
Yıl ortası resetlemesi: Kalan 6 ayı planlıyoruz + yaz için okuma önerileri
26 Haziran 2024 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yılın ilk 6 ayını değerlendirdiğim bu bölümde geri kalan 6 ay için de hedeflerimi belirleme yöntemlerimi anlatıyorum. Konuları tek tek konuştuğum dakikaya göre ayırıp aşağıya bırakıyorum. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
İlham Postası bültenine kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Kitap kulübüne katıl: https://superpeer.com/bilgesen/collection/kitap-kulubu-felsefe-edebiyat-ve-psikoloji-uzerine-okumalar
(05:42) Yılın ilk yarısını değerlendirmek için kendime sorduğum sorular.
(08:31) Yılın ikinci yarısında terk etmek istediğim o alışkanlık.
(09:21) Hedeflerime ulaşmak için sosyal medya kullanımımı nasıl sınırlandırıyorum?
(10:30) Güzel bir haber.
(12:40) Hedef belirleme üzerine konuşmaya devam :)
(16:33) Yaz için okuma listesi.
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
(Gelen mailleri okumaya bayılıyorum)
Transkript
Genel Sesler podcastinden herkese merhaba.
Ben Bilge. Nasılsınız?
Umarım hepiniz çok iyisinizdir.
Bayram sonrasında yeniden birlikteyiz.
Şöyle uzun bir bayram tatili yaptık hepimiz.
Dinlendik ve umuyorum ki bir yerlere gittik, tatil yaptık, belki sevdiğimiz insanları gördük.
Ve daha yenilenmiş hissediyoruz.
Yaz da geldi, artık böyle iyice havalar ısındı.
Özellikle Haziran'ın ikinci haftasıyla birlikte Eskişehir'de bile hava oldukça sıcak ve bunaltıncı bir hal almaya başladı.
Ben de tam yaz insanı olduğum için yaz mevsimi geldiğinde dışarıda vakit geçirmeyi, tatile gitmeyi, daha böyle beni eğlen...
Yendirecek şeyler yapmayı seviyorum.
Fakat yaz mevsimi elbette ki benim için yatmayı ifade etmiyor.
Her ne kadar eğlenmeyi ve dinlenmeyi bu mevsimde daha çok sevsem de çalışmaya ve kendimi geliştirmeye devam ediyorum.
Bana kalırsa yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte herkes bir tatil moduna giriyor.
Elbette ki bu üç aylık dönemde sürekli tatil yapmıyoruz.
Ama böyle daha bir ki sanki kendimizi salıyoruz, rahatlıyoruz.
Güzel havanın tazını çıkarmaya çalışıyoruz.
Yaz mevsimi Haziran ayı ile birlikte başlıyor.
Fakat Haziran'ın benim için farklı bir anlamı daha var.
Haziran yılının tam 6.
ayı. Yani bu demek oluyor ki yılı yarıladık.
Genelde yıllık hedeflerimi 3 aylık planlar şeklinde yapmayı seviyorum.
Bunu da bana 12 Weeks a Year isimli bir kitap öğretmişti.
Belki başka bir bölümde de o kitaptan bahsedebiliriz.
3 aylık hedefler koymamın motivasyonu aslında şöyle oluyor.
3 ay... Kısa bir süre daha ölçümlenebilir, daha böyle gözle görülür olarak ilerlememi gözlemleyebileceğim bir zaman dilimi.
Yılbaşında kendime belirlediğim hedefleri yılın 3.
ayında, 6. ayında, 9.
ayında ve elbette ki son olarak da 12.
ayında sürekli olarak gözden geçiriyorum.
Bazen 3 ayda bir bazı hedeflerin değişebiliyor, geliştirmeye düşündüğüm bazı alışkanlıklarımı geliştirebildiğimi gözlemlerken bazılarının aslında işime yaramadığını görüp eleyebiliyorum.
Fakat 3 aylık dönemin dışında yılın yarısı olan yani 6.
ayda benim için oldukça önemli.
Sahi hatırlarsınız hepimiz yılbaşında...
bir sürü hedefler belirledik kendimize.
Yeni şeyler yapacağımıza dair daha güzel alışkanlıklar geliştireceğimize dair kendi kendimize söz verdik.
Hatta ben bununla ilgili bir yılbaşı atölyesi dahi düzenlemiştim.
Fakat şöyle 6.
aya doğru gelmişken geriye dönüp baktığımızda hedeflerimize ne kadar yaklaştığımızı gözlemleyebiliyor muyuz?
Ya da Geliştirmek istediğimiz alışkanlıkları geliştirmekte ne kadar başarılı olduk?
Buna olumlu mu yoksa olumsuz mu yanıt veriyoruz?
Aslında bu bölümde birazcık bunlara bakacağız.
Yani yılın ortasında yazla birlikte gevşememeyi, hayallerimizi ve hedeflerimizi unutmamayı konuşacağız bugün.
Yılbaşında istekler listesi, hedefler listesi yazdıktan sonra eğer ona geri dönüp hiç bakmıyorsak büyük ihtimalle o hedeflerin pek çoğunu unutuyoruz.
Bırakın gerçekleştirmeyi zihnimizin tozlu yolaklarında öylece kaybolup gidiyor.
Fakat benim dediğim gibi daha kısa aralıklarla hedeflerinizi gözlemlemeyi tercih ederseniz çok daha bu işte başarılı olabiliyorsunuz.
Şunu da eklemek istiyorum. Sürekli olarak çalışmak ya da bir şeyler için çabalamak zorunda elbette ki değiliz.
Yani yaz mevsimi geldi ve ben yine de deli gibi kendimi yoracağım ve yazın tadını çıkarmayacağım, tatil yapmayacağım gibi bir yerden bu bölümü tabii ki de kaydetmiyorum.
Hayatınızın tadını çıkarın.
tatilin tadını çıkarın fakat bir yandan da yapmak istediğiniz şeyleri unutmayın.
Çünkü 6 ay sonra 2024 yılı bitecek ve 2025'e girerken 2024'ün başında yazdığımız hedefler listesine bakıp bunlardan hiçbirini gerçekleştiremediğimizi görmek ya da hayal ettiğimiz kadar
iyi bir noktada olmadığımızı görmek bizi aslında çok daha fazla üzüyor.
Okula giderken bile yaz mevsimi benim için gelişmek ve öğrenmeye devam etmek için çok güzel bir zamandı.
Yılın 8-9 ayı okulda geçiriyordum ve orada bir amaca tabii ki de hizmet ediyordum.
Geri kalan 3 aylık yaz mevsiminde ise bol bol kitap okuyup okul varken zamansızlıktan dolayı kendimi geliştiremediğim şeyler konusunda daha çok ilerleme kaydetmeye çalışıyordum.
Aynı zamanda bu bölümde sizlere güzel bir yaz okuma listesi de vereceğim.
Yazın ben en çok roman okumayı seviyorum.
O yüzden çoğunluğu roman olan bir liste olacak bu.
Bu kitapları elinizde alıp şöyle güzel bir orman yürüyüşünde de okuyabilirsiniz.
Sahilde, plajda da okuyabilirsiniz.
Veyahut da evin... Elinizde klimanın altında da okuyabilirsiniz.
Nerede isterseniz elbette ki.
Kötü haber şu ki yılın ilk yarısı bitti.
Fakat iyi haber şu ki yılın ikinci yarısı yeni başlıyor.
Yani hedeflerimize ve hayallerimize yeni bir adım atmak için veyahut da bir türlü başlayamadığımız o şeye başlamak için bence harika bir zaman.
Ve inanın 2024'ün sonuna geldiğinizde defterinizdeki hedefler sayfasını açıp aslında onlardan pek çoğunu gerçekleştirdiğinizi görmek özgüveninizi çok arttırıyor.
Genelde benim hedeflerim elimde olan şeylere odaklı oluyor.
Mesela kendime şöyle bir hedef koymak benim için pek olası değil.
2024'ün sonuna kadar 500 bin takipçiye ulaşmak istiyorum.
Bu 500 bin takipçiye ulaşma hedefi...
benim etki alanımın birazcık dışında gibi.
Fakat onun yerine ben yıl sonuna kadar içeriklerimi şu şekilde optimize etmek istiyorum veyahut da şu aralıklarla bir şeyler paylaşmak istiyorum veyahut da şunu şunu hayata geçirmek istiyorum gibi hedefler
belirleyip onları tek tek yapmak benim elimde olan bir şey.
Ben genelde hedeflerimi bu bakış açısıyla şekillendirmeye çalışıyorum.
Evetteki siz daha farklı yöntemlerde izleyebilirsiniz.
Tamamen size kalmış.
Öncelikli olarak yılın ilk yarısını değerlendirmekle başlayacağım.
Bu değerlendirmeyi yapmak için kendime sorduğum bazı sorular var.
İlk sorum şu. Geçtiğimiz 6 ayda konfor alanımın dışına hiç çıktım mı?
Ve daha önce yapmayı deneyimlemediğim bir şeyi deneyimledim mi?
İkincisi. Neleri başardım ve nelerden vazgeçtim?
Üçüncüsü. Geçtiğimiz 6 ay boyunca hayatımda bana en çok şükran hissettiren neler oldu?
Dördüncüsü. Geçtiğimiz 6 ayda atlattığım ne gibi zorluklar oldu ve ben bu zorluklardan neler öğrendim?
Beşincisi... Hayatımda bana iyi gelmeyen, benim iyi oluşuma hizmet etmeyen ne gibi alışkanlıklar, işler, ilgi alanları, hayatta insanlar var ve bunlar eğer hayatımda olmasaydı nasıl bir
yaşamım olurdu? Son olarak da hangi alışkanlıkları geliştirmek ve hangilerini terk etmek istiyorum?
Şimdi ben bu soruların hepsini kendi kendime yanıtladım ve yılın ilk 6 ayına baktığımda, kendi değerlendirmemde aslında hedeflerimin yaklaşık böyle bir yarısına kadar ulaşmışım.
Özellikle sağlıkla ilgili hedeflerim vardı.
Bunların içerisinde daha iyi bir uyku kalitesine sahip olmak, düzenli olarak spor yapmak, çok daha iyi beslenmek gibi maddeler var.
Aslında bu maddelerin hepsini tam anlamıyla birer alışkanlık haline getirdiğimi söyleyebilirim.
Uyku kalitem olabildiğince iyi.
Sabahları çok erken kalkıyorum.
Evde sürekli yemek pişiriyorum.
Dışarıdan yemek yeme oranım çok çok düştü.
Sebzeme ve tüketimim ciddi anlamda arttı ve düzenli olarak spor yapıyorum.
Bir beslenme uzmanı ile birlikte çalışıyorum bu süreçte.
Gerçekten de böyle...
Sağlık noktasında, bedensel olarak kendimi iyi hissetme noktasında belli bir alışkanlık geliştirdiğimi hissediyorum.
Ve bu alışkanlığı bırakmak gibi bir niyetim asla yok.
Biliyorsunuz ki çabayla elde edilen şeyler de insana zevk veriyor.
Belki ilk başlarda işte spor salonuna gitmek, sürekli evde yemek pişirmek, sağlıklı beslenmeye çalışmak insanın acı veriyor.
Fakat zaman içerisinde bedeniniz daha iyi oldukça, kendiniz daha iyi hissettikçe...
Bu ritimden zevk almaya başlıyorsunuz.
Ben tam olarak şu an o aşamadayım.
Ve kendimi çok iyi hissediyorum.
Bunu hiç bırakmayı düşünmüyorum.
İşle ilgili koyduğum bazı hedefler vardı.
Bunlardan bir kısmına ulaştım.
Bir kısmı ise hala birazcık böyle karamolde gibi.
Fakat henüz 6 ayım var.
Yani bu 6 aylık süreçte bunları hala iyileştirebilirim.
Son sorduğum sorudaki özellikle alışkanlıkları geliştirmek ve hizmet etmeyen yani bize hizmet etmeyen alışkanlıkları bırakmakla ilgili kısma bence çok iyi yanıt vermeye çalışın.
Çünkü alışkanlıklar hayatımızın temel taşlarını oluşturuyor.
Bizler gerçekten de her gün ne yapıyorsak oyuz.
Düzenli olarak gün içerisinde yaptığım şeylere dikkat etmiyorsam ve kendi kendime zarar veren, kendimi sabote eden davranışlarımı...
Her gün yapıyorsam elbette ki ne yılın sonunda, ne ortasında, ne de başında kendimden memnun olmayacağım.
Yine böyle bırakmak istediğim alışkanlıklarla ilgili düşündüğümde aklıma direkt olarak elbette ki telefon ve sosyal medya geliyor.
Sosyal medyada ben çok fazla vakit geçiriyorum çünkü işim bu olduğu için.
Ancak bundan memnun muyum?
Tabii ki de değilim. Her ne kadar işim sosyal medya olsa bile bu kadar çok vakit geçirmeme bence gerek yok.
Çünkü hayatımın çok fazla çaldığını düşünüyorum.
Mesela bu bayram tatilinde 5 günlük bir sosyal medya detoksu yaptım ve hiçbir şekilde Instagram'a girmedim mecbur kalmadıkça.
Ve tabii ki de bu 5 günlük süreçte Instagram'a girmemem, hikaye paylaşmıyor olmam direkt olarak etkileşimlerimi düşürdü.
Çünkü sosyal medya böyle bir yer.
Bence içerik üreticilerinin de tüketen bir tarafı olduğunu düşünüyorum.
Yani gelecek yıllarda sosyal medyayı...
İlişkim nasıl şekillenecek ve bunu tam olarak nasıl sistematize edeceğim bilmiyorum.
Fakat üzerine hala düşünmekle meşgulüm.
Uzun süreli detoks dışında da gün içinde sosyal medya kullanımımı azaltmak için çok güzel bir uygulama keşfettim.
Adı Opal ve bu uygulamayı şu an ücretli olarak kullanıyorum ben.
Gün içerisinde sosyal medya veyahut da girmek istemediğiniz app'leri direkt olarak engelliyor.
Saatlerini siz belirliyorsunuz, sürelerini siz belirliyorsunuz.
Mesela ben sabah ilk uyandığım zamanları, gün içerisinde derin çalışma modumda olduğum zamanları bu şeylerin içerisine ekledim.
Ve o sürelerde hiçbir şekilde ne Instagram'ı ne...
WhatsApp'ı ne de başka bir yere açamıyorum.
Mesela bazen aklıma çalışırken bir şey geliyor ve diyorum ki bunu Instagram'da storylerde paylaşmalıyım.
Sonra açıyorum telefonu ve Instagram'a ulaşamadığımı fark ediyorum.
Belki o anda o storyyi paylaşmak için Instagram'a girsem sonrasında içerisinde kaybolacağım ve 2 saat boyunca çıkamayacağım.
Ki genelde böyle oluyor sosyal medyanın bağımlılık yapıcı tarafından.
Artık hepimiz biliyoruz.
Bu yüzden bu uygulamayı kullanmak hayatımda henüz kısa bir dönemde dahi olsa baya büyük bir değişim ve dönüşüm getirdi.
Bunu hissediyorum. Eğer sorularımızı yanıtladıysak ve geçtiğimiz 6 ayı şöyle bir değerlendirmesini yaptıysak artık sıra geldi önümüzdeki 6 ay için hedeflerimizi belirlemeye.
Genelde ben kendim için çok fazla hedef belirlemeyi sevmiyorum.
Yani maksimum 2 veya 3 hedef koyuyorum önüme ve bunları ulaşmaya çalışıyorum.
Ve dediğim gibi zaten hem 6 aylık hem de 3 aylık şekillerde bunu planlıyorum.
Fakat bugün 6 aylık kısmından bahsedeceğim.
Mesela belirlediğim hedeflerden bir tanesi geçtiğimiz 6 ayda bir mail bülten oluşturmaktı.
Çünkü beni eğer takip ediyorsanız Instagram'da mutlaka biliyorsunuzdur uzun uzun yazılar yazmaktan ve bir şeyleri paylaşmaktan çok keyif alıyorum.
Fakat özellikle Instagram'ın o hızlı tüketilmeyi isteyen doğası benim içeriklerim için yeterli olmuyor.
Ve kendimi tam olarak aslında orada ifade edemediğimi düşünüyorum.
Sürekli bir şeyleri kısaltmam ve daha tüketilebilir hale getirmem gerekiyor.
Ki bu hiç benlik bir şey değil.
ise bu konudaki yaralarımı saracak bir şey olacak bence.
Tamamen ücretsiz bir mail bülten bu.
Eğer katılmak isterseniz açıklamalar kısmına da katılım linkini bırakacağım.
Her hafta pazartesi günü geçtiğimiz hafta nelerden etkilendim, neleri sevdim, hangi içerikler hoşuma gitti aslında bunları anlattığım bir yazı göndereceğim.
Aynı zamanda belki geçtiğimiz hafta içerisinde deneyimlediğim, gözlemlediğim bir şeyle ilgili genel görüşlerim de yazabilir bu bültende.
Çok beğendiğim bir kitaptan da bahsedebilirim.
Bir kitap incelemesi de paylaşabilirim.
Çok hoşuma giden bir YouTube videosu da paylaşabilirim.
Belki hoşuma giden bir alıntı olabilir içerisinde.
Aslında genel olarak bana ilham olan, kendimi beslediğim şeyleri sizlere ulaştırdığım bir bülten olacak bu.
Pazartesi sabah göndermemin sebebi de şu.
Yeni haftaya başlarken belki de hafta boyunca...
O bültenin içerisindeki içerikleri veyahut da önerileri okuyacaksınız, tüketeceksiniz.
Ve kendinizi bir şekilde daha iyi bir hale getirmek, geliştirmek için fırsatınız olmuş olacak.
Dediğim gibi tamamen ücretsiz.
Benim böyle uzun uzun yazılar yazıp beğendiğim ve keşke başkaları da bunu bilse dediğim şeyleri aslında paylaştığım bir yer olacak.
Eğer abone olursanız beni çok mutlu edersiniz.
Çünkü ne kadar çok insan abone olursa o kadar çok motivasyonum artıyor.
Bu da yaptığım işin doğası. Yapacak bir şey yok.
Tabii ki de bu geçtiğimiz 3 ayın hedeflerinden birisiydi ve ben son anda bunu gerçekleştirebildiğim için kendimi çok mutlu hissediyorum.
Fakat önümüzdeki aylar için yine kendime 3 tane hedef koydum.
Genelde hedeflerimi koyarken hem smart hedefleri takip ediyorum.
Smart hedefler belirli, ölçülebilir, ulaşılabilir, bizimle ilgili yani hayatımıza bir şey katacak olan ve aynı zamanda zamanı belli.
olan hedefler demek. Smart hedeflerde çok detaylı çalışmak gerekiyor.
Aslında oldukça etkili.
Eğer tek tek hedeflerinizi bu şekilde ölçümlendirmek istiyorsanız kullanabilirsiniz.
Fakat benim aynı zamanda kullandığım farklı bir yöntem daha var.
O da hedefleri sistemleştirmeye çalışmak.
Birinci olarak bir hedef koyarken kendime şunu soruyorum.
Ben bunu gerçekten istiyor muyum?
İkinci olarak eğer yanıtım evet ise bu hedefi olabildiği kadar böyle ulaşılabilir ve küçük bir hale getiriyorum.
Diyelim ki benim bir kitap yazma hedefim var ve kitap yazmak çok büyük bir hedef.
Yani bir kitap yazacağım ama nasıl yazacağım?
Belki bugün iki sayfa yazacağım, sonra on sayfa yazacağım, sonra elli sayfa yazacağım.
Veya işte bir podcast başlatmak istiyorum ama bunu nasıl başlatacağım?
Sadece başlatmak var zihnimde.
Bir ilk adım atmam gerekiyor.
Genelde benim hedeflerim bu adımlar oluyor.
Yani kitap yazma işine geri dönecek olursak bunu nasıl düşünebiliriz?
Diyelim ki benim bu kitabı yazmak için her gün 3 sayfa yazı yazmam lazım.
Böyle bir şey görüyorum.
Ve artık benim hedefim bir kitap yazmak değil.
Her gün 3 sayfa yazı yazmak oluyor.
Bu şekilde devam ettiğimde büyük ihtimalle bir veya iki yılın sonunda kitabımı da yazmış olacağım.
Diyelim ki sizin daha fazla kitap okumak gibi bir hedefiniz var ve bu alışkanlığı nasıl geliştireceğinizi bilmiyorsunuz.
Yine bahsettiğim gibi aslında belki sevdiğiniz kitaplardan bir liste hazırlamak, sonrasında ise bu kitaplardan her gün ne kadar okuyacağınıza karar vermek ve bunu yapmaya başlamakla yola çıkabilirsiniz.
Böyle bir plan oluşturmak ve bu plana aslında her gün günden güne uymak uzun vadede...
çok daha büyük yerlere varmamıza yardımcı oluyor.
Bununla ilgili şöyle bir örnek vermek istiyorum.
Kışın elbette ki herkes gibi ben de birkaç kilo aldım.
Ve aldığım bu birkaç kilo yazlık kıyafetlerimin artık içine girmemi engellemeye başladığını gördüm.
Ve dedim ki kilo vermem lazım.
Bu bir hedef. Kıyafetlerimi çünkü yeniden giymek istiyorum.
Ancak kilo vermem lazım dedikten sonra hiçbir şekilde kilo veremedim.
Çünkü işte iki gün dikkat ettim, üçüncü gün dikkat etmedim, dört gün dikkat ettim, sonraki yedi gün dikkat etmedim.
Bir türlü dikkatimi beslenme üzerine yoğunlaştıramadım.
Sonrasında dedim ki bu işe bir el atmam lazım ve bir diyetisyene gittim.
Haftada bir kendisiyle görüştük ve ben aylardır vermeye çalıştığım kiloları...
3 hafta içerisinde verdim.
Bu aslında bir şeyin zamanının olması, belli bir süresinin olması ve hesap verilebilir olması daha doğrusu takip edilebilir olmasıyla alakalı.
Eğer bu şekilde hedeflerini sistemleştirmeyi denerseniz belki de 6 ayda yapamadığınız şeyi 3 hafta içerisinde yapacaksınız.
Ve aynı zamanda burnout da yaşamıyorsunuz böyle yaptığınızda.
Çünkü o sistematik bir şekilde gitmiş oluyor.
Yine benim beslenme örneğime dönecek olursak kilo vermeye çalıştığım o dönemde her seferinde vicdan azabı çekiyordum.
Şekl olarak kendimi eziyet ediyordum.
Bu kiloları vermem gerekiyor, kıyafetlerim olmuyor diye üzülüyordum.
Bir yandan da dışarıda hamburger ve brownie'leri yemeye devam ediyordum.
Fakat sonrasında zamanı belli olan biriyle çalıştığım bir sürece girdikten sonra 3 hafta içerisinde bu olayı hallettim ve bu kilo verme sürecim aynı zamanda bana hedeflerimle ilgili de çok fazla şey öğrettim.
Nasıl kilo verirken haftada bir diyetisyenime gidip orada benim kilomu ve ilerlememi gözlemliyorsak yani bunu ölçümlendiriyorsak hedeflerimle ilgili de kendimi daha sık ölçümlendirmeye karar verdim.
Dediğim gibi 3 aylık periyotlarda bunlara bakıyordum ama belki de bunu daha da kısaltmam, 1 haftalık, 2 haftalık periyotları indirmem gerekiyor diye düşünmeye başladım.
Çünkü şöyle önümüzdeki 6 aya baktığımızda yaşadığımız günün bir önemi yokmuş gibi geliyor.
O 6 ayı oluşturan şeylerin hepsi...
Yani bu günleri, bu haftaları tek tek gözden geçirmedikçe ve kendimiz takip etmedikçe genel olarak ipin ucunu kaçırıyoruz.
Ve son olarak da sizlerle yaz için okuma listemi paylaşmak istiyorum.
Hazır böyle alışkanlıkları geliştirmekten, güzel şeylerden bahsetmişken belki de bu yaz tatilinde daha fazla kitap okumayı hayatınıza sokabilirsiniz.
Kitap okumanın faydaları ile ilgili iki tane podcast bölümüm var.
Eğer hala ikna olamadıysanız onları dinleyebilirsiniz.
Bu önereceğim kitapların hepsi gerçekten hem...
Oldukça akıcı hem de çok güzeller.
Dilleri çok harika. Her yerde okuyabilirsiniz.
Yaz tatilinizde de, evinizde de.
Ve eminim okuduktan sonra bana teşekkür edeceksiniz.
İlk kitabım Magda Zabo'dan Kapı.
Magda Zabo benim en sevdiğim yazarlardan biri.
İlk okuduğum kitabı İza'nın şarkısıydı.
Ve onu böyle bir 10-15 defa falan önermiş olabilirim Instagram hesabımda.
Böyle bir yazım dili, böyle bir anlatış, karakterleri bu şekilde betimleme...
Duyguları bu şekilde anlatma, böyle bir gözlem yeteneği gerçekten çok az yazarda gördüm.
Ve bu yazarlardan bir tanesi de Javier Marias'tır.
Ve Javier Marias'ın Kara Sevdalılar kitabı da elbette ki yaz okuma listemizde var.
Fakat Kara Sevdalılar ile ilgili şöyle bir anekdodum olacak.
Dili birazcık ağır. Eğer çok detaylı yazılmış şeyleri okumayı sevmiyorsanız sizin için sıkıcı olabilir.
Fakat ben böyle insan üzerine yapılan detaylı gözlemleri, betimlemeleri, uzun uzun yazılan paragrafları çok sevdiğim için benim için harika bir okumaydı.
O yüzden bunu birazcık kendi zevkinize göre değerlendirebilirsiniz.
Üçüncü kitabım Bonnie Garmus'un yazdığı Bir Kimya Meselesi isimli kitap.
Biz bu kitabı kitap kulübümüzde okuduk ve evet bir kitap kulübümüz var.
Podcast'ta birkaç defa daha bahsetmiştim.
Eğer katılmak isterseniz.
Bu yaz döneminde kendinize böyle bir alışkanlık geliştirmede daha çok destek olmak isterseniz açıklamalar kısmında onun da linkini bırakacağım.
Bir Künya meselesi oldukça dil basit.
Hatta ilk başladığımda böyle çok böyle bana cheesy gelmiş bir kitaptı.
Fakat devam ettikçe karakterlerle, anlatılan şeylerle o kadar çok bağ kurdum ki.
Özellikle ana kahramanımız Elizabeth'in başına gelenler ve yaşadıkları kendi hayatımla çok fazla özdeşleştirdim.
Ve ana karakteri çok sevdim.
Onun hayata tutunma sevgisi.
kendi olmaya devam edişini çok sevdim.
Eminim ki bu kitabı okuyup da sevmeyecek olan çok az insan vardır.
Özellikle yaza çok yakışacak bir kitap diye düşünüyorum.
Dördüncü kitabım Herman Hesse'den Ağaçlar.
Ağaçlar bir roman değil.
Fakat benim en sevdiğim kitaplardan bir tanesi.
Çok kısa bir kitap ve adı üzerinde Ağaçlar üzerine yazılmış bir kitap.
Normalde Herman Hesse'yi ve kalemini çok severim.
Fakat Ağaçlar'ın yeri...
Çok daha ayrı bir yere oturdu.
Bunu nasıl anlatabileceğimi dahi bilmiyorum.
Genelde bu kitabı böyle parka yürüyüşe gittiğimde veyahut da bir ormana gittiğimde okumayı seviyorum.
Size de ağaçların arasında olduğunuz bir zamanda okumanızı öneririm.
Gerçekten çok farklı şeyler hissedeceksiniz okurken.
Beşinci kitabım Tove Ditlevsen'in yazdığı Kopenhang Üçlemesi.
Aslında bu bir kitap değil, üç tane kitaptan oluşuyor.
Kitapların adları Çocukluk, Gençlik ve Bağımlılık.
Kitaplar yazar Tove Ditlevsen'in kendi otobiyografisi üzerinden şekilleniyor.
Özellikle ilk kitabı Çocukluk benim için derin bir kitaptı.
Kötü geçen bir çocukluğu ve oradaki hisleri öyle güzel, öyle şiirsel ve dilli anlatıyordu ki hala unutamıyorum.
İkinci ve üçüncü kitaplarını da çok sevdim.
Fakat en fazla bağ kurduğum...
İlk kitabı oldu. Bu tip eserleri okurken bazen böyle kendimi bir şiir okuyormuş gibi hissediyorum.
Son olarak da önereceğim kitap Tatar Çölü.
Aslında Tatar Çölü'nü bundan önce önermiş olma ihtimalim yüksek.
Fakat yine de önermek istedim.
Biz bu kitabı da kitap kulübümüzle birlikte okumuştuk.
Tatar Çölü bana durmanın, harekete geçmemenin, aslında yaşayacağım bir hayat varken kendi korkularım, endişelerim veyahut da olmamışlıklarım yüzünden o hayatı yaşamayı tercih etmeyişimin
İnsanı nasıl bir yıkıma götüreceğini, beni nasıl bir yıkıma götüreceğini göstermişti.
Ana karakteri hala zaten kalbimde derin bir yarıdır.
Ve o kitabı okuduktan sonra kendime bir söz vermiştim.
Bu hayatı kaçırmayacağımı, hayallerim, hedeflerim için çalışacağıma dair bir sözdü bu.
Ve o günden beri o sözü hiç tekletmeden tutmaya devam ediyorum.
Belki de... Uzun zamandan beri bir rehavet altındasınız, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz.
Tatar Çölü size çok farklı bakış açıları katabilir.
Belki size birazcık depresif dahi gelebilecek bir kitap ama günün sonunda hissettirdikleri...
Eğer harekete geçersek bizi daha farklı bir yere taşıyacaktır.
Yaz için aslında listem bu şekilde.
Zaten büyük ihtimalle bunların hepsini alırsanız okumanız bir iki ay, üç ay sürecektir.
Şimdiden hepinize harika bir yaz diliyorum.
Podcast yazın sezon arası vermeyecek.
Yani devam edeceğim podcast atmaya.
Bir düşündüm sezon arası vermeyi.
Fakat dediğim gibi yazın sadece yatmayı sevmiyorum.
O yüzden yine burada yeni bölümlerde görüşmeye devam edeceğiz.
O halde yeni bölüme kadar kendinize çok iyi bakın.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Eğer bölümü sevdiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
