siz hayır dediğinizde ya da bir etkinliğe katılmak istemediğinizde size küsmek yerine saygı duyar ve yanınızda olur.
Şöyle de bir durum var arkadaşlar.
Kimin neye üzüleceğini, kırılacağını, tepki göstereceğini bilemeyiz.
Aynı şekilde karşımızdaki kişiler de bizim bu durumlarımızı bilemez.
Dolayısıyla sınırlarımızı belirlemek demek istediğimiz ya da hoşumuza gitmeyen bir durumla karşılaştığımızda trip atmak, öfkelenmek, pasif agresif davranmak değil.
Sınırlarımızı nazik ve kibarca, açık ve kısa ifadelerle karşımızdakilere bildirmeliyiz.
Sen burada bana böyle söyledin, böyle şaka yaptın ama bu benim hoşuma gitmedi.
Bir sonraki sefere biraz daha dikkatli olmanı rica ediyorum demek yeterli olur.
Karşınızdaki kişi de sınırlarınızı öğrenmiş olur.
Aslında bazen insanların bize nasıl davranacağını da onlara biz öğretiriz.
Son olarak da sınır koyup bunu insanlara bir şekilde uygularken, ifade ederken mazeret bulmayın arkadaşlar.
Paniklemeyin. Uzun uzun açıklamalar yapmayın.
Bu sizin hayatınızla ilgili almış olduğunuz haklı bir karar.
Kimseye bununla ilgili gereğinden fazla açıklama yapmanıza gerek yok.
Sınır koyabilmek başlarda yorucu ve zor olsa da sonrasında emin olun size kendinizi daha iyi hissettirecektir.
Son bir not olarak da şunu söylemek istiyorum arkadaşlar.
Başkasına söylenen her hayır aslında kendiniz için bir evettir.
Bugün birlikte sınır koymanın ne kadar önemli olduğunu ve bunu nasıl başarabileceğimizi konuştuk.
Umarım bu sohbet size ilham vermiştir arkadaşlar.
Unutmayın sınır koymak kendinize verdiğiniz bir değerdir.
Şimdi kendinize bir iyilik yapın ve hayatınızda sınır koymanız gereken bir alanı düşünün.
İlk adımı atın.
Çünkü buna kesinlikle değersiniz.
Şimdi sizden küçük bir şey istiyorum.
Hadi bu hafta bir yerde kendinize ve ihtiyaçlarınıza öncelik verin.
Küçük de olsa bir sınır çizin.
En az bir şeye bir kere hayır demeyi deneyin arkadaşlar.
Küçük bir şey bile olabilir.
Sonra bunun size neler hissettirdiğini bir düşünün.
Bu bizim küçük bir sınır koyma deneyimiz olsun.
Sonra nasıl hissettiğinizi bana yazın.
Çünkü gerçekten çok merak ediyor olacağım.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
