
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Zamanımızı daha iyi yönetmek için ipuçları paylaştığım, oldukça dolu ve vakti olmayan insanların nasıl hayatlarında yapmak istedikleri şeylere alan açabileceklerinden bahsettiğim bu bölüme hoş geldiniz. Şimdiden keyifli dinlemeler.
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Bu podcast'ın çok sevgili dinleyicileri.
İzninizle size örnek bir günümü anlatmak istiyorum.
Aslında... Her şey oldukça güzel ve sakin başlar benim için.
Sabahleyin uyanırım.
Her insan gibi. Uyandıktan sonra birazcık yatakta vakit geçiririm.
Sonra kalkarım. Bir fincan kahve yaparım.
Kahvem yaptıktan sonra masamın başına otururum.
Ve o gün yapılacaklar listemi çıkarmaya başlarım.
Birazcık da yazı yazarım.
Bu zamana kadar her şey oldukça güzel, sakin ve huzurludur.
Ama sonrasında artık gün başlar.
Pijamalarımı değiştiririm, kıyafetlerimi giyerim ve yapılacaklar listemdeki maddeleri yapmaya başlarım.
Bu liste genellikle oldukça uzun ve yapılması güç gibi görünen işleri bir arada bulundurur.
Odaklanmam ve güzel performans göstermem için tüm dikkatimi vererek çalışmam gerekir.
Ama siz şu işe bakın ki ben tam çalışmaya başladığım an bir bildirim gelir.
Ona bakmam.
Derim tamam. Şimdi bakma sonra bir tane daha gelir.
Derin bir nefes alırım.
Devam ederim. Sonra bir tane daha bildirim gelir.
Artık dayanamam ve telefonu elime alırım.
Instagram, Whatsapp ve e-mailler arasında.
Sürekli gidip geldiğim bir yarım saat kırk dakikadan sonra işimi yapmaya geri dönerim.
Fakat tam o sırada kız kardeşim seslenir.
Pekala. Bugün dışarı çıkacağız, hastaneye gitmemiz gerek, randevumuz var, sonrasında yapmamız gereken farklı işler de var.
Tüm bunların gerçekleşmesi için yeniden çalışmaya dönmeye çalışırım.
Ama bu sefer de kuşum balırmaya başlar.
Acıkmıştır, ilgi istiyordur.
Kalkarım ve benimle birlikte yaşayan bu tatlı varlığın ihtiyaçlarıyla ilgilenmeye başlarım.
O sırada hastaneye gitme saatimiz gelir, dışarı çıkarız, dışarıdaki işlerimizi hallederiz, diğer işlerimizi yaparız, eve döneriz.
Döndüğümüz zaten akşam olmuştur ve asıl önemli şeyleri yapmadığım, zamanımın hiçbir şeye yetmediği bir gün daha bitmiş olur.
Aynı buna benzer günler geçiren, ister dışarıda çalışan, ister evden çalışan, isterse öğrenci olan bir türlü önemli işlerini Tamamlayamayanlar, üzülmeyin.
Dertlerimize derman olmaya yetmeyen zamanımızı yitirmeye geldim.
Ben Genel Sesler Podcast'inin sunucusu Bilge ve zaman yönetimi üzerine konuştuğumuz bu bölüme hepiniz hoş geldiniz.
Bugünün konusu aslında yine sizlerden oldukça istek gelen ve lütfen bunun üzerine konuşur musunuz dediğiniz bir konu.
Özellikle aramızda KPSS'ye çalışan, üniversite sınavına ya da YDS'ye çalışan büyük bir kitle var.
Ben bunu biliyorum. Bu sınava çalışan herkese buradan da bir merhaba diyorum.
Ben de sizden biriyim çünkü.
Ve özellikle bu kitleden bana...
Lütfen işte zaman yönetiminden bahseder misin?
Hem derslerimizi hem özel hayatımızı nasıl dengeleyebiliriz?
Bütün bu konuları nasıl yetiştirebiliriz gibi sorular geliyor.
Konuların nasıl yetişmeyeceğini inanın ben de tam olarak bilmiyorum ama zamanımızı yetirmek ve gerçekten yapmak istediğimiz şeyleri vakit ayırabilmek için çok güzel yöntemler öğrendim.
Bu yöntemleri önce kendim denedim.
Çünkü oldukça dolu ve bir sürü iş yapmam gereken bir hayatım var.
Ve gerçekten işe yaradıklarını gördüm.
Beni çok daha mutlu, çok daha iyi hissettirdiklerini fark ettim.
Ondan sonrasında ise sizlerle paylaşmak için hemen mikrofonun başına oturdum.
Çünkü bu bölümde bahsettiğim şeylerden sadece bir tanesini dahi uygulasanız bence hayatınıza büyük bir iyileşme, kaydetme olasılığınız yüksek.
Öncelikle zamanımızı yönetmek için gerekli pratikleri anlatmadan iki tane başlığın altını çizmek istiyorum.
Birincisi, zaman bizi yönetmemeli.
Biz onu yönetmeliyiz.
Ve şunun çok iyi farkında olmalıyız.
Zamanımızın sahibi aslında biziz.
Şöyle düşünün, bir şey için vaktiniz olmadığını sürekli daha ediyorsunuz.
Bu, diyelim ki egzersiz yapmak olsun.
Aslında sizin ona vaktiniz yok değil.
Siz ona vakit yaratmak istemiyorsunuz.
Bu size birazcık acımasız gibi mi geldi?
Hayır. Instagram'da harcadığınız 20-30 dakikayı günlük ki bu oldukça küçük bir süre ortalama bir insan.
Sosyal medyada günlük 4 saat harcıyormuş.
Ben sizin çok çalışkan bir insan olduğunuzu varsayıyorum ve günde en fazla yarım saat Instagram'a girdiğinizi varsayıyorum.
Instagram'da harcayacağınız o yarım saati egzersize vermeye tercih edebilirsiniz.
Ya da bugün dışarı çıktınız, arkadaşlarınızla vakit geçirdiniz ve ders çalışamadınız.
Bu da aslında bir seçim. Bunları önce bir fark edin.
Ben bugün bilinçli olarak dışarı çıkmayı ve eğlenmeyi seçtim.
Ders çalışmayı seçmedim.
Aslında her zaman bir seçim yapıyoruz.
Uyanıyoruz, 24 saatimiz var ve o 24 saatin içerisinde yaptığımız her şey bizim seçimlerimize dayanıyor.
Belki yatakta boş boş uzanıp duvara bakıyoruz ve bu da bir seçim.
Yani kısaca söylemek istediğim şey şu.
Zaman bize ait ve biz onu yönetebiliriz.
Yatağa uzanıp boş boş duvara bakmayı da tercih edebiliriz.
Kıçımızı kaldırıp ders çalışmayı da tercih edebiliriz.
Şu an aranızdan bazılarının şöyle dediğini duyar gibi oluyorum.
Ama Bilgeciğim ben zaten gün boyu çalışıyorum.
Sabah 9, akşam 5 bir işim var.
Sonra akşam eve geliyorum.
Yapmak istediğim başka şeyler var.
Yeni bir iş kurmak istiyorum ya da yeni bir hobiye başlamak istiyorum.
Ama olmuyor, beceremiyorum, vaktim olmuyor.
Çok yorgun hissediyorum.
Sizi çok iyi anlıyorum ve duyuyorum.
Ama yine de yaptığımız seçimlerle gün boyu...
tam zamanlı çalışırken dahi hobilerimize, hayallerimize vakit ayırabileceğimizi iddia ediyorum.
Ve bu iddiamı destekleyen ikinci bir şeyden bahsedeceğim.
Bu da Parkinson yasaları diye geçen bir şey.
Parkinson yasalarına göre bir şey ona verilen zamanın içerisinde yayılır.
Bu ne demek? Diyelim siz bir proje yapıyorsunuz ve dediniz ki ben bu projeyi 6 ayda yapacağım.
Onu 6 ayda yaparsınız. Dediniz ki 3 ayda yapacağım.
3 ayda yaparsınız ya da dediniz ki 1 ayda yapacağım.
Onu 1 ayda yaparsınız.
Eğer hiçbir zaman koymazsınız onu yapmak için onu hiçbir zaman büyük ihtimalle yapamazsınız.
Çünkü bir zamanı yoktur.
Bu neden önemli bence.
Çünkü bazen gözümüzde bir şeyleri çok fazla büyütüyoruz.
Onun çok uzun zaman alacağını, onu yapmanın, öğrenmenin çok vakit alacağını düşünüyoruz ve bir zaman belirlemiyoruz.
Eğer bir şeyi gerçekten yapmak istiyorsanız onun için bir zaman dilimi ayırın.
Mesela bu akşam. 30 dakika ya da 60 dakika gibi ya da önümüzdeki bir hafta, iki hafta içerisinde gibi göreceksiniz yapılması gereken şey gerçekten o vakte sığacak.
Ben buna neden inanıyorum?
Çünkü şöyle bir deneyimim oldu.
İngilizce hazırlık sınıfı okurken sınavlarda writing diye bir bölüm vardı ve orada bir essay yazmamız gerekiyordu.
Bu essay genellikle 350-500 kelime arasında sınav esnasında verilen bir konudan işte belirli gramer kurallarını ve belirli...
O ay içerisinde öğrendiğimiz kelimeleri kullanarak yazacağımız bir eseydi.
Normalde hafta sonlarında ödev olarak hocalarımız bize her zaman bir ese yazma, bir writing ödevi verirlerdi.
Ben hafta sonları bu 350-500 kelimelik yazıyı 2 günden önce bitirirdim.
Ama sınava girdiğimde ilk o anda karşılaştığım bir konu hakkında Aynı uzunlukta bir eseyi 40 dakikada yazardım.
O kadar çok şaşırdım ki buna.
Ya diyordum hani neden hafta sonları anca iki günde bitiriyorum.
Canım çıkıyor, çalışıyorum, kelimeler buluyorum ve elimin altında bir sürü şey var.
Sözlüğe bakabilirim, bunu yapabilirim, bunu yapabilirim ve...
İki günümü alıyor ama sınavda bunu 40 dakikada aynı şey yapabiliyorum.
Belki diyeceksiniz ki hani çalıştığın için falan olabilir.
Hayır onunla alakası yok.
Bu her zaman böyleydi benim için.
Yani ilk eseğimi iki günde yazmadım.
Bütün bir sene boyunca hafta sonu ödevlerini hep anca iki günde bitirebildim.
Ama sınavda 40 dakikada bitirdim.
İşin daha da garibini söyleyeyim.
Sınavda yazdığım o 40 dakikalık eseyle hafta sonları iki günde yazdığım eseyin kalitesi genellikle aynı oluyordu.
Hatta sınavda yazdığım...
çok daha iyi oluyordu.
O yüzden kendinize birazcık stres uygulayın.
Çok fazla abartmadan birazcık stres uygulayarak, belirli bir zaman koyarak yapacağınız işleri çok daha kısa zamanda bitirebilirsiniz.
Bu Parkinson yasasını her zaman aklınızda tutun.
Bu iki şey yani zamanınıza hükmeden kişinin siz olduğunuz farkındalığı ve Parkinson yasaları bölüm boyunca anlatacağım taktikleri dinlerken hep arka planda dursun lütfen.
Bu bölümü hazırlamadan bir süre önce bir kitap okudum.
Her zamanki gibi. Kitabın adı Türkçe'ye Zaman Yaratmak ismiyle çevrilmiş.
İngilizcesi ise Make Time.
Ben kitabı İngilizceden okudum.
O yüzden Türkçesinin çevirisi nasıldır, iyi yapılmış mıdır falan hiçbir bilgim yok.
Ama yayın evi galiba Buzdağı yayınlarıydı ve ondan öncesinde o yayın evinden birkaç kitap okudum ve güzellerdi.
Çeviri konusunda biliyorsunuz ben çok takıntılıyım.
Kötü çevirili bir kitaba asla tahammülüm yok.
İnternette kötü yorum yazdığım tek şey, Kötü çevirisi yapılmış kitaplardır.
Asla affetmem, deliririm yani.
Zaman yönetimi bölümünde nasıl çeviriye girdin ve söylendi bilgi diye soracak olursanız bu benim kanayan yaram arkadaşlar.
Her yerde, her konu içerisinde kötü çevrilmiş kitaplar yüzünden ağlayabilirim.
İnanın İngilizcem biraz da benim bu sayede gelişti.
Kötü çevrilmiş kitapları okumaya katlanamadığım için İngilizcesini okumak için kendimi zorladım, zorladım ve en sonunda gelişti.
Size de tavsiye ederim.
Şimdi bu Zaman Yaratmak isimli kitapta yazarlarımız bir tanesi Google'da, diğerisi YouTube'da çalışan iki arkadaş.
Sonrasında ikisi de Google'da çalışmaya başlıyorlar ve birbirleriyle orada tanışıyorlar.
Tabii ki de bu insanların işlerini, planlamaları, sosyoekonomik durumları...
Çoğumuzdan daha iyidir diye düşünüyorum.
Şöyle Google gibi iş yerlerinde işe istediğiniz vakitte girip çıkma gibi durumunuz olabiliyormuş.
En azından kitapta böyle söylüyordu.
O yüzden ben onların verdiği bazı taktikleri bizim için kullanılabilir bulmadım.
Ama bazıları gerçekten çok faydalı olabilir diye düşündüm.
Not aldım ve dediğim gibi bölümün başında da kendim uyguladım.
Ve bu anlattığım şeyleri eğer öğrenciyseniz okula gidiyorsanız, evden çalışıyorsanız ya da dışta çalışıyorsanız da her seferinde kendinizi uyarlayabilirsiniz.
Diyorlar ki... zamanınızı yönetmek istiyorsanız eğer her günün başlangıcında kendinize bir tane highlight belirleyin.
Yani önemli bir şey belirleyin.
Ben bölüm boyu önemli şey diyeceğim bu highlight'a.
Önemli şey belirlerken 3 tane kriteriniz olabilir.
Mutluluk verici, tatminkar ya da acil bir şey.
Mesela bu sabah uyandım ve dedim ki akşama büyükannemi arayacağım.
Bu benim mutluluk verici olayım ve kesinlikle günümün en önemli şeyi.
Ya da dediniz ki sabah uyandınız.
Bugün şu toplantıyı yapacağım.
Bu çok acil bir durum ve bugünün en önemli şeyi bu ve bunu kesinlikle yapacağım.
Böyle böyle her gün bir tane en önemli şey yaparsanız ister iş hayatında ister sosyal hayatta fark etmez.
365 günün sonunda aslında 365 tane önemli şeyi yapmış oluyorsunuz ve bu gerçekten çok büyük bir rakam.
Genellikle bizler hayatın karmaşasına girdiğimiz zaman, işe gittiğimizde, okula gittiğimizde gerçekten önemli olan, ve gerçekten arzu ettiğimiz, hayalimiz olan şeyi yapmayı es geçiyoruz.
Erseliyoruz, vaktimiz yok diyoruz, bu işi daha iyi yapmak için daha rahat bir zamana ihtiyacım var diyoruz.
Ama sabah uyanır uyanmaz bu önemli şeyi belirlemek...
Bizim ilk adımımız olursa eğer onu gün içerisinde yapmamız da o kadar olası olacaktır.
Kendimden yine örnek vererek gideceğim.
Gün içerisinde artık şu son bir haftadır falan sınavlara çalışmaya başladım sıkı bir şekilde.
Öncesinde salla başı çalışıyordum ama artık ciddi olarak çalışıyorum üniversite sınavını ve podcast'imi de yapmak istiyorum bir yandan.
Ama üniversite sınavına çalışırken o kadar çok eksik konum var, vakit çok az, yetiştirmem gereken çok fazla denemedir, testtir, şu bu var.
Ne ara podcast'imi yapacağım?
Ve hani şey de biliyorum ki diğer o öğrenciler, rakiplerim olan deli gibi çalışıyorlar.
Ve büyük ihtimalle sadece çalışıyorlar.
Ama ben hem podcast yapıyorum hem çalışıyorum hem de ekstradan işte aldığım başka eğitimler ve başka işlerim de var sorumlu olduğu.
Tabi biraz benim yaşımın büyük olmasıyla da alakalı.
Podcast'ımla ilgili işleri genellikle günün...
En önemli maddesi olarak belirliyorum.
Mesela diyorum ki bugün ben 90 dakika boyunca podcast'im için okumalarımı yapacağım.
Ve inanın o gün ne kadar üniversite sınavı için çalışırsam çalışayım, diğer derslerim için, diğer işlerim için çabalıyım.
O 90 dakikayı ayırıyorum.
O 90 dakikayı ona ayırmamın bir sırrı var mı?
Evet var. Yapacağım işi sabahtan blokluyorum.
Buna zaman bloklama yöntemi diyorlar.
Aklınızda bu şekilde kalsın.
Muhteşem derecede faydalı ve harika bir yöntem.
Ben şimdi sizden birinin sabah 9 akşam 5 çalıştığını varsayıyorum.
Ve siz de aynı benim gibi podcast yapmak istiyor olun.
Dediniz ki bu akşam ben podcast'im için 90 dakika okuma yapacağım.
Takviminize baktınız. Saat işte 5.30-6 gibi eve geliyorum.
Akşam saat 9 ile 10.30 arasında bir zaman ayırabilirim.
Hem dinlenmiş kafam sakinleşmiş olur.
Hem ev sakinleşmiş olur dediniz.
Ve akşam 9 ile 10.30 arasını takviminizde blokladınız.
Bu zaman bloklandığı an artık bu vakit tamamen size ve o önemli işinize ayrılmıştır.
Hiç kimse ve hiçbir şey sizden bu vakti alamaz.
Bir arkadaşınız program mı yapmak istedi?
Hayır. Benim zaten programım var.
Bir yere mi gitmeniz gerekiyor? Hayır.
Zaten yapmanız gereken bir işiniz var.
Ya da bir arkadaşınız mı arıyor telefondan?
Açmıyorsunuz. Ya da diyorsunuz ki arkadaşım sonra konuşabilir miyiz?
Şu an gerçekten önemli bir işim var.
Siz akşam 9 ve 10.30 arasında...
Yoksunuz. Sadece o önemli işiniz için çabalıyorsunuz.
Ben bu zaman bloklama olayını ders çalışırken kullanıyorum.
Bunu da sınavlara çalışan ya da öğrenci olan dinleyicilerime tavsiye edeceğim.
Mesela şöyle yapıyorum. Sabah uyandım.
Saat 6.30-7 gibi işlerimi hallettim, kahvaltımı yaptım, üzerimi giyindim.
Saat 9'da genellikle dersi tam anlamıyla oturmuş oluyorum.
Her türlü işimi bitirip.
Saat 9 ve 1 arasını, o 4 saatlik arayı blokluyorum.
O zaman içerisinde hiçbir şey yapmam.
Eve misafirler gelebilir, birisi dışarıya çıkabilir, bir şey olabilir.
Hayır. Ben o vakitte ders çalışıyorum.
Ve benim o vaktim genellikle diyelim ki İngilizceye ayrılmış olsun.
İngilizceye ayırıyorum. Birden sonra ara veriyorum öğle yemeği şu bu diyelim.
Saat 2 oluyor. 2 ile akşam 6 arasına 4 saat bir tane daha blok koyuyorum.
O blokta da diyorum ki matematik ve dil bilgisi çalışacağım.
O iş bitti artık. Ben orayı ayarladım.
Hiç kimse ama hiçbir şey beni o vakitten ayıramaz.
Bu konuda çok katı ve netim.
Saat 6'da bittikten sonra akşam yemeği 7-8 diyelim.
Saat 8 olduğunda o 2 saatlik aradan sonra ise 8 ve 9.30 arasını genellikle blogluyorum.
O zaman da benim o en önemli şeyim için yani podcast'ım için ayırdığım bir zaman.
Ben bu şekilde günde 3 ya da 4 tane blog yapabiliyorum.
Ama çalışan ve dış hayatta işi olan okula gidenler için ise bir tane önemli iş için bloglamak.
zamanda yeterli olacaktır.
Bu zaman bloklama yöntemi aslında çok çok ünlü bir yöntem.
Çok fazla tanıdığım, takip ettiğim akademisyen, yazar, bilim insanı, kişiler kullanıyor.
Bu insanlar bunu kullanıp fayda görüyorlarsa ve bu kadar başarılı işler yapıyorlarsa bence biz de büyük faydalar görebiliriz.
Çok sevdiğim bir yazar olan Cal Newport'un Pür Dikkat isimli kitabında da şöyle bir tavsiyesi var.
Diyordu ki gününüzü saati saatine planlayın.
Yani her saatini mesela aslında ben blog yaparak o şekilde günümüz saati saatini planlamış oluyorum.
Bu konuda çok da diyor katı olmayın.
Mesela çok acil bir işiniz çıkar.
Özellikle yine dış hayatta çalışanlar için.
Ben çünkü evde olduğumdan dolayı %90 ihtimalle pek planlarım bozguna uğramıyor.
Önceden biliyorum neyin ne olacağını.
Ama dışarıda çalışırken...
Ya da okula giderken falan bunlar değişebilir.
Diyor ki gününüzü saat saatine planlayın ama sonra değişiklik yapmak zorunda kaldığınızda değiştirin.
Ve değiştirdiğiniz şeyi de yazın.
Aslında buradaki temel düşünce şu.
Gün içerisinde saati saatinde yaptığınız her şeyi revize ederek de olsa not ediyorsun.
Gün içerisindeki saatlerimi neye harcadığımı görmüş olabiliyorum bu şekilde.
İki saat sosyal medyada mı geçirdiniz?
Onu da takviminize yazıyorsunuz.
Diyorsunuz ki ben aslında akşam altı ve sekiz arasında kitap okuyacaktım ama sosyal medyada geçirmişim.
Tamam bunu yazıyorum. Yatmadan önce o takvime baktığınızda aslında neyi neye harcadığınızı, kendinize verdiğiniz sözlerin ne kadarını tuttuğunuzu görebilmiş oluyorsunuz bu şekilde.
Zati saatine planlama olayı birazcık tabi ekstrem ve ileri seviye bir zaman yönetimi tekniği bence ama o önemli olan ne gerçekten yapmak istediğiniz şey için zamanı bloklama.
Kesinlikle yapabileceğiniz bir şey ve yapmanız da gereken bir şey bence.
Fakat bunu daha ulaşılabilir kılmak için kendinizle ilgili bence bir şeyin farkına varmalısınız.
Siz sabah insanı mısınız, akşam insanı mısınız?
Yani bu işi günün hangi saatinde en verimli yapabilirsiniz?
Çoğumuzun gün içerisinde dolu olduğunu varsayıyorum ve ya sabah erken saatlerde vaktimiz oluyordur ya da akşam eve döndüğümüz vakitlerde boş zamanımız oluyordur.
diye düşünüyorum. Eğer siz sabah insanıysanız bu önemli işi sabah vaktinde yapmak çok daha iyi olacaktır.
Diyelim ki siz bir kitap yazmak istiyorsunuz ve dediniz ki her gün 90 dakika yazı yazacağım.
Bunu sabah vakitlerinde yazmak sizin için daha mı verimli olur?
Akşam vakitlerinde mi? Dediniz ki Bilgeciğim ben aslında sabahları bir türlü kalkamıyorum ama akşamları da yorgun oluyorum.
Keşke sabahları erkenden kalkıp da o yapmak istediğim şeye vakit ayırabilsem.
Bunun bir çözümü var mı? Elbette ki var.
Ay gülme geldi kusura bakmayın.
Böyle her şeyin bir çözümü var var diyorum.
Umarım bu çözümleri uyguluyorsunuzdur.
Ben geçen sene her sabah 5.30-6 gibi kalkan birisiydim.
Fakat bu sene saat 7.30-8'den önce kalkamaz hale geldim.
Nedenini bir türlü bulamıyordum.
Neden böyle oluyor? Çok yorgun uyanıyorum, bir türlü uyanmak istemiyorum, neden geçen senek performansım yok gibi kendimi baya bir üzüyordum.
Sabahları erken uyanabilmek ve enerjik olabilmeniz için yapmanız gereken bazı şeyler var.
Öncelikle uyku bedeninizin en temel ihtiyaçlarından biri.
Bu nedenle akşamleyin 8 saat uyuduğunuzdan emin olmanız gerekiyor.
Ne olursa olsun. 8 saat uyudunuz ve...
Uyanır uyanmaz ışıkları açın.
Biliyorum şu an kış zamanları ve maalesef ki sabah uyandığımızda erken vakitlerde ortalık karanlık oluyor.
O yüzden ne kadar evde ışık varsa açın ve odanızdaki ışıkları.
Eğer güneş varsa çıkın ve güneşe bakın.
Sabah uyandığınızda 10 dakika 5 dakika güneşe bakmak çok çok etkili ve beynimize uyandığımızı hissettiriyor.
Güneşin olmadığı zamanlarda ise ışığı açmak parlak yani bu floresan ışıklarımızı yine bize uyandığımızı hissettiriyor.
Tirebilecek bir etken.
Mesela ben tabakları hep mum yakıyordum.
Haladır da bu arada yakıyorum.
Ama artık uyanır uyanmaz önce ışıkları bir yakıyorum.
Parlak parlak gözümden içeriye o ışıklar giriyor.
Artık uyandın diyorum.
Ve buradaki önemli maddelerden biri de Uyanır uyanmaz direkt koşa koşa kahve içmeye gitmemek benim yaptığım bir şeydi.
Sabah uyandığımızda vücudumuz doğalından kortizol hormonu salgılıyor ve kortizol hormonu aldığımız kafeinin etkisini düşürüyor.
Genellikle uyandıktan bir saat sonra kafein almak kafeinin o enerji verici gücünü daha fazla hissetmemize sebep oluyor.
O yüzden diyelim 7'de uyandınız, 8 ve 9 arasında kahve içebilirsiniz.
8'de uyandınız, 9 ve 10 arasında eğer kahve içerseniz çok daha enerjik hissettiğinizi fark edeceksiniz.
Bunu ben bir haftadan beri falan yapıyorum sanırım ve etkisine şok oldum.
Gerçekten bana inanın. Oldukça doğru bir şeymiş yani.
Bir de... Gece yatmadan önce bir gece ritüeliniz olsun.
Yani vücudunuza yatmaya artık hazırlandığınızı, uyku vaktinin geldiğini hatırlatacak bir ritüel yapın.
Yatmadan bir saat önce odadaki ışıkları kapatın, telefonları ve elektronik cihazları kapatın, pijamalarınızı giyin, sıcak bir çay yapın, elinizi kitabınızı alın ya da defterinizi alın, her ne yapmak istiyorsanız.
Sakinleyin, yavaşlayın.
Bu şekilde vücudunuz uykuya hazırlandığınızı bilecek.
Ve yatağa girer girmez hemen dağılacaksınız.
Gece içerisinde kaliteli bir uyku uyumuş olacaksınız.
Bu da sabah erken kalkmanızı ve uyandıktan sonraki performansınızı elbette ki olumlu etkileyecek.
Tüm bunları yaparak sabah insanı olabilirsiniz.
Ama dersiniz ki Bülkücüğüm ben gece kuşu olmayı gerçekten seviyorum.
Asla sabahları erken kalkmak zorunda değilsiniz.
Yapmak istediğiniz o önemli şeyi akşam ya da gece vakitlerinde de yapabilirsiniz.
Tamamen size kalmış bir şey.
Zamanımızı yetirememek de bizi en zorlayan şeylerden biri de dikkat dağınıklığı.
2016'da yapılan bir araştırmada günde bir insan 2617 defa telefonuna dokunuyormuş.
2617. Düşünebiliyor musunuz?
Yani tam 2617 defa dikkatimizi dağıtıyoruz.
Bu o kadar yeni bir şey ki bu bizim tamamen evrimimize oluşumumuza aykırı.
Şöyle düşünün bundan binlerce yıl önce yaşayan atalarımızın böyle sorunları yoktu.
Yani... 2617 defa onların dikkatini isteyen bir cihazla birlikte yaşamıyorlardı.
Bu çok yeni bir şey. Bunu ilk deneyimleyen insanlar bizleriz.
Ve zihnimize neler yaptığını bunun, odaklanma gücümüzün ne kadar hasar verdiğini fark etmemiz gerekiyor.
Yine Amerika'da yapılan bir araştırma bu ama Türkiye'de de ben aynısı olduğunu düşünüyorum.
Bir insan Netflix, HBO ya da normal TV kanallarında günlük 4.3 saatini ve sosyal medya, telefondaki aplikasyonlarda ise 4 saatini harcıyormuş.
Yani toplam 8 saat.
Tebrikler artık nur topu gibi tam zamanlı bir işiniz var.
Siz fark etmeden gün içerisinde o küçük küçük saatlerde ya da akşamları işte Netflix başında uyurken tam 8 saat harcıyorsunuz.
Ya buna inanabiliyor musunuz?
Bu müthiş bir zaman. 18 saatin içerisinde neler yaparsınız?
Tecridlerinize vakit geçirirsiniz.
Büyüklerinizi ararsınız.
Hobi edinirsiniz. Aslında zamanınız var.
Zaman Yaratmak isimli kitapta yazarlar.
Instagram, Facebook, Reddit, diğer pek çok dikkatimizi cezbeden aplikasyona sonsuzluk havuzu diyorlar.
Burada hiç bitmeyen bir içerik yağmuru var.
Yani ben bugün YouTube'u açtığımda izleyecek binlerce video bulabilirim.
Ya da Instagram'ı açtığımda bakacak binlerce hesap bulabilirim.
Yani bu sonsuzluk havuzu. Avuzun içerisine girdiğiniz zaman aslında çıkmanız çok zor.
Zaten bu platformları yapan insanlar ki yazarlardan biri de YouTube'da çalışıyor zaten.
Diğeri de Gmail. Google'da Gmail'de çalışıyormuş.
Zaten sizin oralarda çok vakit geçirmenizi istiyorlar.
Yazar diyor ki eğer gerçekten zaman yaratmak ve odaklanma gücünüzü arttırmak istiyorsanız o aplikasyonların hepsini silin.
Ben silmedim. Silerseniz daha harika olur ama...
Silmek yerine çalıştığım zamanlarda bu app'lere girmemi engelleyen uygulamalar kullanıyorum.
Bunu Instagram'da paylaşmıştım.
Off time, rescue time gibi.
4 saat boyunca diyorum benim Instagram'a, YouTube'a ya da Chrome'a girmemi engelle.
Ve asla hiçbir şekilde giremiyorum uygulamalara.
İstesem bile. Bu oldukça işe yarayan bir yöntem.
Aslında kısaca şöyle kendi telefonumuzun patronu olmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Bu akıllı telefonlarda çok faydalı şeyler de var.
Mesela haritalar gibi ya da üretkenlik app'leri, hava durumuna bakıyoruz, Spotify var, efendim söyleyeyim podcast'ler var.
Bakın, inanın Instagram'da içerik üretiyorum, podcast'ta içerik üretiyorum.
Instagram'a laf ederim ama podcast'a asla laf etmem.
Bence dünyanın en güzel şeylerinden biri.
Podcast dinleyin arkadaşlar. Instagram'ınızı silin.
Bu kitabın yazarları da podcast dinlemeyi...
Oldukça faydalı buluyorlar.
Zamanınızı değerlendirmek için bence harika bir yöntem.
Bunlar akıllı telefonun güzel yönleri.
O güzel olmayan zamanımızı veya dikkatimizi çalan diğer aplikasyonları ise silebilir ya da kısaca engelleyebiliriz.
Hem bu yazarların hem de Kanlı Report'un tavsiye ettiği bir yöntem vardı.
Diyordu ki kendinize device free günler yapın.
Yani cihaz olmayan günler.
Mesela dediniz ki bu pazar günü ne cep telefonu ne bilgisayar ne televizyon var.
Hiçbir şekilde elektronik...
teknolojik dikkatimi dağıtan bir cihazla iletişimim olmayacak.
Böyle bir gün belirlemenin ve bunu uygulamanın dikkat kaslarımızı güçlendirdiğini söylüyor yazarlar.
Bunu burada söyledim ama ben yapmadım itiraf etmek gerekirse.
Fakat çok yapmak istiyorum. Özellikle böyle doğaya kaçtığımız bir gün belki ailece olabilir.
Telefonumu, bilgisayarımı, her şeyimi evde bırakıp tamamen onlardan uzakta böyle sakince bir gün geçirmeyi çok istiyorum.
Ben de çok işe yarayacağını düşünüyorum.
Eğer içinizden biri bunu yapabilirse bana da yazsın.
Yaptım diye birbirimize cesaret olalım.
En azından... Hani haftada bir olmasa bile ayda bir böyle bir gün yapmak bence hem bizi böyle bir sakinleştirir, bir rahatlatır hem de dikkatimizi gerçekten güçlendirir.
Bir diğer şey ise haberleri izlemeyin.
Gerçekten bu günlük haber akışı olan o platformlar ya da işte YouTube kanalları şunlar bunlar dikkatimizi çok alıyor ve çok fazla moralimizi bozuyor.
Onun yerine ben artık haftalık...
Bültenler takip ediyorum.
Mesela Serdar Kuzuloğlu'nun Dünya Halleri diye bir bülteni var.
Bir de Özgür Mumcu ile Eray Özer'in 10-20-30 diye haftalık bültenleri var.
Bu bültenler o haftaki olan siyasi haberleri, teknolojik haberleri ya da iş dünyasındaki şeylerin hepsini öğrenebiliyorsunuz.
Bunu aynı zamanda yavaş gazetecilik de deniyor yanılmıyorsam yanlış da söylüyor olabilirim.
Aslında sürekli her gün her gün yeni haberlere maruz kalmaktansa bir hafta içerisinde olan olayları böyle mantıklı güzel insanlar tarafından yazılmış, araştırılmış versiyonlarına oturup güzel güzel okuyorsunuz.
Bu iki tane bültene bence bakın Özgür Mumcu ile Eray Özel'in bülteni galiba ara verdi ama Serdar Kuzuloğlu dünya hallerine herhalde devam ediyor her pazar günü bir tane.
E-mailinize bir bülten gönderiyor.
Bu şekilde hem haberleri kaçırmamış olursunuz, bütün her şeyden haberiniz olmuş olur.
Hem güvenilir kaynaklardan bunları öğrenmiş olursunuz.
Hem de o anlık işte sizin tıklamanızı isteyen, felaket tellalı gibi ödünüzü kopartan haber başlıklarından kurtulmuş olursunuz.
Bir de şeyden bahsetmek istiyorum ben zaman kriterlerinden.
Bunu da zaman yaratma kitabından öğrendim.
Diyor ki yazarlar aslında siz gün içerisinde zaman kriterleri oluşturuyorsunuz kendinize.
Şöyle yapıyorsunuz bunu da diyelim bir tweet atıyorsunuz.
Bu tweeti atmanız 90 saniye sürüyor.
Ama sonrasında sürekli bakıyorsunuz bu tweeti kimler retweetlemiş kimler bakmış falan diye.
Buna bakmanızda bir yarım saat sürüyor.
Sonrasında eğer tweetiniz beğenilir veya retweetlenirse yeniden bir tweet yazıyorsunuz.
Ve bu şekilde toplam yarım saatiniz gitmiş oluyor.
Ve yeniden bu döngüyü başa alıyorsunuz.
Yeniden başa alıyorsunuz. Aslında bir defa Twitter ya da Instagram'ı açmak, bir post atmak, bir tweet atmak sadece bir tane bir şey yapmak değil.
Siz orada yarım saati aslında kafadan harcıyorsunuz.
Gün içerisinde diyor böyle zaman kriterleri oluşturmayın kendinize.
Yani eğer biliyorsanız ki ben Instagram'ı açtığımda bir saatim, yarım saatim orada gidecek.
Bunu bilin, bunun farkında olun ve bunu yapmayın.
Zamanı iyi kullanmak ve etkili, güzel, dolu dolu bir gün geçirmek için ihtiyacımız olan en önemli şeylerden biri de ne biliyor musunuz?
Eğer enerjiniz yoksa, gün içerisinde yorgunsanız, halsizseniz zaten o zamanı oluşturmanız, istediğiniz şeyler için çaba harcamanız çok zor.
O yüzden her ne kadar çok böyle bilindik şeyler gibi duruyor olsa da sağlığınıza dikkat edin.
Burada zaman yaratmak kitabından yine örnek vereceğim.
Oraya yazarlar diyorlar ki aslında bir mağara adamı gibi yaşayın.
Bundan binlerce yıl önce atalarınız nasıl yaşıyorsa...
Hani o ilk insanlar nasıl yaşıyorsa sizin de öyle yaşamanız lazım.
Çünkü modern dünyada yeni yeni karşılaştığımız ve henüz evrimsel olarak adapte olamadığımız bunca şey bizim enerjimizi emiyor ve yorgunluğa sürüklüyor.
Bir mağara adamı ne yapıyordu?
Bir kere gerçek gıdalar tüketiyordu.
Değil mi? Yani bu tip hazır paketlenmiş gıdalardan uzak duruyorlardı.
Çok fazla şeker tüketmiyorlardı.
Aslında hiç şeker tüketmiyorlardı da.
Biz yine şekeri bırakmak çok zor olduğu için fazla tüketmemeye çalışalım.
Vücutlarını hareket ettiriyorlar gün içerisinde.
Yani bunun için illa maraton koşmanıza gerek yok.
Ama belki bir 20 dakika, yarım saat egzersiz yapmak.
Çok fazla kendinizi aşırı derecede zorlamadan, bedeninizi hareket ettirmek, yine gün içerisinde enerjiyi arttırmak için önemli bir madde.
Bu yürüyüş olabilir, işe giderken yürüyebilirsiniz, apartmandaki merdivenlere çıkabilirsiniz ya da ev işi yapabilirsiniz.
Bunların hepsi hareket yerine geçer, egzersiz yerine geçer aslında.
Bir de akşamları uykunuza iyi optimize etmek.
Yani o 8 saat karanlıkta...
uyumaya önem göstermek.
Çünkü uykunuzdan çalmak demek aslında gün içerisinde enerjinizden ve dikkatinizden çalmak demek.
Siz zannediyorsunuz ki ben bu gece işte 5 saat uyudum, 3-4 saati kurtardım, fazladan zaman yaşadım.
Aslında öyle bir şey yok. Siz o zamanı, o uyumayarak kazandığınız, sandığınız zamanı gün içerisinde dikkat dağınıklığı, yorgunluk ve hasizlikle zaten Son olarak da enerjimizi
toplamak ve daha iyi hissetmek için yapabileceğimiz bir diğer şey de ormanda ve parkta yürüyüş yapmak.
Şehirde yaşayanlar için bu çok zor ama eğer yakınlarınızda bir park varsa ya da böyle ağaçlandırılmış bir yol varsa orada bir 10 dakika yürümek falan çok iyi gelecektir.
Çünkü ne olursa olsun bence bir yeşili, güneşi, dışarıya bir ihtiyaç duyuyoruz bizler.
Bu da enerjiyi artıran bir diğer unsur.
Dikkatimizi, enerjimizi toplayıp, o hayatımızdaki önemli şeyin altını çizip, zamanımızı bloklayarak, bildirimlerden, telefondan uzak kalarak gün içerisinde ne kadar çok şey başarabileceğimizi görebiliriz.
Son bir şey daha ekleyeceğim ben bu bölüme.
Biraz uzattığımın farkındayım ama eğer çok dolu bir insansınız ve yapmak istediğiniz birden fazla çok iş varsa zihninizde ki olabilir, kendinize şu soruyu sorun lütfen.
Bunu yapmak istiyor muyum? Evet.
Peki bunu nasıl yapmak istiyorum?
Of kesinlikle yapmak istiyorum mu?
Yapsam iyi olur aslında mı?
Of bunu kesinlikle yapmak istiyorum.
Deli gibi yapmak istiyorum dediğiniz şeyleri yapın.
Yarım ağızla ya da birazcık yapmak istediğiniz şeyleri lütfen defterden silin.
Çünkü yapmak istediğimiz çok fazla şeyin de olması üzerimize ağırlık yapıyor, enerjimizi emiyor.
Bu da... Önemli bir şey.
Unutmayın eğer bir şey yaparsanız çok şey yaparsınız.
Eğer hiçbir şey yapmazsanız hiçbir şey yapamazsınız.
Bunu büyük ihtimal duymuşsunuzdur.
Bir şey yapmaya başladığınızda diğer şeyler de peşinden geliyor.
Ama hiçbir şey yapmadığınızda hiçbir şey olmuyor.
Bununla ilgili yapılan bir benzetme var.
Diyelim bir top duruyorsa yerinde duruyordur.
Bir top yuvarlanmaya başlarsa nereye kadar gideceğini kim bilebilir?
Yuvarlanır durur. Gider de gider.
Böyle düşünün yani.
Eğer böyle hiçbir şey yapmama durumundan da muzdaripseniz bir şeyi yapın.
O yüzden belki akşamları o yapmak istediğiniz hayaliniz için 10 dakika bile ayırmak, 10 dakikalık bir vakti dahi bloklamak size harekete geçiren bir şey olacaktır.
Bunu da buraya eklemek istedim.
Burada verdiğim bazı taktiklerin yetmeyen zamanınızı size getirmek için işe yarayacağını düşünüyorum.
Odaklanmak istediğiniz şeyi, yapmak istediğiniz şeyi iyi seçin ve...
Onun için takviminizde özellikle yer ayırmayı, ona ilgi göstermeyi lütfen unutmayın.
Eğer bahsettiğim şeyler işinize yararsa, siz de kullanırsanız benimle yorumlarınızı paylaşabilirsiniz.
Hatta Instagram'da örnek bir günümde oluşturduğum takvimi paylaşmayı planlıyorum.
Belki oradan da bakarsanız benim de nasıl bir plan yaptığımı daha iyi görebilirsiniz.
Bugünlük bu kadar zaman yönetimi hakkında konuşacaklarımız.
Umarım hepinizin hayalleri ve istekleri gerçek olur ve bu 24 saatlik...
Koca günü güzel güzel değerlendirebilirsiniz.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Eğer bu bölümü beğendiyseniz lütfen sevdiklerinizle ve arkadaşlarınızla paylaşın.
Onlar da dinlesinler, onlarla da tanışma fırsatı elde etmiş olayım bu şekilde.
Eğer Apple Podcast üzerinden dinliyorsanız bana yıldız verebilir ya da yorum bırakabilirsiniz.
Oldukça güzel olur. Benimle iletişime geçmek isterseniz de mail atabilir ya da Instagram'dan yazabilirsiniz.
Vakit bozukça geri dönüş yapmaya çalışıyorum.
Gerçi şu sıralar sınava çalışıyor.
Ama yine de ara ara bakmaya devam ediyorum.
Bugünlük benden bu kadar. Kendinize iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
