
"İçimden bir ses yapma diyor..." Peki o sese ne kadar güvenebilirim? "Innsæi'' kavramından yola çıkarak hazırladığım bu bölümde; yaratıcılığımızı, empatimizi, içsel güvenimizi ve karar alma mekanizmalarımızı nasıl güçlendirebileceğimizi konuşuyoruz.
İşte konu maddelerimiz:
Bilinçli farkındalık ve sezgi arasındaki fark.
Neden dijital dünyadan kopup "boşluk" yaratmalıyız?
Sezgi bir kas mıdır? Onu nasıl eğitebiliriz?
Hedeflerine ulaşmak ve daha huzurlu bir hayat için benimle çalışmak ister misin? Mindfulness koçluğu formu: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=sharing&ouid=112314129287768021996
Kitap kulübüne katıl:
https://www.shopier.com/32954138
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Bugün geçtiğimiz günlerde duyduğum ve beni çok etkileyen bir kelime üzerine konuşacağız.
Bu kelime İzlandaca ve İnsayay diye okunuyor.
Anlamı ise İngilizce'de The Sea Within, Türkçe'de ise...
İçimizdeki deniz.
Bu kavramla hayatımla ilgili çok önemli bir karar vermek üzere olduğum bir dönemde karşılaştım.
Uzun süredir yaşadığım şehirden taşınmayı planlıyorum.
Fakat bir türlü aksiyona geçemiyorum.
Çünkü bu durumla ilgili içimde tam olarak oturmayan bazı şeyler var aslında.
Neyse geçtiğimiz birkaç hafta öncesinde kesin kafama koydum.
Dedim ki ya taşınacağım.
Çok netim bu konuda ve ev araştırmaya başladım.
Evleri araştırıyorum, bakıyorum.
En sonunda çok güzel bir ev buldum.
Gitmek istediğim bir şehirde ve dedim ki Emlakçı'yla da konuştum.
Bayı tutacağım dedim. Ama çok kelimelerle tarif edemediğim garip bir duygu durumu içerisindeydim.
Sanki sezgilerim oraya gitmemi istemiyordu.
Her ne kadar uzun zamandır bunu yapmak istesem de bunun için doğru zamanın henüz gelmediğini, şu an bunu yaparsam pişman olabileceğimi söylüyordu.
Bunun kendimi sabote etmek olduğunu düşündüm bir süre.
Ta ki dediğim gibi bu kelimeyle karşılaşana kadar.
Yine böyle internette çok sevdiğim makale sitelerinden bir tanesine geziniyordum ve şöyle bir başlık gördüm.
İçinizdeki denizi nasıl yeniden keşfedersiniz?
Sezgilerinizle nasıl yeniden bağ kurarsınız?
Yazıya tıkladığımda... Aradığım çözümü orada bulacağımı bilmiyordum.
İşte İzlanda'dan gelen insayay kelimesi aslında insanın kendi içindeki denizi bulması, kendi sezgileriyle yeniden bağ kurması ile alakalı.
Günümüzde hayat o kadar gürültülü ve biz kendi sezgilerimizden, iç sesimizden o kadar uzağız ki bazen neyi isteyip istemediğimizi veyahut da hayatımızla ilgili doğru kararları nasıl vereceğimizi bilemeyebiliyoruz.
Ya sürekli dış seslere bağımlı oluyoruz ya da kendimiz için kötü kararlar veriyoruz.
Çünkü sezgileri dinlemek pratik istiyor.
Bir anda olacak bir şey değil.
Bize küçükken öğretilmiyor, büyürken de...
nasıl doğru karar alabileceğimiz, kendimize nasıl güvenebileceğimiz de öğretilmiyor.
Ve birer yetişkine dönüştüğümüzde hayatımızla ilgili doğru kararları nasıl alacağımızı bulamadığımız bir yerde kendimizi buluyoruz.
Oysa yanıt genelde kendi iç dünyamızda yatıyor.
Podcast'ın ilerleyen kısımlarında...
Üç tane şeyi araştıracağız.
Birincisi neden bu kelime bu kadar önemli?
İkincisi sezgilerimize ne oldu?
Ve son olarak da bu sezgilerimizi nasıl geri kazanacağız?
Dedim ya bu kelimenin anlamı içimizdeki deniz demek.
Ama aslında İzlanda'da da üç ayrı anlamda kullanılıyor.
Bir tanesi içindeki deniz.
Yani aslında bu bilinçaltımız.
Orada akan sonsuz bilgi.
Korkularımız, arzularımız, isteklerimiz.
Orası aslında bir deniz ve derya.
İkincisi kendine bakmak demek.
Yani öz farkındalık, ne istediğini fark etmek, kendi içine bakabilmek, kendini görebilmek.
Üçüncüsü ise içten dışa bakmak demek.
Yani hayatın o dalgalarının içerisinde kendi pusulanı, kendi güçlü rotanı bulmak.
Şimdi bu kelimeyi daha iyi anlamanız için sizinle küçük pratik yapacağız.
Bir gününüzü hayal edin.
Sabah uyandınız, kalktınız, işte biraz telefonunuza baktınız, bildirimlerinize baktınız, haberlere baktınız, belki piyasalara baktınız.
Şu an mesela savaş gündemindeyiz, belki bununla ilgili haberlere baktınız.
Sonra hazırlandınız, işe gittiniz.
Orada arkadaşlarınızla yine büyük ihtimalle gündem hakkında, ülkenin durumu hakkında, sıkıntılarınız hakkında veyahut da ki işteki gıcık patronunuz hakkında konuştunuz.
Sonra yine telefonla ilgilendiniz.
Sonra akşam arkadaşlarınızla belki mesajlaştınız.
Yolda işten ve dönerken yine telefonunuza baktınız.
İşte insayay bütün bu karmaşanın arasında kaybolan hissinizdir.
Tam olarak Türkçe'de bir karşılığı olduğunu düşünmüyorum fakat daha böyle deneyimsel olarak anlattığımda daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.
Bütün hayatın karmaşası, beklentilerimiz, dışarıdan gelen bilgilerin yoğunluğu, bildirimler ve dijital dünya içimizdeki insayayı yani denizi kurutuyor ve onu duymamızı,
onu görmemizi engelliyor.
Peki nasıl inseyayı yani sezgilerimizi geri kazanacağız?
Birincisi midemizi dinlemek.
Aslında bunu ciddiye almamız gerekiyor.
Araştırmalar gösteriyor ki barsak ve beynimiz birbiriyle sürekli olarak bağlantılı.
Mesela böyle birinden hoşlandığımızda midemizde kelebekler uçuştu deriz.
Ya da bir strese girdiğimizde karnımızın ağrıdığını hissederiz.
Bir yerde sıkıldığımızda kendimizi sıkışmış hissederiz.
Özücü durumlarda yine bir mide ağrısı, içsel sıkıntı hissederiz.
Mesela içim sıkıldı deriz.
Aslında bunların hepsi bizim iç dünyamızın yani sezgilerimizin bize verdiği mesajlar.
Yeniden... midemizi dinlemenin ve onun söylediklerini fark etmemizin ne istediğimizi anlamamıza yardımcı olacağını gösteriyor araştırmalar.
Diyelim ki bir olayla ilgili çok zorlandınız.
Ne yapacağınızı bilmiyorsunuz.
Hemen yapabileceğiniz küçük pratik göstereceğim şimdi size.
Olduğunuz yerde bir durun.
Gözlerinizi kapatın.
Sakinince birkaç derin nefes alın.
Ve böyle bakın.
Ne hissediyorsunuz?
Aslında bu mindful bir pratik.
Çok basit. Çok basit olduğu için genelde yapmıyoruz ve işe yaramayacağını düşünüyoruz.
Ama aslında böyle bir karmaşanın ortasında durmak, gözlerimizi kapatmak, şöyle bir kendi karnımıza, midemize bakmak, oradaki hisleri görmek, sezgilerimizi görmek demek.
İkinci adım yazmak.
Bu podcast'ta sadece yazmayı adadığım bir bölüm var.
Adı yazarak iyileşmek hatta podcast'ın en çok dinlenen bölümlerinden bir tanesi.
Eğer ne yazacağım diye düşünüyorsanız oraya da bakabilirsiniz.
Fakat insayay pratiğinde yazmanın anlamı aslında zihnimizi sakinleştirmek.
Zihnimizdeki o gürültüler, sesler sakinleşmeden insayay konuşamıyor.
Onu alan açmak için zihninizdekileri kağıda dökmek, yazmak gerekiyor.
Sakinleşmek için yeniden...
Kendi sezgilerimizi duymak için buna ihtiyacımız var.
Çok sevdiğim Julia Cameron'ın Sanatçının Yolu isimli kitabında bahsettiği pratik var sabah sayfaları diye.
Büyük ihtimalle en az 100 kere falan duymuşsunuzdur.
Herkes tarafından çok fazla artık kullanılan ve popülerleşen bir metot.
Fakat ben neredeyse 7-8 yıldır sabah sayfaları yazıyorum.
Gerçekten de tatil falan dinlemeden eğer hasta değilsem, çok ekstrem bir durum yoksa her sabah kalkıyorum ve en az 2-3 sayfa yazı yazıyorum.
Ve bunun hayatımda getirdiği değişimler ve dönüşümler Şimdi tartışılmaz çünkü yaratıcı işlerle ilgili yeni fikirler, bir iş planı veyahut da vermek istediğim bir karar.
Bütün bunların çoğunu sabah sayfalarını yazarken fark ediyorum.
Orada daha çok sezgilerimin ortaya çıktığını görebiliyorum.
Çünkü aklımdakiler kağıda döküldükçe sanki böyle bilinç altında bir yer açılıyor, bir alan açılıyor.
Gerçeği görebileceğim bir alan.
Üçüncüsü ise içten dışa bakmak için akış haline girmek.
Büyük ihtimalle bunu duymuşsunuzdur.
Ünlü yazar Mihal Çiksen, Mihal'in akışı.
İçinde bir kitabı var. Orada ortaya koyuyor ilk bunu.
Aslında kısacası anlamı şu.
Bir şey yaparken kaybolmak.
Ama insan yerdeki akış bir tık daha farklı.
Daha önce bilmediğimiz bir şeyin içine girip akışı deneyimlemek buradaki amaç.
Ne olabilir? Mesela daha önce yapmadığınız ama yapmak istediğiniz hakkında az bilginiz olan bir şeyin içerisine girmek ve orada kaybolmak.
Bunun gerçekten sizi içine çeken bir aktivite olması gerekiyor.
Müzikle ilgilenmek olabilir, bahçecilik olabilir, örgü olmak olabilir.
Özellikle son zamanlarda artık, özellikle 2026'da analog hobilerin çok fazla geri döndüğünü görüyoruz.
Çünkü insanlar dijitaldense yeniden kendileriyle bağ kurabilmek için analog, ekransız şeylere yönelmek istiyorlar.
Ve bu alamda gördüğüm en sık şeylerden bir tanesi de örgü örmek, ajanda tutmak ve bahçeyle ilgilenmek, daha böyle toprakla ilgilenmek.
Ben kendi adıma Geliştirmek istediğim bir yeteneği seçtim bununla ilgili.
Uzun zamandan beri video editiyle ilgili yeteneklerimi daha bir ileriye taşımak istiyordum.
Ve dedim ki kendime söz verdim.
Şimdi işine girebileceğin ve kendini de geliştirebileceğin bir alan var.
Ve otur kendi iç puslanı yeniden görmek için bu sana yardımcı olacak.
Ve gerçekten de geçtiğimiz haftalarda 2-3 saat böyle bir eğitim aldım bu konuyla ilgili.
Ve beni zorlayan... merak ettiğim, bittiğinde ise bir yeteneğimi geliştirdiğimi emin olduğum bir aktivite yapmanın beni akış haline çok daha kolay soktuğunu fark ettim.
Böyle zamanlarda yani akışa girdiğimizde yine gürültü çok azaldığı için ve tek bir şeye odaklandığımız için insan ayımızı daha iyi duyabilecek bir hale geleceğimizi söylüyordu okuduğum makale ve kendisine
oldukça katılıyorum. Bölümü toparlamak gerekirse ilk defa duydum ve büyük ihtimalle sizin de ilk defa duyduğunuz, tahmin ettiğim bu kelimenin bir sihir olmadığını söylemek istiyorum.
Bu bir sihir değil, bu geliştirilebilir bir şey.
Bizden çok uzaklardaki insanların belki de yüzyıllardır hayatlarında olan bir kelime.
Her ne kadar bizim dilimizde olmasa bile bizim dilimizde karşılığı olmayan ama hissi olan kelimeleri öğrenmenin hayatımızda iyi etkileri olduğunu düşünüyorum.
O yüzden de özellikle bu kelimeyle ilgili bir bölüm yapmak istedim.
Son zamanlarda kendi kendimi şunu derken buluyorum.
Eğer bu konuyla ilgili karar veremiyorsan veyahut da çok bunaldıysan biraz insan yayına yer açman gerekiyor.
Gördüğünüz gibi hayatıma çoktan girmiş bile bu kelime.
Eğer bununla ilgili daha fazla okumak ve öğrenmek isterseniz bahsettiğim kaynakları açıklamalar kısmında sizlerle paylaşacağım.
Sezgilerimizi yeniden hissetmek, içsel pusulamızı bulmak bir sihir değil, büyü değil, nörobilim tarafından da aslında desteklenen bir şey.
Sadece yapmamız gereken şey düzenli olarak pratik yapmak ve belki de bu konuyla ilgili farkındalığımızı birazcık daha arttırmak.
Sadece akşam yatmadan önce 5 dakika...
Bugün nasıl geçti? neler yaptım diye düşünüp birazcık bile farkındalık katmaya çalışmak aslında hayatımızdaki insanlığı bulmak için Küçük ve etkili bir adım olabilir diye düşünüyorum.
Merak ediyorum siz bu kelimeyle ilgili neler düşündünüz?
Bu bölümle ilgili neler düşünüyorsunuz?
Her zaman yorumlarınızı etgenelseslerpodcast instagram hesabından bana yazabilirsiniz.
Yazdığınız her şeyi okuduğuma emin olabilirsiniz.
Genelsesler podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Sizleri burada gördüğüm için çok mutluyum.
Gelecek bölümlerde görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
