
Bu bölümde tıbbın babası Hipokrat'ı anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayalperest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar.
Melis ben. Hayalperest'in Sesi'ne hoş geldiniz.
Umarım şu an beni dinleyen herkes çok çok iyidir ve hayatlarınızda her şey yolundadır.
Bugün sizlerle insanlık tarihinin en büyük düşünürlerinden biri olan ve tıbbın temellerini atan Hipokrates'i konuşacağız.
Bu arada ismin doğru telaffuzu Hipokrates şeklindeymiş.
Ben de bölüm içerisinde olabildiğince doğru şekilde telaffuz etmeye çalışacağım arkadaşlar.
Tıbbın babası olarak anılan bu büyük filozofun hayatı, sağlık anlayışımızı nasıl şekillendirdiği ve Hipokrat yemininin ne olduğu gibi daha önce hiç duyulmamış detayları konuşacağız.
Hipokrates'in kaynaklardan edinilen bilgilere göre M.Ö.
460 yılında Yunanistan'a bağlı Kos adasında dünyaya geldiği biliniyor.
O dönemde meslekler babadan oğula geçtiği için babasının ve dedesinin de hekim olduğu düşünülüyor.
Antik Yunan'da hastalıklar büyük ölçüde mitolojiye ve tanrılar tarafından ceza olarak insanlara gönderildiğine inanılıyormuş.
Ancak ilk kez Hipokrat o inanışların aksine hastalıkların fiziksel ve gerçekçi bir açıklamaları olduğunu düşünmüş ve Gözleme, bilime dayalı çalışmalar
yapmış. Bu nedenle de modern tıbbın kurucusu olarak görülüyor.
Bu arada bu tarz inanışlar sadece Antik Yunan'da yok.
Benzer inanışlar İslam medeniyetlerinde de var.
Şöyle bir bilgi paylaşayım sizlerle.
Halk arasında Sara hastalığı olarak bilinen ancak tıptaki ismi epilepsi olan hastalığında kişiler nöbet geçirdiğinde cin çarptı, içine şeytan kaçtı gibi anlamlar
çıkarıp Nöbet geçiren kişiye o an şiddet uygulanıyormuş bazı dönemlerde.
İşte bu yüzden bilim çok önemli, fen çok önemli arkadaşlar.
Bu biraz önce bahsettiğim epilepsi ve zatürre hastalığının belirtilerini tanımlayan ilk hekim de Hipokrates.
Ayrıca düşünce ve duyguların kalpten değil de beyinden olduğunu ortaya atan ilk kişi de Hipokrates'miş arkadaşlar.
O dönemdeki imkan ve şartları teknolojiyi düşünecek olursak, Hipokrates'in neden tıbbın babası olduğunu daha da iyi anlıyoruz.
Birine kalpsiz derken de bir kez daha düşünelim artık.
Ne de olsa duygu ve düşünceler kalpten değil de beyinden.
Hipokrat baba ve dedesinden de etkilenerek genç yaşlarda tıp eğitimi almaya başlar.
Tıp eğitimi aldıktan sonra hem öğrendikleriyle insanları tedavi etmek hem de tıp ilimini yaymak için yeni vaka, yeni tedavileri öğrenmek için.
Seyahatlere çıkar. Mısır, Anadolu ve Yunanistan'ın çeşitli bölgelerine gider.
Hipokrates sadece tıp bilimine önem vermez.
Aynı zamanda astroloji ile de ilgilenir.
Hatta Hipokrates'e ait olduğu söylenen bir söz de var.
Astroloji bilmeyen hekimin kendini hekim demeye hakkı yoktur diye bir sözü olduğundan bahsediliyor.
Bu arada astrolojiye ben de inanıyorum arkadaşlar.
Onu da söyleyeyim yani o gökyüzündeki hareketlerin, o uçsuz bucaksız görüntünün kesinlikle bir anlamının olduğunu düşünüyorum.
Hipokrat'a göre hastalıklar insan vücudundaki doğal dengesizlikler sonucu oluşuyordu ve bu dengesizlikler bilimsel yöntemlerle anlaşılabilirdi.
Hipokrat'ın en önemli teorilerinden biri de humoral teori arkadaşlar.
Bu teoriye göre insan bedeninde 4 temel sıvı vardır.
Bunlar kan, balgam, sarı safra ve kara safra.
Bu sıvıların dengesizliğinin hastalıklara yol açtığını düşünmekteydi Hipokrates.
Geliştirdiği tedaviler ise bu sıvıları dengelemeye yönelikti.
Ayrıca bu 4 sıvıyı şu şekilde açıklamış.
Birinci sıvı olarak kan, vücutta dolaşan kırmızı sıvı.
Kanı sıcak ve nemli olarak kabul etmiş.
Ve kanında dengesizlik olmayan kişilerin karakteristik özelliklerini neşeli, ilimsel ve enerjik olarak düşünmüş.
İkinci sıvı olarak balgamı soğuk ve nemli bir sıvı olarak düşünmüş.
Balgam sıvısı dengeli olan kişilerin karakteristik özelliklerini soğukkanlı, sakin, sabırlı ve tembel kişiler olarak ilişkilendirmiş.
Araştırma yaparken karakterimle ilgili bir tanım okuyor gibi hissettim burada arkadaşlar.
Ben de biraz aslında böyleyim yani daha soğukkanlı, sakin ve biraz da temelliğim de vardır.
Üçüncü sıvı olarak da sarı safrayı kuru ve sıcak bir sıvı olarak tanımlamış.
Sarı safrada oluşabilecek dengesizliğin kişi de sinir ve...
öfke hallerine neden olabileceğini düşünmüş Hipokrates.
Dördüncü sıvı olarak kara safrayı ise soğuk ve kuru bir sıvı olarak düşünmüş ve bu sıvının dengesizliğinde kişinin melankolik ve karamsar bir ruh hali olabileceğini düşünmüş.
Yani Hipokrat'a göre bu dört sıvının dengeli ve orantılı bir şekilde var olması sağlıklı bir vücudu ifade ediyormuş.
Ayrıca bu humoral teori sadece Hipokrates döneminde değil aynı zamanda Roma döneminde.
Galen gibi büyük hekimler tarafından da benimselmiş.
Hatta Avrupa tıbbında Orta Çağ ve Rönesans dönemine kadar da etkili olmuş bu teori.
Fakat modern tıbbın gelişimiyle birlikte mikroplar ve virüsler daha yakından tanınmış ve güncel anatomik bilgiler de ortaya çıkınca Hipokrat'ın humoral teorisinin hatalı olduğu
ortaya çıkmış. Hipokrates aynı zamanda ilk belgelenmiş göğüs cerrahıdır arkadaşlar.
Göğüs duvarı absesini boşaltmak için kurşun borular kullanmış.
Zamanına göre ilkel bir yöntem olarak sayılsa da günümüz tıbbında da geçerliliğini korumaktaymış.
Ayrıca çomak parmak olarak bilinen tırnakların şişmesi sonucu oluşan hastalık da ilk olarak Hipokrates tarafından tanımlanmış.
Hatta bu nedenle de bazı yerlerde bu hastalığa Hipokrat parmağı adı da veriliyormuş.
Ayrıca Hipokrat'ın kalp üzerine yazdığı bir kitapta kalbin anatomik olarak şeklini ilk kez açıklayan da Hipokrat'mış arkadaşlar.
Ve bakın kalbin şeklini nasıl açıklamış.
Piramidal bir şekle sahip, kırmızı renkte ve içsel elektrik aktivitesi vardır şeklinde açıklamış Hipokrates.
Bir de hepimizin yakından bildiği mutlaka duyduğumuz Hipokrat andı veya Hipokrat yemini var arkadaşlar.
Aslında Hipokrat'ın kendisine ait böyle bir yemin yok.
Fakat Hipokrat'ın Costa kurduğu tıp okulundaki öğrenciler tarafından oluşturulmuş ve Hipokrat'a atfedilmiştir bu yemin.
Konumuzu toparlayacak olursak Hipokrat yalnızca Antik Yunan'ın değil modern tıbbın da önemli bir ismidir.
Tıbbın bilimsel ve etik temellerini atmış ve hastalıkları doğaüstü güçlerden arındırmıştır.
Araştırma yaparken karşılaştığım güzel bir sözle, Podcast'ı bitirmek istiyorum arkadaşlar.
Ama ondan önce dinlediğiniz platformlar üzerinden ve ayrıca Instagram üzerinden beni takip etmeyi unutmayın lütfen.
Bazen hiçbir şey yapmamak şifalı olandır demiş Hipokrat.
Size iyi gelmeyen şeyleri yaparken bir düşünün derim.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
