
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm eylemlerimizin üzerinde oldukça büyük bir etkiye sahip olan bakış açılarımız üzerine konuşuyoruz. Neden bazılarımız başarısızlıklarına rağmen devam ederken, bazılarımız yarı yolda vazgeçiyor? Sevdiğimiz şeyi yapmak için başarı şart mı? Hayat boyu gelişebilmenin sırrı nedir gibi soruların yanıtlarını arıyoruz. Gelişim zihniyeti ve sabit zihniyetin hayatlarımızı nasıl etkilediğine bakıyoruz. Bu iki zihniyet türü hayatımızın gidişatını nasıl belirliyor sizde merak ediyorsanız bölümü dinlemeye davetlisiniz.
00:00- Giriş ve minik bir kişisel hikaye
04:49- Esas konunun başladığı yer
KİTAP:
- Mindset / Carol DWECK
TED Konuşması:
*******
EMAİL: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler Podcast'inin 10.
bölümünden herkese merhaba.
Bugün podcast'ın ilk kısmına biraz kişisel bir hikayeyle başlayacağım.
Son bir haftadır içinde olduğum ruh halinden, kimsenin farkında olmadığı çıkmazlarımdan ve bu çıkmazlardan nasıl çıktığımdan bahsedeceğim.
İkinci kısımda ise growth mindset ve fixed mindset olarak da bilinen sabit zihniyet ve gelişim zihniyeti modellerini anlatacağım.
Eğer bu kişisel kısmı geçmek isterseniz açıklamalar kısmında zamanları yazdım.
Oradan bakıp direkt...
Konunun olduğu yere atlayabilirsiniz.
Öncelikle söylemem gerek, yapmaya başladığım ilk zamanlarda bu podcastin 10.
bölümü görebileceğini düşünmemiştim.
Çok uzak bir gelecekmiş gibi duruyordu o zamanlar.
Ama bir şekilde 10.
bölüme geldik. Tam ben ne kadar güzel, kendimle gurur duyuyorum falan diyordum ki şeytanlarım geçen hafta uyandı.
Bir anda gözüme her şey anlamsız gelmeye başladı.
Hiçbir bölümü hayal ettiğim gibi yapamıyordum.
Aklımdaki formatı bir türlü gerçek hayata geçiremiyordum.
Hatta bir ara uzman doktor Berner Ermiş'te yaptığım bölüm dışında bütün bölümleri silmeyi bile düşündüm.
Çünkü fark ettiğim acı bir gerçek vardı.
Bu podcast hayalimdeki gibi mükemmel olmamıştı.
Oysa ne planlar yapmış, zihnimde ne fikirler geliştirmiştim.
Neden fikirlerin podcast formatını alınca hoşuma gitmiyordu ki?
Hani yemek kitabında bir tarif yapmaya çok heves edersiniz.
Bütün malzemelerinizi eksiksiz alırsınız ve tam tarife uygun şekilde yaparsınız ya.
Ama sonunda görüntüsü kitaptaki fotoğrafa hiç benzemez.
Neden olduğunu anlamazsınız.
Allah Allah dersiniz.
Oysa ki tam tarif edildiği gibi yapmıştım.
İşte ben de tam böyle hissediyordum.
Aklımdaki tarifin resmine hiç uymuyordu yaptıklarım.
Okuduğum onca kitap, yaptığım araştırmalar boşuna gibiydi.
Çünkü öğrettikleri şeyleri hayatıma uygulamakta zorlanıyordum.
İşte tüm bu kafamdaki düşünceler yüzünden gecenin bir yarısı yatakta dönüp duruyordum.
Çünkü hayat bana işlerin gerçek hayatta kafamdakinden daha farklı ilerlediğini bas bas bağırıyordu.
Hiçbir şey sandığım kadar hızlı olmuyordu.
Ve sanırsam ben de o kadar iyi değildim.
Vazgeçmek için de mükemmel bir zamandaydım.
Ne de olsa öyle çok fazla bir dinleyici kitlem yoktu.
Bırakabilirdim. Eğer bırakmak istiyorsam tam zamanıydı.
İçimden geçenler tam olarak böyleyken birden aklıma nöroplastiste bölümünde de bahsettiğim Dr.
Carol Divek'in gelişim zihniyeti öğretisi geldi.
Henüz istediğim kadar iyi bölümler ortaya koyamamış olabilirdim.
Henüz aklımdan geçeni söze dökmekte, bildiklerimi ve öğrendiklerimi harmanlamakta çok iyi olmayabilirdim.
Ama henüz.
Sonsuza kadar böyle olacak değildi.
O gece sabit bir zihin yüzünden acı çekmeyi değil, gelişmeye açık bir zihniyetle ilerlemeye karar verdim.
Yanlış anlaşılmasın.
Amaç asla mükemmele ulaşmak değil burada.
Zaten mükemmel diye bir şeyin olmadığını bir buçuk yıllık terapinin sonunda kabul ettim.
Amaç yaptığımız ve içimizde memnuniyetsizlik, yetersizlik gibi hisler uyandıran her şeye henüz böyle, ileride daha iyi olacak diyebilmek.
Sonra o gece açtım ve bu podcast'in nöroplastisi de ve beynin kendini geliştirme gücü bölümünü yeniden dinledim.
Ve uykuya dalmışım o şekilde.
Sabah uyanırken aklımda olan şey ise benim bu duygularımda özel ve yalnız olmadığımdı.
Acaba kaçımız yanlış cevabı vermekten korktuğu için parmağını kaldırmadı?
Acaba kaçımız küçükken kurduğu hayallerden ona yapamayacağı söylendiği için erkenden vazgeçti?
Acaba kaçımız bugün hayatında yeni bir adım atmaya korkuyor ya da ilk başarısızlığında geri kaçıyor?
İnanıyorum ki yalnız değilim.
Hepimiz korkuyoruz.
Ve bu korkuları aşmanın yolu maalesef ki motivasyon konuşmaları ya da içi boş tavsiyeler değil.
İşte bu yüzden bu hafta beni çıkmazlarımdan çıkaran ve hayatımı pek çok noktada kurtaran gelişim zihniyetinden bahsetmeye karar verdim.
Bu bölüm benimle aynı duyguları hayatında yaşayan herkese gelsin.
Bu arada bu podcast her hafta biraz daha iyileşerek sizlerle olmaya tam gaz devam edecek.
Kendi kendimi alkışladığıma göre günün esas kızını anlatmaya geçebilirim.
Öncelikle sabit zihniyet nedir, gelişim zihniyeti nedir birazcık açıklayayım.
Ben açıklarken siz de bir düşünün bakalım sizin sahip olduğunuz zihniyet türü hangisi?
Bu iki kavramın orijinal adı Growth Mindset ve Fixed Mindset.
Ortaya süren kişi Prof.
Dr. Carol Dweck.
Dweck Mindset isimli kitabında sabitlenmiş zihniyeti yeteneklerimizin taşa kazınır gibi bize kazınmış ve geliştirilemez olduğuna inanmak olarak tanımlıyor.
Bu zihniyete sahip insanlar kendilerini sürekli kanıtlama ihtiyacı hissederler.
Gelişim zihniyeti ise tam tersine yeteneklerinizi, zekanızı ve kendinizi çabayla, eğitimle sürekli deneyerek geliştirebileceğinize inanmak.
Bu zihniyete sahip insanlar bir şey olmadığı için üzülmek yerine gelecekte onu mümkün kılmak için çalışmaya devam ederler.
Sabitlenmiş zihniyet sürekli bir kendini kanıtlama peşindeyken gelişim zihniyeti daha iyisini yapmayı öğrenme peşindedir.
Prof. Carol Dweck bir araştırmada bir grup okul öğrencisini test etmeye karar veriyor.
Öğrencilere çözmeleri için biraz zor sorular vererek onların bu sorulara olan tepkilerine bakıyor.
Bir kısmı meydan okumalara bayıldıklarını ve bunun gelişmek için bir fırsat olduğunu söylüyorlar.
Diğer bir kısmı ise kendilerini başarısız hissettiklerini ve bu soruları çözecek kadar iyi olmadıklarını düşündüklerini söylüyorlar.
Bu sabitlenmiş zihniyete sahip çocukların daha sonra kopya çekmeye ve başka arkadaşlarının aldıkları kötü notlardan mutlu olmaya başladıkları gözlemleniyor.
Bu araştırma bana bir şey çağrıştırdı.
Tabii ki biraz mekan değişikliğiyle.
Diyelim ki okul hayat olsun.
Çocuklar da biz insanlar olalım.
Bazılarımız bulunduğu noktadan daha iyi yerlere gelebileceğine, yeteneklerini geliştirebileceğine inanarak yeni şeyler deniyor.
Belki başkalarının gözünde başarısız olmayı göze alarak yeni girişimler yapıyor.
Kararlar veriyor. Diğerleri ise en ufak bir tökezlemede vazgeçiyor.
Kendisinden daha aşağıda olan insanlara bakarak mutlu oluyor.
Ve deneyenleri eleştiriyorlar.
Böyle bakınca kendimizdeki ve çevremizdeki sabitlenmiş ve gelişime açık zihniyetleri daha iyi anlayabilmişizdir belki.
Hayatımızı tek bir bakış açısı değişikliğiyle değiştirebileceğimize inanmak oldukça ütopik gelebilir.
Ya da yapabileceğimize inandığımız her konuda gelişim kaydedebileceğimiz de inandırıcı durmuyor olabilir.
Aslında bu şekilde cümleler aklımızdan geçiyorsa Bunun da sebebi sabitlenmiş zihniyet.
Burada isteyen istediğini yapabilir.
Eğer çok çalışırsanız siz de geleceğin Einstein'ı tostluyu olabilirsiniz demiyorum.
Sadece yeterli efol ve inançla neleri başarabileceğimizi kim bilir?
Ayrıca dahi sandığımız pek çok insanın da geçmişlerine bakıldığında oldukça normal insanlar oldukları gözlemlenmiş.
Ama çoğumuzdan farklı olarak onların büyük ihtimalle hayata baktıkları pencere gelişim zihniyet penceresiydi.
Bu konuyla ilgili psikolog Anders Ericsson'ın Zirve Uzmanlaşmanın Bilimsel Sırları isimli kitabına göz atabilirsiniz.
Prof. Carol Dweck, 20 yıllık araştırmaları sonucunda elde ettiği şeylerden birinin kişinin hayatını, inançlarını ve bakış açısını idare ettiğini gösterdiğini söylüyor.
Sadece basit bir bakış açısı değişikliğiyle, pek çok problemimizden kurtulabiliriz.
Mesela Prof. Divek, gelişim zihniyetine sahip insanların aslında özgüvene çok fazla ihtiyaçları olmadıklarını söylüyor.
Çünkü bu zihniyete sahip insanlar bir işte iyi olmadıklarını düşünseler bile hala onun için bütün kalpleriyle çalışabilirler.
Çünkü bir şeyi yapmak ve zevk almak için o şeyde uzman olmalarına gerek yoktur.
Dedikleri konuda kendilerini geliştirirler.
Sosyolog Benjamin Marver şöyle söylüyor.
Başarılılar ve başarısızlar olarak ikiye bölmem.
Ben dünyayı öğrenenler ve öğrenmeyenler olarak ikiye bölerim.
Öğrenen ve öğrenmeyenler ayrımını daha iyi anlayabilmek için iki zihniyetin ana farklılıklarına biraz daha değinmek istiyorum.
Sabit zihniyet yeteneğe inanır ve onun doğuştan geldiğini, bazı çocuklarının yetenekli ve zeki olarak doğduklarını, diğerlerinin ise basitçe öyle olmadıklarını düşünür.
Valla bu düşünce tipi benim aklıma direkt ilkokul ve ortaokul öğretmenlerimi getiriyor.
Sıralarda oturma şeklimiz bile zekamıza göre belirlenirdi.
Eğer bir kere zeki olmadığınız düşünüldüyse artık hep arka tarafta oturuldunuz ve önem görmezdiniz.
Şimdi bu tip uygulamaların birer insanlık suçu olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Carol Dweck TED konuşmasında Amerika'nın en fakir ve başarısız okullarında bu gelişim zihniyetini uygulamaya soktuklarını anlatıyor.
Öğrencilere henüz iyi notlar alamadıklarını, Ama gelecekte bunun değişebileceğini ve onlara inandıklarını söylediklerinde en başta kalem dahi tutamayan çocukların ülke çapında sınavda %95
'lik kısma girdiklerini anlatıyor.
Sadece ufak bir henüz kelimesi bu çocukların belki geleceğini kurtarıyor.
Gelişim zihniyetinde zeka övülmez, çalışma övülür.
Birisine ne kadar zekisin demek yerine ne kadar iyi çalıştın, bu harika bir şey denir.
Bu şekilde aslında farklı fırsatlara sahip insanlar arasında eşitlik sağlanmış olur.
Otomatik olarak çocukken her gece ebeveynlerinin okudukları kitapları dinleyerek uyuyan çocuklar okula başlayana kadar kitap yüzü görmeyenlere nispetle daha iyi performans sahibi olacaktır.
Ama kimsenin potansiyelini ya da zekasını övmeyip çabalarını övmeye başladığımızda dezavantajlı gruptan gelenler için de bir umut kapısı açılmış olur.
İkinci bir temel farklılık ise başarıyı görüş biçimleridir.
Sabitlenmiş zihniyet başarıyı kendini kanıtlamak için kullanır.
Zekasının, yeteneklerinin ve kusursuzluğunun bir işaretidir başarı.
Ve eğer ki bir şekilde başarı olarak gördükleri şeye kavuşurlarsa daha da başka bir şey istemezler.
Gelişim zihniyetine göre ise başarısızlık bile bir başarıdır aslında.
Çünkü her bir başarısızlık öğrenme fırsatıdır.
Başarılı olmaktan daha çok daha iyi biri olmaya çalışmakla meşguldürler.
Bu nedenle yeni atılımlardan, kimsenin seçmediği yolları seçmekten ve sürekli ilerlemekten korkmazlar.
Bir diğer farklılık ise sabitlenmiş zihniyetin çabayı küçük görmesi ve gizlemesidir.
Sabit zihniyet, zekaya inandığı için bir şeyi başarmak için çabalamanın onu aptal gibi göstereceğini düşünür.
Şu an okuldaki pek çok iyi not alan öğrencinin aslında sabit zihniyette olduğunu öğrenmiş olduk.
Hepimiz duymuşuzdur.
Ay ben çok çalışmadım.
Dün akşam uyuyakalmışım zaten laflarının.
Sonra bunları söyleyenler çok iyi notlar alınca kendimizi biraz aptal gibi hissetmiş olabilir ya da için için onlara kızmış da olabiliriz.
Gerçekte büyük ihtimal çok çalışmışlardı.
Fakat sınavda başarısız olurlarsa çok çalıştıklarını söylemenin onların zeki görünümlerine zarar vereceğini düşünüyorlardı.
Bu nedenle çalıştıklarını gizleme ihtiyacı doğuyordu.
Nereden mi biliyorum? Eh.
Gıcık olmayın ama ben de o insanlardan biriydim.
Şimdi fark ediyorum hatamı.
Korkularımın nasıl kurban olduğumu.
Zekayı yücelten bir toplumda kendime yer edinme çabamı.
Bu nedenle şimdi açık açık söyleyeceğim.
Bu podcastı yapmak için çok çalışıyorum.
Sadece bu podcastı değil, başarmak istediğim her şeyi başarabilmek için çalışıyorum.
Podcast için metinlerimin büyük kısmını yazıyorum.
Çünkü mikrofonun başına oturduğumda bütün kelimeler sanki zihnimden kaçıyor.
Bir sürü kitap ve makale okuyorum.
Fakat yine de o kitap ve makalelerdeki kelimeler zihnimde mükemmel bir sıraya dizilemiyor.
Onları o sıraya dizmek için özel bir çaba sarf etmem gerekiyor.
Sonunda bazen yine de memnuniyetsiz olabiliyorum.
Dışarıdan bakınca bu alanda muhteşem bir başarım yok gibi duruyor.
Fakat artık süreci övmeyi öğrendiğim için çalışmalarımdan ve bana gelen güzel geri dönüşlerden mutlu oluyorum.
Mutluluğumun ne kadar arttığını size anlatamam.
Gerçekten de ufak bir bakış açısı değişimi bütün hayatımı, yaptığım tüm işlere olan bakışımı ve gelecek planlarımı tam anlamıyla değiştirdi.
Belki de işlerimi ve yaşamımı kendimi geliştirebileceğim bir oyun alanı olarak görmeyi öğrendim.
Buradan yola çıkarak sizleri...
Genel olarak her bölüm yaptığım bir düşünce egzersizi yapmaya davet edeyim.
Büyük ihtimal hepimiz bir işten, okuldan ya da herhangi bir yerden reddedildik.
Sınavdan kötü not aldık, topluluk içinde yanlış bir hareket yaptık ve rezil olduğumuzu düşündük.
Tüm bunlardan sonra nasıl tepkiler verdiniz?
Ben başarısızım, bir hiçim diyerek içinize mi kapandınız yoksa ilerlemenin tam zamanı?
Daha öğrenecek ve doğru şey yapacak çok vaktim var diyerek ilerime atıldınız.
Peki bundan sonra bu tip durumlarda ne yapacaksınız?
Unutmayın yapılan son çalışmalar beynimizin de aynı kaslarımız gibi çalıştıkça güçlendiğini gösteriyor.
Öğrendiğimiz her yeni şey beynimizde yeni nöral bağlar ve yolaklar oluşturuyor.
Tüm bunlar fiziksel olarak beynimizde bir değişikliğe sebebiyet veriyorlar.
Bilim buna nöroplastisit ediyor.
Biz insanlar için bu süper güçlere sahip olmak gibi bir şey.
Kendi beynimizi gelişim zihniyetini kullanarak istediğimiz yönde değiştirebiliriz.
Yaşadığımız kötü deneyimlerin bizi tanımlamasına izin vermek yerine kontrolü elimize alıp bu deneyim sonrasını şekillendirebiliriz.
Başarısızlıktan korkmak yerine onu bir gelişme tecrübesi olarak görebiliriz.
Harika biri olduğumuzu kanıtlamaya çalışmak yerine daha iyi biri olmaya çalışabiliriz.
Ben de beynimi daha iyi yönde geliştirebilmek için çok korktuğum bir şey yapmaya karar verdim.
Resim çizmek. Çöp adamdan ötesini çizemeyen biri olarak çizim öğrenmeye niyet ettim.
Bunu da burada herkese duyuruyorum.
Hatta kardeşimle bir resim kursu araştırmaya başladık bile.
Bu benim için çok büyük bir mezun okumu olacak ama heyecanlıyım.
Daha önce yapabileceğimin hayalini bile kuramadığım bir şey yapmaya karar verdim.
Sanırsam gelişim tam olarak da böyle bir şey.
Beni Instagram'dan takip edenler arasında resimle ilgilenenler olduğunu biliyorum.
Eğer beni buradan dinliyorsanız bu resim çizme yolculuğumun başlangıcında neler yapabileceğime dair tavsiyelerinizi beklerim.
Eğer bu bölümü buraya kadar dinlediyseniz Carol Dweck'in TED konuşmasını dinlemenizi ve Mindset isimli kitabını okumanızı şiddetle öneririm.
Türkçeye aklını en doğru kullan şeklinde çevrilmiş.
Ben Türkçesini de aldım.
Fakat gerçekten korkunç bir çevirisi var.
Okumaya çalışırken kitaptan soğudum.
Bu nedenle bu bölümü yaparken yeniden İngilizcesini okudum.
Eğer birazcık İngilizceniz varsa bence İngilizce versiyonunu okuyabilirsiniz.
Çünkü dili basit.
Çok ağır bir dili yok yani.
Belki İngilizce versiyonunu satın almak sıkıntısı olabilir fiziksel bir kitap olarak.
Fakat internetten Gutenberg ya da Libgen gibi sitelerden ücretsiz olarak indirebilir.
e-kitap okuyucudan, bilgisayardan, tabletten her nerede isterseniz oradan okuyabilirsiniz.
Hem belki bu kitabı okumak da sizin İngilizcenizi geliştirmek için güzel bir sebep olur.
Hazır böyle gelişim zihniyetinden falan bahsettik.
Bence bunu İngilizcesinden okumaya çalışın.
Anlayamam diye korkuyorsanız bile.
Bölümü kapatmadan önce bir duyuru yapmak istiyorum.
Bu 10. bölümle birlikte Genel Sesler Podcast'inin ilk sezonunu kapatıyorum.
İkinci sezon çok ara vermeden yakın zamanda gelmeye başlayacak.
Yeni sezonda nasıl bir yol izleyeceğimse sürpriz olsun.
Ufak bir tanıtım bölümü çekeceğim onun için.
O zaman dinleyip haberdar olursunuz.
Fakat yeni sezon için oldukça heyecanlıyım.
Bu bölümlük söyleyeceklerim bu kadar.
Bana mail üzerinden ya da Instagram'dan etgenelsesler podcast olarak ulaşabilirsiniz.
Her zaman yorumlarınızı, yapıcı eleştirilerinizi bekliyorum.
Böyle böyle gelişeceğiz.
Birlikte gelişeceğiz inanıyorum ki.
Bana yazmayı unutmayın.
Şimdilik kendinize iyi bakın.
Yeni sezonda görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
