
Bu bölümde aşırı alınganlık durumunu anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Buluttan nem kapmak deyimini duydunuz mu hiç?
Ya da bu deyimi birileri için kullandınız mı?
Veya bu deyim sizin için kullanılmış olabilir mi?
Herkese merhabalar, Hayal Perestim Podcast'ine hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir, her şey yolundadır.
Bugün sizlerle girişte de bahsettiğim gibi buluttan nem kapanları, yani birazcık alıngan olanları konuşacağız sizinle.
Geçenlerde bir yazı okuyordum, yazı bu konuyla ilgiliydi.
Aslında toplum içinde hepimiz karşılaşmışızdır böyle bireylerle.
Hatta hepimizin de böyle biraz alıngan bir tarafı vardır.
Fakat alınganlık aslında çok da basit bir eylem gibi durmuyor.
Altına yatan birçok sebepleri var.
Ben de yazıyı bitirdikten sonra dedim ki ya ben bu konunun hakkında bir podcast yapmalıyım ki bunu herkese söylemem gerekiyor.
Öylelikle gelişti. Biraz sohbet edeceğimiz, biraz örnek vereceğimiz bir bölüm oldu.
Yaşamımızın içinde her birimizin hassas yönleri vardır.
Biraz önce de söylediğim gibi...
alınganlık yapmayan yoktur.
Yani hepimizin bir zaafı olduğu bir şeyleri vardır.
Fakat bazılarımız bu duyguyu diğerlerine oranla biraz daha yoğun yaşıyorlar.
Yapılan araştırmalarda bu bireyler alınganlık yaptığı durumları hep savunduğu, geçerli sebeplerinin olduğunu söylemişler.
Ben olsaydım bunu böyle böyle yapardım.
O böyle yapmadı. Çünkü beni sevmiyor.
Bana değer vermiyor.
Beni istemiyor gibi gibi söylemler geliştiriyorlarmış.
Aslında biraz dikkatli bakarsak cevap da sorunun içinde.
Çünkü cümle Ben olsaydım diye başlıyor.
Evet siz olsaydınız onu öyle yapardınız.
Ancak karşınızdaki kişi siz değil.
Alınganlık adı üstünde almaktan geliyor ve etrafında olan biten her şeyi kendi üzerine almak durumunu belirtiyor.
Alınganlık durumunu bazı uzmanlar iletişim problemi olarak görse de bazı uzmanlar da bunu psikolojik bir durum olarak görmüş.
Özellikle birazdan bahsedeceğim bu bireylerde zihin okuma durumunun bir süre sonra takıntı haline gelip obsesipliğe neden olabileceği yönünden bunu psikolojik bir durum olarak görmüş bazı
uzmanlar. Terapistlerin ve uzmanların söylemlerine göre bu durumun en zor kısmı da aşırı alıngan bireylerin gösterdiği davranışları.
alınganlık olarak kabul etmemesi.
Biraz önce de söylemiştim ya hani ben olsaydım bunu böyle böyle yapardım diye.
Cümleleri bu şekilde başladığı için alınganlık yaptığı durumu kendi fikri, kendi düşüncesi olarak görüyor ve kendini haklı çıkarıyor.
Peki o halde bunun ayrımını nasıl yapabiliriz?
Bakın terapistler bu durumu şöyle açıklıyor.
Eğer bu söylediklerim sizde de varsa bir kez daha kendinizle ilgili bu durumu bir düşünün derim.
Bu arada ben bu konuyu üç bölümde inceledim.
Birincisi biraz önce söyleyeceğim işte terapistlerin söylediği aşırı alıngan olma belirtileri diyelim.
İkincisi alıngan bireyler için çözüm önerileri ve en önemlisini de sona sakladım.
Çevrenizde böyle bir birey varsa ne yapabiliriz?
Eğer ki her şeyi kendime dert ediyorum diyorsanız çevrenizde olan olaylardan aşırı etkileniyorsanız takmıyormuş gibi davranıp aslında uykularınızı kaçıracak kadar
takıyorsanız, aşırı empati yapıyorsanız, zihin okuyorsanız, bu terimi biraz açmak istiyorum.
Bulunduğunuz bir ortamda karşınızdaki kişinin veya ortamdaki diğer kişilerin düşüncelerini tahmin etmeye çalışma durumu, zihin okuma dediğimiz ortamda bir konu konuşuluyor.
Fakat bu hassas ve aşırı alıngan bireyler o konunun kendisi için konuşulduğunu düşünüyor ve diyor ki Ben biliyorum.
Ben anladım. Zaten aslında o lafı benim için söyledi.
Orada aslında bana imada bulunduğu gibi insanların konuşmalarından kendiyle ilgili çıkarım yapma durumu.
Eğer kendinizi sık sık başkalarıyla kıyaslıyorsanız en önemli...
Belirleyici maddelerden birisi de şimdiki söyleyeceğim madde şaka ve espri kaldıramıyorsanız güven problemi yaşıyorsanız reddedilmekten korkma yalnızken kendini
daha rahat hissetme gibi durumlarınız varsa üzülerek söylüyorum ki aşırı alıngan bir birey olabilirsiniz.
Kendi hayatımdan küçük bir örnek vereceğim size benim daha önce çalıştığım yerlerden birinde bir İşte iş arkadaşımız vardı.
Çok samimi olduğumu söylemeyeceğim.
Böyle iş arkadaşı, seviyeli bir iş arkadaşlığı.
Alıngan bir birey olduğunun farkındaydı.
Fakat şey derdi ya herkes kadar bende de var.
Bu arkadaşımız bir dönem böyle mutfakla ilgilenmeye başladı.
İşte yeni tarifler deniyor.
Hatta bizi de kobay olarak kullanıyor falan.
Ve bize hep şey diyordu ya yaptığım şeylerle ilgili bana doğru yorumlar yapın ki hani ben de işte kendimi geliştireyim.
Bu işin doğrusunu öğreneyim falan diye.
Birkaç tarifi gerçekten kötüydü.
Ve sonra biz de bunu söylediğimiz için bize alınıp tarif denemeyi bırakmıştı.
Bu bölümü araştırırken her öğrendiğim bilgi de aklıma o geldi.
Ve davranışlarının altına yatan nedenleri aslında biraz daha iyi anladım.
Peki aşırı alınganlığın altında hangi nedenler var?
Biraz da bunu konuşalım arkadaşlar.
Tabii ki bu taşın altında da maalesef ki çocukluk çıkıyor arkadaşlar.
Çocukluk da 0-6 yaş aralığı bilissel gelişim açısından en önemli yaş aralığı.
Çocuklar bu dönemde duyguları ve tepkileri öğreniyorlar çünkü.
Eğer kişiler bu 0-6 yaş aralığında aşırı hassas ebeveynler tarafından büyütüldülerse ebeveynleri tarafından küçümsenme, görülmeme, yeteri kadar sevilmeme
gibi durumu varsa, yine bu 0-6 yaş aralığında güvendiği, sevdiği kişiler tarafından sürekli küçümsenme, aşağılanma durumu yaşanılmışsa, kültürel sebepler, örf,
adet, gelenek, dini görüş gibi nedenlerden dolayı kısıtlanma yaşanılmışsa, Fiziksel özellik veya dış görünüş ile ilgili sürekli dalga geçilme durumu yaşanmışsa bu etkiler
travmaya sebep oluyormuş ve bu durumu yaşamış çocuklar da yetişkin birey olduklarında hassas ve aşırı alıngan bireyler olabiliyormuş.
Aslında bazen bu aşırı alıngan bireylere...
Toplum içinde çok fazla tepkiler gösterebiliyoruz.
Yani o bireylerden belki kaçınıyoruz ama biraz önce söylediğim nedenlere baktığımda da altında gerçekten çok ciddi çok üzücü şeyler yatıyor.
Bunları düşündüğümüz zaman da o bireylerin bu şekilde farklı olmalarını çok da görmemek lazım.
Özellikle zihin okuma durumunu çok fazla yaptıkları için bir de bu bireyler genellikle huzursuz, mutsuz oluyorlar.
Hatta bazen asık suratlı...
diyebileceğimiz bireyler oluyor.
Fakat işte bunun sebebi de biraz önce söylediğim nedenlerden çok fazla etkileniyorlar, yargılanmaktan korkuyorlar ve kendilerini çok fazla içe kapatıyorlar.
İşte grup etkinliklerden kaçınıyorlar ve hep bireysel olarak takılmak istiyorlar.
Aslında bu da onları daha fazla dibe çekiyor ve insanlardan da daha fazla soyutlanmış oluyorlar.
Hassas bireylerin ya da alıngan bireylerin Kendilerini en çok yorduğu davranışlardan birisi de başkalarının yerine de bir şeyleri düşünmesi ve yapması.
Sonrasında da diğer birey diyor ki hani bunu yapmana gerek yoktu ben yapardım dediğinde işte ben iyilik olsun diye yaptım ama beni anlamıyorlar diyerek kendilerini daha çok kapatıyorlarmış.
Bu davranışın altında yatan sebep de Başkalarının düşüncelerine fikirlerine çok önem veren ebeveynler tarafından yetiştirilme veya işte böyle bir ailede büyüme sebep oluyormuş.
Hani elalem ne der düşüncesi varsa eğer yetiştirildiği ortamda bu da sebep oluyormuş.
Ben bu elalem ne der düşüncesine böyle etö diye kendimce bir kısaltma uydurdum.
Elalem terör örgütü bence çok da yakıştı yani onlara.
Bu el alem ne derciler gerçekten hayatımızda çok büyük travmalara sebep olabiliyor.
Anne baba çocuğundan çok başkalarının düşüncesine önem veriyorsa evinize bir misafir geldiğinde o misafir çocuk istedi işte ayıp olmasın diye sizin en sevdiğiniz oyuncağınız
elinizden alıp diğer çocuğa verildiyse bu durum çocuğun bilincinde ben önemli değilim.
Başkaları daha önemli o yüzden onların işlerini yapmalıyım.
İsteklerini yerine getirmeliyim algısını oluşturuyormuş.
Alıngan bireylerle karşılaştığımızda belki bazen biz de böyle onlara karşı negatif davranışlar sergiliyoruz.
Hani biraz önce de dediğim gibi aman işte buna da bir şey söylenmez şimdi surat yapar gibi gibi ama alta yatan nedenler gerçekten çok önemli şeyler.
O yüzden evet çok zor öyle bireylerle bir arada vakit geçirmek.
Birazdan bu konuya da değineceğim ama baktığımızda bu bireylerin çok zor bir iç dünyaları var.
Yani kendi içlerinde aslında çok büyük bir savaş var.
Peki eğer böyle hassas bir birey istek ne yapalım bu durumu çözebilir miyiz dediğinizi duyar gibiyim.
Evet arkadaşlar eğer istekli olursanız durumu kabul ederseniz.
Doğru teknik ve yöntemlerle bu durumun üstesinden gelebilirsiniz.
Ama ondan önce de şöyle bir şey de söylemek istiyorum.
Hani böyle alıngan bireylerin de üstüne fazla gitmeyelim.
Aslında alıngan olmak ya da hassas bir insan olmak bir kusur değil.
Yani bir ayıp değil. Aksine çok da ince bir davranış.
Özellikle günümüzde o kadar çok kaba ve düşüncesiz bireylerle karşılaşabiliyoruz ki bazen.
Burada sorun hassas bireylerin bu tür durumlar karşısında kendilerini böyle eziliyor gibi hissetmeleri.
davranışlardan dolayı kendilerini aşırı derecede yorması.
Hani huzursuz ve mutsuz bireyler olması.
Bu nedenle de her bireyi sizin bu hassas davranışınızı hak etmeyi bilirim.
Yani ötekileştirmekten asla hoşlanmıyorum ama Bazen de böyle kibar davrandığınızda ince düşünceli davrandığınızda sizde böyle daha bir saygısız davranılıyor.
Yani durum böyle olunca da hassas bireyler için bazen doğru yerde ve doğru tepki vermek gerekir.
Hani biraz önce örnek verdim ya hani sizin yapmanız gereken işi sizden önce gider yapar diye.
Ya evet bazen çok da işe yarayabilir yani düşünsenize iş yerinizde çalıştığınız yerde böyle düşünceli bir arkadaşınız var.
Hani sadece onlar fazla düşündüğü için kendilerini çok yoruyorlar.
Yapamıyorum diyorsanız bakın şimdi sizlere minik minik ipuçları vereceğim.
Uzmanların çok güzel bir yöntemi var.
Açıkçası yöntem benim çok hoşuma gitti ve kendimle ilgili çıkarımlarda da bulundum.
Size de anlatacağım birazdan mutlaka bu yöntemi yapın derim.
Bu söyleyeceğim yöntemle aslında farkındalığınızı da çok güzel geliştirirsiniz.
Şimdi bulunduğunuz ortamda bir bireyin söylediği cümleden etkilendiniz.
O düşünceler hemen böyle aklınıza gelmeye başladı.
İşte benim için imada bulunuyor, o lafı bana söyledi gibi gibi düşünceler gelmeye başladığında hemen sakin bir ortama geçin ve kendinize bir dur deyin.
Ya bir dakika dur hani sen hemen niye benim aklıma geliyorsun?
Ey düşünceler diye böyle bir kendinizi bir sakinleştirin.
Hatta uzmanlar bu çalışmayı yazarak yapmanızı tavsiye ederler.
Eğer öyle yaparsanız çok etkili olur.
Hani geriye dönüp okudukça böyle daha çok farkındalığınızı artırırsınız.
vereyim. Olaydan etkilendiniz.
Hatta şöyle de bir olay olsun.
Diyelim ki ortamda renklerden konuşuluyor.
Kıyafet renklerinden konuşuluyor.
İşte ayakkabı vesaire. Bir arkadaşınız dedi ki ben siyah giyinmeyi hiç sevmiyorum.
Siz de siyah seven bir bireysiniz ve siz de hemen düşünceler belirmeye başladı.
Bana söyledi bunu. Bana laf soktu.
Ben siyah seviyorum diye benimle dalga geçiyor gibi gibi düşünceler geldi.
Arkadaşınıza alındınız.
Kendi içinizde kırıldınız.
Hatta belki küstünüz.
Ve şunları da düşünüyorsunuz içinden.
Ya ben aslında o arkadaşımı çok severdim ona bunları bunları yapmıştım.
Bak şimdi siyahı seviyorum diye bana laf soktu.
Benimle dalga geçiyor gibi gibi düşünmeye başlamış olabilirsiniz.
Bakın arkadaşlar bu söylediğim şeyler belki sizin içinizi daralttı ama bu nokta çok önemli.
Maalesef bu bireylerin içlerinde susmayan bir ses var çünkü.
Şimdi çalışmamızın olayını belirledik.
Bunu defterinize yazın.
Sonra kendinize şu soruyu sorun.
Bakın bu sorular çok önemli. Ben ne hissediyorum?
Arkadaşım ben siyah giyinmeyi sevmiyorum dediğinde ben ne hissediyorum?
Bu olaya tamamen aklıma bu geldi.
Buna örnek verdim. Siz bu olayın yerine herhangi bir şeyi koyabilirsiniz.
Ben ne hissediyorum? Arkadaşımı siyah sevmiyorum dediğinde kendimi önemsiz ve değersiz hissediyorum.
Peki bana arkadaşım öyle söylediğinde nasıl bir duygu geldi?
Üzüntü, öfke ve stres geldi.
Bozuldum çünkü üzüldüm ben onun söylediğine.
Peki nasıl tepki veriyorum?
Oradan kaçıyorum.
Bir daha onunla konuşmayacağım.
Onun olduğu ortama gitmeyeceğim.
Yani savaşmıyorsunuz, küsüyorsunuz ve kaçıyorsunuz.
Peki arkadaşınızın ya da o ortamdaki diğer bireylerin bundan haberi var mı?
Hayır, onların da haberi yok.
Konuşuldu, bitti.
Fakat siz bu konuyu içinizde günlerce hatta belki de aylarca düşündünüz.
Geceye uykularınız kaçtı.
Bakın şimdi size çok çarpıcı bir şey söyleyeceğim.
Aslında siz burada arkadaşınıza kızmıyorsunuz.
Altta yatan duygu ne biliyor musunuz?
Siz küçükken ebeveyniniz sizin yaptığınız bir şeyi beğenmedi.
İşte bu odanızda toplama olur veya ebeveyninize yardım ettiğiniz herhangi bir şey olur.
Yaptığınızı beğenmedi ve sizi eleştirdi.
Aslında sizin o arkadaşınıza kızmanızın altındaki sebep...
İşte siz küçükken sizi ebeveyninizin eleştirdiği nokta.
Bu noktada bu çalışmanın çok işe yarayacağını düşünüyorum arkadaşlar.
Bunu mutlaka deneyin ve yapın.
Özellikle yazarak yapın.
İnanın ben kendim için de denedim podcasti hazırlarken ve baya böyle karşılaştım ya dedim.
Aa evet bu böyle miymiş diye.
Eğer yaparsanız mutlaka benimle de paylaşın düşüncelerinizi.
Bir diğer yöntem de iletişime açık olmanız.
Biraz önce verdiğim örnek üzerinden gideyim hadi.
O arkadaşınıza bunu sormanız.
Ya sen siyah sevmiyorum dedin.
Ben de siyah giyinmeyi seviyorum.
Sen orada bana mı bir şey ima ettin diyerek bunu sormanız.
Bunu yaptığınızda hiç de kendi içinizde bir savaş vermemiş olursunuz.
Ve küsmenize, kaçmanıza hiç gerek kalmaz.
Hayır cevabını alırsınız ve içiniz rahatlar.
Yani hayır cevabını alırsınız derken hani arkadaşınız der yani.
Hayır ben onu senin için söylemedim diye.
Ve içiniz rahatlamış olur.
Bir diğer yöntem de tabii ki işin uzmanlarından profesyonel destek almak arkadaşlar.
Podcast'ın başında da demiştim ya hani özellikle zihin okuma bir süre sonra takıntıya neden olabilir diye.
Bu nedenle de uzmanlardan destek almak da tabii ki çok önemli.
Hadi bugün biraz kendimi şımartayım.
Bir diğer öneri de bu podcast'ı tavsiye etmek.
Bak Melis diye bir kız var bir şeyler anlatıyor.
Ben çok beğendim. Bir de sen dinle diyerek onun farkındalığını geliştirebiliriz.
Hatta bir de dinlediğiniz platformlar üzerinden Spotify üzerinden takip ederseniz de yeni bölümlerden ilk sizin haberiniz olur.
Konuma hemen geri döneyim.
Şimdi bana göre podcast'in en önemli yerine geldik.
Ya Melis tamam bu alınganlık duygusunu altında yatan şeyleri öğrendik.
Evet altta çok zor şeyler var.
Fakat bu tipler bizi çok yoruyor.
Aman püsmesin aman alınmasın diye hep biz mi alttan alacağız dediğinizi duyar gibiyim.
Biraz önce bahsettik ya hani alınganlığın altında yatan zor sebeplerle bu kişilere maruz kalanların hissettiği bana göre ölümüne yarışır arkadaşlar.
Çünkü evet gerçekten çok zor.
Maalesef ki böyle oldukları için benim de hayatımdan çıkarmak zorunda kaldığım kişiler bile oldu.
Ama bunlar ebeveynlerimizse, eşimizse ya da ne bileyim çok yakınımızsa ne yapmamız gerekir?
Şimdi de biraz sizlerle onu konuşacağız.
Öncelikle bu durumu fark etmelerini sağlamak gerekiyor arkadaşlar.
Çünkü biliyorsunuz ki onlar kabul etmiyor ve her seferinde bir nedenleri var.
Fark etmelerini sağlamak için de açık bir iletişim kurmak gerekiyor.
Araştırma yaparken karşılaştığım bir sonuçtan bahsetmek istiyorum size.
Birçok evliliğin sonlanma nedenlerinden birisiymiş maalesef aşırı alınganlık durumu.
eşimin yüzü gülmüyor, işte ne yaparsam yapayım sürekli bana küsüyor gibi sebepler de evliliğin bitmesine sebep olabiliyormuş maalesef.
Yumuşak bir dille, güzel bir üslupla, açık bir iletişim kurarak bu kişilerin bu durumu fark etmelerini sağlamak en önemli adımlardan birisi.
Hatta belki evliyseniz çift terapisiyle daha güzel sonuçlar bile alabilirsiniz.
Bir diğer yapabileceğiniz yöntem de Alıngan bireylerin davranışlarından ayrışmak.
Yani ne demek istedim?
Yaptığınız, söylediğinizden eminseniz ve bunu açıkladığınız halde biraz önce dedim ya hani açık iletişim kurmak.
Sen böyle yapıyorsun ama hani ben aslında öyle demek istemedim.
Bu böyle böyle. Kendinizi ifade ettiniz.
Kendinizden eminsiniz.
Fakat karşımızdaki birey halen bu davranışını devam ettiriyorsa artık bu duygudan ayrışmanız gerekiyor.
Bir yerden sonra bu artık onun düşüncesi yani onun tercihi.
Belki bu önerimi acımasızca bulabilirsiniz.
Ancak gerçekten böyle bireylerle bir arada yaşamak da çok zor.
Biz bazen bu bireyler aman alınmasın, küsmesin diyerek her istediğini yaptığımızda aslında onlara kötülük de yapmış oluyoruz.
Çünkü ortada bir yanlış var.
Belki de yanlış demeyelim de hani yolunda gitmeyen bir şeyler var fakat biz onu bireyin fark etmesine engel oluruz.
Yani her istediğini yaparak alınmasın, küsmesin diyerek böyle onun istediği şeyleri yaparsak o birey bu davranışını devam ettirir.
Maalesef ki bazı bireyler de bir süre sonra bunu silah olarak da kullanmaya başlıyor.
İşte küserek her istediğimi yaptırırım diyenler de oluyor.
Ama siz onun bu davranışlarından ayrışıp alttan almayıp kendi işinize dönerseniz ya da kendi içinize dönerseniz diyeyim fark edip düşünmesini sağlarsınız.
Ya bu niye böyle yaptı?
Normalde benden özür dilerdi, gönlümü almaya çalışırdı diye düşünür ve belki de bu sayede iyileşmek için adım bile atar.
Fakat sonuç olarak bu durumun farkına varıp kendini kabul etmeyi de kişinin tercih etmesi gerekir arkadaşlar.
Toksik ilişkiler de gerçekten bir süre sonra hani ebeveyniniz de olsa eş de olsa insanların psikolojisini oldukça etkiliyor.
Baktınız olmuyorsa da kendi sınırlarınızı çizersiniz.
Hayatta bazı şeyler bizimle ilgili değildir yani karşımızın karakteriyle ilgilidir ve bizler de bunu kabullenince daha mutlu oluruz.
Farid Farjat'ın çok hoşuma giden bir sözüyle podcastimi sonlandırmak istiyorum artık arkadaşlar.
Bakmayın siz hayat kimseye iyi davranmıyor.
Sadece bazılarımız tebessüm ederken biraz daha iyi rol yapıyor.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftayı yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
