
Aşkı Öldüren En Hızlı Yol: Partnerine Anne/Baba Olmak
14 Ocak 2026 · 12 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Romantik bir ilişkide farkında bile olmadan ebeveyn rolüne geçmek… Partneriniz adına kararlar almak, hatalarını düzeltmek, hayatını organize etmek, onu yönlendirmek, korumak, hatta bazen kontrol etmek…
Tüm bunlar ilk bakışta sevgi gibi görünse de, aslında ilişkinin dinamiklerini kökten değiştiren bir psikolojik döngünün parçası olabilir.
Bu bölümde, partnerimize neden ebeveynlik yaptığımızı, bu davranışın çocukluk deneyimlerimizle nasıl bağlantılı olduğunu ve yetişkin ilişkilerinde nasıl tekrarlandığını detaylı şekilde ele alıyoruz. Ebeveyn–çocuk dinamiğinin ilişkiyi nasıl yorduğunu, romantik bağları nasıl zayıflattığını ve her iki taraf üzerinde bıraktığı görünmez yükleri konuşuyoruz.
Transkript
Selamlar Hayalperestin Sesi podcast kanalına hoş geldiniz.
Aramıza ilk kez katılanlar için ben Bilis.
Bugün çoğumuzun farkında bile olmadan içine düştüğü bir ilişki dinamiğinden konuşacağız arkadaşlar.
İlişkilerde ebeveyn gibi davranmak.
Yani romantik bir ilişkide eşinizin annesi ya da babasıymışsınız gibi hissettiğiniz o anlardan.
Bir düşünün partnerinizin yerine kararlar veriyor musunuz?
Ondan çok onun hayatını planlıyor.
Hatalarını düzeltmeye çalışıyor, sorumluluklarını üstleniyor musunuz?
Ya da sürekli partnerinizi uyarıyor, yönlendiriyor, onu korumaya mı çalışıyorsunuz?
Eğer bu sorulardan bazılarına evet diyorsanız muhtemelen ilişkinizde ebeveyn çocuk dinamiği gelişmiş olabilir.
Bu durumun kökleri, temel nedeni genellikle farkında olmadığımız kadar derinlere hatta çocukluk dönemimize kadar uzanıyor.
Hemen şöyle açıklayayım.
Bazı çocuklar çok erken yaşta, neredeyse kendi yaşlarının çok ötesinde sorumluluklar alıyor.
Kimi kardeşine bakıyor, kimi anne babası çalışıyorsa kendi kendine yetmek zorunda kalıyor.
Hatta bazen anne veya babasının duygusal ihtiyaçlarını karşılıyor, evin düzenini sağlıyor.
Böylece adeta küçük yetişkinler olarak büyüyorlar.
Ve büyüdüklerinde bu öğrenilmiş rolü ilişkilerinde de devam ettiriyorlar.
Neden? Çünkü tanıdık olan her zaman daha güvenlidir değil mi?
Bildiğimiz duygulara sığınmak her zaman daha kolay gelir.
Belki sağlıksız, belki yanlış ama sonuç olarak bildik duygular.
Aranızda bazıları birazdan söyleyeceklerime ne var ki bunda diyerek tepki gösterecek ama öyle değil arkadaşlar.
İşin gerçek boyutu çok farklı.
İlişki içinde ebeveyn rolüne bürünmek çoğu zaman kötü niyetle yapılmaz.
Hatta bazen farkında olmadan yapılır.
Normal bir davranış gibi gelir.
Çünkü altında yatan şey genellikle sevgi, koruma isteği ve kontrol ihtiyacıdır.
Partnerini kaybetmekten korkan biri onun her adımını kontrol etmeye çalışabilir.
Sürekli doğruyu gösterme arzusu bir noktadan sonra rehberlikten çok denetime dönüşür.
İşte sorun burada başlıyor arkadaşlar.
İlişkinin dengesi bozuluyor.
Bir taraf yetişkin olurken diğer taraf çocuk kalıyor.
Ve bu noktada romantik ilişki artık iki yetişkinin ortaklığı değil de böyle bir ebeveyn çocuk ilişkisine dönüşüyor.
Şimdi bu dinamikte genellikle iki taraf var.
Biri her şeyi organize eden, planlayan, sorumluluk alan, düzeltmeye çalışan ebeveyn rolünde.
Diğer roldeki partner de sorumluluk almayan, yönlendirilmekten hoşlanan, hatta buna alışan çocuk rolünde.
Bu saydığım şeyler size böyle çok normalmiş gibi gelebilir arkadaşlar.
Belki kendi ilişkinizde, belki anne babanızın veya işte ne bileyim çevrenizde bir arkadaşınızın ilişkisinde yaşadığınız, gördüğünüz şeyler olabilir ve bu size normal de gelebilir.
Ne var ki bunda diyebilirsiniz.
Ama ilişkilerde ebeveyn rolü gerçekten çok önemli.
Birazdan anlatınca daha iyi anlayacaksınız.
Ebeveyn rolü çok basit görünen davranışların arkasında gizli arkadaşlar.
Partneriniz yemek yapmak ister ya da mutfakta bir işte size...
yardım etmek ister. Ama siz ona ya işte uğraşma ben yaparım, benim yaptığım daha lezzetli olur, sen şimdi onun yerini işte bilemezsin, uzun zaman alır gibi cümleler kullanırsınız.
Ya da partneriniz markete gitmek ister, alışveriş yapmak ister ya da işte sen yanlış şeyleri alırsın, sebzeleri seçemezsin, işte ben alışveriş daha iyi yaparım gibi cümleler söyleyip onun yerine alışverişi
siz yaparsınız ya da markete siz gidersiniz.
Aslında baktığımız zaman iyi niyetle görünüyor bunlar değil mi?
Belki birçoğumuzun yaptığı şeyler.
Belki sevgiden, belki düzeni koruma isteğinden.
Ama zamanla farkında olmadan onu bir yetişkin değil de korunması gereken bir çocuk haline getiriyorsunuz.
Bir süre sonra da o partner şunları öğreniyor.
Sorumluluk almamayı, hata yapmamayı, kendi kararlarından korkmayı.
Ben zaten yemek yapamam, ben zaten alışveriş yapmayı beceremem gibi duygulara kapılıyor.
Haksızlık değil çünkü bunları öğrendi.
Sonra aradan biraz zaman geçiyor.
Ebeveyn rolündeki partner yorulmaya başlıyor ve işte her şey benim üzerimde, bana hiç yardımcı olmuyorsun, tüm yükü ben taşıyorum gibi cümleler baş gösteriyor.
Ama işte o partnerin bu hale gelmesinde diğer partnerin de payı var.
Çünkü kontrol etti, çünkü izin vermedi, çünkü onun büyümesine, gelişmesine yer açmadı.
İlk başlarda bu düzen bir süre idare edilebilir ama zamanla her iki tarafta yorulur arkadaşlar.
Ebeveyn rolündeki kişi tükenir, çocuk rolündeki kişi de kendini bastırılmış hisseder.
Ve en tehlikelisi de şimdi söyleyeceğim çok önemli aralarındaki çekim kaybolur.
Çünkü kimse ebeveyn gibi hissettiği birine karşı romantik cinsel bir istek duymaz arkadaşlar.
Cinsellik azalır, yakınlık azalır, iletişim, romantik hareketler, küçük sürprizler yerini talimatlara bırakır.
Ve ilişki sevgiyle değil de böyle bir görevle yürür hale gelir.
Gelelim şimdi diğer önemli bir konuya.
Peki neden biz bu role bürünüyoruz?
Neden ilişkilerimizde ebeveyn gibi davranıyoruz?
Aslında temelde farkında olmadan yapıyoruz bunu hani biraz önce de söyledim ya.
Çünkü çocukken böyle öğrendik.
Kontrol etmek, güvende kalmak şeklinde öğrendik.
Belki ebeveynimiz tutarsızdı, belki duygusal olarak ebeveynimiz yanımızda değildi ve onun bizi idare etmesi gerekirken biz ebeveynimizi idare etmeyi öğrendik belki de.
E o çocuk şimdi bir yetişkin oldu ve hala aynı şeyi yapıyor.
Sevdiklerimi kontrol edersem kaybetmem.
Her şeyi ben yaparsam düzen bozulmaz gibi gibi.
Diğer yandan da bazı insanlar da tam tersini yaşar.
Kendilerine sürekli bakılmış, sorumlulukları alınmış, kararları hep başkası tarafından verilmiştir.
İşte yemek yapmasına izin verilmez, alışveriş yapmasına izin verilmez.
Tek başına bir şey yapmasına izin verilmemiştir.
Ve bu kişiler yetişkin olduklarında da birinin onlar adına ebeveynlik yapmasına izin verirler.
Aslında sorun biraz da buradan başlıyor.
Roller değişse de denklem hep aynı.
Bir taraf hep yönetmeyi öğrenmiş, diğer taraf da hep yönetilmeyi öğrenmiş.
Peki bu döngüyü nasıl kırabiliriz?
İlişkimizdeki ebeveyn rolünden çıkmak mümkün mü?
İlişkimizi normal bir ilişkiye dönüştürebilir miyiz?
Evet, tabii ki mümkün arkadaşlar ama bunun yolu farkındalıktan geçiyor.
Önce kendinize şu soruları sorun ve dürüstçe cevap verin.
Partnerime neden bu kadar müdahale ediyorum?
İlişkide ebeveyn rolünü bırakırsam ben kim olacağım?
Gerçekten partnerime yardım mı ediyorum?
Yoksa onu kontrol mü ediyorum?
Partnerimin yerine karar vermek bana ne hissettiriyor?
Eğer ben geri çekilirsem bu ilişki ne olur?
Bu sorular kendimizle kurduğumuz ilişkinin aynası aslında arkadaşlar.
Çünkü çoğu zaman partnerimizi değil de içimizdeki o küçük, o kaygılı çocuğu korumaya çalışıyoruz.
Peki neler yapabiliriz?
Birincisi geri çekilmeyi öğrenmek gerekir arkadaşlar.
Her konuda önde olmayı, kontrolü elde tutmayı bırakmak gerekir.
Partnerinizin de hata yapmasına izin vermeniz gerekir.
Bazen gerçek sevgi bir şeyleri bırakabilmekten de geçiyor.
Onun da kendi yolunu bulmasına, onun da bir şeyleri öğrenmesine, kendini tanımasına alan açmak için bırakmaktan geçiyor.
İkincisi de iletişimi yeniden yetişkin düzeyine çekmek gerekiyor.
Senin adına bunu ben yaparım ya da işte alışverişe ben giderim, o yemeği ben yaparım demek yerine bunu birlikte yapalım diyerek ilişkinizi yetişkin seviyesine çekebilirsiniz.
Bir diğeri de sorumlulukları paylaşmaktan geçiyor arkadaşlar.
Evde, ilişkide, gelecek planlarınızda artık nasıl bir ilişki içindeyseniz her iki tarafın da katkı verdiği.
her iki tarafında emek verdiği dengeyi koruyan bir ilişki kurmak gerekiyor.
Ve son olarak da kendinize dönmek de çok önemli arkadaşlar.
Ebeveyn rolü genellikle kendinden uzaklaşmanın da bir biçimi.
Belki de birçoğunuz partnerinizle böyle davranmak istemiyor ama hani biraz önce dedik ya öğrenilmiş davranış.
Hani küçükken öyle öğrendik işte böyle yaparsam ilişkiyi korurum gibi düşünceler.
Aslında bir yönden de sizin kendinizden uzaklaşma biçimi.
Partnerinize odaklanmak yerine ben ne istiyorum, benim neye ihtiyacım var diyerek bir kendinize dönün, bir kendinize bir bakın.
Bırakın partneriniz yapabileceğini kendisi yapsın.
Çünkü sağlıklı bir ilişki olması için, sağlıklı bir biz olması için önce sağlıklı bir ben olması gerekir.
Şimdi derin bir nefes alın ve kendinize dürüstçe şunu sorun arkadaşlar.
Gerçekten partnerinizi mi seviyorsunuz yoksa onu kontrol ederek kendi korkularınızı mı besliyorsunuz?
Onun üzerinde otorite kurmayı, isteklerinizin yerine gelmesini mi seviyorsunuz?
Bu soruyu bir düşünün arkadaşlar.
Çünkü ilişkilerde ebeveyn rolü üstlendiğiniz anda karşınızdaki kişiyi özgür bırakmıyorsunuz.
Onu kendi çocukluğuna hapsetmiş oluyorsunuz.
Ve hatırlayın hiç kimse anne ya da babasıyla ya da ebeveyn gibi gördüğü biriyle romantik ve tutkulu bir bağ kurmak istemez.
Tutku, çekim, sevgi, cinsel arzu hepsi yavaş yavaş kaybolur.
Belki de en acı ama en özgürleştirici gerçek de şu.
Bırakmak bazen terk etmek değil.
Bırakmak bazen karşınızdaki için nefes alanı açmak.
Kendiniz için de cesaret alanı yaratmaktır.
Ve bazen en büyük sevgi birini yönetmek.
Orada sadece alışkanlık, korku ve kontrol vardır.
Gerçek sevgi birini yönetmek değil, birlikte hareket etmek, birlikte keşfetmektir.
Bugün konuştuğumuz tüm bu döngülerin, davranışların ve farkındalıkların özünde...
aslında bir ihtiyaç yatıyor.
Belki sevilme ihtiyacı, belki güvende hissetme ihtiyacı.
Kimi bunu kontrol ederek arıyor, kimi de kendini teslim ederek arıyor.
Ama sonuç olarak hep aynı yere çıkıyor.
Dengesiz bir ilişki.
Eğer kendinizi bu rollerin içinde görüyorsanız bu bir suç değil arkadaşlar.
Biraz önce de söylediğim gibi bu öğrenilmiş bir hayatta kalma stratejisi.
Ve her öğrenilmiş şey gibi yeniden başka şeyler öğrenerek kendinizi değiştirebilirsiniz.
Hayalperest'in sesinde bugün sizinle birlikte ilişkilerde görünmeyen ama en sık yaşanan dinamiklerden birini konuştuk.
Bu bölüm sizde bir ışık yaktıysa belki de bir ya evet bu bizde de var ben böyle yapıyorum dedirttiyse doğru yerdesiniz arkadaşlar.
Unutmayın bir ilişkiyi iyileştirmek önce kendinizle olan ilişkiyi iyileştirmekle başlar.
Bugünlük benden bu kadardı arkadaşlar.
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Dinlediğiniz uygulamalar ve Spotify üzerinden beni takip etmeyi unutmayın.
Ayrıca Instagram üzerinden benimle düşüncelerinizi de paylaşabilirsiniz.
Adresim aşağıda yazıyor.
Haftaya yeni bölümde görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın, hoşça kalın ve en önemlisi de mutlu kalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
