
Bazı insanlar sadece yaşadıkları çağı değil, henüz gelmemiş zamanları da aydınlatır. Nikola Tesla, işte o insanlardan biriydi.Bu bölümde; dünyayı elektriğin gücüyle tanıştıran, kablosuz enerjiyi hayal eden ve bugünün teknolojisine yön veren bir dâhinin hikâyesine yakından bakıyoruz.
Transkript
Selamlar Hayalperest'in Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Bir adam düşünün karanlık bir otel odasında yalnız ölürken dışarıdaki şehir onun bulduğu akımla aydınlanıyor.
Bahsettiğim bu kişi Nikola Tesla.
Bazı insanlar yaşarken anlaşılmaz ya hani Nikola Tesla da onlardan biriydi.
Hayatı trajedilerle dolu bir dahi desek de yalan olmaz bence.
Çocukluğundan takıntılarına, yalnızlığından icatlarına Tesla'yı konuşacağız arkadaşlar.
Konuma başlamadan önce her zamanki hatırlatmamı yapmak istiyorum.
Sizin beğenmediğiniz bir bölüm, bir cümle, bir başkasının hayatını komple değiştirebilir.
Bu nedenle dilediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip ederseniz, çevrenize önerirseniz etkileşimimiz artar ve birlikte birçok hayatlara dokunuruz diyorum ve konuma başlıyorum.
Bir de beni her yaş grubu dinliyor.
Bunu istatistiklerden görüyorum.
Nikola Tesla'nın hayatı çok uzun.
İşte bilimsel çalışmaları, icatları hepsini anlatmam mümkün değil.
Böyle sabaha kadar konuşmam gerekir.
Bu nedenle de olabildiğince böyle sizi sıkmadan, bilgiyle doldurmadan anlatmaya çalışacağım.
Nikola Tesla 10 Temmuz 1856'da Hırvatistan'da bulunan Siminyan köyünde dünyaya gelir.
Doğduğu günle ilgili de şöyle bir hikaye var arkadaşlar.
Nikola Tesla'nın doğduğu gece dışarıda böyle şipşekler çakıyor, işte gök gürültüsü, yıldırımlar.
Düşünün böyle korku filmi gibi bir sahne.
Doğuma yardım eden Ebe bu durumu kötü bir işaret olarak algılıyor ve Tesla'nın karanlık bir kadere sahip olacağını düşünüyor.
Ve annesine diyor ki bu fırtınanın çocuğu olacak.
Annesi de diyor ki hayır diyor benim çocuğum ışığın çocuğu olacak diyor.
Bu sözler aslında Tesla'nın tüm hayatını özetler gibi gerçekten de ışığın çocuğu oluyor.
Ne kadar da ironik değil mi?
Nikola'nın babası bir ortodoks papaz.
Annesi de ev hanımı.
Beş çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya geliyor.
Aslında böyle katı, disiplinli sözcüklerle büyüyen bir adam Nikola Tesla.
Nikola Tesla daha çocukluğunun ilk yıllarında üstün zeka belirtilerini göstermeye başlıyor.
Fakat beş yaşına geldiğinde aileyi derinden etkileyen trazik bir olay yaşanıyor.
Nikola Tesla'nın 12 yaşında olan abisi Daniel ata binme kazası yüzünden hayatını kaybediyor.
Kaynaklarda bu konuyla ilgili birkaç durum var arkadaşlar.
Hangisi doğru tam olarak bilinmiyor.
Bazı kaynaklarda abisinin ata bindiği sırada Nikola'nın atı korkutmasından dolayı kazanın olduğu geçiyor.
Vladimir Pistalo'nun maskelerle çevrili hayat romanında abisinin attan düşme sonucu ölmediği merdivenden düşüp öldüğü geçiyor.
Fakat şöyle de bir sorun var.
Abisinin ölmeden önce Nikola'nın adını söylemesi üzerine ailesi bu kazaya Nikola'nın sebep olduğunu düşünüyor.
Bu konunun kesin bir açıklaması yok dediğim gibi.
Hangisi doğru bilinmez ama bu yaşta bir çocuk için ağır bir durum gerçekten.
Bazı kaynaklarda bu olaydan dolayı Nikola'nın annesi tarafından sürekli suçlandığı başarılarının bile takdir edilmediği ve sevgiye aç biri olarak büyüdüğü de geçiyor.
Hayatı boyunca yakasını bırakmayan psikolojik problemleri de daha o zaman baş gösteriyor.
Nikola'nın bilinen ilk rahatsızlığı hiperduyarlılık diye geçiyor.
Algıları normale göre çok güçlü.
Birkaç oda ötesinde bulunan saatin tiktak seslerini, uçağın bir sineğin vızıltısını bile yüksek bir frekansda duyuyormuş, algılıyormuş ve tabi bu da onu çok rahatsız ediyor.
Hayatının hiçbir döneminde sosyal ilişkiler konusunda başarılı olamamış.
Nikola'nın hareketlerinde sürekli bir tekrar etme hali de varmış.
Bu konuya gelmişken diğer takıntılarından da bahsedeceğim arkadaşlar.
İlk olarak sahip olduğu en önemli takıntısı başladığı işi bitirmekmiş.
Öldüğü zaman bile hiçbir işi yarıda kalmamış arkadaşlar.
İyi veya kötü, olumlu veya olumsuz bir şekilde başladığı işi bitirmiş.
Çoğumuzun en büyük sorunu olan bir durum bence başladığı işi bitirmek.
Yani benim de çok başarılı olduğum söylenemez bu konuda.
İkinci olarak Tesla'nın 3, 6 ve 9 sayıları ile ilgili farklı yani bu sayılara karşı farklı bir ilgisi var.
Hayatında her şeyi 3 ve 3'ün katlarına denk getiriyor.
Yaptığı her şeyin, her işin 3'e bölünebilir olması gerekiyor.
Diyelim ki bir otelde kalıyor.
Oda numarasının mutlaka 3'ün katı olması gerekiyor.
Bulaşıklarını tam 18 tane peçeteyle temizliyor.
Bir binaya girmeden önce binanın çevresini 3 kez turluyor.
Bunların dışında farklı fobileri de var.
Kristal, pırlanta ve inci gibi parlayan mücevherlerden nefret ediyor.
Kadınların küpelerini, kulaklarını görmeye, insanların saçına dokunmaya ve kendi saçına dokunulmasına yani bunun fikrine bile asla katlanamıyor.
Yürürken adımlarını sürekli sayıyor.
Onda da böyle üç ve üçün katları olmasına dikkat ediyor.
İşte diyelim ki yemek yiyecek, çorba kasesi, kahve fincanı, normal yemek tamakları.
Gelen yemekler hepsinin kübik parçalarını hesaplıyor ve hesaplama yaptıktan sonra yemeğini yiyor.
Eğer ki yemeğin ve o işte çorba kasesi, tabaklar bunların kübik hesabını yapamazsa o yemeği yemiyormuş arkadaşlar.
Mikroplardan aşırı derecede korkuyor ve ellerini sürekli yıkıyor.
Bu nedenle temizlik takıntısı da varmış.
Nikola kitap okumayı her şeyden çok seven bir insan.
Babasının kütüphanesinde saatlerini geçiriyormuş.
Sabaha kadar kitap okuyormuş arkadaşlar.
Ve babası gözleri bozulacak diye Nikola'nın geceleri kitap okumasını yasaklıyor ve evdeki bütün mumları da ondan saklamışlar.
Ama tabii Nikola'dan bahsediyoruz durur mu?
Geceleri anahtar deliğinden sızan ışıkta bile kitap okumaya çalışmış arkadaşlar.
Nikola 7 yaşına geldiğinde yaşadıkları evin çatısına çıkarak şemsiye ile uçma denemeleri yapıyormuş ve eski tip saatleri de tamir etmeye çalışıyormuş.
7 yaşında dedim ayrıntıya dikkat.
9 yaşına geldiğinde yaşadığı köy evi itfaiye birimi kuruluyor ve köy halkı açılış için toplanıyor.
Görkemli bir işte tören hazırlanıyor, kutlamalar yapılıyor.
Sıra itfaiyenin su pompasının çalıştırılmasına geliyor.
Fakat pompa çalışmıyor ve su akmıyor.
Gözünüzün önünde bir hayal edin işte su pompası etrafında toplanmış insanlar herkes merakla bekliyor ama su akmıyor.
Tüm köylüler seferber oluyor ancak pompadan bir türlü su gelmiyor.
Bizim 9 yaşındaki küçük mucit buz gibi suya atlıyor ve pompaya bağlı hortumun dirsek yaptığını görüyor.
Hemen düzeltiyor ve pompadan su akmaya başlıyor.
Köy halkı bizim küçük mucidi omuzlarında taşıyor.
Nikola ilerleyen dönemlerde bu mucit özelliklerini annesinden aldığını söylüyor.
Okuma yazma bilmemesine rağmen Nikola'nın annesi ev işlerini kolaylaştıran küçük icatlar yapıyor.
Hatta kendi yaptığı küçük mekanik bir yumurta çırpıcısı bile tasarlamış.
Nikola'nın okul hayatı da kolay olmamış arkadaşlar.
Takıntıları ve asosyalliği nedeniyle oldukça zorlanmış.
Köylerinden uzakta Karlovaç bölgesinde lise eğitimine başlıyor.
Tüm zorluklara rağmen yine de liseden dereceyle mezun olmuş.
Okulda fizik ve elektriğe büyük merak sarmış ve mühendis olmayı kafasına koymuştur.
17 yaşında lise eğitimi tamamlıyor ve ailesinin yanına tekrar geliyor.
Fakat yaşadığı köyün geleneklerine göre yetişkin erkek çocukları ya askere gönderiliyor, asker oluyor ya da papaz oluyorlar.
Köydeki yetişkin kız çocukları da ya askerle ya da papazla evlendiriliyor.
Böyle bir gelenek var.
Bu geleneğe göre de babası da papaz olduğu için Nikola'nın da papaz olması gerekiyor.
Annesi ve özellikle de papaz olan babası bu konuda çok fazla baskı yapıyorlar ve çok katılar.
Bir türlü Nikola onları ikna edemiyor.
Sonrasında ruh sağlığı iyice bozuluyor.
Yemeden içmeden kesiliyor Nikola'nın ve kolera hastalığına yakalanıyor.
Sürekli bir şeyler gördüğünden işte hayal gördüğünden ses duyduğundan falan bahsediyor.
Böyle sürekli bir sayıklama hali.
Bir yıl boyunca kolera ile mücadele eden Nikola'nın herkes ölümünü bekliyor.
Bu süreçte Nikola'nın babası şöyle bir dua ediyor.
Tanrım eğer oğlumun iyileşmesine izin verirsen onu senin hizmetinde sadık bir din görevlisi olarak yetiştireceğim.
Hani oğlu artık ölüm döşeğinde ama hala bu düşüncesinden vazgeçmiyor.
Babasının sözlerini duyan Nikola da diyor ki baba eğer benim mühendis olmam için beni üniversiteye göndereceğine söz verirsen ben de iyileşeceğime söz veririm diyor.
Babası tabii oğlunun iyileşmesine hiç ihtimal vermiyor.
Herkes onun ölümünü bekliyor.
Ölü de olunca tamam diyor Nikola'ya söz veriyor.
Eğer diyor iyileşirsen diyor mühendis olmana izin vereceğim diyor.
Ve birkaç ay içinde mucizevi bir şekilde Nikola Tesla iyileşiyor arkadaşlar.
Babası da sözünü tutuyor ve onu üniversite okuması için Pırağa gönderiyor.
Hiç de şaşırmayacağınız üzere derslerinde aşırı başarılı oluyor.
Özellikle de matematikte çok başarılı oluyor.
Hatta bir keresinde okuldaki hocaları kafasından yaptığı ileri hesaplamalara inanmıyorlar ve diyorlar ki hani kesin bir hile yapıyor yani bir şey yapıyor.
Bunu böyle kafasından hesaplayamaz.
O kadar çok çalışıyor ki derslerine.
Hocalarından birisi babasına bir mektup gönderiyor.
Oğlunuzu okuldan biraz uzaklaştırmalısınız yoksa çok çalışmaktan ölecek diyor.
Ne kadar ironik değil mi?
Çocuğu okuldan uzaklaştıracaklar, Nikola'yı okuldan uzaklaştıracaklar ama çalışkanlıktan uzaklaştıracaklar.
Yabancı yapıtları okuyabilmek için ana dili olan Sırpça ve ailece bildikleri Almancıya ek olarak İngilizce, Fransızca ve İtalyanca da öğreniyor.
Dil konusunda da çok başarılıymış kendisi.
Kişisel takıntıları ve asosyalliğin nedeniyle 3.
sınıfın ilk döneminden itibaren Nikola'nın üniversiteyi bıraktığı geçiyor arkadaşlar.
Bazı kaynaklarda okulu bitirdiği söylense de üniversite Nikola Tesla ile ilgili bir açıklama yapıyor.
Mezun olmadığını ve okula 1878'in ilk dönemlerinden sonra devam etmediğini açıklamış gittiği okul.
Charles Ferdinand Üniversitesi'ne başlıyor.
Oraya geçiyor. Ve okula başladıktan kısa bir süre sonra babası hayatını kaybediyor.
Bu babasının ölümü üzerine de Nikola Tesla okulu bırakıyor.
Okuldan ayrıldıktan sonra Budapest'te de bir telefon şirketinde çalışmaya başlıyor.
Nikola'nın şöyle üstün bir yeteneği var arkadaşlar.
İnanılmaz bir hafızası var.
İcatlarını önce aklından yapıyor.
Böyle işte çizimdir, formüldür, şudur budur hiçbir şey kullanmıyor.
Aklından icadını yapıyor.
Eksiksiz bir şekilde onu yine aklından çalıştırıyor.
Sonra onu somut bir hale getiriyor.
Bu durum yüzünden iş hayatında ekip arkadaşlarıyla bir türlü uyum sağlayamamış.
Diğer mühendislerle çalışamamış.
Çünkü her şey kafasından yaptığı için kimse onu anlamıyor yani.
Ne yapmaya çalıştığını bilemiyor.
O yıllarda Amerika ve Avrupa'da bilim adına çok büyük gelişmeler yaşanıyor.
Graham Bell tarafından üretilen telefonlar tüm kıtaya yayılıyor.
Edison'un uzun süre yanan lambaları evlerde kullanılmaya başlanıyor.
O sıralarda Nikola Tesla da Budapest'te de böyle yaşamını idame etmeye çalışıyor.
Bir yerde işe başlamış falan.
Ama gazeteden Edison'un icatlarını günü gününe takip ediyor.
Çünkü onun da aklında böyle gerçekleştirmek istediği şeyleri var ama...
Maddi imkansızlıklar yüzünden bunu bir türlü faaliyete geçiremiyor.
Umutsuz bir döngünün içinde sıkışıp kalan Nikola Tesla'nın farklılığını, bu zekasını patronu fark ediyor.
Ve diyor ki ben seni Amerika'ya göndereceğim diyor.
Sen orada bu icatlarını gerçekleştirirsin diyor.
Nikola'ya bir tavsiye mektubu veriyor ve onu Amerika'ya gönderiyor.
Fakat şöyle bir durum var Nikola Tesla'nın Amerika'ya gidebilmesi için gemiye binmesi gerekiyor.
Ama cebinde sadece 4 centi var ve onunla bilet bile alamıyor gizlice gemiye biniyor arkadaşlar.
Ve işte hayatının dönüm noktası burası oluyor.
Şimdi biraz Tesla'ya ara vereceğim Edison'dan bahsedeceğim o dönem Edison neler yapıyormuş.
Çünkü olaylar buradan sonra başlıyor.
Nikola Tesla'yı biz günümüzde neden bilmiyoruz ya da az biliyoruz bunları konuşacağız.
1884'lü yıllarda Edison icatlarıyla ününe ün katıyor.
Şirketler kuruyor, çok iyi finansörleri var, yardımcı mühendisleri var.
İşleri tıkır tıkır yolunda ilerliyor.
Edison'un elektrik üretimi doğru akım sistemiyle gerçekleşiyor, onunla çalışıyor.
Doğru akım sadece bir yönde akan elektrik akımı.
Bu nedenle de sokaklarda kilometrelerce uzunlukta ve yaklaşık bir insanın kolu kalınlığında elektrik kabloları var.
Bu da sürekli yangın çıkmasına, at arabaların geçerken bu kablolara takılmasına neden oluyor ve çok da kirli bir görüntü oluşturuyor.
Bir de maliyeti çok yüksek ve zahmetli olduğu için uzak bölgelere de verilemiyor.
Sadece varlıklı kişiler evlerinde elektrikten faydalanabiliyor.
Nikola Tesla'nın geliştirdiği alternatif akım sisteminde ise elektrik daha ince kablolarla hatta bazen kablosuz da verimli bir şekilde uzağa taşınabiliyor.
Bu nedenle Edison alternatif akım kelimesini duymaya bile tahammül edememiş.
Çünkü hani o kadar işte emeği, icatları hepsinin bitmesi demek.
İşte bu noktada ikisinin arasında yani Edison'la Nikola Tesla'nın arasında tarihin en büyük rekabetlerinden biri başlıyor ve hatta buna da akımlar savaşı deniyor.
Şimdi bir önceki yeri tekrar hatırlayalım arkadaşlar.
En son Nikola Tesla patronu Charles Bettschner tarafından Amerika'ya gönderilmişti.
Tesla bir sabah elindeki bavuluyla Edison'un elektrik şirketine geliyor.
Cebinde Edison'un Avrupa'daki iş arkadaşlarından ve aynı zamanda kendisinin de patronu olan Charles Betchner'ın referans mektubu var.
Mektupta şöyle deniyor.
Sevgili Edison, hayatımda iki büyük deha tanıyorum.
Biri sensin, diğeri de bu genç adam.
Ona güvenebilirsin.
Edison, bu garip görünümlü kişinin kendisiyle kıyaslanmasından çok rahatsız oluyor.
Fakat yine de Nikola Tesla'yı işe alıyor.
Nikola artık Edison'un şirketinde çalışmaya başlıyor.
Fakat o dönemde Edison büyük bir problemle karşı karşıya.
Bir gemicilik firmasının yöneticisi tarafından aranıyor.
Büyük bir yolcu gemisinin dinamolarının arızalandığını ve günlerdir limanda çakılı olduğunu söylüyor şirketin yöneticisi.
Edison da öğlene kadar en yetenekli mühendislerini gönderip arızayı gidereceğini söylüyor.
Ancak elinde öyle bir mühendisi yok ve arızayı nasıl gidereceğini de bilmiyor.
İşte o sırada da tam bizim mucidimiz Nikola Tesla geliyor.
Edison Nikola'yı işe alıyor ve diyor ki bu arızayı gidermesini söylüyor.
Anlatıyor işte ona. Eğer diyor bu arızayı giderirsen işte o gemiyi tamir edersen sana 50 bin dolar veririm.
Nikola Tesla iki hafta gibi kısa bir sürede o kocaman geminin arızasını gideriyor arkadaşlar.
Bu paraya çok ihtiyacı var.
Zaten beş parasız Amerika'da.
Bir de bu parayı icatlarını gerçekleştirmek için kullanacak.
Ama bilin bakalım ne oluyor?
Edison parasını isteyen Nikola Tesla'ya senin Amerikan espri anlayışından haberin yok sanırım diye espri yaptığını söylüyor ve Tesla'nın parasını vermiyor.
Elison'un bu tavrı Nikola Tesla'nın gururunu çok incitiyor ve aynı gün istifasını verip şirketten ayrılıyor.
Oradan ayrıldıktan sonra bir yıl boyunca kanalizasyon kanalları için hem de kazma işinde çalışıyor.
Nikola'nın temizlik takıntısını düşündüğümüzde çok zor bir durum aslında onun için.
Edison karşıtı birkaç yatırımcı Nikola Tesla'ya iş teklifinde bulunuyor.
Tesla da kabul ediyor ve kendi elektrik şirketini kuruyor.
İlk olarak daha dayanıklı ve ekonomik sokak lambaları icat ediyor.
Çünkü sokaklarda her yerde böyle kocaman kocaman kablolar var.
Tesla'nın bu ürettiği sokak lambaları sayesinde her yer bir anda ışıl ışıl oluyor ve bunların patentini de alıyor.
Biliyorsunuz Tesla'nın en büyük hedefi alternatif akımı hayata geçirmek ve elektriğin daha ulaşılabilir olmasını sağlamak.
Biraz önce de demiştim yani daha ince kablolarla hatta yer yer kablosuz elektriğin aktarılmasını sağlamak diye.
Edison'un yerlerde olan o kalın kablolu sokak lambalarına karşı alternatif akımla yapılan ve daha dayanıklı sokak lambaları toplumda adeta bir bomba etkisi yaratıyor.
Basında çıkan alternatif akımla ilgili haberler Edison'un son derece canını sıkıyor arkadaşlar.
Kendi yanına bir hiç olarak gelen bu genç mucidin bu kadar ünlü olması Edison'u çok rahatsız ediyor.
Edison alternatif akımın tehlikeli olduğunu göstermek için acımasızca bir kampanya başlatıyor.
Alternatif akımı kötü gösterebilmek için önce sokak hayvanlarını Sonra sirkte oynatılan bir fili alternatif akım vererek milletin gözü önünde öldürüyor arkadaşlar.
Ve bunu herkese yayıyor.
Bu da yetmiyor. Bir mahkuma alternatif akım vererek idamını gerçekleştiriyor.
Ve diyor ki bu kadar tehlikeli ölümcül bir aleti evlerinizde nasıl kullanacaksınız?
Tabi bunun üzerine tüm gözler Tesla'ya çevriliyor.
Hani o nasıl bir cevap verecek diye.
Tesla ise Chicago Dünya Fuarı'nın aydınlatma işini alarak Edison'a unutulmaz bir cevap veriyor.
O dönem bir fuar kuruluyor.
Bu fuarda Amerika'nın keşfinin 400.
yılı kutlanacak. Ay telaffuz etmesi çok zor.
400. yıl.
Ve fuara 27 milyon kişi gibi bir katılım bekleniyor.
Fuarın aydınlatma sistemini Tesla tasarlayacak.
Sahneye çıkmak için eline ilk kez büyük bir fırsat geçiyor Nikola'nın.
Fakat aydınlatmalarda kullanılacak ampullerin patenti Edison'a ait ve Edison diyor ki bu fuarda yapılacak işlemler için benim ampullerimi kullanamazsın.
Tesla büyük bir yıkım daha yaşıyor.
Anlayacağınız Edison'dan bir kazık daha yiyor.
Laboratuvarına kapanıyor, yemiyor, içmiyor, uykusu geldiğinde vücuduna elektrik vererek uyanık kalıyor ve aralıksız 40 saat çalışıyor.
Ve bu 40 saatin sonunda 2 pinli yeni bir ampul icat ediyor.
Ve bu ampul Edison'un ampullerinden çok daha fazla ışık veriyor.
Kutlama günü geliyor.
Edison başta olmak üzere herkes merak içinde bekliyor tabi.
Hava iyice zifiri karanlık olduktan sonra dönemin Amerikan başkanı Chartel'e basıyor ve ortalık bir anda hiç görülmemiş bir şekilde aydınlanıyor.
O güne kadar görülmemiş muazzam bir görüntü.
Her yer ışıl ışıl.
Binaların üzerine yerleştirilen ışık kaynakları da ayrıca bir görsel niteliğinde.
Nikola Tesla ilk defa böylesine büyük bir kalabalığı büyülemeyi başarmış ve ilk büyük galibiyetini de o gün kazanmış ve birilerinin sayesinde değil birilerine
rağmen başarmış bunu arkadaşlar.
Bu gösteriden sonra Amerikan başkanı Tesla'nın yanına geliyor ve onu tebrik ediyor.
Bu olay sayesinde en büyük hayali olan alternatif akım da tanıtılmış oluyor.
Tesla'nın bir diğer büyük hayali de Niagara şelalesinden elektrik üretmek.
1896 yılında Niagara şelalesine suları 5000 beygir gücündeki motorları yerleştiriyor, çalıştırıyor.
Ve bu enerjinin yardımıyla 22.000 volt elektrik açığa çıkıyor.
Ve elektrik çağı da böylelikle başlamış oluyor.
Amerika'nın en ücra köşelerine bile elektriğin iletilmesi sağlanıyor.
Günümüzde halen Amerika ve Kanada'nın elektrik ihtiyacının çok büyük bir kısmı Niagara şelalesinden sağlanıyor.
Ve böylelikle Nikola Tesla bir diğer büyük hayalini de gerçekleştirmiş oluyor.
Bugün evlerimizde kullandığımız elektrik de temelde aslında Nikola Tesla'nın icatlarına dayanan bir sistem aslında arkadaşlar.
Tesla aldığı sayısız patente ve değeri bugün parasal olarak ölçülemeyen değerdeki icatlarına karşın finansal açıdan son derece sıkıntılı dönemler geçirmiş arkadaşlar.
Kişisel menfaatlerini hep geri planda tuttuğundan tüm yatırımlarını icatlarına yatırmış.
Başarılı olmuş, başarısız olmuş ama her zaman bir sonraki hayalini gerçekleştirmek için çılgınca çalışmış.
Nikola Tesla buluşlarından hiçbir zaman kişisel menfaat elde etmeyi düşünmemiş.
Başka insanlar onun fikirleriyle milyon dolarlar kazanmış fakat o beş parasız kalmış.
Ürünlerini pazarlayamamış.
Elektrik şirketinde yaptığı çılgınca harcamalar yüzünden Şirketin geleceği tehlikeye girince çalışanları zor durumda kalmamaları için şirketten aldığı paydan vazgeçmiş
ve şirketle yaptığı anlaşmanın kontratını yırtmış.
Bugün Tesla'nın yırttığı o kontrat milyarlarca dolar değerinde.
Tesla Edison'un aksine asla iyi bir iş adamı olamamış.
Biraz önce de demiştim ya hani pazarlayamıyor diye.
Çünkü doğada var olan ve insanların faydalanabileceği bir şeyi Parayla satmak ona doğru gelmemiş.
Yaşamı boyunca savaşları sona erdirmek ve dünyadaki tüm insanlara bedava enerji sağlayabilmek gibi hayallerine ömrünün sonuna kadar bağlı kalmış ve bunun için
hep çok çalışmış.
Nikola Tesla'nın tasarımları ve altyapısıyla bağlantılı olarak toplamda 300'den fazla patentli icatları bulunuyor arkadaşlar.
Bu patentler modern elektriğin yanı sıra günümüzde kullandığımız pek çok teknolojinin temelini de oluşturuyor.
Tesla bobinleri, radyo antenlerinin geliştirilmesi, röntgen cihazının temelleri, günümüzde sağlık sisteminde kullanılan MR cihazları bunlardan bazıları.
Ayrıca Nikola Tesla radyo sinyallerini kullanarak minyatür bir nesneyi uzaktan hareket ettirmeyi de başarmış.
Bu deney tarihteki ilk uzaktan kumanda uygulamalarından biri olarak kabul ediliyor ve günümüzdeki drone teknolojisinin de temelini oluşturuyor.
Nikola Tesla insanlık adına çalışmalar yaparken en çok insanların koyduğu engellerle savaşmış aslında.
Ve sonunda yalnız bir şekilde bir otel odasında cebinde sadece birkaç bozuklukla hayata veda etmiş arkadaşlar.
Ama dışarıda şehir hala onun bulduğu elektrik akımıyla aydınlanıyor.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize ve hayallerinize iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
