
Edison’un Son Nefesi, Einstein’ın Gözleri; Tarihin İlginç Kutsal Emanetleri
19 Şubat 2025 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Tarih boyunca bazı insanlar, oldukça ilginç ve hatta absürt nesneleri saklama konusunda ısrarcı olmuş. Peki, Napolyon’un penisi, Edison’un son nefesi, Einstein’ın gözleri ve Hz. Muhammed’in sakalı neden saklandı? Kimler tarafından, hangi amaçla korunuyordu? Bu bölümde, tarihin en garip hatıralarına göz atıyor ve bu saklama takıntısının ardındaki hikâyeleri keşfediyoruz!
🎧 Keyifli dinlemeler!
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayalperest'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Herkese merhabalar.
Hayalperest'in Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım bol kahkahalı bir gün geçiriyorsunuzdur.
Bugün ilginç bir konu için geçtim mikrofonun başına arkadaşlar.
İnsanlık tarihi boyunca kutsal kabul edilen objeler sadece maddi bir varlık olmaktan çok daha fazlasıdır.
Kutsal kabul edilen objeler insanlığın inançlarının, korkularının ve umutlarının birer yansımasıdır.
Bu bölümde tarihin en ilginç kutsal emanetlerini konuşacağız sizinle arkadaşlar.
Tarihe damgasını vurmuş kişilerin eşyalarının ya da organlarının Bu kadar değerli hale gelmesi aslında insanlığın onları ölümsüzleştirme çabasının bir yansıması da olabilir.
Bu noktada aklıma şöyle de bir soru takılıyor.
İnsanlar bu tür objelere sadece merak için mi değer veriyor yoksa bu objelerle bağ kurarak kendilerini bir hikayenin parçası mı hissetmek istiyorlar?
Ben hikayenin bir parçası olmak istediklerini ve ölümsüzlük arayışıyla ilgili olduğunu düşünüyorum.
İlk olarak yok artık diyeceğiniz belki duyunca inanamayacağınız bir kutsal emanetle başlamak istiyorum arkadaşlar.
Buna kutsal emanet demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum.
Napolyon Bonaparte'in penisi.
Evet yanlış duymadınız arkadaşlar.
Napolyon öldükten sonra penisinin kesilerek saklandığına ve kuşaktan kuşağa aktarıldığına inanılıyor.
Bu tür kalıntılara halka açık müzelerde rastlanmıyor.
özel şahıslarca saklanıyor ve onların arasında bir alışveriş oluyor bu koleksiyonerler arasında.
Fransız komutanın 1821'de Helen adasında ölümünden sonra otopsi sırasında bir İngiliz cerrah tarafından penisinin kesildiği iddia ediliyor ve para karşılığında
kuşaktan kuşağa satıldığı iddia ediliyor.
19. yüzyılda bir İtalyan rahibin 20.
yüzyılda Londralı bir kitapçının aldığı Ve hatta en son 1969 yılında Amerikalı bir ürologun 2900 dolara Napolyon'un penisini aldığı
iddia ediliyor. Hatta bu Amerikalı ürologun 2007 yılına kadar yatağının altında özel bir valizinin içinde sakladığı iddia ediliyor.
Amerikalı ürolog 2007 yılında öldükten sonra ise Napolyon'un penisinin kimin tarafından alındığı halen bilinmiyor.
Çok ilginç değil mi arkadaşlar?
Ya Napolyon bunu bilseydi ne yapardı?
Sanırım mezarında ters dönerdi.
Tüm başarılarından, savaşlardan sonra insanlar benim penisimle mi ilgilenecek diye isyan ederdi bence.
Bir de ben şey de düşünmeden edemiyorum.
O ürolog 2007'de vefat ettiğinde ailesinin yaşadığı şoku çok merak ediyorum.
Valizi açıp işte hadi bakalım burada ne varmış dediklerinde karşılaştığı manzarayı ve yüz ifadelerini görmek isterdim.
Gerçekten hayranlık mı yoksa saplantı mı bu noktada kararı size bırakıyorum arkadaşlar.
Bir diğer ilginç kutsal emanet de Thomas Edison'un son nefesi arkadaşlar.
gramofon, film kamerası ve ampül gibi icatların mucidi olan Edison, 1931'de New Jersey'de öldüğünde doktoru son nefesini içeriyor diye
odasındaki bir deney tüpünü kapatarak saklamış.
Oğlu Charles ise bu tüpü saklaması için Edison'un ortağı, otomobil devi olan Henry Ford'a vermiş.
Şu anda bu deney tüpü ağzı mantar tıpayla kapalı bir şekilde Amerika'daki Henry Ford Müzesi'nde sergileniyor arkadaşlar.
Edison'un son nefesini tüpte saklamak nedir ya?
Bunlar ne kadar saçma şeyler.
Doktor o an ne düşündü acaba?
Şu an çok değerli bir şey kaçıyor.
Çabuk tüp getirin falan mı dedi.
Bir gün birisi yanlışlıkla o tüpü açarsa Edison'un son nefesi havaya karışır ve büyük bir tarihi kayıp yaşanır.
Bir diğer ilginç tarihi kalıntıda buna da tarihi kalıntı demek veya kutsal emanet demek ne kadar doğru onu da bilmiyorum.
Ünlü fizikçi Albert Einstein'ın gözleri ve beyni arkadaşlar.
Einstein tarihin hatta dünyanın en önemli bilim insanlarından biri olmuştur.
Hem yaşadığı dönemde hem de günümüzde bile adından halen söz edilir.
İlerleyen günlerde onun hayatıyla ilgili de bir biyografi bölümü düşünüyorum.
Einstein'ın 1955 yılında aramızdan ayrıldığında özellikle beyni ve vücudunun diğer bölümleri oldukça merak konusu olmuş.
Kendisinin bu yönde bir isteği ve izni olmamasına rağmen öldükten sonra beyni çıkarılmış ve parçalara ayrılarak incelenmiş.
Ancak Einstein'ın beyninin çıkarılmasına dair ölmeden önce belirttiği herhangi bir rızası da yok.
Tamamen yasa dışı olumsuz bir şekilde yapılmış.
Bu nedenle yapılan otopside epey bir etik tartışmalarına yol açmış.
Bu otopside Einstein'ın gözleri de kendi göz doktoru Dr.
Henry Abrams tarafından çıkarılmış ve bir çözeltide saklanmış.
Daha sonra New York'ta bir banka kasasına konmuş ve Einstein'ın gözlerinin halen o kasada olduğu biliniyor.
Doktor gözleri nasıl bir araştırmada kullandığına veya neden sakladığına dair herhangi bir açıklama yapmamış.
Bu gözler tarihin en ilginç, kaybolmayan ama ne işe yaradığı da bilinmeyen nesnesi olabilir.
İlginç kutsal emanetlerden biri de Hz.
Muhammed'in sakalı arkadaşlar.
Hz. Muhammed'in sakalı İslam dünyasında Sakalı Şerif olarak adlandırılıyor ve son derece kutsal kabul ediliyor.
Eminim aranızda birçoğunuz duymuştur hatta belki de görmüştür.
Hz. Muhammed'e ait olduğuna inanılan sakal telleri Osmanlı döneminde büyük bir özenle korunmuş ve bugün de Topkapı Sarayı'nda özel bir bölümde sergileniyor.
Dünya üzerinde Birden fazla olduğuna inanılıyor.
Başka ülkelerde de sergileniyor.
Aradan 14 asır geçmiş ama gerçekten o sakallar Hz.
Muhammed'e mi aittir bilemiyoruz.
Yorum sizin arkadaşlar. İlginç kutsal emanetlerden bir diğeri de Galileo'nun parmağı.
Galileo, İncil'in aksine dünyanın döndüğünü ve güneşin evrenin merkezi olduğunu söylemişti.
Bunun üzerine kilise tarafından afroz edilmiş, aşağılanmış ve Engizisyon mahkemeleri tarafından inkar etmeye zorlanmıştı.
Fikirlerinin batıl olduğuna, şüpheye düştüğüne, pişman olduğuna ve bir daha hatalarını tekrarlamayacağına yemin etmesine rağmen Galileo dinsizlikle yaftalandı.
Bu çatışma sebebiyle ölümünden sonra kendisinin Dine uygun bir şekilde ve ailesinin yanına gömülmesine izin verilmedi.
Bu yüzden naaşı belki de birçoğunun sonradan unutacağı küçük bir mezarlığa gömülmüş.
Yıllar sonra Galileo'nun dünyanın şekli ve güneşin etrafında döndüğü hakkındaki iddiaları kanıtlanınca kilisenin de büyük bir yanlış yaptığı ortaya çıktı.
Bu yanlıştan dönmek üzere kilise Galileo'nun yazdıklarını Yasaklar listesinden çıkarıp kendisinin uygun bir şekilde tekrar gömülmesini istemiş ve kitaplarını yayınlamış.
Yeniden gömülme sırasındaysa Galileo'nun bazı hayranları onun vücudundan parçalar almak istemiş.
Böylelikle cesetten üç parmak, bir diş ve omurga kemiği alınmış.
Alınan bu parçalar yıllar içinde birçok el değiştirmiş ve farklı yerlerde sergilenmiş.
Altın işlemeli cam bir fanusu yerleştirilen parmak şu anda kapsamlı bir Galileo sergisinin görülebildiği Florence Bilim Tarihi Müzesi'nde sergileniyor.
Bilimin sembolü haline gelen bu parmağın zamanında Galileo'nun teleskobunu tutan ve evrenin işleyişini anlatan parmak olduğu düşünülüyor.
Galileo yaşarken kilise ona parmağını bile oynatma dedi ama şimdi o parmak müzede sergileniyor.
Bilim düşmanlığından koleksiyonculuğa geçiş süreci gerçekten ilginç arkadaşlar.
Hayatın garip ironilerinden biri.
Tarih garipliklerle dolu ve insanlık bu gariplikleri seviyor arkadaşlar.
Bugün acaba insanlar tarihte neleri saklamış sorusuna çok ilginç cevaplar bulduk.
Demek ki tarihte sadece fikirler değil organlar ve nefesler de yaşamaya devam edebiliyormuş.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Dinlediğiniz uygulamalar üzerinden ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın arkadaşlar.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
