
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bir türlü gerçekleşmeyen beklentilerimiz, içimiz kaplayan başarısızlık hissi ve kendimizle mücadelemiz. Bu bölüm bütün bunları masaya yatırıyoruz. Ve kendimize şu soruyu soruyoruz: Başarısızlıklarımla nasıl baş edebilirim? Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Podcast Danışmalığı İçin: genelsesler@gmail.com'a mail atabilirsiniz.
Mindfulness Koçluğu Almak İçin: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=header
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Kitap kulübüne katıl: https://www.shopier.com/32954138
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
(Gelen mailleri okumaya bayılıyorum)
Transkript
Altyazı M.K.
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Bugün başarısızlık, beklentiler ve hayatta kendini geride hissetmek üzerine konuşacağız.
Normalde bu hafta için böyle bir bölüm planım yoktu.
Geçen haftadan beri tamamen farklı bir konu üzerine araştırma yapıyordum ve o konu üzerine bir bölüm kaydedecektim.
Araştırmalarımı yaptım, gerekli okumalarımı yaptım, notlarımı aldım, bölümümü kaydettim.
Editlemeye başladım ve bugün böyle editin son 5 dakikası falan varken bilgisayarım birden kapandı.
Sabahtan beri şu an bu bölümü kaydederken saat 13.27 ve ben herhalde sabah 7'de falan uyandım.
7'den beri bölümü. editlediğimi düşünürsek bayağıdır mesai yapıyordum.
Ve bilgisayarı yeniden açtığımda o güzelim kaydettiğim editinin son kısmı kalan bölümün artık olmadığını fark ettim.
Hiçbir şekilde hani baktığımda bilgisayarın içerisindeki dosyalara falan da hani kurtarılamadığını ve yok olduğunu kabullendim.
Tabii ki de bu kabulleniş beni yıktı.
Gerçekten hani oturup hüngür hüngür ağlayacaktım.
Çok da heyecanlıydım o bölümü yayınlamak için.
Hatta böyle Instagram'da falan bile duyurmuştum.
Tam böyle sinirlerim bozuk, tamamen hiçbir şey yapmamak üzere masamdan kalkıyordum ki aklıma başarısızlık, hayal kırıklıkları ve beklentilerle ilgili spontan bir bölüm kaydetmek geldi.
Tabii ki de benim yaşadığım bu olay bir başarısızlık göstergesi değil ama içimde bıraktığı his böyle bir his.
Yani kendimi bir anda başarısız ve yetersiz hissettim ve tamamen...
dış sebeplerden dolayı bunu hissettim.
Ve bu duygunun ara ara beni ne kadar çok yokladığını tahmin dahi edemezsiniz.
Fakat biliyorum ki sizden aldığım mesajlara göre bu konuyla ilgili zorlanan aramızda çok fazla insan var.
Benim siz sorduğunuz konseptli bazı bölümlerim var.
Orada sizden gelen soruları yanıtlıyorum.
Bu tip. Bölümler kaydedeceğimi duyurduğumda en çok gelen sorulardan bir tanesi başarısızlık, hayatta geç kalmışlık, bir türlü beklediği yere ulaşamamakla ilgili sorular geliyor.
Ve genel olarak aslında bütün bunlara böyle tamamen dediğim gibi spontan bir şekilde kendimce yanıtlar sunduğum hem kendimi hem de sizi teselli ettiğim bir bölüm kaydetmeye çalışacağım.
Zamanında benim başarı üzerine kaydettiğim bir podcast'im vardı.
Ve o podcast'ta aslında başarıya ulaşmanın yolunun azmetmek olduğunu, ve ne kadar çok bir konuda sebat sahibi olursak o kadar onunla ilgili başarıya ulaşabileceğimizi anlatıyordum.
Bunun dışında yine ara ara başarıdan bahsettiğim çok fazla bölümümde oldu.
Ancak başarısızlık üzerine böyle tam anlamıyla konuştuğum bir bölüm de yok.
Ve bu bölümünde bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Çünkü maalesef ki hayatta başarıdan daha çok başarısızlıkla karşılaşıyoruz.
Hatta belki yüz defa başarısız oluyoruz ve...
Bir tane bunun karşılığında başarı elde edebiliyoruz.
Başarılar başarısızlıklarımızla birlikte aslında bize geliyorlar.
Ve bu yüzden de bu durumla baş etmenin, bunu kaldırabilmenin çok önemli bir psikolojik dayanıklılık göstergesi olduğunu düşünüyorum.
Hepimizin hayattan beklentileri var.
Mesela benim kendimle ilgili özellikle beklentilerim çok yüksektir.
Bazen kendime karşı o kadar talepkar, o kadar mükemmeliyetçi oluyorum ki hani dışarıdan birisi benim kendime nasıl konuştuğumu duysa, kendinden neler beklediğimi duysa şaşırır.
Geçen gece böyle yine yatakta chatçi bir diliyle konuşurken söyleseydim dedim.
Sence benim zayıf yönlerim neler?
Bu arada... Küçük bir fact.
Chad GPT beni terapistimden daha iyi tanıyor yüksek ihtimalle.
Ve demiş ki mükemmeliyetçi bir yanın olduğunu düşünüyorum.
Hem iş hayatında hem de özel hayatında kendine dair çok yüksek beklentilerin var.
Bu başarıya ulaşmana katkı sağlasa da...
aynı zamanda en ufak bir başarısızlıkta kendine karşı acımasız olmanı, sürekli bir yeterince iyi değilim hissini beraberinde getiriyor.
Bu mükemmeliyetçiliğin ve beklentilerin zaman zaman tükenmişlik ya da tatminsizlik hissetmene yol açabiliyor.
Tam olarak benim özetim bu arada bu.
Burada böyle beklentilerden bahsederken aslında işle ilgili ya da parayla ilgili beklentilerden bahsetmiyorum.
Özel hayatımızla ilgili, dış görünüşümüzle ilgili, ilişkilerimizle ilgili, sosyal hayatla ilgili pek çok farklı beklentimiz ve başarı kriterimiz olabilir.
Şimdi ben bu bölümde başarı nedir ve ne değildir ya da ne yaparsak başarılı oluruz, ne yaparsak başarısız oluruz gibi konulara girmeyeceğim.
Daha çok bizim içimizde başarısızlık hissettiren şeylerle nasıl baş edebileceğimiz üzerine konuşacağım.
Çünkü asıl önemli olanın bu olduğunu düşünüyorum.
bir yandan da yani benim hislerimle nasıl baş edebildiğim gerçekten çok önemli.
Aynı benim az önce yaşadığım gibi aslında bir başarısızlık olarak görünmeyecek ama ben de böyle bir his bırakan bir şeyle nasıl baş edeceğim.
Bu bir. İkincisi ise hayatta gerçekten başarısız olabiliriz ve benim gibi mükemmeliyetçi, kendinden yüksek beklentisi olan insanlar da çok çok defa başarısız oluyor.
Kendi hayatımda, özel hayatımda, iş hayatımda Bin defa başarısız oldum.
Çok fazla hata yaptım.
Çok çok. Hatta işe, ilişkilere ve hayata dair öğrendiğim çoğu şey başarısızlıklarımdan kaynaklanıyor.
Ne kadar çok düştüysem, ne kadar çok yaralandıysam ya da ne kadar çok bir işi başaramadıysam o kadar da çok şey öğrendim.
İşte bazı şeyleri öğrenmek için başarısızlığı kişiliğimizle aslında bütünleştirmememiz için yapmamız gereken ilk şey başarısızlığı.
Ben başarısızım diyerek kendimizi tanımlayan bir hale getirmemek.
Çünkü ben başarısızım dediğinizde başarısızlık sizin hikayeniz olmuş oluyor ve genelde kendimiz için yazdığımız hikayeler...
gerçekliğimse dönüşüyor.
Bu nedenle ben başarısızım demek yerine bu konuda başarısız oldum veyahut da bu konuda şansım yaver gitmedi diyebilmek çok önemli.
Öteki türlü sürekli kendinizi yetersiz gördüğünüz, kendinize acı çektirdiğiniz ve bu şeyden bir türlü çıkamadığınız bir noktada kendinizi buluyorsunuz.
Sanırım kendime dair yaptığım en büyük kötülüklerden bir tanesi sürekli olarak başıma gelen olumsuzluklarla olduğum kişiyi bütünleştirmemde.
Fakat sonrasında zaman Özellikle de meditasyonla, mindfulness pratikleriyle yaşadıklarımın veyahut da başıma gelen şeylerin beni tanımlamadığını, herhangi bir konuda başarısız olmamın beni başarısız
yapmadığını öğrendim.
Birinci adımımız aslında bu.
Kendimizi ve kişiliğimizi başarısız olduğumuz şeyle bütünleştirmiyoruz.
Aynı şekilde bunu hayattaki pek çok alanda da uygulayabilirsiniz bu arada.
Ben şöyleyim, ben böyleyim demeden önce bir bakın.
Bu gerçekten gerçek mi?
Sadece kendinize yazdığınız, dininizin uydurduğu bir hikaye mi?
Çünkü kendinize dair yazdığınız hikayeler ne kadar negatif olursa, ne kadar olumsuz olursa, kendinizi özdeşleştirdiğiniz şeyler ne kadar kötü olursa, gerçekliğiniz ve yaptığınız şeylerin
sonucunda aldığınız...
O sonuçlar da o kadar kötü oluyor.
Bu durumlarda yüzleştiğimde en çok kendime sorduğum bir diğer şey ise kendime dair beklentilerim ve taleplerim veyahut da başarıya dair bakış açım gerçekten bana mı ait diye sormak.
Bu gerçekten benim arzuladığım bir şey mi yoksa içsel ebeveyn seslerimin veyahut da insanların beklentilerinin bir sonucu olarak mı?
Kendimden bunları bekliyorum.
Değer odaklı yaşamaya çok inanıyorum.
Bir sorunla karşılaştığımda, bir noktada başarısız olduğumda, yaptığım bir şey beğenilmediğinde kendime sorduğum genelde ilk soru şu oluyor.
Benim yaptığım bu şey değerlerimle uyumlu muydu?
Elimden gelenin en iyisini yaptım mı?
Elbette ki bu soruları sorduğumda içimdeki o beklentili talepkar sesler hemen susmuyor.
Ama en azından belli bir noktada dinginleşmemi sağlıyor.
Yani bilinçli beynim en azından bazı şeylerin farkına varmış oluyor.
Ve içselleştirdiğimiz seslerin bize ne kadar zarar verdiğini de bu şekilde aslında görmüş oluyoruz.
Genelde beklentilerimiz...
Bizim kendimize ait olan şeyler olmuyor.
Yetiştirilirken öğrendiklerimiz, sosyal medyada gördüklerimiz, okulda öğretmenlerimizin bizden beklentileri, etrafımızdaki insanların, mahallemizin, ülkemizin, arkadaşlarımızın bizden beklentileri
veyahut da onların hayattan neler beklediğini görmek genel olarak hayata dair isteklerimizi şekillendiriyor.
Başarısız olmaktan daha kötü bir şey varsa o da bize ait olmayan bir istek için başarısız olmak.
Gerçekten bizim istemediğimiz bir şeyi yapma yolunda başarısız olup buna üzülmek.
O yüzden bu tip böyle hisleriniz çok fazla ay yukaya çıktığında durun ve sorgulayın.
Zaten o size ait bir istekse onu yeniden denemek için çabalayacaksınız.
Onu orada bırakmayacaksınız ve başarısızlıktan bir şeyler öğrenmiş de olacaksınız.
Benim bir podcast'ı ilk yapmaya başladığımda kaydettiğim bölümlerden bir tanesi.
Henüzün Gücü isimli bir bölümdü.
Gerçekten podcast ile ilgili kendimi çok kötü hissettiğim bir dönemdi.
10 bölüm yayınlamıştım.
Gerçekten çok az bir rakam bu arada.
10 bölüm yayınlamıştım ve beklediğim kadar podcast'ın dinlenmediği için üzülüyordum da böyle bırakma noktasındaydım.
Tam o sıralarda Carol Dweck'in yazdığı Growth Mindset isimli kitapla tanışmıştım.
Ve orada yazar aslında bir konuda başarısız olduğumuzda başarısız oldum demek yerine henüz başarılı olamadım demeyi öğretiyordu.
Henüz bu olmadı demek gelecekte olacak demek.
Aslında hemen hikayeyi değiştirmiş oluyorsunuz yani.
Ben başarısızım yerine...
Henüz bu konuda başarılı olamadım diyorsunuz.
Ve ben o bölümde bu kitaptan, bu mindsetten çok fazla bahsetmiştim.
Gidip dinleyebilirsiniz. Mesela şimdi geri dönüp oraya baktığımda şeyi düşünüyorum.
O zamanlar bundan iki buçuk sene önce falan podcast dünyası zaten şu ankisi kadar bir dinleyiciye sahip de değil.
Ben kimse tarafından tanınmıyorum.
Daha önce hiçbir yerde içerik üretmemiştim, bilinirliğim yok ve sadece 10 bölüm podcast atmışım.
Yani orada da direkt şey görebiliyorum yani kendimden beklentilerimin ne kadar yüksek olduğunu.
Oysa ki gerçekten gayet de her şey yolunda gidiyormuş.
Şu anki bilgi olarak o zamana baktığımda bunları görebiliyorum.
Büyük ihtimalle 5 yıl sonra da şu anki bilgiye baktığımda kendime dair olan gerçek dışı üzüntülerimi de göreceğim.
Ama o zamana gelene kadar kendime yine şefkatli...
Olduğum ve kendimi anladığım, kendi ihtiyaçlarımı gözettiğim bir alan tutmaya çabalıyorum.
Bir noktada başarısız olduğumuzda kendimize çok fazla eziyet ediyoruz.
Belki üniversite sınavına girdiniz ve istediğiniz bölümü kazanamadınız.
Ki üniversite sınavı zamanında bana o kadar çok mesaj geliyor ki henüz 17-18 yaşındaki çocuklar ne kadar başarısız olduklarını, kendilerinden ne kadar nefret ettiklerini, ailelerinin yüzlerine nasıl bakamadıklarını anlatıyorlar.
Arkadaşlarının yanında ne kadar kendilerini ezik hissettiklerini anlatıyorlar.
Hani keşke şey diyebilsem diyorum, gerçekten hayatta her şey ondan ibaret.
değil. Başarısız olabilirsiniz.
Belki istediğiniz şeyler olmamış olabilir ama hayat bundan çok çok daha fazlası diyebilsem diyorum.
Belki de o kadar çok etki etmeyecek duyduklarınız ama yine de burada söylemek istiyorum.
Bir konuda başarısız olduğunuzda, beklediğiniz şeye ulaşamadığınızda Gerçekten kendinizle nazik konuşmaya çalışın.
Öz şefkat böyle kendini pohpohlamak veyahut da tembellik etmeme yöneltmek değildir.
Öz şefkat bir konuda yanlış yaptığımızda veyahut da işler istediğimiz gibi gitmediğinde kendimizle olan ilişkimizi koruyabilme becerimizdir.
Tabii ki de iyi bir yönde koruyabilme becerisi.
Belki şimdi olmadı ama sonra olacak.
Şu an kendimi çok üzgün hissediyorum ve bu çok normal.
Fakat şu an bunu başaramamış olmam benim bir başarısızlık abidesi olduğumu göstermez.
Şu an benim ihtiyaçlarım neler?
Neye ihtiyacım var? Ağlamaya mı?
Biriyle konuşmaya mı? Tatlı bir şeyler yemeye mi?
Belki bir yürüyüşe mi? Gerçekten bu tip durumlarda ihtiyaçlarınızı gözetmek tahmin ettiğinizden çok daha önemli.
Kişinin kendi ihtiyaçlarını gözetmesiyle gidip kendine lüks bir ürün satın alması ve hatta kendini harika bir tatile çıkartması değildir.
Üşüyen dizinizi bir battaniye ile örtmek.
Birazcık daha böyle uyanık hissetmek için bir fincan kahve pişirmek.
Bir yürüyüşe çıkmak.
Nefes alabilmek, açılabilmek için.
Bunların hepsi gerçek özsefkatin işaretleridir bana göre.
Şu yaşadığım anın içerisinde kendimi rahat hissettirebilmek ve başkasını bana veremeyeceği o ilgiyi kendime verebilmek için neler yapabilirim?
İnsan zaten kendisini bu şekilde gözetmeye başladığında birden kendiyle olan ilişkisi de düzelmeye başlıyor.
Benim böyle ara ara kendimle olan ilişkim çok bozulur.
Ve genelde kendimle ilişkimin bozulma sebebi beklentilerimdir.
Konuştuklarımdan da anlayabileceğiniz üzere hayata dair bazı gerçek dışı beklentilerim olduğunu düşünüyorum.
Ve bu beklentiler gerçek olmadığında da kendime çok çok sinirleniyorum.
Sanki her şeyin suçlusu benmişim gibi.
Oysa ki hayat bireysel bir yerde değil yani sosyal bir dünyada yaşıyoruz ve başımıza gelen şeylerin çoğunluğundan...
Sosyal çevremiz, yaşadığımız ülke, mevcut içinde bulunduğumuz politik durum sorumlu.
Tabii ki de hani bireyin gücünü burada reddetmiyorum ama sadece benim bireysel çabamla olamayacak...
Çok çok fazla şey var.
Mesela çok daha güzel, şefkatli, anlayışlı insanların yaşadığı bir ülkede yaşamak istiyorum.
Ve bu ülkenin kendim ülkem olmasını istiyorum aynı zamanda.
Ama gözlenmediğim kadarıyla kısa vadi içerisinde bu çok mümkün değil.
Ama ben yine de bunu istemeye devam ediyorum.
Ve buna benzer beklentilerim tabii ki de zamanla beni çok yoruyor.
Ve ne zaman kendimle bu şekilde ilişkimin bozulduğunu fark etsem hemen böyle küçük...
Minik adımlar atmaya başlıyorum.
Hani bu sabahları erken kalkıp yaptığım meditasyon süremi birazcık daha uzatmak olabiliyor.
Yemek yemeyi sevdiğim bir yere daha sık gitmek olabiliyor.
Sevdiğim arkadaşlarımla daha fazla vakit geçirmek olabiliyor.
Ya da evdeki düzenimi daha rahat edebileceğim bir şekilde...
değiştirmeye çalışmak, içinde gerçekten yaşadığımını hissettiğim bir alan tutabilmek olabiliyor kendime.
Aslında bunlar böyle sıralanır gider.
Böyle küçük küçük şeylerle kendi ihtiyaçlarımı ve kendimi gözeterek zaman içerisinde kendimle olan ilişkimin nasıl daha iyi yoluna girdiğini aslında gözlemleyebiliyorum.
Ve tüm bunları yaparken de eğer içimde bir üzüntü varsa bu üzüntüye de alan açıyorum.
Yani içimdeki üzüntüleri, hayal kırıklıklarını baskılamamaya çabuk.
Brene Brown'un Mükemmel Olmamanın Hediyeleri isimli kitabında yazdığı bir şey vardı.
Diyordu ki eğer kendinizi kötü hissediyorsanız önce kendinize şu soruları sorun.
Hareket ettim mi? Bir başkasına iyilik yaptım mı?
Nelere şükrettim? gibi sorular vardı.
Fakat içinde beni en çok etkileyen şey şu olmuştu.
Bastırdığım bir duygum var mı?
İfade edemediğim bir duygum var mı?
Eğer bastırdığınız, ifade edemediğiniz şeyler varsa kendinizi iyi hissetmeniz zaten mümkün olmuyor.
O yüzden bir hayal kırıklığı ya da üzüntü yaşadığımda bunu da bastırmıyorum.
Kendimi gözetirken bir yandan da o duyguyla kalıp o duyguyu yaşamak için de kendime izin veriyorum.
Bu da yaşamaya devam ettiğini hissedebilmek için bence oldukça önemli.
Ayrıca başarısızlıklarımız bize çok çok çok fazla şey öğretebilir.
Her zaman o duygularım geçtikten, üzüntülerim geçtikten ve başarısız olduğum o noktaya uzaktan bakmaya başladığımda kendime şunu sorarım.
Ne öğrendim? Buradan neyi çıkartabilirim?
Bütün o hani egomun yaralanmasını ve üzüntülerimi bir kenara koyup gerçekten neden burada başarısız oldum?
Bunun sebebi neydi?
Ve burada yaptığım hatalar nelerdi?
Bunları daha sonra yeniden tekrarlamamak için ne gibi adımlar atabilirim?
gibi soruları kendime sık sık soruyorum.
Ayrıca şunu da kabul ediyorum.
Bir konuda başarısız olduktan sonra yeniden ayağa kalkmak ve onu daha iyi bir hale getirmek için çabalamak veyahut da yeniden farklı bir girişimde bulunmak.
Gerçekten. Hiç kolay değil.
Bununla ilgili yapılan bir araştırmayı okumuştum zamanında.
Ana hatlarını hatırlamıyorum çünkü bu bölümü spontan kaydettiğim için ekstra bir araştırma yapmadım.
Sadece şu an aklıma geldi ve hatırladığım kadarıyla size anlatmaya çalışacağım.
Bir grup insanı deney yapmak için bir yerde topluyorlar ve insanları ikiye bölüyorlar.
Bu insanların bilgileri, zekaları aslında eşit.
İlk gruba ve ikinci gruba da işte sorular veriyorlar.
Fakat ilk gruba soruların hepsini doğru yanıtladıklarını, ikinci gruba ise bazı hatalar yaptıklarını söylüyorlar.
Oysa yanlış hatırlamıyorsam hepsi doğru yanıtlıyordu.
Bu şekilde soruları doğru yanıtlamadığını düşünen ikinci grupta bir başarısızlık algısı oluşmuş oluyor.
Sonrasında deneyin ikinci kısmına geçiyorlar.
Bu iki gruba da yeniden birbirlerinin aynısı olan sorular veriyorlar ve bu sefer hiç kimseyi aldatmıyorlar.
Yani hiç kimseye yanlış yaptığını ya da başarısız olduğunu hissettirmiyorlar.
Fakat her iki grubun da zekaları, bilgileri eşit olmasına rağmen ilk seferinde başarılı olduğunu düşünenler...
En tepede sonuçlar çıkarırken ilk seferinde başarısız oldukları ve yanlış yaptıkları söylenenler başarılı olamıyorlar ve alt kısımda kalıyorlar.
Bunun nedeni onların daha az bilmeleri ya da daha az zeki olmaları değil sadece kendilerini daha başarısız ve yetersiz hissetmeleri.
O yüzden bir kere başarısız olduğumuzda, bir kere bu yetersizlik hissiyle tanıştığımızda yeniden adım atmak veyahut da bir konuda başarılı olmak, bir konuda özgüvenimizi toplamak gerçekten kolay olmuyor.
Böyle zamanlarda kendime şunu hatırlatıyorum, pratik etmek zorundayım.
Pratik etmek zorundayım.
Kendimi dışarıya ve o sahaya...
alana çıkarmak zorundayım öteki türlü sadece hayatı izlediğim ve hayal kırıklığı içerisinde yaşadığım bir yaşamım olacak ve bunu kesinlikle istemiyorum ne kadar zor olsa da küçük küçük kendimi
cesaretlendirerek yeniden yeniden adım atmaya devam ediyorum ve bu şekilde aslında insanın psikolojik dayanıklılığı da güçleniyor ama burada dediğim gibi hani kendinize sert konuşup bunu yapmak zorundasın
bu böyle olmak zorunda gibi bir yerden değil de daha çok kendinizi gözettiğiniz Kendinizi kolladığınız bir yerden yapmaya çalışmak önemli.
Belki de bölümün başında da bahsettiğim ve kendinizi sık sık hatırlatabileceğimiz en temel şeylerden biri başarısızlığın çok yaygın bir şey olduğunu bilmek ve bu başarısızlık hissinin nereden geldiğini kendimizde
gözlemlemek olabilir. Özellikle bu bölümü dinleyenler arasında daha genç yaşta olanlara birazcık seslenmek istiyorum.
Biliyorum hani kendinizden çok beklentiniz var.
Büyük ihtimalle bu podcastı dinliyorsanız zaten böyle hayata belli başlı amacınız var.
vardır ve bir yerlere ulaşmak ve hatta kendinizle ilgili bir şeyleri fark etmek istiyorsunuzdur diye düşünüyorum.
Çünkü bu podcast'ın bütün amacı bunun üzerine kurulu.
Lütfen kendinize sert davranmayın.
Hani bunu kendisine çok yapan biri olarak söylüyorum hiçbir işe yaramıyor.
Her başarısız olduğunuzda Yeniden ayağa kalkıp devam edecek desteği kendinize sağlamaya çalışın.
Bir de başarısızlıklarınızı niyetinden emin olmadığınız insanlarla paylaşmayın.
Yani sizi gerçekten seven, destekleyen, içten insanlarla hayal kırıklıklarınızı paylaşın ve sadece onların desteklerini kabul edin.
Sizinle ilgili iyi düşünmediğini düşündüğünüz insanlara ya da niyetinden emin olmadığınız kişilerle bu tip şeyleri paylaşmayın.
Çünkü ne kadar...
takmadığımızı düşünsek de ne kadar önemsizmiş gibi olduğunu düşünsek de başka insanların söylemlerinden elimizde olmadan etkilenebiliyoruz ve kötü niyetli kötü kalpli birinin söylediği
bir söz belki de bizi yapacağımız çok çok daha harika ve güzel işlerden engelleyebilir o yüzden çevrenizdeki insanları iyi seçin neyi kimle paylaşacağınızı gerçekten çok çok iyi ayarlayın
derim ve etrafınızı iyi kalpli insanlarla doldurmaya çalışın Öyle olduğunda zaten bütün o başarısızlıklarınızla, hayal kırıklıklarınızla bir şekilde etrafınızdaki destek ağı ile birlikte çözümleniyor,
unutuluyor veyahut da siz daha iyi bir noktaya geliyorsunuz ve bütün bunlardan ne kadar çok şey öğrendiğinizi anlayabilecek bir zihin yapısına kavuşuyorsunuz.
Evet bu bölümü artık burada kapatıyorum.
İnanın bu kadar konuşabileceğimi bile tahmin etmemiştim.
Çünkü yaşadığım hayal kırıklığı ve üzüntüyle sadece böyle oturup birazcık konuşmak istemiştim.
Ama şimdiye kadar hissim bu bölümü paylaşacağım yönünde.
Umarım paylaşırım. Eğer bölümü severseniz sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz.
Beni çok mutlu eder. Bölümle ilgili yorumlarınızı bana instagramda et.
Genelsesler podcast hesabından iletebilirsiniz.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize çok çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
