
Bu bölümde insanlık tarihi boyunca kutsal sayılan zeytin ağacının kökenine, kültürler arası yolculuğuna ve felsefi anlamına değiniyoruz.
---
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Selamlar Hayalperest'in Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Ben Melis. Umarım keyifler yerindedir, her şey yolundadır.
Bugün sizlerle gövdesi kıvrımlarla dolu, yapraklarında tarihi taşıyan, hem barışın hem ölümsüzlüğün sembolü olan zeytin ağacını konuşacağız arkadaşlar.
Antik Yunan'dan, Mezopotamya'ya, Anadolu'dan, İspanya, zeytin ağacının neden barışı simgelediğinden bahsedeceğiz.
Ölümsüz bir ağaçtan bahsedince şüphesiz ki tarihsel kökenini bulmak da zorlaşıyor.
Oleases familyasından olan zeytinin adının kökeni Yunanca Elaia, Latince Olea'dan geliyor.
Zeytin ağacının ana vatanı ilk olarak nasıl ve kimler tarafından ehlileştirildiği kesin olarak bilinmiyor.
Genel kabul edilen görüşlere göre ilk olarak Doğu Akdeniz bölgesi, Hatay, Gaziantep ve Kahramanmaraş civarı ya da Suriye topraklarında yetiştirilmiş.
Konu üzerine farklı yorumlar yapılsa da yabani zeytinin M.Ö.
4000'lerde ilk kez Samiler tarafından kullanıldığı ve bir kültür bitkisi haline getirildiği düşünülmektedir.
Zeytin ağacının Mezopotamya'dan Anadolu'ya oradan Akdeniz'in batı kıyılarına kadar yayılmış olması onun sadece coğrafi değil kültürel bir yolculukla yaptığını gösteriyor aslında.
Her toprakta farklı bir anlam kazanmış ama barış, sabır ve bilgelik ortak simgeleri olarak kalmış zeytin ağacında.
Zeytin ağacının barışın sembolü olmasıyla ilgili efsanelerden bahsetmek istiyorum size arkadaşlar.
Efsaneye göre Havva ile birlikte yasak meyveyi yiyerek cennetten kovulan Adem 930 yaşındayken öleceğini hisseder ve Tanrı'dan kendisini ve tüm insanlığı
bağışlamasını dilemeye karar verir.
Bu konuda oğlu Şit'i görevlendirir ve onu cennet bahçesine gönderir.
Bahçenin meleği bilgi ağacından aldığı üç tohumu Şit'e verir.
Hazreti Adem öldüğünde ağzında bu üç tohumla gömülmek ister.
Adem kısa bir süre sonra ölür.
Meleğin verdiği üç tohum Adem'in ağzına yerleştirilir.
Ve Tabor Dağı yakınındaki Hebron Vadisi'ne gömülür.
Adem'in gömüldüğü yerde yeşeren 3 ağaç vardır.
Bunlar da zeytin, sedir ve servidir.
Fakat ilk yeşeren ağaç zeytin ağacıdır.
Böylelikle Tanrı ve Adem arasında barışın sağlandığına inanılır.
Zeytin ağacıyla ilgili bir diğer efsane de şu şekilde arkadaşlar.
Anlaşmazlıklar ve savaşların sonlanması için çoğu zaman zeytin dalı uzatmak terimi kullanılır.
Tıpkı bir tufan göndererek insanoğlunu dünyadan silen Tanrı'nın öfkesi dindiğinde Nuh'a bir zeytin dalı gönderip insanoğlu ile barışması gibi.
Sümer ve antik Yunan mitlerinde geçen Nuh tufanı efsanesi eski ayetin yaratılış kitabının 6 ve 9.
bölümlerinde bir zeytin dalı ile uzlaşmaya kavuşur.
Kutsal metinlere göre 40 gün süren tufanın ardından yeryüzündeki tüm canlılar ölür.
Nuh sular çekilmeye başlayınca bir kara parçası bulma umuduyla bir güvercini gökyüzüne gönderir.
Güvercin gagasında bir zeytin dalıyla Nuh'a geri döner.
Kadim ve ölümsüz zeytin ağacın dalını uzatan Tanrı Nuh'a insanlığını affettiğini ve ona ikinci bir yaşam şansı verdiğini gösterir.
O günden sonra gagasında zeytin dalı taşıyan beyaz güvercin imgesi günümüze değin barış arzusunu dile getirmenin önemli bir aracı olur.
Kutsal metinlerde geçen bu olay bize gösteriyor ki doğa insanlığa sadece gıda değil anlam da sunuyor.
Zeytin ağacının kökleri yalnızca toprağa değil mitolojinin en derinlerine de uzanıyor.
Özellikle Yunan mitolojisinde bu kadim ağaç bir savaşın, bir mücadelenin ve bilgelikle gelen barışın sembolü haline gelmiş.
Bakın Yunan mitolojisinde zeytin neden önemli bir yer tutmuş?
Şimdi de onu konuşalım arkadaşlar.
Antik Yunan mitolojisine göre Zeytin, Atina şehrine adını veren Atena tarafından yaratılmıştır.
Efsaneye göre Kekrops'un krallığı sırasında tanrılar yeryüzündeki şehirleri aralarında paylaşmaya karar verirler.
Atina'ya Poseidon ve Atena talip olmuşlar.
Zeus hangisi insanlığa daha elverişli ve daha faydalı bir iş yapabilirse Kekrops'un kurduğu Atina şehrine onun adını vereceğini söyler.
Bir yarışma düzenlenir ve hakim olarak Kekrops'u tayin ederler.
Poseidon üç dişli yaba ile deniz kenarındaki kayaya hızla vurur.
Azgın bir at çıkar ve kişneyerek kaçar.
Sıra Atina'ya gelince o elindeki mızrağını yavaşça yere dokundurur ve dalları meyvelerle dolu gümüş renkli zeytin ağacı çıkar.
Barışsever ve uygar bir kral olarak bilinen Kekrops, zeytin ağacını savaşçı bir attan daha yararlı bularak Athena'yı seçer.
Böylece Athena bölge ve kentin yönetimini elde etmiştir.
Tanrıların rekabetiyle kurulmuş bir şehir düşünün ama seçimi halk yapıyor ve barıştan, üretkenlikten yana karar veriyor.
Bugün bile Athena'nın kalbinde yer alan o zeytin ağacının kökleri bize önemli bir ders fısıldıyor olabilir aslında.
Bu efsaneye baktıkça şöyle de bir soru geliyor aklıma.
Günümüzde şehirleri, toplumları hatta bireyleri şekillendiren şeyler gerçekten ne?
Gösterişli ve güçlü olan mı yoksa sade ama hayat dolu olan mı?
Cevaplarınızı mutlaka bekliyorum arkadaşlar.
Şu ana kadar efsaneleri, kültürel anlamını konuştuk Zeytin Ağacı'nın.
Gelin şimdi biraz da günümüze bakalım arkadaşlar.
Zeytin ağacının yetişmesi için en uygun koşulların başında Akdeniz iklimi geliyor ve bu nedenle de dünyada zeytin üretiminin %97'si Akdeniz ülkelerinde yapılmaktadır.
Dünyada zeytinyağı üretiminde ilk 3 sırada İtalya, İspanya ve Yunanistan bulunmaktadır.
Sonrasında Mısır, Cezayir ve Fas gelmektedir.
Türkiye zeytinyağı üretiminde 7.
sırada yer alıyor. Aslında baktığımızda bu saydığımız ülkelerin hepsi yüzde ölçümü olarak Türkiye'den küçük ülkeler.
Fakat bizden daha çok ağaçları ve dolayısıyla zeytin üretimleri var.
Ağaçlarımız kesilmeseydi ve topraklarımızın kıymeti bilinseydi şu an daha farklı sayıları konuşuyor olabilirdik arkadaşlar.
Yaklaşık iki yıl önce İtalya'ya gitmiştim.
Hatta en beğendiğim ülkelerden de birisidir.
Her yerde zeytin ağaçları vardı.
Türkiye'de hiç o kadar zeytin ağacı görmemiştim.
Ve gezerken rehberimiz bize şunu anlatmıştı.
İtalya'da kişi başına düşen zeytin ağacı sayısı 100 taneymiş arkadaşlar.
Evet yanlış duymadınız İtalya'da kişi başına tam 100 tane zeytin ağacı düşüyormuş.
İtalya'nın nüfusu yaklaşık olarak 59 milyon civarında ve toplam ağaç sayısını siz düşünün.
Yapılan son araştırmada bizde 200 milyon civarında zeytin ağacı bulunmakta ve işte kişi başında 2-3 ağaç falan anca düşüyor.
Sadece ağaca sahip olmakla iş bitmiyor.
O ağacı koruyup çoğaltabilmek ona bir kültürün parçasıymış gibi değer verebilmek de çok önemli bence.
Zeytin ağacıyla ilgili beni şaşırtan bir bilgi de uzun yıllar yaşayabilmeleri.
Ortalama ömrü 300-400 yılmış ve 1000 yıl kadar da yaşayabilirmiş.
Bu nedenle de bazı mitlerde ölümsüzlüğün sembolü olarak da gösteriliyor.
Zeytin ağaçları 7-8 yaşında meyve vermeye başlıyormuş ve 35 yaşına kadar da verimi artıyormuş.
35 yaşından sonra ise verimi azalmaya başlıyormuş.
Ben bu bilgiye çok şaşırdım arkadaşlar.
Bu yüzden bence zeytin ağacı sadece bir bitki değil.
Sabrın, emeğin, sevginin ve köklü bir yaşamın ta kendisi.
Bir de bana göre bir zeytin ağacına bakmak sadece bir bitkiye bakmak değil, zamana direnmeye, hayatın döngüsüne tanıklık etmeye de benziyor.
Zeytin bir ağaç olmanın yanında önemli bir kültür sembolüdür.
Bazen acele ediyoruz ya hani her şey hemen o olsun istiyoruz ama zeytin ağacı gibi yaşamak lazım belki de.
Köklerini derinlere salıp vakti geldiğinde meyveleri cömertçe sunmak lazım.
Zeytin ağacının hikayesi sadece doğanın değil insanın da sabırla büyüyebileceğinin, zamanla kök salabileceğinin ve vakti geldiğinde meyve verebileceğinin bir hatırlatması
bana göre. Her bir köküyle toprağa tutunan, her bir dalıyla zamana direnen bu ağaçlar bize acele etmeden, emek vererek ve sevgiyle büyümenin önemini anlatıyor bence.
Zeytin ağacının yüzyıllar boyu süren sessiz tanıklığı bize şunu da fısıldıyor.
Gerçek güç zamanla ve sevgiyle inşa edilir.
İşte bu yüzden bugün bu konuyu sizlerle paylaşmak istedim arkadaşlar.
Bugünlük benden bu kadardı.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulanmalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın arkadaşlar.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
