
Sosyal Kaygıyla Baş Etmek Ve Yeni Arkadaşlar Edinebilmek
8 Eylül 2022 · 28 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Dışarıya çıkıp insanlarla buluşmak veya bir yerde kendini tanıtmaya çalışmak neden bazılarımız için bu kadar zor? Neden yeni arkadaşlar edinmekten çekiniyoruz ve sürekli yalnız hissediyoruz? Tüm bunların bir tedavisi var mı? Her ne kadar bu konuyla ilgili kesin bir çözüm olmasa bile işimize yarayacak bazı şeyler mevcut. Bu bölümde bütün bildiklerimi anlatıyorum. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Bahsettiğim sosyal fobi testi:
*******
Bana yazın: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Altyazı M.K.
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Bugün sosyal kaygı ve yeni arkadaşlar edinebilmek üzerine konuşacağız.
Anladığım kadarıyla sosyal kaygı hissetmek, yeni insanlarla tanışmak, yeni arkadaşlar edinebilmek çoğu insan için çok ama çok büyük bir problem.
Bunun boyutunu ben daha ilk Instagram hesabı üzerinden yaptığım etkinliklerde anlıyorum.
Ne zaman ne hakkında sıkıntı yaşıyorsunuz diye bir soru sorsam.
Yazılanların en az %40'ı sosyal kaygı...
sosyal anksiyetesi olduğunu söylüyor.
Bu ilk başlarda bana oldukça garip geldi.
Sonrasında... artık yoğun bir baskı oluşmaya başladı.
Ne zaman sosyal kaygı üzerine konuşacağız?
Ne zaman yine arkadaşlar edinmek üzerine konuşacağız?
diye ben dedim ki sanırım burada bir ihtiyaç var ve bu ihtiyaçı kapatmam gerekiyor.
Ve bu bölüme hazırlanırken de sosyal kaygısı olan bir insan olduğumu düşünmüyordum.
Yani evet birazcık içe dönüğümdür.
İnsanlarla uzun süre takılmayı, kalabalık ve gürültülü ortamlarda durmayı çok sevmem.
Ama sosyal fobim olduğunu da düşünmüyordum.
Fakat bölüme hazırlanırken 1980'li yıllarda yanlış hatırlamıyorsam psikiyatrist Michael Leibowitz'in Umarım doğru okuyorumdur.
Hazırladığı bir sosyal fobi ölçeği olduğunu gördüm.
Bu ölçeği Türkçe'ye de çevirmişler.
İnternette mevcut. Ben de linkini zaten açıklamalar kısmına bırakacağım.
Bu sosyal fobi testini çözdüğümde gördüm ki arkadaşlar bende şiddetli bir sosyal kaygı durumu varmış.
Yani şok oldum.
Hiç böyle bir şey beklemiyordum.
Diyor ki testin sonucu sizde çok ileri seviyede sosyal fobi var ve bununla ilgili destek almalısınız.
Yok canım dedim.
Hani tamam birazcık test abartıyor olsun.
bu durumu. Bu arada dürüst cevaplar verdim testi çözerken.
Fark ettim ki benim de içimde gizli olan, fark etmediğim, bastırdığım, görmezden geldiğim bir sosyal kaygı, sosyal anksiyete durumu mevcutmuş.
Sonra aklıma şey geldi. Terapiye giderken ben şemaş terapi görüyordum.
Terapistim bana bende sosyal izolasyon şeması olduğunu söylemişti ve ben o zaman da kabullenmekte zorlanmıştım.
Bu bölümü hazırlarken de hem bilgisayar davranışçı terapilerinin tavsiyelerinden hem şema terapisinin bu konu üzerinde tavsiyelerinden bahsedeceğim.
Aynı zamanda bu durumu aşmaya çalışırken kendi kullandığım destekleyici materyallerden, fikirlerden bahsedeceğim.
Şimdi öncelikle belirtmek istiyorum.
Bazen sosyal ortamlarda sessiz kalmamız, kendi içimize dönmemiz bizi...
Sosyal anksiyetisi ya da sosyal kaygısı olan biri yapmıyor.
Bu arada buna bölüm boyunca fobi, anksiyete ve kaygı gibi kelimeler kullanacağım.
Bu konuyla ilgili bunu da belirteyim yani.
Hepsini eşdeğer anlamda kullanacağım.
Şöyle bir durum var. Biz dışa dönük biri olsak, sosyalleşmeyi seviyor olsak dahi bazen içe dönmeyi kendimizle kalmayı isteyebiliriz.
Ve bu çok doğal bir durum. Bazen böyle kendi halimizde takılmak istiyor oluşumuz sosyal kaygıya sahip olduğumuzu göstermez.
Fakat genel olarak toplum içerisine çıktığımızda kendimizi rahatsız hissediyorsak.
hareketlerimizi biri izliyor zannediyorsak, dışarıdaki umumi tuvaletleri kullanmaktan çekiniyorsak, umumi bir şey kullanırken rahatsızlık hissediyorsak, izlendiğimizi düşünüyorsak, kendimizi bir toplumun
parçası hissetmiyorsak, bu iş yerindeki iş arkadaşlarımız olabilir, okuldaki arkadaşlarımız olabilir ya da ailemiz olabilir.
Kronik olarak yalnızlık hissinden muzdaripsek, romantik ilişkiler kurmakta zorlanıyorsak ve elimizden geldiğince bunu erteliyorsak, utanıyorsak, çekiniyorsak yüksek ihtimalle sosyal.
Benim çok sevdiğim mevşeme terapiyi anlatmak üzerine yazılmış olan Hayatı Yeniden Keşfedin isimli kitapta yazarlar sosyal izolasyon ve sosyal kaygının kökenleri olduğunu söylüyorlar.
Aslında bizim bu durumumuz büyük ihtimalle çocukluğumuza ve o dönemde yaşadığımız bazı acı verici olaylara dayanıyor.
Bunlar şunlar olabiliyor.
Diyelim ki küçükken fark edilen ayırt edici bir özelliğiniz vardı.
Belki kekeliyordunuz, belki görünüşünüz rahatsız ediciydi diğer çocuklar için, boyunuz çok kısaydı, uzundu ya da dalga geçilecek herhangi bir yönünüz vardı ve zorbalığa uğradınız.
Veya Aileniz komşularınızdan veyahut da çevrenizdeki insanlardan çok farklıydı.
Mesela benim ailem öyleydi ve ben kendi sorunumun oraya dayandığını düşünüyorum.
Ailemin tercihleri, yaşamayı seçtikleri hayat akrabalarımıza ve komşularımıza hiç benzemiyordu.
Aynı apartmanda yaşadığımız insanlardan dahi farklı bir hayat yaşıyorduk.
Ve bu otomatik olarak bizim dışlanmamıza sebebiyet veriyordu.
Çok küçük bir çocukken dünyanız yaşadığınız yerden ibaret oluyor.
O ev, o sokak. ve maksimum o mahalle.
Dışarıyı bilmiyorsunuz ve O küçük çevredeki insanların size olan davranışları sizin gelecekte karşılaşacağınız durumlara vereceğiniz tepkileri şekillendiriyor.
Bir diğer sebebiyet, diğer çocuklardan farklı hissetmeniz olabilir.
Bu dış görünüşünüzden ya da sahip olduğunuz bir özellikten farklıdır.
Yine kendimden örnek vereceğim bununla ilgili.
Ben küçükken kitap okumayı çok severdim ama yani aşırı severdim.
Normal değildi.
Tenüfüs aralarında bile kitap okumak isterdim ve bu arkadaşlarım tarafından...
Işlanmama, bazen aşağılanmama sebebiyet verirdi.
Onun dışında kendi içimde de farklı hissetmeme yol açardı.
Hatırlıyorum böyle okul servisinde kitap okurken zorbalığa uğradığımı, sonra zamanla kendi içime çekildiğimi ve kitap okumayı çok sevdiğim için, çok fazla sosyalleşmekten hoşlanmadığım için, diğer çocuklardan farklı olduğumu
düşünmeye başladığım zamanları.
çok net bir şekilde zihnimde hala canlandırabiliyorum.
Diğer sebep çocukken çok pasif olmanız ve sizden beklenen şeyleri sorgusuz, sualsiz bir şekilde yapmanız olabilir.
Hani vardır ya bazı çocuklar çok usludur.
Annelerinin sözünden hiç çıkmazlar.
Hiç farklı bir şey yapmazlar.
Aslında o çocuklar da ister koşmak, oynamak, yaramazlık yapmak, yeri geldiğinde annelerini sinirlendirmek, kuralları çiğnemek.
Fakat hiçbirini yapmayıp içlerine çekilirler ve pasif olmayı tercih ederler.
iyi bir çocuk, iyi bir evlat olma kalıbının içine girerler ve kendi tercihlerini yapmazlar, kendi seçimlerini üretemezler.
Bu çocukken yaşadığımız pasiflik Büyüdüğümüzde bizi toplum içerisinde kendimizi ifade etmekten de alıkoyuyor.
Pasif kalmaya devam etmemize sebebiyet veriyor.
Bunlar birkaç örnek. Daha fazla uzatılabilir tabii ki de ama kendi çocukluğunuzda şöyle inip bir baktığınızda zaten siz de göreceksinizdir.
O zamandan kalan, sizi yaralayan ve bugün hala içinizde barındıran bir şeyler elbette ki vardır.
Öncelikli olarak ben bunu bakmanızı rica edeceğim.
Biraz bu zor bir yolculuk.
zor bir farkındalık olabilir sizler için.
Bu nedenle sosyal kaygıyla başa çıkabilmekteki bence ilk adımınız bir terapi almak olsun eğer bu durum çok şiddetli ise.
Dediğim gibi Bazı anılar çok acı verici olabilir.
Bazı yaşanmışlıklar sizi çok yıpratmış olabilir.
Bu nedenle destek almayı düşünebilirsiniz.
Bu tip böyle derin konularda konuşurken her zaman altını çiziyorum.
Terapi alın, destek alın, uzman birine danışın diyorum.
Çünkü ben podcast'te öğrendiklerimi, bildiklerimi, uyguladıklarımı anlatıyorum.
Ama uzman biri elbette ki değilim.
Bunu hep aklınızın bir köşesinde tutun.
Şimdi sosyal kaygıya sebebiyet vermiş olabilecek bazı şeylerden bahsettiğime göre bu durumda nasıl baş edeceğimizden de birazcık bahsetmek istiyorum.
Dün akşam gece geç saatte yanılmıyorsam size Instagram'dan bir soru sordum.
Dedim ki sosyal kaygı hayatınızı hangi yönlerde etkiliyor?
Çok ilginç yanıtlar gelmiş.
Mesela biri demişti ki dışarıda Tuvaletimi yapamıyorum hiçbir şekilde.
Ya da biri yazmış kendimi işlerime ait hissetmiyorum.
Biri yazmış arkadan birinin beni takip ettiğini hissediyorum.
Bunların hepsi hayatımızı çok zorlaştıran şeyler.
Bizi mutlu olmaktan alıkoyan şeyler.
Şunu unutmamak gerekiyor.
İnsan gerçekten de toplumsal bir varlık.
Yani bizler diğer insanlarla bağlantıya geçerek, onlarla anlamlı ilişkiler ve sağlıklı al-ver dengeleri kurarak mutlu oluyoruz.
Hayatta kalıyoruz. Bu atalarımızın o avcı toplayıcı olduğu zamanlara kadar gidiyor.
Düşünsenize o dönemlerde toplumundan dışlanmak, toplumun dışına atılmak ölüm sebebiydi.
Eğer grubunuzdan ayrılırsanız vahşi hayvanlara...
Ve o zamandan gelen bizim toplumla bir olma, bağ kurma ihtiyacımız bugün hala devam ediyor.
Bence insanlarla anlamlı ilişkiler kurduğumuz ve güzel arkadaşlıklara sahip olduğumuz bir hayat çok daha eğlenceli, çok daha güzel.
Bunu ben söylüyorum.
Ben insan sevmememle bilinirim arkadaşlar.
Böyle deyince yanlış anlaşılmasın ama çok fazla böyle çevremde insan barındırmayı ve gereksiz insanları hayatımda tutmayı hiç sevmem.
Hayatımda bazı kurallarım vardır.
O kuralları ihlal eden, yanlış yapan birini gördüğümde o sırada yaşamımda hangi konumda olursa olsun çok yakın bir dostum da olabilir, yeni tanıştığım biri de olabilir.
Gerçekten çıkartırım, silerim yani tutmam.
Çünkü bazı şeyler önemlidir arkadaşlar.
Bazı işaretler, bazı böyle insanların davranışları gelecekte o ilişkinin toksik bir ilişkiye dönüşüp dönüşmeyeceğini bize gösterir.
Toksik ilişkiler de zaten ayrı bir konu.
Belki bunun üzerine de bir gün konuşuruz.
Bu nedenle bana yakın arkadaşlarım benim çok fazla insan sevmediğimi söylerler ki gerçekten de öyledir.
Ama ona rağmen diyorum ki sosyalleşmek ve iyi insanlarla arkadaş olmak harika bir şey.
Hayatı daha anlamlı, daha da güzel kılan bir şey.
Ben de bu bölümü hazırladım.
kendim ki hazır sosyal kaygıyı aşmaktan bahsederken aynı zaman yeni arkadaşlar edinebileceğimizden de bahsedeyim.
Özellikle yetişkinlikte yeni arkadaşlar edinmenin ne kadar zor bir şey olduğunu yetişkinler biliyordur.
Bu literatürde geçmiş bir şey bu arada.
Yani yetişkin insanlar ergenlere ve genç insanlara nispetle çok daha zor arkadaş ediniyorlar.
Bunun nedeni tabi bazı yaşanmışlıkları olabiliyor.
Yetişkinlikte artık kimsenin kimseye eyvallahı kalmamış olabiliyor.
Fakat her zaman zaman arkadaşa ve dosta ihtiyaç duyuyoruz.
Ben bu bölümde adım adım dediğim gibi sizlere anlatacağım.
Siz de bunlardan birkaçını uygulayıp kendi hayatınızdaki faydalarını gözlemleyebilirsiniz diye düşünüyorum ki öyle bir şey olursa bana da yazın.
Biliyorsunuz podcast ile ilgili yazılan her şeye geri dönüyorum elimden geldiğince.
Mail olarak olsun, Instagram'dan olsun ama alakasız mesajlara geri dönmüyorum arkadaşlar.
Bunu da bilin. Çok saçma sapan şeyler yazanlar da oluyor.
O yüzden bu tribi atmak istedim.
Yani neyse.
Sosyal kaygıyla veya sosyal izolasyonla başa çıkmanın bence ilk adımı bizde kaygı yaratan şeylerin bir listesini çıkarmak.
Biliyorsunuz ben kaleme ve kağıda aşık bir insanım.
Alın elinize kalem kağıdı ve size rahatsızlık veren sosyal durumları veyahut da sosyal ortamları bir listeleyin.
Mesela şöyle yazabilirsiniz.
Bir parti ortamı beni çok rahatsız ediyor.
Ya da iş yerinde arkadaşlarımla yemeğe çıktığımda onlar konuşurken araya girip kendi fikrimi söylemek beni çok rahatsız ediyor.
gibi gibi liste uzayabilir diye düşünüyorum.
Bunların bir listesini çıkarın.
Sonra ise biraz düşünün.
Sonrasında ise sizde rahatsızlık oluşturan bu durumların neden böyle hissettirdiği üzerine birazcık düşünüp egzersiz yapabilirsiniz.
Ve bunların üzerine nasıl gidebileceğiniz üzerine düşünebilirsiniz ki bu bizi ikinci maddemize getiriyor.
O da maruz kalmak.
Yani kaçındığımız şeylere gidip kendimizi maruz bırakmamız gerekiyor.
Bununla ilgili Dr.
David Burns'ın yazdığı Panik Atak'ta isimli kitapta çok güzel bir örnek vardı.
Orada sosyal kaygı üzerinden vermemişti ama maruz kalma terapisi hakkında bir örnekti.
Bir tane hastası geliyor Dr.
David Burns'e ve diyor ki çok da böyle yakışıklı, güzel görünüşlü bir insan.
Benim diyor insanların içine çıkma korkum var.
Kadınlara hiçbir şekilde dışarı çıkıp Bir şeyler yemeyi ya da birlikte vakit geçirmeyi teklif edemiyorum romantik anlamda.
Çünkü birileriyle konuştuğumda kolatlarım çok fazla terliyor ve tişörtümde bir ıslaklık oluşuyor.
O ıslaklık beni çok çirkin, çok kötü, çok yetersiz hissettiriyor.
Herhalde o zamanlar günümüzde satılan deodorantlar çıkmamıştı arkadaşlar.
O yüzden günümüzde eğer böyle bir sorunuz varsa hemen Google'a yazın terleme önleyici deodorant diye çıkacak.
Alın sürün böyle bir şey kalmayacak.
Ama tabii buradaki hikaye mesajı farklı.
Doktor David Burns de diyor ki tamam hadi diyor gel.
Özellikle diyor ben de seninle birlikte bir tişört giyeceğim ve tişörtün kollarının alt kısımlarını ıslatacağız.
Aynı terlemişiz gibi ve birlikte bir mağazaya gideceğiz.
Gerçekten de bunu yapıyorlar. İkisi de tişörtlerini giyiyor.
Kolatlarını ıslatıyorlar. Böyle deli gibi terlemiş gibi oluyor tişörtleri ve bir mağazaya giriyorlar.
Mağazada da satıcı kadınlar var.
Hoş görünüşlü. Doktor David Burson onların yanına gidiyor ve diyor ki benim bir arkadaşım var görüyorsunuz.
Kendisi böyle kendini çok kötü hissediyor.
Kolatları terlediği için ve sizinle iletişim kurmaktan çekiniyor.
Ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında diyor.
Oradaki kadınlar da bunu tatlı bulduklarını söylüyorlar.
sonra muhabbet başlıyor. Kahramanımız oradaki kadınlardan birisinden bir randevu kapıyor.
Yani adam o gün iki şey çözmüş oluyor.
Hem aslında bu kadar çok zihninde büyüttüğü şey insanların gözünde çok da bir önemi olmadığını hatta fark bile edilmediğini görüyor.
Hem de bir randevusu oluyor.
İki yönden de şanslı bir gün oluyor.
Onun için. Burada bu hikaye örneğinde gördüğümüz gibi bizim zihnimizde büyüttüğümüz bazı şeyler insanların gözünde gerçekten de o kadar büyük olmayabiliyor arkadaşlar.
Hatta çoğunlukla fark dahi etmiyorlar.
Mesela tam şu an bu kaydı alırken telefonuma bir bildirim geldi.
Instagram'dan biri yazmış.
Sosyal kaygım yüzünden dışarı çıkıp insanlarla muhabbet edemiyorum.
Buluşamıyorum. Aslında buna o kadar çok ihtiyacım var ki anlatamam demiş.
Bu arkadaşımıza hemen ben buradan...
Bir tavsiye vereyim o zaman.
Maruz kalma tekniğini uygula.
Çık bakalım ya ne olacak?
Bir çık yani korkunun bir üzerine git.
Eğer kötü bir tepki alırsan.
Çok kötü bir şey yaşarsan bir daha gitmezsin.
Ki öyle bir şey olmayacak bu arada onu da söyleyeyim.
Zaten bizim bu maruz kalma tekniğindeki asıl amaç da budur.
Korktuğumuz şeylerin o kadar da korkulacak şeyler olmadığını kendimizde kanıtlamaktır.
Fakat şunu da belirtmek isterim.
Bu maruz kalma olayı bazılarımız için elbette ki biraz ekstrem olabilir.
Yapmakta zorlanabilirsiniz.
Mecbur değilsiniz. Teknikleri diğer maddelerde uygulayabilirsiniz.
Sosyal kaygıyla baş etmenin bir diğer adımı ise kendimizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakıp Kusur olarak gördüğümüz özellikleri kabullenebilmek.
Bir toplumun içerisine girdiğinizde eğer sürekli kendinizi orada bulunan diğer insanlarla kıyaslama gibi bir şey içerisinde düşünürseniz zaten mutlu olup da orada anda var olmanız mümkün olmayacaktır.
Kıyaslama ise bence genellikle kendimizde hissettiğimiz eksiklerden kaynaklanıyor.
Yani biz kaşımızın garip olduğunu ve kötü olduğunu düşünüyorsak toplum içerisine girdiğimizde diğer insanların kaşlarına bakıp aa bak onunki ne kadar güzel benimki ne kadar kötü.
diyerek kötü hissetmeye başlayabiliriz.
Kendimizde eksik ve kusur olarak gördüğümüz şeylere bence yeni bir bakış açısı getirmemiz gerekiyor.
Arkadaşlar şunu tüm içtenliğimle söylemek istiyorum.
Hepimiz insan olduğumuz için hepimizin bir eksiği ve kusuru var.
Bu hem fiziksel olarak hem de karakter olarak, kişisel özelliklerimiz olarak da böyle.
Sizin kışınızda bir sorun vardır, onun burnunda vardır, bunun başka bir yerinde vardır.
Kendinizde İstemediğiniz şeylere karşı olan algınızı lütfen değiştirin.
Hiçbir şey telafi etmek zorunda değilsiniz.
Hiçbir şeyi kapatmak zorunda değilsiniz.
Sizde var olan bir şeyi kötü olarak etiketleyip onu göstermekten kaçınmak zorunda değilsiniz.
Yani lütfen ama lütfen kendiniz gibi olmaya alan sağlayın.
Kendiniz için kendiniz olmaya alan sağlayın.
Şimdi ben burada birazcık cinsiyetler arası ayrımdan bahsetmek istiyorum.
Özellikle kadınlarda ve kız çocuklarında kendilerini beğenmeme, sürekli bir şeylerini telafi etme isteği daha yoğun.
Bunu nerede gözlemliyorum en basitinden?
Erkek kardeşim ve kendi aramda baktığımda bunu görüyorum.
Mesela erkek kardeşim için saçını taramamak ya da işte öylesine bir sweatshirt, bir pantolon giyip dışarıya çıkmak.
Çok da önemli bir olay değil.
O bunu yapabilir. Ya da dışarıda istediği gibi konuşmak, kendini ifade etmek konusunda çok daha rahat benden.
Bunların hepsini gözlemliyorum.
Ama ben dışarı çıktığımda daha güzel görünmek, daha değerli toplu görünmek, toplum içerisinde daha kibar oturmak, sesimi fazla yükseltmemek gibi baskılar hissediyorum.
Her ne kadar böyle hissetmem gerektiğini bilsem bile içinde bulunduğum toplum bunu bana empoze ediyor.
Ve bu küçükten beri böyle geldiği için özellikle kadınlarda ve kız çocuklarında daha...
Tatlı görünmek, şirin görünmek, kusursuz görünmek isteği yüksek olabiliyor.
O yüzden bütün kadınlara ve eğer varsa aranızda küçük kız çocuklarına ya da sizin evladınız varsa onlara sesleniyorum.
Lütfen, lütfen gürültü çıkarmaktan, kendiniz gibi olmaktan, istediğiniz gibi davranmaktan korkmayın.
Ya bırakın sizi beğenmesinler.
Zaten sizi beğenmeyenin sizinle işi ne?
Benim gibi siz de fazla insan sevmeyiniz zaten.
Yanınızda birkaç tane güzel insan olsun yeter.
Hiçbir şey ama hiç kimse kendiniz gibi olmamaya değmez.
Ya bazen rezillikler yaşayabilirsiniz.
Ben çok yaşıyorum mesela toplum içerisinde.
Bazı patavatsızlıkların yüzünden çok rezillikler yaşadığım oluyor.
Ya olabilir ne olacak yani?
Bırakın istediğiniz gibi olun.
Hata yapın, düşün, kalkın ve lütfen...
Kusurlarınızı örtmeye çalışmayın.
Onlarla birlikte var olmaya çalışın.
Kusur olarak gördüğünüz şeylerin aslında kusurlar değil de sizin karakterinizin veyahut da bedeninizin bir parçası olduğunu fark edin.
Şimdi burada podcast sosyal kaygıdan nasıl kendimi daha çok severime doğru evrilmeye başlıyor.
Ama toplum içerisinde var olmamız ve kendimizi ifade edebilmemiz için öncelikle kendimizi kabullenmemiz gerekiyor.
Kendimiz gibi var olmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Bunu nasıl yapacağız bilgi diye soruyorsanız da...
bir önceki maddedeki gibi maruz kalacaksınız.
Yani çıkıp yapacaksınız.
İnanın böyle şeylerin başka çaresi yok.
Binlerce podcast dinleyin, sayfalarca yazı yazın ama hiçbir şekilde çıkıp da pratik yapmadığınız müddetçe bu durumu yaşayıp size verdiği rahatlığı tadamayacaksınız.
Bu nedenle erkek veya kadın hangi cinsiyetiniz her neyse çıkın ve olduğunuz gibi olun yani.
Boşverin insanları çok ciddiyim.
Hatta Ben şunu da çok fazla gözlemledim.
Bu tip arkadaş topluluklarında veyahut da bir toplu ortamda kendisi olmaktan çekinmeyen, özgüvenli davranan insanlar direkt ama yani direkt fark ediliyor.
Ve onların kendilerine has farklı bir ışıltıları, farklı bir auraları oluyor.
Bence o aura... Her şeyden daha fazla çekici.
Yani gerek bir romantik ilişki kurmak adına olsun.
Gerekse bir arkadaşlık ilişkisi kurmak adına olsun.
Böyle insanlar beni her zaman kendilerine daha fazla çekiyorlar.
Ve inanın herkes için bu böyle.
Bir diğer madde ise bunu hiçbir yerde okumadım.
Sadece kendi deneyimimden yola çıkarak söylüyorum.
Kendinizi güzel ve iyi hissettiren şeyler yapın.
Makyaj yapmak hoşunuza mı gidiyor?
Makyaj yapın. Saçınızı yapmak hoşunuza mı gidiyor?
Saçınızı yapın. Ya da ne bileyim spor yapın.
Sağlıklı beslenin, en hoşunuza giden kıyafetlerinizi giyin.
Bakın başkalarının sizi beğeneceğini düşündüğünüz kıyafetleri değil, sizin beğendiğiniz kıyafetleri giyin.
Bedeninizin içinde rahat ve özgür olmayı deneyimleyin.
O bedenin, o kişiliğin size ait olduğunu fark edin ve nasıl olmak istiyorsanız, nasıl görünmek istiyorsanız...
Öyle görünmek için kendinize yatırım yapın.
Bence bu çok güzel bir şey.
Birileri size o kazanın yakışmadığını söylüyor olabilir ama eğer siz onun için de güzel hissediyorsanız onu giyin ve dışarıya onunla çıkın.
Beni böyle bana iyi hissettiren birkaç parça eşyam var arkadaşlar.
Bunlardan bir tane bilekliğim var mesela.
Onu taktım mı kendimi çok iyi hissediyorum.
Çok saçma. Ama mesela öyle bir şeyleriniz olabilir kendinize ait.
Bunları kullanmaktan çekinmeyin.
Mesela makyaj yaptığımda ben kendimi çok iyi hissediyorum.
Hoşuma gidiyor böyle hafif bir makyaj yapmak.
Bu arada bu ağır bir makyaj da olabilir sizin için.
Hiç makyajsız çıkmak da olabilir.
Kendimi daha iyi hissetmek adına bunların hepsini yapabilirim.
Yani kendinizi sınırlandırmayın.
Bir diğer madde ise kendinize karşı acımasız ve eleştirel olmayı lütfen bırakın.
Şimdi size bir şey anlatacağım.
Ve eminim ki bu size çok tanıdık gelecek.
Diyelim ki dışarı çıktınız, bir grup arkadaşınızla buluştunuz ve sosyalleştiniz.
Ya da romantik bir yemeğe buluşmaya çıktınız.
Hangisi ise bilmiyorum. Güzel geçti, eğlendiniz falan.
Sonra eve döndünüz, o kapı kapandıktan sonra üzerinize böyle bir şey çöküyor.
Aman Allah'ım, oradan ne kadar aptalca davrandım.
Bu dediğim şey çok salaktı.
Şu yaptığım şeyi acaba gördü mü?
Bir daha asla onunla buluşmayacağım.
Bir daha asla oraya gitmeyeceğim.
Bir daha asla böyle davranmayacağım.
Bence bu tanıdık gelmiştir.
Bunu sadece ben yaşıyor olamam.
Bu hislerimiz de çocukluğumuzda yaşadığımız o acı verici olaylara dayanıyor.
Hani o kendi olduğumuz, akışta olduğumuz anlarda aslında çok mutlu hissediyoruz.
Ama eve döndüğümüzde, kendi halimize, kendi içimize döndüğümüzde travmatik olan benliğimiz yeniden gün yüzüne çıkıyor ve akıştaki mutlu halimizi eleştirmeye başlıyor.
Belki bizi küçükken eleştiren bir anne olabilir, baba olabilir, arkadaş olabilir.
O bir figür var orada ve o figür bizim içimizde bizim...
ile yaşamaya devam ediyor. Bugüne kadar onu getiriyoruz ve akışa girdiğimizde, mutlu olduğumuzda, istediğimiz gibi davrandığımızda hemen eleştirmeyi, hemen mik mik mik bir şeyler söylemeye başlıyor.
Eğer böyle durumlar yaşıyorsanız ve kendinize böyle eleştirayla yaklaşmaya başlıyorsanız o içinizdeki sese sus deyin.
Yani sus. Daha fazla konuşma.
Ben istediğim gibi yaşayacağım.
Bu anlattıklarımın hepsi hem sosyal kaygıyla baş edebilmek için işinize yarayacaktır.
Hem de yeni arkadaşlar edinmek konusunda da çok yardımcı olacaktır.
Zaten sosyal kaygıyı aştığınızda otomatik olarak arkadaşlılıklar edinmeye başlıyorsunuz.
Özellikle belli bir yaştan sonra arkadaşlıkların organik olarak gelişeceğini ben düşünmüyorum.
Emek vermemiz ve bunun üzerine çalışmamız gerekiyor bence.
Bu nedenle insanlarla tanıştığınızda eğer hoşunuza giden birileri varsa, arkadaş olmayı isteyeceğiniz, onlarla dışarıda buluşmayı teklif etmekten çekinmeyin.
Gerçekten bunu yapın. Garip ya da böyle soğuk bir şekilde değil de samimiyetle, iştenlikle dışarıda bir kahve içsek mi ne dersin diyebilirsiniz ya da mesaj atabilirsiniz insanlara.
Sürekli karşıdan bir şey beklemeyin ve kendinizi daha beğenilir hale sokmak için de böyle şekilden şekle girmenize de gerek yok kesinlikle.
Olduğunuz gibi olun ve ilk adımı atın.
Bu çok önemli bir şey gerçekten.
Yeni ilişkilerde, yeni arkadaşlıklar kurmakta.
Ben kendi arkadaşlık ilişkilerime baktığımda gördüğüm çok temel bir etken var.
Genelde bana hep...
Arkadaşlarım gelmiş. İlk adımı hep onlar atmış.
Buradan da birazcık benim sosyal fobim olduğu sonucunda sanırım varabiliriz.
Fakat bundan sonrasında ben atacağım.
Hatta öyle bir arkadaşlığım şu an var.
Bölümü hazırlarken pratik yaptım kendimce denedim.
Siz de adım attığınızda kötü bir şey olmuyor arkadaşlar.
Hatta güzel şeyler oluyor.
Konuştuğunuz enerjinizin uyduğu biri varsa eğer gidin ve arkadaş olmak için ilk adımınızı atın.
Çekinmeyin. Bir de çok önemli bir şey bence.
Toplantılara ve etkinliklere katılın.
Yani sizin ilginizi çeken bir yerde bir şey var.
Diyelim bir ne olsun.
Diyelim ki siz pasta böyle kişiliğini seviyorsunuz.
Bir kurabiye atölyesine gidin mesela.
Sizin gibi ortak ilgi alanları olan insanların bulunduğu yerlere gidin.
Bunlardan geri kalmayın.
İnsan ağı oluşturmak, sizin gibi insanları bulmak aslında çok zor bir şey değil.
Sadece birazcık daha böyle araştırmanızı, düşünmenizi gerektiren şeyler.
Bir de bence en ama en önemli şey arkadaş ilişkisi kurmak istediğiniz insanlarla gerçek samimiyet diliyle iletişime geçin.
İnsanlar genelde sahte davranışları çok hızlı bir şekilde ayırt edip uzaklaşıyorlar o insanlardan.
Bu nedenle samimiyetle yaklaşmak ve karşınızda gördüğünüz ve karşınızdaki insanların işte bir özelliğini, belki bir kıyafetini, bir şeyini içtenlikle övmeniz ya da onları başarıları için tebrik
etmeniz ilişkilerinize büyük bir fark yaratacaktır ve arkadaş edinmenizi, dost kazanmanızı da büyük oranda arttıracaktır, iyi yönde etkileyecektir diye düşünüyorum.
İnanın toplumsal bir varlık olan...
toplumun içerisine girememenin, onlardan sürekli kaçmaya çalışmanın ne kadar acı verici bir şey olduğunu ben de biliyorum.
Aslında böyle bölümün sonuna doğru geldik ama size ufak da bir şey anlatacağım.
Her ne kadar o çözdüğüm test test yüksek sosyal hobim çıksa bile ben bir zamanlar sadece sosyal hobiden ibarettim arkadaşlar.
Lise yıllarımda yatılı bir yerde kaldım ve uzun süre o yatılı yerden çıkamıyordum.
3 yıl bu şekilde eğitim gördükten sonra markette kasiyerle konuşamaz hale gelmiştim.
Bir yere gittiğimde sipariş veremiyordum, hesabı ödemekten çekiniyordum.
Daha o dönemki arkadaşlarım bunu çok garip buluyorlardı.
Bu nedenle böyle hayattaki en ufak şeyleri bile yapmaya çekinmenin, bir hesap ödemekten dahi korkmanın ne demek olduğunu çok iyi biliyorum.
Sosyal kaygıyla baş etmenin bir ilacı ya da kesin bir çözümü hiçbir şekilde yok.
Zamanla, pratik yaptıkça ve denedikçe oluyor.
Bence bu bölümde bahsettiğim şeylerin üzerine birazcık eğilirse...
Ya da bu konuda birazcık daha böyle denemeler yaparsınız, kendinizi maruz bırakırsanız.
Birazcık da olsa kaygınızı yenmeye başladığınızı göreceksiniz.
Hele ki zaten profesyonel destek alırsanız çok çok daha iyi olacaktır sizin için.
İnsanlarla birlikte daha da yaşamaya değer oluyor.
Bu yüzden lütfen sosyal izolasyonunuzun ve kaygınızın bu güzellikleri kaçırmaya sebep olmasına izin vermeyin.
Umarım hayatınızda değer verdiğiniz ve size de değer veren dostlarınız olur.
Doğa doya kahkahalar atıp çılgınlar gibi eğlenebileceğiniz topluluklarınız olur.
Umarım kendinizi güvende ve olduğunuz gibi kabul görmüş hissedersiniz.
Ve hepsinden önce de...
Siz kendinizi olduğunuz gibi kabul edersiniz ve umarım bütün bu dileklerim...
Hepimiz için gerçek olur.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Eğer bu bölümü sevdiyseniz ve daha fazla insan ulaşmasını isterseniz podcast'i paylaşmayı ve sevdiklerinize tavsiye etmeyi lütfen unutmayın.
Eğer Apple Podcast üzerinden dinliyorsanız yıldız verebilir veya yorum yapabilirsiniz.
Oradan değil de bana kişisel olarak yorumlarınızı bildirmek isterseniz mail atabilir veya etgenelseslerpodcast ismiyle Instagram üzerinden ulaşabilirsiniz.
Şimdilik kendinize çok iyi bakın.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
