
Bu bölümde, çocuklar arasında sıkça göz ardı edilen bir sorun olan akran zorbalığını inceliyoruz. Fiziksel, sözel ve sosyal yollarla uygulanan bu zorbalık türlerinin çocukların ruh sağlığı üzerindeki etkilerini, araştırmalar ve gerçek yaşanmış hikâyelerle ortaya koyuyoruz. Sessiz kalan çocukların hikayelerini dinlerken, farkındalığın ne kadar hayati olduğunu göreceksiniz
Transkript
Selamlar Hayal Perestin Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Her sabah okullarının kapısından içeri giren çocuklar okulda yalnızca eğitim değil, arkadaşlık, oyun, keşfetme ve heyecan da öğreniyor.
Ama bazı çocuklar için bu okulun kapısı korku ve acının kapısı da olabiliyor.
Bugün sizlerle Türkiye'de ve dünyada çocukları ve gençleri etkileyen akran zorbalığını konuşacağız arkadaşlar.
Çünkü bu durum... Bir çocuk meselesi değil, toplum meselesi haline geldi artık.
Neden toplum meselesi dedim?
Çok kısa bir zaman önce bir yan bakma tartışması kısa süre içinde ölümcül bir kavga haline geldi.
15 yaşındaki bir genç sustalı bıçakla başka bir gence saldırdı ve 17 yaşındaki atlasın yaşamına son verdi.
Maalesef üzerinden bir yıl geçmesine rağmen her aklıma geldikçe boğazımı düğüm düğüm yapan Matia Ahmet Minguzi sıradan bir günün ortasında bıçaklı saldırıya uğradı
ve hayatını kaybetti.
Bu isimler sadece birer haber başlığı değil arkadaşlar.
Ülkemizde son dönemlerde yaşanan bu olaylar, çocuklar arasında olur öyle şeyler denilen her cümlenin aslında ne kadar tehlikeli bir yere varabileceğini gösterdi.
Bu isimleri özellikle ve bilerek söylüyorum.
Çünkü artık onlar birer istatistik değil, birer örnek cümle hiç değil.
Bu ülkenin hafızasında kalan, içimizi acıtan gerçekler.
Bu çocukların yaşadıkları bize şunu da gösterdi.
Akran zorbalığı görmezden gelindiğinde, sessizlik normalleştirildiğinde, abartıyorsun çocuklar arasında olur öyle şeyler denildiğinde sonuçları geri dönüşü olmayan yerlere
varabiliyor. Ve insanın aklına şu soru da takılıyor.
Biz bu çocuklar için hangi anda, hangi zamanda dur demeliydik?
Hangi bakışı ciddiye almalıydık?
Hangi sessizliği yanlış yorumladık?
Zorbalığı bir anda ortaya çıkmaz.
Bir günde de olmaz.
Yavaş yavaş büyür.
Küçük küçük ilerler.
Bir lakapla başlar.
Bir gülüşle. Bir dışlamayla.
Ve çoğu zaman kimse fark etmez.
Fark edilmediği için de güçlenir.
Peki o halde akran zorbalığı nedir?
İlk olarak onunla başlamak istiyorum arkadaşlar.
Akran zorbalığı bir çocuğun başka bir çocuğa kasıtlı, tekrar eden ve güç dengesizliği içeren davranışlarla zarar vermesi olarak tanımlanıyor.
Yani akran zorbalığı basit bir kavga veya şaka değil.
Bir çocuğun diğerini planlı ve tekrar eden şekilde fiziksel, sözel, sosyal veya siber yollarla taciz etmesi.
Çocuk gelişimi uzmanı Prof.
Dr. Dilek Şirbanlı Özen akran zorbalığını niyet tekrarlanabilirlik ve güç dengesizliği olarak tanımlıyor.
Ve maalesef toplumda sıkça duyduğumuz çocuktur yapar, çocuklar arasında olur öyle şeyler düşüncesi zorbalığın ciddiye alınmamasına ve çocuğun yaşadığı acıyı sessizce
içselleştirmesine yol açıyor.
Oysa zorbalık görünmeyen yaralar bırakabilir.
Çocuğun özgüvenini, arkadaş ilişkilerini ve okul başarısını, gelecekteki yaşantısını olumsuz etkili.
Zorbalık farklı şekillerde de ortaya çıkabiliyor.
Fiziksel olarak itme veya vurma, sözel olarak alay etme, tehdit etme, ilişkisel olarak dışlama veya o çocukla konuşmama, siber zorbalık olarak sosyal medyada
kötü niyetle içerik paylaşımı, eşya zorbalığı gibi şekilde de ortaya çıkabiliyor.
Tüm bu davranışlar sadece çocuğun bugünkü hayatını da değil, ileriki yıllarda da sosyal ilişkilerini ve ruh sağlığını da...
olumsuz etkiliyor. Örneğin bir çocuk sınıf arkadaşının fotoğrafını izinsiz bir şekilde çekip işte arkadaş grubunda paylaşıyorsa ve altına alaycı yorumlar yazıyorsa bu durum
O çocuk için sadece o anda o dönemde değil hayatı boyunca kendini güvensiz hissetmesine ve sosyal çevresinden geri çekilmesine yol açıyor.
Yani çocuk hayatı boyunca hiç kimseye güvenmiyor.
Ya da işte sosyal medya hesapları üzerinden bir grup oluşturuldu.
Diğer arkadaşını o gruba almama çocuğu dışlamada çok ciddi bir özgüven kaybına neden olabiliyormuş arkadaşlar.
Bu arada dışlama demişken sizinle çok çarpıcı bir açıklama sonucu paylaşacağım.
Holmisenberger diye beyin görüntülemesiyle ilgili bir çalışma yapılmış arkadaşlar.
Bu çalışmada dışlanmayı sağlayan deneysel bir grup oluşturulmuş ve o gruptakiler diğer grubun üyelerini çeşitli konularda dışlamışlar.
Çok çarpıcı bir sonuç ortaya çıkmış arkadaşlar.
Yapılan beyin görüntüleme çalışmalarında dışlanan çocukların beyninde fiziksel acıyla aynı bölgenin aktive olduğu görülmüş.
Yani abartma dediğimiz şeyler beyinde gerçek bir acı, gerçek bir yara olarak algılanıyor.
Ne kadar ciddi bir olay değil mi?
Dışlamanın vücutta böyle bir etki oluşturması.
Bu konunun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor.
Uzmanlar zorbalığın artık bir sistem haline geldiğini söylüyor arkadaşlar.
Bu sistemde zorba olarak adlandırılan, saldırgan davranışlar sergileyen çocuklar ve kurban...
olarak adlandırılan zorbalığa maruz kalan çocuklar bulunuyor.
Akran zorbalığına hedef olanların yani kurbanların diğer öğrencilere göre daha kaygılı, daha duyarlı ve sessiz, daha düşük benlik saygısına sahip, yaşadıkları olaylarla
ilgili kendini suçlayan özellikle erkek çocukların anneleriyle yakın ilişkide olan genellikle yalnız fazla arkadaşı olmayan, akademik alanda sorunlu, kendilerine
yapılan saldırıları kışkırtacak ve destekleyecek şekilde davranan, boyun eğici ve sıklıkla arkadaşları tarafından reddedilen çocuklar olduğu görülüyormuş.
Akran zorbalığı gösteren yani zorba çocuklarsa genellikle içsel tepkiler ve saldırgan özelliklere sahip oluyorlarmış.
Diğer çocukların davranışlarını tahrik edici olarak algılıyorlarmış ve Zorbalık uyguladıkları zaman bunu karşıdaki çocuğun hak ettiğini düşünüyorlarmış.
Yani o bunu hak etti.
O böyle bir davranış gösterdi.
Bunu hak etti. Ben de bunu yaptım şeklinde.
Empati düzeyleri düşük oluyormuş zorba çocukların ya da işte zorba bireylerin.
Çok az düzeyde olumlu sosyal davranışlara sahip oluyorlarmış.
Ve ileriki yaşlarında suç işleme olasılıkları da daha yüksek oluyormuş.
Zorba çocukların aileleri genellikle otoriter.
Cezalandırıcı çocuklarına sıcaklık...
göstermeyen ebeveynler oluyormuş.
Anne baba çatışmasına çok fazla maruz kalan çocuklar da onları rol model olarak kullanabiliyormuş.
Bu nedenle çocuklarda zorbalık davranışı da görülebiliyormuş.
Ne kadar üzücü bir durum değil mi arkadaşlar?
Küçücük bedenlerin böyle şeylerle mücadele etmesi.
Cıvıl cıvıl en güzel zamanlarında gülümsemelerinin yavaş yavaş söndürülmesi.
Biraz önce bahsettiğim dışlanma araştırması da bunu gösteriyor.
Çocuk Gerçekten acı hissediyor ama çevresinden sıkça duyduğu işte abartma siz çocuksunuz olur öyle şeyler sizin aranızda sözleri bu acıyı görmezden geliniyor ve
çocuk sessizce içine atıyor.
Bazen bir çocuğun gülüşünü korumak sadece ona değer verdiğimizi göstermekle başlar.
Bu kadar basit ama bir o kadar da hayati önem taşıyor.
Peki şimdi merak edilen soruya geçelim arkadaşlar.
Hangi davranışlar gerçekten akran zorbalığı olarak kabul ediliyor?
Bu tür bir zorbalığa maruz kalıp kalmadığını nasıl anlayabiliriz?
Çünkü bazen biz yetişkinler çocuktur yapar diyerek geçiştiriyoruz.
Ama işin gerçeği bu davranışların çocuk üzerinde ciddi etkileri var.
Gelin birlikte bakalım. Zorbalık farklı şekillerde kendini gösteriyormuş arkadaşlar.
İlk olarak fiziksel zorbalıktan bahsedeceğim.
Fiziksel zorbalık itme, vurma, saçını çekme gibi davranışları kapsıyormuş arkadaşlar.
Küçük bir davranış.
gibi görünse de tekrarlandığında çocuğun korku ve kaygı hissetmesine yol açıyormuş.
İkinci olarak da sözel zorbalık.
Alay etme, dalga geçme, isim takma, tehdit etme gibi şeyleri kapsıyormuş.
Bir çocuğun kendini değersiz hissetmesine neden oluyormuş ve özgüvenini zedeliyormuş.
Ayrıca eğer çocukta gözlük kullanımı varsa uzun veya kısa boyluysa, zayıf veya kiloluysa ayrıca derslerinde başarılı bir öğrenci.
Ya da işte anne veya babasının yaptığı mesleklerde bu konuyla ilgili dalga geçilmesi de sözel zorbalığa giriyor arkadaşlar.
Bir de ilişkisel zorbalık var.
İlişkisel zorbalıkta da çocuğu gruptan dışlama.
İşte şu kişilerle arkadaş olacaksın, şunlarla konuşmayacaksın gibi zorlamalar yapmak.
Bu da çocukta gerçek bir acı oluşturuyormuş arkadaşlar.
Bir de siber zorbalık var.
İşte sosyal medya üzerinden kötü niyetli mesajlar.
paylaşımlar, arkadaş gruplarından dışlama gibi bu siber zorbalıkta çocukların kendilerini yalnız ve güvensiz hissetmelerine neden oluyormuş.
Düşünün ki çocuğunuz eskisi gibi neşeli değil.
Bazı şeylerden çekiniyor.
Peki bu sadece bir dönemsel değişim mi yoksa akran zorbalığının etkisi mi?
Çocuğunuz gerçekten akran zorbalığına maruz kalıyor mu?
Bunu nasıl anlayabiliriz?
Şimdi buna bakacağız arkadaşlar.
Çocuk eğer okulda, teneffüslerde yalnız kalıyor ya da daha fazla öğretmen veya diğer yetişkinlere yakın olmayı tercih ediyorsa hani kendi yaşıtlarıyla, akranlarıyla değil de daha böyle
yetişkinlere yakın olmaya çalışıyor.
Sınıfta yakın arkadaşı yoksa, sınıf içinde konuşmaktan çekiniyorsa, takım oyunlarına ya hiç seçilmiyor ya da en son olarak seçiliyorsa, okul başarısında düşüş varsa,
arkadaşları arasında görünür ol...
olmamak için çaba harcıyorsa zorbalığa maruz kalıyor olabilir arkadaşlar.
Evde de ailelerin dikkat etmesi gereken bazı davranışlar var.
Çocuk eve arkadaş getirmiyor, kendisi de arkadaşlarının evine gitmiyorsa, bununla ilgili bir soru işte bir durum gündeme geldiğinde aşırı tepkiler veriyorsa, sabahları karın
ağrısı çektiğini söyleyip okula gitmek istemiyorsa ya da okula servisle gitmek istemiyorsa Anne veya babasından işte beni okula siz götürün, beni okulun bahçesine bırakın
diyerek servisle gitmek istemiyorsa, yanında parası olduğu halde ya da yiyecek bir şeyler bulunduğu halde eve aç geliyorsa bunlar da zorbalığa uğradığının işareti olabilirmiş
arkadaşlar. Ödev yapmak istememesi, okul eşyalarının sık sık kaybolması ya da zarar görmesi, aile üyelerine aşırı düşkünlük göstermesi de çocuğun okulda zorbalığa
maruz kalmış olabileceğini gösteren işaretlerdenmiş arkadaşlar.
Ama şöyle de bir durum var.
Her okula gitmek istememesi ya da ödev yapmak istememesi, eşyalarını kaybetmesi veya diğer saydığım şeylerden birini yapıyor diye de çocuğun akran zorbalığı yaşadığını söyleyemeyiz.
Sonuçta bazı davranışların altında çocukça yatan nedenler de olabilir.
Akran zorbalığını diğerlerinden ayıran, dikkat edilmesi gereken bazı ayrıntılar.
var arkadaşlar. Bu saydığım davranışlar sadece sizin çocuğunuza kasıtlı olarak mı yapılıyor ya da diğer çocuklar arasında da yapılıyor mu?
Ya da bir kez mi yaşadı, birkaç kez mi yaşadı?
Örneğin birkaç kez eşyalarını kaybetmiş olabilir.
Sonuçta bunlar çocuk. Oyun sırasında bir şeylerini kaybedebilir, oyun sırasında zarar görebilir.
Ama sadece sizin çocuğunuza bu tür durumlar oluyorsa işte burada bir durum düşünmek gerekiyor.
Bir de sürekli olarak çocuğunuz aynı kişi.
Aynı isimler tarafından benzer durumlar yaşıyorsa buraya da bir dikkat etmeniz gerekebilir.
Araştırma yaparken bir psikoloğun röportajına rastladım arkadaşlar.
İsimlerini paylaşmadan anlatacağım.
7 yaşında bir kız çocuğu var.
Oldukça sosyal dersleri iyi, arkadaş ilişkileri iyi, özgüvenli, cıvıl cıvıl bir çocuk.
Sonra bu çocuk bir anda sessizleşiyor, arkadaş ilişkileri kötüleşiyor, özgüveni düşüyor, okula gitmek istemiyor, gruplara katılmak istemiyor.
Annesi soruyor çocuğa hani ne oldu sen niye böyle oldun falan diye ama çocuk hiçbir şekilde...
bir şey söylemiyor. Bu bahsettiğim kız çocuğu ikinci sınıfa gidiyor.
Sınıftan bir arkadaşının abisi de beşinci sınıfa gidiyor.
Bu bahsettiğim çocuğun neşeli halleri, özgüvenli halleri diğer çocuğun hoşuna gitmiyor.
Ve beşinci sınıfa giden abisiyle birlikte diğer çocuğu boş bir sınıfa kapatıp dövüyorlar.
Ve bir de şöyle tehdit ediyorlar.
Eğer bunu annene ya da öğretmenine söylersen seni tekrar döveriz.
Şununla arkadaş yapmayacaksın.
Şöyle konuşmayacaksın gibi.
Tehditler savuruyorlar.
Olaya bakar mısınız? Çocuklar yapıyor bu söylediğim şeyleri.
Tabii o günden sonra diğer çocuk bambaşka biri oluyor.
O neşeli halleri gidiyor, kimseyle konuşmuyor.
Aradan 7 ay geçiyor.
Anne ve çocukların katıldığı bir etkinlik düzenleniyor.
Orada başka bir çocuk bu olayı gülerek böyle dalga geçerek bunu yaşayan çocuğun annesini anlatıyor.
İşte şu ve bunun abisi işte sizin kızınıza böyle böyle yaptılar diye.
Annesinin ifadesi tam olarak şu şekilde arkadaşlar.
Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.
Dondum kaldım ne diyeceğimi bilemedim.
Ağlamak için zor tuttum kendimi.
Eve geldim kızıma bunu sorduğumda evet anne diye itiraf etti.
Sana söylersem beni tekrar döveceklerdi.
Ben de korktum.
Düşünün arkadaşlar 7 yaşında bir çocuk hala minicik ve birileri ona söylersen seni tekrar döveriz diyor.
Bu sadece bir tehdit değil.
O çocuğun dünyasının bir anda karardığı an ve artık çocuk gülmekten korkuyor.
Arkadaşlarıyla konuşmak yerine sessizliği seçiyor.
Ve biz bunu fark etmediğimizde bu küçücük yürek her gün biraz daha kırılıyor.
Ve maalesef burada söylemesi çok zor ama söylemek zorunda olduğu bir gerçek daha var arkadaşlar.
Akran zorbalığı fark edilmediğinde ciddiye alınmadığında bazı çocuklar için bu durum dayanılmaz bir hal alabiliyormuş.
Ve maalesef intihara kadar gidebiliyormuş.
Yani bu mesele sadece üzülmekle bitmiyor.
Görülmediğinde, duyulmadığında bir çocuğu geri dönüşü olmayan bir noktaya kadar götürebiliyor.
İlkokulda kendi yaşadığım bir olaydan bahsetmek istiyorum arkadaşlar.
Ben o dönemde sınıftaki...
En uzun boylu kızlardandım.
En uzunu bendim kızların arasında.
Ve erkeklerden birisi benimle sürekli sırık diye dalga geçerdi.
Ve benim saçımı çekerdi.
Tabi boyum uzun olduğu için de hep en arka sıralarda oturuyordum.
İşte böyle kambur duruyordum.
Öne doğru eğiliyordum falan.
Boyumun uzun olmasına çok üzülüyordum.
Bir gün bu çocuk benim arkamda oturuyor bu kez.
Ve sırık ne yapıyorsun dedi.
Ve yine benim saçımı çekti.
Ben de artık nasıl sinirlendiysem döndüm çocuğa.
tane patlattım. O da hiç beklemiyordu.
Ben de hiç beklemiyordum kendimden ama artık çok sinirlenmişim demek ki.
Tabii çocuk şok oldu ve bir daha da bana hiç bulaşmadı.
Ama ben lise dönemime kadar uzun boylu olduğum için hep üzüldüm ve kamburdurdum arkadaşlar.
Ben böyle anlattıkça belki birçoğunuzun aklına ya evet işte benim de başıma böyle bir şey gelmişti diye anılarınız geliyor olabilir.
Bana bunları Instagram üzerinden mutlaka yazın arkadaşlar.
Nasıl bir olay yaşadınız?
Bugünkü hayatınızda halen etkileri devam ediyor mu?
O yaşadığınız olayı bana mutlaka yazın.
Ya da birine zorbalık yaptıysanız bunu da benimle paylaşabilirsiniz.
Ben burada kimseyi yargılamıyorum ve mesajlarınızı da sadece ben okuyorum.
Konumuza tekrar dönersek.
Çocuğunuz, kardeşiniz ya da yakın çevrenizden biri böyle bir durumla karşılaşmış olabilir.
Çünkü akran zorbalığı sandığımızdan çok daha ciddi ve yaygın bir sorun arkadaşlar.
İşte tam bu yüzden konunun boyutlarını rakamlarla görmek hem farkındalık hem de çözüm yollarını aramak için çok önemli.
Dünya genelinde ve Türkiye'de yapılan araştırmalar çocukların yaklaşık %30'unun okul hayatında en az bir kez akran zorbalığına maruz kaldı.
Dahası bu çocukların yaklaşık %10'u yaşadığı zorbalığın etkisiyle ciddi kaygı, depresyon veya sosyal çekilme gibi psikolojik sorunlar da
yaşayabiliyormuş. Hatta biraz önce dediğim gibi intihara kadar gidebiliyor.
Akrahan zorbalığı en sık olarak ilkokul ve ortaokul çağlarında 6-11 yaş arası çocuklarda ve 12-18 yaş arası ergenlerde çok sık görülüyormuş.
Ve geldik önemli... bir noktaya daha.
Çocuğunuz yakınınız akran zorbalığına maruz kaldıysa veya kalıyorsa neler yapabilirsiniz?
Öncelikle çocuğunuzu çok iyi dinleyin ve çok iyi gözlemleyin arkadaşlar.
Hani biraz önce dedim ya hep aynı kişilerden aynı isimlerden mi bahsediyor size diye.
Böyle küçük ayrıntıları yakalamaya çalışın.
Onun için de onu çok iyi gözlemlemeniz ve dinlemeniz gerekiyor.
En önemlisi de çocuğunuza rol model olun.
Olumlu davranışlar gösterin arkadaşlar.
Siz çocuğunuzla dalga geçerseniz çocuğunuzun herhangi bir şeyiyle alay ederseniz sizden bunu öğrenir.
Ve de okula gittiği zaman O da bu davranışı gösterir.
Çocuğunuzun olumlu davranışlarını güzel sözlerle destekleyin ki kendine olan özgüvenini korusun arkadaşlar.
Ve yine önemli şeylerden birisi de evde çocuğunuza sınırlar koyun.
Bu şekilde başkalarının sınırlarına da saygı duyması gerektiğini öğretin ona.
Çocuğunuzla sevgi ve güvenle konuşun.
Ona her zaman yanınızda olduğunu hissettirin arkadaşlar.
Öğretmenleriyle ve okul yönetimiyle mutlaka iletişim halinde olun.
Çünkü çocuklar uzun süre okulda vakit geçiriyorlar.
Bu noktada okulun desteği de çok önemli.
Fakat tüm bunlara rağmen çocukta kaygı, korku veya mutsuzluk gibi durumlarda varsa tabii ki de profesyonel destek de almanız çok önemli.
Unutmayın arkadaşlar, küçük adımlar bazen bir çocuğun hayatını değiştirebilir.
Bir bakış, bir soru, bir ilgilenme.
Bunlar çocuğun yalnız olmadığını anlamasını sağlar ve yaşadığı acıyı paylaşabileceği güvenli bir alan olduğunu da öğrenir.
Bugün sizlerle çocuklarımızın yaşadığı acıları, görünmeyen yaraları ve akran zorbalığının tehlikelerini konuştuk.
Umarım bu podcast hem farkındalığınızı artırır hem de çevrenizdeki çocuklar için bir koruma kalkını oluşturmanıza yardımcı olur.
Unutmayın arkadaşlar her çocuk değerli ve her çocuk güvenle büyümeyi hak ediyor.
Bugünlük benden bu kadardı.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Sonraki bölümleri kaçırmamak için dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın ve en önemlisi Herkese de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
