
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölüm devam edebilmek için kendine destek listeleri arayanlar için. Şimdiden keyfili dinlemeler :)
Hedeflerine ulaşmak ve daha huzurlu bir hayat için benimle çalışmak ister misin? Mindfulness koçluğu formu: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=sharing&ouid=112314129287768021996
Kitap kulübüne katıl:
https://www.shopier.com/32954138
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
Transkript
Altyazı M.K.
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge ve bu podcast'te kitaplardan, felsefeden, psikolojiden ve sanattan ilhamla hayatı sorguluyorum.
Bir yandan bana iyi gelen şeyleri anlatırken bir yandan da hayatta karşılaştığım sorgulamalara bulduğum yanıtları sizlerle paylaşıyorum.
Bu bölümde zor zamanlarımda bana iyi gelen reçetelerimi sizlerle paylaşacağım.
Aslında böyle bir bölüm yapmak aklımda yoktu.
Geçen gün Instagram'da bir story paylaştım.
etmiş gibi hissettiğimden bahsettim.
Ve böyle zamanlarda bana iyi gelen şeylerin bir listesini yazdım.
Bu hikayeye o kadar çok yorum geldi ki bu konuyla ilgili bir podcast yapmanın çok iyi olacağını düşündüm.
Çünkü hayatın doğası gereği hepimiz akışta pek çok sorunla karşılaşıyoruz.
Bazen kendimizi çok mutsuz hissediyoruz, tükenmiş hissediyoruz, yaratıcılığımızı kaybetmiş gibi hissediyoruz.
Hatta bazen kendimizden koptuğumuzu hissediyoruz.
Aslında bize iyi gelen şeyler hayatımızın bir yerlerinde hep bizi bekliyor.
Her zaman kendimizi yeniden toparlayacak, yeniden hayatın içine karıştıracak veyahut da iyi hissetmemizi sağlayacak şeyler var.
Fakat biz genelde bunları unutuyoruz.
E biliyorsunuz ki zihni ilacı yazmaktır.
Ben de bana iyi gelen şeyleri unutmamak için sürekli yazıyorum ve bunları kendimce reçetelestiriyorum.
Hatta bununla ilgili tuttuğum bir defterim var.
Şimdi tam olarak bir yöntemi nasıl kullandığımı, nasıl bana iyi gelen şeyleri bulduğumu ve zamanı...
Geldiğinde onları heyvemden nasıl tekrardan çıkartıp kullandığımı size tek tek anlatacağım.
Ama önce son zamanlarda içinde olduğum durumdan biraz bahsedeyim.
Yaklaşık böyle 2026'ya girdiğimizden beri kendimi gerçekten de yaratıcı anlamda çökmüş gibi hissediyorum.
Sanki böyle bir zamanlar yüzden fazla podcast bölümü kaydeden, yüzlerce video çeken, içerik hazırlayan, bu alanda bir sürü iş ortaya koyan kişi ben değilmişim gibi.
Sanki o benden farklı biriydi, o çok daha akıllıydı, çok daha iyiydi, daha iyi hissediyordu, daha yaratıcıydı ve ben öyle değilmişim gibi geliyordu.
Tabii ki de bu... Zihnimin bir yanılsaması ve bunun sebebi de biliyorum ki çok uzun zamandır kendimle ilgilenememem.
Çünkü o kadar çok çalışıyorum ki.
Günde bazen 10 saat 12 saat çalışıyorum ve zihnim sürekli yapmam gereken şeylerin listesiyle dolu.
Mecburiyetlerim bana iyi gelen şeylere vakit ayırmama engel oluyor.
Yanlış anlaşılmasın şikayetçi değilim.
Çok severek yaptığım bir işim var.
Böyle bir işe sahip olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum.
Burada amacım şikayetlenmek değil sadece hayatın dengesini bulamadığım için içine düştüğüm durumdan kendimi nasıl kurtardığımı anlatmak.
Önce tam da böyle zamanlar...
kullanmak için hazırladığım reçetelerimi nasıl hazırladığımı size anlatacağım.
Sonrasında ise size birkaç tane reçetemi okuyacağım.
Podcast'ı dinlediğinize göre okuyan, bir şeyleri anlamaya çalışan ve kendinizi geliştirmeye çalışan bireyler olduğunuzu farz ediyorum.
Ve zaten bir şeyleri okuyorsanız, tüketiyorsanız, izliyorsanız, araştırıyorsanız mutlaka size iyi gelen şeylerle karşılaşıyorsunuz.
Benim burada bazı kategorilerim var.
Mesela ne bunlar? Bana iyi gelen deneyimler, kitaplar, bölümler, diziler, belgeseller, filmler, substack yazıları, internet makaleleri, podcastler, YouTube videoları.
Bunların hepsi aslında hayatımızda bir yerlere dokunuyor.
Bazen bir deneyim yaşıyorum ve diyorum ki ya bunun ne kadar çok ihtiyacım varmış, daha sık yapmalıyım.
İçimdeki çocuğa iyi geldi.
Hemen bunu defterime not alıyorum.
Diyorum ki işte deniz kenarında yürüyüşe çıkmak beni daha mutlu hissettiriyor.
Ya da bir YouTube videosu izliyorum ve diyorum ki...
Aslında ne kadar kendime yüklendiğimi fark ettim burada öğrendiğim şeylerle.
Ve hemen bunu not alıyorum defterime.
Diyorum ki şöyle bir YouTube videosu vardı ve bana bunu hatırlattı.
Mesela Kurtlarla Koşan Kadınlar kitabının 340.
sayfası bana yaratıcılığımı yeniden kazanmakla ilgili çok şey söylüyor.
Normalde o kitabı okuyup bir kenara kaldırsaydım o sayfayı yeniden hatırlayamazdım.
Ama defterime not aldığım için işte 340.
sayfa yaratıcılık. diye not aldığım için bunu sürekli olarak hatırlıyorum ve geri dönüp dönüp okuyabiliyorum.
Ya da mesela bazı belgeseller var.
Özellikle en sevdiğim, yaratıcılıkla ilgili olan Hayao Miyazaki ve Balıkçıl diye bir belgesel.
Orada Miyazaki'nin son animesi Balıkçıl nasıl yaptığını, işte üzerindeki baskıyla nasıl mücadele ettiğini izliyoruz.
Bunun dışında yine çok sevdiğim Netflix'teki Stats diye bir belgesel var.
Dediğim gibi bana iyi gelen bütün bu deneyimleri, öğrenmeleri, okumaları defterime not alıyorum ve bana neden iyi geldiklerini de yazıyorum.
Sonra bunları farklı başl... altında topluyorum.
Mesela ne gibi başlıklarım var diye soracak olursanız.
İlk ve en çok kullandığım listemin adı şu.
Mutsuzluktan Ölüyorum, Dopamine İhtiyacım Var listesi.
Bir diğeri Yaratıcılığım Öldü Mü listesi.
Bir diğeri Hayatta Neyin Önemli Olduğunu Hatırlamam Gerektiğinde Yapmam Gerekenler listesi.
Ve şu sıralar en sık kullandığımdan bir tanesi de Yapay Zeka Çağında İnsan Kalmak İstiyorum listesi.
Daha önceden bu listeleri kimseyle paylaşmamıştım.
O yüzden böyle çok özel bir şeyimi açıyor gibi hissediyorum şu an size.
İlham olması açısından bu listelerin şimdi sizlerle maddelerini de paylaşacağım.
Önce Instagram story'imde bahsettiğim yaratıcılığım öldü mü?
Yeniden nasıl yaratıcılığımı geri kazanırım?
Listesindeki maddeler şunlar mesela.
Toprakla temas etmek.
Çünkü ne zaman toprakla temas etsem kendimi yeniden bu dünyaya ait hissediyorum.
Doğayı hissediyorum.
Aslında bu dünyadan geldiğim, bu topraktan geldiğimi hissediyorum.
Benim içimde garip böyle bir mistik bir enerji uyandırıyor diyebilirim.
O yüzden benim için önemli bir deneyim, önemli bir an.
İkincisi bahsettiğim Hayao Miyazaki ve Balıkçıl belgeselini izlemek.
Üçüncü maddem Netflix'teki Abstract belgeselindeki birinci sezon altıncı bölüm ve ikinci sezon birinci bölümü yeniden izlemek.
Dördüncü maddem Kurtlarla Koşan Kazınlar kitabının 340.
sayfası Nehirdeki Yangın bölümünü tekrar tekrar okumak.
Beşincisi birkaç gün kesinlikle sosyal medyaya girmemek.
Çünkü korkunç bir kıyas batağına düşürüyor ve orada tükettiğim içeriklerin elimde olmadan, fark etmeden hatta kendi içerikleri...
yansıdığını fark ediyorum. Yani orijinal bir şey üretmemi engelliyor bence.
Ve son olarak da çocuk kitapları okumak.
Çünkü çocuk kitaplarının bu dünyadaki en yaratıcı işler arasında olduğunu düşünüyorum.
Düşünsenize sadece işte 10-15 sayfa ve belki de maksimum 20 cümleden oluşan bir kitap okuyorsunuz ve o size bir şey öğretiyor.
Çocuk kitapları bazen beni ağlatıyor, bazen güldürüyor, bazen neyin önemli olduğunu hatırlatıyor ve insanın kelimelerle neler yapabileceğine bir kez daha şahit oluyorum.
Bu nedenle çocuk kitapları okumak da kesinlikle yaratıcılığımı arttıran şeylerden bir tanesi.
Bir diğer bahsettiğim reçetem Mutsuzluktan Ölüyorum Dopamine İhtiyacım Var reçetesi.
Burada ise ne yapıyorum? Öncelikle sevdiğim bir şeyi satın alıyorum.
Biliyorsunuz ki alışverişten gelen dopamin son derece ucuz ve kötü bir dopamin.
Bu tuzağa düşmenizi asla istemem.
Ama böyle uzun zamandır almak istediğiniz, aklınızda olan ama alsam mı almasam mı diye bir türlü bilemediğiniz bir şey varsa ve onun size iyi geleceğini hissediyorsanız gidip o bir tane şeyi almak gerçekten size iyi hissettiriyor.
En azından benim durumum da böyle.
İkinci yaptığım şey sevdiğim dizileri yeniden izlemek.
Avrupa Yakası, Friends gibi bana nostaljik hissettiren dizilere bayılıyorum.
Anksiyetimi, kaygımı alıp götürüyor.
Üçüncü maddem güneş ışığı almak.
En büyük dopamin kaynaklarından bir tanesi bence.
Böyle güneşin altına hatta uzanmak içinlere mümkünse.
Dördüncü maddem koşuya çıkmak veya yürüyüş yapmak.
Çünkü gerçekten egzersizle birlikte salgıladığımız mutluluk hormonları var ve bize iyi geliyor yani.
İyi hissediyoruz ve bu çok sağlıklı bir şey aynı zamanda.
İnsan vücudu cidden muhteşem.
O yüzden bu trikleri kullanmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Ve son olarak da bana en iyi gelen şeylerden bir tanesi bir ritüel gerçekleştirmek.
Benim böyle bazı ritüellerim var kendi içimde.
Bunlardan bana en iyi gelense ev ritüeli.
Bu tam olarak şöyle bir şey.
Ben tek yaşıyorum ve bu evde kendime ait bir düzenim var.
Bu evin benim mağaram olduğunu, benim alanım olduğunu düşünüyorum.
Böyle kötü hissettiğim zamanlarda bir günümü sadece evime ayırıyorum.
Sabah kalkıyorum. Kısa
Önce bir toparlıyorum, temizliyorum.
Sonra çekmeceleri açıyorum.
Görmediğim yerlerde ne gibi dağınıklıklar var.
Beni rahatsız ettiğini hissediyorum çünkü onları.
Mesela ben bir şey görmüyorum.
Orada bir bozukluk var ve sanki o...
Bana iyi gelmiyor. Yani onu görmem, o dağınıklıkları düzeltmem, evimi derleyip toparlamam, fazlalıkları atmam.
Sanki ruhumdan da böyle bazı fazlalıkları alıp götürüyor.
Evi toparladıktan sonra tütsüler yakıyorum, sevdiğim müzikleri açıyorum, biraz meditasyon yapıyorum.
Bu böyle bir gününü kapsayan bir ritüele dönüşüyor.
Ve gerçekten de o günün sonunda yenilendiğimi hissediyorum.
Bence özellikle tek yaşıyorsanız bu ritüeli gerçekleştirmenizi öneririm.
Yani oturduğunuz yerle kurduğunuz bağ, oturduğunuz, yaşadığınız alana gösterdiğiniz ilgi, aynı zamanda kendinize gösterdiğiniz bir ilgi, kendinizle kurduğunuz bir bağ.
Ya böyle çok karmaşık insan gerçekten.
Doğayla, evimizle, çevremizle, her şeye bağlantılıyız ve o bağlantılara saygı duymak gerektiğini düşünüyorum.
Bir diğer bahsettiğim listem neydi?
Hayatta neyin önemli olduğunu hatırlamam gerekiyor listesi.
Çok sık kullanıyorum bunu da.
Buradaki maddelerim de kardeşimi ve uzak dostlarımı aramak.
Daha doğrusu ilk maddem bu. Çünkü bazen hayatta neyin önemli olduğunu unutuyorum.
Daha böyle maddesel şeylere yöneldiğimi, ekonomik sorunlarla daha fazla kafa yorduğumu ve sürekli iş iş iş peşinde koştuğumu görüyorum.
İşte öyle zamanlarda bu listeye dönüyorum.
İkinci maddem burada sevdiğim arkadaşlarımla akşam yemeğine çıkmak.
Dünyanın en keyifli şeylerinden bir tanesi.
Self-date yapmak.
Bu sefer dışarı çıkmak ve kendimle Aynı yakın bir arkadaşımla vakit geçiriyormuş gibi vakit geçirmek.
Dördüncü madde benim Lila diye bir kedim var.
Eski dinleyicilerim bunu biliyor zaten.
Lila ile oyun oynayacağımız zamanlar için hazırladığı bir Spotify listem var.
O listeyi açıp Lila ile böyle yere uzanıyorum ve saatlerce oyun oynuyorum.
Ve diyorum ki işte hayat bu anlardan ibaret.
Tam böyle hissettiren şey.
Yani hayatı bunun için yaşıyorum diye hissettiren anlardan biri oluyor.
Bir diğer maddem çocukken çok sevdiğim ama annemin sağlığa çok önem verdiği için asla yememize izin vermediği renkli kremalı cupcakelerden yemek.
Biliyorum dünyanın en sağlıklı şeyi asla değil ama bana hayattaki o küçük anları, mutlulukları, neyin önemli olduğunu hatırlatıyor.
Ve son olarak da manzarası olan bir yere gitmek.
Özellikle deniz. Denizi çok seviyorum.
Deniz kenarına gitmek, uzun bir yürüyüş yapmak ya da dağda çıkmak olabilir.
Yaşarken ailemle sık sık Uludağ'a giderdim.
Ve orada gördüğüm manzara, işte mevsimlerin geçişi, her mevsimle birlikte doğanın değişen renkleri bana yaşamda neyin önemli olduğunu hatırlatırdı.
İnsanın doğayla kurduğu bağın çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Hani bu Japonların çok ünlü bir orman banyosu var ya, Shinrin-yoku diyorlar.
Hatta böyle iç arasında bile gidiyorlarmış ormana yürüyüşe.
Bir ağacın altında oturup sadece duruyorlar.
İşte böyle bir orman banyosu veya doğa banyosunu sık sık yapmamız gerekiyor.
İnsanlığımızı hatırlamak.
Nereden geldi? doğamızı hatırlamak için.
Son paylaşacağım listem de yapay zeka çağında insan kalmak istiyorum listesi.
Bence buna herkesin çok ihtiyacı var.
Çünkü yapay zekanın düşünme becerilerimizi yok etmeye başladığını, yaratıcılığımızı da söndürmeye başladığını görüyorum.
İnsanlar sürekli yapay zeka ile bir şeyler yaptırmaya çalışıyorlar ve de onu böyle arkadaşları, dostları gibi kullanıyorlar.
Bu benim için insanlığım adına bir tehlike.
Yapay zekayı sadece günümü optimize etmek, işte takvimimi düzenlemek, egzallerimi falan düzenlemek için kullanıyorum.
Herhangi bir duygusal bir şey için veyahut da yaratıcılık...
isteyen bir iş için kullanmıyorum.
Bu listenin ilk maddesi nefes egzersizi yapmak.
Aslında nefes egzersizini bütün listelere de ekleyebilirim.
Müthiş sinir sistemini rahatlatan bir şey çünkü.
İnsan olduğumuzu hatırlatan bir şey.
Bir diğeri sadece kendim için yazmak.
Yani hiçbir yerde yayınlamayacağım işte bir Reels metni olmayan, podcast metni olmayan sadece kendim için bir şeyler yazmak yani.
Öylesine yazmak. Zaten genelde böyle kendim için yazdığımda ortaya çok farklı şeyler çıkartabiliyorum.
Üçüncüsü klasik müzik dinlemek.
Bence klasik müzik İnsanlığın yaptığı en iyi şeylerden bir tanesi.
Küçükken çok sıkılırdım hatta nefret ederdim ama yaşım büyüdükçe her seferinde hayran kalıyorum.
Beni çok farklı yerlere götürüyor klasik müzik.
Ve genelde dinlediğim müziklerin, sanatçılarının hayatlarını da böyle okumayı seviyorum.
İşte o müziği nasıl yaptığını, nasıl bestelediğini biliyorum aslında.
Bu bana müthiş derecede iyi geliyor.
İnsanın yapabileceği şeylerin ne kadar güzel olduğunu gösteriyor.
Bir diğeri boyama yapmak.
Çocukken yaptığımız ama yetişkinlikte de bence ihtiyacımız olan aktivitelerden bir tanesi.
Evinde bir sürü boyama kitabı var.
Pastel boyalar, sulu boyalar falan da var.
Bunları son iki senede aldım eve ve gerçekten çok iyi geliyor.
Bir diğeri rüyalarımı yazmak.
Rüya görmek o kadar insani bir şey ki.
Ve aynı zamanda bence rüyalar...
bize kendimizle ilgili çok fazla şey anlatıyor.
Şu sıralar Joseph Campbell'ın Kahraman Sonsuz Yolculuğu isimli kitabını okuyorum ve o kitapla ilgili de size hatta bir bölüm yapacağım.
Kitapta Joseph Campbell aslında mitlerin ve rüyaların bilinçaltımıza dair ne kadar çok şey sakladığını söylüyor.
Şu sıralar bilinçaltıma çok büyük bir ilgi duymaya başladım ve rüyalarımı yazmak aslında bana rüyalarımın neler anlattığını, bilinçaltımın bana söylemeye çalıştığı şeyleri gösterdi.
Mesela bazen rüyamda bir şey görüyorum, sabah uyanır uyanmaz.
Hiç unutmadan direkt onu yazıyorum.
Sonra dönüp yeniden okuduğumda son zamanlarda rahatsız olduğum ama bir türlü fark edemediğim bir şeyi görüyorum mesela orada.
Ya da mesela başlamak istediğim ama bir türlü başlayamadığım bir şeyin zamanının geldiğini görüyorum.
Bunlar böyle çok kişisel şeyler.
Bu nedenle daha fazla derine inmek istemiyorum.
Ama düzenli olarak rüyalarınızı yazdığınızda bazı paternler göreceğinize...
kendinize, özellikle de bilinçaltınıza dair bazı şeyleri fark edeceğinize eminim.
Ve son olarak da en sevdiğim şeylerden bir tanesi şiir ezberlemek.
Yani bunun aslında kimseye faydası yok.
Sadece keyfine yapıyorum.
Sevdiğim şiirleri ezberlemek bana çok iyi geliyor.
Kendi kendime sesli sesli bazen bu şiirleri okuyorum.
Yine bana insan olduğumu hatırlatan şeylerden bir tanesi.
Şimdi bölümü kapatmadan önce son zamanlarda en sevdiğim şiirlerden bir tanesini sizlere okumak istiyorum.
Gerçekten de insanın ruhuna dokunan ve yapay zeka bunu yapamaz dedirten bir eser.
Şiir Borges'e ait.
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya...
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu.
Hayali olanların yerine, yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de anı yaşayın. Hiçbir yere yanında su, şemsiye ve paraşüt almadan gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum, ölüyorum.
Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Beni dinlediğiniz ve burada olduğunuz için hepinize çok teşekkür ederim.
Eğer bu bölüm size ilham verdiyse sosyal medyada paylaşıp beni etiketleyebilirsiniz.
Gördüğümde çok mutlu oluyorum.
Eğer siz de benim gibi reçeteler yazarsanız belki benimle paylaşırsınız.
Bunları da görmek beni gerçekten çok sevindirir.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize çok çok iyi bakın.
Hoşçakalın. En
uygun paketi hemen keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
