
Öz Düzenleme İle Daha Doyumlu Bir Hayat Yaşamak
30 Ağustos 2021 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm benim geçen hafta içerisine düştüğüm bir durumdan yola çıkarak hayatlarımıza nasıl bilinçli bir düzen verebileceğimizi konuşuyoruz. Özellikle günlük yaşantınızda verimlilik ve düzen arıyorsanız duyacaklarınızdan büyük fayda sağlayabilirsiniz. Hayatlarımız dış uyaranlar sebebiyle sürekli dağılıyor. Böyle zamanlarda genellikle kendimizi suçlama eğilimde oluyoruz. Düzensizim, tembelim, yeterince çalışmıyorum gibi sözler sarf edebiliyoruz. Ama bunların bize hiçbir faydasının olmadığı gün gibi ortada. Onun yerine bilinçli bir öz düzenlemeyi hayatımıza dahil ederek yavaş yavaş değişime kapı aralayabiliriz. Kendimize katı davranıp sonrasında dağılmaktansa, neden sürekli aynı davranış kalıplarını tekrarlıyorum ve bunun üstesinden nasıl gelebilirim gibi sorulara yanıtlar arayabiliriz. Hadi gelin araştırmacıların daha doyumlu bir hayat için gerekli olduğunu savunduğu öz düzenlemeyi birlikte keşfedelim.
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Bugün daha öncesinden hesaplı olmayan bir bölümle sizlerle birlikteyim.
Bu konu üzerine konuşacağımı hiç tahmin etmezdim.
Çünkü genel olarak yayın takvimimde yoktu.
Fakat geçen hafta sonu kendi kendime ufak bir depresyon atlattım.
Bu depresyonun adını yapmam gereken tonla şey varken hiçbir şey yapmadan ölümü beklemek koydum.
Biraz uzun, biraz da garip bir isim ama tam olarak içinde bulunduğum durumu tarif ediyor.
Şimdi size bir soru soracağım.
Ama dürüstçe yanıt verin.
Hiç böyle yapılacaklar listenize bakıp O uzun listeyi görünce her şeyi bırakıp kaçtığınız oldu mu?
Ya ne bileyim yatağa geri girdiğiniz, saçma bir dizi izlemeye başladığınız ya da gereksiz bir temizlik işine giriştiğiniz.
Eğer yanıtınız hayırsa, ben her zaman işlerimi düzenli ve mükemmel şekilde yaparım, motivasyonum düşmez diyorsanız bu bölümü dinlemeyin.
Bana mesaj atıp sırrınızı söyleyin.
Çünkü ben ara ara bu her şeyi bırakıp ölümü bekleme depresyonuna giriyorum.
Yani depresyon derken de tabii ki de bu mecazi biraz bir kullanım.
Bunu da burada belirteyim.
Gerçek ve şiddetli bir depresyondan elbette ki bahsetmiyorum.
Neyse yeniden geçen hafta sonuna geri dönüyorum.
Her ne kadar hafta sonu olsa dahi ben tatil yapmıyordum.
Çünkü kendime verdiğim görevlerim ve son tarihi yaklaşan bitirmem gereken işlerim vardı.
Ama sanki böyle sihirli bir değnek değecek ve her şeyi halledecekmişçesine yatakta uzanmış elimde telefon, Instagram bataklığında yüzüyordum.
Yani bataklığında bir özelliği vardır bilirseniz.
Ne kadar böyle çırpınırsanız daha çok dibe batarsınız.
Instagram'ın da öyle bir özelliği var bence.
Ne kadar çok vakit geçirirseniz o kadar çok daha vakit geçiriyorsunuz.
Yani yeter artık çok zaman geçirdim bırakayım gibi bir durum olmuyor.
Böyle bu tip bir durumun içerisine düşünce İnsanda bir kendi kendinden iğrenme duygusu geliyor.
Ne diyorsunuz ben neden böyle bir insanım?
Benim neyim bozuk?
İnanıyorum ki bu düşüncenin içerisine giren tek kişi ben değilim.
Böyle kardeşim arkadaşlarıma falan soruyorum.
Onlar da aynısını biz de yaşıyoruz diyorlar.
Özellikle Instagram denen şey insanı ekstra dağıttığına eminim.
Ben podcast yapmaya başlamadan önce telefonumda Instagram'ın uygulaması bile yoktu.
Böyle ara ara indirir bir şey için...
Bir iki hafta kullanır sonra sıkılır geri silerdim.
Fakat podcast için hesap açınca oraya düzenli içerik üretmeye başladım ve her şey değişti.
Instagram kafamı esti sileyim artık beni çok bunaltıyor diye bir durum tabii ki de söz konusu olamıyor artık.
Çünkü orada düzenli bir içerik üretiyorum.
Belli bir takipçi kitlem var.
Bunun üzerine ben de tabii ki de Instagram'da daha çok vakit geçirmeye başladım.
Ve bunu arkadaşlarıma da söyledim.
Bir Instagram çarpılması yaşıyorum.
Yani nasıl baş edeceğimi tam olarak bilemiyorum.
artık silemediğime de göre bir şekilde kendimi düzene koymam lazım çünkü gerçekten instagram Ve sosyal medya vaktimi çok fazla alıyor ve zihnimi çok fazla dağıtıyor.
Onu düzenli kullanmayı öğrenmem gerektiğine karar verdim.
Tam böyle ben düşünürken kendi kendime, haladır bu arada yatağın içerisindeyim ve telefonda elimde, karşıma self-regulation teori diye bir şey çıktım.
Türkçesi öz düzenleme ve öz disiplin demek.
Bu konu üzerine pek çok araştırma olduğunu ve hakkında makareler yazıldığını gördüm.
O zaman anladım ki bu hayatını düzenleyememe işte, kendisini düzele koyamama durumu sadece bana ait bir sorun değil.
Herkes yaşıyor. Hatta hakkında araştırmalar yapılacak kadar da yaygın bir sorun herhalde diye düşündüm.
Ve telefonu Instagram'ı kullanmak yerine bunları okumak için kullanmaya karar verdim o dakikada.
İyi ki de öyle yaptım.
Çünkü bu şekilde neden hiçbir şey yapamaz halde olduğumu aslında fark ettim.
Yani bununla ilgili bir farkındalık kazandım ki bu çok önemli bir adım.
Öz düzenlememin son zamanlarda ne kadar eksik olduğunu ve aslında kendimden ne kadar kopuk bir şekilde yaşadığımı gördüm.
Ve olayın benim için şöyle başladığını fark ettim.
Yaklaşık bir ay önce yoga yaparken sağ bileğimi sakatlamıştım.
Ve 20 gün sargıda kaldı bileğim.
Yazı yazmak, günlük ajandamı tutmak gibi işleri de tamamen bıraktım bu nedenle.
Çünkü hiçbir şekilde kullanmamam gerekiyordu.
Sol elle de yazamıyorum.
Bu şekilde hayatımı düzenlemede en çok etkisi olan iki şeyi aslında kaybetmiş oldum.
Çünkü sabahları düzenli bir şekilde sabah sayfaları diye bir egzersiz yapıyorum.
Aynı şekilde bir de günlük işlerimi yazdığım, neyi ne zaman yapacağımı not ettiğim, kaydettiğim bir ajanda tutuyorum.
Fakat bunları yapmaya bırakınca yeni bir yolda denemedim açıkçası.
Ve bu şekilde bütün böyle işlerim, her şey dağılmış oldu.
Bir de araya böyle sosyal medyayı falan kullanımını arttırdım.
Tek elle sosyal medyaya gidebiliyorsunuz.
Her şey bir dağınıklığın içerisine sürüklenmiş oldu.
Bunları okuduğumda aklıma şöyle bir şey geldi.
Ya dedim hani... Sonuçta hakkında bu kadar çok yazı yazıldığına göre pek çok insan bu durumdan muzdarip.
Ben dedim en iyisi bu konuyla ilgili bir bölüm yapayım.
İnanıyorum ki benim yaşadığım bu durumu yaşayan dinleyicilerim de vardır.
Belki onlara da bu şekilde bir yardım etmiş olurum.
Onların da aklına kendilerini daha iyi düzenleyebilmek için bir fikir gelir.
Hatta geçen hafta tam böyle bu durumları yaşarken...
Instagram üzerinden size sordum nasıl baş ediyorsunuz bu gibi durumlarla başınıza geldiğinde diye.
Herkes kendinde işe yarayan birbirinden farklı yöntemler söyledi.
Ama ben bu bölümde direkt öz düzenleme üzerine çalışan psikolog ve psikiyatrların bilimsel olarak faydasını kanıtladığı yöntemleri paylaşacağım.
Şimdi öz düzenlemenin önce kısa bir tanımını yapayım.
Birazcık sözlük vari bir tanım olabilir bu ama bence önemli.
Özdüzenleme dediğimiz şey kısaca her ne kadar tam aksini istesek de uzun vadedeki iyilik halimiz için bilinçli olarak sağlıklı seçimler yapabilme yeteneği.
Özdüzenleme davranışsal ve duygusal olarak ikiye ayrılıyor.
Davranışsal özdüzenleme uzun süreli iyiliğimize ve değerlerimize uygun olacak şekilde davranmak.
Yani Instagram bende takıl diye sana yalvarırken senin kalkıp işlerini halletmen ya da ödevlerini yapmayı tercih etmen gibi bir durum bu.
Duygusal öz düzenleme ise bir nevi duygularımızı etkileyebilmek, öfkeliyken veya endişeliyken bu duygulara kapılmayıp kendi kendimizle konuşarak sakinleşebilmek gibi.
Ben bugün her ikisini de kapsayan çözümler ve öneriler sunmayı aslında hedefliyorum.
Ama öncelikle burada belirtmek istediğim bir şey var.
Öz düzenleme ve kendimizi kontrol edebilmek farklı şeyler.
Bir örnekle açıklamak gerekirse ben en başta Instagram'ı söylemiştim.
Instagram'a girmeyeceğime dair kendimi kontrol ediyorum ve girmiyorum.
Bu öz düzenleme değil.
Kendimizi kontrol etmek anlık dürtülerimizi engelleyebilmek.
Yani oradaki o dürtüyü aslında engellemiş oluyorum.
Ancak öz düzenlemede bu dürtülerin ve sergilediğimiz davranışların nedenlerini araştırıyoruz.
Ve sonrasında bu durumla nasıl başa çıkabileceğimize bakıp kendimize bilinçli bir plan hazırlıyoruz.
Aslında bu bir nevi bilinçli farkındalıkla hayatımızı yönetmek gibi bir şey.
Ve faydaları anlık değil uzun vadede bizimle oluyor.
Yani bir anlık kendimizi engellemiş olmuyoruz.
Uzun bir süre içerisinde bilinçli ve kalıcı olarak hayatımızı düzenliyoruz.
Podcast'ı kaydetmeden önce bu konu üzerine okuma ve araştırma yaparken kendi kendime keşke bunlar hakkında bizi küçükken eğitselerdi diye düşündüm.
Okulda bunu kapsayan bir eğitim alabilmiş olsaydık belki başarı seviyelerimiz çok daha yükseklerde olabilirdi.
Bazen hayatı yaşamakla ilgili asıl önemli şeyleri kendi kendimize öğrenmek zorunda kalmamıza gerçekten kızıyorum.
Oysa kendi davranış ve duygularımızı dürtüsellikten kurtarıp düzenleyebilmek oldukça önemli bir yetenek.
Hatta hayat kurtaran bir yetenek.
Ve küçükken elde edildiğinde daha kalıcı olabilecek bir şey.
Yapılan araştırmalara göre dünyada yarım milyar obez ve bir milyar sigara kullanan insan olduğu söyleniyor.
İnanıyorum ki bu insanlar küçükken böyle bir öz düzenleme eğitimi alsalardı birçoğunun hayatı bağımlılıklarla dolu olmayabilirdi.
Tabii ki de bu davranışların altında yatan travmalar, duygusal yoksulluklar var ama dağınık bir yaşamın da bu durumu tetiklediğini inkar edemeyiz.
Tam da bu nedenle özellikle yurt dışında çocuklarda öz düzenleme üzerine çok fazla araştırma ve uygulamalar yapıldığını okudum.
Çünkü çocuklukta bu yeteneğe sahip olmanın çok daha etkili olacağını düşünüyorlar.
Eğer sizin de bir çocuğunuz ya da kardeşiniz varsa belki burada öğrendiklerinizi onlara da öğretmeye çalışarak hayatlarına katkıda bulunabilirsiniz.
onları o yemeği çok arzu ettikleri şekerlemelerden zorla alıkoymak yerine ya da zorla ödevlerini yaptırmaya çalışmak yerine böyle bir öz düzenleme eğitimi vererek kendi hayatlarını
düzenine koymayı, düzenine etmeyi öğretmek tüm hayatları için değiştirici bir etken olur.
Her neyse bu küçük kamu spotunu burada bitiriyorum ve öz düzenlemenin aşamalarına geçiyorum.
Dört tane aşamamız var.
Bunlardan birincisi uyaran.
Yani kötü bir haber almak, hoşlanmadığımız bir davranışı görüp öfkelenmek, başka birinin hakkımızda ileri geri konuştuğunu duymak, masanın üzerinde çikolatalı keki görmek, Instagram'a girmek gibi şeyler
buna örnek olabilir. Kısaca bizi dağıtacak bir durumla karşı karşıya kalmak.
Bu aşamaları anlatırken de beni bu bölümü yapmaya teşvik eden hafta sonucu içerisinde olduğum o durumu analiz edeceğim.
Mesela benim uyaranım kendi kendime aşırı iş yükleyip Üstüne bir de sürekli Instagram'a girmekti.
Kabul etmek gerek ki insan olarak yapabileceklerimizin bir sınırı var.
Eğer belirli bir çerçeve içerisinde kalmadan her şeyi yapmaya kalkışırsak iflas ederiz.
Ben de sanırım yapılacaklar listemin karmaşıklığı ve onları belirli bir düzene göre sıralayamadığım için iflas etmiştim.
Üstüne üstelik sosyal medyada bunun tuzu ve biberi olmuştu.
Yani zihnim dağınık ve bulanıktı.
Bir nevi uyarılmıştım.
İkinci aşamada ise bilissel ve duygusal olarak içinde bulunduğumuz durumu anlamlandırmak geliyor.
Neden ben böyleyim, beni ne tetikliyor sorusunu kendimize soruyoruz.
İçinde bulunduğumuz duruma dair bilinçli bir farkındalık geliştirmeye başlıyoruz.
Buna küçük bir düşünce egzersizi ya da belki bir meditasyon, bir içgörü geliştirmek de diyebiliriz.
Mesela ben fark ettim ki Instagram ve yapılacaklar listemin çok çok yoğun olması beni tetikliyor.
O beni uyaran şeylerin farkına varmış oldum.
Şu an kendime bir çözüm üretmek konusunda daha bilinçli ve farkındayım.
Üçüncü adımda ise başa çıkma yöntemlerini belirliyoruz.
Bu durumu düzeltmek için ne yapabilirim diye bakıyoruz.
Instagram'da size bu konuyla ilgili sorduğumda şöyle yanıtlar geldi.
Temiz hava almak için dışarı çıkarım, listemdeki en kolay işten yapmaya başlarım, en sevdiğim şeyi yaparım, böylece motive olurum, kendime Türk kahvesi yaparım gibi gibi.
Ben de kendi çözümümü söyleyeyim.
Listemdeki görevleri azaltıyorum.
Belli bir çerçeveye oturtuyorum.
Peşinden de Forrest uygulamasını açıyorum.
Bu arada çok güzel bir uygulama.
Hazır yeri gelmişken size de söyleyeyim.
Sürekli kullandığım bir uygulama.
Çalışmak istediğiniz dakikayı belirliyorsunuz.
Mesela bir 50 dakika çalışacaksınız.
Zaman ayarını yaptıktan sonra kronometreye başlattığınızda telefonunuzda bulunan ve sizin dikkatinizi dağıtan seçtiğiniz uygulamalara girmenizi o süre içerisinde engelliyor.
Aynı zamanda da bu 50 dakika içerisinde bir ağaç büyütüyor.
Yani siz 50 dakika boyunca hem telefonunuzdaki Instagram gibi, Twitter gibi ya da her ne kullanıyorsunuz.
Size dağıtan o uygulamalara giriş yapamadığınız gibi aynı zamanda bir ağaç büyütmüş oluyorsunuz.
Eğer diyelim ki yarıda kestiniz.
Uygulama ağacınızı kurutuyor ve ormanınızda kuru bir ağaç oluyor.
Yani garip bir şekilde bu beni çok motive eden bir uygulama.
Çok seviyorum. Bu şekilde ağaç dikmeyi, işte odaklandığım sürelerde bir orman oluşturmayı falan.
Bu arada reklam falan değil tabii ki de.
Tamamen kullandığım bir uygulama yani tavsiye ederim.
Yani siz de böyle bir öz düzenleme pratiği yapmak istiyorsanız ve kendinize de pek güvenemiyorsanız dikkatinizin dağılması hususunda.
Bence bu uygulamayı kullanabilirsiniz.
Hem eğlenceli hem de ister istemez sizi diğer şeylerden koruyor.
Dördüncü adım ise kendimiz için doğru başa çıkma yöntemini bulup faydalarını gördükçe bu yöntemleri kılıcı hale getirmeye çalışmak.
Bunları bir alışkanlık haline getirmek.
Şimdi diyebilirsiniz ki ne gerek var bu kadar adıma ama sürekli bir duygusal ve davranışsal dağınıklık içerisinde iseniz böyle adım adım ilerlemek uzun vadede büyük katkı sağlar.
Ben burada davranışsal bir örnek verdim ama duygularımız düzenlerken de bu adımları takip edebiliriz.
Diyelim bir öfke problemimiz var ve bununla ilgili bir çalışma yapmak istiyoruz.
Kendimizi bir konuda daha iyi hale getirmek, düzenlemek istiyoruz.
Aynı şekilde tüm bu adımları takip ederek kendimize bir harita çıkartabiliriz.
Bu adımları uygulamaya gönüllü olmayanlara söylemek isterim ki yapılan araştırmalar hayatlarını ve duygularını düzenleyebilme yeteneği yüksek olan insanların daha doyumlu bir yaşam sürdüğünü gösteriyor.
Duygularımızı bastırmak yerine neden böyle olduğumuzu düşünüp çözüm üretmek, uzun süreli bir ilk hali için gerçekten çok önemli.
Ben öz düzenlemeyi bilinçli bir disipline sahip olmak olarak görüyorum.
Bu şekilde amatör bir yaşantıdan profesyonel olan bir yaşantıya geçebiliriz.
Disiplinsiz, amaçsız ve dağınık bir hayat insanda belli bir süreden sonra sıkılma ve bunalma gibi hisler doğurur.
Disiplin kelimesi biraz sert bir kelime olduğu için Öz düzenlemeyi şefkatli bir disiplin olarak da düşünebiliriz.
En azından ben öyle düşünüyorum.
Farkındalık ve şefkatle yönlendirilen amaçlı ve düzenli bir hayat.
Sanırım böyle bir hayatı hepimiz isteriz.
Bu dört adımın haricinde öz düzenleme kaslarımızı geliştirmek için yapabileceğimiz şeyler de var.
Bunları üçüncü adımda bahsettiğim başa çıkma yöntemi olarak kullanabileceğiniz gibi gündelik olarak da yapabilirsiniz.
Bu egzersizler ve bu uygulamalar sayesinde hayatınızı ve duygularınızı düzene koyma yeteneğiniz daha da artacak.
Hatta belki farkında olmadan artacaktır.
Ben bu listeyi tamamen öz düzenleme üzerine çalışan bir psikoloğun yazısından aldım.
Kendisi bunu uzun yıllar süren araştırmaları sonucunda oluşturmuş.
Yani etkisi konusunda emin olabilirsiniz.
Listenin en başında elbette ki nefes egzersizleri ve meditasyon geliyor.
Bu iki çalışma sinir sistemimizi sakinleştirerek bize dinginlik ve sorunlarımıza sakince yaklaşma gücü veriyor.
Ani duygusal tepkiler, aşırı yeme ve tembellik gibi durumlarımızın aslında derinden gelen nedenleri olabilir.
Meditasyonla gelen içgörüyü bu gibi durumları düzenlemek için kullanabiliriz.
Yani içerisinde bulunduğumuz duruma neden olan o yarayı keşfetmek ve bu yarayla yüzleşmek için meditasyon çok güzel bir araç.
Nefes egzersizleri ise insanı en öfkeli, en stresli, en bunalmış zamanda dahi rahatlatabiliyor.
Ben nefesin böyle bir gücü olduğunu gerçekten bilmiyordum.
Meditasyon yapmaya başladıktan bir süre sonra nefes egzersizleri de yapmaya başladım.
Ve mesela böyle durup dururken çok bunaldığımda, sinirlendiğimde basit bir nefes egzersizine başlamak, gözlerimi kapatmak, içinde bulunduğum anı hissetmek, oturduğum yeri hissetmek.
Müthiş sakinleştiriyor.
Gerçekten sanki bir parmak şıklatılmış ve ben o öfkeden sakinliğe geçmişim gibi.
Bir büyü gibi yani. Deneyin.
Bunu tavsiye ederim.
Sadece öz düzenleme için değil hatta yani tüm hayatınızı daha iyi, daha sağlıklı ve daha farkındalıklı geçirmek için de kullanabilirsiniz.
Bunların dışında egzersiz yapmak, günde 7-8 saat uyumak, kendimize iş dışında eğlence alanları oluşturmak, yalnız başımıza kaliteli vakit geçirmek, iş yaşam
dengesine sahip olmak da öz düzenlemeyi geliştiren şeyler arasında.
Aslında fark ettiyseniz bu maddeler sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için gereken şeyleri içeriyor.
Kendimize bakım vermek, sağlığımıza yatırım yapmak, öz düzene sahip olmak hepsi bir bütün içinde aslında.
Geçenlerde okuduğum bir kitapta yazar disiplin ya da hayatımızı düzenleme gibi şeylere ihtiyacımız olmadığını eğer sevdiğimiz işi yaparsak onu zaten sürekli yapmak isteyeceğimizi söylüyordu.
Bir şeye daha az katılamazdım herhalde.
Öncelikle dünyada yaptığı işi böylesine seven insan sayısı gerçekten çok az.
Ki yaptığımız işi sevsek bile iş denilen şey böyle romantik bir kavram değil.
İkincisi ise İşini çok seven sanatkarlar, yazarlar ve düşünürlere baktığımızda aslında hepsinin bir disiplin ve rutine sahip olduğunu görüyoruz.
Mason Curry'nin yazdığı Günlük Ritüeller isimli bir kitap okumuştum.
Orada Jackson Pollock'dan Simone de Beauvoir'a ve Haruka Murakami'ye kadar pek çok ismin günlük rutinlerinden bahsediyordu.
Bu arada Haruka Murakami'nin hastasıyım.
Bunu burada belirtmek istedim.
Nedensiz bir şekilde. Ve bu kitapta gördüğümüz en temel şey...
Bu yazarların, bu sanatkarların hepsinin birbirinden farklı ama kendi içinde düzenli bir yaşam biçimine sahip olmaları.
Bu insanların yaptıkları işi sevdiklerine adım kadar eminim ama sadece sevmekle kalmamışlar.
Aynı zamanda kendilerine bir disiplin düzen oluşturmuşlar.
Bu şekilde yaptığın işi seversen disipline ihtiyacın yoktur mitinginde çürüttüğümü düşünüyorum.
Neden bunları söyledim?
Eğer aranızda böyle düşünenler varsa ya da buna benzer bir şeyler duyduysanız bu durumun pek gerçekçi olmadığını belirtmek istedim.
Bu kadar konuştuktan sonra ben öz düzenlemem için hangi yöntemleri uyguladığımı da söyleyeyim size.
Kalem kağıtla düzgün bir ajan tutmak benim için çok önemli.
Bu şekilde işlerimi, yapacağım egzersizi veya gezmeye gideceğim yeri dahi yazıyorum.
Sanki somut hale geliyorlar ve onların arasında hangilerinin önemli olduğunu, hangilerinin bana fazla geleceğini görüp ayıklayabiliyorum.
Bu şekilde aşırı yüklerimden aslında kendimi kurtarmış oluyorum.
Ayrıca geceleri 8 saat uykunun çok önemli olduğunu gözlemledim.
Öteki türlü...
Gün boyu başım ağrıyor, uykum geliyor ve ufak bir kafein havuzunda yüzmek zorunda kalıyorum.
O kadar huysuz oluyorum ki bırakın düzenli bir gün geçirmeyi.
Herhalde günümün çoğunu kardeşime sataşmak ve kendimin sürekli yatağa girme isteğini engellemekle geçiriyorum.
Hatta o günlerde etrafımdaki herkes benden soğuyor.
Anlayacağınız biyolojimize iyi bakmadığımız müddetçe diğer bilinçli süreçler pek fazla işe yaramayabilir.
Uyumak, düzgün beslenmek, egzersiz yapmak bunların hepsi bedenimize ve biyolojimize birer yatırım aynı zamanda.
Bunları es geçmeyin kesinlikle.
Bir de bahsettiğim o FOREST uygulamasını...
Fakat başka uygulamalar da var.
Unuttum bu sosyal medyayı kullanmayı engelleyen moment falandı galiba bir tanesinin adı.
Bir bölümde daha bahsetmiştim ben bu uygulamalardan.
Bu şekilde buna benzer bir app kullanarak kendimi sosyal medyadan mecburi bir uzaklaştırma veriyorum.
Bu da aynı şekilde benim için çok önemli bir adım.
O halde kısaca bir toparlayayım.
Öz düzenlememiz için güzel uyuyoruz.
Egzersiz ve farkındalık pratikleri yapıp bahsettiğim bu dört aşamayı...
bizi dağıtan her şey için uyguluyoruz.
Biraz zaman alacak ama kalıcı olacaklar.
Bu şekilde hem istediğimiz başarıları elde edebilir hem de güzel bir iyilik hali içerisinde yaşayabiliriz.
O hayattan daha ne istiyorsunuz?
Tamam, daha çok fazla şey istiyorsunuz ama işte o istediğiniz şeylere ulaşmak için de bütün bu adımlar önemli.
Buraya kadar dinleyen sevgili dinleyicim, senin hayatına bakmanı ve sana iyi gelecek şekilde düzenleyebilmeni.
Bu kendin için kendine yapacağın bir yatırım olsun.
Bir bölümün daha sonuna geldik.
Sevgiyle kalın. Bu arada az kalsın unutuyordum.
Eğer bu podcast'ı beğeniyorsanız çevrenizdekilerle, arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle paylaşın ve güzel topluluğumuzun büyümesine katkıda bulunun.
Aslında sürekli söylediğim için söylememe gerek var mı bilmiyorum ama içerisinde podcast'ı geliştirmeme faydalı olacak bütün geri dönüşlerden çok memnun kalıyorum.
Bu şekilde büyüyoruz, bu şekilde gelişiyoruz.
Daha iyiye bu şekilde kavuşuyoruz.
Bu yüzden bana her zaman Instagram ve mail üzerinden yazabilirsiniz.
etgenelseslerpodcast ismiyle Instagram'da da bulabilirsiniz.
Bu sefer bölümü gerçekten kapatıyorum.
Kendinize iyi bakın, sevgiyle kalın, hoşça kalın.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
