
Transkript
Cambly'in katkılarıyla Genel Sesler Podcast başlıyor.
Herkese merhaba, ben Bilge.
Nasılsınız? Umarım hepiniz çok iyisinizdir.
Bugün hedeflerimiz üzerine konuşacağız.
İyi bir hedef nasıl belirlenir?
Bu hedefe ulaşma yolunda hangi yardımcıları ya da motivasyonel gereçleri kullanabiliriz?
Hedefe ulaşmak için ilerlediğimiz o yolda, düştüğümüzde, motivasyonumuzu kaybettiğimizde, yorulduğumuzda nasıl yeniden ayağa kalkıp toplanabiliriz?
Odağımızı nasıl toplayabiliriz gibi sorulara aslında yanıtlar bulacağız.
Benim bilime ne kadar çok değer verdiğimi biliyorsunuz artık.
Bu bölümde de tamamen bilimsel veriye dayanan şeylerden bahsetmeye çalışacağım.
Bölümü hazırlarken ilham aldığım ana kaynak Andrew Huberman'ın hazırladığı Huberman Lab isimli podcastin hedeflerle ilgili bölümüydü.
Bazı çok güzel İngilizce kaynaklar var gerçekten.
Dinlediğim podcastlerden, okuduğum makalelerden çok fazla ilham alıyorum.
Andrew Huberman'ın hazırladığı podcastlerin gerçekten hem bilimsel verilere dayanan hem de bilmediğimiz bize çok fazla şeyi öğreten, ilginç bilgiler barındıran, hayatımızı kolaylaştıracak, bizi daha başarılı,
daha doyumlu bir insan, daha mutlu bir insan yapacak bilgiler barındırdığını düşünüyorum.
Ve bu kaynakların İngilizce olmasının da özellikle İngilizce bilmeyen kişilere ulaşmasının zor olduğunu biliyorum.
Bölümün ilerleyen dakikalarında İngilizce öğrenmenize yardımcı olacak ve sizi mutlu edecek güzel bir haber paylaşacağım.
Ama öncesinde hedeflerle ve hedeflerime ulaşmayla ilgili olan hikayemi paylaşmak istiyorum.
Ben dünyanın en disiplinli insanı olduğumu asla söyleyemem.
Zaten hepinizin bildiği gibi dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu denen bir rahatsızlıktan muzdaribim.
Ve çocukluğumdan beri dikkatimi toplamakta zorlanıyorum.
Bir şeye uymakta, bir hedefe düzenli olarak uymakta çok zorlanıyorum.
Hemencik dağılıyorum, bunalıyorum, hareket etmek istiyorum.
Bir yerde uzun süre oturmam mümkün değil.
Konuşurken, muhabbet ederken bile ara ara hatta böyle kayarım.
Arkadaşımla bir şey konuşurken bir anda ortamdan kopup sessizleşirim.
Hatta arkadaşlarıma bununla ilgili şey derim hep.
Lütfen kırılmayın. Bu sizden sıkıldığım için değil.
Tamamen benimle alakalı bir durum.
Çünkü bir şeye uzun süre odaklanıp uzun süre dinleyemiyorum yani.
Bu da benim zorlandığım şeylerden bir tanesi.
Tabii ki de böyle olduğunda daha uzun süreli hedeflere ulaşmak benim için çok daha zor oluyor.
Bir saat bile bir şeye odaklanmakta zorlanırken bir yıllık ya da 3-4 aylık bir hedefe uzun süre odaklanmak ve devam etmek benim için hiç kolay değil.
Hayatımda bazı şeyleri başardım, bazı hedeflerime ulaştım fakat bunlara ulaşırken gerçekten acı çektim.
Bu bölümü hazırlarken kendi kendime düşündüğüm şey şuydu.
Ben artık hedeflerime ulaşırken acı çekmek istemiyorum.
Yani böyle zorlana zorlana, acı çeke çeke bir şeyleri yapmak istemiyorum.
Bu işi en güzel şekilde halletmek, kendime saygı duymak ve etkisi kanıtlanmış şeyleri kullanarak kolayca, güzel bir şekilde hedeflerime kavuşmak istiyorum.
Tabii ki de iyi olan şeyler kolaylıkla gelmezler.
Bunu artık hepimiz biliyoruz.
Burada kolaylıktan kastım bir şeyin zorluğunun üzerinde bir zorluk yaşamamak.
Zaten bir hedefe ulaşmak istiyorsak bir tık zorlanacağız.
Ama iki değerinde zor olan bir şeyi neden beş değerinde bir zorluk muşçasına yaşayalım?
İşte bugün anlatacağım bu.
Bilimsel maddeler ve bazı vereceğim tüyolar sizin hedeflerinize ulaşırken daha fazla zorlanmanızın önüne geçecek.
Hatta belki de daha da kolaylaştıracak.
O yüzden hemen ilk maddeyle başlamak istiyorum.
Bunun ilk adımı spesifik bir hedef belirlemek olmalı.
Yani yapmak istediğiniz şeyi çok net bir şekilde belirlemeniz gerekiyor.
Diyelim ki şunu dediniz.
Artık uyku saatlerimi düzenlemek istiyorum.
Kitabımı yazmak istiyorum.
Her gün sağlıklı beslenmek istiyorum.
Benim durumumda podcastlerimi daha düzenli atmak istiyorum.
Veyahut da başka bir hedef.
Bu hedef net olmalı.
Hatta belki de bunu bir yere yazmalısınız.
Belirlediğiniz bu spesifik hedef birazcık size zorlayıcı bir hedef olabilir.
Çünkü hedeflerinizin sizi...
Bir miktar zorlaması aslında gelişiminiz için önemli bir madde.
Öğrenme ve hedefe ulaşma çabalarımız sırasında ortaya çıkan hayal kırıklığı, zorlanma gibi şeyler nöroplastistenin tetikleyicisi olabiliyor.
Nasıl? Bildiğimiz gibi insan beyni plastik yapıya sahip ve değişiyor.
Beynimizdeki nöral ağlar yeni deneyimler ve öğrenme ile şekil değiştirip aslında daha da gelişebiliyor.
Yani insan beyni...
değişen, evrilen ve büyüyen bir yapıya sahip.
Bir hedefe ulaşırken o yolda zorlanmamız, stres yaşamamız, belli bir düzeyde aksiyete yaşamamız aslında beynimizi daha da gelişmeye ve ilerlemeye zorluyor.
Şöyle diyor zihnimiz, ben bu zorluğu nasıl aşacağım?
Bunun üstesinden nasıl geleceğim?
Ve onun üstesinden geldiğinde Aslında orada yeni bir nörel ağ oluşuyor ve yeni bir öğrenme yolu oluşuyor.
Olduğumuz halimizden kendimizi daha ileriye taşımak, daha gelişmiş bir birey olmak istiyorsak belirlediğimiz bu spesifik hedefin bizi birazcık zorlaması gerektiğini unutmayın.
Yani kendinize çok kolay bir hedef seçmeyin.
Fakat bundan da önemlisi belirlediğiniz bu hedefin gerçekten takip etmek istediğiniz, gerçekten ulaşmak istediğiniz bir şey olması.
Yani aklınızda bu hedefle ilgili soru işaretleri olmaması gerekiyor.
Ben bunu yapmak istiyor muyum?
Evet istiyorum. Bu benim için uğraşmaya değer bir şey mi?
Evet değer. O halde ben bu yola ilerleyeceğim ve başka hiçbir şeye bakmayacağım.
Hedef belirlerken sadece bir tane hedefe sahip olmak bizi aslında çok daha başarılı yapıyor.
Ve bunun gerçekliğini kanıtlayan pek çok çalışma da var.
İnsanlar olarak biz biliyorsunuz multitasking yapabilen varlıklar değiliz aslında.
Aynı anda birden çok şey yapmak, aynı anda birden çok hedefe ulaşmaya çalışmak gerçekçi değil.
Gerçekten başarılı olmak istediğimiz, yapmak istediğimiz bir tane şey seçmek ve diğerlerini bir süreliğini göz ardı etmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Belki de bu hedef... ulaştıktan sonra diğerlerine de bakacağız ama öncelikli olarak bir tane hedefte kalıcı olarak ilerleme kaydetmeye çalışacağız.
Bu noktada bölümümüzün sponsoru Cambly'e değinmek istiyorum.
Diyelim ki sizin de İngilizce öğrenme hedefiniz var ki bence bu çok güzel bir hedef.
Benim hayatımda kendime yaptığım En iyi yatırım İngilizce öğrenmekti.
Şu an bu podcast'ı oluşturan bilgileri de İngilizce biliyor olmam sayesinde aslında öğrendim ve size ulaştırıyorum.
Diğer bölümlerimdeki çoğu şey İngilizce kaynaklardan geliyor.
Hayatta İngilizce sayesinde karşıma pek çok fırsat çıktım.
Ve İngilizce öğrenmenin en güzel adımlarından birisi de konuşarak pratik yapmak.
Ki Cambly bize bunu sunuyor.
Bildiğiniz gibi artık Kasım ayına çok yaklaştık ve bu dönemde Black Friday indirimleri başlıyor.
Black Friday'de maddesel bir şeyler satın almak ve daha fazla tüketmek yerine Cambly gibi kendinizi geliştirebileceğiniz ve geleceğinize yatırım yapabileceğiniz Bir yere yönelmek bence oldukça mantıklı.
Şu an Cambly'de Black Friday indirimi kapsamında.
Yılın en büyük ve son indirimi var.
Yıllık aboneliklerde %60 indirim elde edebiliyorsunuz.
Bu indirimi Sesler 60 koduyla hemen şimdi kullanabilirsiniz.
Tekrar ediyorum. Sesler 60 kodunu girdiğinizde Cambly'de yıllık aboneliklerde tam tamına %60 indirim elde etmiş olacaksınız.
Peki Cambly'de sevdiğim diğer özellikler ne?
Birazcık bunları da değinmek istiyorum.
Öncelikli olarak 7-24 İngilizce pratiği yapabilirsiniz.
Hatta bölümün içerisinde size gün içerisinde en motive ve en odaklı olduğumuz zamanlardan bahsedeceğim.
Belki de Cambly'i pratiklerinizi bu zamanlara yerleştirerek maksimum seviyede fayda sağlayabilirsiniz.
Aynı zamanda Cambly'in grup dersleri de var.
konforunda dünyanın dört bir tarafından benzer ilgi alanlarına sahip ve aynı İngilizce seviyesine sahip olduğunuz insanlarla bir araya gelip İngilizce olarak sohbet edip pratik yapabilirsiniz ve bu şekilde farklı kişilerle tanışma fırsatı
elde edebilirsiniz. Ve bunların hepsinden daha da iyisi Cambly'de ücretsiz kaynaklar da var.
Diyelim ki ücretle abonelik almadığınız ücretsiz olarak bir hesap oluşturarak pek çok kaynağa erişebiliyorsunuz.
Cambly'in yapay zekasıyla sınırsız İngilizce pratiği yapabiliyorsunuz veyahut Hatta farklı konularda bilgilere sahip olabileceğiniz kitapçıklara, farklı kaynaklara ve pratiklere erişebiliyorsunuz.
Tüm bunlardan faydalanmak isterseniz Cambly'in web sitesini açıklamalardaki linkten ziyaret edebilirsiniz.
Hedeflerimize ulaşmamıza yardımcı olacak.
İkinci maddemiz ise hedefi yazmak.
Fakat burada şöyle bir yanılgıya düşmemek gerekiyor.
Diyelim ki ben hedefimi yazdım, İngilizce öğrenmek istiyorum dedim ve bunu bir yere yapıştırdım veyahut da gözümün gördüğü bir yere koydum.
Zaman içerisinde onu gerçek göre göre sıradanlaştırıyormuşuz ve bu aslında bizi hedefe götüren bir şey olmaktan çıkıp gereksiz bir şeye dönüşüyormuş.
Bunun yerine diyorlar ki hedefinizi her gün yazın.
Yani bir yere yazıp bırakmak yerine sürekli yeniden yeniden her gün yazmak...
O hedefe ulaşmanız gerektiğini size kendinize hatırlatacaktır.
Ve bu şekilde aslında çok daha taze kalacaksınız.
O hedefe ulaşma isteğiniz aslında taze kalacak.
Bir diğeri ise bu yazdığınız şeyi kimseyle paylaşmamanız gerektiği.
Belki de kendinizde yeni bir hedef belirlediğinizde bunu sevdiğiniz insanlarla paylaşmak istiyorsunuz.
Gidip demek istiyorsunuz ki biliyor musun yeni bir kitap yazmaya başladım, biliyor musun yeni bir podcast yapmaya başladım, biliyor musun şu işe başvurmaya karar verdim.
Fakat bilim diyor ki bunu birileriyle paylaşmanız aslında sizin o hedefe ulaşma olasılığınızı düşürüyor.
Size olumlu geri dönüş verebilecek birisiyle bir hedefinizi paylaştığınızda garip bir şekilde aslında Ödül sisteminiz aktive oluyor ve bu ödül sistemi tetiklendikten sonra hızla dağıldığı ve kişinin
motivasyonunda düşüş gösterdiği gözlemlenmiş.
Yani kısacası bir hedefe ulaşmayı istiyorsanız bunu kimseyle paylaşmayın.
Mecbur kalmadığınız müddetçe elbette.
Bunu kendinize saklamak ve sonrasında başarıya kavuştuğunuzu görmek.
gerçek ödül sisteminizi aktive edecek ve sizi gerçekten mutlu edecek şey olmasını sağlayın diyorlar.
Şöyle geriye dönüp baktığımda insanlarla paylaştığım hedeflerimin çoğunu aslında başaramadığımı görüyorum.
Başardıklarımsa başarmak zorunda olduğum şeylerdi.
Fakat belki de söylemeseydim onları.
kendi içimde bir ilerleme kaydetmeye çalışsaydım, kendi kendimi içsel motivasyonumla doldurarak devam etseydim belki de başarılı olacaktım.
Bundan sonrasında gerçekten de kimseyle hedeflerimi paylaşmayı düşünmüyorum.
Bunun sebebi ise oldukça açık.
Çünkü o hedeflere kavuşmak istiyorum.
Üçüncü maddemiz ölçülebilir hedefler koymak.
Yani hedeflerimize ulaşmak istediğimiz zamanı belirlemek ve bu zaman içerisinde o hedef için bilinçli bir çaba göstermemiz gerekiyor.
Bunun için Andrew Huberman 12 haftalık yani 3 aylık döngülerin çok iyi olduğunu söylüyor.
Bu sürenin hedefi takip etme açısından oldukça mantıklı ve ölçülebilir olduğunu da altını çizmiş.
Yani bir hedefe ulaşmak için 12 haftalık bir plan çıkarmak ve bu plana uymak için bir azim çaba göstermek ve sonrasında dönüp bakmak 12 haftanın sonrasında ne kadarına ulaşabildim, ne kadarına ulaşamadım diye.
Elbette ki hedefimizin tamamına ulaşamayabiliriz.
Esnekliğe de değineceğim birazdan.
Hayatta karşımıza farklı şeyler çıkabilir.
Ne kadar çaba gösterirsek gösterelim, o hedefe tam ulaşamayabiliriz.
Tamamen olabilir bir şey.
Kendinize bunun için kızmayın.
Önemli olan elinizden gelenin en iyisini yapmak ve sonrasında bu zaman dilimi içerisinde hedefinize ne kadar yaklaştığınızı ölçümleyebilmek.
Çünkü eğer elimizde bir ölçüm tablosu olmazsa ne kadar ilerlediğimizi göremiyoruz.
Bu 12 haftalık süreçler sonrasında yeniden tekrar edilebilir.
Diyelim ki 3 aylık bir süreç içerisinde İngilizce'de A1'den A2 seviyesine çıkmayı hedeflediniz.
Ve belki buna yaklaştınız ama tam olarak olmadı.
Yeniden bu hedefi tekrar edebilirsiniz.
Veyahut da ulaştıysanız bu sefer A2'den B1'e veyahut da A2 seviyesinin yarısına kadar gelme gibi hedefler koyarak yeni bir 3 aylık periyot kendinize oluşturabilirsiniz.
Elbette bir hedefe ulaşmak için en önemli adımlardan biri de devamlılık.
Eğer devamlılığınız yoksa zaten hedeflerinize ulaşmanızı bekleyemezsiniz.
Bir işte devamlılık sağlama yolunda bize yardımcı olacak şeylerden bir tanesi kurşun bir kalemle bu hedefleri cümleler şeklinde yazmak.
Şimdi belki bu çok basit bir eylem gibi gözüküyor olabilir.
Bölümün başında her gün yazmaktan bahsetmiştim.
Bu beynimizde o hedefi tazelemek için yaptığımız bir şey.
Fakat kurşun kalemle yazıp da böyle işte benim şuna şuna...
ulaşma hedefim var dediğinizde bunun da o hedefe ulaşma sürecini güçlendirdiğini gösteren bilimsel çalışmalar varmış.
Şahsen bu çalışmaları ben kendim kişisel olarak okumadım fakat Andrew Huberman böyle olduğunu söylüyor.
Devamlılığın aslında ne kadar önemli bir şey olduğunu şu örnekten görebiliriz.
Diyelim ki 800 sayfalık bir kitap yazma hedefiniz var.
Bu hedef çok zor gibi gözükebilir öyle değil mi?
Yani 800 sayfa bu ne zaman bitecek, nasıl bitecek?
Ama yazarlara sorulduğunda nasıl bir kitabı yazdıklarını, nasıl bu kadar iş üretebileceklerini genelde şöyle yanıtlar veriyorlarmış.
Birincisi ilhamı beklemeyin.
Hemen oturun ve şu an çalışmaya başlayın.
İkincisi ise her gün şu kadar kelime veya şu kadar sayfa yazı yazacağım diye ölçülebilir bir hedef koyun.
Ve sonrasında bunu her gün devamlı olarak yapın.
İşte bu kadar basit. Mesela benim ilham beklemek gibi çok pis bir özelliğim var yaptığım işlerde.
İçerik üreticisi olmanın ve yaratıcı eylemlerle uğraşmanın bence en büyük triği burada.
Bu yazarlar olabilir, sanatçılar olabilir, bu tip işlerle uğraşan insanlar da bence aynı zorluğu yaşıyorlar.
İlham beklediğimiz sürece maalesef ki geride kalıyoruz ve üretimlerimiz düşüyor.
Aynı bir profesyonel gibi oturmak ve o işe hemen başlamak...
Asıl büyük ilhamdır aslında ve o işi devamlı olarak yapmak ise başarıya götüren bir araçtır.
Diyelim ki sizin çok satanlara girmek gibi bir hedefiniz var yazdığınız kitapla.
Sizin çok satanlara girip girmeyeceğiniz garanti altında alınamaz.
Ama yine de eğer öyle bir hedefiniz varsa öncelikli olarak bir kitabı yazmanız gerekiyor.
Öyle değil mi? O kitabı yazmak için de önce o hedefi parçalara ayırmanız, sonrasında her gün düzenli olarak o işi tekrar etmeniz gerekiyor.
Sonucunda ise çok satanlara girip girmeyeceğini zaten göreceksiniz.
Toplamak gerekirse devamlılık çok çok önemli.
Bir hedefe ulaşmak istiyorsanız ve bunun için de hedefi parçalara bölme yöntemini deneyebilirsiniz ki birazdan onun da üzerine daha geniş bir şekilde değineceğim.
Bir diğer maddemiz görselleştirmeyi kullanmak.
Şimdi diyelim ki bir hedefimiz var ve buna gerçekten çok ulaşmak istiyoruz ama motivasyon bulmakla zorlanıyoruz.
Neden motivasyon bulmakla zorlanıyoruz?
Öncelikli olarak bunun bir altını inceleyelim.
Bu işi gerçekten istiyor muyum diye kendinize bir daha sorun.
Bir daha sorun ve bir daha sorun.
Eğer gerçekten bu hedefe ulaşmaya istiyorsanız ki genelde bu kişiye içsel bir motivasyon getirir.
Ama ulaşmayı istediğiniz halde motivasyonu bulamıyorsanız ya da kendi kendinizi sabote ediyorsanız bu durumda görselleştirmeyi kullanmak oldukça güzel bir yöntem.
Benim burada öğrendiklerim arasında en ilginci negatif görselleştirmeyi kullanmaktı.
Yani şöyle söylüyor Andrew Huberman.
Oturun ve eğer bu işi yapmazsanız, şu an hedefinize giden yolda ilerlemezseniz, Günün sonunda ne olacak?
Siz nasıl bir başarısızlık yaşayacaksınız?
Nasıl bir hayal kırıklığı yaşayacaksınız?
Veyahut da kendinizi nerede bulacaksınız?
Oturun ve bunu düşünün diyor.
Bu negatif şeyleri düşünmek aslında sizin bu işi yapmaya ne kadar çok ihtiyacınız, o hedefe ulaşmaya ne kadar çok ihtiyacınız olduğu yönünde sizi motive edecektir diyor.
Negatif görselleştirme kendimizi daha hırslandırmak için hatta böyle o amiyane taburla gaza getirmek için kullanılabilecek bir şey.
Bir de Pozitif görselleştirme var.
Pozitif görselleştirme ise bence şu açıdan önemli.
Sürekli olarak o işin sonunda geleceğiniz yere, elde edeceğiniz şeyi düşünmek ve ona doğru akış sağlamak bir şekilde beynimizi sürekli o işle meşgul ediyor.
Zihnimiz sürekli onu düşündüğünde biz davranışlarımız ve hareketlerimizle o yönde eğilim göstermeye başlıyoruz.
Çünkü bir yere doğru kanalize olmak, beynimizi sürekli o işi kendimizi yaparken hayal edecek şekilde düşünmeye zorlamak, sürekli o işin sonunda elde edeceğiniz...
şeye düşünüp daha fazla o iş yapma yönünde istek elde etmemizi sağlayabilir.
Bence kesinlikle pozitif görselleştirme de en az negatif görselleştirme kadar güçlü bir yöntem.
Bir keresinde çok sevdiğim ve başarılı bulduğum hatta böyle mentorum gibi gördüğüm bir insanla konuşuyordum.
Ona iş hayatında başarısız olduğum noktaları ve beni üzen şeylerden bahsetti.
Bana şöyle söyledi. Yeteri kadar görselleştiriyor musun?
Neyi dedim? Dedi ki yapmak istediğin şeyleri yeteri kadar düşünüyor musun?
Gerçekten o alanda var mısın?
Gerçekten zikrin fikrin o mu?
Onunla yatıp onunla kalkıyor musun?
Sürekli ona ulaşmak için bir enerji var mı içinde?
O yöne doğru zihinsel bir enerji aktarıyor musun?
Ben dedim ki sanırım o kadar sık yapmıyorum.
İşte böyle olmaz dedi o da.
Eğer bir şeye doğru bir hedefe doğru ilerlemek ve onu gerçekten başarmak istiyorsan sürekli onu düşüneceksin, zihninde onu görselleştireceksin ve o yöne doğru enerjini akıtacaksın.
Bunun dediği gücünü sakın küçümseme.
Kendisi de zaten çok başarılı bir insan olduğu için bu söylediğinde son derece haklı olduğunu düşünüyorum.
Hedefimize ilerlerken kullanacağımız bir diğer madde.
Ödüllendirmek ve içsel motivasyonumuzu güçlendirmek.
Bu hayattaki en önemli ve en güçlü motivasyon türü içsel olan motivasyondur.
Eğer dışsal motivasyonlara sahipsek, bir şeyleri birini etkilemek ya da birilerine daha havalı görünmek için yapıyorsak ya da sadece ailemiz ve toplum istiyor diye yapıyorsak zaten o alanda başarılı olma olasılığımız çok
düşük. Başarılı olsak bile mutlu olma olasılığımız düşük.
Fakat içsel motivasyonlar gerçekten içten gelerek kendi arzun ve isteğinle yapılan işlerde başarıya ulaşma olasılığı var.
Çünkü bu çok güçlü bir araç.
Eğer gerçekten ne istediğinizi merak ediyorsanız podcast'ın bununla ilgili bir bölümü daha var.
Yapmak istediğim şeyi nasıl bulabilirim diye.
Orada kişinin isteme şeyinin nasıl şekillendiğini, içsel ve dışsel motivasyonların nasıl şekillendiğini anlatıyorum.
O bölümü dinleyebilirsiniz. Bu içsel motivasyonumuzu sağlarken kendimize yolda küçük küçük ödüller koymak da oldukça faydalı bir yöntem.
Diyelim ki hedefinizdeki bir işi tamamladınız.
Önümüzdeki 3 saat boyunca derin bir...
bir şekilde çalışacağım dediniz ve çalıştınız.
Bunun sonucunda belki kendinize küçük bir ödül koymak kendinizi daha iyi hissettirebilir.
Bu bir arkadaşınızla telefonda konuşmak olabilir, yemek pişirmek olabilir, bir kahve yapmak olabilir, YouTube'da birazcık vakit geçirmek olabilir.
Ufak tefek ödüllerle kendimizi ödüllendirin.
Bu şekilde dopamininizde bir artış olacak.
Biliyorsunuz ki dopamin arzunun, odaklanmanın ve aslında başarının da molekülü.
Dopaminle ilgili bir bölüm de yapmıştım.
Onu da dinleyebilirsiniz.
Ve bu şekilde aslında kendinizi ileriye götürecek araçları başarılı bir şekilde kullanmış olacaksınız.
Gelelim 8. maddemize.
Andrew Huberman diyor ki, hedefleri parçalara bölmek çok önemlidir.
Çünkü bir hedefe ilk baktığımda o bana çok büyük gelebilir.
Diyelim ki bir dağa tırmanmak istiyorum ve dağa baktığımda bu dağa kocaman gözüküyor.
Bunun tepesine nasıl tırmanacağım ben?
Fakat aslına bakıldığında mantık çok basit.
Adım adım tırmanacaksın. Diyelim ki benim İngilizce öğrenme hedefim var.
Sürekli burada örnek hedefler koyuyorum çünkü daha iyi anlatabilmek için.
Benim İngilizce öğrenme hedefim var.
Bunu bahsettiğim gibi 12 haftalık bir periyoda yerleştirdim ve nerede, ne zaman, ne kadar öğreneceğimi belirledim.
Ve gün içerisinde de benim her...
Her gün 3 saat İngilizce çalışmam gerekiyor.
Fakat 3 saat oturup İngilizce çalışmak bana çok zor geliyor.
Çok basit. O zaman bunu 15 dakikalık parçalara ayırın.
Şunu sorun kendinize.
Ben ne kadar çalışabilirim?
Ben maksimum odaklı olarak 15 dakika, 20 dakika, belki 10 dakika çalışabilirim.
O halde o 3 saati bu şekilde küçük parçalara bölerek çalışmaya başlayın.
Zaten ilk 15 dakikayı çalıştıktan sonra kendinize şöyle diyeceksiniz.
Aa bunu başarabildim.
O halde bir ikinci 15 dakika daha yapabilirim.
Üçüncüsünü daha yapabilirim.
Belki ertesi gün bu 15 dakikalık periyodu 20'ye sonra 25'e sonra 30 dakikaya çekeceksiniz.
Biraz da aslında önemli olan başlayabilmek.
Onu zaten yapmaya başladığınızda bir şeyi öğrenmekten ve ilerliyor olmanın tadını aldığınız için ilerlemeyi arzu edeceksiniz.
Öğrendiğim bir diğer ilginç bilgi ise gün içerisinde sirka diyen ritmimize göre motivasyon ve odağımızın arttığı böyle tam olarak en tepe noktasına ulaştığı bazı saatler var.
Yale Üniversitesi'nde 2019 yılında yapılan bir araştırmaya göre gün içerisinde motivasyonumuzun ve dikkatimizin en yüksek olduğu zamanlar uyandıktan yarım saat 3
saat ve 11 saat sonrası.
Bölümün başında söylediğim belki Cambly'den aldığınız seansları o dakikalara veyahut da o saatlere planlayabilirsiniz.
Bir hedefinizin olmasından veyahut da çalışıp çalışmamanızdan bağımsız olarak her şekilde uyandıktan yarım saat, 3 saat ve 11 saat sonra motivasyonunuz ve odağınız artıyor.
Bu dediğim gibi sizin biyolojiniz ve sirka diyen ritminizle ilgili.
Elbette ki bu saatlere hedeflerinizi veyahut da çalışma zamanlarınızı koyamıyor olabilirsiniz.
Bu çok normal. Diyelim ki işe gidiyorsunuz veyahut da başka bir sorumluluğunuz var.
Kendinizi illa ki bu zamanlarda çalışacağım diye odaklamayın.
Fakat fırsatınız varsa bu zamanları değerlendirmek elbette ki sizin motivasyonunuzu ve üretkenliğinizi arttıracaktır.
Zaten bir hedefi ilerleme yolunda.
Esnek olabilmeyi de öğrenmek gerekiyor.
Hayat gerçekten önümüze farklı şeyler çıkartabilir.
Bir sıkıntı olabilir, sevdiğimiz bir insanın düğünü olabilir ve onun için şehir dışına gitmemiz gerekebilir.
Başka bir şeyle uğraşmamız gerekebilir, çocuğumuzun bir durumu olabilir.
Hedefler esneyebilir.
Elimizden gelen en iyi şeyi yapacağız.
Fakat hayatın önümüze getirdiği şeylere karşı da esnek olmayı öğreneceğiz.
İlla ki kendimizi insanüstü bir çaba sarf etmeye zorlayıp da üstesinden gelemeyeceğimiz durumlara karşı kendimizi suçlamayacağız.
Aslında bu şekilde biraz da öz şefkat pratiği yapmış oluyoruz.
Yani kendimize anlayış göstermiş oluyoruz.
Zaten esneklilik hayatın her yerinde çok önemli.
İnsan ilişkilerinden tutun da başarıya giden yolda ve pek çok alanda aslında sorarsanız.
O yüzden... Çok da fazla kendi üzerinize gelmeyin.
Baş edemeyeceğiniz durumlarda kendinize karşı şefkatli olun ve bir adım geri atmayı öğrenin.
Ve en son olarak da benim kendime ait birkaç tane görüşü sizinle paylaşmak istiyorum.
Kişinin bir hedefe veyahutta amaca ulaşmasına yardımcı olan en temel şey disiplin sahibi olmak bence.
Fakat disiplin sahibi olmak oldukça sıkıcı ve bazen de imkansızmış gibi görülebiliyor insanların arasında.
Disiplinli olmak... Kendimize olan güvenimizi arttıran, bizi çok daha aslında iyi hissettiren bir şey.
Ama çoğumuz öz disiplin denen şeyden yoksunuz.
Elbette bunun üzere bir yaşadığımız dünya, kullandığımız teknolojiler ve yetiştirilme tarzımız olabiliyor.
Sürekli dışsal nedenlere sorun atfetmek de bizi istediğimiz yere götürmüyor.
Daha disiplinli olmak için benim kendime uyguladığım birkaç tane şey var.
Dediğim gibi ben çok disiplinli bir insan aslında değilim.
Bundan çok zorlanıyorum. Ama disiplinli olan bakış açımı değiştirdi.
Bu yönde daha olumlu adımlar attığımı fark ettim.
Nasıl mı? Disiplin dediğimde aklıma böyle çok katı, her şey dakikası dakikasına uyan ve askeri bir ortamdaymışçasına çalışan biri gelmiyor.
Disiplin aslında benim kendime şefkat gösterme şeklim.
Neden peki şefkatle disiplini bağdaştırdım?
Bir hedefe ulaşmak, hayal ettiğim yere gelmek, başarılı olmak ya da daha sağlıklı, daha motive bir olmak Benim istediğim şeyler ve ben bunlara kavuştuğumda daha mutlu olacağım, daha iyi bir hayata sahip
olacağım. Bunlara kavuşmak içinse neye ihtiyacım var?
Disiplinli olarak bir şeyleri yapmaya ihtiyacım var.
O halde ben disiplinli olarak kendime şefkat gösteriyorum.
Kendime yardımcı oluyorum.
Kendimi daha ileriye götürmek konusunda ilerleme kaydediyorum.
Bu nedenle kendime sık sık şunu söylüyorum.
Disiplinli olmak zor ve kötü bir şey değildir.
Disiplin... benim kendimi sevdiğimin en önemli göstergesidir.
Disiplininle ilgili bir diğer şeyim ise onu kimlik haline getirmek.
Bunu da James Clear'ın Atomik Alışkanlıklar isimli kitabında okumuştum.
Diyordu ki eğer bir şeyi alışkanlık haline getirmek istiyorsanız önce onu kimliğiniz yapın.
Yani diyelim spor yapmak istiyorsanız şunu söyleyin ben bir sporcuyum.
Eğer kitap okumak istiyorsanız Ben okumayı seven biriyim.
Eğer sigara içmemi bırakmak istiyorsanız ben sigara içmeyen biriyim.
Bu sizin kimliğiniz olsun.
Kendinizi bununla tanımlayın.
O yüzden disiplinle ilgili de kendime şunu söylüyorum.
Her ne kadar öyle olmadığımı az önce söylesem bile içten içe ben disiplinli biriyim.
Ya da ben disiplinli olmaya çabalayan birisiyim.
Bu şekilde disiplini kendi kimliğimiz haline getirmek de aslında onun kalıcı bir alışkanlık olmasında ve yaşam tarzımızda yerleşmesinde yardımcı oluyor.
Dediğim gibi bütün bunları yaparken de yine esnekliğinizi kaybetmemeye çalışın.
Hayatın getirilerine karşı çok da katı olmayın ve kendi üzerinize çok fazla gitmeyin.
Bu bölümde bahsedeceklerim genel olarak bu şekildeydi.
Biliyorum hepimizin küçük büyük bir sürü hedefe ulaşmak istediği pek çok yer var.
İnanın o size zor gelen yerler aslında o kadar da zor ve uzak değil.
Bazen oturduğumuz yerden dağın tepesine doğru baktığımızda oraya ulaşmak çok uzun, yorucu ve insanı bitirici bir eğlenmiş gibi gelebilir.
Ama bir adımı diğer adımınızın önüne attığınızda, yavaş yavaş ilerlediğinizde ve yolda zorlandığınız zamanlarda öğrendiğiniz bu ufak tüyoları kullandığınızda, birazcık okuduğunuzda, destek aldığınızda
ve bakış açınızı değiştirdiğinizde zilveye ulaşmanın...
kadar da zor olmadığını göreceksiniz.
Başarılı olmak, disiplinli olmak, hayalimizdeki hedefe ulaşmak acı verici bir eylem olmaktan çıkabilir.
Tam aksine bizi dolduran, mutlu eden ve daha iyi bir versiyonumuz olmamıza yardımcı olan bir şeydir.
Bu şekilde Düşüncenizi, bakışınızı değiştirin ve hayalinizdeki yere doğru durmadan ilerleyin.
Kendinizden, kendinize inanmaktan sakın vazgeçmeyin.
Bayağı motivasyonel bir konuşmayla gördüğünüz gibi bölümü kapatıyorum.
Bu bölümü aynı diğer pek çok bölümüm gibi kendim için de kaydettim.
Ara ara açıp dinleyeceğim bu maddeleri çünkü hatırlamaya ihtiyacım olacak.
Bu sene içerisinde kendime çok farklı ve yeni hedefler koydum.
O hedefleri kavuşmayı ve gerçekten başarılı olmayı çok istiyorum.
Hepinizi çok seviyorum. Bu bölümü dinlediğiniz için teşekkürler.
Eğer bölümü sevdiyseniz sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın.
Instagram hikayelerinizde paylaştığınızda veyahut da bana yazdığınızda hepsini görüyorum ve çok mutlu oluyorum.
Podcast ile ilgili fikirlerinizi veyahut da tavsiyelerinizi yapıcı eleştirilerinizde etgenelseslerpodcast instagram...
hesabından bana iletebilirsiniz.
Cambly'in katkılarıyla Genel Sesler Podcast burada bitiyor.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
