
Kendini Yenmek: Öz Disiplin İçin İhtiyacın Olan Tek Şey
18 Haziran 2025 · 22 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Evital'i incelemek için 👉 https://s.evital.app/genelsesler25
Tüm paketlerde geçerli %25 indirim kodu 👉 SESLER25
Neden bir türlü kendimize verdiğimiz sözleri tutamıyoruz? Yeterince plan mı yapmıyoruz, yeterince çalışkan değil miyiz, yoksa bir şeyi gözden mi kaçırıyoruz? Soruların yanıtları bölümde gizli. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Mindfulness koçluğu için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=sharing&ouid=112314129287768021996
Podcast danışmanlığı almak için: https://www.shopier.com/32981019
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
Transkript
Evital'in katkılarıyla Genel Sesler Podcast başlıyor.
Biliyorum çok daha iyi bir hayat istiyorsun.
Biliyorum kendine güvenmek, kendine verdiğin sözleri tutmak ve hayal ettiklerine kavuşmak istiyorsun.
Planların var, gerçekleştirmek istediğin kocaman bir potansiyelin, bu hayata ve kendine katabileceğin güzel şeyler var.
Ama yapamıyorsun. Ve en acısı bütün o şeyleri yapma isteğini içinde tutarken zaman akıp geçiyor.
Hayallerin zihninin bir köşesinde veya bir zamanlar hevesle yazdığın o defterin sayfalarında öylece duruyor.
Aynı çok güzel olduğu için giyilmeye kıyılamayan ve giymek için hep özel bir günü beklerken dolapta kendi kendini eskiyen o elbise gibi.
Çok güzel ve pahalı olduğu için sıkılmayan ve şişenin içerisinde bozulan o parfüm gibi.
Hayallerin de bir köşede sararıp soluyor.
Bir türlü gerçekleşmiyor.
Gerçi hakkını yemeyeyim.
Bazen hevesle bir adım atıyorsun.
Genelde bu yılbaşına veya doğum gününe veyahut da buna benzer özel bir güne denk geliyor.
Ama sonra önünde uzanan ve çok çalışma gerektiren o yoldan korkup kendini geri çekiyorsun.
Ve bir gün kendini hayalini kurduğun yerin çok uzağında buluyorsun.
Zaman geçmiş, hayat akmış ve sonralar hep sonrada kalmış.
Her şeyle mücadele edebilmişsin ama kendi kendine yenilmişsin.
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Eğer aramıza yeni geldiysen bu podcast'ta psikoloji, felsefe, sanat ve bilim alanında okuduklarımdan yola çıkarak kendimizi ve dünyayı tanımaya çalışıyorum.
Hayata daha açık fikirli bir perspektiften bakmak ve yaşadığımız sorunlara pratik çözümler bulmak için çabalıyorum.
Bu bölüm konumuz ise öz disiplin.
Yani kendimizi yenmek.
Hayatta her şeyle mücadele edebiliyoruz ama sıra kendimize geldiğinde kendi kendimizi aşamıyoruz.
Kendi kendimizi yenemiyoruz.
Fakat sizi yanıltmak istemem.
Bu bölümde disiplinli olmak için size şunu yapın, bunu yapın, şöyle planlar kurun, takviminizi böyle düzenleyin demeyeceğim.
Daha disiplinli olmak ve öz saygınızı kazanmak için geliştirmeniz gereken tek bir beceriden ve o beceriyi nasıl kazanabileceğinizden bahsedeceğim.
Peki nedir bu beceri?
Bu beceri bizim acıyla baş etme kapasitemiz.
Bu kadar basit.
Yeterince planlı olmadığınız için öz disiplin eksikliği yaşamıyorsunuz.
Uzun vadeli ödülleri olan, can sıkıntısı ve acı çekmeyi gerektiren o yola bir türlü giremiyorsunuz.
Çünkü her yer ama her yer bizi uyarıyor.
Yürürken podcast dinliyoruz, duş alırken müzik dinliyoruz, tuvalette reels izliyoruz, ev işi yaparken arkada dizi açık duruyor.
Uyarılmadan geçen tek bir dakikamız bile yok.
Nereden biliyorum bunları? Tabii ki de kendimden.
Sanki bir yere bağlı gibiyiz ve o bağlı olduğumuz yerden sürekli olarak bir sonraki ucuz dopamin vuruşunu bekliyoruz.
şekerli gıdalar, ucuz ve basit içerikler, beyin sesine sebep olan sonsuz kaydırma döngüsü, alkol, sigara ve rahatlamak için ihtiyacımız olduğunu sandığımız ama aslında kendimizi kandırdığımız
daha bir sürü şey. Belki farkında değiliz ama bizi rahatlattığını, mutlu ettiğini sandığımız her şey aslında yavaş yavaş bizim sonumuzu getiriyor.
Potansiyelimizi, bizi insan yapan bir şeye tutku ve heyecan duymamızı sağlayan hisleri elimizden alıyor.
Bizleri içi boş kabukluya dönüştürüyor.
Sonuçta elinize telefonu alıp koltuğa uzanmak ve...
Kısa videoları kaydırmaya başlamak hep yazmak istediğiniz o kitabı yazmaktan daha kolay ve keyifli değil mi?
Peki uzun vadede hangisi sizce daha keyifli ve mutluluk verici?
Yani bundan 5 sene sonraya gittiğinizde hayalinizdeki o kitabı yazmış ve bitirmiş olmayı mı yeğlerdiniz?
Yoksa geçen o 5 senenin ekran başında çürüyüp yok olmasını mı isterdiniz?
Maalesef bizim beynimiz kaygılara, endişelere geldiğinde, geleceği çok fazla düşünürken ve gelecekte yaşayabilirken o gelecek için, doğru ve mantıklı adımları şimdi atabilme
konusunda oldukça zorlanıyor.
Zamanında bir yerde şöyle bir şey okumuştum.
Diyordu ki, bundan 100 yıl sonra hayallerini, potansiyellerini ve ömürlerini dikdörtgen bir camın karşısında harcayan bir nesilden bahsedilecek.
Ve maalesef ki bu nesil biziz.
Bizler ucuz dopamin nedeniyle Anlık hazlara olan bağımladığımız nedeniyle daha uzun vadeli şeylerden, daha uzun vadeli mutluluklardan ve gerçekten biz tatmin edecek şeylerden
koparıldık. Ve bundan kurtulmak için de çabalamadığımız müddetçe hiçbir şey düzelmeyecek.
Eğer acıyla baş etmeyi, can sıkıntısıyla birlikte oturabilmeyi öğrenemezsek önemli ve büyük şeylerin hiçbirini başaramayacağız.
Modern çağın bence en büyük sorunu bu.
Bundan önce yaptığım başka bir podcast bölümü vardı çalınan dikkat kitabından ilhamla yapmıştım.
O kitapta da yazar aynı şekilde odaklanma kapasitemizin de bu dış etkenler ve çok fazla uyaranlar nedeniyle yok olmaya doğru gittiğini söylüyordu.
Dönüp baktığınızda görüyorsunuz ki insanoğlu başardığı bütün güzel şeyleri yeri geldiğinde fedakarlık yaparak belki de yıllarca aylarca tek bir şeye tutkulu bir şekilde
odaklanarak. ve sorumluluk alarak gerçekleştiriyor.
Peki siz gerçekten güzel ve iyi şeyler yapmak istemiyor musunuz?
Kendinize ait tatmin bir hayat yaşamak istemiyor musunuz?
Eğer podcast dinliyorsanız bunların hepsini istediğinizi biliyorum.
Ama o hayata ulaşmak için atmamız gereken tek bir adım var.
O da Acıyla baş edebilmek.
Peki bunu nasıl yapacağız?
Tabii ki de bunu yapabilmek için ihtiyacımız olan yol haritasını sizlere detaylı bir şekilde anlatacağım.
Ama öncesinde çok sevdiğim bir yazar olan Mark Manson'un bir makalesinde okuduğum bir şeyden bahsetmek istiyorum.
Diyordu ki yemeğe gönüllü olduğunuz pislik sandviçi hangisidir?
Peki pislik sandviçi ne?
Aslında yapmak istediğimiz her şey kendi içerisinde zorluklar, sıkıntılar barındırıyor.
Hani o gördüğümüz çok güzel şeyler, işte ışıltılı başarılar, hayatlar var ya.
İnsanlar oralara varmaya çalışırken hiçbir zaman böyle çok güle oynaya gitmiyorlar.
Eğer tabii ki de onları bir yerlerden kalan bir durum yoksa ve hatta çok çabalamadan bunları elde etmiş derse o farklı olabilir.
dişiyle tırnağıyla bir şeyleri kazımaya çalışan, kendi öz saygısını inşa etmeye çalışan herkes bir şekilde o yolda pek çok sıkıntıyla, zorlukla uğraşıyor.
Ve Mark Manson bu zorluklara pislik sendivici diyor.
Yani yaptığınız her şeyde bunlarla karşılaşacaksınız.
Yapacağınız şeyi öyle bir seçin ki o yolun zorluklarına şimdiden gönüllü olun.
Aslında bu çok güzel bir bizim için soru olabilir.
Hayatta başarmak istediğimiz şeylere doğru ilerlerken yolda mutlaka zorluk çekeceğiz.
Peki biz neyin uğruna zorluk çekmeye razıyız?
Bu aynı zamanda değerlerimizi ve içsel gerçek arzularımızı bulmak için de çok güzel bir soru olabilir.
Bir diğer problemimiz ise bizden odağımızı çalan...
Bizi bu kadar ucuz dopamine maruz bırakan platformların arkasında aslında çok büyük bir çaba ve emek var.
Bu platformları yönetenler insanların odaklarını çalabilmek, onları orada tutabilmek ve anlık hazları kurban edebilmek için gerçekten de çabalıyorlar ve insan psikolojisi üzerine çalışıyorlar.
Bu noktada... Dışarıdan böylesine bir güç varken bizi etkilemeye çalışan tek başımıza bunlarla mücadele etmek de zor olabilir.
Hatta şunu söyleyebilirim ki başarmak istediğimiz şeylerde eğer bir yola giriyorsak özellikle destek almak hele ki uzman birisinden destek almak yapabileceğimiz en mantıklı şeylerden bir tanesi.
Belki ekran bağımlılığıyla mücadele ediyoruz, belki daha sağlıklı beslenmek istiyoruz.
Şeker bağımlılığımızdan ve sağlıksız gıdaları olan isteğimizden kurtulmak istiyoruz.
Veyahut da zor olan şeyleri yapmak için kendimize bir destek, bir dayanak arıyoruz.
Tam da burada size bölüm sponsorumuz Evital'den bahsetmek istiyorum.
Evital, ihtiyacınız olan sağlıklı yaşam çözümlerine dilediğiniz yerden veyahut da dilediğiniz zaman ulaşabileceğiniz bir sağlık platformu.
Biliyorum hepimiz yoğun hayatlar...
yaşıyoruz, çok fazla çalışıyoruz.
Bu nedenle bu şekilde istediğimiz zaman ulaşabileceğimiz online bir yerin olması gerçekten de büyük bir rahatlık ve konfor.
Eviteli'nin bünyesinde beslenme danışmanları ve psikolojik danışmanlar mevcut.
Bu şekilde bu sağlık hizmetlerine kolayca erişebilirsiniz ve daha da iyisi bu uzmanlarla ücretsiz bir öngörüşme yapabilir ve önden bir fikir edinebilirsiniz.
Yani kiminle çalışmak istediğinizi bu şekilde kolaylıkla seçebiliyorsunuz.
Evital aynı zamanda Sağlık Bakanlığı onaylı bir platform ve bütüncül bir sağlık platformu olduğu için birden fazla alanda desteğe ihtiyacınız olduğunda hepsine tek bir yerden ulaşabiliyorsunuz.
Avantajlı seans paketleri ve taksi seçenekleri de mevcut.
Bu da aslında bize Evital'in ne kadar bütçe dosta olduğunu gösteriyor.
Unutmayın ki her şey bir adımla başlar.
Belki hayal ettiğiniz, daha sağlıklı, huzurlu ve kendinizle uyum içinde olduğunuz o hayata kavuşmak için atacağınız ilk adım evitelden destek almak olabilir.
Ve sizlere çok güzel bir haberim var.
Bu podcastın dinleyicilerine özel tüm paketlerde geçerli %25 indirim için SESLER25 kodunu kullanabilirsiniz.
Eğer detayları incelemek isterseniz ev içeri ulaşmanız için gerekli linki ve kullanmak isterseniz de kodumuzu podcastın açıklamalar kısmına bırakıyorum.
Evet bölümümüze kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Peki bozulan bu beyin kimyamızı nasıl düzelteceğiz?
İşte acıyla baş etme de.
Ve kendimizi yeniden yaratmada bize yardımcı olacak.
Aynı zamanda bilimsel olarak da kanıtlanmış 3 şey.
Bu 3 maddeyi eğer uygularsanız büyük bir dönüşüm yaşayacağınızı düşünüyorum.
Çünkü ben yaşadım.
Bütün bu maddeleri kendi hayatımda şu an uyguluyorum.
Ve daha öncesinde farkında olmadığım çok fazla şeyi fark etmemi sağladı bu maddeler.
Mesela... Aslında ne kadar büyük bir beyin sisi yaşadığımı ve artık bu beyin sisinin normalim haline geldiğini görmüş oldum.
Şimdi bu üç maddelik yol haritamızın ilki acı ve sıkıntı ile olan ilişkimizi yeniden şekillendirmek.
Aslında insan olarak acıdan kaçmamızın çok evrimsel ve çok mantıklı bir nedeni var.
Çünkü evrimimiz bizi acıdan kaçınmaya programladı.
Neden acıdan kaçırıyoruz?
Çünkü ölmek istemiyoruz.
Hayatta kalabilmek için acıdan, tehlikelerden ve korkudan uzaklaşmamız gerekiyordu.
Fakat modern dünya bizim bu ilkel korkularımızı ve ilkel kaçışlarımızı tamamen odağımızı çalmak ve potansiyelimizi öldürmek için kullanıyor.
Ancak uzun vadeli hedeflere ulaşmak için ve sürdürülebilir bir mutluluk elde edebilmek için ucuz dopamin yerine Acıyla barış ilan etme eğilimimiz gerekiyor.
Peki bunu nasıl yapacağız?
Yani diyelim yürüyüş yapıyorum ve bir podcast açmak istiyorum.
Ya da çalışırken birden telefonumu elime almak ve reels kaydırmak istiyorum.
Ya da dışarıdan yemek sipariş etmek istiyorum.
Çünkü evde yemek yapmak, spor salonuna gitmek, hiçbir şey yapmadan, hiçbir şey dinlemeden sadece bir yürüyüş yapmak gerçekten çok zor ve sıkıcı geliyor.
Böyle zamanlarda aslında beynimize şunu hatırlatabiliriz.
Her ne kadar bu eylem henüz hayata geçmeden önce zihnimde canımı çok sıksa bile aslında yaptığımda böyle hissetmeyeceğim.
Yani aslında faaliyetin kendisi zihnimdeki kadar bana acı vermeyecek.
Hatta onu yaptıktan sonra kendimde gurur duyacağım.
Diyeceğim ki iyi ki o spor salonuna gittim, iyi ki evde yemeğimi pişirdim, iyi ki işte oturdum ve çalışmamı bitirmem gereken işlerimi bitirdim.
Böyle anlarda yani ucuz dopamine kaymaya çalıştığımız zamanlarda zihnimize bunu hatırlatmak aslında her ne kadar şu an zor gelse bile yaptığımız zaman kendimizle gurur duyacağımızı ve uzun vadede
bu zor şeyleri yapmanın artık bizim için kolaylaşacağını kendi kendimize telkin etmek bence oldukça güçlü bir yöntem.
Diyelim ki sağlıklı beslenme noktasında çok zorlanıyorsunuz.
İnanın bir iki hafta boyunca bunu düzene oturttuktan sonra sizin için çok kolay olacak.
Çünkü bu bir alışkanlığa dönüşmüş olacak.
Fakat alışkanlıklar tamamen farklı bir konu olduğu için henüz oraya girmiyorum.
İlk önce kendimizi disiplin etmekten bahsedeceğim.
İkinci maddemiz ise eski ve dopamin bağımlısı benliğimizi öldürmek ve nörolojik olarak beynimizi yeniden yapılandırmak.
Beyin öyle bir şey ki onun en temel isteği bizi hayatta tutmak.
Bu nedenle... Bilineni çok seviyor.
Yani bilmediği bir şeye atılmak, bilmediği bir şey yapmak beynin hiç hoşuna gitmiyor.
Çünkü bilinmeyen potansiyel bir tehlike bizim için.
Beynimiz bizi bu kadar çok hayatta tutmak için çabalarken evetteki yeni bir şeyleri yapmak ve yeni nöral yollar oluşturmak hiç kolay değil.
Bunun için de beynimize aslında tehlikede olmadığımıza dair kanıtlar toplamamız gerekiyor.
Yaptığımız her disiplinli seçim, geleceğimizi düşünerek aldığımız her doğru karar aslında beynimize yeni benliğimizi ve yeni alışkanlıklarımızı tanıtan bir kanıt mahiyetinde oluyor.
Diyelim ki bir an çok zorlanıyorsunuz doğru bir seçim yapmakta.
İşte o telefonu elinize almak istiyorsunuz ama almamanız gerektiğini biliyorsunuz.
O an kendinize şunu hatırlatabilirsiniz.
Şu an bu telefonu elime almayarak hem disiplinli bir seçim yapmış olacağım.
Yani hem kendimle gurur duyacağım.
Yeni bir şeyleri öğretmiş olacağım.
Yaptığımız her farklı seçim doğru veya yanlış olsun beynimize bir şey öğretiyor.
Ve beyinde o eski yolları yıkmak, eski ucuz dopamine bağımlı olan, rahatlığı seven, konfor alanından çıkamayan yolları yıkmak için yenilerini inşa etmemiz ve bu yeni yolların aslında tehlikeli
olmadığına beynimize ikna etmemiz gerekiyor.
Bir süre zaten bunları yaptıktan sonra yani her seferinde o bilinçli seçimleri yapmaya devam ettikten sonra Bu beyin için çok doğal bir şey haline geliyor.
Ve yeni beynimiz yeteri kadar dönüştüğünde artık spor yapmamak, sağlıklı beslenmemek, hayallerimiz için çalışmamak çok korkunç bir şeymiş gibi oluyor.
Şöyle hayal edebilirsiniz.
Disiplinli olmak, kendini seçmek, öz saygıyı geliştirmek.
Aynı şu an normalinize olan tembellik ve konfor bağımlılığı kadar rahat olacak sizin için.
Sadece beyninizin buna yeteri kadar alışması gerekiyor.
Üçüncü ve son madde olarak da bir eylem planı sunacağım sizlere.
Bu eylem planında dopamin bağımlılığımızı azaltmak ve dikkat dağınıklığını minimuma indirmek için aslında çabalıyoruz.
Bu sayede de hem zihnimizde yeni şeyler öğretme noktasında hem de acıyı bilinçli olarak seçerken kendi kendimize destek oluyoruz.
Bu eylemlerin ilki sabah ve akşam telefona bakmamak.
Ya bu o kadar önemli bir şey ki size anlatamam.
Uyanır uyanmaz veya yatmadan önce son saatlerde telefona eğer bakıyorsanız Zaten gününüzü mahvediyorsunuz.
Çok üzgünüm. Hani burada ya hep ya hiç şeklinde konuşmak istemem.
Ama sabaha telefonla başlayıp gün telefonla kapatmak ciddi anlamda beyninizi, odağınızı mahveden bir şey.
Bunu yapmak yerine.
Uyandıktan sonraki 2 saat ve yatmadan önceki 2 saatte kitap okuyabilirsiniz, meditasyon yapabilirsiniz, şükür aktivitesi yapabilirsiniz, şükrettiğiniz şeyleri yazabilirsiniz.
Veyahut da kendi kendinizle böyle kalıp düşüncelere dalabilirsiniz, hayal kurabilirsiniz.
Daha pek çok şey, temizlik yapabilirsiniz eğer isterseniz.
Benim genelde yaptığım şey bu oluyor çünkü.
Özellikle yatmadan önce temizlik yapmaya bayılıyorum.
Bu sayede... bizi daha mutlu ve tatmin edecek şeyleri de yapmış oluyoruz.
Özellikle gece yatmadan önce hayal kurmak en sevdiğim şeylerden bir tanesi.
O hayallerimi sanki gerçek olmuş gibi düşünüyorum ve onlarla uykuya dalıyorum ve hatta bazen onları rüyalarımda görüyorum.
Bu şekilde bilinçaltıma Aslında ne için çabaladığını, varmak istediğim yerin ne olduğunu ya da yolumun ne olduğunu öğretmiş oluyorum.
İnsanın kendi kendine kalabilmesi, düşünebilmesi, hayal kurabilmesi gerçekten çok güçlü bir pratik.
Ve her şey bir hayalle, bir adımla başlıyor.
Lütfen bunu sakın unutmayın.
Bir diğer eylem planı olarak da...
Tek aktiviteler yapmak.
Yani nedir bu? Eğer yürüyorsanız sadece yürümek, bulaşık yıkıyorsanız sadece bulaşık yıkamak, yemek pişiriyorsanız sadece yemek pişirmekle ilgilenmek.
En son ne zaman gerçekten tek bir aktiviteye, tek başına odaklandınız?
Yani hiçbir şey dinlemeden, hiç kimseyle konuşmadan, hiçbir şey izlemeden en son ne zaman bir şey yaptınız?
Ben buna otururum düşündüm.
Ve şunu fark ettim. Neredeyse hiç yapmamışım.
Meditasyon yaptığım zamanlar dışında sürekli bir uyuyana maruzum.
Ve bilinçli bir şekilde bunlardan uzaklaştığımda elbette ki sıkılıyorum.
O bulaşığı yıkamak, evi temizlemek tek başına bana çok sıkıcı geliyor.
Ve hatta daha da acısı vakit kaybı gibi geliyor.
Çünkü bir şeyler yaparken bir şeyler tüketmenin zamandan kazandırdığına dair zilinde böyle bir şey oluşmuş.
Oysa ki her şeyi öğrenmek, her şeyi tüketmek, her şeyi bilmek, görmek zorunda değiliz.
Yapmak zorunda olduğumuz tek bir şey var.
O da kendimizle, değerlerimizle ve hayallerimizle bağ kurabilmek.
Ve gerçekten beynimizi en iyi şekilde kullanabilmek.
Tek bir şeye, tek bir anda odaklanmak.
Disiplinimizi geliştirmek açısından ve acıyla, sıkıntıyla baş etme kapasitemizi geliştirmek açısından yapabileceğimiz en iyi şeylerden biri.
Ve son olarak da...
Öğünlerimizi telefondan, tv'den ve müzikten uzakta yemek.
Şimdi bunu tek başına bir aktiviteden özellikle ayırdım.
Çünkü gördüğüm kadarıyla artık yemek yerken özellikle benim gibi yalnız yaşayan insanlar hep bir şeyler izliyor veya bir şeyler dinliyor.
Ben de aynı şekildeyim.
Genelde işte Avrupa yakasını açarım ya da işte sevdiğim podcastı açarım ve o şekilde yerim.
Oysa yediğimiz yemeğe odaklanmak hem bizi sezgisel beslenme yönünden güçlendiriyor.
Yani yediğimiz şeyimize nasıl hissettirdiğini, nerede doyduğumuzu, nerede acıktığımızı bize çok iyi öğretiyor.
Kendimize göre, ihtiyaçlarımıza göre yemeği öğreniyoruz.
Hem de aslında mindful bir hareket yapmış oluyoruz.
Yiyeceklerle bilinçli bir ilişki kurmak ve yiyeceklerin aslında bizi hayatta tutmak için, bizim bedenimizin sağlığını korumak için var olduğunu bilmek ve onu farkındalıkla yemek çok güçlü bir eylem.
Açıkçası ben...
Bundan 7-8 sene önce 20 kilo falan verdim.
Özellikle ergenlik döneminde çok fazla kilo almıştım.
O zaman beslenme uzmanından destek aldım tabii ki de o kilolara verebilmek için.
Yine burada hemen Evital'i size hatırlatayım.
Evital'den de bu konuyla ilgili destek alabiliyorsunuz bildiğiniz üzere.
O süreçten sonra hiç kilo almadım.
Kilomu koruduğum bu dönemde sezgisel beslenmeme borçluyum.
Yani bedenimin ihtiyaçlarını çok iyi dinleyebiliyorum artık.
Ve yemek yerken o tabağa bakmak.
yediğim lokmalara odaklanmak benim daha hızlı doymamı sağlıyor.
Doyma hissimi fark etmemi sağlıyor.
Bu bahsettiğim 3 eylem planını hayata geçirirseniz ve diğer bahsettiğim 3 temel maddeyi de böyle zihninizin bir köşesine yazarsanız gerçekten yaşamınızda büyük şeylerin
değişeceğini düşünüyorum.
Toparlamak gerekirse yapmamız gerekenler şunlar.
Acıyla baş etmek için Aslında her ne kadar süreçte acı çeksek bile sonunda kendimizle gurur duyacağımızı ve mutlu olacağımızı, uzun vadeli zevklerin ve mutlulukların bizi daha fazla tatmin
ettiğini kendimize hatırlatmak, beynimizde yeni nöral yollar oluşturmak için sürekli olarak bilinçli ve disiplinli seçimler yaparak kendimize yeni bir nöral
ağ yaratmak ve günlük eylemlerimizde Mindful olmayı, telefondan uzak durmayı, tek bir anda tek bir şeye odaklanabilme kapasitemizi geliştirmeye çalışmak.
Elbette ki bunların hepsinin bir anda olması mümkün değil.
Zamana, kendinize alan ayırmaya ve gerçekten farkındalığınızı güçlendirmeye ihtiyacınız olacak.
O kadar çok uyaran ve aleyhimize çalışan o kadar çok şey var ki inanın bazen bu halde olmamız çok normal geliyor bana.
Hatta bazı şeylerin...
kolektif olarak çözülmediği müddetçe tam anlamıyla çözülmeyeceğini düşünüyorum.
Ama bireysel noktada yapabileceğimiz şeylere odaklanmak ve gerçekten gelecekte yaşadığımız hayattan ve kendimizden pişman olmamak için elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerektiğine
inanıyorum. İşte bu podcast bölümü de tam olarak benim bu inancım nedeniyle doğdu.
Umarım Her seferinde kendi kendinizi biraz daha aştığınız, kendinizden memnun ve mutlu olduğunuz, öz saygınızı koruduğunuz ve bir şeyi...
Yapmak istediğinizde yapabileceğinizi bildiğiniz ve kendinize inandığınız bir hayatınız olur.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Bölümle ilgili yorumlarınızı bana Instagram'dan veya info.genelsesler.com mail adresinden iletebilirsiniz.
Yazılan bütün mesajları ve yorumları okuyorum ve elimden geldiğince de geri dönmeye çalışıyorum.
Hepinize iyi ki varsınız, iyi ki buradasınız demek istiyorum.
Kendinize çok çok iyi bakın.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Evital'in katkılarıyla Genel Sesler Podcast sona erdi.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
