
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Merhaba bu ilk podcast bölümünde erteleme hastalığından ve bunu aşmanın yollarından bahsediyorum. Hepimizin hayatımızın bir noktasında ertelemekten yapamadığı ama içten içe hep yapmayı arzu ettiği şeyler olmuştur. Belki haladır aynı durum içerisindeyiz. Eğer bunları okuduğunuzda içinizden bir ses 'evet öyle' diyorsa bu bölüm size faydalı olacaktır diye umuyorum. Podcastte bahsettiğim egzersizleri yapmanızı kolaylaştıracak bir pdf hazırladım. Aşağıdaki linklere tıklayarak ulaşabilirsiniz. Keyifli dinlemeler.
Egzersiz Kağıtları:
https://drive.google.com/file/d/1PjVggE1Eam6KkjDwb8UmJLbk4pelwmjf/view?usp=sharing
https://drive.google.com/file/d/1GCC1p0V68mBly2rzWLatNVNGITyDYE8W/view?usp=sharing
Erteleme ile ilgili daha geniş bilgi için kaynaklar:
KİTAP/ Prokrastineyşın - Timothy A. Pychyl
MAKALE: https://mcgraw.princeton.edu/understanding-and-overcoming-procrastination
TED TALKS: https://youtu.be/arj7oStGLkU
******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
Transkript
Bu sabah oldukça güzel bir sabah.
Sanırsam çalışmaya başlamanın zamanı geldi.
Ama önce güzel bir kahvaltı yapayım.
Kahvaltımı yaptım.
Ama odam çok dağınık gözüküyor.
Şu sandalyeye bak.
Resmen görünmez olmuş.
En iyisi ben önce etrafı bir toparlayayım.
Ooo! Saat öğlene yaklaşmış.
En iyisi öğleden sonra çalışmak.
Zaten biraz başım da ağrıyor.
Güzel bir kahve yapayım.
Sevdiğim dizinin de yeni bölümü gelmişti.
Kahve içerken onu izlerim.
Bu sözler ya da benzerleri size tanıdık geliyor mu?
Yalnızca çalışmayı değil, hayatınızdaki neredeyse her şeyi ertelenlerden misiniz?
Öyleyse Genel Sesler Podcast'inin ilk bölümüne hoş geldiniz.
Ben Bilge ve bu podcast'ı yapmayı tam iki yıl erteledim.
Tekrardan hoş geldiniz.
Evet, giriş kısmında bahsettiğim gibi bu bölümün konusu hayatı ertelemek.
İnsanların büyük bir çoğunluğu erteleme hastalığından muzeripler.
Aslında... Bir şeyleri ertelemekten şikayetçi olmayan birisi var mıdır?
Gerçekten çok merak ediyorum.
Ufak olsun, büyük olsun, önemli olsun, önemsiz olsun pek çok şeyi erteliyoruz.
Neden bilinmez pek çoğumuz hep gelecekte bir şeyler yapmak istiyoruz.
Ama onu asla şimdi yapmıyoruz.
Hatta benim gibiyseniz bu sağ saklama hali kronikleşiyor ve yapmanız gereken en ufak bir şeyi bile sürekli erteler hale geliyorsunuz.
Bu savsaklama hastalığı yüzünden insanların test tarihlerini kaçırıp doktoralarını bitiremediğini duymuştum bir keresinde.
Ve bu beni gerçekten çok şaşırtmıştı.
Bir insanın o ana kadar çalışıp sonuna geldiğinde ertelemekten yaptığı işin sonunu getirememesine kadar acıdır acaba diye düşünmüştüm.
Sonra aklıma kendim geldim.
Yapmak istediklerimin listesi zihnimde uzayıp gidiyordu.
Ve kendimi gelecekte çok farklı bir yerde görüyordum.
Fakat şimdi olduğum bu hayalimdeki benden çok çok uzaktı.
Ve ertelemeye devam edersem büyük ihtimal bu şekilde ölecektim.
Ve ölürken de en büyük pişmanlığım bu ertelediklerim olacaktı.
Ölürken ah keşke aklımdaki o projeyi yapmayı deneseydim.
O tren biletini alsaydım ya da onunla konuşsaydım dediğim anı görür gibiydim.
Ve bu beni sağsaklamayla nasıl ulaşacağım konusunda bir araştırma yapmayı iteledi.
İşte bu bölümde sizlerle bu konu hakkında öğrendiklerimi paylaşacağım.
Öncelikle neden ertelediğimizi fark etmemiz gerek.
Çok mu mükemmelliyetçiyiz?
Zaten ben bu işi başaramam diye mi düşünüyoruz?
Ya da yapmamız gereken o işten gerçekten nefret mi ediyoruz?
Belki daha farklı bir durumdan muzdaribiz.
Bizi engelleyen şeyi nedenini tespit edersek, Onu değiştirmemiz daha kolay olacaktır.
Belki olmak istediğimiz biri var ama o kişi olacağımıza dair kendimize güven duymuyoruz.
Sizi bu konuda biraz düşünmeye davet ediyorum.
Belki zihninizin dilinliklerinden sizi aydınlatan ya da farkındalığınızı geliştiren bir şey çıkabilir.
Bu bölümü yapmaya başlamadan önce Procrastination isimli bir kitap okudum.
Kitap Erseleme ile nasıl baş edebileceğimize dair bir kılavuz niteliğinde.
Ben de bu bölümü yaparken ondan çok faydalandım.
Kitapta şöyle bir cümle vardı.
Savsaklamaya giden yolun taşlarını bize kendimizi iyi hissettiren şeyler döşer.
Eğer bir şeyleri ertelemeyi alışkanlık haline getirdiysek büyük ihtimalle biz farkında olmasak bile beynimizde bir ödül sistemi çalışıyor oluyor.
Bir şeyleri erteliyoruz çünkü bunun karşılığında bizi iyi hissettiren bir şeyler yapıyoruz.
Mesela kendimden örnek vereyim.
Benim durumumda dizi izlemek.
Kahve keyfi yapmak, roman okumak, dolabımı düzenlemek ya da böyle bir sürü işimin arasında birden içimden çıkan temizlik krizine kendimi vermek.
Bunlar örnek olabilir. İlk işlerimizden biri bu alışkanlık döngüsünü fark etmek olmalı ve onu kırmaya çalışmalıyız.
Mesela bu durumun bize neye mal olduğuna dair bir liste çıkarabiliriz.
Eğer o iş ilk aklımıza geldiğinde ertelemeseydik neler olurdu?
İşte bu sorunun cevabını yanıtlamamız gerekiyor.
Eğer yine kendimden örnek verecek olsaydım, ben bu podcastı ilk aklıma geldiğinde yapmış olsaydım büyük ihtimalle şu an 40.
ya da 50. bölümlerde falan olurdum ve çok daha farklı konular hakkında konuşuyor olurdum şu an.
Bunu düşünürken ah neler kaybetmişim diye kendime acımak bir çözüm olmadığına göre elimde gerçekten tek bir çözüm var.
O da yapmayı isteyip kronik bir şekilde ertelediğim bu işi.
Hemen şimdi yapmak.
Ya da şimdi değil.
Önce şu podcast'ı dinleyin.
Belki işinize yarar bir şeyler daha çıkar.
Yok yok siz beni dinlemeyin.
Eğer yapmak istiyorsanız hemen şimdi yapmaya başlayın.
Eğer haladır yapmanız gereken şey başlamadıysanız da ve beni dinlemek istiyorsanız size iyi bir haber vereyim o zaman.
Evet işinize yarar şeyler söylemeye devam edeceğim.
Ama inanın hiçbiri hemen başlamak kadar etkili olmayacak.
Söylemek istediğim ilk şey bahane bulmayı bırakın.
Evet biliyorum hayatlarımızda hep bir sıkıntı var.
Ailemizden biri hasta olabilir, ödevlerimiz çok fazla, çocuklarımız çok gürültücü ve çevremizdeki insanlar çok anlayışsız olabilir.
Ya da sadece yapmamız gerekeni yapmak için yarın çok daha iyi bir gün gibi duruyordur.
Sonra yarın gelir. Ama yarın şimdi olunca hayal ettiğimiz gibi doğru zaman olmadığını hissederiz.
Her yarının... Kendi yarını olur.
Sorunlar hiç bitmez, bahaneler hep ürer ve yapılması gerekenler zihnimizin bir kenarında yığılıp ağır bir suçluluk duygusuyla yaşamamıza sebep olurlar.
Bahane düşmanımızdır.
Size bir haber vereyim mi?
Dünyada bizim gibi problemleri olan, hatta belki bizimle kıyaslanmayacak kadar sıkıntıları olan milyarlarca insan var.
Eğer bu insanlar yaşamlarıyla baş edebiliyorlarsa biz de baş edebiliriz.
Hayatımızı ertelemek bize uzun vadede daha büyük sıkıntılar açacaktır.
Bu nedenle kendimize verdiğimiz kısa vadeli ödüllere takılmamamız gerekiyor.
Princeton Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre beynimizin iki alanı var.
Biri duygularımızla, diğeri ise soyut akıl yürütmeyle ilgili.
Tahmin edebileceğiniz üzere beynimizin duygusal kısmı anlık zevklere odaklı.
Princeton Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre beynimizin iki alanı var.
Biri duygularımızla, diğeri ise soyut akıl yürütmeyle ilgili.
Tahmin edebileceğiniz üzere beynimizin duygusal kısmı anlık zevklere odaklı fakat soyut akıl üretmeyle ilgili olan kısım şimdiki davranışlarımızın gelecekteki yansımalarını hayal edebilme yeteneğine sahip.
Beynimizin duygusal kısmını devreye soktuğumuzda artık geleceği düşünmüyoruz.
Şimdi yiyeceğimiz çikolatalı keke, izleyeceğimiz diziye ya da içeceğimiz sigaraya odaklanıyoruz.
Gerisi önemsiz geliyor.
O halde gelecekteki hayallerimizi gerçekten...
Altyazı M.K.
...ve ertelemekten kurtulmak için beynimizin akıl yürüten kısmının kazanmasına gerçekten ihtiyacımız var.
Ve buna yardımcı olması için hemen şimdi elinizde bir kağıt kalem alın ya da telefon, bilgisayar gibi herhangi bir aygıpta not tutma uygulamanızı açın ve yapmanız gereken işlerin bir listesini
çıkarın. Yani bunu ertelememenizi tavsiye ederim.
Bu egzersiz gerçekten çok faydalı.
Sonra yanlarına bunları şimdi yaparsanız gelecekte elinize ne geçer tek tek yazın.
Bunu yazdıktan sonra eğer yapmazsanız nasıl olur yazın.
Bu şekilde ihtimalleri görselleştirmek beyninizin duygusal kısmıyla baş etmede size faydalı olabilecek bir yöntem.
Her seferinde bir işi ertelediğinizde açın ve bu sayfaları okuyun.
Şimdi burada aslında podcast'ta başlarken bahsetmeyi pek planlamadığım ama hazır hedeflerden bahsetmişken ve ertelemekten kurtulup Hedeflerimizi hayata geçirmeyi istemekten
konuşurken bunu anlatmanın doğru olabileceğine karar verdim.
Son zamanlarda okuduğum çok güzel bir kitap var.
Ras Haris'in Mutluluk Tuzağı isimli kitabı.
O kitapta yazar ölü insan hedefleri diye bir şeyden bahsediyor.
Diyor ki hiçbir şekilde ölü bir insanın sizden daha iyi yapabileceği bir şeyi hedef olarak koymayın.
Mesela ne olabilir bu?
Şekeri bırakmak istiyorsunuz.
Kimseden şekeri daha iyi bırakabilir?
Ölü bir insan tabii ki de.
Ölü bir insan asla şeker tüketemez ve şekeri tamamen bırakmış olur.
Ya da sigarayı bırakmak istiyorsunuz.
Aynı şekilde ölü bir insan asla sigara içemez.
Sizin yaşayan insan hedeflerine ihtiyacınız var.
Ne gibi? Burada yapmanız gereken şey böyle bir şeyi tamamen hayatınızdan çıkarmak değil de onun yerine daha yapıcı bir şeyi hayatınıza eklemek olmalı.
Mesela Kafein bağımlılığınız var, sürekli kahve içiyorsunuz ve bunu gerçekten bırakmak istiyorsunuz.
Yapacağınız şey, yani daha doğrusu koyacağınız hedef, ben kafeini bırakacağım, olmamalı.
Canım kahve istediğinde bir arkadaşımı arayıp muhabbet edeceğim.
Ya da kalkıp bir fincan bitki çayı yapacağım demek olabilir.
Çünkü şöyle düşünün, ölü bir insan asla kahve içmeyebilir ama ölü bir insan sosyalleşemez.
Ya da ölü bir insan kendine bir fincan çay yapamaz.
Şimdi hedeflerimizi nasıl belirleyeceğimizden bahsettiğime göre çevrenizdeki dikkat dağıtıcı unsurlardan kurtulmanın da beyninizin duygusal kısmını sürekli dürtülmekten koruduğunu söylemek istiyorum.
Ders çalışırken devamını çok merak ettiğiniz o romanı masanızdan kaldırın mesela.
Ya da gerekmiyorsa internetin fişini çekin.
Hepimizin bildiği gibi bir işi yapmak irade istiyor.
Florida State Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre irademizin tükenebilir bir kaynak olduğu bize kanıtlandı.
İrade sınırlı bir kaynak ve yanlış şeylerde kullanırsak önemli durumlarda kullanmak için geriye pek bir şey kalmaz.
Mesela istemediğimiz zorlayıcı ilişkiler içerisinde olabiliriz.
Her sabah ne giyeceğimizi, ne yiyeceğimizi, işe giderken hangi güzergahı kullanacağımızı düşünmek gibi şeyler irademizi tüketen unsurlara...
İyi birer örnek. Bu tarz durumlardan kurtulmak için bazı önlemler alınabilir.
Mesela ne giyeceğimiz ya da sabahleyin ne yiyeceğimiz gibi ufak şeylere akşam yatmadan karar verirsek sabah bunu düşünmekten kurtuluruz.
Ya da zorlayıcı ilişkilerimize bir son vermek, bizi yoran ya da üzen insanlarla aramıza mesafeler koymak hayatımızda farklı yeniliklere kapı açabilir.
İrademiz motivasyonumuzla da çok ilgili.
Aç veyahut da uykuluyken işi yapmamız gerçekten çok zor.
Bu nedenle geceleri 8 saat düzenli uyumak, düzgün beslenmek ve kendimize iyi bakmak beynimize ve irade gücümüze çok iyi gelir.
Bu şekilde koyduğumuz o hedefleri, yapmak istediğimiz şeyleri yapma ihtimalimiz artar.
Son olarak da internet isimli o kara delikten çıkın.
Tabii eğer yapmanız gereken iş orada değilse.
Sosyal medya, YouTube...
ve eğlence platformları bizim düşmanımız.
Onlar birer düşman. Çünkü hepsi vaktimizi ve dikkatimizi istiyor.
Bu hayatta sahip olduğumuz en önemli iki şeyi.
Onlar olmadan bir şey yapmamız imkansız.
Bu nedenle eğer gerçekten bakın bunun altını çiziyorum gerçekten önemli bir iş için kullanmıyorsanız çalışırken interneti kapatın.
Eğer size lazım olacaksa WhatsApp Instagram gibi platformlara girmenizi engelleyen programlar kullanabilirsiniz.
Bunlarla ilgili güzel app'ler, uygulamalar var.
Çoğunun sosyal medya bağımlısı olduğu bir dönemde yaşıyoruz.
Belki de biz de onlardan biriyiz.
Bu platformlar bize harika olasılıklar ve hayatlar olduğunu gösteriyor.
Ama onlara ulaşmak için asıl ihtiyacımız olan şeyi yani vaktimizi bizden çalıyor.
Sosyal medyanın ve internetin beynimize ve hayatımıza etkilerini ve de onlarla başa çıkma yöntemlerini başka bir bölümde incelemek istiyorum.
Şimdilik ama bunları aklınızda tutun.
Eğer ben bütün bunları anlatırken aklınızdan ben başaramam, yapmak istediğim şeyi yapan çok fazla insan var, yeterince eğitimim yok, asla hayal ettiğim yere gelemeyeceğim gibi bir düşünceler geçiyorsa bu
düşüncelerin saçmalığını kanıtlamak için kendinize biraz zaman verin.
Kaçmayın. Bırakın o bezdirici düşünceler beyninizin içinde dönsünler, konuşmaya devam etsinler.
Onlarla fazla ilgilenmeyin.
Onları zaten engelleyemezsiniz.
Engellemenin tek bir yolu var.
O da yapmak istediğiniz şeyi yapıp aslında bu sözlerin hiçbir gerçekliği olmadığını kendinize kanıtlamak.
Ve şimdi bütün bu anlattıklarımdan faydalanabileceğiniz kısımları alıp yapmayı istediğiniz şeyi yapmak ya da yapmaya başlamak tamamen sizin elinizde.
Hayat ertelemek için gerçekten çok kısa.
Hoşlandığımız insana bunu itiraf edip reddedilmek, hiç söylememekten, bir kitabı yazıp başarısız olmak, hiç yazmamaktan, bir işi deneyip sonunda hayal ettiğiniz gibi olmadığını görmek, hiç yapmamaktan,
yaşamayı kendimize, çevremize ve sıkıntılarımıza rağmen ertelememek, ertelemekten bence her zaman çok daha iyi.
Başarısız da olsak en azından tecrübe sahibi oluyoruz.
Anı sahibi oluyoruz.
Zaman geçip geçmişe bakınca pişmanlık duymuyoruz.
Onun yerine ne bileyim belki bir geç bir gülümsemeyle benim başıma da şu gelmişti diyoruz.
Bu nedenle hadi şimdi her ne yapmak istiyorsanız yapmaya başlayın.
O tren biletini alın.
Yazılması gereken makalenin ilk satırını yazın.
Ne bileyim yapılması gereken ütülere başlayın.
Ve en önemlisi iradenizi dikkatli kullanın.
Eğer bu podcast size faydalı olduysa yaptıklarınızı benimle de paylaşmayı lütfen unutmayın.
Bu bölümü Engin Gençtan'ın çok sevdiğim bir sözüyle kapatmak istiyorum.
Dünyada iki tür insan vardır.
Yaşayanlar ve yaşayanları seyredip eleştirenler.
Seyretmek ölümü, katılmak ise yaşamı simgeler.
Hadi o halde daha fazla yaşamayı erselemeyin.
Ben Bilge ve Genel Sesler Podcast'inin ilk bölümünün sonuna geldik.
Bölümü hazırlarken kullandığım kaynaklar açıklamalar kısmında mevcut.
Eğer bana ulaşmak isterseniz mail atabilirsiniz.
Şimdilik bu kadar. Kendinize iyi bakın.
Gelecek bölümde görüşmek üzere.
Siz hala
burada mısınız? Yok yok, değilsiniz.
Hep harcadığınız şeyleri yapmaya gittiniz.
Ben kendi kendime konuşuyorum.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
