
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde kitap okumayı nasıl daha çok sevebileceğimiz üzerine konuşuyoruz. Daha çok nasıl kitap okuyabileceğimiz üzerine yazılar yada youtube videoları her yerde bulunuyor. Fakat severek okumak adımı sanki atlanıyor. Bu nedenle sizlerle kitap okumanın mutluluğunu keşfetmek, kitapları hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline getirmek ve bu şekilde doğal olarak kitap okuma süremizi ve sayımızı artırmak üzerine konuşmak istedim. Aynı zamanda hepimizin sorunu olan okumak için zaman bulamama hakkında da bir kaç küçük fikir belirtiyorum. Bölümde sevdiğim bir kitaptan yaptığım alıntıyı da burada sizlerle paylaşmadan duramayacağım:)
‘Okuma vakti mesele ediliyorsa okuma arzusu yok demektir; çünkü aslına bakılırsa, kimsenin hiçbir zaman okumaya vakti yoktur. Ne küçüklerin, ne gençlerin, ne büyüklerin. Hayat okumaya vurulan bir köstek gibidir. Okuma vakti sevme vakti gibi, yaşama vaktini genişletir. Zaman çizelgemiz açısından düşünülecek olsaydı kimse aşık olmaya kalkışmazdı. Kimin vakti var aşık olmaya? Ama kendine sevme vakti tanımayan bir aşık gördünüz mü hiç? Okumaya hiç vaktim olmadı, ama hiçbir şey, beni sevdiğim bir romanı bitirmekten alıkoyamadı.Mesele okumaya vaktim olup olmadığı değil( kaldı ki bu vakti bana kimse vermez), bir okur olmaz zevkini kendime tanıyıp tanımadığımdır.’
Bill Gates'in okuma listesi: https://www.gatesnotes.com/Books
*********
EMAİL: genelsesler@gmail.com
Transkript
Herkese merhaba.
Genel Sesler Podcast'ine hepiniz hoş geldiniz.
Ben Bilge. Nasılsınız?
Umarım hepiniz çok iyisinizdir.
Çünkü ben oldukça iyiyim.
Bugün konuşacağım konu da beni çok heyecanlandırıyor.
Evet, bugün kitap okumayı nasıl sevebileceğimiz üzerine konuşacağız.
Tabii yalnızca kitap okumayı sevmekten değil, nasıl daha fazla kitap okuyabileceğimizden, kitap okumak için nasıl daha fazla zaman yaratabileceğimiz üzerine konuşacağız.
Genel Sesler pek çok konu üzerine özgürce düşünüp konuşmak için başlattığım bir podcast.
Burada konuşacağım konular içinse en büyük besin kaynağım kitaplar.
Onlar benim bir nevi akıl hocalarım, yol gösterenlerim.
Olduğum kişiyi kitaplarıma ve onların kıymetli yazarlarına borçluyum diyebilirim sanırsam.
Bu nedenle bu podcast için bu derece büyük bir kaynak olan kitaplar üzerine konuşmasam...
Onlar üzerine bir şey söylemesem olmaz diye düşünüyorum.
Çünkü ben tüm samimiyetimle söylüyorum ki onlarsız bir hayat düşünemiyorum.
Bana gittiğim hiçbir okulun öğretemeyeceği şeyleri öğrettiler.
Çevremdeki hiçbir insanı açamayacağı kadar ufkumu açtılar.
Terapistimi bu kişilerin dışında tutuyorum.
Ortaokuldayken bir arkadaşım bana eğer sen bir gün batan bir gemide bulunsan Önden kadınlar ve çocuklar değil önden kitaplarım derdin demişti.
Gerçekten de öyle derdim.
Çocukken akvaryumdaki balıklara bakıp hiç kitap okuyamadıkları için ne kadar sıkıcı bir hayatları olduğunu düşünüp üzülürdüm.
Ciddiyim. Hatta bu düşüncemden dolayı arkadaşlarım benimle sürekli dalga geçerlerdi.
Kısaca kitaplara ve onların ötesinde okumaya aşığım.
Ve herkesin de aşık olmasını istiyorum.
Çünkü bu şekilde dünyanın daha güzel bir yer olacağına ve hepimizin çevresinde güzel iletişim kurabileceğimiz, daha çok insan bulabileceğimize inanıyorum.
Bu bölümü yapmamın nedeni tam olarak bu.
Kitap okumayı sevdirmek.
Evet birazcık büyük bir hedef oldu bu ama olsun.
Umarım başarabilirim.
Genel olarak kitap okumakla ilgili zihnimizde bazı böyle yanlış anlaşılmaların bulunduğunu düşünüyorum.
Bu nedenle kitaplarla ilgili ara ara bölümler gelmeye devam edecek.
Bu bölümlerin ilkinde kitap okumayı nasıl seveceğimiz ve nasıl bu sayede daha çok kitap okuyabileceğimiz üzerine konuşmanın mantıklı olacağına karar verdim.
Fakat gelecek bölümlerde kitaplar nasıl daha etkili okunur, okuduklarımızı nasıl hatırlarız, kitap okumak zihnimizi nasıl değiştiriyor, sıkılmadan uzun süre kitap okumak gibi konular üzerine konuşmayı planlıyorum.
Kitap okumayla ilgili yıllar içinde kendi kendime geliştirdiğim ve başka insanlardan öğrendiğim bütün ipuçlarını sizlerle paylaşacağım.
Hatta sevdiğim kitapların listelerini kategoriler şeklinde hazırlayıp paylaşmayı da hedefliyorum.
Bakarsınız birlikte bir kitap kulübü bile kurabiliriz.
Kim bilir? Yeterince geleceğe dair plan yaptıysak artık bölümün esas konusu üzerine konuşmaya başlayalım.
İlk sorumuz gelsin o zaman.
Kitap okumayı nasıl severim?
Öncelikle benim şöyle bir tezim var.
Kitap okumayı sevmeyen insan yoktur.
Okumak için doğru kitabı bulamamış insan vardır.
Nasıl ama? Ve bu tezimin sonuna kadar arkasındayım.
Çünkü bu doğrultuda tanıdığım ve ne tür kitaplardan hoşlanacağını tahmin ettiğim arkadaşlarıma bazı kitap tavsiyelerinde bulundum.
Ve onları bu şekilde kitap okumaya başlattım.
Benim onlara tavsiye ettiğim kitapları okudukça kendileri bile şaşırıp ''Ya aslında kitap okumayı ne kadar çok seviyormuşum.'' Demeye başladılar.
Peki bu doğrultudan siz nasıl sevdiğiniz kitapları bulabilirsiniz?
Yanıt çok basit.
Kendinizi tanıyarak ve okumak istediğiniz kitabı faydalı faydasız şöyle böyle diye sınıflandırmadan çekinmeden çatır çatır okuyarak.
Bunun peşinden kendimi nasıl tanırım?
diye bir soru da oluşmuş olabilir zihninizde.
Orasını da siz çözeceksiniz artık.
Yani terapiye gidin, yazı yazın, düşünün.
Elbet bulursunuz bir yolunu.
Bakın aklıma yazarak kendini tanımak üzerine bir podcast yapmak geldi şu an.
Bu bölümü bırakıp yazmak üzerine podcast yapma fikri.
Hemen çık aklımdan.
İşte benim sorunum da bu arkadaşlar.
Bir konu ya da fikir üzerine düşünüp konuşurken sürekli başka fikirlerin istilasına uğramak.
İnanın. Bazen ben de kendime şaşırıyorum.
Ya diyorum ben nasıl bu podcasti yaparken böyle belirli konular belirleyip çok da fazla dışına çıkmadan uzun süre konuşabiliyorum.
Bu gerçekten benim dünyamda benim için büyük bir başarım.
Neyse konuyu daha fazla dağıtmayayım.
Nerede kalmıştık? Kendimizi tanımak ve istediğimiz kitapları istediğimiz şekilde okumak demiştim.
İstediğiniz kitapları okumak konusunda siz belki insanların saçma bulduğu romanları okumaktan hoşlanıyorsunuzdur.
Ve herkes bunları okumak zaman kaybedildiği için okumaktan tamamen vazgeçiyorsunuzdur.
Sakın, sakın bunu yapmayın derim.
Kimse sizin keyfinizin kahyası değil ya.
Aşk romanlarımı okumak istiyorsunuz.
Harika. Aşk romanları okuyun.
Mesele burada ne okuduğunuz değil zaten.
Mesele okuma alışkanlığı kazanmaya başlamanız.
Zaten bir kez bu alışkanlığı kazandığınızda önünüzde harika bir kapı aralanmış olacak ve pek çok farklı kitabı da keşfetmeye başlayacaksınız.
Bence okumayı sevmekle ilgili bir diğer nokta da okumanın mutluluğunu tatmak.
Okumak bir mutluluktur.
Ve bu mutluluğu dünyada en güzel kelimelerle ifade eden insanlardan biri benim için Daniel Penak'tır.
Direkt onun roman gibi isimli kitabından bir alıntı yapacağım.
Alıntı yapacağım bölüm çok uzun olduğu için bazı kısımlarını atlayarak okuyorum.
Okuma mutluluğu.
Nasıl bir şeydir bu okuma mutluluğu?
Gerçekten çok büyük bir kendine dönüş ister bu sorular.
Ve başlamak için dogmaya aykırı düşen şu gerçeğin itirafı lazımdır.
Bizi yetiştiren okumalarımızın çoğunu bir şey için değil, bir şeye karşı yapmışızdır.
Her okuma bir direnme eylemidir.
Neye karşı direnme?
Bütün sıradanlıklara, toplumsal olanlar, mesleki olanlar, psikolojik olanlar, duygusal olanlar, ailevi olanlar, eve dair olanlar, parasal olanlar, ideolojik olanlar, kültürel
olanlar, şişkin benliklerimize dair olanlar.
İyi sürdürülen bir okuma kişiyi kendisi dahil her şeyden kurtarır.
Okumanın mutluluğu günlük işlerimizin arasında yağmur şıpırtısına karşı sığınılan bir kitaptır.
Metronun uhultulu ahengine karşı sayfaların sessiz cazibesidir.
Sekreterin çekmecesinde saklanan romandır.
Öğretmenin öğrencileri tahtada iken okuduğu bir parçadır.
Ve boş kağıdını öğretmeni vereceği zamanı beklerken arka sırada belli etmeden okuyan öğrencidir.
Evet, böyle diyor Daniel Penak.
Ben de diyorum ki herkes kendi okuma mutluluğunu kendi keşfeder.
Ama onu keşfetmenin hayat değiştirici bir özelliği var.
Bu sayede artık herhangi bir yerde sıkılmazsınız.
Yani dişçinin ofisinde beklerken, nüfus müdürlüğünde sıra bir türlü size gelmezken, işe gitmek için bir saat süren otobüs yolculuğu yaparken okumanın mutluluğu sizinledir.
Bu nedenle kitap okumayı sevmek için bu mutluluğu arayalım derim.
Yeterince kitap okumayı romantize ettiğime göre nasıl daha çok kitap okuyabileceğimizden Bahsetmek istiyorum.
Çünkü tahmin ediyorum ki aramızda okumayı gerçekten de çok isteyen, seven ama pek çok farklı nedenden yeterli vakit ya da enerji bulamayan insanlar var.
Evet, zaman.
Kimin zamanı var okumak için değil mi?
Hep doluyuz.
Yapmamız gereken tonla iş var.
Yakın çevirime şöyle bir baktığımda, doktor olup hastanede çalışan da, yeni evlenmiş, en büyük işi kadın toplantılarına geçmek olan da mesele kitap okumaya gelince...
Aynı şeyi söylüyor. Vaktim yok.
E vakit bulmak büyük mesele tabii.
Yine bununla ilgili çok sevdiğim Daniel Penlock'ın kitabından bir alıntı daha yapmak istiyorum.
Şöyle diyor. Okuma vakti mesele ediliyorsa okuma arzusu yok demektir.
Çünkü aslına bakılırsa kimsenin hiçbir zaman okumaya vakti yoktur.
Ne küçüklerin, ne gençlerin, ne büyüklerin.
Hayat okumaya vurulan bir köstek gibidir.
Okuma vakti, sevme vakti gibi yaşama vaktini genişletir.
Kimse aşık olmaya kalkmazdı.
Kimin vakti var aşık olmaya?
Ama kendine sevme vakti tanımayan bir aşık gördünüz mü hiç?
Okumaya hiç vaktim olmadı.
Ama hiçbir şey beni sevdiğim bir romanı bitirmekten alıkoyamadı.
Mesele okumaya vaktim olup olmadığı değil.
Kaldı ki bu vakti bana kimse vermez.
Bir okur olma zevkini kendime tanıyıp tanımadığımdır.
Burada bir okur olma zevkini kendine tanımak üzerinde özellikle durmak istiyorum.
Aslında bu okumanın mutluluğuyla yakından alakalı.
Bakın mutluluk diyorum, zevk almak diyorum.
Kitap okumanın sıkıcı bir eylem olduğu düşünülür normalde.
Ama bu kelimeler sıkıcı kelimesinin baya baya zıttı gibiler.
Buradan şöyle bir çıkarımda bulunabilir miyiz o zaman?
Okumanın mutluluğuna ve zevkine ulaşıp ona zaman ayırmakta sorun yaşamamak için Bakış açımızı değiştirmeliyiz.
Yani kitap okumayı sıkıcı bir eylem olarak değil de mutluluk ve zevk kaynağı bir eylem olarak görmeye başlamalıyız.
Evet, bunu kesinlikle diyebiliriz.
Çünkü Harvard Business Review'da yayınlanan bir makaleye göre daha çok kitap okuyabilmek için takip edebileceğimiz bazı yöntemler var.
Bunlardan biri de bakış açımızı değiştirmek.
Bu yöntemlerin büyük bir kısmını sizlerle paylaşacağım.
Ama önce kitaplarla ilgili zihniyetimizi, bakış açımızı değiştirmek ne demek biraz ondan konuşalım.
Büyük ihtimal kitap okumayı yemek yemek, su içmek gibi doğal bir eylem olarak değil de daha çok özel zaman ve efor sarf edilmesi gereken belki takvimimizde dahi belli bir yeri olması gereken
bir çaba olarak görüyoruz.
Oysa kitap okumayı sevmenin ve daha çok kitap okumanın en önemli anahtarlarından biri Onu yemek içmek gibi bir eylem haline getirmek.
Yani hayatımızın bir parçası yapmak.
Tabii eğer belli vakitler belirleyip okumak ya da kitap okumayı ritüelleştirmek size daha iyi geliyorsa tabii ki de öyle yapın.
Bu da harika bir yöntem.
Ama kitapları en yakın arkadaşlarınız gibi görmeye başladığınız ya da okumadığınız günler aynı yemek yemediğiniz zaman midenizde oluşan bir açlık gibi zihninizde de açlık
hissetmediğiniz müddetçe kitap okumanın gerçek sevgisini pek de hissedemeyebilirsiniz.
Bu nedenle bu hissi yakalamak için önce bakış açımızı ve zihniyetimizi değiştirelim derim.
Kitapları hayatımızın vazgeçilmez bir parçası ve mutluluk kaynağı olarak görmeye başlayın.
Harvard'ın nasıl daha çok kitap okuyabileceğimizle ilgili yaptığı araştırmada öne çıkan diğer maddeler de şöyle.
Bunları böyle madde madde okuyacağım.
Sonrasında da birazcık kendi yorumlarımı ekleyerek sizlerle paylaşacağım.
1. Bir kitap kulübüne katılın.
Yani kitap okuyan bir topluluğun parçası olun diyor.
Kitap okumayı sevdiğini bildiğiniz insanlarla iletişimde olmak sizin motivasyonunuzu artıracaktır.
2. Güvendiğiniz bazı okuma listelerini bulmak.
Bakıldığında her yıla inanan binlerce kitap var.
E bir de bunların üzerine insanlık tarihi boyunca yazılan milyonlarca kitap ekleniyor.
Bütün bunları düşündüğümüzde ne okuyacağımızla ilgili ufak bir ansiyete yaşamamız kaçınılmaz olabilir.
Şahsen ben bunu sürekli yaşıyorum.
O kadar çok kitap var ki okunacak.
Bazen hepsini okumaya yetişemeyeceğimi bildiğim için çıldıracak gibi oluyorum.
Bunu önlemek için güvendiğimiz insanlardan kitap tavsiyeleri almak ya da bazı okuma listelerini takip etmek faydalı olabilir.
İlham olması açısından...
Yine bu makalenin içerisinde paylaşılan bilgi eğitisinin okuma listesini açıklama kısmında paylaşacağım.
Ama internette pek çok ünlü isimin, pek çok farklı böyle işte kitap platformlarının, goodreads gibi falan okuma listeleri mevcut.
Onlardan da bakıp ilham alabilirsiniz ya da direkt çevrenizdeki güvendiğiniz insanlardan böyle bir liste isteyebilirsiniz.
3. Dikkatimizin dağılmasını engellemek.
Yani kitap okurken kendimizi sürekli bölmemek ve ortam uygunsa, Derin okumaya başlamak.
Belki saatler boyu kitap sayfaları arasından başını kaldırmamak.
Tabii bu biraz ileri seviye bir okuma türü.
Ama kitapların dünyasına tam anlamıyla bir adım atabilmek için ve gerçek bir okuyucu olmanın lezzetini tadabilmek için oldukça önemli.
Sıkılmadan uzun süre kitap okumak üzerine başka bir bölümde daha konuşacağız.
Merak etmeyin. 4.
Fiziksel kitaplar okumak.
Şahsen ben e-kitap okumayı seviyorum.
Ama motivasyonumuzu artırması için fiziksel kitaplar bence de daha güzel.
Okudukça dolan kütüphanemizi görmek ve her gün okuduğumuz kitapların fiziksel olarak artışına şahitlik etmek okuyan kişi kimliğini inşa etmek için de bence oldukça güzel bir yöntem.
5. Okumayı kimlik yapmak.
Evet daha temiz söylediğim okuyan kişi kimliği inşa etmek çok önemli burada.
Yani kitap okumayla ilgili hedeflerinizi sayılarla sınırlandırmamak.
100 kitap okuyacağım diye bir hedef değil de ben bu yıl ve bundan sonraki hayatımda okuyan bir insan olacağım diye bir hedef belirlemek.
İşte bu kitap okuma alışkanlığı kazanmanın en büyük anahtarlarından biri olabilir bizim için.
Kazanmak istediğimiz alışkanlıkları, kimliğimiz haline getirme fikri James Clear'ın Atomik Alışkanlıklar kitabında çok güzel bir şekilde anlatılıyor.
Aynı zamanda bu makalenin içerisinde de yer bulmuş.
Eğer vaktiniz olursa o kitaba da bir bakın derim.
Oradan alacağınız tüyolarla da daha iyi bir kitap okuyucusu olabilirsiniz.
6. Bir kitabı yarıda bırakmaktan ya da sayfaları atlamaktan çekinmemek.
Eskiden kitapları sonuna kadar bitirmek gibi böyle kötü bir huyum vardı.
Ve bu beni gerçekten çok zorluyordu.
Sevmediğim kitapları sonuna kadar okuyarak kendimi işkence ediyordum.
Evet sevmediğiniz bir kitabı okumak işkencenin bir türüdür benim gözümde.
Eğer Savaş ve Barış sıkıcı geliyorsa yarıda bırakmak ve bize sürükleyici gelen başka bir aşk romanına geçmek en büyük hakkımız.
Ya da Savaş ve Barış okurken arada sıkıcı gelen konuşmalarla bölümleri atlamak ve verilen mesaja odaklanmaktansa kurkuya odaklanmak da başka bir hakkımız.
Yani burada Savaş ve Barış'ı örnek olarak verdim ama bu bütün kitaplar için böyle.
Hiçbir kitabı sonuna kadar okumak ya da her tarafını okumak zorunda değilsiniz.
Okumaktan tamamen vazgeçmek yerine Bazı kitapları okumaktan vazgeçin, daha iyi derim.
Evet, kitap okumayı sevmekle ilgili söyleyeceklerim bugünlük bu kadar.
Yani bana kalsa bunu çok daha uzatır, böyle baya bir romantize daha ederdim ama kendimi tutuyorum.
Şöyle bir özetleyecek olursak, bu bölümde sevdiğimiz kitabı okuma hakkımızdan, utanmamaktan, Okumanın mutluluğunu keşfetmekten, zihniyetimiz ve bakış açımızı değiştirmekten, son olarak
da Harvard Business Review'de yayınlanan kitap okumayı artırmak için uygulayabileceğimiz bazı yöntemlerden bahsettik.
Bölümü kapatırken size söylemek istediğim son bir şey var.
Eğer kitapları severseniz asla ama asla yalnız kalmazsınız.
Kitaplar sizi asla terk etmeyecek.
ve ne olursa olsun yanınızda kalacak olan daimi arkadaşlarınız ve akıl hocalarınızdır.
Sizi yalnızca akıllı ve bilgebili yapmazlar.
Aynı zamanda hayata karşı daha anlayışlı ve dayanıklılarlar.
Bu son söylediklerimi söylemek zorunda hissettim.
Biraz böyle tepeden konuşma gibi olduysam gerçekten özür dilerim.
Ama kitap okumayı çok seviyorum.
Ve kitaplar bana hayatım boyunca o kadar çok şey kattı ki başka insanlar da...
Kitaplarla tanışsın, bu katkılara onlar da sahip olsun.
Onlar da bu mutluluğu tatsınlar istiyorum.
Bu bölümü dinleyip kitap okumaya başlayan ya da onlarla daha derin bir bağlantı kurmaya çalışan bir kişi bile olursa kendimi şanslı sayarım.
O halde hadi gelin kitaplarla birlikte dünyayı daha güzel bir yer yapalım.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Yaparken çok zevk aldığım ve beni mutlu eden bir bölüm oldu.
Aslında her bölüm yaparken mutlu oluyorum ama gerçekten bu bölüm için böyle ayrı bir mutluluk vardı diyebilirim.
Eğer siz de sevdiyseniz bu bölümün faydasını dokunabileceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızla paylaşabilir ve kitap okuma sevgisini daha fazla insanla buluşturmama yardımcı olabilirsiniz.
Eğer bana ulaşmak ve bölümle ilgili yorumlarınızı paylaşmak isterseniz mail atabilirsiniz ya da sosyal medyadan yazabilirsiniz.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize iyi bakın, kitap sevgisiyle kalın.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
