
Türk sanat müziğinin efsane sesi Müzeyyen Senar… Çocukluğunda kekemelikle mücadele eden, müzikle hayat bulan, Atatürk’e şarkılar söyleyen, aşklar yaşayan ve ölümsüzleşen bir sanatçı. Onun inişli çıkışlı ama hep güçlü kalan hayat hikayesini bu bölümde konuşuyoruz.
---
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Hayallerinin peşinden gidenler, bilinmeyene merak duyanlar, ruhunu beslemek isteyenler.
Hepiniz hoş geldiniz.
Burası Hayal Prestin Sesi, ben Melis.
Bugün yine çok özel bir biyografi konusuyla geldiğimizde arkadaşlar, Türk sanat müziğinin altın seslerinden eşsiz yorumu ve güçlü duruşuyla hafızalarımızda kazınan Cumhuriyet'in
divası Müzeyyen Senar'ı konuşacağız sizlerle.
Hayalpires'in Sesi podcast serisi başlıyor.
Hepinize keyifli dinlemeler.
Müzeyyen Senar sadece sesiyle değil duruşuyla da bir devri temsil eden, ayrıca ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün huzurunda şarkılar söyleyen Türk sanat müziğinin en
özel isimlerinden biri.
Benim de çok sevdiğim isimlerden kendisi arkadaşlar.
Benzemez Kimse Sana isimli şarkısını çok severim.
Kimseye Etmem Şikayet şarkısının yorumu da en sevdiklerinden.
Hatta acemilik eserlerimden biri de bu Kimseye Etmem Şikayet şarkısının hikayesiydi.
Eğer dinlemediyseniz o bölümü de bir mutlaka dinleyin diyorum ve konuma başlıyorum arkadaşlar.
Müzeyyen Senar 16 Temmuz 1918 tarihinde Bursa'ya bağlı Keleş ilçesinde dünyaya geldi.
Çocukluğu Osmanlı'nın son.
Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk yıllarına denk gelmiştir.
Müzeyyen Senar o döneme ait ağır musikileri henüz 5 yaşında olmasına rağmen eksiksiz söyleyebiliyordu.
Doğuştan gelen saf bir yeteneği vardı.
Fakat bir sabah uyandığında kekeme olmuştu.
Gitmedikleri doktor, hacı, hoca kalmamıştı.
Ancak hiçbir işe yaramamıştır.
Fakat ilginçtir ki Müzeyyen Senar'ın kekemeliği Konuşurken oluyordu.
Şarkı söylerken hiçbir şey olmuyordu.
Bu nedenle de Müzeyyen Senar sofrada tuzluk isterken bile şarkı söyleyerek tuzluk istiyormuş.
Kekemeliği ile ilgili Ayşe Arman'a verdiği röportajda şunları söylemiş Müzeyyen Senar arkadaşlar.
Nazar yüzünden oldu.
Beş yaşında tutuldum.
Düğüne gittim.
Oynamışım. Şarkı söylemişim.
Sabah uyandım ki konuşamıyorum.
Her şeyi denedik.
Doktora gittik, hocaya da gittik, minareye çakıl taşı da bıraktık ancak fayda etmiyordu.
Bir tek şarkı söylerken kekelemiyordu.
Sonra 15 yaşında kendiliğinden düzeldi diye anlatıyor durumunu.
Ancak hayatı boyunca da hep hızlı konuşmuş Müzeyyen Sener.
Yavaş konuşursam, yavaşlarsam işte tekrar tutulur yine kekeme olurum diye hayatı boyunca hep hızlı konuşmuş.
Belki de bu yüzden Müzeyye bu kadar tutkuyla sarıldı.
Şarkılar onun kendini en rahat ifade edebildiği diliydi.
Düşünsenize konuşmakta zorlanan küçük bir kız çocuğu şarkı söylerken bambaşka dünyaya adım atıyor ve bu dünyada hiçbir engelle karşılaşmıyor.
Sanatın, özellikle de müziğin insan üzerindeki dönüştürücü etkisini en iyi kanıtlayan örneklerden birisi olmuş bence Müzeyyen Senar.
Sesiyle sadece dinleyenleri büyülemekle kalmamış aynı zamanda kendini de iyileştirmiş.
Konumuza tekrar dönersek bu yıllarda Müzeyyen Senar'ın babası annesini aldatmış ve bu olay üzerine annesi eşyalarını toplayıp İstanbul'a kız kardeşinin yanına
gitmiş. Küçük Müzeyyen babası ve babaannesiyle birlikte Bursa'da kalmış artık ona babaannesi bakıyormuş.
Müzeyyen Senar bu şekilde 3 yılını babası ve babaannesiyle birlikte geçirmiş.
Bir gün annesinin hasretine daha fazla dayanamamış ve babasının cebinden bir miktar para çalarak İstanbul'a annesinin yanına gitmiş.
Okuluna artık İstanbul'da devam ediyormuş ve müzik öğretmeni onun şarkı söylerken kekemeliğinin düzelmesini fark etmiş.
Bunun üzerine öğretmeni onu Müziğe yönlendirmiş ve Müzeyyen Senar Üsküdar Musiki Cemiyetine gitmeye başlamış.
O günden itibaren Müzeyyen Senar'ın sesinin güzelliği fark edilmiş ve dönemin önemli isimlerinden müzik eğitimi almaya başlamış.
Müzeyyen Senar müzik eğitiminde ilerleyince Kemal Niyazi Bey ile İstanbul Radyosu'nda şarkı söylemeye başlamış.
Haftada 5 lira para alıyormuş ve artık ailesine de o bakıyormuş.
Radyo sayesinde Müzeyyen Senar'ın sesi daha geniş kitlelere ulaşmış ve haftada 10 lira yevmiye ile gazinolarda sahneye çıkmaya başlamış.
Bu gazinoda sahneye çıkmaya başladığı dönemi en büyük pişmanlığım aptallık ettim diye söylüyor bir röportajın arkadaşlar.
Onun nedenini de birazdan açıklayacağım sizlere.
Müzeyyen Senar hayatı boyunca 3 evlilik yapmış.
Ali Senar'la yapmış. Bu yıllarda Müzeyyen Senar, ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün de dikkatini çekmişti.
Tam beş kez Atatürk'ün özel meclisinde ona şarkı söylemiş Müzeyyen Senar.
Her gittiğinde Atatürk onun özellikle kendi yanına oturmasını istermiş.
Müzeyyen Senar, Savaş Aya verdiği röportajda Atatürk'le ilk buluşmalarını şöyle anlatıyor arkadaşlar.
Beni almaya gelen büyük otomobile bindik ve Dolmabahçe Sarayı'na doğru yola koyulduk.
Saraya bağırdığımızda Atatürk'ün yaveri bizi karşıladı ve büyük bir salona götürdü.
Salonda büyük bir masanın etrafında Atatürk ve dönemin tüm önemli isimleri oturuyordu.
Yaveri beni ve eşim Ali Bey'i tanıttı.
Atatürk yanına sandalye çekip oraya oturmamı istedi.
Heyecandan tir tir titriyordum.
Yüzüne dönüp baktığımda aa bu saçlarının hali ne dedi.
Yaverine işaret etti ve ona bir şeyler söyledi.
Yaveri lütfen beni takip edin Nüzeyye Hanım dedi.
Siyah mermerlerle kaplı büyük bir banyoya geldik.
Yaveri merak etmeyin efendim.
Berber sadece sizin saçınızı eşinizin de bıyığını kesecek dedi.
Atatürk benim enseme topladığım saçlarımı beğenmemişti, modern görünmem için saçlarımı kestirmişti, berber saçlarımı ala garson kesmişti, o günden sonra saçlarımı
hep o şekilde kullandım diye bahsediyor röportajında.
Müzeyyen Senar, Atatürk'ün huzurunda şarkılarını söyledikten sonra dönüş yolunda eşiyle büyük bir tartışma çıkar aralarında.
Eşi Ali Senar, Müzeyyen Senar'ı Atatürk'ten kıskanır ve bir daha onun huzurunda şarkı söylememesini ister.
Ancak Müzeyyen Senar eşinin bu isteğine karşı çıkar ve Atatürk'ün huzurunda şarkı söylemeye devam eder.
Araştırma yaparken şöyle üzücü bir bilgiyle karşılaştım arkadaşlar.
Müzeyyen Senar'ın eşi Ali Senar Atatürk'ün huzurunda şarkı söylediği için Müzeyyen Senar'a şiddet uygulamış.
Hatta evlilikleri de bu nedenle sonlanmış.
İkinci evliliğini de 1943 yılında Ercüment Işıl'la gerçekleştirmiş.
Bu evlilikten iki çocuğu olmuş Müzeyyen Senar'ın.
Ancak bu evliliği de çok sürmemiş.
Öyle ki eşinden kurtulmak için üçüncü kattan atlamış Müzeyyen Senar.
Ama neyse ki bir şey olmamış kendisine.
Üçüncü evliliğinin diğerlerinden farklı olduğunu dile getirmiş Müzeyyen Senar.
Suudi Arabistan sefiri Tevfik Hamza'ya aşık olmuş.
Sahneleri müziği bırakmış ancak müziği ve sahneleri bıraktığı için basın çok çirkin haberler yazmış adına.
Elin arabı için sahneden çekildin diye haberlerini yapıp çok çirkin karikatürlerini çizmişler ve gördükleri yerde de taşlamışlar.
Müzeyyen Senar'ın en sonunda eşi Tevfik Bey bu durumlara dayanamamış ve Arabistan'a geri dönmüş.
Podcast'ın başında söylemiştim ya arkadaşlar en büyük pişmanlığım ve aptallığım gazinoda sahneye çıkmak dedi diye.
Mutlu bir evliliği olmayışını buna bağlamış ve Müzeyyen Senar olmak yerine bir kocayla bir ömür geçirmek isterdim demiş.
Keşke bir adamla birlikte yaşlanabilseydim demiş.
Ben bu cümlesinden çok etkilendim arkadaşlar.
Bu cümle aslında onun insan tarafını çok net gösteriyor.
Bazen başarı hayatta her şeyi getirmiyor.
Sanatçı olmak, büyük kitlelere hitap etmek güzel ama belki de onun içindeki en büyük boşluk birinin yanında huzurla yaşlanamamaktı.
Belli ki ömrünü müzeye adarken özel hayatında da büyük bedeller ödemiş.
Araştırma yaparken şöyle bir bilgiyle karşılaştım arkadaşlar.
1947 yılında Paris'te konser vererek Türkiye için bir ilki gerçekleştirmiş Müzeyyen Senar.
Yurt dışında konser veren ilk Türk olmuş.
Konser sonrası ülkeye döndüğünde de kahraman gibi karşılanmış.
Son konserini ise 5 Eylül 2006 yılında İstanbul'da bulunan Sepetçiler Kasrı'nda vermiştir.
Hayatı boyunca 500 plak ve albüme imza atmış.
1997 yılında ise Devlet Sanatçısı ünvanını almıştır.
Müzeyyen Senar uzun yıllar hastalıklarla mücadele etmiş ve 8 Şubat 2015 tarihinde aramızdan ayrıldı.
Bir döneme damgasını vuran, Türk müziğine yön veren ve sesiyle nesiller boyu insanları büyüleyen Müzeyyen Senar sadece bir sanatçı değil bir efsaneydi.
Yaşadığı zorluklara rağmen sanatından hiç vazgeçmedi ve Türk müziğinde silinmez bir iz bıraktı.
Ruhu şad olsun.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Kanalıma abone olmayı ve dinlediğiniz uygulamalar üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
