
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bugün sizlerle oldukça popüler bir konuyu konuşacağız. Mutluluk. Mutluluk hepimizin peşinden koştuğu ama sanki bir türlü tutunamadığı kaygan bir yüzey gibi. Ne yapıyorsak aslında daha mutlu olmak için yapıyoruz. Para kazanmak, kariyer yapmak, aşık olmak, güzel görünmeye çalışmak ve hep daha çok çalışmak. Ama gerçekten mutlu olabiliyor muyuz? Dalai Lama’nında dediği gibi mutluluk elde edebileceğimiz bir şey değildir. Mutluluk bizim eylemlerimizden gelir. Hayata karşı memnuniyetimizi geliştirdikçe mutluluk da bizi takip eder. Bugün hakkında konuşacağım PERMA modeli de tam olarak bu düşüncenin üzerine kurulmuş bilimsel bir teori. Hadi gelin hep birlikte neymiş bu PERMA inceleyelim.
KİTAPLAR:
Akış: Mutluluk Bilimi- Mihaly Csikszentmihalyi
The Power of Character Strengths - Robert E. McGrath, Ryan M. Niemiec
İnsanın Anlam Arayışı - Viktor E. Frankl
Karakter Güçleri Testi: https://www.viacharacter.org/survey/account/register
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Nasılsınız?
Umarım hepiniz çok iyisinizdir.
Bugün sizlerle oldukça popüler bir konuyu konuşacağız.
Mutluluk. Mutluluk hepimizin peşinden koştuğu ama sanki bir türlü tutunamadığı kaygan bir yüzey gibi.
Ne yapıyorsak aslında daha mutlu olmak için yapıyoruz.
Para kazanmak, kariyer yapmak, aşık olmak, güzel görünmeye çalışmak ve hep daha çok çalışmak.
Ama gerçekten mutlu olabiliyor muyuz?
Dalai Lama'nın dediği gibi mutluluk...
Aslında elde edebileceğimiz bir şey değildir.
Mutluluk bizim eylemlerimizden gelir.
Hayata karşı memnuniyetimizi geliştirdikçe mutluluk da bizi takip eder.
Bugün hakkında konuşacağım PERMA modeli de tam olarak bu düşüncenin üzerine kurulmuş bilimsel bir teori.
PERMA'yı geliştiren kişi aynı zamanda pozitif psikolojinin de kurucusu olan psikolog Martin Seligman.
Seligman bu teoriyi kişilerin hayatlarındaki memnuniyet ve refah düzeylerini geliştirmek ve insanların dolu, anlamlı bir hayat sürmelerini desteklemek için oluşturmuş.
PERMA tabi ki de bir kısaltma.
Bunu tek tek açıp her bir adımını hep birlikte konuşacağız.
Ama başlamadan önce size bir soru sormak istiyorum.
Mutlu olmak için nelere ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsunuz?
Intro sırasında yaklaşık 18 saniyelik bir düşünme süreniz oldu.
Fakat bu sorunun yanıtının zihninize dolması için pek beklemek gerekmemiş olabilir diye düşünüyorum.
Çünkü çoğumuzun aklında bizi neyi mutlu edeceğine dair bazı fikirler zaten mevcuttur.
Mesela benim aklıma ilk geleni dürüstçe sizlerle paylaşacağım.
Böyle ormanlık bir yerde, kendime ait, kalabalıklardan uzakta...
taş bir eve sahip olmak geldi aklıma.
Bu gerçek olursa çok mutlu olacağımı düşünüyorum.
Sizin aklınıza neler geldi gerçekten hiç bilmiyorum.
Ama perma modeli bu hayalin gerçek olmasının beni mutlu etmeyeceğini söylüyor.
Bakalım dinledikten sonra sizi mutlu edeceğini düşündüğünüz şeyler değişecek mi?
Birlikte öğrenelim.
Birinci maddemiz P.
positive emotions yani pozitif duygular.
Buradan kasıt elbette ki anlık mutluluklar değil.
Genel olarak baktığımızda hayatımıza olumlu duyguları getiren neler var?
Bizi şu anda tatmin hissettiren, geleceği umutla baktıran şeyler nedir?
İyi hissetmek. Bakın mutlu hissetmek demiyorum.
İyi hissetmek ilişkilerimizi, sağlığımızı ve hayata bakış açımızı güzelleştirir.
Siz de Bu soruları sorarak size nelerin iyi hissettirdiğini aslında keşfedebilirsiniz.
Mesela egzersiz yapmak, dostlarımızla vakit geçirmek, şükran günlüğü tutmak, sağlıklı gıdalar yemek ve kendimizi önemsemek pozitif hissetmemizi sağlayabilir.
Şükran günlüğü tutmak aslında insanların iyilik halini artırdığı bilimsel olarak kanıtlanmış bir yöntem.
Şöyle yapılıyor, her gün oturup Aklınıza gelen, şükrettiğiniz üç şeyi defterinize yazıyorsunuz.
Sabah, öğle, akşam fark etmez.
Bu çok basit bir şey olabilir.
Yani kahvenin kokusunu duymak, güzel bir kahvaltı etmek ya da yürüyebiliyor olmak.
Soyut şeyler de olabilir.
Mesela umutlu hissetmek, her şeyin güzel olacağına inanmak.
Bu tip şeylere de şükredebilirsiniz.
Buradaki asıl amaç...
hayatınızdaki olumlu şeylere karşı bir farkındalık geliştirebilmek.
Tabii ki de bu ilk gelen şeyler kısmına herkes kendiliğinden bir katkıda bulunabilir ya da tamamen kendinize göre revize edebilirsiniz.
Mesela ben günlük tutmak, kahve içmek, kitap okumak ve yoga yapmak diyorum.
Aklıma geldikçe şükran günlüğü de tutmaya çalışıyorum.
Gerçekten de insandaki pozitif duyguları çok artıran bir çalışma.
Bu şükran günlüğüyle ilgili ilk başladığımda böyle çok zorlanıyordum.
Mesela bazen diyordum ki ya bugün çok mutsuzum, şükredecek hiçbir şeyim yok.
Aslında asıl o günlerde oturup bir şeyler yazmak size çok iyi hissettiriyor.
Yani hayatınızda hiçbir şeyin iyi gitmediğini düşünürken görebiliyor olmanın, okuyabiliyor olmanın, insanlarla iletişim kurabiliyor olmanın bile şükredilebilecek şeyler olduğunu görüyorsunuz.
Bu konuyla ilgili, şükretmekle ilgili benim çok da güzel bir anım var.
Burada da sizlerle onu paylaşmak istiyorum.
Yaklaşık 6-7 ay önce bir diş ameliyatı geçirdim.
Zor bir ameliyattı ve ameliyat esnasında bazı sıkıntılar da yaşadığımız için gerçekten ağzım çok fazla ezilmişti.
Ağzımın içinde çok fazla kesik ve dikiş vardı.
Ağzımı hiçbir şekilde açamıyordum.
Hani bırakın yemek yemeyi açamıyordum dahi ve ağrılardan geceleri kesinlikle uyuyamıyordum.
Günlerce pipetle beslendim.
Geceleri uyumak için çok ağır ağır kesiciler attım.
Bir süre sonra hafiften iyileşmeye başladım.
Ve bir gün mutfağa gittim.
Böyle yumuşak bir ekmek parçasını ağzıma attım.
Ve çiğnemeye başladım.
O an ne kadar mutlu olduğumu size gerçekten anlatamam.
Daha öncesinde bir şeyleri çiğnerken bunun şükredilmesi gereken bir şey olduğunu, bana ne kadar mutluluk verdiğini hiç düşünmemiştim.
Çiğnemek çok normal bir şeymiş gibi gelirdi.
Fakat uzun bir süre bu eylemi gerçekleştiremeyip sonrasında yapmaya başlayınca aslında ne kadar çok ihtiyacım olduğunu, bazı şeylere şükretmem gerektiğini fark ettim.
Eminim sizler de bundan öncesinde çiğnemenin çok önemli bir şey olduğunu düşünmemişsinizdir.
Bazı şeylerin kıymetini anlayabilmemiz için öncesinde yokluğunu görmemiz gerekiyor.
Biliyorum biraz klişe bir söz.
Ama onların yokluğunu görmeden varlıklarını fark ederek de kıymetlerini bilebiliriz.
İşte şükran gününü tam olarak aslında burada araya giriyor.
Her gün sahip olduğunuz.
Ve aslında görmediğiniz şeyleri farkına vararak ve en önemlisi her gün yeni yeni şeyleri bu şekilde bulup defterinizi yazarak iyilik halinize büyük bir katkıda bulunabilirsiniz.
Umuyorum ki bu bölümden sonra herkes bir şükran gününü tutmaya başlar.
Gelelim ikinci kısma.
Engagement. Yani akışta olmak demek.
Akışta olmak demek kendimizi yaptığımız işte kaybetmek.
Tam anlamıyla o işin içerisinde var olmak ve saatlerin, dakikaların nasıl geçtiğini anlamamak demek.
Akış teorisini oldukça güzel bir şekilde anlatan Akış Mutluluk Bilimi isimli bir kitap var.
Türkçe'ye de çevrildi.
Onu okuyarak bu kavram hakkında daha geniş bilgiye sahip olabilirsiniz.
Bu yaptığın işte kendini kaybetmek olayını eminim herkes hayatında bir kere dahi olsa yaşamıştır.
Yani bunu yaşamak için illa büyük bir şey yapıyor olmanız gerekmez.
Temizlik yaparken de akışa girebilirsiniz.
Fakat Martin Seligman diyor ki bu deneyime bilinçli olarak girmeye başlamak çok önemli.
Yani öylesine başımıza gelmesi değil de bunun.
Gerçekten akışın içerisine girmek, yaptığımız işlerde bunu deneyimlemek.
Peki nasıl gireceğiz akışa?
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki karakter güçlerimizi kullanmak akış deneyimine girmemizi çok kolaylaştırıyor.
Aynı zamanda yine araştırmalar düzenli olarak karakter güçlerini kullanmanın 6 ay içerisinde insanları daha az depresif ve daha mutlu hissettirdiğini de belirtiyor.
Pozitif psikolojide 25 adet karakter gücü var.
Kendi karakter güçlerinizi bulmak için podcast'ın açıklamalar kısmına bıraktığım linke tıklayarak kendi testinizi yapabilirsiniz.
Seligman her insanın sahip olduğu 5 tane top karakter gücünün olduğunu söylüyor.
Yani hepimiz bu 25 karakter gücünden 5'ine oldukça güçlü bir şekilde sahibiz.
Ve bunları kullanmak bizi yaptığımız işlerde daha üretiken ve daha akışta kılıyor.
Ben mesela bu testi yaptım ve kendi en önemli karakter gücüm öğrenme sevgisi çıktım.
Mesela bu beni hiç şaşırtmadı.
Fakat karakter güçlerimin arasında beni en çok şaşırtan estetik mükemmelliğin takdiri oldu.
Daha öncesinde estetikte çok fazla ilgilenmediğimi düşünüyordum.
Yani bu konuda çok da iyi olmadığım.
Fakat bu benim içerimde bir yerlerde varmış.
Ve onu kullanmaya başlamak gerçekten beni işlerimde daha doyumlu yapmaya başladı.
Siz de böyle şeyler yaşayabilirsiniz.
Örnek veriyorum kendinizin hiç yaratıcı olmadığınızı düşünüyorsunuzdur.
Fakat karakter gücü testinde belki de size güçlü karakterleriniz arasında yaratıcılık da çıkacak.
Bu demek oluyor ki aslında siz içinizde bu güce sahipsiniz.
Fakat onu kullanmıyorsunuz.
Onu kullanmamak sizi daha da mutsuz yapıyor.
Ve işlerinizi daha sıkıcı yapıyor.
Sahip olduğunuz güçleri işlerinizin içerisine katmak, gün içerisinde kullanmak kendimize olan özgüvenimizi de artırıyor.
Hepimiz sevdiğimiz bir işte çalışmıyor olabiliriz.
Fakat sevmediğimiz işlere karakter güçlerimizi dahil etmek bir noktada onları yaparken daha iyi hissetmemizi sağlayabilir.
Ve belki de zamanla gerçekten sevdiğimiz işleri de bulmamıza yardımcı olabilir.
Mesela ben öğrenme sevgisini bu podcast yaparken kullanıyorum.
Bu podcast yapmamın sebeplerinden biri de karakter güçlerimi kullanmaktı.
Bu şekilde daha duyumlu, daha iyi hissetmek.
Belki de henüz podcast yapmak benim işim değil.
Fakat tam anlamıyla işim olmasa bile böylesine duyumlu bir şey yapmak hayatımı...
Müthiş bir pozitif etki getiriyor.
Size nacizane tavsiyem siz de kendi karakter güçlerinizi keşfedin ve hemen kullanmaya başlayın.
Hayatınızdaki değişimi ve işlerinizdeki kalitenin artışını gerçekten göreceksiniz.
Bu karakter güçleriyle ilgili daha fazla bilgi almak için aşağıya bir iki makale bırakacağım.
Onları okuyabilirsiniz.
Aynı zamanda bu konuyu anlatan bir kitap var.
Power of Character Strength diye.
Fakat Türkçe'ye çevrilmemiş.
Yine onu da açıklamalar kısmına yazarım.
Eğer okumak isterseniz Amazon'dan Kindle'a indirip okuyabilirsiniz.
Pekala. Gelelim üçüncü adımımıza.
Relationships yani ilişkiler.
Biz insanlar sosyal hayvanlarız.
Yani bu demek oluyor ki iletişim halinde olmaya, insanlarla ilişki içerisinde olmaya ihtiyaç duyuyoruz.
Gerçekten de pozitif ilişkilere sahip olmak hayatı daha kolaylaştırıyor.
Bu şu demek değil. Çok fazla arkadaşınız olsun, çok geniş bir sosyal çevreniz olsun.
İşte davetten davete katılın.
Asla böyle bir şey değil.
Belki 2-3 tane arkadaşınız olabilir, belki de 100 tane arkadaşınız olabilir.
Önemli olan bu ilişkilerinizde duyum sahibi olmak.
İlişkilerin gücünü daha iyi anlamanız için burada ufak bir hayal çalışması yapmak istiyorum sizinle.
Eğer uygunsanız gözlerinizi kapatın ve düşünün.
Çok sevdiğiniz insanlarla tatlı, sıcacık bir ortamın içerisindesiniz.
Elinizde sıcak içecekler var.
Kahve olabilir, çay olabilir.
Ya da arzu ettiğiniz her neyse.
Kimileri yerde oturuyor, kimileri ise koltukta oturuyor arkadaşlarınızın.
Ve çok tatlı bir muhabbet dönüyor içeride.
Kimse birbirini kırmıyor.
Fakat şakalar var, birbirine takılmak, eğlenmek, birbirini içten dinlemek.
Birisi buradaki ilişkilerde mevcut.
Ve kendinizi güvende hissediyorsunuz.
Burada olduğunuz için çok mutlusunuz.
Bu ortamda kabul gördüğünüzü biliyorsunuz.
Bu hayal sizi nasıl hissettirdi?
Ben şahsen böyle bunu anlatırken bile gülümsedim, çok iyi hissettim.
Sağlıklı ilişkilerin sadece hayali bile bizi mutlu ediyor.
Bu şekilde güzel ve besleyici sosyal ortaplarda bulunmak iyilik halimiz için çok önemli.
Belki de sadece destekleyici birkaç arkadaşa sahip olmak ya da aile bireyine hayatınızı değiştirebilir.
Bu nedenle ilişkilerinize önem verin, sağlam, güzel, düzgün ilişkiler kurmaya çalışın derim.
Ve bu ilişkilere yatırım yapmayı sakın ihmal etmeyin.
Unutmayın her şey emekle gerçekleşir.
Emek olmadan hiçbir şey elde edemezsiniz.
İsterseniz 100 tane arkadaşınız olsun, isterseniz 2 tane arkadaşınız olsun ama illaki güzel ilişkilere sahip olmaya bakın.
Dördüncü adımımız meaning yani anlam.
Evet. İşte bu biraz dilim bir konu.
Gerçekten hayatta anlam bulmakla ilgileniyorsanız size çok güzel bir kaynak önererek başlayacağım.
Eminim duymuşsunuzdur.
Viktor Frankl'ın İnsanın Anlam Arayışı isimli kitabı.
Frankl burada toplama kampında ölümü beklerken Ve ölü isteği çalıştırılırken dahi hayatında nasıl anlam bulduğunu ve yaşama nasıl tutunduğunu anlatıyor.
Hayatımızda bir anlam bulmak ya da bir amaç bulmak gerçekten çok önemli.
Yani yataktan kalktığımızda ne için kalktığımızı bilmek, neden bu hayatta yaşadığımızı bilmek ve ne yapmak istediğimizi bilmek bizi iyi hissettirecek ya da karşılaştığımız...
olumsuz şeylere karşı ayakta ve güçlü durmamızı sağlayacak çok büyük ve önemli bir etken.
Burada anlam herkesin hayatında farklı olabilir.
Kimisi için yaratıcı bir eylem, kimisi için politik bir gruba hizmet etmek, kimisi için dini değerlere sahip çıkmak, bir sivil toplum kuruluşuna yardım etmek,
aç çocukları doyurmaya çalışmak ya da müzik yapmak.
Herhangi bir şey olabilir.
Buradaki ana mesele hayatımıza anlam kattığını düşündüğümüz şeylerin bizim karakterimizle uyuşması ve bizimle uyumlu olması.
Herkes hayatındaki anlamı ve amacı bulsa toplumumuzun ve dünyanın çok daha sağlıklı ve mutlu bir yer olacağına inanıyorum.
Herkesin kendi karakterine ve kendi iç amacına hizmet eden birisine dönüşmesi çok önemli bence.
Bu şekilde başkalarına sarmayız, başkalarının yaptıklarını eleştirmeyiz.
Saygı duymayı, etrafımıza huşuyla ve sevgiyle bakmayı ve herkesin yaptığı işteki anlamı görmeye çalışırız.
Kendi anlamınızı bulmak için şu soruyu da sorabilirsiniz.
Hayatta en çok neye değer veriyorsunuz?
İşte bunu yansıtmayın.
Din, para, aile, sokak hayvanlarına bakmak, aklınıza her ne geliyorsa.
Onu görün ve kabul edin.
Ve sonrasında hayatınızda bunu düzeltmeye başlayın.
İşte permanın dördüncü ayağı da bu.
Gelelim beşinci ayağına ve son kısma.
Accomplishment yani başarı.
Başarı ile ilgili hepimizin aklında farklı bir tanım vardır.
Buna kimileri para kazanmak diyebilir.
Kimileri iyi bir aileye sahip olmak diyebilir.
Kimileri yardımsever birisi olmak diyebilir.
Fakat her ne olursa olsun hayatta bir şeyler başarmak hepimizin ihtiyacı.
Bu nedenle bazı isteklere sahip olmak, hedeflere sahip olmak önemli.
Evet, hedeflerimizin olması daha mutlu ve iyi bir hayat yaşamamızı sağlıyor.
Bu aslında yukarıda bahsettiğim anlam bulmayla da alakalı.
Yani varacak bir yerimiz yoksa...
Ulaşmak istediğimiz bir şey yoksa hayatı yaşamak pek de anlamlı gelmemeye başlıyor.
Hedef belirlemek aslında hayata ve geleceğe daha umutla bakmamızı sağlayan bir şey.
Başarılarımızdan mutlu olmak ve onlarla gurur duymakta hiçbir sakınca yok.
Aslında bunların hepsi bizi hayata bağlayan şeyler.
Bu nedenle bir şeyleri hedef olarak belirlemek.
Onlara sıkıca sarılmak ve güçlerimizi yani daha temin bahsettiğim karakter güçlerimizi kullanmak, pozitif kalmak, kendimizden emin olmak bizi hayatta daha tutkulu,
daha güçlü ve yaşama daha sıkı bağlanan bir birey haline getiriyor.
Bundan bir önceki bölümde hedef belirlemekle ilgili ve o hedeflere nasıl ulaşacağımızdan konuşmuştuk.
Orada bahsettiğim iki tane yöntem var.
Smart ve Whoop diye.
O bölümü dinleyerek hedeflerinizi yeniden revize edebilir ve başarı oranınızı artırmak için neler yapmanız gerektiğini, hangi adımları takip etmeniz gerektiğini öğrenebilirsiniz.
Pozitif psikoloji insanları daha çok başarılı olmak için cesaretlendirici bir yapıya sahip.
Başarı her zaman kolaylıkla gelen bir şey değil.
Fakat optimist kalarak, ruhsal dayanıklılık yeteneğimizi geliştirerek ve kendimize inanarak ilerleme sağlayabiliriz.
Ve hayalini kurduğumuz şeyleri başarabiliriz.
Bu yüzden bu başarı kısmını kesinlikle es geçmeyin.
Kendiniz için önemli olan ne varsa onu bulun, hedefinizi belirleyin.
Ve oraya varmak için gereken şeyleri yapmaya başlayın.
Bunu da sakın küçümsemeyin.
Çünkü zaman ilerledikçe ve o arzu ettiğiniz şeyleri başaramadığınızı gördükçe depresyona girmeniz çok olası, mutsuz hissetmeniz çok olası.
Daha iyi, doyumlu ve refah bir hayat yaşamak için bu adımı da ıskalamayın.
Bilimsel bir mutluluk teorisi olan PERMA'nın genel olarak tanımı böyle.
Podcast'in açıklamalar kısmına bir link daha koyacağım.
O linkten de kendi PERMA yani mutluluk skorunuzu ölçebilirsiniz.
Sonrasında burada bahsettiğimiz adımları takip ederek hayatınıza daha olumlu şeyler katmaya çalışarak zaman geçirip Yeniden bu testi çözüp kendi mutluluğunuzdaki artışı
gözlemleyebilirsiniz.
Tavsiyem bu testleri çözün.
Hayatınızla ilgili biraz daha fazla içgörü geliştirmiş olursunuz.
Kendi mutluluk oranınızı, hayatı umutta bakma oranınızı ölçmüş olursunuz.
Ve bu şekilde belki de neleri eksik yaptığınızı, neleri fazla yaptığınızı ya da neleri doğru, neleri yanlış yaptığınızı gözden geçirmek istersiniz.
Bugün mutluluktan konuştuk.
Ve bizi gerçekten mutlu edecek şeylerin neler olduğundan bahsettik.
Her ne kadar böyle konuşsam da yine de bu yaşadığımız çağın bize dayattığı ve mutlu olacağımızı zannettiğimiz şeylerin hemen öyle kolaylıkla değişmeyeceğini biliyorum.
İnanın ben de beni çok farklı şeylerin mutlu edeceğine inanıyorum.
Burada anlatılanlardan farklı şeylerin yani.
Fakat kendi bakış açımı değiştirmeye, mutluluk anlayışımı değiştirmeye çalışıyorum.
Bence yaşayacağımız en büyük ayağı kırıklığı Bizi çok mutlu edeceğini düşündüğümüz o şeye ulaştığımızda aslında o kadar da mutlu olmadığımızı görmek.
Bunları yaşamamak için hayatımızı daha iyi, daha pozitif, daha memnun geçirebilmek için bence PERMA modelini göz önüne alabiliriz diye düşünüyorum.
Size yine en başta sorduğum soruyu bir kez daha sormak istiyorum.
Bütün bunları öğrendikten sonra.
Sizi nelerin mutlu edeceğini düşünüyorsunuz?
Hangi çalışmaları yapmanın size daha iyi geleceğini düşünüyorsunuz?
Biraz bence bu iki soruya vakit ayırın derim.
Oturun hatta yazın, bunun üzerine düşünün ve hayatınıza daha fazla farkındalık ve mutluluk getirin diyorum.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Şimdilik kendinize çok iyi bakın.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
