
Bu bölümde sizlere tüm dünyada ses getiren bir film
tavsiye ediyorum.
Instagram @hayalperestinsesi
📩 hayalperestinsesi@gmail.com
Transkript
Herkese merhabalar, Melis ben.
Hayalperest'in sesine hoş geldiniz.
Havaların soğuduğu ve kışın etkisini göstermeye başlamasıyla ben de ufaktan dizi film moduna geçtim.
Ben genelde gezmeye ve yürüyüş yapmayı çok severim.
Böyle koltuğa oturup saatlerce televizyonun karşısında durabilen biri değilim.
Durup böyle olunca benim için kış demek...
dizi film demek. Kışın başında ilk izlediğim filmi de sizinle paylaşmak istedim.
Filmin asıl adı biraz daha uzun ama ben kısaca Amelie diyeceğim podcast boyunca.
Tam ismini de paylaşırım sizinle.
Jean-Pierre Jeunet'in 2001 yılında yazıp yönettiği, Yen Tirsen'in müziklerini yaptığı ve Audrey Tatu'nun başrol oyuncusu olduğu filmimiz Amelie.
Yayınlandığı günden bugüne kadar tüm dünyada ses getirmiş bir film.
Sadece Fransa'da 13 haftada 6,5 milyon kişi kişi tarafından izlenmiş.
5 farklı dalda Oscar adayı gösterilmiş bir film.
Filmin hikayesi, karakterleri, mekanları ve kostümleri masalsı bir hava katmış Paris'e.
Gelelim filmimizin hikayesine.
Romantik komedi tarzında bir film.
Herkesin izleyebileceği düzeyde.
Ebeveynlerin mutlaka izlemelerini isterim.
Çocuklarla izlemek isteyenler için de çok kısa böyle birkaç dakikalık cinsellik sahneleri var.
Artık onu kendiniz düşünün, değerlendirin.
Amelie Pauline doktor olan babasının yanlış tesliş koyması nedeniyle yalnız yetiştirilen bir çocuk.
Babası Amelie'yi belirli aralıklarla muayene ediyor ve bu muayene haricinde çocukla hiç fiziksel temas kurmuyor.
Bu nedenle babası onu muayene ederken dokunduğunda heyecanlanıyor ve kalp atışı hızlanıyor.
Bu gerekçeyle babası Amelie kalp hastası teslişi koyuyor.
Okula göndermiyor ve daha birçok yasak.
Anne babası çok kontrolcü bir ebeveyn.
Çocukluk yıllarını mutsuz, yalnız ve kaygılı olarak geçiriyor.
Öğretmen olan annesi ona evde dersler veriyor.
Evde öğretiyor okumayı yazmayı.
Hiç arkadaşı olmuyor ve gerçek anlamda da sevgiyi hissedemiyor.
Amelie çocukken annesiyle birlikte Notre Dame kilisesine gidiyorlar.
Kiliseden çıkarken kilisenin çatısından bir kişi annesinin üzerine düşüyor ve annesi orada Amelie'nin gözü önünde hayatını kaybediyor.
Bu olaydan sonra babası tamamen kendini kapatıyor ve annesi için ilginç bir anıt mezar düzenlemeye başlıyor.
Bu arada filmde betimlemeler gerçekten çok iyi.
Çocuğun duyguları çok güzel ya.
Amelie de bu yalnızlığın ortasında kendini eğlendirebilmek için oldukça ilginç bir hayal dünyası geliştiriyor.
Amelie büyüdükten sonra bir kafede garson olarak işe başlıyor.
Küçük bir evi var. Birkaç ilişki denemesi oluyor ama onlar da maalesef başarısız sonuçlanıyor.
Çay kaşığı ile krem bürlesini oynamak, gün ışığında Paris'te yürüyüşe çıkmak ve Martins kanalında taş sektirmek gibi farklı zevkleri var.
Bir gün evinde banyo fayanslarının arkasında içinde fotoğrafların olduğu metal bir kutu bulur ve bu kutunun sahibini aramaya başlar.
Filmin kırılma noktası burası arkadaşlar.
Buradan sonra olaylar gelişmeye başlıyor.
Çünkü o dakikadan sonra Arayış içerisinde olan Amelie kendisiyle şöyle bir anlaşma yapıyor.
Eğer kutunun sahibini bulursa kendini iyiliğe adayacak.
Bulamazsa hayatına kaldığı yerden devam edecek.
Kendisiyle aynı apartmanda yaşayan kristal adam lakaplı ressam Raymond Dufayl yardımıyla kutunun gerçek sahibini bulur.
Çeşitli numaralarla kutuyu sahibine iletir.
Ardından adamı gözler ve üzerinde yarattığı mutluluğu görünce insanların hayatında güzel bir şeyler yapmaya karar verir.
Kendini gizli bir adalet sağlayıcı ve koruyucu melek olarak adar.
Hayatını etki eden insanlara, iş arkadaşlarına, apartman yöneticisine ve manavın çırağına gizlice iyilik ve sürprizler yapar.
Ne var ki herkesin kalbini yumuşatan, herkesi mutlu eden amelinin kendine faydası dokunmaz.
Burada biraz durmak istiyorum.
Buraya kadar anlattıklarımdan...
Film belki biraz size klasik bir hikaye gibi gelebilir ama ancak hiç öyle değil.
Karakter seçimleri ve psikolojik analizleri gerçekten çok güzel nokta atışıyla yapmışlar.
Olaylara farklı bir açıdan bakabilmeyi filmde çok iyi uygulamışlar.
Amelie yalnız ve sevgisiz bir çocuk olarak büyüdüğü için birçok duyguyu bilmiyor.
Evinde bulduğu kutuyu adama ilettiğinde adamın mutlu olması onun ilk kez gördüğü bir durum.
Mesela adamın mutlu olması da o kadar çok şaşırıyor ki hiç mutlu olmadığı için.
Mutlu etmeyi de öğrenemiyor.
İzlemeyenler için çok detay vermeden anlatıyorum ki merak edip izlesinler.
Ama inanın analiz ve tespitleri çok başarılı.
Devam edecek olursak.
Günün birinde Amelie Nino adında tuhaf bir adamla karşılaşır.
Nino şehri gezip fotoğraf kabinleri etrafındaki yırtılmış fotoğrafları toplayan, onlardan bir albüm yapan başına buyruk bir adam.
Yırtılmış fotoğrafları topluyor ve her seferinde farklı kabinlerde aynı adamın yırtılmış fotoğraflarını buluyor ve o gizemli adamın kim olduğunu bulmaya çalışıyor.
Filmin sonunda o gizemli adam öyle birisi çıkıyor ki ben çok gülmüştüm orada.
İşte bu noktada bizim iyilik meleğimiz Amel'i devreye giriyor.
Ama bu süreçte Nino'dan da etkileniyor.
Ancak bakın burası çok önemli.
Hem Nino'ya yardım etmek istiyor hem de Nino'dan etkileniyor.
Çocukluğundan kalma bir alışkanlığından ya da öğrendiği duygularından dolayı Nino'dan etkileniyor.
Ama önce onun gerçekliğiyle yüzleşmek istiyor.
Çünkü güven problemi var.
Çocukluğundan beri acı verici ve yıpratıcı durumlarla karşılaştığı için Nino'yu manipüle etmeyi tercih ediyor.
Başkalarına iyilikler yapıp, sürprizler yapıp onları mutlu ederken söz konusu kendisi olunca Manipüle etmeye başlıyor.
Çünkü bildiği duygular hep üzüntü, acı, keder.
Başka bir şey bilmiyor ki.
Hayal dünyasında kimse ona zarar veremiyor.
Ancak Nino'dan etkilenmeye başlayınca kontrolünü kaybetmek istemiyor.
Ve Nino ile bir oyun oynamaya başlıyor.
Oyunun sonunu size bırakıyorum.
Tabii ki söylemeyeceğim.
Podcast'ı burada bitiriyorum ki.
Filmi izleyip sonrasında sizler tamamlayın.
Ve bitirirken de filmden küçük bir kesit paylaşacağım.
Zamanın nasıl geçtiğini unutmak için zaman geçiriyoruz diyor Amelie.
Umarım film hakkında ufak da olsa sizlerde bir merak uyandırabilmişimdir.
İzledikten sonra film hakkındaki yorumlarınızı da merakla bekliyorum.
Beni Instagram'dan takip etmeyi ve dinlediğiniz platformlardan takip etmeyi unutmayın.
Kendinize iyi bakın. Hoşçakalın.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
