
Psikiyatrist Berna Ermiş ile Kişisel Farkındalık Rehberi Bölüm 1 - Yetersizlik Ve Başarısızlık
14 Mart 2022 · 32 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Podcaste ikinci kez konuk olarak beni sevindiren Berna Ermiş'le yetersizlik ve başarısızlık hisleri üzerine konuştuk.Sizden gelen soruları da yanıtladığımız dolu dolu bir bölüm oldu. Size yardım edecek pratikler ve kitap tavsiyeleri de mevcut. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler podcast'inden herkese merhaba.
Bugün değerli bir konuğum var.
Uzman doktor, psikiyatrist Berna Ermiş.
Hoş geldiniz Berna Hanım. Merhabalar, hoş bulduk.
Nasılsınız? İyi misiniz? İyiyim.
Teşekkürler. Siz nasılsınız? Ben de iyiyim.
Bugün yetersizlik üzerine konuşacağız.
Evet. Hepimizin kanayan yarası bence.
Ben öyle düşünüyorum. Şimdi bu kaydı almaya başlamadan birkaç gün önce ben Instagram'da takipçilerime sordum.
Yetersizlik üzerine konuşacağız.
Zaman bir doktor geliyor neler sormak istersiniz diye.
Onlardan da bazı sorular geldi.
Ben de bazı sorular hazırladım.
Böyle karışık bir şekilde size soracağım.
Tabii. Bekliyorum.
Öncelikle şunu merak ediyorum Berna Hanım.
Yetersizlik hissi her insanda var mı?
Yoksa belli travmalara ya da belli kötü bir geçmişe sahipsek mi?
Yetersizlik hissi oluşuyor.
Yani bunu öğreniyor muyuz sonradan?
Yetersizlik hissi her insanda yok.
Tabii ki her insanda var diyemeyiz.
Bunun birkaç sebebi var.
Öncelikle bazı insanların mizacı gerçekten buna da hayat burnu oluyor.
Yani genetik temelleri oluyor.
Ama travmalarda üzerine bilince özellikle kişinin yetiştiği çevre, aile yapısı ve toplum bunu hissettirebiliyor.
Ve tabii ki bir insan...
durup durup da 30 yaşında yetersiz hissetmeye başlamıyor.
Bu bizim çok daha erken yaşlarda aslında hissettiğimiz ve beynimizde depoladığımız bir bilgi.
Ama ilerleyen yaşlarda kişinin maruz kaldığı çevresel faktörlere bağlı olarak bu sık sık tetiklenebiliyor.
Ve sık tetiklenmeler olursa kişi buna daha çok inanmaya başlıyor.
Ve daha çok inandıkça bununla ilgili daha çok aksaklıklar yaşıyor hayatında.
Ve bu bu şekilde kısır bir döngü haline geliyor ve devam ediyor.
Peki yetersiz hissetmemize sebep olan şeyler ne?
Yani şöyle diyebilir miyiz? Geçmişinizde bunu yaşadıysanız kesinlikle yetersiz hissedeceksiniz.
Ya da hani genetikimizin buna yatkın olması tam olarak neyi ifade ediyor?
Yani geçmişte şunu yaşadıysanız kesinlikle yetersiz hissedeceksiniz diyemem.
Ama... Belli aile yapıları ya da belli kültürel yapılar var, toplumsal yapılar.
Bunlar kişiye yetersiz hissettirebiliyor.
Genetik özelliklerimizde yani mizaj olarak yetersiz hissettirebilecek şeylere daha yatkın olabiliriz.
Yani bir insanın zaten bir travmadan nasıl etkileneceğini belirleyen en önemli faktör genetik olarak biliniyor bugün günümüzde.
Ve eğer böyle bir yatkınlığınız varsa maruz kaldığınız olaydan sonra daha çok yetersiz hissedebilirsiniz.
Tabii ki bunu... çevresel faktörlerle de öğrenip de perçinlersiniz.
Bununla ilgili aile yapılarından örnekler verebilir miyiz isterseniz?
Evet, çok merak ediyorum. Mesela bazı ailelerin başarıyla ilgili yükledikleri bilgiler oluyor çocuklarına.
Yani her zaman daha iyisini yapmalısın.
Bazı aileler daha talepkar.
Daha iyi olmalısın, daha başarılı olmalısın.
İşte bak... Komşunun kızı şöyle yaptı, komşunun oğlu böyle yaptı, sen yerinde sayıyorsun, işte daha yol alamadın gibi bir takım deyimleri vardır hatta ailelerin.
Böyle ailelerde büyüdüğünüzde zaten küçüklüğünüzde kodlanır beyninize.
Hep bir yeterli olma çabası, aslında yetersizlik değil de daha iyisini yapma, daha yeterli olma gibi bir çaba kodlanır.
Ve bu koda uymayan bir bilgi aldığınızda, ilerleyen yaşınızda...
Tak diye o yetersizliği hissedersiniz.
Son zamanlarda çok sık var, çok rastlıyorum.
Ben yetersiz bir annemiyim.
Mesela anne kendini sonuna kadar çocuğu için iyi şeyler yapmaya adar.
Yemez yedirir, vakti yoktur, çok vakit harcar çocuğuna ama yine de yetmez.
Ben yetersiz bir annemiyim, yetersiz bir babamıyım.
Ya da ben ailem için ne kadar yeterliyim, ne kadar yeterli bir öğrenciyim.
Bunun gibi... Sorular oluyor insanların aklında.
Evet, böyle bir talepkar bir aile yapısında büyürseniz yetersizlik sık sık tetiklenebilir.
Tetiklenen bir inanç olduğunu söyleyebiliriz yetersizliğin.
Yani bunun içerisinde aslında yetersizliğin kognisyonu da var.
Yani bilişler de var, düşünceler de giriyor bunun içerisine.
Ve yetersizliği hissettiğinizde bedensel duyumlarınız da oluşur.
Ve bir duygu ağı da gelir.
Yani bu kompleks bir his diyelim.
İnanç. İkisi bir arada, hatta üçü bir arada bedensel duyumlar da giriyor işin içine.
Bedenimizde de aslında onu hissediyoruz.
Tabii ki. Bedenimizde de hissediyoruz.
Yani yetersizlikten bence de çok fazla insanımızda değil.
Ben de işte Instagram'da sorduğumda fark ettim.
O kadar çok konuyla ilgili soru geldi ki.
Ama gelenlerden en sık olanınızsa şimdi soracağım.
Mesela bir konuda çevremizdeki insanlar bizi oldukça başarılı ve yeterli buluyor.
Ve gerçekten o konuda çok iyi eğitimliyiz.
Belki de bu konuyu çok iyi biliyoruz ama o konu hakkında konuşamıyoruz.
Kendimizi yetersiz buluyoruz.
Başkalarını kandırdığını zannediyoruz.
Hatta buna imposter sendromu da deniyor.
Mesela ben de yaşıyorum.
Bu podcastı yapıyorum.
Podcast dinleniyor, seviliyor.
Güzel yorumlar alıyorum ve kendi kendime diyorum ki ya bence o kadar iyi değil.
İşte insanlar kibarlık yapıyor.
O yüzden neden yapsınlar?
Beğenmeseler neden yazsınlar?
Ama kendi içimdeki şeyi buna ikna edemiyorum.
Ve bu tek bana özgü değilmiş.
O kadar çok kişi yazdı ki hani merak ediyorum.
Bu neden oluşuyor ve bunu nasıl yeneceğiz?
Ben bu sendromu ilk duyduğumda demiştim ki aa bu başarısızlık şeması.
Belki dinleyenler şema nedir merak ederler.
Ondan sonra şemaya açıklayayım, ondan sonra başarı sabır şemasına açıklayayım.
Şemalar bizim çocukluk çağımızla ilgili temel inançlarımız.
Bu inançlar daha çok erken çocukluk çağlarında gelişiyor ve hepimizin muhtaç olduğu bir takım ihtiyaçlarımız var doğduğumuzda ve büyürken.
Bunlar yeterince karşılanmayınca şemalar oluşuyor.
Örneğin güvende hissetmeye ihtiyacımız var, birey olduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız var ya da sevmeye, sevilmeye.
ilgi duyulmaya, bakım almaya, saygı duyulmaya ihtiyacımız var.
Ve mesela kendiliğinden niye öğrenmeye ihtiyacımız var.
Bunlar yeterince, bakın burada yeterince söz çok önemli.
Çünkü hiçbir şeyin mükemmel olması gerekmiyor.
Zaten şu an onunla ilgili bir konu konuşuyoruz.
Yeterince alındığında bu şemalar gelişmez.
Ama yeterli karşılanmazsa şemalar gelişiyor.
Bunlardan biri de başarısızlık şeması.
İşte bu sendrom. Başarısızlık şamasıyla eştir.
Yani ne demek? Kişi bir şekilde çocukluğundan başarısız olduğuna inanıyor.
Bunun pek çok sebebi olabilir.
Gerçekten hani mizahçı olarak buna yatkın olabilir ya da ailede bir takım travmatik deneyimler yaşamış olabilir.
Yani ne yaptıysa ailesine yetmemiş olabilir.
Ya da ailenin aşağılayıcı, küçük düşürücü, başarısız olduğunu söyleyen sözler sarf etmiş olabilir.
Bu çocuğa hissettirilmiş olabilir.
Hatta bazen şöyle de oluyor.
Aile direkt çok başarılı iki ebeveynin konumlandığı bir aile oluyor.
Ve çocuk öyle bir aileye doğmuş oluyor.
Yani bir bakıyor anne baba böyle...
Hakikaten iyi şeyler yapmışlar ve çocukta derin bir korku oluyor.
Ya annem babam gibi olamazsam, ya onlara layık olamazsam gibi inançları oluyor çocuğun.
Bu da başarısızlık şemasına yol açar.
Ama başarısızlık şeması ile ilgili şöyle bir şey var.
Bu en çok kendini gerçekleştiren kehanetlerden biridir.
Yani başarısız olduğunuza inanırsınız ve bununla ilgili adım atmaktan çekinirsiniz.
Çünkü her adımda başarısızlık...
karşınıza çıkacak. Çünkü ona inanacaksın.
İşte bu sendrom da onu söylüyor.
Kişi yapıyor yapıyor yapıyor elinden geleni.
Hakikaten başarılı. Başarıları var.
Ama bir şekilde Ya diğer insanlar benim onları kandırdığımı düşünüyorlar ve bir gün bu gerçek ortaya çıkacak.
Evet. Ve herkes benim başarısız olduğumu görecek.
Hani onun da ortaya çıkacağı ve o sahtekarlığın hatta neredeyse bir sahtekarlık düzeyinde bu başarısızlığın yakalanacağı gibi, tespit edileceği gibi bir algısı oluyor.
Başarısızlık şeması gerçekten çok önemli ve insana yetersiz hissettiren en önemli inançlardan biri.
Yani Berna Hanım mesela bir şey yazmıştı.
Konu hakkında bilgim olduğu halde ve ben bilgimin olduğunu bildiğim halde konuşmaya başladığımda insanların karşısında kekelemeye başlıyorum ve normalde kekeleyen birisi değilim.
Hani bu kadar çok bizi sabote edebiliyor.
Bunu mesela aşmak için şunu yapın diyeceğiniz bir...
Terapiye gidin tamam bu birinci madde olsun ben diyeyim.
Ama ondan sonra mesela bir tavsiye verebilir misiniz?
Şimdi burada kökü bulmak önemli.
Yani kişi bunu yaşıyor ama neden yaşıyor?
Bu bahsettiğiniz örnekte başarısızlık şeması olabilir ama burada sosyal izolasyon da olabilir.
Sosyal izolasyon da insana kendini yetersiz hissettirebilir.
Çünkü diğerlerinden farklı hissedersiniz.
Farklı hissettiğiniz noktada yeterli olma noktası olabilir.
Çünkü sosyal izolasyon da...
Diğerlerine kıyaslayınca kendinizi hep daha aşağıda görürsünüz.
Daha küçük görürsünüz.
Tam bununla ilgili bir soru soracağım.
Sorun. Tam reçeteyi almadım henüz o aklımda.
Ama şey demişlerdi, yaşıtlarımızın olduğu yerler.
Bizi kendimize yetersiz hissettiriyorsa ne yapmalıyız?
Bu sosyal izolasyona benzettim yani.
Kendi yaşadığı ile kendisini kıyaslıyor.
Bunu ben de yapıyorum bu arada.
Dürüst olacağım. Onların olduğu yerde benim olduğum yerin arasında bir uçurum olduğunu düşünüyorum ve üzülüp kendimi eksik, yetersiz, başarısız hissediyorum.
Bu da aynen sosyal izolasyona giriyor mu bu durumda?
Girebilir. İkisi birden de olabilir.
Yani bir yerde sadece... tek bir şemayı hissediyorsunuz ya da tek bir şemaya inanıyorsunuz diye bir şey söyleyemeyiz.
Birden fazla şema olabilir.
Hatta birden fazla şemaların baskın olduğu yerde ruh hallerimiz oluyor.
Mesela bu iki şema insanı kaçınma moduna sokabilir.
Kaçma ve kaçınma modu.
Çünkü şemalar arka planda kalıp insanı bir şeye inandırıp örneğin yetersiz olduğuna örneğin özgüveninin olmadığına inandırıp Ön tarafta, ön safta
sizi bir moda sokarlar.
Yani biz bunları ruhsal enerji diyoruz.
Ruhsal ruh halleri.
Biz insanların ruhsal ruh hallerini görüyoruz.
Yani ne diyebiliriz?
Mesela öfkeyi görüyoruz değil mi?
Öfkeli halini görüyoruz.
Ya da daha böyle çekinyen halini görüyoruz insanın.
Ama arkadaki şemayı ancak terapi yoluyla ortaya çıkarabiliriz.
Ama dışarıdan gözlemlediğimiz şey ruhsal durum.
Bunun adına mod. Kaçınma modu başarısızlıkta sık görülen bir şeydir.
İşte az önce bahsettiğim gibi.
Kaçınırsınız, o yola girmezsiniz.
Yapacağınız şeyi yapamazsınız.
Ve dolayısıyla elinizde hiçbir şey olmaz.
Ama şöyle düşünür kişi.
Der ki, burada bir tuzak var işte insanın kendine kurduğu.
O başarısızlıkla yolda karşılaşacağıma hiç o yola girmem.
Çünkü yolda karşılaşmak canımı daha çok acıtıyor.
Bu çok doğru. Evet.
İki yolda da...
Elinizde bir şey olmaz. Sadece diğerinde başarısızlığı nasıl yöneteceğinizi bilirseniz o da yetişkin yanımızın kuvvetiyle oluyor.
Hani o içimizi parpazlatan başarısızlıkla nasıl mücadele edeceğimizi o yolu gösteren bizim yetişkin yanımızın gücüdür aslında.
Hadi kalk bakalım.
İşte ayağa kalk.
Hiç sorun değil. Bu olmasa da olur.
Bir daha denersin.
Sende bu güç var diyebilecek parçamız.
Bu parçayı da talepkar parçadan ayırmak gerekir yalnız.
Çünkü talepkar yap, yap sana, yapmalısın, en iyi sen olmalısın gibi mesajlar veriyor.
Yetişkin yan daha dengededir her zaman.
Ve çok işimize yarayabilir.
Kaçınmaları da önleyebilir. Böyle sağlıklı ve şefkatli bir ebeveyn gibi ama içinizde yaşayan bir ebeveyt.
O yetişkin taraf.
O zaman şey diyebilir miyiz?
Yeter sizi de baş etmek için.
Yetişkin yönümüzü görmeye çalışmak, onu iyileştirmeye çalışmak, o tarafımızı beslemek çok önemli.
Tabii. Bu çok önemli.
Bunun için de herhalde etrafımızda da sağlıklı yetişkin yanı güçlü olan insanlara, dostlara ihtiyacımız var.
Yoksa ne yapacağız Berna Hanım?
Yoksa bulmaya çalışacağız.
Terapiste gideceğiz. Zaten terapiste her zaman gidebilirsiniz.
O orada konumlanmış duruyor ve...
Size yardımcı olmak için bekliyor.
Ama etrafınızda hiç sağlıklı yetişkin yanı güçlü olan insan olmadığını düşünün.
Yani bir sorununuz var. Paylaşmak istiyorsunuz, anlatmak istiyorsunuz.
Ya ben bunu yaptım ama bu iyi mi diye sormak istiyorsunuz yani.
Evet. Bunun cevabını kendinize veremiyorsunuz.
Sizi gerçekten orada hani şefkatle saracak.
Evet bu çok iyi olmuş.
Hadi gel başka ne yapabiliriz bakalım.
Benim yapabileceğim bir şey var mı?
Diyebilecek bir sağlıklı yetişkin olursa.
Her zaman daha kolay adım atarsınız.
Belki de bunu aramak gerekiyor yoksa da.
Bu da önemli. Yani içimizdeki yetişkin yanı kuvvetli olması önemli ama çevremizde de yetişkin yanı kuvvetli olan insanlarla bağlantılarımızın olması önemli.
Çünkü insan her zaman kurduğu bağlarla yaşayan bir varlık.
Çok haklısınız bu konuda.
Bunu arkadaşlarımızla, dostlarımızla bulabilir miyiz bu yetişkin yanı?
Tabii ki bulabiliriz.
Yani bunun sadece hani şimdi biz her şeyle anne babaya bakıyoruz ya.
Sadece anne baba değil, büyüyoruz.
Hayatımıza devam ediyoruz.
Büyürken değişiyoruz.
Ve çevremiz de değişiyor.
Değişmeli zaten. Doğal olan bu, normal olan bu.
Ve bu olurken hani yetişkin yanı kuvvetli olan dostlara sahip olursak...
Zor zamanımızda onlar bize destek çıkar, biz onlara destek çıkarız.
Bu çok kıymetli bir şeydi.
Bu ruhumuza çok iyi gelir.
Ben aslında konuşmamızdan şunu anladım.
Bu tip bir yetersizlik hissine eğer sahipsek anında hani şak diye bir çözüm bulamıyoruz.
Ama işte şefkatle, ilgiyle, etrafımızdaki sağlıklı yetişkinlerle, belki terapiyle...
Deneyerek. Değil mi?
Özellikle zor hedefler koymayıp, böyle çok yüksek hedefler koymayıp, daha aşağıdakileri gözümüze kestirip eğer korkuyorsak tabii ki ve önümüzdeki hedefi parçalara bölerek.
Belki en basitinden başlayarak.
Ha bunu yaptım, çok güzel.
Çünkü yaptıkça beyin dopamin salgılar ve o dopaminden vücut faydalanır.
Bir sonrakini daha kolay yaparsınız.
Bu şunun gibi bir şey. Sınavda soru işaretliyorsunuz.
Yanlış yaptığınızı bilirsiniz aslında.
Ve bile bile orada devam ederseniz arda arda birkaç soruyu yanlış yaparsınız.
Evet. Çünkü o sırada beyin bunu algılıyor.
Ama doğru yaptıkça da doğru yapmaya başlarsınız.
Evet öyle. Bu şeye benzedi.
Ben ders çalışırken mesela en zor konudan başlıyordum önceden çalışmaya.
Ve konu haftalarca bitmiyor.
Elimde sürünüyor sürünüyor.
Ben artık yapmaktan vazgeçiyorum.
Buna yüksek standartlar diyebilir miyiz?
Evet diyebiliriz.
Ama bu dopamin olayını öğrendikten sonra çalışmaya en kolay konudan başladım ve onu bitirdiğinde vav dedim bak 3 saatte bitti.
Çok iyiyim devam edebilirim.
Hedefi küçük parçalara bölüp en basitinden başlamak bence gerçekten harika bir yöntem.
Evet çünkü başarısızlığı bazen kişi telafi etmeye çalışıyor.
Başarısızlıkla nasıl mücadele ettiğimiz de önemli işte.
Kaçınıp o yola girmemek var.
Bir de En zorundan başlamak var.
İşte o başarısızlığı yıkacağız ya zihnimizde.
Gerçekten mi? Evet. Bu da bir aşırı telafi yöntemi.
Ona savaş açıyorsunuz.
O zaman o savaşta yenilgiye uğrayabilirsiniz işte.
Berna Hanım yeterli hissetmek için.
İlla bir şeyler başarmak zorunda mıyız?
Yani sadece şu an olduğumuz halimizle başarılı olabilir miyiz?
Çok sevdiğim birisinden şey duymuştum.
Kendini çok yetersiz ve başarısız hissediyor.
Ve bana dedi ki bir gün başarılı olursam çok mutlu ve yeterli hissedeceğim.
Buna eminim. Şu an siz görmüyorsunuz Berna Hanım'ın ifadesini.
Ama ben görüyorum.
Gözlerim böyle duvara çıkmış ve geri gelmiş olabilir.
Ve o bahsettiğim kişi buna çok emin.
Başarılı olduğunda çok yeterli ve mutlu olacak.
Yani bu mesela mutluluğu başarıyla eşleştirmek güzel bir şey.
Tabii ki kim başarısız olmak ister ki?
Hepimiz başarılı olmak isteriz.
Bir yemek yaptığımızda güzel olsun isteriz.
Bu bize bir başarı olarak gelir.
Ya da kurduğumuz bir arkadaşlık ilişkisinin yürümesi de bize başarı gibi gelebilir.
Yani bunun çok katmanı olabilir.
Duygusal parçaları olabilir.
Şimdi orada başarı yeterli ve...
mutlulukla tamam yeterliyi anlıyorum da mutlulukla eşleştirilmesi duygusal katmanları da içerisine alıyor.
Bir kere şunu görmek lazım.
İnsanın neye ihtiyacı var?
Yani başarı dediğiniz size göre çok farklı bir şey olabilir.
Ötekine göre çok farklı bir şey olabilir.
Yani kimine göre sadece para kazanmak başarı olabilir.
Yani sizin o içsel beklentileriniz önemli.
Dolayısıyla şu...
şunu başarırsam yeterli olurum ya da bunu başarırsam yeterli olurum gibi bir kavram yok.
Kimine göre daha akademiktir, kimine göre daha fizyolojiktir.
İşte fiziksel sağlığı iyiyse ya da spor yapıyorsa, işte kas yapabilmişse ben başarılıyım diye düşünebilir bu konuda.
Bu nedenle kişinin o içsel, hani az önce bahsettiğim bir yön vardı ya, talepkar yön, talepkaryan diyoruz biz buna.
Talepkaryanın... Ne istediği önemli.
Ama burada şunu unutmayalım.
Bu yan bir yere kadar sağlıklı bir yan.
Çünkü başarılı hissetmek modern insanın artık ihtiyacı olan bir şey.
Çünkü bu düzen içerisinde bir şeyleri başarmayı istiyoruz.
Yani birbirimizi görüyoruz.
Görsellikler var değil mi? Her yerden birbirimize ulaşabiliyoruz.
Ufak da olsa bir şeyler yapmak istiyoruz.
Hani ne yeterli hissettirip o kişinin algısına göre değişir.
Bunlar da hep çocukluk çağından gelen o ihtiyaçlar.
İnançlar, ailenin size yükledikleri, toplumun size yüklediklerine göre değişiyor.
Ama özellikle şu olursa başarı olur ve kişi yeterli olur gibi bir şey söyleyemeyeceğim.
Bir yana kadar sağlıklı, bir yere kadar sağlıklı.
O talepkar yanı konuşması, başarıyı beklemesi.
Ama ne zamanki sizi sıkıştırmaya başlarsa, baskı altına almaya başlarsa ve siz artık siz olmaktan çıkarsanız o zaman sıkıntı.
Bu da herhalde... İlk etapta kişinin kendini kabul etmesi ve nasıl bir birey olduğunu görmesiyle başlıyor.
Yani insanın gerçekten içini görebilmesi.
Peki eğer mesela kendimizi gördüğümüzde olduğumuz kişiden memnun olmazsak ne yapacağız?
Bunun da yine kökünün araştırılması lazım.
Çünkü belki de yanlış görüyorsunuz.
Yanlış bir gözlük takıyorsunuz.
Belki de her şey yolunda.
Bunu siz göremiyorsunuz.
Göremeye de bilirsiniz bu inançlar, o bahsettiğim şemalar.
Yanlış şeyler gösterir insanın.
Yanlış bir şeye inanmak işte.
Başarılı olduğunuz halde başarısız olduğunuza inanmak gibi.
Belki de çocukluk çağında bu gerçekten hissettiğiniz bir şeydi.
Aileniz hiçbir zaman bir şey yapamayacağınıza inandı.
İşte 85 aldığınız not dedi ki neden 100 değil.
Bunlar çok yaşanan şeyler bu toplumda.
Belki çok klişe gibi görünüyor ama hala yaşanıyor.
Ya da işte ebeveyn...
Biz çocuğumuzdan hiçbir şey beklemiyoruz diyor.
Okumasa da olur vesaire işte şunu da yapsın, bunu da yapsın.
Ama işte sonra da dönüp diyor ki işte komşunun çocuğu şunu yaptı.
Ya da çocuk kıs kıs konuşurken anne baba duyabiliyor işte bu çocuk bir şey yapamayacak galiba denildiğini duyduğu an o zaten kendini kabul etmeyi öğrenemiyor.
Yani içini görmeyi öğrenemiyor.
Bu nedenle sonrasında gördüğünden memnun olmuyor.
Çünkü gördüğü... Gerçek kendisi değil, öğretilen.
Sizin sözlerinizden şunu çıkarımladım.
Olduğumuz halde yeterli olduğumuzu hissetmek istiyorsak önce olduğumuz kişiyi fark etmemiz ve onu kabul etmemiz gerekiyor.
Farkındalık birinci yolumuz.
Önce fark etmek çok önemli.
Bu farkındalıkla ilgili meditasyon yapmak ve pratikler hakkında ne düşünüyorsunuz Berna Hanım?
Yani güzel yapılabilir tabii ki.
Bunlar her zaman önemlidir.
Özellikle beden farkındalığı ve düşünce farkındalığı açısından.
Ama sadece bu yeterli değil.
Yani bunun evi okumak, mümkünse çalışmak, hatta terapiste gitmek ve biraz anlamaya çabalamak.
Şimdi siz okumak dediniz, ben orayı yakaladım.
Hemen. Şimdi bu podcast'ta ben her bölüm bir sürü kitaptan seyrediyorum.
Hepsini okumak zorunda değilsiniz ama belki içimden biri size fayda eder diye hem kendim için hem sizin için Berna Hanım'a soruyorum.
Ne okuyalım Berna Hanım'a?
Ne okuduğunuzu bilmeniz önemli.
Çünkü ben şunları çok duyuyorum.
İşte çok kitap okudum ama benim işte pek bir işime yaramadı.
Sadece benim bir aynı sorunu yaşayan insanlar olduğunu öğrendim vesaire.
Bunun gibi şeyler çok duyuyorum.
Aslında o da işe yaramış. Yalnız olmadığını öğrenmiş.
Öyle baktım şu an.
Ama insanlar diyorlar ki hani nasıl şey yapabilirim, harekete geçebilirim bundan sonra.
Değişimi nasıl sağlayabilirim?
Çünkü burada değişimi yakalayabilmek önemli.
Değişim de güç gerektiren bir şey.
Yani gerçekten bazen insanın canını çok acıtır.
Değişik insanın canı acır.
Doğru kaynağa burada ulaşabilirseniz, işte insanın içerisinde egzersizler olur, onları yaparsınız, kendinizi dışarıdan o egzersizlerle görme fırsatınız olur.
yazarak, deneyerek. Ben burada her zaman söylüyorum.
Psikonet yayınlarının kitaplarını çok öneriyorum.
Hepsinin dili anlaşılır, sade.
Çünkü bu tür kitaplarda şey var, bir takım tıbbi terimlerin kullanılması gibi nazgalar oluyor.
Bu nedenle insanlar anlayamayabiliyorlar ya da yanlış anlaşılmalar olabiliyor.
Okunacak kitabın dilinin sade ve anlaşılır olması çok önemli.
Psikonetin kitaplarının hepsi çok güzel.
Hepsini önerebilirim.
Orada özellikle çok meşhur bir kitap var.
bilirsiniz iyi hissetmek.
Tabii ki de. İlk okuduğum psikoloji üzerine kitaptır.
İlk. Evet. Gerçekten çok güzel.
Evet. Mesela orada özgüveni keşfedi isimli bir kaynak var.
O da böyle çok komplike bir kaynak.
Yani gerçekten içerisinde devasa bilgi var.
Ya. Çok Güzel bu temel inançları, ara inançları çok güzel anlatıyor ve egzersizler de var içinde.
Mesela o toplum önünde konuşurken kekeleyen arkadaş bu kitaptan çok fayda sağlayabilir.
Ve sorunlarına da çareler bulabilir.
Hiç değilse kökü anlayabilir.
Çünkü o toplum önünde konuşurken kekeleme, işte sesinizde titreme olması, ateş basmaları bunlar zaten bizim performans anksiyetesi dediğimiz sosyal fobinin
bir alt basamağı yani içerisindeki bir parça ve özgüveni keşfedin kitabı gerçekten faydalı olacaktır.
Evet. Bir de şey geldi aklıma.
Onları da ben söyleyeyim. Mod ve şemalardan bahsettik.
Bu ikisini anlamak için hangi kitapları okumamız gerekiyor?
Yine size soracağım. Hayatı yeniden keşfedin çok iyi bir kaynak zaten.
Bugün bilinen 18 tane şema var ama o kitapta 11'i anlatılıyor.
temel diyebiliriz. Çok fayda görürler.
Vakalarla, örneklerle anlatılıyor.
Ve modları anlamak için de mod terapisi kitabı gerçekten.
Evet. Hayatı yeniden keşfettim.
Ben de çok tavsiye ettim bu öncesinde.
Benim de birkaç sene önce okumuştum ve çok etkilendim.
Aynı şekilde o kitabı hakkında okuyan insanlardan çok olumlu yorumlar duyuyorum.
Çünkü o bahsettiğiniz şey var ya, harekete geçmek, değişimi istemek.
O kitap bir değişim veriyor yani.
Somutça görüyorsunuz, önünüzde evet diyorsunuz bu şeman var ve bunun için şunları şunları yapabilirim.
Evet. Böyle bir kitap.
Evet çok harika gerçekten.
Şimdi ben size son bir soru soracağım.
Sadece iş veya okul hayatında başarısız ya da yetersiz hissetmiyoruz.
Bu fiziksel görünüşümüz açısından da yetersiz hissedebiliyoruz.
Mesela bir insan fiziksel görünüşünü beğenmiyorsa, kendisini o noktada yetersiz hissediyorsa.
Ne yapmalı? Ve bunun nedeni ne olabilir?
Çünkü erkeklerde de kadınlarda da ben bunun olduğuna inanıyorum.
Ama özellikle kadınlarda var.
Bana da yazdılar çünkü bu konuyla ilgili yine Instagram'da.
Gelen soruların yoğunluğuna bakınca ve kendime dönüp bakınca dürüst olacağım.
Bunu hissediyorum. Bir tarafımı yetersiz hissediyorum.
İşte orayı kapatmak istiyorum. Kimse görmesini istiyorum.
Ya da bir yerde konuşma yapacağım zaman, bir şey olacağı zaman eğer görüntümden hoşlanmıyorsam beni bu daha aşağıya çekiyor.
Özgüvenimi. Bununla ilgili ne yapabiliriz?
Ne düşünüyorsunuz bu konuda? Şimdi bununla yine temellerini öğrenmek lazım.
Yani burada temelde ne yatıyor?
Bakın burada artık kusurluluk da devreye giriyor olabilir.
Kişi kendini diğerlerine göre kusurlu, eksik ve yetersiz hissediyor olabilir.
bir kıyaslamaya giriyor olabilir.
İşte daha çirkin olduğum için beni sevmezler gibi.
Yani burada artık böyle sevilmek, beğenilmekle ilgili.
Özellikle hoşlanılan cins tarafından.
Evet, kesinlikle.
Bu tür inançlar devreye giriyor.
Ya da burada şu da olabilir.
Bakın eğer bu kusurluluk inancı kişiye, yetiştiği çevre, aile, okul.
bunun gibi etmenler tarafından kazandırıldıysa ya da işte zorba bir arkadaş olabilir mesela, bir süre sonra bununla ilgili de yetersizlik yaşanmaya başlar ve bu kişinin erişkinlik
yaşamına mutlaka yansır.
Ve yansıdıktan sonra o yapılan kıyaslarla birlikte kişiyi obsesif bir zemine bile itebilir ve kusurluluğa eş olarak çok önemli bir inanç devreye girebilir, cezalandıracak.
Yani kişinin kendi görünümünü Affedemiyor olması.
Bunu tolere edemiyor olması.
Bunun altını çizeceğim.
Kişinin kendi görünümünü affedemiyor olması.
Çok etkilendim ben şu an yalnız bundan.
Müthiş bir cümleydi.
Çünkü ben de öyle düşünüyorum.
Mesela küçükken yaşıtlarımız tarafından zorbalığa uğradığımızda, görüntümüz yüzünden, onu aşamıyoruz.
Boy kısalı olabilir, bu gözlük kullanmak olabilir, bu kilo olabilir.
Kesinlikle öyle. Bunu hem kendim hem çevremdeki insanlarda da gözlemliyorum.
Çocukken o maruz kılınan şey büyüdüğümüzde geçmiyor.
Peki kendi görüntümüzü nasıl affedeceğiz?
Önce öğrenmeliyiz.
Yani buna ne sebep oldu?
Ben ne yaşadım?
Bunu nasıl çözebilirim?
Terapiye gelmek işte bu anlamda çok kıymetli.
İçimizdeki o çocuk parçayla.
Konuşabilmek zaten görünümümüzü affetmenin birinci yollarından bir tanesi.
Çünkü o çocuk kusurlu olmakla birlikte cezalandırılmayı ve hatta cezalandırmayı öğreniyor.
Çünkü burada görünümle ilgili kafa karışıklığı varken o cezalandırıcı parçamız bu kez taleplerin yanında hatta koluna girmiş olan cezalandırıcı modumuzla
devrediliyor. Bunun bir kısmı da eleştirildir.
Sürekli eleştirmeye başlıyor, yargılamaya başlıyor.
Yani ben ceza dediğimde lütfen şöyle algılamasın dinleyenler.
Hani birini sürekli cezalandırmak gibi değil.
Eleştirden de bahsediyorum burada.
Eleştirmek, beğenmemek, yargılamak, söylenmek.
Bundan da bahsediyorum. Çünkü biz bu içsel sesimizi kendi içimizde kendimize yönelik çok kullanmaya başlıyoruz.
Örneğin kusuru hissettiğimizde, örneğin yalnız hissettiğimizde.
Yalnızlığı da bize bunu getirmiş olabilir.
ya da başarısız hissettiğimizde kamçılamaya başlıyoruz.
Değil mi? Evet. Yapamadın, yapamazsın.
Zaten sen neyi becerirsin ki gibi sesler dinlemeye başlıyoruz.
İşte bu cezalandırıcı parçanın sesini nasıl kısacağımızı öğrenmek de önemli.
Görünümümüzle ilgili kendimizi eleştirmememiz için.
Ve yine tabii ki şefkati öğrenmek.
Kendimize şefkatli olabilmek.
Ve şefkatli insanları çevremize toplayabilmek.
Yani işte sen bunu yapmışsın ama hiç güzel olmamış diyen insanlardan mümkünse kesinlikle uzak durabilmek.
Çünkü bu insanlar cezalandırıcı yönleri kuvvetli olan insanlar oluyor.
Toksik ilişkiler de bizim içinde bulduğumuz durumu daha da kötüleştiriyor.
Cezalandırıcılık da aslında bir mod.
Evet. Değil mi? O da bir mod.
Cezalandırıcı ebeveyn modu olarak geçiyor.
Aynı zamanda eleştiren.
Bir şey de var mesela insanın hoşlandığı kişi tarafından da görüntüsü yüzünden eleştiriye maruz kalması.
O da anladığım kadarıyla hiçbir şekilde aşılamıyor.
O da insana çok ağır ve zor gelebiliyor.
Bir yerden sonra kendi bedeninde oynamak istiyor.
Başka şeyler yapmak istiyor.
Tüm bunlar için diyorsunuz ki aslında o temeli ilmek.
Bunun sebebini öğrenmek gerekiyor.
Çünkü seçtiğiniz partneri de kendi şemanıza göre seçiyor olabilirsiniz.
Şema kimyası diye bir şey var.
Yani sizi kusurlu hissettirecek olan insana gidiyor olabilirsiniz.
İlk etapta her şey iyi gibi görünür ama sonra bir bakarsınız işte eleştirilmeye başlanmışsınız.
İşte şunu neden giydin?
Saçını neden böyle yaptın?
Bunun gibi şeyler duymaya başlarsınız.
İşte bu şekilde giyinen ilk kız arkadaşım sen oldun.
Diye cümleler duyarsanız bilin ki kusurlu hissettirecek insanın yanındasınız.
Kimi zaman... artık orada durmamak gerekebilir yani.
Oradan gitmek gerekebilir.
Çünkü bu şemanızı büyütecektir, tetikleyecektir.
Şimdi siz şema kimyası dediniz.
O galiba tamamen ayrı bir konu.
Evet. İlişkiler.
Onu başka bir yayında konuşabiliriz.
Evet, evet. Ben bunu not ettim.
Bunu konuşmamız lazım. Çünkü gerçekten çok ilgi çekici bir konu.
O zaman şimdilik burada kapatmak istiyorum.
Tamam. Çok fazla şeyden bahsettik, güzel bilgiler öğrendik.
Güzel kitaplardan bahsettik.
O kitapları alıp... Bazı egzersizlere ulaşabiliriz.
Bir de ben sizin editörü olduğunuz İyi Hissetmek dergisinden bahsetmek istiyorum.
O da harika bir dergi. Son çıkan sayısında mükemmeliyetçiliği konuştunuz.
O da okumak isteyenler için akılları da olsun istiyorum.
Tabii ki. Geçen Nisan'dan bu yana dergimizi çıkarıyoruz.
Bu altıncı sayısı oldu.
Şema terapi kuramına göre edebi metinler hazırlıyoruz.
Bunun içerisinde öyküler var, film yorumları var.
Şiir yorumları, şarkı sözleri ve bulmaca.
Mutlaka her sayımızda dergimizin arka kısmında bulmaca oluyor.
Ve okuyanlar dergiyi rahatlıkla okuyabilirler.
Bilmedikleri terimler olursa derginin arkasında sözlük kısmı var.
Oraya bakabilirler.
Ve çok şey öğrenebilirler yani.
Evet ya zaten böyle bayağı keyifli.
İçerisinde çok fazla film, kitap, şey olduğu için.
Hem böyle sanatsal olarak bir...
öğrenim. Bilmediğim çok fazla şeyle karşılaşıyorum.
Hem de aynı zamanda hani oradaki o şemalara, modlara bakmak çok öğretici oluyor.
İnsan kendi dinlen bir şeyler görüyor.
Ben de tavsiye etmiş olayım buradan.
O halde Genel Sesler Podcast'inin bu bölümünü burada kapatıyorum.
Konuk olduğunuz için çok teşekkür ederim Berna Hanım.
Ben teşekkür ederim. Seni yeniden bekliyorum.
Tabii ki. Olur. Pekala.
Şimdilik hoşçakalın. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
