
Bu bölümde hepimizi yakından ilgilendiren kendini sevme yöntemlerini anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
***
Bölümdeki sorular için: Tıkla
Transkript
Aptalsın sen aptal.
Biliyordun böyle olacağını.
Bir işi de beceremedin.
Sen zaten küçükken de beceriksizdin.
Dur bir dakika. Kimsin sen bana bunları söylüyorsun?
Kim miyim? Aynaya bakarsan tanırsın kim olduğumu.
Hayalperestin Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar.
Ben Melis. Hayalperestin Sesine hoş geldiniz.
Umarım keyifler yerindedir.
Her şey yolundadır.
Bugün sizlere çok özel bir konuyla geldim arkadaşlar.
Yıllardır benim de kendi içimde mücadelesini verdiğim bir konu.
Bugün sevmekten konuşacağız arkadaşlar.
6 harf 2 heceli bir eylem ama bir ömre değen ya da ömrü ziyan eden bir eylem sevmek.
Bir de bu bölümü not olarak dinlemenizi tavsiye ederim.
Çünkü içerisinde çok düşündürücü sorular var.
Bu nedenle not alırsanız daha çok iyi olur sizin için.
Baktığımızda doğanın en önemli parçası...
Hatta parça demek yetersiz gelir.
Doğanın en büyük olayı sevmek.
Doğayı sevmeyen doğaya zarar verir ki buna yere çöp atmak da dahil.
Ya da hayvanları sevmeyen hayvanlara zarar verir.
İnsanı sevmeyeni söylemeye dilim bile varmıyor.
Peki kendimizi seviyor muyuz?
Kendimizle aramız nasıl?
Hep söylenir işte kendini sev, kendine şöyle yap, kendine böyle yap.
Ama kimse bunu nasıl yapacağımızı söylemez.
Ben bir de şunu eklemek istiyorum.
Biz kendimizi neden sevmiyoruz?
Doğadaki birçok şey sevgi üzerine var olmuşken doğuştan aslında içimizde var olan bu güdü biz büyüyünce neden kayboluyor?
İnsan kendini neden sevmez?
Bu eylemle dünyaya gelirken kendini sevmeme noktasına nasıl gelir?
Zaman zaman kendimizi suçluyor, hatalarımızdan dolayı kendimize kızıyor veya bütün bunların bir sonucu olarak çevremize karşı agresif davranabiliyoruz.
Bu durumların birçok nedeni var belki ancak çok temel bir sebep var.
Kendini sevmek ya da sevmemek.
Ne alaka diyebilirsiniz?
Aslında çok alaka.
İnsan bilmediği, deneyimlemediği eylemleri, duyguları tanıyamaz.
Hepimiz öfkemizi kızgın olduğumuzu, nelerin bizi çok çabuk sinirlendirdiğini çok net biliriz ve anlatırız.
Kendimden şöyle bir örnek vereyim.
Bazılarınız yazıyor bana.
Hatta çok da mutlu oluyorum onları görünce.
Evet, ses tonumdan yakaladınız beni.
Ben sakin bir insanım.
Hatta çok fazla sakinim.
Biraz klişe olacak ama tersim pistir.
Kolay kolay sinirlenmem.
Ancak sinirlenince de gerçekten gözüm bir şey görmüyor.
Bakın öfkemi ne kadar net bir şekilde tarif ettim size değil mi?
Pat pat hiç duraksamadan ben şöyle öfkelenirim, ben böyle öfkelenirim diye hiç duraksamadan net bir şekilde size söyledim.
Peki kendimizi nasıl seviyoruz?
Neleri sevmiyoruz?
İnsan kendini neden sevmeli?
Bu sorulara gelince az önceki net konuşmalar yerini sessizliğe ve düşüncelere bırakıyor.
Peki neden? Size bunu kim yaptı?
Doğuştan beri bizde var olan bir eylem nereye gitti?
Belki kendimizi sevip sevmediğimizin farkında bile değiliz.
İşte ilk başlayacağımız yer burası arkadaşlar.
Kendimizi seviyor muyuz?
Şimdi birazdan bunun belirtilerini söyleyeceğim.
Eğer kendimizi sevmiyorsak nedenlerini ve tabii ki de çözümlerini de konuşacağız.
Kendimizi sevmememizin işaretlerinden biri ya hep ya hiç düşünme tarzıymış arkadaşlar.
Bu durum içinde mükemmelliyetçilik de barındırıyor.
Bu böyle olursa severim, böyle olmazsa sevmem gibi hemen kestirip atanlardan mısınız?
Önceden bende de vardı bu durum ama uzun uğraşlar sonucu çok şükür ki değiştirdim kendimi.
Ve sonradan şunu fark ettim arkadaşlar.
Çok yorucu bir düşünce tarzıymış.
Ya hep ya hiç düşünme tarzı zamanla insanın kendisini yetersiz ve eksik hissetmesine neden oluyor.
Ve bir süre sonra hiçbir şeyden memnun olmuyor ve kendinizi de sevmemeye başlıyorsunuz.
Çünkü ya hep ya hiç.
Üçüncü bir şans vermiyorsunuz kendinize.
Diğer ikisi olmayınca da kendinizi başarısız, belki beceriksiz hissediyorsunuz.
Hele ki bir de çocukluğunuzda böyle bir ebeveyn tarafından yetiştirildiyseniz, eleştirildiyseniz, yargılandıysanız bu duygular zaten pusuda bekler ve bulduğu ilk fırsatta ortaya çıkar.
Sen zaten beceriksizsin, kimseyi sevemezsin, bu işi yapamadığın için kimse seni sevmez gibi gibi düşünceler sizi daha çok etkisi altına alır.
Eğer böyle bir düşünce tarzına sahipseniz ya hep ya hiç şeklinde bir düşünce tarzınız varsa önce bunun yorucu, doğru olmayan bir düşünce tarzı olduğunu kabul edip o düşüncenizi
değiştirin. Ya hep ya hiç dışında hayatta başka alternatiflerin de olduğunu düşünün.
Böyle bir durumla karşılaştığınızda hemen karar vermeyin.
Bir dakika deyin kendinize, bir dakika düşünün.
Bu böyle olmadı, ben bunu böyle yapamadım.
Ama bu benim iyi olmadığım, becerikli olmadığım anlamına gelmez diye bir düşünün.
Bunu sadece okul başarısı, sınav başarısı gibi düşünmeyin arkadaşlar.
İnsan kaç yaşına gelirse gelsin kendini sevmeye ihtiyacı var.
Yemek yapmak olur, bir cihazı kullanmak olur.
Artık hangi konu karşısında ya hep ya hiç düşünme tarzınız varsa öncelikle o durumu bir değiştirin.
Kendinizi diğer insanlarla kıyaslayıp Onları kendinden üstün görme de bir kendini sevmeme belirtisidir.
Eğer bu kıyaslamalar sonucunda kendinizi acımasızca eleştiriyorsanız, benim girişte söylediğim gibi, bu da bir kendini sevmeme belirtisidir.
Başkalarına söylediğinizde belki hayatınızdan çıkacaklar, sizden nefret edecekleri cümleleri neden kendinize söylüyorsunuz?
Günün sonunda başımızı yastığa koyduğumuzda kendimizle baş başa kalıyoruz.
Herkes gidiyor, biz kalıyoruz.
Öyleyse neden kendimize bu acımasız cümleleri söylüyoruz, acımasız davranıyoruz?
Size bunu kimi öğretti?
Hiçbir bebek ya da çocuk kendine acımasızca kötü sözler söylemez.
Peki ama büyüyünce neden bunu yapıyoruz kendimize?
Kendini sevmemek, bu noktaya gelmek çok uzun ve yorucu bir yol.
Size bu yolu kim yürüttü?
Lütfen bu soruları not alın ve uzun uzun düşünün arkadaşlar.
Bir diğer kendini sevmeme belirtisi de benlik algısıdır.
Buna özgüven de diyebiliriz.
Kişinin özgüveni ne kadar yüksekse yaşamda kendini o kadar iyi tanır, neleri sevip neleri sevmediğini bilir ve hayatını ona göre şekillendirir.
Bu noktada özgüveni geliştirmek de çok önemli.
Bakın kendinizi sevme konusunu çözerseniz birçok olumsuz durum da aslında kendiliğinden hallolacak.
Bu söylediklerim kendinizi sevmeme belirtileriydi.
Hangi durumlarda kendimizi sevmiyorduk?
Bunlar da arkadaşlar. Aslında buraya onlarca madde eklenebilir ancak en temel belirtiler bunlarmış.
Uzman psikologlarımız bunları tanımlamışlar.
Peki insan kendisinden neden nefret eder?
Biraz da bunun üstünde duralım.
Bazı zamanlar kendi kendinize söylenebilirsiniz.
Yaptığınız hatalar çok can sıkıcı bir hal almaya başlar ve ben bu hatayı nasıl yaparım diye defalarca kendinizi suçlarsınız.
Bu tür durumlarda pusuda bekleyen olumsuz iç ses hemen devreye girer ve sizi daha çok aşağı çeker.
Eğer ki bir de bugüne kadar çevrenizden çok fazla eleştiri duyduysanız, Bu olumsuz iç sesler sizin gerçeğiniz olur ve bir süre sonra o olumsuz iç seslere inanır ve onu haklı
bulursunuz. Her şeyi bir kenara bırakın.
Bir şeyi eksik veya yanlış yaparsanız ne olur?
Neyi kaybedersiniz?
Aslında bazen tam tersi her şeyi tam yapmak aslında çok yorucudur.
Çünkü kişi her seferinde diken üstündedir.
İşte bu tür durumlarda da kişi kendisinden daha çok nefret etmeye başlar.
Size birkaç tane olumsuz iç ses söylemek istiyorum.
Mutlaka hepimizde en az bir tanesi vardır bunun.
Girişte de söyledim zaten.
Bunu yapabileceğine gerçekten inanıyor musun?
Aslında basit bir soru gibi görünüyor ama altında çok acımasız bir ima var arkadaşlar fark etmişsinizdir.
Daha önce mahvettiğin onca şey gibi bunu da mahvedeceksin.
Burada böyle daha önce mahvettiğin şey gibi diyerek size geçmişi de hatırlatıyor.
Ve sizi gerçekten onu yapamayacağınıza inandırıyor yani böyle bir anlam var.
Kimseye güvenme onlar seni kandırır.
Bakın bu da çok masum gibi görünüyor.
Sanki kendimizi korumak istermişiz gibi hissettiriyor.
Ama temelde kendimizi yetersiz hissetmeye neden oluyor.
Bunlar benim aklıma gelen kendi iç seslerimden yalnızca birkaç tanesiydi.
Eğer sizin de varsa böyle masum gibi görünen olumsuz iç sesleriniz bana yazın birlikte iyileşelim.
Bu kalıplaşmış cümlelerden, olumsuz düşüncelerden bir anda vazgeçmek, onları bir kenara bırakmak tabii ki de kolay bir durum değil arkadaşlar.
Ancak bu durum çözümsüz de değil.
Değişim öncelikle dilde başlar.
Önce cümleleriniz değişir, sonra o yeni cümlelere göre yeni düşünceler gelişir.
Sonra kendinize bir bakarsınız bambaşka bir yerdesiniz.
Kendinizle barışmışsınız.
Bu arada içinizdeki çocukla yeniden bağlantı kurmak diye bir podcastim var.
Bu bölümden sonra onu da dinlemenizi tavsiye ederim.
O podcasti hazırlarken ben çok ağlamıştım.
Eminim bir küçük dokunuşu olacaktır hayatınıza diyorum ve konuma tekrar geri dönüyorum.
Kendimizi nasıl sevelim?
Bu işin yöntemi ne?
Doğrusu ne? Biraz da bunu konuşalım.
İnsanın kendini sevmesi için önce kendini tanıması, bulması gerekir.
Çünkü insan tanımadığı bir şeyi sevemez.
Şöyle düşünün, sevdiğiniz yakın bir arkadaşınıza hediye alırken, evine giderken ya da yemek ısmarlarken zorlanmazsınız.
Çünkü bilirsiniz ne sevdiğini.
Peki ya siz neleri seversiniz?
Kendinizi tanımayla ilgili şu soruları sorabilirsiniz kendinize arkadaşlar.
Ben neleri severim?
Ben nasıl biriyim?
Hangi renkleri, hangi kokuları severim?
En sevdiğim yemek ya da lezzet ne?
En sevdiğim çikolata ne?
Gibi gibi sorular sorarak kendinizi tanımaya çalışın arkadaşlar.
Bakın kendimden örnek vereyim.
Marka ismi vermeyeceğim.
Benim çok sevdiğim bir çikolata var.
Çevremdekiler de bilir. Sağ olsunlar bana da alırlar.
Bazen böyle kendimi kötü hissettiğim zamanlarda özellikle markete giderim ve kendime o çikolatayı alırım.
Bunu sırf kendime değer verdiğim için, kendimi sevdiğim için bunu o an özellikle giderim, bunun için yaparım.
Hadi derim sana bunu ısmarlıyorum ki biraz neşen yerine gelsin.
Basit bir şey gibi görünüyor ama inanın kendinizi iyi hissettiriyor.
Siz de bu sorulara benzer sorular kendinize sorarak kendinizi keşfedin, kendinizi tanıyın ve sevin.
Kendinize küçük küçük ödüller verin.
Ne kadar çok kendinize dedim bilmiyorum.
Galiba abi 50 kere de söylemiş olabilirim.
Bir de insanın kendini sevmesi için gerekli temel duygulardan biri de şefkat arkadaşlar.
Kendinize biraz üzülmelisiniz.
Biraz önce söyledim ya hani kendinizi sevmemek uzun ve yorucu bir yol diye.
Bu uzun ve yorucu yolu yaşadığınız için kendinize üzülün.
Bunu ebeveynleri suçlamak gibi düşünmeyin.
Bana göre insan zaten ebeveynlerini sevmekten vazgeçemediği için kendini sevmekten vazgeçiyor.
Çocuklukta olumsuz şeyler yaşamış olabilirsiniz.
Bu yaşanılanların suçlusu siz misiniz ki?
Küçük bir çocuk bunların nasıl önüne geçebilirdi ki?
İşte bu yüzden kendinize üzülün.
Kendinize şefkat gösterin.
Yukarıda sorduğum soruları sorarak kendinizi tanıyın.
İçinizdeki o pusuda bekleyen olumsuz cümleleri olumlu cümlelerle değiştirin.
Bu noktada meditasyon yapmak da inanın bana çok etkili bir yöntem.
Bu konuda fikir almak isterseniz instagram üzerinden bana yazın.
Ben size bana iyi gelen isimleri söylerim.
Dünyadaki bütün kaosların, savaşların, cinayetlerin en temel sebepleri sevgisizlikten geliyor arkadaşlar.
Tüm bunlara rağmen kendinizi iyileştirmekte zorlanıyorsanız da tabii ki işin uzmanlarından destek alın.
Çok hoşuma giden alıntılarla podcastimi sonlandırmak istiyorum artık.
Eski bir Afrika kabilesinde şöyle bir söz var.
Köyü tarafından sevilmeyen çocuk sonunda o sevginin sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar.
Burayı tekrar söylemek istiyorum.
Köyü tarafından sevilmeyen çocuk sonunda o sevginin sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar diye.
İşte sevmek bu yüzden çok önemli arkadaşlar.
Bir de benim en sevdiğim kitaplardan biri olan Şeker Portakalı'nda şöyle bir yer geçiyor.
Hayatta iki şey insana her şeyi yaptırır.
Biri sevgi, diğeri de sevgisizlik diye.
Bu nedenle de sevin arkadaşlar ve bunu söyleyin.
Ağaçları sevin, çiçekleri sevin, hayvanları sevin ama en önemlisi de önce kendinizi sevin.
Şu an bu bölümü dinleyen herkes sevgi, neşe ve mutlulukla dolsun.
Spotify ve dinlediğiniz diğer uygulamalar üzerinden beni takip etmeyi, bölümü sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
