
Bu bölümde sizlere Türkiye’de halkla ilişkiler mesleğinin öncüsü Betûl Mardin'i anlatıyorum.
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Bir kadının istediğinde şu hayatta neler yapabileceğini görmek için Betül'ün yürüdüğü yola bakmak yeterlidir demiş Haldun Norman.
Herkese merhabalar ben Melis.
Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Bugün sizlere girişten de anladığınız üzere tavsiyelerini çok beğendiğim Türkiye'de halkla ilişkiler deyince akla gelen ilk isim Betül Mardin'i anlatıyorum.
Betül Mardin 1927 yılında İstanbul Şişli'de dünyaya geliyor.
olduğu için üzüntüden baygınlık geçirmiş.
İlk çocukları kız, ikinci çocukları da kız.
O kadar üzülmüşler ki isim koymak istememişler.
Birkaç gün isimsiz kalmış, istememişler derken dedesi Kur'an-ı Kerim'den rastgele bir sayfa açmış.
O sayfada Betül ismini görmüş ve ismi konmuş.
İsminin telaffuz edilmesine çok önem veriyor.
Röportajlarında ve dergide yazılmış yazılarında bu konuyu özellikle vurgulamış.
Ben de podcast boyunca Onun istediği şekilde ismini Betül olarak telaffuz etmek için elimden geleni yapacağım.
Betül Mardin 5 yaşına kadar maalesef konuşamamış, kekemeymiş.
Bakın travmaları buradan başlamış.
İstenmeyen kız çocukları için yaptım bu podcastı.
Merak etmeyin ben de sizin aranızdayım.
Hem kız çocuğu hem dilsiz bir sıfır geriden başlamış hayata.
Aslında hoş bir tabir değil bu biliyorum ama Türkiye şartları bu şekilde maalesef.
Betül Mardin karma kültürlerin olduğu bir ailede doğmuş.
Evlerinde hep farklı diller konuşuluyormuş.
Bu farklı dillerin konuşulması onun kekeme olmasına neden olmuş.
Kendini hiçbir dile yakın hissedememiş.
Tüm bunlarla birlikte Betül Mardin solak bir çocukmuş.
Her işi sol eliyle yapıyormuş.
Evdeki dadısı sol el kullanmanın ayıp ve utanılması bir...
durum olduğu gerekçesiyle sol elini kullandığı için ailesinden gizli gizli Betül Mardin'i hep dövmüş.
Bu kısma çok üzüldüm ya.
Zaten çocuk konuşamıyor.
TED konuşmasını izledim.
Bir dergiye verdiği röportajını okudum Betül Mardin'in.
Bu yaşadığı dayak yeme olayı ile ilgili şunları söylüyor.
Dadısının onu dövdüğünde kafasına aldığı bir darbeden dolayı beyninde bir bölüm zarar görüyor.
Bu zarar gören bölümden kaynaklı makine ile ilgili şeyleri kullanamıyor.
Mesela araba kullanmayı öğrenemiyor.
Bilgisayarı açamıyor.
Bilgisayar kullanmayı öğrenemiyor.
Telefon kullanmayı da çok zor öğrendiğini söylüyor.
Tüm bunlar çocuk yaşta kendimi suçlu hissetmeme ve mutsuz olmama sebep oldu.
Boyum yaşıtlarıma göre kısaydı.
Kekemeydim. Kendimi hep yetersiz hissederdim diyor.
Kendisine tüm bunlarla nasıl baş ettiği sorulduğunda Ablasını okula kayıt etmek için gittiklerinde öğretmen Betül Mardin'e bir resim göstermiş.
Ay resmiymiş. Öğretmen bu ne diye sorduğunda bir anda ay kelimesi çıkıvermiş ağzından.
Öğretmen annesinden Betül Mardin'in okula gelmesi için izin istemiş, ikna etmiş annesine.
O gün ilk kez ciddiye alınıp kendimi güçlü hissettiğim andır diyor.
Ailesiyle birlikte pikniğe gitmişler.
Orada çocuklar kekeme olduğu için çok dalga geçmişler.
Bir çınar ağacının arkasına saklanıp kendi kendine bir söz vermiş.
Benimle kimse alay edemeyecek diye ağzına taş doldurup alıştırmalar yapmış ve 13 yaşında konuşmaya başlamış Betül Mardin.
Azmine bakar mısınız ya?
Pes etmemiş, boyun eğmemiş hiçbir şekilde.
Arnavutköy Kız Koleji'nde okumuş Betül Mardin.
Son sınıftayken ablası Verem'den vefat ediyor.
Bu olay aileyi çok etkiliyor ve Betül Mardin'in üniversiteye gitmesine izin vermiyorlar.
Podcast'ın başında karma kültür demiştim ya.
Babası Fransızca, büyükannesi Farsça, annesi Arapça.
Dedesi Almanca ve dadıları İngilizce konuşuyorlar evde.
Evleri adeta dil okulu gibi.
13 yaşında konuşmaya başlayınca da en çok Fransızca ve İngilizceyi öğreniyor Betül Mardin.
1950 yılında Akgün Usta kendisiyle evlenmek istiyor.
Üniversiteye gitmek şartıyla evlenmeyi kabul ediyor.
Fakat üniversiteye gidemiyor.
Sonrasında bir kültür dergisinde yazı yazmaya başlıyor.
Süreç ilerledikçe Tercüman Gazetesi'nin yazılarını yazmaya başlıyor.
Önünde kocasını engel olarak görüyor ve boşanıyor eşinden.
Bir süre sonra Harlun Dorman ile tanışıyor.
Onun evlilik teklifi içinde aynı şartı koyuyor.
Üniversiteye gidebilmek fakat bu kez de yerine gelmiyor isteği.
Tiyatro, gazete ve reklamla ilgilenmeye başlıyor.
O dönem TRT'nin başında olan Turgut Özakman televizyon üzerine eğitim alması için Londra'ya BBC'ye gönderiyor Betül Mardin'i.
Hayatımın dönüm noktası diyor burası için.
Türkiye'ye döndüğünde ise Akbank'ın müdürü kendisiyle görüşüyor ve Betül Mardin'e şöyle bir teklif sunuyor.
3500 kişi var burada çalışan.
Ben bir şey söylediğimde ağlamaya başlıyorlar.
Onlar söylese benim vaktim yok.
Sen çalışanlarla konuş.
Onların dertlerini bana getir.
Ben de onlara kızdığımda sen onlara söyle.
İşte Türkiye'de halkla ilişkiler mesleği bu şey.
1968'de Türkiye'nin ilk halkla ilişkiler uzmanı hem ilk hem kadın olarak bu arada Akbank'ta işe başlıyor.
Uluslararası Halkla İlişkiler Derneği'nin ilk Müslüman kadın başkanı oluyor.
Ve bakın üniversiteye ne zaman gidiyor?
1997'de yani 70 yaşında İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başlıyor.
O kadar çalışkan, o kadar hayat enerjisi dolu bir kadın ki Betül Mardin röportajını izlerken bunu daha iyi anladım.
Torunu bir şey sorduğunda Betül Mardin'in torunu Star Wars'la çok ilgileniyor, çok seviyor.
Onunla birlikte diyaloğu kurabilmek için o yaşında Star Wars...
Wars bile izliyor Betül Bardık.
Diyor ki her konuda bilgim olsun.
çalışmaktan hiç vazgeçmemiş, hiç pes etmemiş.
Aktif olarak, örgün olarak üniversiteye gidememiş belki ama 70 yaşında üniversiteye adım atmak nasip olmuş.
Hiçbir şekilde vazgeçmemiş bu isteğinden.
Bu azmi beni çok etkiledi açıkçası.
Yaşadığı zorlukların üstesinden nasıl geldiği kendisine sorulduğunda ise ben yaşadığım bütün zorlukları neşeye çevirdim ve en sonunda herkese affettim.
Yaşamın sırrı da... budur diyor ve bizlere 10 tane öğüt veriyor Betül Mardin.
Bakalım bunlar neymiş?
Her sabah spor yapacaksın.
Gün aşırı filan değil evladım.
Her sabah. Hep çalışacaksın, üreteceksin.
Beynin meşgul olacak.
Hep koşturman gereken işler olacak.
Günceli takip edeceksin.
Haber izle, dergi, kitap, gazete oku.
Gündemi yakala, her konuda kendini update et.
Yeni çıkan kitapları da bil, yeni açılan lokantaları da.
Bu sene moda olan renkleri de.
Evlilik şart değil. Kafanı takma.
Gerekli de değil. Hatta şöyle söyleyeyim.
One problem less. Yani bir problem eksik.
Çocuk meselesine gelince.
Ha işte. Burada akan sular duruyor.
Yapabiliyorsan yap. Birini bu kadar çok sevmek, onun sorumluluğunu taşımak sadece onu değil, seni de mutlu eder.
Doğurmayacaksan evlat edin.
O zaman da senin çocuğun değişen bir şey yok.
Evlat edinmeyeceksen de manevi çocuğun olsun.
Birini okut, geleceğini şekillendirmesine yardımcı ol.
Günde bir kere et ye.
Mutlaka her öğün sebze ve meyve ye.
Kusura bakma ben tatlı severim.
Tatlıdan uzak dur diyemeyeceğim.
Ölümden sonra yaşamak istiyorsan günlük tut.
O küçük notlar hem kendi hayatının tanıklığı hem de yarına kalan bir bilgi kaynağı.
Mesela benim babam hiç üşenmeden 60 sene boyunca her gün Ece ajandasına o gün olanları yazmış.
Hala açıp okuyorum ve çok faydalanıyorum.
Olumlu olacaksın. Bazı şeyleri kabul edeceksin.
Bütün kadınların seni sevmesi imkan yok.
Demek ki bazı kadınlara dikkat edeceksin.
Bakın bu son madde çok önemli.
Erkeklere gelince aynı anda birkaçını sevmeyeceksin.
Ama onların böyle bir yeteneği olduğunu bileceksin.
Bugünlük benden bu kadar.
Yeni yeni konularda görüşmek üzere.
Beni Instagram'dan ve dinlediğiniz platformlardan takip etmeyi unutmayın.
Hoşçakalın, mutlu kalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
