
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni yıla girmeye iki gün kaldı. Her ne kadar başlıkta yeni yıl dilekleri desem dahi anlattıklarım yılın her zamanı uygulanabilir. Hedeflerimize bizi ulaştıracak, daha disiplinli ve doyumlu bir hayat yaşamak için bize yardımcı olacak maddelerden bahsettiğim bu bölüme hepiniz hoşgeldiniz. Umarım keyifle dinlersiniz. Bu arada burayı okumayı seven herkese sarılıyorum. Yeni yılınız kutlu olsun ve tüm dilekleriniz gerçekleşsin :)
*******
Bana yazın: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler podcastinden herkese merhaba.
Ben Bilge. Bölüme başlamadan hemen sormak istiyorum.
Beni özlediniz mi?
Ben sizleri çok çok özledim, bu mikrofonu elime alıp konuşmayı çok özledim ve 3 aylık bir aranın pek çok talihsizliğin ve başıma gelen umulmadık olayların sonucunda yine de yeni
yıl bitmeden sizinle buluşmayı başardığım için çok mutluyum.
Diyeceksiniz ki Bilge'cim eğer bizi bu kadar özlediysen neden beklettin?
Hepsini açıklayacağım, söz veriyorum.
Böyle sevdiği birisine yanlış yapmış ve kendini affettirmeye çalışan bir insanmışçasına her şeyi size anlatacağım.
İnanıyorum ki siz de beni anlayacaksınız.
Bana attığınız mailleri, mesajları hepsini okuyorum ve elimden geldiğince geri dönmeye çalışıyorum biliyorsunuz.
Bu süreçte yani yeni bölümlerin gelmediği süreçte sizden çok fazla mesaj ve mail aldım.
Dönemediklerim için de üzgünüm hepsini okuduğumu bilin çok teşekkür ederim.
Biraz kafamın dağınık olduğu zor zamanlar geçirdim ama sonuçta...
Bir de Instagram'dan eğer takip ediyorsanız zaten orada app story falan paylaşarak kendimi size hatırlatmaya devam ediyorum.
Bu aslında bir yeni yıl bölümü.
Ben bu kaydı alırken...
yeni yıla girmemize 3 gün falan kalmış bulunmakta.
Ama olsun. Yeni yılda dileklerimizi gerçek kılmak ve hedeflerimize ulaşmak üzerine konuşacağız.
Ama biliyorsunuz ki böyle şeyler için yeni yılın gelmesine gerek yok.
Her zaman hedeflerimiz için, dileklerimiz için çalışmaya başlayabiliriz.
Hatta yeni yılda yeni hedefler koymak, dilekler tutmak biraz kilişe gelebilir.
Ama şöyle bir durum var. Ben bu kilişeyi çok seviyorum.
Her kilişe kötü değildir benim gözümde.
Bu nedenle kilişe dahi olsa böyle bir Bölüm yapmak Aralık ayının başından beri aklımda.
Eskiden beri podcast dinleyenler bilir.
Geçen yılda aynı şekilde Aralık'ın sonunda yeni yılla ilgili bir bölüm yapmıştım.
Ve dönüp o bölümü dinlediğimde ve o zamanki hayatıma baktığımda bir de şimdikine baktığımda arada bir uçurum ve müthiş bir fark görüyorum.
Kendi hayal ettiğim yerde olduğumu söyleyebilirim.
Hayatım içerisinde pek çok gitgeller yaşadım.
Pek çok zorluklarla karşılaştım.
Ama sabırla ve azimle çalışmaya devam ettiğim için şu an arzu ettiğim ve mutlu olduğum yerde.
diyebilirim sanırım. Sonuçta hepimiz insanız ve hayat karşımıza garip sürprizler çıkarabildiği için hiçbir şeyden %100 memnuniyet duymanın mümkün olduğunu düşünmüyorum.
Ama genel anlamında halimden memnunum arkadaşlar.
Geçenlerde hatta bir mesaj geldi bana.
2021 yılının Ekim ayı gibi bir bölüm yayınlamışım ben.
Başarının sırrı nedir isimli ve o bölümde şey demişim.
Bir yıl sonra bu bölümde anlattığım şeyleri uygulayıp başarılı olup olmadığımı sizlerle paylaşacağım.
O bölümde azimin ve çabanın öneminden bahsedeceğim.
Hatta bununla ilgili pek çok bilimsel veriden ve okuduğum kitaplardan alıntılar yapmıştım.
Gerçekten de geçtiğimiz bu yıl yani 2022 yılı benim için azmin ve vazgeçmemenin yılıydı.
Böyle çok garipti. Bir an her şey çok karanlığa düştü.
Hiçbir şey olmayacakmış gibi geldi.
Depresyona girdim yazın.
Bir depresyon süreci atlattım bu arada.
Çok zordu. Hatta o zaman podcast'e sezon arası vermiştim.
Belki hatırlarsınız. Sonrasında birden yeniden yolum aydınlandı.
Yeniden düzlüğe çıktım.
Sonra yeniden bazı kötü şeyler oldu ve yeniden güzellikler geldi.
Ama yine de ne olursa olsun yeni yıla, umutla ve yeni hayallerle girmek niyetindeyim.
Hatta şimdi aklıma gelmişken sizinle paylaşmak istiyorum.
Geçenlerde bir arkadaşımla oturuyordum.
Eskiden beri tanıdığım bir arkadaşım.
Daha bu podcast yokken.
bile o hayatımdaydı.
Ve ona aldığım yeni bir iş teklifinden bahsettim.
Bana büyük bir içtenlik ve samimiyetle dedi ki Ben uzun zamandan beri senin sabırla ve azimle çalışmanın karşılığını aldığını düşünüyorum.
Beni tanıyan, benimle uzun vakit geçirmiş bir insanın böyle demesi, böyle düşünmesi benim için gerçekten çok kıymetli ve değerliydi.
Başardığım şeylerin, geldiğim noktanın bir şekilde tesadüf olmadığını bir kez daha hisset.
Bu arada buna bölümün içerisinde biraz daha değineceğim ama geldiğimiz nokta başarı derken herkesin kafasındaki başarıdan bahsetmiyorum.
Kendi gelebileceğimiz en...
iyi yerden bahsediyorum. Ben de olabileceğim en iyi yerde olduğuma inanıyorum şu an için.
Fakat dilekler, başarı bunlara girmeden ben hemen neden yeni bölümlerin gelmesinin bu kadar uzadığını size bir anlatayım.
Biliyorsunuz ki ben bu podcastta her zaman samimi, içten ve dürüst olmayı çok seviyorum.
Bundan öncesinde de bahsetmiştim hangi bölümde hatırlamıyorum gerçekten.
Böyle 3-4 arkadaşımla oturup karşılıklı olarak anlatamadığım şeyleri Buradan mikrofonu elime aldığımda binlerce kişiye anlatabiliyorum.
Ve bu bana her zaman çok garip geldi.
Nedenini bilmiyorum gerçekten.
Birden böyle bir şeyleri anlatasım, bir samimileşesim geliyor.
Belki de sizden gelen geri dönüşler nedeniyledir bu.
Çünkü burada çok güzel, çok tatlı bir kitle var ve hepimiz aslında arkadaş gibiyiz.
Böyle samimi olduğum için, her şeyi anlattığım için de bu podcast'ı dinleyen insanlar, daha doğrusu dikkatli de dinleyen insanlar beni kolaylıkla tanıyabilirler.
Bir önceki bölüm... dinleyenler de bilir ki ben yeni bir şehre taşındım ve bu şehirde eskiden beri tanıdığım kimse yok bir arkadaşım hariç ve bu insanlara podcast yaptığımı söylüyorum ve onlar da dinliyorlar biliyorum bir kısmı en azından dinliyor
podcast'ı dinleyerek benim henüz onlara anlatmadığım şeyleri bu insanların dinleme fikri nedense canımı sıktı yani çok garip gelebilir Fakat yüzle tanıştığım insanlarla,
fiziksel ortamda vakit geçirdiğim insanlarla daha yavaş tanışmayı, daha yavaş ilişkileri ilerletmeyi seviyorum.
Birisi kulaklıklarını takıp podcast'ı dinlese benim pek çok konu hakkındaki görüşümü öğrenebilir, benim bakış açımı anlayabilir, hatta benim karakterimle ilgili pek çok çıkarımda da bulunabilir.
Bu nedenle böyle garip bir bocalama yaşadım.
Podcast'ı ne şekilde ilerletmek istediğime karar vermem gerekti.
Ve şunu söyleyebilirim ki ben aynı bu şekilde...
Podcast'e devam etmek istiyorum.
Aynen hayatımdan örnekler vermeye, bütün samimiyetimle burada var olmaya devam etmek istiyorum.
Bu nedenle güzel haber.
Eminim aranızda buna sevinenler olacaktır.
Yeni yılda çok daha sık birlikte olacağız.
Hatta umuyorum ki aynı eskiden olduğu gibi her hafta buluşacağız.
Harika konular biriktirdim.
Çünkü yaşadığım bu süreç içerisinde zorlandığım çok fazla konu oldu.
Kendimi öğretmem gereken, kendimi eğitmem gereken çok fazla şey yaşadım.
Ve onların her bir... Birini birer podcast bölümüne dönüştürmeyi, bu konuda yaptığım araştırmaları ve kendi hayatımda edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşmayı sabırsızlıkla bekliyorum.
Bir diğer nedeni ise bu bölümlerin bu kadar gecikmesinin benim mükemmelliyetçiliğim.
Mükemmelliyetçiliği aşmak üzerine podcast bölümü yapıp da kendi mükemmelliyetçiliğinin kurbanı olmak kaçıncı level gerçekten bilmiyorum.
Ama bundan bir buçuk ay önce falan sanırım birkaç bölüm kaydettim ve yayınlayamadım.
Çünkü hiç beğenmedim arkadaşlar ve beğenmedim.
beğenmediğim bir şeyi bana yayınlatamazsınız.
Böyle bir şey mümkün değil. Şu an içimden dua ediyorum.
Lütfen bu bölümü editten sonra beğeneyim.
Amin. Bir diğeri ise bilenler bilir.
Ben bu bölümü ikinci kez kaydediyorum arkadaşlar aslında.
Maalesef ki bir önceki bölümümüz silindi.
yeni yılla ilgili yaptığım bölüm birkaç gün önce yapmıştım.
O bölüm silindikten sonra ben birkaç saat ağladım falan perişan oldum kendimden geçtim çünkü.
Çok güzel ve uzun bir bölüm olmuştu ve editi de bitmek üzereydi neredeyse.
Bilgisayarımın azizliğine uğradım.
Hatta işte bu kadar çok üzüldüğüm için abartıyorsun diyenler falan oldu ama abarttığımı hiç düşünmüyorum.
Çünkü büyük bir hevesle kaydettiğim ve sizlerle paylaşmak için sabırsızlandığım bir bölümdü.
Fakat sonrasında dedim ki yapacak bir şey yok.
Hayat başımıza gelenler değil o başımıza gelen şeylere verdiğimiz tepkilerdir.
Bu nedenle aldım elime mikrofonu yeniden ve yeniden bir yeni yıl bölümü kaydediyorum.
Hem kendim için hem sizler için.
Şimdi kısa bir intro müziğe giriyorum ve ondan sonrasında yeniden buluşuyoruz.
Yeni yılda dileklerimizi ve hedeflerimizi gerçekleştirmek üzere konuşuyoruz.
Ben biliyorum ki bu podcastı dinleyen herkesin ama herkesin başarmak istediği bir şey, varmak istediği bir yer ya da kavuşmayı arzu ettiği bir dileği var.
Ve sadece bunları dilemekle, arzu etmekle kalmıyor.
Bunlar için... çabalıyorlar.
Bunu nereden biliyorum? Çünkü bu tarz bölümler her zaman çok fazla ilgi görüyor.
Aynı zamanda ben bir şeyleri başarmayacaksak yani başarmaktan kastım sadece maddi bir başarıdan bahsetmiyorum ya da bir şeylerin olması için çabalamayacaksak tembel tembel yatacaksak neden bu dünyaya geldik
acaba? Bunu sorgularım.
Neden buradayız? Yani kendimizi keşfetmek Yeni olasılıklar yaratmak, yeni versiyonlarımıza ulaşmak ve kavuşmak için değil mi?
Beni tanıyanlarınız biliyor. Ben zaten kendilik diye bir şeye inanmam.
Bir özün var olduğuna inanmıyorum.
İnsanın kendini inşa ettiğine inanıyorum.
Ve kendimizi inşa etme süreci de her zaman bir adım daha ileriye gitmek, daha öteye ulaşmak değil midir?
Sadece durduğumuz yerde kendimizi inşa edebilir miyiz?
Bence hayır. Belki yapanlar vardır.
Böyle bir yol seçenler de vardır.
Ama benim için şu anlık kendimi bulma, kendimi inşa etme ve olduğum kişiye...
şeyi dönüştürme ve olabileceğim en iyi versiyonu bulma yolu bu.
İlerlemek. Yerimde durmamak.
Bu bölüm için hazırlanırken de YouTube'da bir video izledim ve o videodan etkilenerek aslında başladım çalışmalarıma.
Bu videoyu şu an adını hatırlamadığım bir içerik üreticisi tavsiye etmişti.
Jim Rohn'un Five Fundamentals of Success isimli bir konuşması aslında bu.
Oldukça da eski bir konuşma.
Bu tarz videoları kolay kolay izlemiyorum çünkü hepsi aynı şeyi tekrar ediyormuş gibi geliyor.
Ama itiraf etmeliyim ki burada Jim Rohn'un yaptığı konuşmada başarıya ulaşmanın yolu...
Böyle sıra sıra ve çok iyi bir özeş şeklinde sunulmuştu.
Ben birazcık o videodan esinlendim hazırlanırken.
Birazcık da Deepak Chopra'nın Başarının 7 Spiritüel Yasası isimli kitabından faydalandım.
Spiritüel bir insan olmadığımı sanırım 100 kere falan söylemiş olabilirim.
Ve bu kitapta ilk kelime geçtiğinde şey demiştim.
Ne? Başarının 7 spritüel yasası mı?
İşim olmaz. Fakat sonrasında kendi kendime şöyle düşündüm.
Bilge dedim yani sürekli aynı şeyleri okuyarak, sürekli sana mantıklı gelen şeyleri okuyarak bir yere varamazsın.
Eğer farklı şeyleri ve farklı olasılıkları keşfetmek istiyorsan yeniliklere açık olman gerekiyor.
En azından zihnin farklı bir şey...
Görmüş olur dedim ve kitabı okumaya başladım.
İtiraf etmeliyim ki içerisindeki çoğu şeye katılmıyorum.
Deepak Chopra'nın çoğu görüşüne katılmıyorum.
Ama bazı kısımlar o kadar hoşuma gitti ki o kısımlar hayatımda bir yer edinmeye hak kazandı.
Bölüm içerisinde de kitaptan zaten bazı alıntılar yapacağım ve siz de bana hak vereceksiniz diye umuyorum.
Bu arada hem kitaptan aldığım alıntıları hem o videoda aldığım alıntıları kendimce değiştirdim, dönüştürdüm birazcık.
Hani %100 aynısı asla değil.
Çünkü biliyorsunuz ki...
Bu podcast'ın olayı. Benim öğrendiğim şeyleri kendimce size aktarmam.
O halde hemen size bir cümle okuyarak başlamak istiyorum.
Jim Rohn diyor ki, başarı olağanüstü şeyler yapmak değildir.
Başarı sıradan şeyleri olağanüstü şekilde iyi yapmaktır.
Sanırım bazen hepimiz kendi kendimize oturup başarı olabilmek için daha önce kimsenin yapmadığı bir şey yapmamız gerektiğini ya da olağanüstü bir şeyleri ortaya çıkarmamız gerektiğini düşünürken
yakalıyoruzdur. Fakat...
Gerçek olan şu ki başarılı olmak için olağanüstü bir şey yapmamıza gerek yok.
Sıradan görünen bir şeyi en iyi şekilde yapmak.
Bence bu hepimiz için mümkün olan bir şey.
Yeni bir şey icat etmek ya da yeni bir şeyler üretmek herkes için mümkün olmayabilir.
Ama yaptığı şeyi en iyi şekilde yapmak.
Hepimiz için mümkündür.
Bu videoda yani Five Fundamentals of Success isimli videoda başarının beş yasasından ya da beş maddesinden bahsediyor diyebilirim.
Ve bu maddeleri dediğim gibi kendimce birazcık çevirdim.
Birinci maddemiz felsefe.
Burada felsefeden kasıt sizin felsefi bir şeyler okumanız ya da bir felsefi akımını takip etmeniz değil.
Felsefe özünde bir şeyleri bilmeniz ve o bildiğiniz şeylerle birlikte kendinize bir yaşam tarzı, bir düşünce sistemi oluşturmanız.
Bildiğimiz veya bilmediğimiz her şey aslında hayatımızı etkiler arkadaşlar.
Bildiklerimiz iyi yönde hayatımızı etki ederken bilmediklerimiz hayatımızı kötü yönde etkiler.
Neden? Çünkü bilgi güçtür ve cehalet sanılanın aksine mutluluk değil.
bilmediklerimiz hep bir eksiklik olarak bir kenarda kalırlar.
Bu nedenle bilmeye başlamak ve bilmek için de bence en güzel adımlardan biri okumak olabilir ya da deneyimlemek olabilir bir şeyleri bu yolda atacağımız ilk adım.
Küçük şeylere büyük zaman ayırmak, önemsiz şeylere önemliymiş gibi davranmak bizde fark etmeden geliştirdiğimiz bir davranış olabiliyor.
Ben bunu kendim dahil pek çok insanda aslında gözlemliyorum.
Bu nedenle karşımıza çıkan her şeyi tartmak için neyin önemli neyin önemsiz olduğunun ayırdına varabilmek için iyi bir felsefeye sahip olmak ve yapmak istediğimiz şeyi iyi bilmek gerekiyor.
Aslında hepimiz hayatlarımızın büyük bir kısmını önemsiz şeylere harcamamak için çabalıyoruz.
Öyle değil mi? Daha büyük bir şeyler yapabilmek istiyoruz hepimiz içimizde.
Ama yine de paradoksa bakın ki pek çoğumuz korktuğumuz şeyin içine düşüyoruz.
Önemsiz şeylerin kucağında...
onlarla vakit harcayarak bir ömür harcıyoruz.
Bu gereksiz insanlarla geçirilen vakit olabilir, faydasız bir kitabı okumak olabilir ya da sosyal medyada geçirilen vakit olabilir ya da örnek verilebilir bunu.
Kendi içinizde düşünebilirsiniz.
Bunların tuzağına düşmemek ve hayatın içerisinde önümüze çıkan engelleri tanıyabilmek için, bunları fark edebilmek için iyi bir felsefeye ve aynı zamanda da bunu kırabilmek için
de bilgiye ihtiyacımız var.
Kendi felsefenizi oluşturmak için şu soruları da kendinize sorabilirsiniz.
Hatta ben bu soruları sorduğumda bölümü durdurup bunlara yanıt verebilirsiniz.
Bence bir yıl öncesinde güzel bir egzersiz olacak.
Birincisi senin değerlerin neler ve bu değerler doğrultusunda bir hayat yaşıyor musun?
Kendine karşı dürüst ol.
İkincisi senin için gerçekten önemli olan ne?
Neye önem veriyorsun? Aileye mi?
Arkadaşlarına mı? İşine mi?
Ya da başka bir şeye mi? Önem verdiğin şeyin farkında var.
Sonuncusu ise kafanın içinde taşımaya değer, dikkatini hak eden şey nedir?
Deepak Chopra kitabında diyor ki neye dikkat ediyorsak aslında onu yaratırız.
Ben de bununla ilgili bir podcast bölümü hazırlamıştım ve bölümün başlığı da şuydu.
Hayat neye dikkat ettiğimizdir?
Gerçekten de zihnimizin içerisinde sürekli taşıdığımız, dikkatimizi verdiğimiz şeyler zaman içerisinde hareketlerimizi ve seçimlerimizi şekillendiriyor.
Eğer bir şeyi çok derinden arzu ediyorsak, sürekli onu düşünüyorsak, sürekli dikkatimizi ve odağımızı ona veriyorsak elimizde olmadan ona ulaşmak için aksiyon da alıyoruz.
Bu nedenle neyi arzu ediyorsanız, neyi düşünüyorsanız lütfen dikkatli olun.
A kafamızda taşıdığımız şeylerin Davranışlarımızı ve seçimlerimizi şekillendirmesi buradaki ana mesele.
Sanırım totalde şunu söyleyebiliriz bu konuyla ilgili.
Hayatımızı değiştirmek istiyorsak zihnimizi, yaşam felsefemizi...
Ve düşünce sistemimizi değiştirmeliyiz.
Mesela benim bu yıl kendi içimde geliştirdiğim, okuduklarımdan, öğrendiklerimden ve yaşamımdan harmanlayıp da hayatıma yeni bir madde olarak soktuğum şey şu oldu.
Belirsizlikle barışmak.
Şöyle belirsizliğin hep kötü bir şey olduğunu düşünüyordum bugüne kadar.
Fakat artık anladım ki belirsizlik kötü bir şey değil.
aslında güzel ve olması gereken bir şey.
Hatta bu konuyla ilgili yani belirsizlikle nasıl barıştığımı ifade eden bir alıntı okumak istiyorum size.
Deepak Chopra'nın Başarının 7 Spritüel Yasası isimli kitabından.
Lütfen dikkatlice dinleyin.
Gerçekten kitabın bu kısmını okurken çok etkilendim ve bu kararı almamda büyük bir etkisi oldu bu alıntının.
Chopra diyor ki bilinen ne demektir?
Bilinen geçmiştir.
Bilinen Geçmişin koşullandırmalarının hapishanesinden başka bir şey değildir.
Burada herhangi bir gelişim yoktur.
Gelişimin olmadığı yerde de durağanlık, dağınıklık, düzensizlik ve çürüme vardır.
Öte yandan belirsizlik ise saf yaratıcılığın ve özgürlüğün boy verdiği bereketli topraklardır.
Belirsizlik, varoluşumuzun her anında bilinmeye doğru ilerlemektir.
Bilinmeyen tüm olasılıklar alanıdır.
Her daim taze ve yenidir.
yeni oluşumlara her zaman açıktır.
Belirsizlik ve bilinmeyen olmaksızın yaşam yıpranmış anıların tekrarıdır sadece.
Böyle bir yaşamda geçmişin kurbanı haline gelirsiniz ve dünkü halinizden arda kalanlar bugününüzü işkenceye çevirir.
Ve ben de önümüzdeki yıl dünkü halimden arda kalanların bugünümü işkenceye çevirmemesi için bilinmezlikle, belirsizlikle Barışma kararı aldım.
Hatta bunun için önümüzdeki yıl beklemedim tabii ki de.
Hemen şu dakika aldım.
Bilinmeyenin yaratıcılığına kendimi bırakmaya karar verdim.
Hayatta zorlandığımız şeylerle baş edebilmenin ve kendi düşünce sistemimizi en iyi şekilde var edebilmenin yolunun okumak, bilmek ve düşünmek olduğunu düşünüyorum.
Ve bu da bizi aslında ikinci maddemize getiriyor.
İkinci maddemiz davranışlarımızı ve düşüncelerimizi...
Cimrol o videoda diyordu ki duygularımız okula gitmelidir.
Çünkü duygular davranışları takip eder.
Eğer hislerimizin kurbanı olursak yanlış davranışlarda bulunuruz.
Ancak mantıklı davranıp davranışı öne alırsak duygular da onu istemsizce takip edecektir.
Buna şöyle bir örnek verebiliriz.
Bazı sabahlar uyandığımda gerçekten hiçbir şey yapmak istemiyorum.
Yataktan kalkmak istemiyorum.
Sadece yatmak ve yatağın içerisinde saatlerce öyle boş boş tavanı izleyerek vakit geçirmek istiyorum.
Ama sonra diyorum ki kızım hadi kalk.
Saçmalama. Vaktin gidiyor.
Yaşamın kısıtlı. Bu dünya üzerindeki duracağı zaman belli ve bu çok az bir vakit.
Yapman gereken bir sürü şey var.
Uyanmalısın ve ayağa kalkmalısın.
Kalkıyorum söylene söylene işte spor kıyafetlerimi giyiyorum ve yoga yapmaya başlıyorum ya da başka bir şey yapıyorum.
Ve başladığımda spor yapmaya ilk dakikalarda o kadar sıkılıyorum ve o kadar nefret ediyorum ki her şeyden.
Yapmak istemiyorum diyorum, bu çok kötü diyorum, işte yorgunum uyumak istiyorum diyorum kendi kendime ama kendimi dinlemiyorum.
Davranışımı önceliklendiriyorum ve 15-20 dakika sonra vücudum ısınmaya, spora alışmaya başlıyor.
Bir saatin sonunda o günkü spor seansını bitirdiğimde kendimi tebrik ediyorum.
Vücudum dopamin salgılamaya başlayabiliyorum ki oh be iyi ki yaptım ne kadar dinç hissediyorum şu an ne kadar iyi hissediyorum.
Gördüğünüz gibi duygularımın ve düşüncelerimin kurbanı olmadığım için Ve istemesem dahi davranışımı önceliklendirdiğim için günün sonunda aslında duygularım da mutlu olmayı ve o davranışın sonucuna eşlik etmeyi öğreniyor.
Bu nedenle anlık hislerimizin kurbanı olmamak çok ama çok önemli bir şey.
Hepimiz geçmişin ağırlıklarını taşıyoruz ve onunla nasıl baş edebileceğimizi de öğrenmemiz gerekiyor.
Gelecekle ilgili ne hissettiğimiz önemli olduğu gibi aslında geçmişle ilgili hislerimizin kurbanı olmamak da önemli.
Eğer travmalarımızın kurbanı olursak, geçmişte takılı kalırsak, geçmişte başarısız olduğumuz, mutsuz olduğumuz anların bugünümüzü mahvetmesine izin verirsek yine anlık duygularımızın aslında kurbanı
oluyoruz. Bununla ilgili ben bir kitap okumuştum.
Kendinle Savaşma Sanatı'ydı kitabın ismi ve Adler'in psikolojisinden bahsediyordu.
Adler diyor ki aslında travma diye bir şey yoktur.
Gerçek olan bugündür.
Ben travma diye bir şeyin yokluğuna inanmıyorum ama travmalarımızı düşünüp...
kendi kendimize acımanın ve kendimize acındırmanın geleceğimizi mahvettiğini düşünüyorum.
Bununla ilgili destek alabiliriz, terapi alabiliriz ya da bir aksiyon almaya tercih edebiliriz.
Ama sadece travmalarımızı düşünerek geçmişimizin kurbanı olman kendimize yapacağımız sanırım en büyük kötülük olurdu.
Söylenmeyi bırakmamız gerekiyor.
Ve hemen şu dakika geleceğimizi dizayn etmeye başlamamız gerekiyor.
Eğer geleceğimizi dizayn etmezsek bir yaprak gibi duygularımızın peşinde savrulur.
Nasıl bir gelecek istiyoruz peki?
Ne yapmak istiyoruz? Hedeflerinizi yazın.
Bence kendinize verebileceğiniz en güzel yeni yıl hediyelerinden biri yapmak istediğiniz şeyleri tek tek yazmak olabilir.
Onlara nasıl ulaşabileceğinizi düşünün.
Ne yapmak? Ne olmak?
Neye sahip olmak istiyorsunuz?
Hangi şehirlere gitmek?
Kimlerle tanışmak istiyorsunuz?
Nerede yaşamak istiyorsunuz?
Yaşamak istediğiniz yerin sokağını bile yazabilirsiniz.
Sağlığınızla ilgili neler yapmak istiyorsunuz?
Yatırım hedefleriniz neler?
Hepsini yazın. Hatta Deepak Chopra kitapta diyor ki arzularınızı ve isteklerinizi yazın ve görebileceğiniz bir yere asın.
Her gün onlara bakın.
Sürekli olarak bakın. Bu şekilde dikkatinizi onlara vermiş olursunuz.
Yani ben yazıp herhangi bir yere asmadım hedeflerimi, isteklerimi.
Ama düzenli olarak yazma pratiği yapan bir insanım.
Zaten bunu da... Öncesinde sizlerle paylaşmıştım biliyorsunuz ki.
Ve bu yazma pratiklerimde sürekli olarak yapmak istediğim şeyleri, hayallerimi yazıyorum.
Kendimi hatırlatıyorum bunu.
Bence siz de bunu es geçmemelisiniz diye düşünüyorum.
Duygularınızı, düşüncelerinizi eğitmekte, geleceğinizi dizayn etmekte bu bir ilk adım olabilir.
Ve bence eğitmemiz gereken bir diğer duygumuz veya düşüncemiz de karamsarlık.
Karamsar düşüncelerimizi, karamsar hislerimizi de eğitmemiz gerekiyor.
Ben sadece ilimserlik ve umut üzerine yeni yılda bir bölüm hazırlayacağım.
Hatta bu bölümü Ocak ayında yapmayı düşünüyorum ki yıl boyunca size de bir destek olsun açıp açıp.
Ne zaman karamsarlığa düşseniz dinleyin.
Ülkemiz hakkında, insanlarımız hakkında, çevremiz hakkında, kendimiz hakkında kötümser olmak çok kolay.
Ama bizler sosyal varlıklarız.
Ve her zaman çevremize, dostlarımıza, ülkemize ve kendimize de ihtiyacımız var.
Ben kötümser olmaktan nefret ediyorum.
Ve inatla ne olursa olsun ilimsel olmayı, ilimsel duyguları ve düşünceleri sahip olmayı seçiyorum.
Beni bir insandan soğutan en temel şeylerden biri o insanın kötümser olması olabilir.
Yani saçma sapan...
kötü şeyleri konuşmayı tercih etmesim, sürekli kötümser duyguların ortaya saçması beni hiç iyi etkilemiyor.
Aslında hiçbirimizi etkilemiyor.
Dediğim gibi sosyal varlıklarız ve birbirimizden etkileniyoruz.
Duygularımız bulaşıcı olabiliyor.
O halde neden kötümserliği yayıyoruz da ilimserliği yaymıyoruz?
Bence bunun üzerine de düşünün.
Eğer kötümser birisi olduğunuzu düşünüyorsanız, ilimser hislere meyilli olmaya çalışabilirsiniz.
Kendinizi, duygularınızı, düşüncelerinizi bu yönde eğitmeyi...
Önceleyebilirsiniz. Jim Rohn diyor ki kendi değerini bilen, kendinden emin ve umutlu olan kişiler yani iyimser olanlar çevrelerine karşı da böyle hissetmeye meyillilerdir.
Kendimizin hakkında kötü hissetmemizin sebebi ise disipline girememektir demiş.
Disipline girememek gerçekten de bizi kötümserliğe sürükleyebilir arkadaşlar.
Eğer kendimize verdiğimiz sözleri tutmuyorsak, olduğumuz insandan memnun değilsek, olduğumuz noktadan memnun değilsek kendimizi kötü duygular ve hisler içerisinde bulabiliriz.
Bu nedenle lütfen eğer bir söz verdiyseniz kendinize yapmayı arzu ettiğiniz bir şey varsa onu yapın.
Disipline girin. Siz bunu hak ediyorsunuz.
Bu arada birazcık konuyu bölecek gibi oluyorum ama ben bazen podcast kaydederken hiç komik olmayan yerlerde kendi kendime gülüyorum.
Bununla ilgili özür dilemeyeceğim tabii ki de.
Bu benim aslında gündelik hayatımda yaptığım bir şey.
Umarım yadırgamıyorsunuzdur.
Elimde değil. Şöyle bir resim geliyor.
Yerimde duramıyorum. Demiştim size ben iyimser ve umutlu, mutlu birisiyim.
Ve umarım siz de yeni yılda böyle birine dönüşürseniz eğer değilseniz tabii ki de.
Üçüncü maddemiz ise yapmak.
Başarı bir şeyleri yapmaktır.
Dileklerimizin gerçekleşmesini istiyorsak bir şeyleri yapmak zorundayız.
Çalışmadan hiç...
Bir şeyi elde edemeyiz.
Yaşamın amacı dinlenmek değildir öyle değil mi?
Yaşamın amacı başarmak, büyümek ve sınırlarının ötesine geçmektir.
Buradaki başarım sadece kapitalist anlamda parasal bir başarı değil.
Bence siz benim az buçuk neyi kastettiğimi fark edebiliyorsunuzdur.
Bu kendi yaşam felsefenizi oluşturmak olabilir, kitap okumak olabilir, spor yapmak olabilir, ilişkilerinizi daha iyiye götürmek olabilir.
Her neyse... Sizin için ondan bahsediyorum.
Beynimizin, varoluşumuzun sınırlarını ölçmek için bence bu dünyadayız.
Ve ben bunun ne olduğunu görmek istiyorum.
Sınırlarımı görmek istiyorum.
Bu nedenle çok dinlenmememiz gerekiyor.
Dinlenmek ihtiyaçtır.
Bakın bunu asla şey yapmıyorum, es geçmiyorum.
Güzel uyumak, güzel dinlenmek ve dostlarla iyi vakit geçirmek bir ihtiyaçtır ancak hayatın amacı değildir.
Ne kadar çalışmamız gerektiğini fark etmemiz gerekiyor ve bunu bulacak olan insan da biziz.
Dinlenmeyi amaç değil araç haline getirmek ve kendi sınırlarımızı keşfetmeyi yapabileceğimizin en iyisini yapmayı ise amacımız yapmak ne kadar çalışmamız gerektiğini de aslında bize gösterebilir.
Ne yapabiliyoruz biz? Bizim sınırımız neler?
Bunu keşfetmemiz gerekiyor.
Bence buradaki altın oran elimizden gelenin en iyisini yapmaktır.
Ve bunun harika bir motto olduğunu düşünüyorum.
Elinden gelen en iyisini yapmak yeterlidir.
Haftada 4 gün çalışıp 3 gün dinlenmekse senin elinden gelen bu en iyisidir.
Haftada 20 saat çalışmaksa elinden gelen bu en iyisidir.
Elinden gelen 10 kazanmaksa o iyidir.
100 kazanmaksa...
O da iyidir. Başarıyı başkalarına bakarak kıyaslamak değil de kendi kendimizi ölçerek, kendimizin eski versiyonuna bakarak bir kıyaslama yapmak daha doğru ve akılcı bir davranış bence.
Ne kadar çalışmamız gerektiğini, ne yapmamız gerektiğini en iyi kendimiz belirliyoruz.
Günün sonunda hımbıl, tembel ve arzu ettiği yere varamamış insanlar olmayı aslında hiçbirimiz istemeyiz.
O halde yeni yılda dileklerimizi gerçek kılmak için elimizden gelenin en iyisini yapmak.
Ama dürüstçe en iyisini yapmak bence harika bir hedef olabilir.
Hatta benim de hedeflerimden biri.
Telefonumun ekranında da elimden gelenin en iyisi yazıyor.
Bunu kendime sürekli hatırlatıyorum.
Dördüncü maddemiz sonuç.
Burada sonuçtan kastım.
Elde edeceğimiz sonuç değil aslında.
Kendimize bir sonuç, bir hedef koymak.
Zaman yönetimi bölümünde sizlere Parkinson yasasından bahsetmiştim.
Eğer dinlediyseniz kesinlikle hatırlıyorsunuzdur.
Parkinson yasasına göre şeyler kendilerine verilen zamanın içerisinde genişlerler.
Yani ben bu kitabı okumak için kendime bir hafta verirsem bir haftada bitiririm.
Bir ay verirsem bir ayda bitiririm.
Bir yıl verirsem bir yılda bitiririm.
Eminim bunu siz de fark etmişsinizdir.
Diyelim 3 ay sonra sınavım var ve sınavıma çalışacağım dedim.
O sınava asla çalışmam son haftaya kadar.
Ama eğer kendime dersem bu hafta 3 sayfa okuyacağım.
İkinci hafta 6 sayfa okuyacağım.
Üçüncü hafta 4 sayfa okuyacağım.
Ve bunların hepsini net hedefler şeklinde belirlersem bunları yaparım.
Şöyle bir olay yaşadım aslını sorarsanız.
Ben bir eğitime katıldım.
Ve bu eğitimdeki videoları izlemek için 3 ayım vardı.
Ve bir türlü videoları bitiremiyordum.
Bir türlü. En sonunda dedim ki kendi kendime her gün izlemen gereken videoları bir kenara not al.
İşte bugün A, B ve C videolarını izleyeceğim eğitimden.
Ertesi gün D, E ve F videolarını izleyeceğim.
Ve bunları izledikçe yanlarına birer tık atacağım.
Yani belirli, somut, elle tutulur hedeflerim.
Ve bu hedefleri gerçekleştirmek için kendime koyduğum bir zamanım oldu.
Bu şekilde yaparak 3 ay içerisinde izleyemediğim videoların hepsini 4 gün içerisinde izledim.
Ve eğitimi güzelce notlarımı da tutarak bitirdim.
O halde siz de kendinize yapmak istediğiniz şeylere ulaşmak için spesifik, belirli, elle tutulabilir, somut hedefler koyun.
Ana hedefi küçük küçük hedeflere bölerek daha minik varma noktaları oluşturmak kendinize bence iyi olacaktır.
Cimron diyor ki 4. sınıfı 4 yılda bitirmek istiyorum denen bir çocuğa ne denir?
Saçmalama istersen bu kabul edilemez denir.
Ailesi, öğretmenleri, okulu der ki dördüncü sınıfı bir yılda bitireceksin.
Bu bir yılda bitmek zorunda.
Ve genellikle çocukların çoğu yani biz de öyleydik.
Dördüncü sınıfı bir yılda bitirdik.
İşte kendimizden beklentimiz de yapabileceğimiz kadar olmalı.
Yani bir yılın içerisinde ne kadar yapabiliriz?
Ya da bir ayın içerisinde ne kadar yapabiliriz?
O zaman dilimi içerisinde...
Olabilmesi en mümkün ve mantıklı şeyi hedef olarak koymak bence en iyisi.
Bu şekilde zamanınızı etkili ve düzenli kullanmış oluyorsunuz.
Bence bunu es geçmeyin çünkü aman onu yapacağım bunu yapacağım deyip 2023'ün sonuna geldiğimizde de yine hiçbir şey yapmamış olarak kendinizi bulabilirsiniz.
Ki galiba çoğumuz da bulabiliyoruz.
O halde son maddeye gelebilirim.
Son maddemiz ise hayat tarzı.
Hayat tarzı nasıl yaşamayı seçtiğimiz aslında.
Dostlukları, kahkahayı ve mutluluğu para satın alamaz arkadaşlar.
Bölümü başından beri bahsettiğim gibi başarı ve hedefler varmak istediğimiz şey her zaman para değildir.
Her zaman kariyer noktasında bir şey değildir.
Aynı zamanda iyi dostluklar kurmak.
güzel ve mutlu zaman geçirmek de çok güzel bir hedeftir.
İyi bir hayat tarzına sahip olmadan bence gerçek anlamda başarılı ve mutlu olamayız diye düşünüyorum.
Jim Rohn diyor ki mutluluk bir sanattır.
Öylesine başımıza gelecek bir şey değildir.
Bununla ilgili hatta geçenlerde YouTube'da bir video izledim.
Bayağı da olmuş yayınlanalım.
Severek takip ettiğim bir içerik üreticisi Meksika'ya gitmiş.
Ve sabahları orada erken kalkıp işte işlerine bakıyormuş, çalışıyormuş, bir şeyler yazıyormuş.
Bir gün yine sabah erken kalktığında Meksika'ya gelmiş olan başka milletlerden bir sürü insan var tabii ki de orada.
Gelmiş olan insanlardan biri bunun yanına geliyor.
Ve diyor ki bugün sabahından keyif aldın mı?
Ve bu kız çok şaşırıyor.
Diyor ki kendi kendisine.
Allah Allah daha önce bunu hiç düşünmemiştim.
Acaba bugün sabahımdan keyif aldım mı?
Peki siz daha önce bunu hiç düşündünüz mü?
Şahsen ben düşünmedim.
Sabah uyanıyorum işte oflaya puflaya bir şekilde spor yapmaya çalışıyorum ya da koşa koşa okula gidiyorum.
Yani yaşadım diyorum. Ben sabahımdan keyif aldım mı?
Akşamımdan keyif aldım mı?
Geçirdiğim bu zaman bana mutluluk ve keyif verdi mi?
Bunu hiç düşünüyor muyuz?
İyi yaşamak bir kültürdür bence.
Eğer iyi bir yaşam kültürüne sahip olmak istiyorsak kendimizi tanımayı, kendimizi gözlemlemeyi, keyif aldığımız, mutlu olduğumuz şeyleri fark etmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Bununla ilgili yani hedeflerimize doğru ilerlerken hayattan da bir yandan keyif alabilmek ve hayat tarzımızı iyi oluşturabilmekle ilgili çok güzel bir soru sormuş Cimron.
Diyor ki arzu ettiğin şeyler için çalışırken Bir yandan da elindekilerle mutlu olmayı deneyimleyebilir misin?
Bu yıl hedeflerimiz ve dileklerimiz için çabalarken bir yandan da sahip olduklarımızla mutlu olmayı, onlardan keyif almayı deneyebilir miyiz?
Ben de deneyebiliriz. Bir yerlere varmaya çalışırken bu anı kaçırmayalım diyorum.
Bu yılı, 2023 yılını kaçırmayalım.
Her anını büyük bir keyifle.
Ve mutlulukla yaşayalım istiyorum.
Her ne kadar bu çok gerçekçi bir dilek olmasa da aralarda her zaman canımızı sıkacak, bizi mutsuz edecek şeyler çıkacak olsa da totalde bence iyi bir yaşam tarzına ve güzel kültürlü bir hayata sahip
olarak mutluluğu büyük ölçüde yakalayabiliriz.
Ve bence bu da büyük bir başarıdır.
Hatta sahip olunabilecek en büyük.
Başarıdır diye düşünüyorum.
Bölümü kapatmadan önce bu yıl içerisinde yani 2023 yılında kendime koyduğum hedefleri şöyle üstten birazcık sizinle paylaşmak istiyorum.
Belki size de ilham olur.
Ben bu yıl bu anlattığım maddeler doğrultusunda...
Tüm bunların hepsini de hayatıma entegre ederek şunları yapmak istiyorum arkadaşlar.
Birincisi işimi geliştirmek.
Gerçekten de işimi daha iyi bir noktaya taşıyabilmek.
Daha sık podcast yapmak.
Hatta mümkünse podcast'ı ana işim haline çevirebilmek.
Ve yaptığım diğer işlerde daha başarılı sonuçlar alabilmek adına daha özverili ve iyi çalışmayı istiyorum.
İkincisi tam anlamıyla bir bağımsızlık.
Zaten bağımsızım.
Çoğu konuda ailemden ve başka yani kimseden destek almadan kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum.
Ama hala bazı korkularım var.
O korkuları da aşmayı, korkularımdan da bağımsız olmayı arzu ediyorum.
Bu yıl için en büyük dileklerimden biri bu.
Bir diğeri ise yani üçüncüsü yeni ve beni geliştirecek insanlarla tanışmak.
Biz çevremizdeki insanların aslında ortalaması oluyoruz.
Hatta çok ünlü bir söz var.
En yakınındaki 5 kişinin ortalamasısın diye.
Ben de en yakınındaki 5 kişinin ortalaması olabilmek adına gerçekten kaliteli ve iyi insanlarla tanışmayı hedefliyorum.
Şu anda çevremde çok iyi, çok güzel insanlar var.
Hepsini seviyorum. Ama daha fazla insanla tanışmak, hayatıma daha fazla renk, daha fazla görüş, bakış, daha farklı deneyimler katmak istiyorum.
Ve inanıyorum ki bu da gerçek olacak.
Son arzum ise...
Hayat felsefemi ve zihin dünyamı geliştirmeye devam etmek.
Hali hazırda zaten bunu yapıyorum.
Ama asla durduğum yerde durmak istemiyorum.
2023 yılının sonuna geldiğimde bugüne bakıp aa demek...
O zamanlar böyle düşünüyormuşum.
Ama bak artık bunları da öğrendim.
Artık böyle düşünüyorum.
Böylesi daha iyi. Bu bana ve çevreme daha iyi geliyor diyebilmek istiyorum.
Bunun adına da elbette ki bol bol okumaya, düşünmeye ve yazmaya devam edeceğim.
Hepinize harika bir 2023 yılı diliyorum.
Biliyorum ki hayat güllük gülistanlık değil.
Pek çok zorluk var. Ama güzellikler de var.
Görmeyi bilene, içine bakmayı bilene aslında sorarsanız.
Umuyorum ki bu podcastı dinleyen, dinlemeyen herkes yeni yılda dileklerine ve hayallerine kavuşur.
Sizlerle yeniden buluştuğum için çok mutluyum.
Bu bölümü ikinci kez kaydedecek enerjiyi bulduğum için de çok mutluyum.
Artık biliyorsunuz ki Instagram üzerinden etgenelseslerpodcast ismiyle her zaman bana ulaşabilirsiniz.
Orada paylaştığım postlar, bölümlerin özetleri ve bölümler...
tavsiye ettiğim pek çok şeyi bulabilirsiniz.
Bana mesaj atabilirsiniz ya da mail atabilirsiniz.
Hepsini okuyorum ve vakit buldukça geri dönüşte sağlıyorum.
Görüşleriniz, yorumlarınız, düşünceleriniz benim için gerçekten çok değerli.
Bunu anlatamam. Lütfen yazın.
O halde yeni bölümlerde görüşmek üzere diyorum.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Hepinizi çok seviyorum.
Hoşçakalın. Ya
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
