
Dillerin Doğuşu ve İnsanların Ayrılışı: Babil Kulesi
9 Ekim 2024 · 10 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Bu bölümde farklı dillerin ortaya çıkış efsanesini anlatıyorum.
***
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir, her şey yolundadır.
Bugün beyinleri yakacağımız bir konuyla geldim arkadaşlar.
Şu anda dünya üzerinde ortalama 7000 dil çeşidi varmış.
Evet, yanlış duymadınız.
Tam 7000 farklı dil konuşuluyormuş.
Madem bütün bir insanlık tek bir adamın soyundan geliyorsa, neden bu kadar dil çeşidi var?
İşte bugünkü konumuz tam da bununla ilgili.
Dünya üzerinde farklı dillerin olma sebebini açıklayan Babil Kulesi efsanesini anlatacağım bugün sizlere.
Ayrıca bir de bu efsane sadece bir yapının inşasıyla sınırlı kalmaz.
Aynı zamanda insan hırsı, birlik ve beraberlik, Dil ve Tanrı'nın gücü hakkında derin mesajlar içerir.
Tevrat'ın başlangıçlar bölümünde geçen bu efsane, insanların bir zamanlar tek bir dil konuştuğu gökyüzüne ulaşma arzusuyla devasa bir kule inşa etmeye karar
verdikleri bir dönemi anlatır.
Babil Kulesi, Sümerler tarafından Tanrı'ya ulaşmak için yapılmaya başlanmış ancak tamamlanamamış efsanevi bir kuledir.
Babil'in asma bahçeleri içinde bulunan Babil Kulesi, Tanrı Marduk'a ulaşmak amacıyla 90 metre uzunluğunda 7 katlı olarak inşa edilmeye başlar.
Sümerliler yüksekleri taparlar ve yer ile göğü bağlayan kutsal bir ağacın varlığına da inanırlar.
Hatta bazı yerlerde hayat ağacı olarak geçen, şimdilerde aksesuar veya biblo, resim gibi farklı alanlarda kullanılan, Ağaç figürü Sümerlilerin inandığı o kutsal ağaçmış
arkadaşlar. Sümerliler yeri ve göğü birbirine bağladığına inandıkları bu ağaçtan ilham alarak günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce bu kuleyi yapmaya başlarlar.
Bu efsaneye göre Nuh'un torunları Babil'in Mezopotamya bölgesinde yaşıyormuş.
Nuh'un torunları Büyük Tufan yani Nuh Tufanının ardından tek dil konuşan ve doğuya göç eden bir nesildir.
Ve Şinar topraklarına gelir.
Şinar bölgesi dediğimiz yer Fırat'ın kuzeyinde bugün Irak sınırları içerisinde yer alan bir bölge arkadaşlar.
Tufandan sonra Şinar bölgesine yerleşen halkın nüfusu hızlı bir şekilde artar.
Astroloji, matematik, yazının bulunması, takvim hesaplaması gibi tarihte yeni icatlar yaparlar.
Ne kadar büyük ve ulu bir topluluk olduklarını düşünürler ve kendileriyle gurur duymaya başlarlar.
Bunun sonucunda da Babililer tanrı gibi olabilmek ve tanrıya ihtiyaç duymamak için cennete ulaşacak bir kule yapmak isterler.
Bazı kaynaklarda da tanrı Marduk'a ulaşmak için onu görmek için bir kule yaptıkları geçiyor arkadaşlar.
Orada bir nehir ve cennete ulaşacak kadar yüksek bir kule yapmaya karar verirler.
Ardından büyük bir zigurat inşa etmeye başlarlar.
Ziguratın da ne olduğunu hemen açıklayayım arkadaşlar.
Alt tarafı daha geniş, üstlere çıkıldıkça genişliği azalan yapılar zigurat olarak adlandırılıyormuş.
En güzel örneği de Mısır piramitleri.
Mısır piramitlerini hep çok merak etmişimdir arkadaşlar.
Ölmeden önce yapılacak listemde gitmek istediğim yerlerden birisi de burası.
Aramızda giden gören varsa bana duygularını, düşüncelerini yazsın.
Çok merak ettiğim yerlerden birisi.
Konumuza tekrar dönecek olursak halk büyük bir zigurat şeklinde kule inşa etmeye başlar.
Tarihçi Heredot'a göre bu kule 8 katlı ama birçok kanyaklara göre de 7 katlı olarak geçiyor.
Tanrı halkın kalbindeki gurur ve kibirden hoşlanmaz.
İnsanların birbirini anlamaması amacıyla dillerini karıştırır.
Farklı diller konuşan insanlar iletişim kuramaz ve kuleyi inşa etmek için birlikte çalışamaz.
Bu durum insanların dünyanın dört bir yanına dağılmasına neden olur.
Babil kelimesi kafa karışıklığı anlamına geldiği için de bu kuleye Babil Kulesi adı verilir.
Bu hikaye tanrının sözüne itaat etmemenin ve tanrısız yaşamın mümkün olmayacağı ile ilgili bir efsane olarak hatırlanmaktadır.
Bu arada Babil Kulesi efsanesi ile ilgili birkaç farklı bilgi de var.
Bunlardan biri Kuleyi yaptıranın Firavun olduğu bir diğeri de kuleyi yaptıranın Nemrut olduğu ile ilgili.
Kur'an ayetleri biraz Firavun ihtimalini düşündürüyor.
Ancak kuleyi kimin yaptırdığı net olarak bilinmiyor.
Sadece Sümerlilerin yaptırdığı biliniyor arkadaşlar.
Biraz önce kulenin 7 katlı inşa edildiğini söylemiştim.
Bu 7 katın açıklaması da şu şekilde arkadaşlar.
Her katı Tanrı'ya giden yolda bir aşamayı temsil ediyor.
1. kat taşı, 2.
kat ateşi, 3.
kat bitkileri, 4.
kat hayvanları, 5.
kat insanları, 6.
kat gökyüzünü ve 7.
kat melekleri temsil ediyormuş.
İnanışa göre bir insan ancak bütün bu katlardaki değerleri öğrenip benimsedikten ve 7 katı çıktıktan sonra Tanrı'ya ulaşabiliyormuş.
Babil'i işgal eden Tikulti Ninurta ve Sargan savaşlar sırasında Babil kulesini yıkmış.
Fakat Babil kralı Nabopol Nasa ve Nabukat Nasır kuleyi yeniden yapmış.
Ancak M.Ö.
479'da Babil'i işgal eden Pers kralı Kerges kuleyi yıktıktan sonra kule tekrar onarılmamış ve kaybolup gitmiş.
Peki Babil Kulesi gerçekten var mıdır?
Bir de bunu konuşalım.
Kule arkeolojik kaynakların yanı sıra dini metinlerde de yer almaktadır.
Babil Kulesi'nden Tevrat'ın yaratılış kısmında şu şekilde bahsediliyor arkadaşlar.
Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırdı.
Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.
Birbirlerine gelin tuğla yapıp iyice pişirelim dediler.
Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
Sonra kendimize kent kuralım dediler.
Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım.
Böylece yeryüzüne dağılmayız.
Rab insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağı indi.
Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre düşündüklerini gerçekleştirecek.
Hiçbir engel tanımayacaklar dedi.
Gelin aşağı inip dillerini karıştıralım ki birbirlerini anlamasınlar.
Böylece Rab onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
Bu nedenle kente Babil adı verildi.
Çünkü Rab bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
Kulenin yapılışı Tevrat'ta anlatılıyor fakat kulenin yıkılışı Tevrat'ta anlatılmıyor.
Ancak jubiles veya leptogenesis olarak bilinen Yahudi belgelerinde kulenin yıkılışı da anlatılıyor.
Kur'an'da ise şöyle bir bölüm var arkadaşlar bu konuyla ilgili.
Mümin suresinin 36 ve 37.
ayetlerinde Firavun ey Haman dedi bana yüksek bir kule inşa et belki bazı yollara göklerin yollarına ulaşırım da bu sayede Musa'nın ilahını görebilirim.
Doğrusu onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum.
İşte böylece yaptığı çirkin iş Firavun'a güzel göründü ve doğru yolu bulması engellendi.
Firavun'un tuzağı hüsrandan başka bir sonuç doğurmadı.
Bir diğer ayette şu şekilde Kasas suresinin 38.
ayeti arkadaşlar. Firavun ey seçkinler sizin için benden başka tanrı tanımıyorum.
Ey haman haydi benim için tuğla fırını yak bana bir kule yap belki oradan Musa'nın tanrısını görürüm.
Ama kesinlikle onun bir yalancı olduğunu düşünüyorum dedi.
Babil Kulesi efsanesiyle ilgili de dini kaynaklarla da bu bilgiler geçiyor arkadaşlar.
İşte dünya üzerinde bu kadar çok dil çeşidi olmasının nedeni de bu efsaneymiş.
Tek bir dil konuşsaydık nasıl olurdu acaba?
Peki Babil efsanesinden günümüzde ders çıkarılabilir mi?
İnsanların birlikte hareket etme, sınırlarını zorlama ve büyük hedeflere ulaşma çabası her zaman var olmuştur.
Ve genellikle de birlik ve beraberlik başarı getirir.
Ancak bu hedeflere ulaşırken sınır tanımamazlık, kibir gibi tutumlar başarısızlıkla sonuçlanabilir.
ve başkalarıyla uyum içinde yaşama gerekliliğini hatırlatır.
Günümüz dünyasında teknolojik gelişmelerle birlikte insanlık yine büyük kuleler inşa ediyor.
Ancak bu kuleler ne kadar sağlam temeller üzerine kurulsa da bana göre insan hem gücünü hem de sınırlarını bilmeli.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi, bildirimlerinizi açmayı unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşçakalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
