
Bu bölümde unuttuğumuz çocuk ruhumuza sesleniyorum.,
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayalperest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Her birimizin içinde derinliklerinde saklı bir çocuk ruhu vardır.
Ne zaman o çocuğa dönsek hayatın en saf ve en mutlu anlarına geri döneriz.
Herkese merhabalar.
Hayalperest'in Sesi'ne hoş geldiniz.
Ben Bilis. Umarım keyifler yerindedir.
Her şey yolundadır.
Girişte de bahsettiğim gibi belki de hayatımızın en mutlu yıllarıydı çocukluğumuz.
Hatta bazen ebeveynlerimizle böyle bir araya geldiğimizde ya da işte onlar bahsettiğinde bazen de kendimiz hatırladığımızda bir böyle neşeleniriz.
İşte ben çocukken şöyle yaramazlık yaptım, böyle uçtum, şöyle kaçtım deriz.
Bunları böyle bir marifetmiş gibi anlattığımız yaramazlıklarımız vardır.
Ve hatta onları anımsamak bile bizleri böyle bir keyiflendirir.
En cesur, en korkusuz, en masum olduğumuz zamanlarımızdır çocukluğumuz.
Sınırsız bir hayal gücümüz, heyecanımız ve coşkumuzun olduğu dönemlerdir.
Belki bazılarının çocukluğu böyle değildi.
Erken büyümek zorunda olanlar vardı aramızda.
Böyle ağır yüklere olanlar vardı belki de.
Ancak her durumda da büyüdükçe günlük telaşlarımız, travma etkisi yaratan insanlar içimizdeki bu çocuk ruhu göz ağrıda ettirdi.
Bazı insanların hep bir çocuksu yanı vardır.
Onlar göz ardı etmemişler bu yanlarını.
Bir ortama girdiğinde hemen enerjileri kendilerini belli eder.
Ancak bazılarının da o çocuksu ruhtan maalesef ki hiç eser yoktur.
Acılarla geçmiştir çünkü çocuklukları.
Unutamadıkları çok fazla şeyler vardır.
Ama şöyle de güzel bir durum var ki içimizdeki bu çocuk ruh asla yok olmaz.
Sadece göz ağrıda edilir.
Ben de bugün göz ağrıda ettiğimiz, belki de yok saydığımız, unuttuğumuz, çocuksu ruhumuzu hatırlamak ve sizleri de hatırlatmak istedim.
Aranızda böyle çocukluk deyince morali bozulanlar, üzülenler varsa onlar da üzülmesin.
Çocuk ruhu, çocuksu olmak bambaşka bir duygu.
Lütfen iyi dinleyin benim burada söylediklerimi ve içinizdeki o çocuğu canlandırın.
Evet birileri bir dönem içinizdeki o çocuksu ruhu yok etmeye çalışmış olabilir.
O duygularınızı bastırmaya çalışmış olabilirsiniz.
Belki de çocukluk yaşamanıza izin verilmedi.
Ancak yine de ne olursa olsun o çocuksu ruhu kaybetmeyin.
İçimizdeki bu çocuk ruhla tekrar bağlantı kurarsak masumiyeti, neşeyi ve heyecanı tekrar canlandırabiliriz hayatımızda.
Ve belki de bu sayede yaralarımızı daha da kolay sarabiliriz.
O yüzden bu söylediklerim veya söyleyeceklerim sizleri böyle üzmek için değil de içinizdeki bastırdığınız ya da yok saydığınız, göz ardı ettiğiniz çocuksu ruhu tekrar
canlandırmak için. Hatta bence bu söylediğim şeyleri böyle not alarak gözünüzün önüne bir yere koyun ki işte bu bir ayna olur, başucunuz olur, ne bileyim kapı olur, bir yer olur.
Onu sürekli görün ki o ruhunuz tekrar canlansın, tekrar neşed olun.
Sevgili içimdeki çocuk, değerli kelimesinin yalnızca mücevherler için kullanılan bir kelime olduğunu zannettiğin için ve değerli olmanın nasıl bir duygu olduğunu öğrenme
şansına sahip.
olamadığın için üzgünüm.
Yalnız kalmaktan korkup, kendini başkalarının ihtiyaçlarını adayarak güvende hissetmeye çalıştığın için üzgünüm.
Reddedilmekten ve dışlanmaktan ölesiye korkardın.
Her gece ıslanan yastığına rağmen sabah tekrar kendini kabul ettirmek için aşağılanmalara, başkalarıyla kıyaslanmalara maruz kaldığın için üzgünüm.
Nasıl da bakardın gözlerinin içine seni görsünler diye.
Nasıl da pür dikkat dinlerdin.
sana güzel bir söz söylesinler diye o beklentilere girdiğin için üzgünüm.
Hasta olmak son derece doğal bir eylemken hasta olmana sebep onların istediği şeyleri yapamadığın ve sevmediğin yiyecekleri yemediğin gerekçe gösterilerek suçlandığın için üzgünüm.
Ve halen hasta olduğunda kendini suçlu hissettiğin için kırgınım.
Arkadaşların oyunu oynamak için seni dışarı çağırdığında Kardeşine bakman gerektiği için dışarı çıkamadığın ve onları pencereden seyretmek zorunda kaldığın için üzgünüm.
Sorunun hep saçında, boyunda, kilonda, kaşında gözünde olduğunu düşünüp onları değiştirmeye çalışıp senden utandığım için üzgünüm.
Söyleyecek çok fazla cümlem varken konuşmana izin verilmediği için, kahkaha atmayı öğrenemediğin için duygularını hep...
bastırdığın için üzgünüm.
Hatırlıyorum sen ne kadar saf, neşeli ve merak doluydun.
Ağaca tırmanmayı çok severdin ve en tepe dallara kadar hiç korkmadan çıkardın.
Kapı gıcırtısına dans ederdin.
Şimdilerde su içmek için bile yerinden kalkmak istemiyorsun.
Zamanla hayatın getirdiği zorluklar ve travmalar seni biraz gölgelendirdi.
Her şeyi içine attın.
Korkularınla yüzleşmekten kaçtın ve kendini kapatmaya başladın.
Boyundan büyük acılara maruz kaldığın, senden yıllarca kaçtığım için kırık kalbini anlamak yerine seni acımasızca eleştirdiğim için üzgünüm.
Yıllarca sevilmek ve onaylanmak uğruna çığlıklarını duymazdan geldiğim, senden çok başkalarına değer verdiğim için, senden şefkat ve merhametimi esirgeyip başkalarını mutlu etmek adına
seni unuttuğum için Özür dilerim.
Şimdi buradayım ve hiçbir yere gitmiyorum.
Hadi kalk, yıka yüzünü.
Yeniden başlıyoruz. Bugünlük benden bu kadar arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım yaralarınızda ilaç olur ve yeniden o çocuksu neşeyi hayatınıza çekersiniz.
Çok sevdiğim Sezen Aksu'nun Masum Değiliz şarkısında geçiyor ya hani kendini kimsesiz ve erken unutulmuş hissediyorsan.
İçindeki çocuğa sarıl.
Sana insanı hatırlatır diye.
Siz de o çocuğa sarılın arkadaşlar.
Neşeyi, heyecanı tekrar hatırlayın.
Eğer bölümü sevdiyseniz çevrenizde de paylaşın ki başka hayatlara da dokunalım.
Haftayı yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
