
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm içimden geldi. Yakın arkadaşımla sohbet eder gibi sizinle konuştum ve bir türlü atılamayan ilk adımlar için hem kendimi hem de sizi cesaretlendirdim. Kıyas, kendini küçük görme, hazır hissetmeme... Bizi engelleyen bütün duygu ve düşünceler bu bölümde masaya yatırıldı. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Hedeflerine ulaşmak ve daha huzurlu bir hayat için benimle çalışmak ister misin? Mindfulness koçluğu formu: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=sharing&ouid=112314129287768021996
Kitap kulübüne katıl:
https://www.shopier.com/32954138
Podcast danışmanlığı almak için: https://www.shopier.com/32981019
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba, ben Bilge.
Bugün bir türlü atamadığımız o ilk adım...
Ve o adımı atabilmenin gücü üzerine konuşacağız.
Bu bölümün ilhamı ise geçenlerde arkadaşlarımla yaptığım bir kahve sohbetinden geldi.
Bir arkadaşım yıllardır podcast yapmak istiyor ve bununla ilgili sürekli olarak bana sorular soruyor.
Podcast yapmaya dair isteğini dile getiriyor.
Yine onlarla oturduğumuz bir gün dedi ki işte ben de podcast yapmak istiyorum.
Nasıl başlayacağım? Ben de dedim ki eğer ilk dediğinde başlasaydın podcast yapmaya şu an 3 yıldır bir podcastın olacaktı.
Fakat hala düşünme aşamasındasın.
Bunun üzerine neden bu noktada olduğuna dair birazcık sohbet ettik ve kaygılarını, korkularını ve bir takım endişelerini dile getirdim.
Yaptığımız bu konuşma üzerinden sonrasında ise kendi hayatıma dönüp baktığımda da neden ilk adımları atamadığıma dair bazı çıkarımlarda bulundum.
Ve bunları 3 tane maddeye indirgedim.
hayatımda nasıl gözlenmediğimi düşündüm.
Bu sabah sabah sayfalarımı yazarken bu konu zihnime resmen doldu ve dedim ki acilen bir podcast kaydetmem gerekiyor ve bu konu üzerine konuşmam gerekiyor.
Şimdi hepimizin aklında yapmak istediği veyahut başlamak istediği bir şey var.
Ben bunu biliyorum. Yani illa bunun bir iş olmasına gerek yok.
Biriyle konuşmak olabilir, bir şey yapmak olabilir, bir yeri düzenlemek olabilir, bir okula başvurmak olabilir.
Artık her neyse o. Ve bunların başlayabilmesi için öncesinde bir adım atılması.
gerekiyor. İlk küçük ve minik adımdan bahsediyorum.
Böyle ilk küçük ve minik adım dendiğinde aklıma gelen direkt olarak yıllar öncesinde bu podcastı yapmayı hayal ettiğim zamanlar oluyor benim.
4 sene önce falan. Bundan 4 yıl önce ailemle birlikte yaşıyordum.
25 yaşındaydım ve toplumsal bakış açısına göre oldukça Ben hayata çok geç atıldım arkadaşlar.
Gerçekten 20'lerimin ilk yarısı mücadele, gözyaşı ve bir takım ayrılıklarla geçti.
O dönemde... Elde etmeye çalıştığım tek şey özgürlüğüm, benliğime sahip çıkmak ve kendim olarak yaşayabilme hakkımı elime almaktı.
Bu süreçte içerisinde okulu bıraktım, bir süre evde kaldım, bazı çatışmalar yaşadım ve elimde olmayan bir takım nedenler sebebiyle de istemediğim bir hayatın içine doğru sürüklendim.
25 yaşına geldiğimde artık yaşadılarım çoktan üniversiteyi bitirmiş, çalışmaya başlamış ve hatta evlenip kendi hayatlarını kurmaya başlamışlardı.
Bense sadece evimde oturuyordum.
O dönemlerde... Yapmak istediğim şeyler hala vardı zihnimde ama bir şeyin bana engel olduğunu sürekli olarak hissediyordum.
Buradaki engel olan şeyleri kategorize ettiğimde 3 tane şey görüyorum.
Kıyas, hak görmeme ve hazır hissetmeme.
Bu 3 maddeyi tek tek deşeceğim ama öncesinde ilk adımı atmanın gücüne dair kendi hikayemi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Dedim ya 25 yaşındaydım ve işte elimde hiçbir şey yoktu.
Sıfır sıfır yani. Sadece okuduğum kitaplar, hayallerim ve bir şey yapabileceğime dair olan inancım vardı yüreğimde.
O dönem sık sık podcast dinliyordum ve bir podcast ben de yapsam nasıl olur diye sürekli düşünüyordum.
Ama böyle podcast benim için bir iş veyahut da para kazanabileceğim bir şey gibi değil de daha çok benim gibi insanlarla bağ kurabileceğime inandığım bir yer haline dönüşmüştü zihnimde.
Beni kim dinleyecek? Neden bu podcastı kaydedeyim?
Ben kimim ki? Bir sorular zihnimle dolaşıyordu.
Bir gün şimdilerde görüşmediğim bir arkadaşımla birlikte oturduk.
Hatta hiç unutmam akşam üzeriydi ve onun evindeydik.
Genel Sesler Podcast'in ilk kapağını tasarladık.
O kapağı hatırlayanlar var mı?
Gerçekten bilmiyorum. Çoruncu bir kapaktı ve üzerinde konuştuğumuz konulara dair bazı semboller vardı.
Tasarıma dair hiç bilgim yoktu.
Canva gibi çok basic araçları bile kullanmayı asla bilmiyordum.
Renk uyumu nedir? Font nedir?
Hangi semboller nereye gelmelidir?
Estetik nedir? Bunlara dair hiçbir bilgim yoktu.
Arkadaşım da bilmiyordu ama ikimiz birlikte oturup bir görsel tasarladık bir şekilde.
Öğrendik işte kanun üzerinden yapmıştık hatta onu.
Bu podcast yapmak için atılan ilk adım odur bu arada.
Sonrasında aradan tabii yıllar geçti.
Biz podcast'ın kapağını yeniden değiştireceğiz yakın bir zamanda.
Bu üçüncü kapağı olacak.
Yeni gelecek olan. Bu üçüncü kapak için hazırlıklarımızı yaparken bilgisayarda eski podcast kapakları için yaptığımız çalışmaların bulunduğu bir dosyayı açtım.
Ve dosyada ilk o turuncu profil kapağımızı gördüm.
Bir anda gerçekten zaman tüneline girmiş gibi hissettim ve geriye doğru gittim.
Arkadaşlar benim...
O kapağı yapmamla ve bu podcast'ı yapmaya başlamamla birlikte gerçekten hayatım değişti.
Ben bunun üzerine zaten bölüm kaydetmiştim podcast yapmak hayatımı nasıl değiştirdi diye.
Ama yeniden bunun üzerine çizmek istiyorum.
O ilk adımı attığım gün...
Kaderimde bir şeyleri değiştirmişim aslında ben.
Bir çantik açmışım ya da yeni bir yol açmışım.
Kimseden izin almadan ki ben kimim ki işte böyle hayaller kuracağım, beni kim dinleyecek?
Onun bunun sözlerine veyahut da başkasının fikirlerine kulak asmadan bir şey yapmışım.
Kalbimin sesini dinlemişim.
Ve bugün çalıştığım bir sürü insan, kurduğum işim, iş arkadaşlarım.
Normal hayatımdaki arkadaşlarım, Eskişehir'e taşınırken buraya taşımama yardım eden insanlar ve şu anki hayatıma dair her şeyi podcastıma borçluyum.
Hep diyorum podcast benim ana gelir kaynağım asla değil ama burada elde ettiğim bağlarla hem bir iş kurdum, para kazanmaya başladım hem de aynı zamanda müthiş dostluklar ve arkadaşlıklar edindim.
O kapağı ilk yaptığım gün başlayan şey hayatımı değiştirdi.
O zaman bunu bilemezdim, bunu göremezdim.
Ama ilk adımı attım ve sonrasında ise devam ettim.
Çok böyle klişe bir söz var, başlamak başarmanın yarısıdır diye.
Ben buna inanıyorum.
İlk adımı atmak işin aslında %50'sini yapmak demek oluyor.
Şimdi zihninizde, hayalinizde ne var?
Bir düşünmenizi istiyorum. Neler yapmak istiyorsunuz?
Neyse artık o yapmak istediğiniz şey, çok uçuk bir şey bile olsa, onu yapmaya başlamak için atmanız gereken ilk adımı...
Bir düşün. Ve hatta belki bunu yazabilirsiniz.
Diyorsunuz ben yazmaya aşık birisiyim.
Her şeyi yazıyorum. Sürekli düşüncelerimi, fikirlerimi, hayallerimi, unutmamam gereken şeyleri, her şeyi yazıyorum.
Sabah akşam yazı yazıyorum. Siz de yazın.
Ve o ilk adımın ne olduğunu belirleyin.
Ya belki de işte kanva öğrenmek olabilir.
Çok basit bir tasarım aracı olarak.
Ya da birini aramak olabilir.
Bir şey not almak olabilir.
Her neyse artık. İlk adımınızın ne olduğuna bakın.
Ve o ilk adımı atın.
Ve devam edin. İnanın yaptığınız hiçbir şey boşlukta kaybolmuyor.
Şu an bugün içerisinde verdiğimiz her karar, yaptığımız şeyler kaderimizi ve geleceğimizi belirliyor.
Ben bunun gücüne çok inandığım için her günümü ve her anımı farkındalıkla ve bilinçle yaşamaya çalışıyorum.
Çünkü biliyorum ki bugün verdiğim kararlar, bugün yaptığım şeyler 5 yıl, 10 yıl sonra mı hiç tahmin etmediğim bir şekilde etkileyecek.
Ve o ilk adımı atmak da aynen benim hayatımı nasıl etkilediyse sizinkisini de...
Belki de daha büyük şeyler olacak, değiştirecek, dönüştürecek.
Dönüp baktığımda gözlerim doluyor ve diyorum ki nasıl oldu?
Nasıl bazı şeyler bu kadar değişti?
Ben nasıl çok daha huzurlu, mutlu, özgür bir hayata kavuştum?
Nasıl gerçekten de sevdiğim insanlarla çevrili olduğum, mutlu olduğum şeyleri yaptığım bir hayata kavuştum?
Bunları düşünüyorum ve o ilk adımı attığım ana şükrediyorum.
Şimdi... Bölümün başında bahsettiğim ilk adımı atmamızı engelleyen 3 şey vardı ya.
Kıyas, hak görmeme ve hazır değilim.
Bunların üzerine eğileceğim. Çünkü bu 3 tanesi genel olarak çevremde de gördüğüm ve kendimde de gözlenmediğim şeyler.
Ne zaman biriyle konuşsam şunu yapmak istiyorum diyor bana.
Neden yapmıyorsun dediğimde ise bilmiyorum hazır hissetmiyorum diyor.
Veyahut da ben kimim ki bunu yapayım?
Zaten başarılı olamam diyor.
Ya da diyor ki zaten bunu yapan çok başarılı insanlar var.
Kim? Benim yaptığım şeyi neden beğensin ve neden beni takip etsin?
Özellikle kıyas meselesi bence buradaki en büyük insanı durduran şeylerden bir tanesi.
Özellikle sosyal medyayla birlikte insanların hayatlarını çok fazla dahil olduğumuz, onların başarılarını, yaptıkları şeyleri çok fazla gördüğümüz...
Bir şeyin içerisine doğru evrildik.
Ben de sosyal medya kullanıcısı olduğum için ve orada da içerikler ürettiğim için sosyal medya zaten direkt olarak hayatımı etkiliyor ve oradan pozitif veya negatif olarak bütün etkileri alıp kendi üzerimde gözlemleyebiliyorum.
Diyelim ki sıfırdan bir hesap açmak istiyorsunuz veya içerik üretmek istiyorsunuz.
Sosyal medyaya giriyorsunuz, bakıyorsunuz milyonlarca takipçi olan insanlar var, yüzbinlerce takipçi olan insanlar var ve çok profesyonel içerikler üretiyorlar.
Diyorsunuz ki bu insanlar varken beni neden takip etsinler?
Ben kimim ki? Neden benim yaptığım şeye önem versinler?
Böyle zamanlarda şunu hatırlayabilirsiniz.
Her zaman bir şeyleri yeni yapmaya başlayan insanlar olacak.
Ve bu yeni yapmaya başlayan insanlar arasından başarılı olanlar da olacak.
Hiçbir şey sadece onu yapıp başarılı olanlar tarafından götürülmüyor.
Sürekli yeniden ve yeniden bu işleri yapmaya başlayan, işte belki sıfırdan gelen, bir yerden gelen ve başarıyı yakalayan insanlar var ve olacaklar.
Onlardan biri belki de siz olacaksınız.
Bunu asla bilemezsiniz.
Başlamadan hiçbir şey bilemezsiniz.
Bu arada başlayıp başarısız olmak da müthiş bir öğrenme aracı bence.
Bir noktada başarısız olduğunuzda başarılı olduğunuzdan daha fazla şey öğreniyorsunuz.
Belki orada işte duygularınızla baş etmeyi, kendinizle yeniden barışmayı yaptığınız hataları görüp bir dahaki sefer yapmamayı, neyi ne şekilde yaparsanız daha iyi olabileceğini öğreniyorsunuz.
Başarısızlık da müthiş bir araç.
Bakış açınızı değiştirmek bu konuda belki de size yardımcı olabilir o ilk adımı atmanız konusunda.
O yüzden bunları söylüyorum.
Belki de şöyle düşünebilirsiniz.
Bugün gördüğünüz ve başarılı olan insanlar eğer ilk başladıklarında kendi alanlarında, kendi sektörlerinde başarılı olan kişilere bakıp ya bunlar varken benim yaptığım şey neden izlensin, neden takip edilsin, benim
yaptığıma neden bakılsın deselerdi bugün başarılı olabilirler miydi?
Hayır. Çünkü hiç başlamamış olurlardı.
Çok basit bir denklemden bahsediyorum şu an.
Ama bazen bu kadar basit şeyleri unuttuğumuzu düşünüyorum.
bir şeyleri yeniden ve yeniden yapmaya başlayacak kişiler olduğunu ve dünyanın sizin söylediğiniz şeye, sizin söylediğiniz şekilde duymaya ihtiyacı olduğunu bilin istiyorum.
Ben her insanın çok farklı bir renk olduğunu ve bu hayata farklı farklı yerlerden bir şeyler kattığını düşünüyorum.
Bu da tam olarak aslında bizi ben kimim?
Yani kendine bir şeyleri yapmaya hak görmeme noktasına getiriyor.
Eğer kendinizi bu kıyas tuzağına düşürüp sürekli olarak diğerlerinden daha aşağıda görüyorsanız veyahut da işte ben kimim ki, benim yaptığım şey neden değer verirsin, neden dinlensin, neden izlensin diyorsanız şunu
hatırlayın. Gerçekten de sizden bir tane daha yok.
Bugün böyle sürekli klişe motivasyon cümleleri kuruyormuş gibi hissediyorum kendimi.
Ama bu gerçek.
Zaten bir şeylerin klişe olmasının bir sebebi var.
O da genelde doğru olmaları bence.
Sizin söylediğiniz şey, siz olarak kendi varlığınızı ortaya koyarak, kendi düşüncelerinizi, kendi sanatınızı ya da yaptığınız şeyi ortaya koymanıza bu dünyanın gerçekten de ihtiyacı
var. Çünkü bunu sadece siz yapabilirsiniz.
Siz olmayı kimse sizden daha iyi başaramaz.
Bu nedenle bir şeyleri kendinize hak görmediğinizde hep bunu hatırlayın.
Aslında biricik olduğunuzu ve yaptığınız şeyin sadece size özel olduğunu.
Hatta bunu şöyle örneklendirebilirim.
Diyelim ki birinin yaptığı bir şey gördünüz ve aynı bir şekilde o yapılan şeyi kopyaladınız.
Buna belki çalmak diyebilirsiniz veya işte aynısını yapmak diyebilirsiniz her neyse.
Bunu yaparken bile aslında o şeyi kendinizce yapıyorsunuz.
Yani direkt kopyalasınız bile onu siz yapacaksınız ve bir şekilde kendinizden oraya bir şey katıyorsunuz.
Sizin yaptığınız bir şeyin bir noktada size ait, size özgü bir şey barındırmaması gerçekten mümkün değil.
Ve şunu da hatırlatmak isterim ki, buna artık evren deyin, tanrı deyin, enerji deyin, ne derseniz deyin.
Kişiye hak ettiğine inandığı hayatı sunuyor.
Ya da benim bakış açımda şöyle, neyi hak ettiğime inanıyorsam, neye ne kadar değerli olduğuma inanıyorsam, onu yapmak için beynim bana yeni yollar açıyor ve beni oraya
doğru yönlendiriyor. Gerçekten insan beyni müthiş bir şey.
Bu nedenle kendinizle konuşma şekliniz, kendi biricikliğinizi fark etmeniz, Ve yapabileceğiniz şeylere dışarılarda birisinin gerçekten de ihtiyacı olduğunu hatırlamanız gerekiyor.
Bu noktada ben çok özelim, ben harikayım gibi bir şeyin içerisine girmeden sadece bu dünyaya katabileceğiniz o unik, farklı değeri hatırlamanız ve onu ortaya koymak için çabalamanız bence
yeterli. Hayal ettiğiniz her şeyi yapmayı ve hayalleriniz için o adımları atmayı hak ediyorsunuz.
Son olarak da hazır değilim cümlesi.
Bunda yüzümde çok sinirlerim bozuluyor.
Çünkü mükemmeliyetçilik tuzağına çok düşüyoruz.
Ben işte bunu yapmak için henüz kendimi hazır hissetmiyorum.
Elimde çok iyi araçlar yok, bu işi yapabilmek için yeterince eğitimim yok, bilgim yok gibi cümleleri çok fazla duyuyorum.
Hazır olmak bir durum değil.
Hazır olmak aslında bir mindset.
Hiçbir zaman hazır olmayabilirsiniz.
Almanız gereken bütün eğitimleri alıp, sahip olmanız gereken bütün ekipmanlara sahip olup yine de hazır hissetmeyebilirsiniz.
Ama hiçbir şeyiniz yokken sadece işte arabanızın ön koltuğunda oturup, telefonunuzun ön kamerasıyla videolar çekip...
Kendinizi hazır da hissedebilirsiniz.
Geçenlerde bir tane Instagram hesabına rastladım.
1 milyon takipçili bir hesap.
Ve adam sadece arabasının ön koltuğunda oturup telefonun ön kamerasıyla videolar çekiyor.
Ve kısa bir sürede 1 milyon takipçiye ulaşmış.
Herhangi bir edit yok. Böyle işte havalı editler yok.
Herhangi bir ekstra böyle bir şey ortaya sunma çabası yok.
Herhangi bir lüks bir şey veyahut da insanların gözüne sokulan bir şey yok.
Sadece oturuyor konuşuyor ve fikirlerini söylüyor.
Bu kadar. 1 milyon kişi takip ediyor.
1 milyon kişi... onun ne söylediğini dinlemek istiyor.
Bunu gördüğümde gerçekten çok etkilendim.
Çünkü ben de çok yapıyorum hala içerik üretirken.
İşte şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım.
Şurada şöyle edit olsun. Bunu daha iyi yapalım gibi şeylere düşebiliyorum.
Ama hazır olmak...
Gerçekten de bir mindset.
Hiçbir şeyiniz yokken kendinizi hazır hissedip başlayabilirsiniz ve her şeyiniz varken kendinizi hazır hissetmeyip hiçbir şey yapmadan oturabilirsiniz.
Bu yüzden her ne durumda olursanız olun, neye sahip olursanız olun, başlamak için gerçekten en iyi an şu an ve inanın en hazır olduğunuz anda şu an.
Sadece zihninizi ve bakış açınızı değiştirmeniz gerekiyor.
Bu kadar. Şimdi bu üç konu üzerine konuştuktan sonra kendimi çok motive olmuş hissediyorum bugün.
Benim de uzun zamandan beri başlamak istediğim, yapmak istediğim bir şey var.
Bölümü kapattıktan sonra direkt onu yapmaya başlayacağım.
Ama bölümün sonuna eklemek istediğim bir iki şey var.
O da şu. Ne zaman kalbimin sesini dinlesem, ne zaman zihnime bir şeyleri hak ettiğim ve bunu yapabileceğimi söylesem, ne zaman korkmadan cesurca ilerlesem, gerçekten bunun ödülünü hep alıyorum.
Günün sonunda bir konuda ne kadar iyi olduğunuz veya ne kadar çalıştığınız değil de ne kadar cesurca adım attığınız ve ne kadar cesurca kendinizi ortaya koyduğunuz önemli.
İzlemektense hayatın içerisine ne kadar karıştığınız önemli.
O ilk adımı atmak aslında yaşamayı seçmekle alakalı bir şey.
Siz izlemek mi istiyorsunuz bu hayatı yoksa yaşamak onun içerisinde var olmak mı istiyorsunuz?
Önce oturun ve bence bunun ayrımına varın.
Eğer yaşamayı istiyorsanız da yaşamın içerisine...
O ilk adımınızı atın.
Bu bölüm içimden geldi.
Bir anda kaydetmek istedim.
Tamamen spontane olarak kaydettim.
Editlerken neler hissedeceğimi gerçekten merak ediyorum.
Bölüm yayınlayacak mıyım?
Onu bile bilmiyorum. Ama eğer yayınladıysam ve siz bunu dinliyorsanız bu bir işaret.
Ne için işaret olduğunu da artık söylemeyeyim.
Zaten biliyorsunuz. Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz için, burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.
Hepinizi çok çok seviyorum.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
