
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Kitap okuyan neredeyse herkesin derdi 'unutmak'. Bu bölüm okuduğumuz kitapları nasıl hatırlayacağımızı, okuma alışkanlıklarımızı nasıl iyileştirebileceğimizi ve okuma sanatında ustalşmanın yollarını anlatıyorum. Şimdiden keyifli dinlemeler :)Kitap Kulübüne Katıl: https://superpeer.com/bilgesen/collection/kitap-kulubu-felsefe-edebiyat-ve-psikoloji-uzerine-okumalarBahsettiğim uygulamalar: Pocket, Notion, EvernoteBahsettiğim web siteleri: https://aeon.co/https://www.theverge.com/https://bigthink.com/Bana yazın: genelsesler@gmail.com
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge, hepiniz hoş geldiniz, umarım iyisinizdir.
Her bölüme böyle sizin iyi olduğunuzu temenni ederek başlamak...
Artık benim için bir ritüel haline geldi.
Yine kahvemi aldım, masama kuruldum, mikrofonumu açtım, mumumu yaktım.
Şöyle güzel güzel sizlerle sohbet etmek için oldukça hazırım.
Ne zaman mikrofonun başına geçsem kendimi oldukça enerjik hissediyorum ve içim böyle kıpır kıpır oluyor.
Sanki yaşam enerjim birden pik yapıyor.
Tekrardan kendimi çok şanslı hissettiğini söylemek istedim.
Neyse, çok fazla böyle uzatmayayım.
Hemen bölümün konusuna geçmek istiyorum.
Bugün okuduklarımızı nasıl unutmayız veyahut da nasıl daha iyi okuruz gibi sorular üzerine konuşacağız.
Aslında bölümün ana amacı okuma sanatında ustalaşmak olacak.
Neden kitap okuyoruz?
Okuduklarımız bizim hayatımızı nasıl daha iyi etkiler?
Nasıl daha iyi bir okuyucu olabiliriz?
Ve bölümün başlığında da söylediğim gibi nasıl bunca bilgiyi unutmadan zihnimizde tutabiliriz?
Bu kadar bilgiyi zihinde tutmak mümkün mü diye birazcık böyle araştıracağız.
Bu bölümü yapmama sebep olan şey sizden birisinin bana gönderdiği bir mesaj oldu.
Her zaman dediğim gibi Instagram üzerinden yazdıklarınız ya da mail olarak attığınız bütün mesajları okuyorum.
Aralarda dönemesem de okuduğuma emin olun.
Dönemeyişim de yoğunluktan dolayıdır.
Sonradan döneceğim deyip unutmuşumdur.
Yoksa her birinizin sözleri ve geri dönüşü benim için çok kıymetli.
1 Kasım günü şöyle bir mesaj geldi.
Mesajda yazanlar şu şekildeydi.
Bilge selam seni büyük bir merakla...
beğeniyle takip ediyorum. Hayata karşı beni şevklendiriyorsun.
Fakat sana şunu sormak istiyorum.
Hatta bu konuyla ilgili bir podcast gelse ne kadar şahane olur.
Öğrendiğin bu bilgilerin sürekliliğini nasıl sağlıyorsun?
Nasıl okuduğumuz kitabı, öğrendiğimiz bilgileri daha kalıcı kılabiliriz?
Bunu yaparken zamanı nasıl yönetmeliyiz?
Örneğin kitap özetimi çıkarmalıyız.
Bunu tekrarlaman periyotlarımız bilimsel bilgilere göre nasıl olmalı?
Cevaplayabilirsen çok memnun olurum.
Şimdiden çok teşekkürler.
Öncelikle bu mesajı yazan kişiye ben teşekkür ediyorum.
Gerçekten çok güzel kapsamlı yazılmış, merak içeren bir mesajdı.
Ve ben dedim ki bu hayattaki bana en zevk veren şey olan okumak üzerine bir bölüm yapmanın zamanı geldi.
Aslında sorarsanız bu podcast'in sanırım 3.
bölümü falan da kitap okumak üzerineydi.
Neden kitap okumalıyız başlığında olması gerekiyor hatta.
Fakat o bölüm oldukça amatör ve eski bir bölüm.
Hatta geçenlerde ekip arkadaşlarımdan biri eski bölümlerimi dinlemiş reklam yerleştirmesi yaparken.
Ve şey dedi. Bilge ilk bölümleri banyoda falan mı kaydettin?
O ses ne? Gerçek şu ki o bölümleri 100 liralık rezalet bir mikrofonla kaydediyordum.
Ama o günlerden beri beni dinleyen insanlar var ve gerçekten yine bakın şanslı hissettim.
Aslını sorarsanız okumak benim en büyük tutkularımdan biri.
Hayattaki en büyük hayalim erkenden emekli olmak.
hemen tembellik yüzünden emekli olmak istediğimi lütfen sanmayın.
Emekli olup ölene kadar okuyup öğrenmeye adadığım bir hayata sahip olmak istiyorum.
Şöyle rahat rahat kendime ölene kadar bakacak bir para kazanıp ve o parayı ufak tefek işte seyahatlerim için, ihtiyaçlarım için kullanıp kalan boş zamanlarımda okumak, öğrenmek hatta hani
maddi bir kaygı gütmeden herhangi bir şeye girmeden bu okuduklarımı, öğrendiklerimi yaymak istiyorum.
Umarım bu hayalim gerçek olur.
Bazı kitapları okurken aldığım edebi zevk Böyle kafayı yiyecek gibi hissediyorum.
Mesela bunu bana en çok yaşatan kitaplardan biri Rüzgütlerin Efendisi serisidir.
O seriyi okurken oradaki o edebi güç, o kelimelerin mükemmelliği, o cümlelerin sıra sıra dizilimi böyle şiir gibi bir kitaptı.
Gerçekten kafayı yemiştim. Bazı kitapları okuduktan sonra da burada yazılanları bilmeden nasıl bu kadar yaşamışım diye hayıflanıyorum kendi kendime.
Ya diyorum nasıl ben hayatta kaldım ve diğer insanlar bunları bilmeden nasıl yaşamaya devam ediyorlar.
Kendi kendime böyle ufak tefek sorgulamaların içerisine giriyorum.
Ve okumadan yaşadığım her günü kayıp olarak görüyorum.
Belki birazcık abartılı gelebilir size ama benim için öyle.
İnsan okumadan durmamalı diyorum.
Okumak dediğimde sadece aklınızda kitapları okumak gelmesin.
Bir makale okumak da, podcast dinlemek de, yeni bir insan tanışmak da okumanın içerisine girer.
Ve zaten okumanın bu yönüne dair daha açıklayıcı şeyler anlatacağım ilerleyen kısımlarda.
Öncesinde benim kitaplarla olan hikayeme birazcık değinmek istiyorum.
Bu hikaye çok çok eskiye dayanıyor.
Size hiç anlattım mı bilmiyorum.
Belki de geçmiş bölümlerde anlatmış olabilirim.
Ben okumayı 4 veya 5 yaşındayken öğrenmişim.
Okula başladığımda yani birinci sınıfa başladığımda kitap okumayı bildiğimi biliyordum.
Fakat nasıl öğrendiğime dair pek bir fikrim yoktu.
Sanki benim için çok doğal bir şeydi.
Öyle öğrenmişim işte.
diye düşünmüştüm. Fakat annem bana bunu 14-15 yaşıma geldiğimde anlattı.
O da pek önemsememiş anlaşılan benim kitap okumayı, öğrenme yolculuğumu.
4-5 yaşlarındayken sürekli gazeteyi alıp annemin yanına gidermiştim ve başlıktaki harfleri sorarmışım.
Anne bu harf ne, anne şu harf ne diye.
Annem de tabii o zamanlar iki çocukluğu ev işleriyle uğraşmak zorunda kalan bir kadın olduğu için oldukça doluymuş.
Ve şey dedi hani harfi söylüyordum ve seni kovalıyordum.
İşte o harf A harfi, o harf G harfi gibi.
Bir gün dedi içeri girdiğimde baktım ki sen Bildiğin gazetenin başlığını okuyordun ve şok oldum.
Bunu babana söyledim. Sonra babam bana bir şeyler okutmuş ve inanamamış okuduğumu görünce.
Hayal meyal şeyleri hatırlıyorum böyle çocukken bana bir şeyleri okutmaya çalıştığını akrabalarımın inanmadıklarını çünkü hani okumayı öğrendiğime.
İşte okuma maceram ta o zamanlarda başladı.
Sonrasında birinci sınıfa başladığımda öğretmenim bana kitaplar vermeye başladı direkt.
Çünkü okumayı biliyordum fakat yazmayı bilmiyordum.
Yazmayı sıfırdan öğrenmem gerekti.
O gün bugündür kitap okumayı hep çok sevdim.
İnanın kitaplarla ilgili o kadar çok maceram var ki.
Bazılarını anlatsam inanmazsınız.
Ailem benim bu kadar çok kitaba konumdan pek memnun değildi mesela.
Bu konulara çok fazla girmek istemiyorum.
Ama belki bir gün kendimi hazır hissettiğimde bu maceralardan bahsedebilirim.
Çok büyük bir kütüphanem vardı.
O kitap o kütüphaneyi nasıl kaybettiğimi ve nasıl yeniden bir kitaplık inşa etmeye başladığımı belki anlatırım.
Fakat şu an o kadar derinlere inmeye kendimi hazır hissetmiyorum.
Ne olursa olsun kitapların ve okumanın benim bünyemin bir parçası.
olduğunu hatta genlerime yüklenmiş olarak doğduğumu düşünüyorum.
Herkes kitap okumayı benim kadar sevmiyor.
Zaten herkes bu kadar sevmek zorunda da değil.
Fakat Bence herkes okumak zorunda.
Neden diye soracak olursanız kitap okumadığımız zaman o dar kalıpların içerisinde bize öğretilenin sığlığının içinde kalmaya mahkum oluyoruz.
Neden daha fazlasını bilmek, daha geniş bir zihinle dünyaya bakmak varken daraşmacık bir hayat yaşayalım ve bu hayatı hem kendimize hem de sevdiklerimize zindan edelim.
Cehaletin bizleri nerelere getirdiğini hepiniz görebiliyorsunuzdur diye düşünüyorum.
Ülkenin durumuna şöyle ufacık bir bakış atmak bile buna yeter.
olacaktır hatta bu cahillik bize şunu getiriyor hep bizden kötü olanları görüp şükretmemiz gerektiğini söylüyorlar yanlış anlamayın şükretmek çok güzel bir şey kesinlikle ben de elimizdekilere
ve sahip olduklarımıza şükretmenin harika bir pratik olduğunu düşünüyorum ama sadece bizden daha düşük olanlara bakıp elimizdekine şükredip geleceğe bakmamak ve daha da iyilerini görmeyi reddetmek kusura
bakmayın ama İşte okumak ve öğrenmek bizi daha da ileriye götürmeye yarar.
Daha fazlasını hayaletlerimizi sağlar.
Başka şeyler de varmış, başka dünyalarda, başka insanlar da, başka karakterler de varmış dedirtir.
O yüzden okumanın kıymetinin sorgulanamaz bir şey olduğunu düşünüyorum.
Ve bu okumak kelimesini gittikçe de açacağım merak etmeyin.
Öncelikli olarak bölümün başlığındaki soruyu bir yanıtlamak istiyorum.
Ne demiştik? Okuduklarımızı nasıl unutmayız veyahut da nasıl daha uzun süre hatırlarız?
Okuduklarımızı hatırlama sürecini bir öğrenme süreci olarak değerlendirmeyeceğim.
Yani zaten öğrenme üzerine, hızlı ve etkili öğrenme yöntemleri üzerine uzunca bir bölüm kaydetmiştim.
Burada daha çok okuduğumuz şeyleri daha fazla hatırlamak ve özümsemek üzerine değineceğim.
Bilimsel veriler gösteriyor ki okuduğunuz şeylerin altını çizmek veyahut da fosforlu kalemle üzerinden geçmek asla işe yarayan bir yöntem değil.
Şu olabilir. belki. Bir şeylerin altını çizip sonrasında dönüp okumak hoşunuza gidiyordur veyahut da hani o kısımları yeniden yeniden okumak istiyorsunuzdur.
Bunun için yapabilirsiniz.
Ben de altını çiziyorum bazı yerlerin ve sonrasında kitabı açıp o kısımları okumayı seviyorum.
Fakat altını çizmek sizin o kısımları daha da fazla hatırlamanıza yardımcı olmayacak bir şey.
Onun yerine okuduğunuz şeyleri geri çağırma yöntemini denemeniz gerekiyor.
Yani şöyle bu da. Öncelikli olarak bu kitabı okuyorum ve bu kitap benim için önemli bir kitap.
Bu kitabın içerisindeki bilgileri özümsemek ve ileriki zamanlarda hatırlamak istiyorum.
O halde yapacağım ilk şey okuduğum yerleri, bu okuduğum kitaptaki önemli kısımların ufak bir özetini çıkarmak olmalı.
Bunu nasıl yapabilirim? Ben genelde dijital not tutma uygulamalarını kullanıyorum.
Fakat herhangi bir defterde kullanabilirsiniz direkt analog olarak.
Uygulamalardan en sevdiklerim Notion ve Evernote.
Özellikle Notion'da işte aldığınız notları maddelendirebiliyorsunuz, onları link haline getirebiliyorsunuz veyahut da liste haline getirebiliyorsunuz, etiketleyebiliyorsunuz.
Oldukça geniş kapsamlı bir uygulama.
O yüzden ben genelde Notion tercih ediyorum.
Okuduğum kitaptaki önemli bulduğum yerleri oraya özetliyorum veyahut da direkt bazı alıntıları hatta yazıyorum.
Çünkü her kitap için bir dosya oluşturuyorum.
En son not alarak okuduğum kitap Paul Davis'in Tanrı ve Yeni Fizik isimli kitabıymış.
Kitap bilimsel bir kitap ve içerisinde çok fazla benim için öğretici bilgi vardı ve bazı kısımları anlamakla zorlandım.
Çünkü bilimsel literatürü anlamakta genel olarak zorlanıyorum, sözelci olduğum için.
Bu kitaptaki bazı bölümleri, özetlerini çıkarmışım.
Bazı kısımları direkt alıntılamışım.
Anlamadığım kısımları ve kelimeleri de sonradan araştırmak için tek tek not almışım.
Sonrasında not aldığım yani anlamadığım şeylerle ilgili internette araştırma yapıp bu araştırmaların sonucunda elde ettiklerimi de altlarına yazmışım.
Hatta bazı web sitelerinin linklerini falan eklemişim.
Bu şekilde sadece bir kitabı okumakla kalmayıp bu kitabın içerisinden çıkardıklarımla daha geniş bir araştırma yelpazesine kavuşmuşum.
Bu yaptığım çalışma zaman alan bir çalışma fakat oldukça faydalı.
bir öğretici bir çalışma oluyor genellikle.
Siz bu kadar çok derinlemesine uğraşmak zorunda değilsiniz.
Direkt ufak tefek özetler alıp ya da alıntıları yazmakla da yetinebilirsiniz.
Bahsettiğim bu kitap dediğim gibi çok fazla içerisinde bilmediğim şey barındırdığı için beni bu kadar zorladı.
Ya da felsefi bir kitap okuduğumda da bunu çok fazla yapıyorum.
Çünkü felsefeyle de ilgileniyorum ve daha böyle öğrenmeye çalışıyorum.
Yeni kelimeleri, akımları veyahut da tarihleri aklımda tutmaya çalıştığım için bunları sürekli not alıyorum.
Bu notlar ne işe yarıyor peki?
Bu notlar benim bir şeyleri hatırlamaya çalıştığımda dönüp bakmama yarıyor.
Dönüp baktıkça, dönüp baktıkça daha da fazla aslında zihnimde o kısmı pekiştirmiş oluyorum.
Bunların hepsinden de öte.
En çok işe yarayan şey ise bu öğrendiğim şeyleri bir yerde anlatmak veyahut da kullanmak.
Bu nasıl olacak? Diyelim ben bir konuşma yapıyorum veyahut da burada bir podcast kaydediyorum.
Bu kaydı alırken öğrendiğim bir şeyi hatırlamaya çalışmam.
Yani zihnimde O öğrendiğim şeye dair oluşan yolu yeniden canlandırmaya çalışmam yani öğrendiğimi geri çağırmam okuduklarımı hatırlamama büyük bir katkı sağlıyor.
Ve gerçek aslında öğrenme yönü.
Öntemi de budur diyor bu alanda çalışan bilim insanları ve uzmanlar.
Burada şunu unutmamak gerekiyor.
Okuduğumuz her kitap için bu kadar kapsamlı bir çalışma yapmak mümkün olmayabilir.
Buna vaktimiz olmayabilir.
Onun yerine belki de daha pratik bir şekilde okuduğumuz şeyi anlatmak da işimize yarayabilir.
Ben bu podcast'ı en başında okuduklarımı anlatmak için kaydetmeye başlamıştım.
Çünkü etrafımdaki insanlar benim okuduğum şeyleri bu kadar uzun süre dinlemek istemiyorlardı.
Arkadaşlarım veyahut da çevremdekilerin uzun uzun böyle beni dinleyecek mecelleri olduğunu zaten düşünmüyorum.
Neden dedim ben o halde bunları anlatıp da en azından beni dinlemeye gönüllü varsa eğer 5-10 kişi bulmuyorum ve onlarla bir topluluk oluşturmuyorum.
Şükür ki benim 5-10 diye hayal ettiğim topluluk binlerce kişiye ulaştı.
Bu da zaten ayrıca harika bir mucizevi bir şey yani.
Bakın böyle şey, tanımlamalarım yetişmiyor sevincimi anlatırken bu konuda.
Belki siz de okumayı çok seviyorsanız ve sürekli okuduklarınızı daha fazla kullanmak, hatırlamak istiyorsanız kendinize küçük bir platform oluşturabilirsiniz.
Belki podcast kaydetmeye başlarsınız, belki işte Instagram'da paylaşırsınız, TikTok'ta kısa videolar şeklinde öğrendiklerinizi anlatıp paylaşabilirsiniz.
Bunları keyifle yapabilirsiniz yani.
Ben içerik üreticiliğinin harika bir meslek dalı olduğunu düşünüyorum.
Henüz %100 kendi mesleğim haline getiremesem de içerik üreticisi olarak bunu değerlendirebilirsiniz veyahut da belki arkadaşlarınıza yani dinlemeye gönüllü arkadaşlarınız varsa onlara anlatabilirsiniz ya
da yazabilirsiniz kendi kendinize.
Seçim tamamen size kalmış.
İkinci maddemiz ise dikkatli okumak ve okuduklarımızı sorgulamak.
Pür dikkat çalışmanın 21.
yüzyılın en önemli özelliği olduğunu söylüyor.
Çoğumuz çalışırken de, işlerimizi yaparken de, kitap okurken de dikkatimizi yeteri kadar odaklayamıyoruz ve bundan da şikayet ediyoruz.
Nedeni aslında çok basit.
Sürekli kısalan dikkat süremizi tetikleyen içerikleri tüketmemiz tabii ki de.
Bu internet çağında, sosyal medya çağında uzun süre odaklanarak, sindirerek ve yavaş yavaş bir kitabı okumanın kıymeti neredeyse...
paha biçilemez bir noktaya gelmiş durumda.
Eğer okuduklarımızı dikkatle okumazsak, o metnin bize vermeye çalıştığı şeyi özümsemeye çalışmazsak, sadece metinde yazılanları değil de onun altında var olan anlamları araştırmazsak,
zihnimiz zaten o şeyi yüzeysel olarak okuyup geçiyor ve sonrasında da hatırlamakla uğraşmıyor bile.
Çünkü siz zaten ona dikkatinizi vermediniz.
O okuduğunuz metne yeteri kadar değeri vermediniz.
Zihninizin şunu bilmesi gerekiyor.
Ben bu okuduğum şeyi dikkatle, çabayla, emek vererek okuyorum ve bu benim için önemli.
Bunun için belki okumayı kendinize bir ritüel haline getirebilirsiniz.
Hatta okumayı alışkanlık haline getirmek için günün belli saatlerini kitap okumaya ayırabilir ve kitap okuduğunuz zamanlarda rahatsız edilmekten kaçınmaya çalışabilirsiniz.
Tabii ki de ilk başlarda bunu yapın derim eğer yeni yeni okuma alışkanlığı elde ediyorsanız.
Sonrasında zaten bu alışkanlığı kazandıktan sonra her yerde metroda, otobüste...
Yolda yürürken bir de kitap okuyabileceksiniz.
Sadece o dikkati kitaba vermek, o kıymeti, o alanı yaratmak ve bu yaptığınız eylemin sizin için önemli olduğunu bilmek okuduğunuz metni daha iyi anlamanıza, hayatınıza daha iyi yansıtmanıza yardımcı olacaktır.
Ve lütfen şunu unutmayın.
Okuduklarınızı unutsanız bile okumak faydasız bir eylem değildir.
Neden? Bundan kaç defa bahsettim bilmiyorum ama yine de bahsedeceğim.
Okumak beyninizi değiştirir.
Kitap okuduğunuzda nöroplastisteniz yani beyninizdeki o nöral yollar değişir ve yeni yeni ağlar kurulur.
Siz unutsanız bile zaten okumak hem beyninizi ve buna bağlı olarak da hayatınızı çoktan değiştirmiştir.
O yüzden sadece bir kitapları hatırlamak için okumayın.
Beyninizi, kendinizi ve hayatınızı değiştirmek için de okuyun.
Mesela ben böyle uzun uzun podcastler kaydedebiliyorum.
Veyahut da çıkıp bir yerde rahatlıkla insanlarla konuşabiliyorum.
İletişim becerilerim oldukça güçlüdür ve kelime haznem de bayağı bir geniştir.
İnsanlar bana bu yeteneği nasıl kazandığımı sorduklarında okuyarak diyorum.
İnanın herhangi bir çabam yok.
Sadece kitap okuyarak bu yeteneklere sahip oldum.
Belki de okuduğum kitapların %60'ını falan hatırlamıyorumdur.
Ama hatırlamasam bile o kitaplar bakın nasıl da hayatımı etki etti.
Sizin için de aynısı olacak.
Diğer maddemiz de şu. Okumak sadece kitap okumak değildir.
Yani siz makale okuyorsanız, podcast izliyorsanız, film izliyorsanız ve bu eylemlerinizden yeni bir şeyler öğreniyorsanız zaten bir şeyler okuyorsunuz demektir.
Sonuçta neden kitap okuyoruz ki?
Öğrenmek, gelişmek ve olduğumuzdan daha yüksek bir benliğe kavuşmak için öyle değil mi?
Kendimizin daha iyi bir versiyonunu elde edebilmek için.
Zaten izlediklerimiz veyahut da okuduğumuz diğer makaleler, tükettiğimiz diğer içerikler bize bunu sağlıyorsa bu da bir okumaktır.
Böyle durumlar... Yine ben bazı uygulamalar kullanmayı seviyorum.
Mesela paket uygulaması benim için çok güzel bir uygulama.
Makaleleri genelde buraya direkt kaydediyorum internet üzerinden okuduklarımı.
Sık sık makale okuduğum siteleri, sevdiğim podcastleri de Instagram hesabımda paylaşıyorum.
Oradan bakabilirsiniz hangi siteleri kullandığımı.
Bu podcast'ın açıklamalar kısmına da bahsettiğim uygulamaların adlarını yazacağım ve birkaç tane severek takip ettiğim makale sitesinde linkini bırakacağım.
Bir podcast dinlerken de aynı şekilde not almayı çok seviyorum.
Aynı kitap okurmuş gibi. Çünkü o kadar harika podcastler var ki bazı kitaplardan çok çok daha harika bilgiler ve içerikler sunuyorlar.
Podcastleri dinlerken de havada kalmasın diye hemen hızlı bir şekilde ufak ufak özetlerini çıkartıyorum.
Telefonumda Notion uygulamam indirilmiş bir halde var.
Ve bilgisayarımla senkronize bir şekilde kullanıyorum zaten.
Otobüste bile olsam veyahut da yolda yürürken bile bir anda durup hemen ufak ufak notları alıyorum.
Ve aldığım bu notları sonrasında podcastlerim için veyahut da Instagram'da ürettiğim içeriklerim ya da atölyelerim için kullanıyorum.
Size de bu şekilde tavsiye ederim.
Yani sadece okuduklarınızı nota almayın.
Yeni bir şey öğrendiğiniz ya da size yeni bir şey öğreten herhangi bir içeriğinde içerisinden notlar ve özetler çıkarmayı lütfen ihmal etmeyin.
Eğer bunları unutmak istemiyorsanız.
Bir diğeri ise sizinle aynı şeyleri yapan bir topluluğun parçası olmak.
Şöyle bir söz var tam olarak doğru mu hatırlıyorum bilmiyorum.
Motivasyon abartılıyor, önemli olan ortamdır diye.
Eğer sizin ortamınız kitap okumaya müsaitse veyahut da çevrenizdeki insanlar...
sizin gibi okuyan insanlarsa zaten kitap okuma olasılığınız da otomatik olarak artıyor.
Yine çok güzel bir söz var.
Etrafınızdaki beş kişinin ortalamasısınızdır diye.
Ben bu söze çok inanıyorum.
Geçenlerde bir toplantıdaydım ve toplantıdaki kişilerden biri bunu söyledi ve dedi ki eğer etrafında dört tane milyarder varsa beşincisi sensindir.
Eğer etrafında dört tane entelektüel varsa beşincisi sensindir.
Eğer etrafında dört tane kitap okuyan insan varsa beşincisi sensindir.
O yüzden çevrenizdeki insanları da okuyan insanlar olması sizin kitap okumanızda oldukça büyük öneme ve etkiye sahip olacaktır.
Benim böyle bir çevre oluşturmam çok zor diyorsanız çok sevdiğim bir kitap olan Martin Eden'de yazan, seni kitap okuyan insanlarla tanıştıracağım.
Hayat anca böyle insanlarla bir araya geliyorsan yaşamaya değerdir.
Alıntısından yola çıkarak.
oluşturduğum kitap kulübüne katılabilirsiniz.
Kitap kulübünden podcastta çok fazla bahsediyorum.
Çünkü oradaki insanlarla genelde birebir tanışma fırsatım oluyor.
Çok güzel bir topluluk oluşuyor.
Böyle bir topluluğun oluşmasının ve büyümesinin benim için önemini, kıymetini sizlere tarif edemem.
Şimdi yıllık aboneliklerde özellikle çok uygun bir fiyat belirledik.
Yeni yıla kadar bu fiyat geçerli olacak.
Eğer değerlendirmek isterseniz bakabilirsiniz.
Ayrıca kitap kulübü üyeleriyle birlikte oluşturduğumuz harika bir telegram grubumuz var.
Orada kitap paylaşımları da yapıyoruz ve genelde konuşup birbirimizle iletişimde kalıyoruz.
Bir de şunu da eklemek isterim.
Kitap kulübü için eğer aylık abonelik alırsanız, Duygusal Zeka ve İlişkiler Atölyemiz, Berna Hoca ile yaptığımız o atölyeye de otomatik olarak katılabiliyorsunuz.
Ve benim yeni yıla girmeden önce düzenleyeceğim atölyeye ve bundan sonraki atölyelere de ücretsiz bir şekilde katılma hakkınız oluyor.
Yani gerçekten orasını bir eğitim alanına dönüştürmeye çalışıyorum.
Bu benim en büyük hayallerimden biriydi.
Gelecekte belki daha büyük.
kurslar oluşturduğum, daha büyük eğitimler verdiğim, insanların hayatlarına dokunma fırsatına sahip olduğum, kendime ait bir platform da yaratabilirim.
Bunun düşüncesi bile beni çok mutlu ediyor ve içimi kıpır kıpır yapıyor.
Ama her şey adım adım.
Açıklamalardaki linkten de kitap kulübüne ve diğer atölyelerimize bakabilirsiniz.
Bırakacağım. Eğer katılırsanız beni çok mutlu edersiniz.
Tanışma fırsatı da elde etmiş oluruz.
Son maddemiz ise kitaplarımızı sesli bir şekilde okumak.
Bundan yaklaşık iki veya iki buçuk sene önce Barış Özcan'dan bir hikaye anlatıcılığı eğitimi almıştım.
Barış Özcan benim en sevdiğim içerik üreticilerinden biri ve Türkiye'de işini en iyi yapan insanlardan birisi hatta belki de en iyisi diyebilirim ama bana göre.
Orada şöyle bir tavsiyede bulunmuştu bize.
Kitapları sesli okuyun.
Sesli kitap okumak gerçekten de insanın sahip olabileceği önemli özelliklerden birisidir demişti.
Çünkü bilinci olarak sesli okumak telaffuzumuzu düzeltiyor.
Diksiyonumuz daha iyi bir hale getiriyor.
Fakat bunun da ötesinde metinle olan bağımızı güçlendiriyor.
Artık okuduğumuz şeyi sadece zihnimizin içerisinde okumamış oluyoruz.
Ağzımızdan çıkıyor ve kulağımızdan da onu dinliyoruz.
Bu şekilde aslında bahsettiğim o dikkatli okuma olayı vardı ya.
Tam olarak dikkatli bir okuma yapmış oluyoruz.
Hatta kendisi eğitimde şöyle demişti.
Her gün yarım saat kitap okuyarak neler öğrenebileceğinize ve okumanızın telaffuzunuzun ne kadar değişebileceğine şaşıracaksınız.
Ben her ne kadar her gün yarım saat okuyamasam bile 2-3 günde bir okumaya çalışıyorum.
Size de tavsiyem okuduğunuz şeyleri daha iyi hatırlamak ve daha iyi anlamak için bunu yapmanız.
Hatta özellikle zorlandığınız metinleri sesli olarak okumaya çalışın.
Çok daha iyi anladınız.
Tam da burada bölümü kapatmadan önce sizlerle ufak bir sesli okuma yapmak istiyorum.
Çok sevdiğim bir roman olan Diavuzacci'nin Tatar Çölü isimli kitabından bir alıntı olacak bu.
Kendi kendime dedim ki böyle bir bölüme anca böyle bir son yakışır.
Kitabın bu kısmı okurken tüylerimi diken diken etmiş ve beni derin düşüncelere gark etmişti.
Bu kısmı okuyup sonrasında da sizlere veda edeceğim.
İnsan böylelikle umut dolu.
kendi yolunda gider durur.
Günler uzun ve sakindir.
Güneş yukarıda gökyüzünde parlamakta ve akşam bastığında üzülerek yok olmaya yüz tutmaktadır.
Ama bir noktada belki de içgüdüsel olarak insan geri döner ve arkasında bir kapının kapanarak dönüşü olanaksız kıldığını fark eder.
İşte o zaman bir şeylerin değişmiş olduğunun ayırdına varırız.
Güneş eskisi gibi kıpırtısız değildir.
Hızla hareket etmektedir.
Ne yazık ki...
Henüz bakmaya bile fırsat bulamadan onun ufkun ucuna doğru hızla kaydığını, bulutların da gökyüzündeki mavi koylarda hareketsiz durmadığını, birbirlerinin üzerine çıkarak kaçtıklarını, iyice
acele ettiklerini görürüz.
Zamanın geçtiğini ve günü gelince yolun zorunlu olarak son bulacağını anlarız.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünü daha sonuna geldik.
Yolun sonuna varmadan bol bol okumanızı ve hayatınızın en iyi versiyonunu yaşamanızı temenni ediyorum.
Hem sizler için hem de kendim için.
Beni Instagram'dan takip etmeyi unutmayın.
Orada da çok güzel içerikler paylaşıyorum.
Ve sevdiklerinizle de eğer podcast'imi paylaşırsanız beni çok mutlu edersiniz.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Kitaplarla ve sevgiyle kalın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
