
Sınavlara Hazırlanmanın En Etkili Bilimsel Yöntemleri
24 Şubat 2022 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bugün geleneksel ders çalışma algımızı yıkacak bir bölümle karşınızdayım. Çok ders çalıştığı halde bir türlü başarılı olamayan veya sınavlarda istediği notu alamayan insanlarla büyük ihtimalle karşılaşmışsınızdır. Aslında mesele ne kadar çok çalıştığımız değil nasıl çalıştığımız. Ve maalesef ki, not almak, özet çıkarmak ve ders notlarını okumak gibi yöntemler o kadar da etkili değiller. Çok daha iyi sonuçlar elde edebileceğimiz, sınav notlarımızı ve öğrenme kapasitemizi arttıracak ders çalışma yöntemleri mevcut. Eğer bunların neler olduğunu merak ediyorsanız bölümü dinlemeye başlayın derim :)
Bahsettiğim makale: https://www.jstor.org/stable/23484712
Zihin Haritası Örneği: https://www.mindmapping.com/
Belgesel: Redesign My Brain
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge ve bu bölümü ikinci kez kaydediyorum arkadaşlar.
Söylemem gerek ki ilk aldığım kaydı beğenmedim editlerken çıldıracak gibi oldum ve şu an mikrofonu açtım yeniden kayda başladım.
Bölümün yayınlanmasına da yaklaşık bir 4-5 saat falan var.
Eğer 24 Şubat 2022 Perşembe günü.
Akşamüstü 5'te yayına girdiysek bilin ki ben yeni kaydı almışım, editlemişim ve yetiştirmişim.
Eğer bunu başarırsam kendimi gerçekten çok tebrik edeceğim.
Bu bölümde etkili çalışma yöntemleri ve sınava hazırlanma üzerine yapılan bilimsel çalışmalardan öğrendiğim bazı şeyleri sizlerle paylaşacağım.
Biliyorsunuz ki ben bir bölüm daha hazırlamıştım zamanında.
İstediğimiz her şeyi en etkili ve hızlı nasıl öğrenebiliriz ismiyle.
Fakat o bölümde daha çok bireysel çalışmalarımızdan yeni bir yetenek edinmek istediğimizde ya da yeni bir işe girmek istediğimizde kendi kendimize yapabileceğimiz hızlı öğrenme tekniklerinden bahsetmiştim.
Fakat bugün daha çok öğrenci odaklı, daha çok sınavlara girme odaklı bir bölüm olacak.
Ama söyleyeyim burada anlattığım şeyleri normal hayatta da bir sınava girmeyecekseniz dahi uygulayabilir.
Öğrenmenizi, öğrendiklerinizi hatırlamanızı pekiştirebilirsiniz.
Ben bu bölümü hazırlamaya ilk karar verdiğimde birazcık endişelendim.
Acaba dinlenir mi, dinlenmez mi falan diye.
Sonra Instagram'dan sordum ya dedim böyle bir bölüm hazırlasam.
Sınava hazırlanma teknikleri üzerine.
Siz dinler miydiniz?
Birazcık fırça yedim sizden.
Yok işte olsun biz dinleriz.
Hayat boyu öğrenme devam ediyor.
Sınava girmesek bile sınava giriyormuşçasına bir şeyleri hazırlamak, öğrenmek hoşumuza gidiyor diye.
Çok teşekkür ederim. Bu podcast'ın dinleyicilerinin öğrenmeye meraklı ve hevesli olduğunu biliyordum.
Ama bu kadarını bilmiyordum.
Aşırı derecede mutlu oldum.
Bunu da belirtmeden geçmek istemedim.
O halde daha fazla uzatmadan hemen ana konumuza giriş yapıyorum ama öncesinde kısa bir intro var.
Tekrardan hoş geldiniz.
Etkili çalışma dediğimiz şeyi iki parçaya bölerek anlatmak istiyorum.
Birinci parçasında anlama, ikinci parçasında ise anladıklarımızı hatırlamayı konu edineceğim.
Bu ikiye bölme işlemi benim öğrenmeyle ilgili okuduğum kitaplarda, izlediğim videolarda ya da başka...
kaynaklarda gördüğüm bir şey.
Kendi kendime bunu uydurmadım aslında soracak olursanız.
Bu bölümü hazırlarken de özellikle Make It Stick isimli bir kitaptan ve Ali Abdal isimli bir YouTuber'ın videolarından faydalandım.
Ali Abdal Cambridge Üniversitesi Tıp Fakültesini birincilikle bitirmiş birisi ve aynı zamanda da YouTuber'lık yapıp ekstra sosyal medyada işler yapmış.
Bu kadar işinin arasında böylesine zor bir okulu bilincilikle bitirmesine belki zeka diyebilirsiniz.
Ama onu dinlediğiniz zaman, anlattığı şeyleri anladığınız zaman görüyorsunuz ki kendisi gerçekten çok efektif çalışma yöntemlerini benimsemiş birisi.
Şunu da söylemem gerek ki bu bölüm içerisinde çalışma diye bildiğimiz şeylerin aslında yetersiz olduğunu, bize gerekli faydayı sağlamadığını...
Bir linkin geleneksel çalışma yöntemleri sandığımız kadar işe yaramıyor.
Eğer siz sınava hazırlanmıyorsanız dahi, çevrenizdeki sınava hazırlanan öğrencilere bu bölümü dinletirseniz onların da çok faydalanacağına inanıyorum.
Bu da benden size ufak bir rica olsun.
İlk adımımız olan anlama kısmına yeniden geri dönüyorum.
Eğer bir konuyu anlamazsak...
Onu ne doğru düzgün hatırlayabiliriz ne de onunla ilgili soruları çözmekte başarılı olabiliriz.
Fizikçi Richard Feynman'ın şöyle bir sözü var.
Diyor ki eğer öğrendiğiniz konuyu 5 yaşındaki bir çocuğa anlatamıyorsanız bilin ki onu öğrenmediniz.
Bu ne demek oluyor? Yani biz öğrendiğimiz herhangi bir zor meseleyi ya da zor konuyu 5 yaşındaki bir çocuğa anlatamayacaksak ya da hiç bilmeyen bir arkadaşımıza anlatamayacaksak onu bu noktaya...
kadar basitleştiremeyeceksek bilin ki aslında onu tam olarak özümsememiş oluyoruz.
Mesela ben podcastlerimi hazırlarken çok fazla kaynaktan ve kitaptan faydalanıyorum.
Ama günün sonunda mikrofonun başına oturduğumda bazı şeyleri unuttuğumu, anlatamadığımı fark ediyorum.
Ve bu da aslında okurken anladığımı sandığım şeylerin arasında boşluklar barındırdığımı bana gösteriyor.
Geriye dönüp yeniden onlara bakıyorum, yeniden hazırlanıyorum.
Bu şekilde öğrendiğim şeyi öğretmeye çalıştığım zaman gerçek anlamda bir öğrenme süreci geçirmiş oluyorum.
Ne kadar çok öğrenme dedim.
Neyse. Eğer bir şeyi anlayıp anlamadığınızı test etmek istiyorsanız Richard Feynman'ın yöntemini kullanabilirsiniz.
Anlamayla ilgili ikinci maddemiz ise Active Recall yapmak.
Active Recall İngilizce bir kelime ve Türkçe'ye kendini test etmek öğrendiklerini geri çağırmak olarak çevrilebilir.
Bir şeyi ilk öğrendiğiniz zaman onunla ilgili beyninizde nöral bağlar oluşuyor.
Fakat bunlar çok taze ve yeni olduğu için hemencecik yok olmaya müsaitler.
Kendinizi o konuyla ilgili test ettiğinizde ya da öğrentilerinizi hatırlamaya çalıştığınız zaman oradaki o nöral yollar güçlenmeye başlıyor ve daha kalıcı hale geliyor.
Bu yöntemi şu şekilde uygulayabilirsiniz.
Mesela bir kitap okuyorsunuz.
Kitaptan 3 sayfa okuduktan sonra kapatın ve düşünün.
Şu an ben burada ne öğrendim?
Yani o kitabın özetini çıkarmak yerine bu şekilde öğrendiğiniz şeyleri hatırlamak ve kendi kendinize içinizde basit kelimelere dökmeye çalışmak çok daha etkili.
Maalesef ki bir şeyin özetini çıkarmak çok etkili bir yöntem değil.
Hatta bunu tavsiye etmiyorlar.
Onun yerine zihninizde çıkardığınız özetleri başka birine anlatmak ya da karşınızda bir insan yoksa dahi sanki varmışçasını anlatmaya çalışmak çok daha etkili.
Bunu illa kitap okurken değil, YouTube'da bir ders videosu izlerken ya da okulda dersi dinledikten sonra da yapabilirsiniz.
Diyelim ki okuldasınız, dersinizi dinlediniz.
Dersten çıkışta şu an ben ne öğrendim, neyi hatırlıyorum diye öğrendiklerinizi dinleyinize çağırmak ve onları basit cümlelerle tarif etmeye çalışmak da Active Recall'a bir örnek olabilir.
Unutmayın ki bir şeyi okumak ya da izlemek pasif bir eylemdir.
O şeyi okurken aslında kendinizi zorlamıyorsunuz.
Ya da dinlerken, izlerken zorlamıyorsunuz.
Zihniniz sadece bakıyor, tamam diyor ve geçiyor.
Ama okuduğunuz ya da izlediğiniz şeyi kapatıp hatırlamaya çalıştığınızda aktif bir eylem gerçekleştiriyorsunuz.
Artık aksiyon alıyorsunuz.
Ve çalışma dediğimiz şey de tam olarak böyle olmalı.
Eğer bir konuya çalışırken Size bu çok kolay geliyorsa, zorlanmıyorsanız yanlış bir şeyler yapıyorsunuz.
Çünkü öğrenmek zorlayıcı bir süreç olmalı.
Zihnimiz yeni bir şey öğrenmeye çalıştığında rahatsız oluyor.
Bu ona zor geliyor. Siz pasif bir şekilde okuma ya da izleme yaptığınızda kendinizi zorlamıyorsunuz ve aslında öğrenmiyorsunuz.
Üçüncü maddemiz ise anlamayla ilgili not.
Evet arkadaşlar, dersi dinlerken not almayın.
Bu özet çıkarmak kadar aslında yararsız bir şey oluyor.
Bununla ilgili John Danloski ve arkadaşlarının Improving Students Learning with Effective Learning Techniques isimli bir araştırmaları var.
Bu makalenin linkini açıklamalar kısmına koyacağım.
Eğer isterseniz oradan bakabilirsiniz.
Diyorlar ki not almak etkili bir yöntem değil.
Fakat illa da not almak istiyorsanız dersin içerisinde asla bilgisayarda not almayın.
Kalemle not almaya çalışın.
Çünkü yapılan bir araştırmaya göre derste elle not alan ve bilgisayarla not alan iki grubu karşılaştırıyorlar.
Elle not alan grubun bir gün sonra ve bir hafta sonra bilgisayarla not alanlara göre bilgileri daha iyi hatırladıklarını görüyorlar.
Burada sizlerden gelen şöyle bir soruyu duyuyorum.
Bilgeciğim not almayacaksak ne yapacağız Allah aşkına?
Tabii ki de eğer bunu söylüyorsanız çok haklısınız.
Düz bir şekilde hocanın anlattığı şeyleri not almaktansa ders esnasında öğrendiğiniz konularla ilgili defterinize sorular çıkarmak daha iyi bir yöntem.
Coğrafya çalıştığınızı farz edelim ve ülkemizdeki bölgeleri öğreniyorsunuz.
Öğretmeniniz dedi ki Ankara İç Anadolu bölgesindedir.
Sizin direkt bunu Ankara İç Anadolu bölgesindedir diye yazmak yerine Ankara hangi bölgededir?
yazmanız ve dersten sonra konuyu tekrar ederken bu soruyu yanıtlamaya çalışmanız, eğer hatırlamıyorsanız Google'dan bakmanız, kitabınızdan bakmanız ya da hocanıza sormanız aslında öğrendiğiniz şeyi
pekiştirmenizi sağlıyor ve daha da iyi anlamanızı sağlıyor.
Düşünsenize coğrafya dersini dinlerken toplamda 250 tane soru çıkarmışsınız ve sınava hazırlanırken konu tekrarı niyetine bu soruları yanıtlıyorsunuz.
Zaten sınava girdiğinizde sizin karşınıza öğrendiğiniz Konular hakkında sorular çıkacak.
Eğer böyle bir çalışma yöntemini benimserseniz sınav esnasında hiç zorlanmadan zaten pratiğiniz olduğu için tıkır tıkır o soruları yanıtlayabilirsiniz.
Bu bahsettiğim YouTuber Ali Abdal kendisinden önce Cambridge Tıp Fakültesini birinci yüze bitiren arkadaşından notlarını istemiş.
O da ona not niyetini 35 sayfalık soru gönderiyor.
Mesela kaslar hakkında 100 soru, sinirler hakkında 250 soru.
Ve Ali Aptal diyor ki işte bu şekilde üniversiteyi birinci yılda bitirirsiniz.
Sonuçta tıp fakültesi oldukça zor ve öğrenme yükünün ağır olduğu bir bölüm.
Ama böyle sorular çıkararak sistematik bir şekilde bunları yanıslayarak başarıya ulaşmış.
Aynı şekilde Ali Aptal da ulaşmış.
Biz niye ulaşmıyorduk?
Mesela ben bu sabah İngilizce çalışıyordum.
Biliyorsunuz benim İngilizcem iyi ama özellikle gramer sorularını yanıtlama konusunda baya bir eksiğim var.
Çünkü YDS, YDT gibi sınavların soru tipleri benim öğrendiğim İngilizceden çok farklı.
Şeyi çözemedim yani mantığı çözemiyorum.
Çok garibime gidiyor. YDS'nin ve YDT'nin kendine göre taktikleri, kendine göre çözüm yöntemleri varmış.
Bunları öğreniyorum ve ders çalışırken hiçbir şekilde düz not almadım.
Tamamen sorular şeklinde not aldım.
Bir hafta sonra konuyu tekrar etmeye karar verdiğimde beni zorlu bir süreç bekliyor olacak.
Ama o soruları yanıtladığımda ya da yanıtlayamadığım soruların peşine düşüp öğrendiğimde ne kadar çok şey kazanacağımı bildiğimden dolayı bunu yaptığımdan pişman değilim.
Anlama konusu bu kadardı.
İkinci maddemiz ise anladığımız şeyleri hatırlamak.
Çünkü öğrendiğimiz şeyleri hatırlamazsak bunun sınavda bize bir faydası olmayacak.
Hatırlamakla ilgili İngilizce olarak spaced repetition denen, Türkçesi ise aralıklı tekrar anlamına gelen bir yöntem var.
1800 yılların sonunda Herman Ebbinghaus diye birisi unutma eğrisi diye bir şey keşfediyor.
Bu arkadaş birbirinden farklı pek çok kelimeyi ezberleyip bunları ne kadar zihninde tutabildiğini Ve fark ediyor ki kelimeyi ezberlediğinde ertesi gün öğrendiklerinin
%50'sini unutmuş oluyor.
3 gün sonra ise %100'ünü unutmuş oluyor.
Eğer ki öğrendiği günden bir sonraki gün konuyu tekrar...
Öğrendiklerini unutması bir hafta alıyor.
Konu dedim ama kelimeler aslında onun ezberlediği şeyler kelime.
Bir haftanın sonunda tekrar ettikten sonra unutmasının bir ay aldığını gözlemliyor.
Bu bir ayın sonunda da eğer...
Ezberlediklerini tekrar ederse unutmasının 6 ay aldığını, 6 ay sonra da eğer tekrar ederse unutmasının 1,5-2 yıl gibi süreleri aldığını görüyor.
Buradaki ana mantık şu.
Öğrendiğimiz şeyleri, hatırlamak istediğimiz şeyleri aralıklarla tekrar etmek.
Yani bir şeyi bir saat sonra tekrar etmenin ya da bir gün sonra ertesi gün yeniden tekrar etmenin bir anlamı yok.
Önce zihnimizde birazcık unutmaya alan bırakacağız.
Ondan sonra yeniden tekrar edeceğiz.
Bu şekilde unutma aralığını uzatmış olacağız.
Ben spaced repetition yani aralıklı tekrar tekniğini en çok ezberlediğim yeni kelimelerde ya da öğrenmem gereken, zihnimde kalması gereken önemli kurallarda uyguluyorum.
Bunu da aynı buradaki gibi öğrendikten bir gün sonra, bir hafta sonra, bir ay sonra ve...
Eğer vakit varsa 6 ay sonra şeklinde yapıyorum.
Benim sınavıma yaklaşık 3,5 ay gibi bir süre kaldığı için bunu 6 aya çıkaramayacağım.
Aralıklı tekrar yaparken size çok yardımcı olacak bir app'ten bahsetmek istiyorum.
İsmi Anki diye yazılıyor.
Bu app'te aslında öğrenme kartları çıkartabiliyorsunuz kendinize.
Kartın ön yüzüne öğrenmek istediğiniz...
Kelimenin İngilizcesini yazıp arkasına Türkçesini ya da kartın ön yüzüne soruyu yazıp arkasına yanıtını yazabilirsiniz.
Sonrasında ise tekrar etmek istediğinizde app'i açıp bu kartlardan sırayla tekrar yapmanız yeterli oluyor.
Enkiyi ben aşırı dejde severek kullanıyorum.
Birazcık başlangıçta kullanımı kolay gibi olsa aslında çok ayrıntılı kullanma alanları var.
Ben özellikle İngilizce kelime çalışırken dediğim gibi kuralları çalışırken özellikle hatırlamam gereken sorular olduğunda hepsini enkiye Kaydediyorum ve boş zamanlarımda getir atmadan
önce sabah uyandığımda oradaki kartlara sürekli çalışıyorum.
Bu şekilde de aslında aralıklı tekrar yapmayı kendime kolaylaştırmış oluyorum.
Düşünsenize İngilizce kelime ezberliyorsunuz ve yani size bunu kim sorabilir?
Esrafınızda çok şanslı olmanız gerekiyor ya da tek tek kağıtlara yazıp belki bir kavanozun içine atmanız gerekiyor ki bunlar çok vakit alan şeyler.
O yüzden enkiye bakmanızı şiddetle tavsiye ederim.
Tırlamayla ilgili ikinci maddemiz ise notları yeniden okumak.
Bunu yapmıyoruz arkadaşlar.
Zaten not almak çok faydalı bir şey değil.
Diyelim ki aldınız.
Bunları yeniden okumanın hiçbir şekilde faydası olmadığını Profesör Dan Loski ve arkadaşları 2013 yılında yaptıkları bir araştırmayla kanıtlamışlar.
O araştırmanın da linkini açıklamalar kısmına bırakacağım.
Oradan bakabilirsiniz. Bölümün başında da belirttiğim gibi okumak, pasif bir eylemdir.
Yani zihninizi zorlamaz.
Size çok fazla bir şey öğretmez.
Notları okuyarak %30'luk bir gelişme ve öğrenme kaydediyorsanız bahsettiğim Active Recall soru yazarak tekrar etmek, space repetition gibi tekniklerle %100'lük bir verim
elde ediyorsunuz. 5 saat çalışan iki insan düşünün.
Bir tanesi geleneksel yöntemlerle hocadan ucuklarını not alıyor, notlarını tekrar tekrar okuyor ya da özet çıkarmaya çalışıyor.
Bir diğeri ise anlattığım bu yöntemleri kullanıyor.
Her ne kadar eşit sürelerde çalışıyor olsalar bile bir diğerinin çalışma yöntemi daha etkili olduğu için çok daha başarılı olacak.
Her saatimiz, her dakikamız gerçekten çok kıymetli.
Öyle değil mi? Ben özellikle aynı anda birden fazla şey yapabilen insanlara, birden fazla alanda başarı olabilen insanlara büyük imreniyorum.
Öyle böyle değil yani. Ve o insanların ortak özelliklerine baktığımda hepsinin etkili çalışma yöntemlerini, çok iyi kullandıklarını, kendilerini çok iyi tanıdıklarını Ve
zamanları çok iyi yönettiklerini görüyorum.
Zaman yönetimi de elbette ders çalışırken çok önemli bir konu.
Fakat onu bir önceki bölümde zaten konuşmuştuk.
O bölümü dinleyip zaman yönetimiyle ilgili bazı tüyolar öğrenebilirsiniz.
Profesör Danloski ve arkadaşlarının yaptığı araştırmanın bir diğer sonucu ise hatırlamak istediğimiz yerlerin altını çizmenin ya da bu fosforlu kalemlerle üzerinden geçmenin bir
etkisinin olmadığı.
Belki o sayfayı açtığınız zaman direkt gözünüz oraya çarpacak ve bu önemliymiş buna bakayım diyeceksiniz.
Bu bir noktaya kadar yarar sağlayabilir.
Ama bütün bir kitabı çizmek, bir sürü yerleri fosforlu kalemlerle geçmek hiç etkili bir yöntem değil.
Çünkü yine pasif bir işin içerisindesiniz.
Hatırlamak istediğiniz yeri çizdikten sonra orayı hatırlamıyorsunuz.
O size hiçbir şey kasmıyor, hiçbir şey öğretmiyor.
Yine hobi olarak posporlu kalemlerinizi kullanın.
Ama lütfen bilin orayı çizdiğinizde...
Öğrenmenize bir katkı sağlamamış oluyorsunuz.
Tam aksine sahte bir tatminkarlık duygusu, sahte bir öğrenme hissiyatıyla belki de gerçekten o konuyu anlamanızı geciktiriyorsunuz.
Son olarak da zihin haritalarından bahsetmek istiyorum.
Buna İngilizce'de mind mapping deniyor.
Eğer Google'a yazarsanız mind mapping diye çok fazla örneğiyle karşılaşacaksınız.
Burada benim kelimelerle bunu anlatmam çok kolay değil.
Böyle zamanlarda diyorum ki keşke bir YouTube kanalım olsaydı da gördüm.
Örsel olarak gösterebilseydim.
Ama yine podcast'ın açıklamalar kısmına örnek bir zihin haritası koyacağım.
Oradaki linke tıklayıp siz de bakarsınız.
Zihin haritası yapmanın ana mantığı şöyle.
Yine verdiğim coğrafya örneği üzerinden geçmek istiyorum.
Diyelim ki coğrafya dersinde Türkiye'nin bölgelerini öğrendiniz.
Ve bu bölgeleri daha iyi anlamak, zihninizi daha iyi pekiştirmek için bir zihin haritası oluşturmak istediniz.
Önünüzde kağıt kalemi alıyorsunuz.
Orta kısmına Türkiye'de bölgeler yazıyorsunuz.
Sonra buradan oklar ya da çizgiler çıkartarak 7 tane bölge için 7 çizgi bölgeleri yazıyorsunuz.
Diyelim ki yine İç Anadolu bölgesini yazdınız.
Burada hangi şehirler var?
Sırasıyla o başlığın altında da şehirleri yazabilirsiniz.
Şehirlerden de minik oklar çıkarıp ilçeleri yazabilirsiniz.
Bu şekilde bu şekilde çeşitlendirebilirsiniz.
Ama tüm bunları zihninizden herhangi bir yerden yardım almadan yaptığınızda beyninizde öyle bir harita oluşuyor ve o konu bütüncül olarak öyle bir oturuyor ki artık onu hatırlamamanız,
anlamamanız çok zorlaşıyor.
Zihin haritası tekniği zaman alan ve bence vakti olan insanların yapması gereken bir şey.
Şu an sınava çok az vakit kaldı.
Ben uygulamıyorum bu yöntemi.
Birazcık çalışmakta da yani ciddi çalışmak konusunda da geç kaldığım için maalesef ki bazı yöntemleri hayata geçiremiyorum.
Ama eğer henüz lisede okuyorsanız ya da üniversitede okuyorsunuz başka bir şeyde okuyorsunuz ve büyük bir sınav için bu kadar kısıtlı bir zamanda büyük bir sınava hazırlanmıyorsanız kesinlikle konularınızı daha iyi anlamak
için zihin haritası tekniğine de...
Başvurun derim. Ama şunu söyleyeyim zihin haritalarına podcast hazırlarken çok başvuruyorum.
Podcast'ta diyelim zaman yönetimi hususunda, dikkatimizi toplamak hususunda ya da başka bir konuda bir bölüm hazırlayacaksam okuduğum kaynakları ve makaleleri ana hatlarıyla bir zihin haritasına geçiriyorum.
Bu şekilde mikrofonun başına geçip bölümü kayda aldığım zaman zihnimde anlatacağım şeyler oldukça oturmuş ve sıralı oluyor.
Bu tekniği de bu şekilde kullandığımı size söylemek istedim.
Birazcık da ezber tekniklerinden bahsedeceğim.
Şahsen ben ezber tekniklerini çok kullanmıyorum ama en ünlü olan ve bilimsel olarak da gerçekten işe yaradığı tespit edilen bir teknik var.
O da... Akrostiş yapmak.
Akrostiş aslında tam doğru değil de şöyle söyleyeyim.
Hatırlanması kolay bir şeyin içine hatırlanması zor olan şeyleri kodlamak.
Buna ilkokuldayken öğrendiğimiz ünsüz benzeşmesini daha iyi hatırlamamız için kodlanan fıstıkçı şahap örneğini vermek istiyorum.
Belki de ünsüz benzeşmesinin ne olduğunu şu an bana anlat deseniz size tam olarak anlatamam ama Fıstıkçı Şahap'ın ne olduğunu çok iyi hatırlıyorum ve aklımdan asla çıkmıyor.
Çünkü o harfleri tek tek ezberlemek oldukça zorken Fıstıkçı Şahap gibi çok da soyut olmayan Beynimizin daha kolaylıkla hatırlayabileceği eğlenceli bir şeyle
kodladığımızda ezberlememiz ve sonrasında hatırlamamız çok daha kolay oluyor.
Ben bunu İngilizce'de öğrenmekte zorlandığım bazı bağlaçlarda ya da bazı kelimelerde kullanıyorum.
Kendimce şarkı sözlerini ya da gün içerisinde çok sık kullandığım bir cümleye öğrendiğim şeyleri kodluyorum.
Belki böyle bir yöntemi siz de tercih edebilirsiniz eğer ki ezberlemeniz gereken.
Çok şey varsa. Aslında sorarsanız başka hafıza teknikleri, ezber yöntemleri de var.
Ama bunları uygulamanın biraz daha zor olduğunu ve daha ileri seviye olduğunu düşündüğüm için.
Daha da önemlisi kendim hiçbir şekilde kullanmadığım için burada paylaşmak istemiyorum.
Ama bu teknikleri merak edenler için çok güzel bir belgesel tavsiyem olacak.
Belgeselin ismi Redesign My Brain.
Curiosity Stream platformu üzerinden izlemiştim.
Başka yerlerde var mı bilmiyorum.
İsmini aratarak bakabilirsiniz.
Orada ezber yeteneği hiç iyi olmayan birisinin nasıl dünya hafıza şampiyonu olduğunu adım adım izliyorsunuz.
Belgeseldeki kahramanımız kendi üzerinde bir deney yapmak istiyor.
Ve dünya hafıza şampiyonlarını, ezber şampiyonlarını yanına gidip onlardan bazı teknikler öğrenerek kendisi de uyguluyor.
Ve bu uygulamalarının sonunda gerçek...
Çok kısa bir zamanda çok fazla şey ezberleyebilir, aklında tutabilir hale geliyor.
Eğer merak ediyorsanız yanılmıyorsam 3 bölümlük bu belgeseli tavsiye ederim.
Oldukça da eğlenceli ve akıcıydı bu arada.
Benim bugün anlatmak istediklerim aslında bu kadar.
Bir de ders çalışırken bilgisayar, telefon, internet gibi dikkat dağıtıcılardan uzak kalmayı, kendinize iyi bir alan oluşturmayı, çalışmayı arzu edeceğiniz dağınık olmayan bir yerde çalışmanız
çok önemli. Çünkü eğer etrafınızı düzenlemezseniz, dikkatiniz dağınık olursa ders çalışma veriminiz otomatik olarak düşecektir.
Bu da istemediğimiz bir şey.
O halde sınavlara girecek olan...
Ya da sınava girmese dahi yeni bir şeyler öğrenmeye azmeden herkese bol şans diliyorum.
Umarım hepimizin istekleri gerçek olur.
Ve yine umuyorum ki sebatla, azimle çalışmaya devam ederiz.
Hayat boyu öğrenmekten asla vazgeçmeyiz.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Bana Instagram üzerinden etgenelseslerpodcast ismiyle ya da mail üzerinden genelsesler.gmail.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Bugünlük söyleyeceklerim bu kadardı.
Kendinize çok iyi bakın.
Öğrenme sevgisiyle kalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
