
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Hayatta henüz yaşanmamış her şey belirsizdir. Ama biz belirsiz olandan korkmaya eğilimliyiz. Çünkü bilmediğimiz her şey biz de endişe ve anksiyete uyandırıyor. Oysa elde etmeyi hayal ettiğimiz her şey; başarı, yaratıcılık, yeni insanlar ve deneyimler o belirsiz alandan bizi bekliyor. Bu bölüm de hayatın belirsizliğine karşı nasıl dayanıklılık ve esneklik geliştirebileceğimizi konuşuyoruz. Belirsiz olandan korkmadan nasıl güzel bir hayat yaşayabiliriz sorusuna yanıt arıyoruz. Kitap Kulübüne Katıl : https://superpeer.com/bilgesen/collection/kitap-kulubu-felsefe-edebiyat-ve-psikoloji-uzerine-okumalar*******Bana yazın: genelsesler@gmail.comINSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Sıcak bir yaz akşamından sizlere sesleniyorum.
Hava o kadar sıcak ki birazcık akşamın gelmesini bekledim kayda almak için.
Ama şunu hesaba katmadım.
Evimin alt katında iki tane kafe var ve oradan çok fazla ses ve gürültü geliyor.
Yaz olduğu için akşam dahi olsa camları, kapıları kapatmam mümkün değil.
Öteki türlü nefes alamıyorum.
Şu an büyük ihtimalle arkadan bir ambiyans sesi gibi insan sesleri geliyor olabilir.
Elimden geldiğince temizlemeye çalışacağım.
Ama gerçekten de temizleyebilecek miyim?
İstediğim kadar ses pürüzsüz olacak mı bilmiyorum.
Bilmiyorum demişken aslında bugünkü konumuza birazcık parmak basmış oldum.
Bugün bilinmezlik ve belirsizlik üzerine konuşacağız.
Herhalde insan doğası belirsizliğe karşı büyük bir dayanıksızlık gösteriyor.
Bundan önceki bölümlerimden birinde de söylemiştim.
Bir defasında bana terapistim en güçlü insanın belirsizliğe karşı dayanıklı olan insan olduğunu söylemişti.
Nedense konu belirsizlik olduğunda hepimiz bir aksiyete yaşıyoruz ya da geleceğe dair bir endişe dalgasının içine çekiliyoruz.
Oysa ki hayattaki her şey belirsiz.
Parasız mı kalacağım?
Hasta mı olacağım? Dünyanın sonu gelecek mi?
Yalnız kalacak mıyım?
Doğru insanla karşılaşacak mıyım?
Bu işin sonu iyiye gidecek mi?
Gibi bir sürü soru var zihnimizde ve hiçbirinin doğru bir yanıtı yok.
Ne olacağını bilmiyoruz.
Belki ben böyle konuşunca birazcık daha içinizdeki aksiyeti uyandırmış olabilirim.
Ama öncelikle bir gerçeklere parmak basmak istiyorum.
Sonrasında ise belirsizlikle nasıl mücadele edeceğimizden zaten bahsedeceğim.
Şöyle bir gerçek var ki hayattaki yaşanmamış her şey belirsizdir.
Belirli olan tek şey ise yaşadıklarımızdır.
Belki yeni bir kişiye aşık oluyoruz, çok mutlu olacağımızı zannediyoruz ama gerçekten olacak mıyız?
Belki yeni bir iş kuruyoruz, çok zengin olacağımızı zannediyoruz ama gerçekten olacak mıyız?
Olabiliriz, olmayabiliriz.
Gerçekleşmeyen her şey aslında bir belirsizliğin içerisindedir.
neyin kesin olduğunu asla bilemeyiz.
Bunun için kahin ya da müneccim falan olmamız gerekirdi.
Böyle şeyler de gerçekten var olmadığına göre geleceği bilmek ciddi anlamda imkansız.
O halde bizim mantıksal olarak belirli bir hayat yaşamamız mümkün olmadığına göre ama aksi bir şekilde belirsizliğe karşı da çok dayanıksız olduğumuza
hesaba kattığımızda bu hayatı nasıl yaşayacağız?
Önce birazcık kendimden örnek vermek istiyorum.
Kendi yaşadığıma baktığımda normal insanlardan daha da büyük bir belirsizlik görüyorum aslını sorarsanız.
İşim maaşlı bir işte çalışmıyorum.
Belli bir ay sonunda maaşını aldığım ya da şöyle olacak böyle olacak diye planlar kurabildiğim bir işe sahip değilim.
Bir yandan üniversite okumaya çalışıyorum ama yaşım birazcık geçtiği için.
Yani geçmek derken çok da yaşlı değilim aslında.
26 yaşındayım ama sınıf arkadaşlarıma göre oldukça yaşlıyım.
Bu okuduğum okulla birlikte ne yapabileceğim?
Bu okulu bitirebilecek miyim?
İşle birlikte yürütebilecek miyim?
Hayalimdeki gibi akademik alanda bir şeyler başarabilecek miyim?
Bilmiyorum. Aynı şekilde yaşadığım hayatı pek fazla ailem desteklemiyor.
Onlarla aram gelecekte nasıl şekillenecek?
Bunu da bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var.
Elimdeki şeylere odaklandığımda genelde hep başarılı oluyorum ve bir şekilde hallediyorum.
Başıma gelen her şeyin üstesinden gelebiliyorum.
Bundan tam bir sene önce yani Temmuz ayında yine çok daha farklı bir hayat yaşıyordum ve kendim için yeni bir şeyler planlıyordum.
O zamanki belirsizlik daha da büyüktü.
O zaman dönüp baktığımda şu ana kadar gelen süreci gözlemliyorum ve kendi kendime diyorum ki aslında korktuğum hiçbir şey başıma gelmedi.
Başıma gelen ufak tefek şeylerle de gayet iyi bir şekilde baş ettim.
Biz zannediyoruz ki endişelendiğimiz şeyler belirsizliğin sonucunda başımıza gelmesi muhtemel şeyler hayatımızın sonunu getirecek.
Ama gerçekten gerçek hayatta hiçbir şey zihnimizdeki kadar kötü değil.
Bunu da kim söylüyordu? Stavroji filozof Epictetus söylüyordu sanırım.
Yanlış bir referans vermiş de olabilirim ama onun sözü olması gerekli.
Hiçbir şey hayal ettiğimiz kadar kötü değildir diyordu.
Gerçekten de öyle. Tüm bu yaşadıklarım ve belirsizliğin içerisinden geçerken aslında hiçbir şeyin hayalimdeki kadar kötü olmadığını deneyimlemem geleceğe dair de bana büyük bir esneklik
ve kendime karşı bir güven kazandırdı.
Bir defasında bir arkadaşımla konuşuyordum.
Şu anda iletişim... de olmadığım ama bir zamanlar gerçekten de iyi anlaştığım bir insandı onunla gelecek hakkında belirsizlik hakkında konuşuyorduk ve bana şey dedi senin hayatın çok belirsiz ne yapacağın belli
değil işte ben böyle yaşayamazdım gerçekten senin ne yapacağını bilmemek beni bile rahatsız ediyor ve o zaman buna çok şaşırmıştım çünkü benim hayata karşı bakışım şu şekilde bugün bir şeyi seviyor
olabilirim fakat bunu yarın sevmeyebilirim Bugün bunu yapmak istiyor olabilirim, yarın bunu yapmak istemeyebilirim.
Büyük bir hayalle bir işe başlamış olabilirim.
Bu iş iyi de gidebilir, kötü de gidebilir.
Tüm bunlara, tüm bu olasılıklara açığım.
Hatta artık zihnimde öyle bir noktaya geldim ki, başıma çok kötü bir olay geldiğinde, çok kötü bir haber aldığımda, şey diyorum, bu sonsuza kadar sürmeyecek.
Bir şey beni çok mutlu ettiğinde de aynı şeyi söylüyorum.
Yine bu sonsuza kadar sürmeyecek.
Hayattaki her şey gelip geçici.
Ve bu belirsizliklerin içerisindeki korkularımız da aynı şekilde gelip geçici.
Yaşamda hiçbir şeyin kalıcı olmadığını bilmek ve onun bu doğasıyla barış sağlamak da aslında benim belirsizlikle barış sağlamamda büyük bir katkı sağladı ve yardımcı oldu diyebilirim.
Belirsizliğe karşı zihnimizi esnettiğimizde ve geleni gideni olduğu gibi kabul ettiğimizde daha mutlu bireylere dönüşebiliyoruz.
Anksiyete, panik atak, korku bunların üstesinden daha büyük bir rahatlıkla gelebiliyoruz.
Bir şeyleri kaybetme korkumuz daha aza indirgeniyor.
Yeni şeyler yapabilme kapasitemiz artıyor.
Bence yaratıcılık, güzel şeyler, ağlamak, gülmek, yeni bir şeyler ortaya koymak hepsi ama hepsi o belirsiz alanda var oluyor.
Ne olacağını bilmediğimiz o alanda hepsi yatıyor.
Eğer kendimizi konfor alanımızdan asla dışarıya çıkarmazsak ve bilinmezliğin içerisinde yüzmeye başlamazsak gerçek potansiyelimizi ve gerçekte neler yapabileceğimizi asla keşfedemeyebiliriz.
O yüzden ben şunu söylüyorum.
Belirsizlik içerisinde güzel bir hayatı barındırır ve ona kucak açmak da kendimiz için yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri olabilir.
Ben bunları derken aklınıza şu da gelmiş olabilir.
Yani bizi bu çok korkutuyor.
Bir sürü şey yaşadık. Dünyanın geleceğinin ne olacağını bilmiyoruz.
Finansal durumumuzun ne olacağını bilmiyoruz.
Çocuklarımızın gelecekleri iyi olacak mı?
Bizim geleceğimiz iyi olacak mı?
Bilmiyoruz. Yaşadığımız ülkenin ve dünyanın gidişatından memnun değiliz.
Çünkü bunlar olup biterken ve hayat gerçekten toz pembe değilken nasıl bilirsiz olanla barış ilan edebiliriz?
İşte bunlar için sunacağım alet çantamda beklettiğim birkaç tane aslında ne diyeyim?
Birkaç tane alet var elimde ve bence bu aletleri kullanmak size de bana da çok yardımcı olacak ki bana zaten oldular.
Birincisi şu endişe etmeyi bir bırakalım.
Bizler aklımıza kötü şeyler geldiğinde ve bilinmeyeni düşünmeye başladığımızda işte gelecekte yaşlanıp hasta olacak mıyım, işim ne olacak, hayatım nereye gidecek diye düşünmeye başladığımızda bir anda bir
endişe denizin içerisine yüzmeye başlıyoruz.
Zannediyoruz ki... Endişelenmek sorunlarımıza çözüm olacak.
Bunu bilinçli bir yerden belki yapmıyoruz ama bir şekilde bilinç altımızda o endişeyi kendimize çekiyoruz ya da kendimiz o endişenin içerisine çekiliyoruz.
Şunu bilin, endişelenmek bizi hiçbir şekilde kurtarmaz.
Şöyle bir şey hayal edelim, uçağa yetişmeniz gerekiyor ve trafiğe takıldınız.
Gidemiyorsunuz, trafiktesiniz, yapacak hiçbir şeyiniz yok.
Ve uçak da kaçıyor ve siz arabanın içerisinde deli gibi endişeleniyorsunuz.
Uçağa yetişebilecek miyim? Uçak kaçacak mı?
İşte biletim yanacak mı?
Bu endişe o trafiğin çözülmesine yardımcı olur mu?
Hayır asla olmaz.
Aslında endişelenerek boşuna enerji kaybederiz.
Kontrolümüz olmayan şeyler üzerinde endişelenmeyi kesmek ve güzel enerjimizi oraya harcamamak birinci maddemiz.
İkincisi ise kontrolümüz olan şeylere odaklanmak.
Kontrolümüz olan şeylere odaklanmak aslında yine bir stoik davranış.
Stovacılar bunu çok öneriyorlar.
Geleceğe dair belirsizlik endişesi içimi kapladığında genelde şunu fark ediyorum.
Bu endişe beni ne zaman yakalasa ben hep şu anki hayatımda aslında ipleri elimden kaçırmış halde buluyorum kendimi.
Yani nasıl? Belki yeteri kadar çalışmadığımı fark ediyorum.
Belki yeteri kadar plan program yapmadığımı.
yeteri kadar sevdiğim insanlara vakit ayırmadığımı, yeteri kadar kendime yatırım yapmadığımı görüyorum.
Yani kontrolüm olan şeylere odaklanıp aksiyon almadığımda aslında geleceğe dair daha büyük bir endişe duymaya başlıyorum.
Şu anımı eğer kontrol altına alırsam, şu an yapabileceğimin en iyisini yaparsam ve kontrolümün altındaki şeylere odaklanırsam geleceğe dair endişe...
Elimde hafiflemeye başlıyor.
Çünkü şunu biliyorum, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.
Ve elimdekini en iyi şekilde değerlendiriyorum.
Bu açıdan bakıldığında şu ana odaklanmak ve şu an yapabileceklerimizi yapmak çok çok önemli.
Mesela şöyle bir şey yapabilirsiniz.
Geleceğe dair finansal bir endişeniz mi var?
Alın elinize kağıt kalemi ve buna dair şu an yapabileceğiniz aksiyonları düşünüp yazın.
Ya da işte akademik olarak bir endişeniz mi var?
İlişkilerinizle ilgili endişeniz mi var?
Beni biliyorsunuz yazmayı hep çok severim.
Yazmanı iyileştirdiğini düşünürüm ki bununla ilgili koskoca bir podcast bölümü dahi yaptım.
Alın yine elinize kağıdı kalemi yazın neler yapabileceğinizi düşünün.
Şu an içinde bulunduğunuz durumlara karşı verebileceğiniz tepkiler sizin elinize.
Kontrolünüzün altındaki şeylere odaklanmayı tercih edin.
Elinizde olmayan şeylere endişelenmektense.
Ve tam bu noktada bir başka pratik daha hayatımıza dahil olabilir.
Mindful yaşamaya çalışmak.
Ben farkındalıkla yaşamanın her zaman mümkün olduğunu elbette ki düşünmüyorum.
Bu zaten oldukça zorlayıcı olurdu.
Ama şu ana odaklanmaya çalışmak.
Ve bunu böyle, bunu şey bir yerden söylemek istemem asla.
İşte meditatif olun, sürekli anın tadını çıkarmaya çalışın.
Yani bazen hayat çok kötü de gidebilir ve o anın tadını çıkarmak da istemeyebiliriz.
Ve bu çok normal bir durum, çok okey bir durum.
Kastettiğim şey şu. Her zaman elimizin altında güzel bir şeyler olabilir ve her zaman odaklandığımız anda bizi mutlu eden bir şeyler vardır.
Mesela ben kedim Lila ile evde oynadığım zaman çok anda olduğumu hissediyorum ve o ana odaklanmak bana iyi geliyor.
Bu anın içerisindeki küçük mutlulukları yakalamak, belki camın önündeki o çiçeği sulamak, belki evcil hayvanınızla oynamak, kitap okumak sizi mutlu eden bir şeye...
Odaklanmak ve o anın içerisinde var olmanın da geleceğe dair belirsizlik korkusunu azalttığı gözlemlenmiş.
Birazcık daha farkındalıklı yaşamaya çalışmak da bence bizim elimizdeki şeylerden biri.
Son olarak ise şunu hep hatırlamanızı istiyorum.
Belirli ve aşırı güvenlikli bir alanda başarıyı, yaratıcılığı ve gerçek anlamda mutluluğu bulamayız.
Belirli ve güvenli olmak...
belirli ve güvenli bir hayat yaşamaktır ve hep o alanın içerisinde kalmaktır.
Benim bir tane komşum var.
Kendisini çok severim.
37 yaşında şu an kendisi.
Genelde evinde yaşar.
Hep aynı şeyleri tekrar eder.
Hep aynı rutini yapar ve başka hiçbir şey yapmaz.
Ben kendisiyle neredeyse 9 yıldan beri falan tanışıyorum ve 9 yıldan beri onun hayatında belirsiz ve güvensiz neredeyse hiçbir şey olmadı.
Hep aynı hayatı yaşıyor.
Aynı rutinleri yapıyor. yılın aynı zamanlarında aynı ritüelleri gerçekleştiriyor.
İşte köye gider bazı zamanlar.
Bazı zamanlarda başka bir şeyler yapar.
Ben bile artık onun ne yaptığını çok iyi biliyorum.
Hiçbir şey yapmadığı için 9 yıldan beri de aslında hep aynı hayatı yaşadı ve yeni hiçbir şey hayatına katılmadım.
Çünkü bu 9 yıl sürecinde yani onunla tanıştığımdan beri ben o kadar çok şey yaptım ki bir öğne ya da yerme babında bunu anlatmıyorum.
Yanlış anlaşılmasın lütfen.
Elbette ki herkes mutlu olduğu hayatı yaşamalı ama eğer zaten podcast'i dinliyorsanız Böyle monton bir hayat yaşamaktansa daha farklılıklara açık, belirsizliğin içerisinde de var olarak yeni şeyleri elde
edebileceğiniz bir hayat yaşamak istiyorsunuz demektir.
O nedenle bu örneği veriyorum.
Dediğim gibi o güvenli alanın içerisinde kaldığımız müddetçe sadece güvenli ve konforlu bir alanda kalmış oluruz.
Belirsizliğin içerisindeki başarıyı, yaratıcılığı yakalayamayız.
Araştırmalar gösteriyor ki beyin belirsizliktense fiziksel acıyı tercih ediyor.
Yani beynimiz bizi sürekli güvenli bir alanda tutmak için elinden geleni yapıyor.
Belirsiz bir durumla karşılaşmaktansa bir tarafın acımasını, yaralanmasını dahi tercih edebiliyor.
Düşünebiliyor musunuz? Bu bizim için yani insan beyni için o kadar büyük bir tehdit ki belki o belirsizlik aksiyetesinde bu çok iyi açıklıyor.
Biz varoluşumuza karşı bir savaş veriyoruz.
Belirsizlikle savaştığımız zaman.
Varoluşun sıradanlığından kurtulmak, bize verilen hayattansa daha farklı bir hayat yaşamak istiyorsak bir şekilde belirsizlikle barış ilan etmemiz gerekiyor.
Tam bu noktada yine kendi hayatımdan bir örnek vermek istiyorum.
Bundan 10 ay önce başka bir şehre taşındım.
Hayatım boyunca doğup büyüdüğü şehirden başka bir yere geldim.
Ve ilk geldiğim zamanlarda çok küçük bir kazancım ve gerçekten hani...
Ne yapacağını bilmediğim bir hayatım vardı.
Bu şehirdeki kimseyi tanımıyordum.
Hatta geçenlerde bir arkadaşımla bir kafede oturuyorduk.
Ona şöyle dedim. Buraya ilk taşındığımda bu kafenin önünden geçmiştim ve insanlar kapının önünde oturmuş tatlı yiyor, çay içiyor birbirleriyle muhabbet ediyorlardı.
Ben de kendi kendime demiştim ki acaba ben de bir gün burada arkadaşlarımla oturup bu şekilde muhabbet edip tatlı yiyip bir şeyler içer miyim?
Ve bunların hepsi oldu.
Bütün o endişelendiğim, belirsizlik içerisinde gördüğüm her şey hep güzel yerlere çıktı.
Umarım bundan sonrasında da böyle olmaya devam eder.
Güzel arkadaşlar edindim, çok iyi insanlarla tanıştım.
Kötü insanlarla tanıştım ki bu hayatın doğasıdır.
Hiçbir şey, hiçbir zaman mükemmel değildir.
Üzüldüm, ağladığım zamanlar da oldu.
Ama çok güldüm, çok güzel vakit geçirdiğim zamanlar oldu.
İşim tahmin ettiğimden daha da iyiye gitti.
Kendimi daha da il geliştirdim.
Acaba ben bu kirayı ödeyebilir miyim diye bu evi tutmuştum.
Hatta korkuyordum yani yapamam diye.
Ve şu an çok daha farklı hayallerim var.
Çok daha farklı şeyler inşa etmek, kurmak istiyorum.
Kendimi finansal olarak belli bir noktaya taşıyabildim ve daha da ilerisine götürebileceğimi de biliyorum.
Yani anlayacağınız buraya gelirken yalnız kalmak, evsiz kalmak hatta ve hatta aç kalmak korkusuyla geldim.
Tüm bu belirsizlik yumağı üzerimdeydi çünkü.
Ama şimdi tüm bunları aşabildiğimi görmek beynime o kadar iyi geldi ki bence nöroplastistem değişti.
Yani şu an yine sıfırdan başka bir şehre taşınacak olsam ve sıfırdan bir hayat kuracak olsam bu korkuların taşırım yine ama çok düşük bir noktada taşırım.
Şunu bilirim yeni bir yere gitsem de sıfırda olsa elimde yeniden bir şeyleri inşa edebileceğimi, başarabileceğimi, yeni arkadaşlıklar kurabileceğimi bilirim.
Çünkü artık bunu öğrendim.
Fakat bunu yaşayarak öğrendim.
Sürekli eğer bu korkunun içerisinde paralize olup, bu anksiyetiyle yaşayıp hiç adım atmasaydım ne şu anki sahip olduğum hayatıma sahip olurdum ne de hayata karşı bu esnekliği, bu özgüveni geliştirebilirdim.
Daha özgüvenli bir birey olabilmek için neler yapabileceğimizi görmek gerekiyor.
O belirsiz alana girip...
Bazen düşüp bazen kalkıp yıldan yaşamın içerisinde var olabileceğimize kendimizi ikna etmemiz gerekiyor diye düşünüyorum.
Bölümün sonunu birazcık böyle motivasyonel bir konuşmaya çevirdiğimi farkındayım ama...
Küçük bir hayatım var kendime ait.
Burada sizlerle de ara ara zaten ondan parçaları paylaşıyorum.
Fakat bu hayatın içerisinde yine yaşadığım bu küçük deneyimler bence bana çok fazla şey öğretiyor.
Umarım siz de kendiniz yaşayarak, bir şeyleri başararak, hayal ettiklerinizle kavuşarak kendinizi yeni baştan, yeniden ve yeniden değiştirip inşa edebilirsiniz.
Yeniden söylemek istiyorum.
Hayat doğası gereği belirsizdir ve yaşanmamış her şey.
Belirsiz bir alanda bizi bekler.
O yüzden çıkın olduğunuz yerden derim.
Bakın birazcık şöyle camdan dışarıya bakın.
Neler yapabilirsiniz bir düşünün yazın.
Ve korkmayın hiçbir şey korktuğunuz kadar kötü olmayacak.
Doğamızın ve beynimizin bize her zaman oyunlar oynadığını ve belirsizlikten nefret ettiği için bizi aksiyeteye boğduğunu unutmayın.
Düşüncelerimizin gerçek olmadığını ve tahmin ettiğimizden daha da iyi olabileceğimiz gerçeğiyle de...
Bence barışın derim.
Bugün söyleyeceklerim aslında genel olarak böyle.
Böyle bu bölümü hazırlarken çok çok fazla bir şeyler okuma ihtiyacı hissetmedim.
Nedense kendi kendime konuşmak istedim.
Çünkü bu belirsizlikle mücadele benim hayatımın çok merkezinde olan bir şey.
Ve bizzat deneyimlediğim üstesinden gelmeyi bir noktada.
ondan korkmamayı başardığımı düşündüğüm bir şey umarım size de geçmiştir anlattıklarım bir de bir şey daha söylemek istiyorum bir iki bölüm önce de söylemiştim bizim bir kitap kulübümüz var superpeer.com üzerinden veriyorum
bu kitap kulübünü açıklamalar kısmında linkini bırakacağım orada çok güzel bir topluluk var aynı zamanda kitap kulübünün bir telegram grubu da var oradan da birbirimize iletişimde kalıyoruz aynı zamanda çok yakın bir tarihte
Kitap kulübü dışında da Superpeer üzerinden yeni atölyeler vereceğim.
Henüz konuları tam belli değil ama bunlar büyük ihtimalle yaratıcılık, zaman yönetimi olabilir, ilişkiler gibi konular üzerinden ilerleyecek.
Bütün bu atölyeleri ben vermeyeceğim.
Bazılarını da elbette ki uzman kişileri de çağıracağım.
Eğer yeni yapılacak olan atölyelerden de haberdar olmak istiyorsanız açıklamalarda bıraktığım linkten ücretsiz olarak abone olup bunlardan haberdar olabilirsiniz.
Eğer abone olursanız yeni atölyelerden haberdar olma ve...
Onlara katılma ihtimaliniz de artar.
Bugünlük söyleyeceklerim bu kadar.
Yeniden sizlerle burada olmak çok güzel.
Yaklaşık bir aylık bir ara vermiştim çünkü.
Her seferinde her hafta yeni bölüm gelecek diye söz veriyorum.
Ama sonrasında bir ay ara veriyorum.
Gerçekten sürekli yalan söyleyen bir sevgili gibi hissediyorum kendimi.
Kusura bakmayın lütfen.
Hepinizi çok seviyorum.
Umarım en kısa zamanda yeniden görüşürüz.
O zamana kadar kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. En
uygun paketi hemen keşfedin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
