
Manifesting: İstediğim Her Şey Gerçek Oldu (mu) ?
24 Eylül 2024 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Herkes hayatında bir şeyleri değiştirmek, hayallerini gerçekleştirmek ve hedeflerine ulaşmak istiyor. Peki manifesting gerçekten işe yarıyor mu? Bu bölümde, manifesting kavramını derinlemesine inceliyor, isteklerimizi nasıl seçmemiz gerektiğini ve bunun psikolojik, bilimsel temellerini keşfediyoruz. Gerçekten de düşündüğümüz her şey gerçekleşiyor mu? Kendi deneyimlerimden yola çıkarak, bilinçli niyetler ve evrene mesaj göndermenin ötesindeki gerçekleri konuşuyoruz. İsteklerimizi gerçekleştirmek mümkün mü, yoksa bu sadece bir yanılsama mı? Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Podcast Danışmalığı İçin: genelsesler@gmail.com'a mail atabilirsiniz.
Mindfulness Koçluğu Almak İçin: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=header
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Kitap kulübüne katıl: https://www.shopier.com/32954138
Transkript
Herkese merhaba.
Genel Sesler Podcast'ine hoş geldiniz.
Bilmeyenler için ben sunucunuz Bilge.
Yani şu girişi herhalde bir 20 defa falan kaydettim.
Gerçekten ne vardı 20 defa baştan kaydedilecek?
Sadece merhaba diyorum, hoş geldiniz diyorum.
Fakat son zamanlarda bir şeylere başlamakla ilgili sıkıntı yaşadığımı fark ettim.
Çok alakasız bir serzeniş şu an bu.
Yani bölümün konusuyla alakasız.
Fakat yine de paylaşmak istedim.
Evet, sizlere bir cuma akşamından sesleniyorum.
Cuma akşamı dışarı çıkmıyorum, eğlenmiyorum, oturmuşum, podcast kaydediyorum.
Demek ki ben bu işi çok seviyorum.
Eğer ikna olduysanız artık bölümümüzün konusuna geçelim.
Bugün manifesting kavramı üzerine konuşacağız.
Bakalım benim isteklerim gerçek oldu mu?
Şimdiye kadar ki şöyle bir istek geçmişime bakacağız hep birlikte.
Sonrasında da gerçekten de bir şeyleri isteyerek gerçekleştirebilir miyiz?
Dünyaya getirebilir miyiz?
Bunları konuşacağız. Önce ben biraz böyle kişisel olarak manifestingle ilgili neler düşünüyorum?
Sizlerle bunu paylaşmak istiyorum.
Şimdi konuşurken sanki iki tane zıt görüşü aynı anda savunuyormuşum gibi hissettirebilirim size.
Çünkü ne böyle manifesting, çekim yasası gibi şeyleri ölümüne savunan ve bunu kuantum fiziği gibi çok...
Olması imkansız benim gözümde şeylerle bağdaştıran insanlar gibiyim.
Ne de tamamen bunun zıttında bir yerde duruyorum.
Aslında daha böyle olma ihtimali yüksek ortada bir yerde mevcut olduğumu söyleyebilirim.
Öncelikli olarak manifesting denen bu kavram zaten bir pazarlama stratejisi.
olarak çok fazla kullanılıyor.
İnsanlara umut tacirliği yapılıyor.
Bu tip şeyleri savunan insanların ne kadar çok izlendiğini, dinlendiğini görebilirsiniz.
Maalesef ki bizler böyle bir şeyleri sadece isteyerek elde etmeye çabalayan, gerçekten çalışmanın ve bir şeyi istemenin bedelini ödemenin tarafında olmayı seçmeyen bir toplumuz.
Belki bu yetiştirme biçimimizden kaynaklanıyor.
Belki de İçinde büyüdüğümüz bu kültür böyle.
Gerçekten bilmiyorum ne zaman bu kadar tembel olduk.
Ne zaman bu kadar armut piş ağzıma düş gibi bir şeyi kendimize benimsedik.
Hiçbir fikrim yok. Genel olarak çevremde gözlemlediğim insanların çalışmaktan daha çok böyle zevk sefa içinde yaşama istekleri.
Fakat bir şeyleri elde etmenin her zaman bir bedeli olacaktır.
Ben manifesting denen bu kavramı böyle...
Kuantum fiziği gibi şeylerle bağdaştıran insanlara gerçekten hiç itimat etmiyorum.
Çünkü kuantum fiziği denen şey...
Aslında öyle bir şey değil.
Bunu burada ben anlatamam ama eğer konuyu merak ediyorsanız kendiniz bu konuyla ilgili kitaplar okuyabilirsiniz.
Hatta açıklamalar kısmına bir iki tane bırakacağım.
Biraz da şöyle hissediyorum bir yandan da insanlar evrenin onların düşünceleriyle şekillendiğine ya da işte onların isteklerini gerçekleştirmek üzere dizayn edildiğine falan inanabiliyorlar.
Ki bu bence çok korkunç.
Çünkü bu... Kendinizi çok yukarıda ve yüksekte bir yerde görmek demek.
Hayır yani bu evren sizin için çalışmıyor.
Zaten bu evren içerisinde biz bir hiçiz.
Evrenin tarihine bakıldığında insanoğlu denen şey çok küçük bir zamandan beri burada ve bazen ne kadar süredir burada olduğumuzu unutup kendimizi bir şey zannediyormuşuz gibi hissediyorum ve bu bana çok
komik geliyor. Evet.
Evren için çok küçük bir yerdeyiz ama bir yandan da kendimiz için çok büyük bir yerdeyiz ve ben bunu da inkar etmiyorum.
Bizler bizim için önemliyiz.
Yani şu anki isteklerimiz, düşüncelerimiz, ihtiyaçlarımız, acılarımız, sevinçlerimiz hepsi gerçek ve hepsi üzerimize çok büyük etkiler bırakıyor.
Ve isteklerimizi de gerçekleştirmeyi arzulamak en doğal şeylerden bir tanesi.
Bununla ilgili eskiden...
Kesinlikle çok nettim.
İnsan çalışır, çabalar ve istediğini elde eder veya elde edemez gibi bir yerden bakıyordum.
Fakat sonrasında bir arkadaşım bir YouTube videosu gönderdi.
Bu videoda Mel Robbins ile röportaj yapan psikiyatrist bir kadın var.
Adı Tara Swart.
Türkçe'ye de kaynak ismiyle çevrilmiş bir kitabı var.
Onun videosunu izledikten sonra kitabını da okudum.
Bu kadın manifesting denen şeyin gerçek olduğunu savunuyor ve bunu kendince farklı bilimsel şekillerle temellendiriyor.
Dürüst olmak gerekirse %110'da katılmadım.
Fakat katıldığım ve etkili olabileceğine inandığım bazı önerileri vardı.
Onları burada paylaşmak istiyorum.
Bir de isteklerinizi gerçekleştirme olayına gelindiğinde şöyle bir şeyi de göz önünde bulundurmamız gerekiyor diye düşünüyorum.
Hepimiz çok başarılı olan bir azınlığın konuşmalarını, onların neleri aştığını, neleri yaptığını izleyerek.
Kendi kendimizi motive etmeye çalışıyoruz.
İşte adam TED konuşmasına çıkmış ve gerçekten de belki kötü bir yerden gelmiş ama kendisini var etmiş, başarılı olmuş, potansiyelini gerçekleştirmiş ve belli bir noktaya gelmiş.
Bunu görünce diyoruz ki inanamıyorum işte ben de bunu yapacağım, ben de bunu manifestleyeceğim.
Birincisi o kişinin yaptığı fedakarlıkları yapmaya hazır mıyız?
İkincisi bir şeyi gerçekten...
O kişinin istediği kadar istiyor muyuz?
Üçüncüsü şans o kişinin yanında olduğu kadar bizim de yanımızda olacak mı?
Bunları bilemem. İş başarıya gelince şans çok büyük bir faktör.
Nerede doğduğunuz, hangi şartlar altında büyüdüğünüz, hangi ülkede yaşadığınız, hangi insanlarla karşılaştığınız, anne babanızın kim olduğu bile sizin başarınızda ya da o arzu ettiğiniz
şeylere kavuşmanız da çok büyük bir etkiye sahip.
Şimdi ben buna gerçeklik diyorum.
Hepimizin bir gerçekliği var ve işe bu gerçekliği kabul ederek başlamalıyız.
Ben eğer yaptığım şu anki işlerimi Avrupa'da veya Amerika'da yapıyor olsaydım herhalde şimdiki olduğum halden çok daha fazla para kazanıyor, çok daha iyi bir hayat yaşıyor olurdum.
Aynısı sizin için de geçerli.
Fakat ben Türkiye'de yaşıyorum.
Belki bunu zaman içerisinde değiştirmek isteyebilirim ki değiştirebilirim.
Ama şu anki içinde bulunduğum durumu öncelikle kabul ediyorum.
Burası Türkiye diyorum veyahut da ailem.
Ailemi değiştiremem. Eğer ailem daha farklı insanlar olsalardı belki hayatta daha yeni şanslarla karşılaşmam, daha farklı şeyler yapmam mümkün olabilirdi.
Ama olmadı.
Ne yapabilirim ki? Yani kısaca ben şuna inanıyorum.
Hepimiz kendi gerçekliğimizin içerisinde olabileceğimiz en iyi versiyonumuz olabiliriz.
Burada böyle yüksek şeyler hayal etmeyin veyahut da büyük hayaller kurmayın.
Asla demiyorum. Ama öncelikle içinde bulunduğunuz gerçeğin içerisinde adım adım ilerlemeyi öğrenin.
Şimdi birazcık böyle ben kendi geçmişte kurduğum hayallerden ve bunların nasıl gerçekleşip gerçekleşmediğinden bahsetmek istiyorum.
Bölümü kaydetmeden önce 2021 yılında böyle hedeflerimi, hayallerimi yazdığım bir defteri aldım elime ve içini kurcalamaya başladım.
Orada birkaç tane işte işle ilgili, hayatla ilgili...
Maddeler sıralamışım ve o maddelere baktığımda gördüm ki hepsi gerçek olmuş.
Hepsi. Yani ben şu an 2021 yılındaki Bilge'nin hayalini yaşıyorum.
Peki bu nasıl gerçekleşti yani?
Şanslı mı? Yoksa manifest mi ettim bunların hepsini ben?
Yoksa çok mu çalıştım?
Bence bunların hepsi.
Ben bu manifesting denen şeyin insanın bir şeyi çok istemesi ve baktığı her yerde istediği şeyle ilgili şans ve fırsatları görmesiyle ilgili olduğunu düşünüyorum.
Biri bir şeyi gerçekten arzu edince onu elde edebiliyor.
Hatta Dr. Tara Swart buna manyetik arzu diyor.
Şimdi birazcık bu işin daha bilimsel ya da gerçekçi adımlarına geçelim.
Bir şeyi gerçekten istiyorum ve bunu hayata geçirmek için atabileceği mantıklı adımlar nelerdir?
İlk olarak hayatınızda neyi istediğinizi bulmanız lazım.
Çünkü insanların çoğu bir şey istemiyor ya da neyi istediğini bilmiyor.
Bir şeyi gerçekten arzu etmek ve istemek ve onun için çabalamaya gönüllü olmak kolay bir şey değildir.
Bunu herkes yapamaz.
Bu konularda takıntılı biri olmama rağmen son bir yıldır ne istediğimi ben de bilemediğim bir noktadayım.
O 2021 yılındaki defterimden bahsettim ya size.
Oradaki bilgi istekleri ve arzuları konusunda çok netti.
Fakat şu anki bilgi hep bir azıcık daha sağlanmada diyebilirim.
Hayatta ne istediğinizi bulmakla ilgili de belki kendi kendinize ufak bir egzersiz yapabilirsiniz.
Bununla ilgili belki yazı yazabilirsiniz, kendi iç dünyanıza birazcık bakabilirsiniz, meditasyon yapabilirsiniz.
Veyahut da hayatınızı böyle alanlara bölüp bu alanlarda nelerin daha iyi gitmesini istediğinizi keşfedebilirsiniz.
Ben bu hayat alanlarını üçe bölüyorum.
Birincisi ilişkiler.
İkincisi iş. Üçüncüsü ise kişisel gelişim ve kendine eğitim alanı.
Bu üç alanla ilgili nelerin daha iyi gitmesini arzuluyorum, neler olmasını istiyorum.
Bunlara böyle bir bakabilirsiniz, yazabilirsiniz.
Zaten bunları yaptığınızda az buçuk zihninizde belli bir niyet oluşmaya başlıyor.
Niyetinizi belirlemek, ne istediğinizi bilmek gerçekten de çok önemli.
Bu istek gerçekten öyle bir istek olmalı ki ona...
Delicesine çekilmelisiniz.
Sürekli onu düşünmelisiniz.
Yani yatarken de, kalkarken de, işlerinizi yaparken de hep aklınızda o olmalı ve onunla ilgili de aktif bir çaba içerisinde olmalısınız.
Dr. Charles Ward diyor ki, insanların isteklerine kavuşmasının önündeki en büyük engellerden birisi bereket zihniyetine sahip olmalıdır.
Mesela ben bolluk zihniyetine çok inanıyorum.
Gerçekten hayata herkese yetecek kadar kaynak olduğuna inanıyorum.
İş dünyasında herkes birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor.
Herkes en çok kendisi kazansın, her şey kendisi sahip olsun istiyor.
Oysa bu o kadar yanlış ve kısıtlayıcı bir bakış açısı ki.
Hayata herkese yetecek kadar kaynak var.
Yani bu çok büyük bir dünyada yaşıyoruz ve aradığımız fırsatı burada bulamıyorsak başka bir yerde bulabiliriz.
Ve bunun da birazcık böyle evrimimizle alakası var.
Çünkü evrimimiz gereği beynimizde kayıptan kaçınmaya çalışan bir yer var.
Bundan yüzyıllar önce atalarımız Afrika'da savanalarda yaşarlarken bir ağaçta güzel bir meyve gördüklerinde Onu yemeyi isterlerdi.
Eğer o meyvenin yanında, o ağacın yanında vahşi bir hayvan varsa direkt onu yemekten vazgeçerlerdi.
Çünkü beyinlerinin verdiği mesaj çok açıktı.
Daha fazlasını istemek yerine tehlikeden kaçın.
Eğer o elmayı, o armutu gidip oradan alırsan o kaplan seni öldürür.
Ve en büyük önceliğin hayatta kalmaktır.
Beyin bizi hep hayatta tutmak üzerine evrildi.
Yüzyıllar boyunca.
Artık savanalarda yaşamadığımızı hepimiz biliyoruz.
Fakat beynimiz bunu hala bilmiyor.
Ve yeni bir şey yapmak istediğimizde, konfor alanımızdan çıkmak istediğimizde diyor ki hayır gitme.
Orada büyük sıkıntılar var.
Ölebilirsin. Kurmak istediğin o işi kurma.
Ya da gitmek istediğin o yere gitme.
Çünkü başına kötü bir şey gelebilir.
Fırsatlar tehlikelidir.
Bize bunu söylüyor sürekli olarak.
Ve o elmayı yememize...
Bolluk zihniyeti fırsatların her yerde ve herkes için var olduğuna inanmaktır.
Elbette ki elinizde güvenceleriniz olmadan sevmediğiniz bir işi bırakmayın.
Veyahut da sermayeniz yoksa yeni bir iş kurmayın.
Gerçekçi adımlarla ilerleyin.
Ama korkularınızın da size engellemesine izin vermeyin.
Zaten bu işi bu kadar çok insan yapıyor.
Ben yaparsam ne olacak demeyin.
Birinci adım bu. Korkmuyoruz ve bolluk zihniyetiyle hareket ediyoruz.
Fırsatların her yerde olduğuna inanıyoruz.
İkinci adımımız gerçekten isteğimizle ilgili seçici bir dikkate sahip olmak.
Diyelim ki siz yeni bir iş kurmak istiyorsunuz.
Hep bunun üzerinden gideceğim bugün.
O yeni iş kurmakla ilgili fırsatları her yerde görecek şekilde beyninize eğitmeniz lazım.
Yani sürekli onunla ilgili bir şeylere çekilmelisiniz.
Belki işte girdiğiniz bir toplulukta girişimci birisi var ve hemen onunla konuşmayı istemek.
Ya da okuduğunuz kitapları buna göre dizayn etmek.
Bir yerde bir gazetede gördüğünüz herhangi bir ilanın veyahut da bu konuyla ilgili bir haberin hemen sizin dikkatinizi celbetmesi gibi.
Ve bu şekilde aslında bu konuyla ilgili daha şanslı olmanızın yolunu açıyorsunuz.
Şans her zaman denk gelmez.
Fakat eğer denk geldiğinde orada olursanız siz şanslı birisine dönüşürsünüz.
İstediğimiz şeye karşı seçici bir dikkat geliştirerek bu şansa kavuşmamızı kolaylaştırıyoruz.
Ve son adımımız da... Süreklilik.
Yani sürekli bir şekilde yapmak istediğimiz şeyle ilgili, o arzumuzla ilgili çabamızı devam ettirmek.
Beynimizi bu konuyla ilgili eğitmek ve değiştirmek.
Biliyorsunuz ki beyin değişen bir yapı.
Yani nöroplastistesi var beynin.
Ve öğrenmeye çalıştığımız yeni yetenekleri veyahut da yapmaya çalıştığımız yeni şeyleri ilk başta zorlansak bile sonrasında çok iyi bir şekilde öğrenebiliyor ve adapte olabiliyor.
Bu da aslında bizim... Süper gücümüz.
Neuroplastik sistemimizi kullanarak kendimiz için yeni yeni yetenekler geliştirebilir ve yeni fırsatlar yaratabiliriz.
Hazır beyninizi yeniden şekillendirmek ve değiştirmekten bahsederken hayatınızı şekillendirmenize yardımcı olacak yeni bir atölye duyurusuyla geldim.
Bilenler bilir bir yıl başında bir de Nisan ayında iki tane atölye düzenlemiştim ve oradan aldığım tepkiler ve geri dönüşlerden yola çıkarak Bir atölye daha düzenlemeye karar
verdim. Bu atölyemiz hayatımızı şekillendirmek ve bunu yaparken de üretkenliği ve rutinleri kullanmakla ilgili olacak.
İki oturumluk bir atölye olacak.
İlk oturumda üretkenlik, hayatımızı yönetebilmek, hayatımızı şekillendirmekten bahsedeceğim.
İkincisinde ise rutinlerden bir rutin nasıl oluşturulur, kendimize uygun bir hayatı nasıl dizayn edebiliriz birazcık bundan bahsedeceğim.
Böyle içi dolu dolu ve güzel bir atölye olacak yaklaşık bir aydan beri üzerine çalışıyorum.
Eğer detaylarını incelemek isterseniz de açıklamalar kısmındaki linke.
Beyin sağlığına dikkat etmek.
Tara Svort'a göre insan beyni çok güçlü bir şey ve ona bakması o yüzden çok önemli.
Her şeyi aslında bir şekilde beyin gücümüzle gerçekleştiriyoruz.
Yine bununla ilgili yani beynimizin gücüyle ilgili çok güzel bir araştırma var.
Bu araştırmaya göre kaslarını esnettiklerini hayal eden insanların gerçek anlamda fiziksel bir kazanç elde ettiği görülmüş.
Ben kaslarımı normalde esnetmiyorum fakat sadece bunu hayal ediyorum ve bu hayalle birlikte kaslarımda belli bir oranda esneme gerçekleştirebiliyorum.
Çünkü bunu hayal ettiğimde hareketle alakalı olan korteksteki yani beynimizin hareketle alakalı bölümünü harekete geçirebiliyorum.
Ben bunu Joe Baller'ın yazdığı Sınırsız Beyin isimli kitapta da okumuştum.
Orada da Spor salonuna geçmek yerine gerçekten de kaslarını hareket ettirdiklerini hayal eden insanların belli bir oranda kaslarını güçlendirebildikleri.
Tabii ki de bu şey demek değil.
Spor salonuna gitmeden yattığınız yerden sadece düşünerek kaslarınızı geliştiremezsiniz.
Fakat belli bir oranda işte %20'lik %30'luk bir oranda ilerleme sağlanabiliyor.
Demek ki beynimizin tahmin ettiğimizden daha da fazla gücü ve etkisi var üzerimizde.
Bununla ilgili olan araştırmayı da açıklamalar kısmına bırakacağım.
Çünkü belki hani inandırıcı gelmemiş olabilir, spekülatif bulmuş olabilirsiniz.
Kendiniz de bir okuyup bakabilirsiniz.
Burada şunu görebiliriz.
Ben hayallerimi ve yaşamak istediğim hayatı zihnimde hayal ederek ve görselleştirerek onun gerçekleşmesine belli bir oranda belki de katkı sağlayabilirim.
Tabii ki de... Dediğim gibi nasıl salona gitmeden kaslarınız sadece düşünerek gelişmeyecekse hayaliniz için çalışmadan da sadece düşünerek onu gerçekleştiremezsiniz.
Fakat görselleştirerek belki de onun bu dünyaya gelmesine veyahut da çalışma azminize katkı sağlayabilirsiniz.
Peki beyin gücümüzü nasıl daha iyi kullanabiliriz ve nasıl daha iyi beynimize bakabiliriz?
Öncelik olarak iyi bir uyku ve iyi bir beslenme gerekiyor.
Geceleri... En az 7-8 saat bir yetişkinin uyuması lazım.
Ve aynı zamanda yağlardan, tam tahıllardan ve proteinden zengin bir beslenme rutinine sahip olmalıyız.
Sadece karbonhidratla veyahut da kötü gıdalarla beslenen bir insanın beyin sağlığını ve vücut sağlığını koruması zaten imkansız.
O yüzden beynimize iyi gelebilecek, kuru yemiş gibi avokado gibi gıdaları tüketmeye çalışmak, proteinden zengin beslenmek çok çok önemli.
Ve masamızı, evimizi düzenli tutmak.
Çünkü beynimiz etrafımız dağınık olduğunda dikkatini odaklamakla zorlanıyor.
Fakat etrafımızın düzenli ve toplu olduğunu görmek beynimize bir şekilde bir kontrol hissi veriyor.
Yani diyor ki ben çevremi düzenleyebildiğime göre kendi düşüncelerimi ve isteklerimi düzenleyebilirim.
Ve bu şekilde daha odaklı çalışabilmeyi, bir şeylere daha iyi adapte olmamızı kolaylaştırıyoruz.
O halde toplamak gerekirse iyi bir uyku.
İyi beslenme, bir de egzersiz de tabii ki de buna ekleyelim.
Yine bir nörobilimcinin podcast'ını dinlemiştim.
Orada diyordu ki, beyin sağlığı için haftada 3 defa 30 dakika kardiyovasküler bir egzersiz yapmak çok önemli.
Bunu da bir kenara not edebilirsiniz.
Ve son olarak da düzenli, derli, toplu bir çevre, masa veyahut da ev.
Şimdiye kadar konuştuklarımızı şöyle bir toparlamak gerekirse, bolluk zihniyetinden, bir şeyi istemekten, niyet belirlemekten, hayatımızı bölümlere ayırmaktan, beynimize ve sağlığımıza
dikkat etmekten ve odağımızı korumaktan bahsettik.
Aslında bunların hepsini zaten bir mindset olarak hayatımıza yerleştirdiğimizde belli başlı bazı şeylerin de temelini atmış oluyoruz.
Ve şimdi size hayalinizdeki hayatı yaratabileceğiniz Dört adımlık bir yol haritası sunmak istiyorum.
Bu dört adımı Dr.
Tara Swart kaynak isimli kitabının son kısmında paylaşıyor.
Ben de içerisine kendimden birkaç bir şey daha ekleyerek size böyle anlatmak istedim.
Ve bu kısma geçmeden önce kitaptan çok güzel bir yeri alıntılamak istiyorum.
Şöyle diyordu, hayat sadece başımıza gelen bir şey değil, onu yaptığımız her şeyle...
Biz yaratıyoruz. Bunu da bir düşünce şekli olarak zihnimizin belki bir köşesine not etmek bize iyi gelebilir.
Hayat sadece başımıza gelenlerden ibaret değil.
Hep de söylediğim gibi bizim de onun içerisine aldığımız aksiyonlar, gösterdiğimiz davranış kalıpları, düşünce biçimleri çok çok etkiliyor.
Gerçekliğimizi etkiliyor aslında.
Ve bu dört adım belki de hem şu anki mevcut gerçekliğinizi daha iyi bir yere taşımanıza hem de kendiniz hakkında daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.
İlk olarak farkındalığı arttırmak.
Yani farkındalığı arttırmak neden bir şeyleri yaptığınızı anlamak demek.
Belki büyüdüğünüz yeri, inançlarınızı, düşüncelerinizi, neyi neden yaptığınızı, neden hep yanlış insanlarla belki karşılaştığınızı düşünmek demek.
Benim böyle çevrende bazı arkadaşlarım var.
Sürekli ama sürekli aynı hatayı yapıyorlar.
Ve bu hata hiç değişmiyor ve sürekli de karşılarını suçluyorlar bunun için.
Yani benim başıma şu geldi, onlar şöyle kötüydü, böyle kötüydü diye anlıyorum kesinlikle.
İnsanın başına kötü şeyler gelebilir, yanlış insanlarla tanışabiliriz.
Ama bizim gerçekten hiç mi etkimiz yok?
Mesela o insanla arkadaş olmayı, sevgili olmayı seçerken bu seçimi biz yapmadık mı?
Bunu fark etmeyi deneyebilirdik.
Demek ki bu konuyla ilgili farkındalığımızı geliştirmek istemiyoruz.
Kesinlikle bütün bir suçu o insana doğru seçimi yapmadığı için yüklemem.
Ama kişinin de...
Bu korkunç, kaotik, ilişkisel durumda bir payı olduğuna inanırım.
Farkındalığını geliştirmek isteyen insan, olumsuz düşüncelerinin nereden kaynaklandığını, gösterdiği davranış paternlerinin nereden geldiğini fark etmeye başlayan insandır.
Belki bununla ilgili bir terapi almayı düşünebilirsiniz.
Veyahut da kendinizi eğitecek, geliştirecek şeyler yapabilirsiniz.
Gerçekten bu hayatta insanın kendini eğitmesi kadar önemli hiçbir şey yok.
Sürekli kendinizi eğitmeye, öğrenmeye ve büyümeye devam etmek gerekiyor.
Çünkü bence öteki türlü hayatın bir anlamı yok.
Neden geldim yani bu dünyaya?
Sadece öyle ot gibi kalmak için mi?
Şimdi bilmiyorum belki başkaları için de bu iyi bir seçenektir.
Ama benim için kesinlikle değil.
Ne zaman yeni bir şey öğrensem ve kendimi eğitecek bir şeyler yapsam, kendim için iyi bir şeyler yapsam hep kendimi daha iyi bir versiyonuna kavuşuyorum.
Ve kendimi ve olabileceğim şeyleri görmek beni çok heyecanlandırıyor.
Geçen gün kredi kartı ekstreme bakıyordum ve bir şey fark ettim.
Kredi kartı ekstremin neredeyse yarısı aldığım eğitimlere harcadığım paralar.
Ve bu yüzden... Kesinlikle çok mutluyum.
O parayı bir kıyafete vermek yerine veyahut da daha böyle gereksiz bir şeye harcamak yerine eğitime ve kendimi geliştirmeye, kitaplara harcamak beni çok daha mutlu ediyor.
Çünkü biliyorum ki buraya harcamasam o parayı başka bir yere harcayacağım.
Ve aynı zamanda farkındalığı geliştirmek de gerçekten istediğiniz şeyi bulmak için çok güçlü bir yöntem.
İkincisi bir vizyon panosu oluşturmak.
Vizyon panosu pratiğini ben geçen sene yılbaşında böyle katılımcılarla birlikte...
Yapıp da onlara göstermiştim ve çok güzel anlar yaşamıştık böyle birlikte.
Ben yıllardır vizyon panosu yapıyorum.
Bunu isterseniz böyle fiziksel bir şekilde dergilerden, gazetelerden seçip bir panoya yapıştırabilirsiniz.
Veyahut da bilgisayarınızın ekranına, telefonunuzun ekranına dijital bir pano olarak koyabilirsiniz.
Bu arada vizyon panosu nedir bilmeyenler için hayalinizdeki şeylerin, olmak istediğiniz kişinin, sahip olmak istediğiniz şeylerin görsellerini belli bir yerde toplamak.
Tabii ki de böyle bir pano yaptığınız için hemen onlar gerçek olmayacak.
Fakat o panoyu sürekli olarak görmek beyninize ne için çalıştığınızı ve neyi istediğinizi hatırlatacak.
Bazen böyle çok zorlandığım zamanlarda, hiç çalışmak istemediğim ya da hiçbir şey yapmak istemediğim zamanlarda o panoya bakıyorum ve diyorum ki hani neyi istediğini hatırla, neden bu yola girdiğini hatırla ve
neyi başarmak istediğini hatırla.
Bana çok iyi geliyor ve beni motive ediyor.
vizyon panomdaki şeyleri gerçekleştiğini görmek de beni aşırı derecede mutlu ediyor.
Mesela bu sene yılbaşında yeniden bir vizyon panosu hazırlayacağım ve bu sene içerisinde nelerin gerçekleşip gerçekleşmediğini çok daha iyi görme fırsatım olacak.
Şimdiden çok heyecanlıyım bunun için.
Kesinlikle böyle bir pano hazırlamanızı canı gönülden öneriyorum.
Hem psikolojimize de çok iyi geliyor hem de motivasyonumuzu arttırıyor.
Üçüncü olarak dikkatimizi eğitmek.
Dikkatimizi neye verdiğimiz?
Hayatımızı yaşama şeklimizi şekillendiriyor.
Eğer ben dikkatimi sürekli olumsuza, saçma sapan şeylere, sosyal medyaya ve sahip olamadıklarıma veriyorsam zaten iyi bir şey yaratma gücüm kayboluyor çünkü enerjim bitiyor üzülmekten ve kendime
acımaktan. Ama eğer ben dikkatimi daha iyi bir yere veriyorsam, işte daha iyi bir geleceği yaratmak için harcıyorsam, daha iyi çalışmak, kendimi, hayatımı, rutinlerimi daha iyi optimize etmek için kullanıyorsam Orada
daha güzel bir hayata kavuşma ihtimalimiz artıyor.
Bununla ilgili Dr.
Tara Swart bol bol meditasyon ve farkındalık çalışmaları yapmayı öneriyor dikkate eğitebilmek için.
Kitapta birkaç tane meditasyon örneği vardı yapmamızı tavsiye ettiği.
Bunlardan benim en sevdiğim vücut tarama meditasyonu ve bilge kişi meditasyonları oldu.
Burada bunları böyle çok detaylı anlatamayacağım maalesef ama internette yazdığınızda çıkıyorlar veyahut da kitabı eğer okursanız orada da görebilirsiniz.
Ve dikkati eğitmek için duyguları canlandırma pratiğini de çok öneriyor.
Duyguları canlandırmak aslında daha önce yapmadığınız yeni bir şey yaparak hissetmediğiniz bir duyguyu hissetmeye çalışmak demek.
Mesela her zaman giydiğiniz kıyafetlere yeni bir yaratıcı ek eklemek gibi.
Bir jean bir tişört giyiyorsunuz ama o tişörtün üzerine böyle havalı ve kocaman bir kolye takmak.
Mesela ya da büyük küpeler takmak olabilir, farklı bir çanta takmak olabilir.
Yani böyle bir kıyafetinizi bir değiştirmek, daha önce yapmadığınız, giymediğiniz bir şeyi giymek gibi.
Bunun dışında çocukluktan çok sevdiğiniz bir kokuyu şu ana getirmek.
Diyelim siz çocukken anneniz evde hep belki kek yapıyordu, kurabiye yapıyordu.
O kekin aynısını veya kurabiyenin aynısını pişirip o kokuyu evde yeniden hissetmek.
O eski duygularınızı canlandırmak.
Ya da ormanlık bir alanda yürüyüş yapmak.
Yürüyüş yaparken işte...
O bitkilerin, ağaçların, toprağın kokusunu almak, etrafı izlemek, etraftaki şeyleri fark edip onların sizde uyandırdığı hislere bakmak gibi.
Bu şekilde aslında duygu dünyamızı canlandırarak yaratıcılığımızı da arttırıyoruz.
Ve kişinin yaratıcılığı arttıkça...
istediği hayata kavuşmak için de yeni yollar bulma olasılığı artıyor.
Ki bence bu çok muhteşem bir şey.
Benim size burada en çok önereceğim vizyon panosundan sonra ikinci şey duygularınızı canlandırma pratiği olurdu.
Aynı zamanda bu pratiklerin insanın içerisindeki çocuksu ruhu da harekete geçirdiğine inanıyorum.
Ve bu muhteşem hissettiriyor.
Son ve dördüncü adım ise bu üç adımı sürekli olarak tekrarlamak ve sınırlarımızı aşmakla ilgili.
Diyor ki Dr. Tara Swart bu üç adımı sürekli tekrarlamalısınız.
Kendinizi sürekli diri tutmalısınız ve aynı zamanda sınırlarınızı Aşmaya çalışmalısınız.
Her gün biraz daha ileriye gitmek, her gün biraz daha ileriye gitmek için çabalamalısınız.
Mesela bunu şey gibi düşünebilirsiniz.
Size daha önceden çok ağır geldiği için okuyamadığınız bir kitabı açıp okumak gibi ya da daha önce denemediğiniz bir tarifi denemeye çalışıp onu yapmaya çalışmak gibi.
Ben bunu koşarken yapıyorum.
Sabahları koşuya çıkıyorum ve ilk başladığım zamanlarda 10 saniye koşup işte 20 saniye yürüyordum.
Çünkü hiç kondisyonum yoktu.
Fakat her çıktığım gün birazcık daha koşma süremi arttırarak aslında sınırlarımı zorlamayı öğretiyorum kendime.
Ve her sınırımı zorladığımda yani her koşma süremi arttırdığımda kalbim daha hızlı atmaya başlıyor.
Bacaklarım daha çok ağrımaya başlıyor.
Ve vücudum pes etmek istiyor.
Bu şekilde yaparak şu an ilk başladığım noktadan çok daha ileri bir yere geldim.
Her zorlamak birazcık acıtacak ama konfor alanının dışına çıkmak ve büyümek böyle bir şey.
Bilmiyorum bu bölüm belki duymak istediğiniz şeyleri duymamış da olabilirsiniz.
Ama ben ayakları daha az yere sağlam basan bir yerden elimden geldiğince konuşmaya çalıştım.
Çünkü inanmadığım bir şeyi size anlatmak veyahut Hatta savunmak benim için korkunç bir şey olurdu.
Bu bölümde söylediğim her şeyin sonuna kadar arkasındayım şimdilik.
Belki zamanla fikirlerim değişebilir.
Ama şunu da eklemek istiyorum ki ben her insanın potansiyeline ve çalışmasının sonunda elde edebileceği şeylerin güzelliğine inanıyorum.
Bu kendim için de geçerli.
Sadece içi boş sloganlar ve hayaller satmaktan gerçekten nefret ediyorum.
Oha da artık yavaş yavaş bölümü kapatmanın zamanı geldi.
Bir sürü şey öğrettim size.
Artık bunları uygulama ve hayatınıza geçirme sırası sizde.
Zorlandığınızda yanınızda ben varmışım böyle sırtınıza pıt pıt vuruyormuşum gibi hayal edebilirsiniz.
Elimden geldiğince her bölümde tekrar etmeye çalıştığım gibi yalnız olmadığınızı...
Hayat güzel bir yer bence bütün zorluklarına ve sıkıntılarına rağmen ve ben bu hayatın içerisinde çalışarak, çabalayarak bir yerlerde var olmayı seviyorum.
Bilmiyorum bu işin doğrusu bu mudur değil midir ama bana iyi gelen şey sam olarak da bu.
Hepinize hayallerinizi gerçekleştirdiğiniz harika bir hayat diliyorum.
İstediğiniz hayata giden yolda daha iyi tavsiyeler almak ve kendinizi ilerletmek için beni takip etmeyi...
Unutmayın Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Bölümle ilgili yorumlarınızı Instagram'da etgenelseslerpodcast hesabından bana iletebilirsiniz.
Veyahut da mail atabilirsiniz.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Bir dahaki bölüme kadar görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
