
5 Sevgi Dili: Sevmeyi Ve Sevilmeyi Biliyor Musun?
28 Mart 2023 · 26 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sevmek ve sevilmek hepimizin ihtiyacı. Hayatta pek çok şey olmadan yaşayabiliriz ama sevgisiz yaşayamayız. En fazla mış gibi yaparız. Yaşıyor MUŞ gibi davranırız. Ama her insan özünde sevilemeyi, ait hissetmeyi, sarılıp sarmalanmayı arar. Peki sevgi nedir? Bu bölüm de sizlerle sağlıklı sevginin neye benzediğini ve ilişkilerimizi güçlendirmek için kullanabileceğimiz 5 sevgi dilini paylaştım. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Kitap Kulübüne katılmak için: https://superpeer.com/dashboard/collections/list/scheduled
5 Sevgi Dili Testi: https://www.idrlabs.com/tr/sevgi-stilleri/testi.php
*******
Bana yazın: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Sevmek ve sevilmek hepimizin ihtiyacı.
Sanırım aramızda buna karşı çıkacak hiç kimse yoktur.
Hayatta pek çok şey olmadan yaşayabiliriz.
Ama sevgisi yaşayamayız.
En fazla mış gibi yaparız.
Yaşıyormuş gibi davranırız.
Ama her insan özünde sevilmeyi, ait hissetmeyi, sarılıp sarmalanmayı arar.
Peki sevgi nedir?
Birazcık bunun üzerine düşünmek istiyorum.
Herkes onu farklı tanımlıyor.
Bir baba çocukları üzerinde baskı kurar.
Ve ben onları sevdiğim için, onları korumak için böyle yapıyorum der.
Ama çocuklarına göre babanın sevgi dediği şey eziyettir.
Ya da bir kadın seviyorum diye alkolik bir adamla yaşar ve onun eziyetlerine katlanır.
Ama gittiği psikolog bunun sevgi değil, bağımlılık olduğunu söyler.
Sağlıklı sevginin, içimizi dolduran, bizi mutlu ve sosyal açıdan uyumlu, doyumlu bireyler haline getirebilecek olan sevginin tanımı nedir?
İşte ben tam olarak bunun peşindeyim.
Burada devreye Best Sevgi Dili isimli ünlü kitabın yazarı Gary Chapman'ın fikirlerini sokmak istiyorum artık.
Bu kitap aynı zamanda bu bölümün de ana kaynağı ve ana ilham konusudur.
İlerleyen kısımlarda zaten daha da fazla bahsedeceğim.
O sevgi şöyledir ya da böyledir demiyor.
Kavramsal karmaşalara girmiyor.
Onun yerine duygusal sağlığımızı destekleyecek, ruhumuza ve bedenimize iyi gelecek sevgi türlerine odaklanıyor.
Zaten sağlıklı sevme şekillerini fark ettiğinizde sağlıksız olanları kolayca ayırt edebilmeye başlıyorsunuz.
Şöyle bir gerçek var. Hepimiz içimizde boş bir sevgi deposu ile doğuyoruz.
O depo çocukluk yıllarımızda ebeveynlerimiz tarafından ne kadar iyi doldurulursa o kadar sağlıklı ve mutlu bireyler oluyoruz.
Ama doldurulmazsa...
Yetişkinlikte umutsuzca sevgi depomuzu biz doldurmaya çalışıyoruz.
Yanlış insanları seviyoruz, çarpık davranışlara aşk adını verebiliyoruz.
İçimizdeki boşluk hissi büyüdükçe umutsuzca sevgi arayışımız da büyüyor.
Biz insanların bir parçası her daim sevilmeye muhtaç.
Bu bizim zayıflığımız mı yoksa gücümüz mü?
İnanın bilmiyorum. Ama bu ihtiyacın kişiyi hayatını mahvedecek kararlar vermeye itecek kadar delirtebileceğini, gün kadar açık olan şeyleri göremeyecek kadar kör edebileceğini biliyorum.
Bu bölümde hep birlikte sağlıklı sevme şekillerini, kendi sevgi dilimizin ne olduğunu ve birbirimizin sevgi depolarını doldurmayı öğreneceğiz.
Önce kendimizin nasıl sevilmek istediğini bulacağız.
Sonra ise ailemizin, arkadaşlarımızın, sevgilimizin ve hayatımızdaki diğer kıymetli insanların.
Genel Sesler Podcast'in en sevgi dolu bölümüne hepiniz hoş geldiniz.
Ben Bilge. Her bölüm olduğu gibi bu bölümde çok heyecanlıyım.
Evet, bugün sizlerle 5 sevgi dili üzerine konuşacağız.
Bundan... Kısa bir zaman önce Gary Chapman'ın Best Sevgi Dili isimli kitabını okudum.
Ondan öncesinde zaten konu hakkında böyle genel bir bilgim vardı.
İnsanların birbirlerini doğru şekilde sevmeyi öğrenmesinin ve sevilmeyi öğrenmesinin önemli bir şey olduğunu düşünüyordum.
Bu sadece romantik ilişkilerde değil, arkadaşlık ve aile ilişkilerinde de bence çok önemli.
Kendi sevgi dilimi keşfettikten sonra aslında bazı insanlarla neden yakın bağlar kuramadığımı, neden bazı insanlarla vakit geçirmeyi sevmediğimi çok daha...
iyi anladım ve bu ihtiyacım karşılanmadığında yani bana benim sevgi dilimle konuşulmadığında neden mutsuz olduğumu da anladım.
Umuyorum ki bölüm içerisinde siz de kendi sevgi dilinizi ve sevdiklerinizin de aynı şekilde sevgi dillerini anlarsınız.
Zaten bölümün sonunda yani bu beş sevgi dilini kapsamlı bir şekilde anlattıktan sonra sizlere bir test vereceğim.
Hatta o test şu an podcast'in açıklamalar kısmında link olarak mevcuttur.
Oradan tıklayıp o testi çözerek Kendi sevgi dilinizi bulabilirsiniz hatta işte dostlarınıza arkadaşlarınıza sevgilinize gönderip.
O testi çözdürüp onların da sevgi dillerini öğrenebilirsiniz.
Dediğim gibi bu sevgi dilleri aslında sadece romantik ilişkilerde değil...
...hayatımızdaki bütün ilişkilerde kullanmamız gereken bir şey.
Ama özellikle aşk ilişkisi hayatımızda en çok sevgiyi barındıran...
...bu nedenle bizi en çok kıran, bizi en çok üzen ilişki türlerinden birim.
Bu bölümü açarken de aklınıza tahminimce zaten romantik ilişkiler gelmiştir.
Sevmek ve sevilmek dediğimizde nedense birinci sırada...
şekilde romantik ilişkileri düşünüyoruz.
Sanırım bunun nedeni de insanın en fazla yakınlaşabildiği yani insanın bir insana en fazla yakınlaşabildiği ilişki türü romantik ilişki.
Ana konuya geçmeden önce birazcık aşkın tanımına ve sevmenin tanımına bakmak istiyorum.
Kitapta şöyle bir şey okumuştum.
Psikologların yaptığı araştırmaya göre Aşk dediğimiz şey en fazla 2 yıl sürüyormuş.
Eğer yasak bir ilişki yaşıyorsanız bu daha fazla sürebilirmiş ama genelde 2 yıl aşmıyor.
Şimdi aşk ne? Toplum içerisinde genelde gördüğümüz ve kendimizin de bence hissettiği şey, işte karnımızda kelebeklerin uçuşması, sürekli o insanı düşünmek, o insansız hiçbir şey yapamamak, hayatımızın belki bir noktada
sekteye uğraması, sürekli onu görmek istemek, onun yanındayken bulutların üzerinde gibi hissetmek.
Şimdi bu tarz bir aşk, buna ilk görüşte aşk da diyebiliriz, belki sonrasında da, belki bir süre gördükten sonra da aşık olabiliriz.
Her ne şekilde tanımlarsanız tanımlayın.
Bu sevgi demek değil.
Hepimiz bence podcast dinleyenlerin genel yaş aralığını düşündüğümde tarif ettiğim aşka en azından bir defa düşmüştür.
Ve yine bu aşka düşenler de biliyordur ki bu tarz hisler sonsuza kadar sürmüyor.
Hatta eğer ki bu aşk denilen şey sevgiye dönüşmezse bitiyor.
Büyük bir hayal kırıklığı içerisinde...
Ve belki de hayatımızda derin yaralar bırakıyor.
Gary Chapman diyor ki sevmek bir seçimdir, aşk ise değildir.
Birisine aşık oluruz, bunun için çaba göstermeyiz.
Sadece öylece oluveririz işte.
Ama birisini sevmek için çaba ve emek göstermemiz gerekir.
İşte gerçekten kalıcı olan, bize iyi hissettiren ve belki de ömür boyu sürecek güzel ilişkilerin anahtarı da bu sevgidir.
Sevmek için belli bir disiplin, belli bir düzen, belli bir çaba gerekiyor.
Aslında hayattaki kıymetli olan şeylere ulaşmamız da hep böyle olmuyor mu?
İyi bir okulu kazanmak, o okulu bitirmek.
İyi arkadaşlık ilişkileri kurmak, belki bir kitabı bitirmek, yeni bir iş kurmak bunların hepsi zaman ve emek istiyor.
Peki romantik ilişkilerimizde aşk dediğimiz şeyin aynı emeği hak etmediğini, aynı çabayı ve aynı zamanı hak etmediğini bize düşündüren şey ne?
Belki de böyle düşünmüyordunuz siz.
Belki de siz de aynı benim gibi sevmenin emek olduğunu düşünüyordunuz.
Türkan Şoray ve Kadir İnanır'ın ünlü filmi Serli Boylum Al Yazmalım'da da ne diyordu?
Sevgi neydi? Sevgi emekti.
O filmin de yeri bende gerçekten çok ayrıdır.
Bence Serli Boylum Al Yazmalım her ne kadar bes sevgi dilini işlemesede içinde bu bölümde oldukça bağlantılı bir film diye düşünüyorum.
Sevginin ne demek olduğunu, insanların birbirlerinin gerçekten ihtiyaçlarını karşıladığı...
o anlık aşktan ve anlık ilgiden çok daha güçlü bağlar kurabildiğini ve seçimlerin, tercihlerin, mutluluğun da buna bağlı olarak geliştiğini, büyüdüğünü gösteren bence muhteşem bir yapım.
Eminim siz de seviyorsunuzdur.
Eğer izlemediyseniz de izleyin derim.
Daha fazla uzatmadan aşk neydi, sevgi neydi diye hemen sevgi dillerine geçmek istiyorum.
Öncelikle Gary Chapman diyor ki 5 tane sevgi dili var.
Bunları hemen sayıyorum. Onay sözleri, kaliteli zaman, armağan vermek, hizmet davranışları...
Ve fiziksel temas. Genel olarak hepimiz bu beş sevgi dilinden birini en yoğunluklu olarak yaşamak istiyoruz.
Çiftlerin arasında ya da bu arkadaşlıkta da olabilir dediğin gibi fark etmez.
Ben genelde çiftler üzerinden örnek vereceğim bu bölümde ama siz istediğiniz yere uyarlayabilirsiniz.
Birisinin sevgi dili...
Onay sözleri iken diğerinin sevgi dili fiziksel temas olabilir.
Ve eğer biz birbirimizin sevgi dillerini bilmezsek ona göre davranış gösteremeyiz.
Ve zannederiz ki bizim sevilmeyi istediğimiz şekilde o da sevilmek istiyor.
Oysa alakası yok. Sizin onay sözlerini seviyor olmanız onu da sevdiği anlamına gelmez.
Bu nedenle önce kendi sevgi dilinizi keşfettikten sonra karşınızdaki insanınkini de keşfetmek çok önemli.
Şöyle bir durum var. Eğer bize kendi sevgi dilimizle muamele yapılırsa bizler sevildiğimizi hissedemiyoruz.
Gerçek anlamda mutlu ve doyumlu bir ilişki yaşayamıyoruz.
Şimdi sizlere sevgi dillerini tek tek açıklamak istiyorum.
Birincisi onay sözleri.
Bu ne demek? Yani karşımızdaki kişiye onu takdir ettiğimizi, onu beğendiğimizi, onu onayladığımızı Dillendirmek, sözlerle göstermek.
Kimimiz için bu çok önemli olmayabilir.
Bazıları için sadece davranışlar önemli oluyor mesela.
Benim için de öyledir. Çok fazla sözler olarak duymaya ihtiyaç duymam şahsen.
Ama kimi insanlar için bu gerçekten çok önemliymiş.
Hatta kitapta bununla ilgili bir hikaye var.
Bir gün Dr. Gary Chapman muayenehanesinde otururken bir kadın gelip kapısını tıklatıyor ve diyor ki benim kocamda bir sıkıntı var.
Ona uzun zamandan beri yatak odasını boyamasını söylüyorum.
Ama o sürekli bahçeyle ilgileniyor.
Nedenini anlamıyorum. Haftalardır söylüyorum, söylüyorum ve hiç duymuyor.
Bunun üzerine Dr. Gary Chapman biraz düşünüyor ve kadına diyor ki...
Eşinizi diyor hiç yaptığı işler için daha öncesinde takdir ettiniz mi?
Kadın hayır diyor. O halde diyor artık eşinize yatak odasını boyamasını söylemekten vazgeçin.
Ve onun yerine bahçeyi topladığın için çok teşekkür ederim.
Bu gerçekten çok hoşuma gitti.
Ya da çöpleri attığın için çok teşekkür ederim gibi sözlerle onu takdir ettiğinizi hissettirin.
Kadın diyor ki ne alaka yani ben yatak odasını boyamasını istiyorum.
Bunun üzerine sinirli bir şekilde muayenehaneden ayrılıyor.
Aradan birkaç hafta geçiyor.
Geri çarpmanın yanına geliyor. Diyor ki kadın gerçekten de dediğiniz şey işe yaradı.
Kocamı onay sözleriyle takdir ettim.
Onun yaptığı şeylerin çok hoşuma gittiğini söyledim.
Ve bir gün... geçti yatak odasını boyadı.
Aslında bakıldığında her ne kadar yetişkin olsak bile mesele sevmeye ve sevilmeye geldiğinde aynı birer çocuk gibiyiz.
Mesela bu hikayede kadının eşinin tek bir arzusu var.
Sevildiğini hissetmek.
Belki o yatak odasını da boyayacak.
Belki bütün evi de boyayacak.
Ama karısı tarafından takdir edildiğini, sevildiğini bilmek istiyor.
Eğer partnerinizin Sevgi dili, onay sözleri ise onun yaptığı güzel şeyleri bir kenara not almayı deneyin diyor yazar.
Ve sonra o aldığınız notlardan ufak ufak ona söyleyin.
Mesela bunlar çok basit şeyler olabilir.
Bugün kapının önünü sildiğin için teşekkür ederim.
İşte bugün benim de bu kadar yumuşak bir dilde konuştuğun için teşekkür ederim.
Beni dinlediğin için teşekkür ederim.
Eve büyük bir çaba verdiğini biliyorum.
Evi temizlemen çok hoşuma gidiyor.
gibi sözler. Bunlar her zaman ona içeren sözler de olmak zorunda değil bu arada.
Bunlar cesaretlendirici sözler de olabilir.
Yani senin bunu başarabileceğini biliyorum.
Bunu yapabileceğini biliyorum.
Gerçekten harikasın ve bunun altından kalkabilirsin gibi.
Ya da alçak gönüllülükle onu övdüğünüz, ona iyi olduğunu söylediğiniz sözler de olabilir.
Yani cesaretlendirmek, övmek.
Genelde sözcükleri duymak isteyen insanların sevgi dillerini oluşturuyor ve onlara bunu vermek o içlerindeki sevgi deposunu sağlıklı bir şekilde doldurmamıza yardımcı
oluyor. Elbette bu da günün sonunda.
İlişkilerimizi güçlendiriyor.
İkinci sevgi dili ise kaliteli zaman.
Bu sevgi dili aynı zamanda benim de birincil sevgi dilim.
Gerçekten kaliteli zaman geçirmek benim için çok çok önemli.
Bunu kelimelerle tarif edemiyorum.
Hatta şunu fark ettim.
İnsanların bana ne söyledikleri, ne yaptıkları hiç önemli değil.
Eğer benimle zaman geçirmiyorlarsa, oturup muhabbet etmiyorlarsa beni gerçekten...
Yani gerçek manada dinlemiyorlarsa ve buna gönüllü değillerse ben o kişilerle ne arkadaşlık kurabiliyorum ne bir işte partner ilişkisi içerisine girebiliyorum.
Hatta bu hayatta en yakın olduğum insan kız kardeşimdir ve onunla sürekli sürekli birlikte vakit geçiririz.
Yani yan yana olduğumuz zamanlarda.
Eskiden aynı evde yaşıyorduk ve aynı evde yaşıyor olmamıza rağmen günde neredeyse 4-5 saati birbirimize ayırıyorduk.
Ve sürekli muhabbet ediyorduk.
Benim için çünkü sevmek bu demek.
Bence kız kardeşim için de böyle bu arada.
Diliniz ya da karşınızdakiniz sevgi dili kaliteli zamansa burada dikkat etmeniz gereken bir şey var.
Kaliteli zaman geçirmeyi seven insanlar aslında size bir şey anlattıklarını sadece anlatmak istiyorlar.
Yargılanmak ya da bir konuda tavsiye almak istemiyorlar.
Bu arada hani elbette ki bir sıkıntısı vardır kişinin ve ona yardımcı olmak adına aklınızda bir şey vardır, bir tavsiye vardır.
Alçak gönüllü bir şekilde bunu söyleyebilirsiniz.
Ama genel olarak kişi konuşurken onu yargılamamak, ona çok da fazla tavsiye...
vermemek onu sadece dinlemek ve duygularını anlamaya çalışmak çok önemli hatta bununla ilgili geçen hafta çok güzel bir an yaşadım bir arkadaşım geldi beni ziyarete İstanbul'dan bu arada onu çok seviyorum
Eğer bölümü dinliyorsan kendini biliyorsun.
Benim de böyle uzun zamandan beri içinden çıkamadığım, çok zorlandığım bir problemim vardı.
Bunu pek çok kişiye anlatmıştım.
Tabi insanlar bana tavsiyeler de verdiler, yardımcı olmaya çalıştılar.
Çok minnettarım onlara bunun için.
Ama bu arkadaşım, İstanbul'dan gelen arkadaşım bana sadece bir sıkıntım olup olmadığını sordu.
Ve ona bir derdim olduğunu söyledim, anlattım.
Sadece dinledi. Anlıyorum dedi.
Bu duyguları ben de yaşadığım zamanda dedi.
Nedenini bilmiyorum ama insan yaşıyor ve bu çok...
normal dedi. Bu kadar. İnanın hayatımda yaptığım en güzel konuşmaydı.
Neden böyle oldu bilmiyorum.
Oysa bir konuda sıkıldığımda ve sıkıştığımda hep tavsiye aradığımı düşünürüm.
Ama aradığım şey tavsiye değilmiş.
Gerçek anlamda dinlenilmeyi ve anlaşılmayı arıyormuşum sadece.
Bunu da bana o arkadaşım göstermiş oldu.
Ben de şaşırdım. Kaliteli zaman geçirmeyi seven insanlarla birlikteyseniz onlarla yapmanız gereken bazı şeyleri size anlatmak istiyorum.
Birincisi konuşurken göz teması kurun.
Mesela benim için çok önemlidir.
Göz teması kuramadığım insanlarla çok iyi iletişime geçemiyorum.
O kişiyle konuşurken göz teması kurmak, onu dinlerken başka bir şey yapmamak ve duygularını anlamaya çalışmak.
Çok önemli. Hatta dinlerken yansıtma bile yapabilirsiniz.
Daha önce duydunuz mu bilmiyorum bunu.
Genelde böyle psikologlar falan da kullanıyor bildiğim kadarıyla.
Diyelim ki size çok üzüldüğünü söylüyor.
Evet çok üzülmüş olmalısın.
Çok acı çekmiş olmalısın diyerek onun duygusunu ona yansıtmak da anlaşıldığını hissettirir.
Ve sözünü kesmemek.
Bu çok önemli arkadaşlar. Eğer bir insanla kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorsanız onun sözünü kesmeden, başka bir şeyle ilgilenmeden onu dinlemeniz gerekiyor.
Yani karşınızdaki kişinin sizin gerçekten zamanınızı ona verdiğini hissetmesi gerekiyor.
Diyelim ki bu karşınızdaki kişinin sevgi dili değil, aynı benim durumumda olduğu gibi sizin kendi sevgi diliniz.
Yani siz kaliteli zaman geçirmeyi öncelik olarak gören ve bunu sevgi olarak adlandıran bir kişisiniz.
Ne yapmanız gerekiyor? Birincisi...
Bunu çevrenizdekilere söyleyin derim.
Ben bundan çok hoşlanıyorum, benim için çok önemli, bana bu zamanı ayırmana çok değer veriyorum deyin.
İkincisi ise size böyle davranmak istemeyen, zamanı konusunda, ilgisi konusunda cimri davranan insanlarla gerçekten vakit geçirmeyin.
Zaten kaliteli zaman geçirmek önceliği olan bir insan bu vakti, bu ilgiyi alamadığında mutsuzlaşmaya anlaşılmadığını, sevilmediğini hissetmeye başlıyor ve o ilişki toksikleşmeye başlıyor.
Gerçekten hepimiz...
Bu zamanı, bu ilgiyi cömertçe hak ediyoruz diye düşünüyorum.
Ben bu kaliteli zamanı almayı sevdiğim kadar vermeyi de çok seviyorum.
Arkadaşlarımla vakit geçirmeyi, onları dinlemeyi de çok seviyorum.
Üçüncü sevgi dili ise Armağan vermek.
İlişkilerimizde aslında hepimiz bir şeyleri alıyoruz ve veriyoruz, öyle değil mi?
Bu zamanımızı vermek olsun, onay sözleri vermek olsun ya da başka bir şey vermek olsun.
Bazı insanlar için de armağan almak, karşılarındaki kişinin onlara bir armağan vermesi çok önemli.
Belki hediyeleşmek size biraz maddesel bir şey olarak geliyor olabilir ama burada önemli olan şey çok...
Pahalı bir hediye almanız değil.
Hatta bu insanlar genelde onları ifade eden, onları tanıdığınızı hissettiren ufak hediyelerden daha fazla hoşlanıyor.
Burada çok fazla para harcamak zorunda gibi hissetmeyin kendinizi.
Zaten yazar Gary Chapman da bunu söylüyor.
Elbette ki sevdiklerimize hediye almak için belli bir bütçe ayırmamız gerekir diye düşünüyorum.
Az da olsa, çok da olsa artık içimizden ne kadar geliyorsa.
Ama belki böyle nasıl desem çok seveceğini düşündüğünüz bir kitap almak.
Belki yolda yürürken çiçekçiden bir demet papatya almak.
ya da ona o çok sevdiği kolyeyi hediye etmek, istediği konser için bir bilet almak, bilemiyorum ufak bir hediye almak veyahut da içinizden geliyorsa büyük de olabilir.
Sevgi dili armağan almak olan insanlar için çok çok önemli.
Eğer karşınızdaki kişinin sevgi dilinin bu olduğunu düşünüyorsanız belki onun sevebileceği şeylerin ufak bir listesini çıkarabilir ve ara ara ona bu hediyelerden alıp onun ne kadar sevdiğinizi hatırlatabilirsiniz.
Neden bu sevgi dillerini kullanmamız önemli?
Çünkü aslında hepimiz birbirimizin o çocuklukta tam dolmamış olan ya da böyle birazcık boşluk kalan bazılarının ise bomboş olan sevgi deposunu doldurmaya çalışıyoruz.
Ama en başında dediğim gibi o sevgi deposu her zaman bizim sandığımız şekillerde dolmayabiliyor.
Herkesin deposu farklı şekillerde doluyor.
Bu nedenle hiçbir sevgi dilini es geçmemek, küçük görmemek gerekiyor.
Karşımızdaki kişiyle gerçekten anlamlı bağlar kurmak.
istiyorsak. Dördüncü sevgi dili ise hizmet davranışları.
Buna act of service de deniyor.
İngilizcesi bu. İstediğiniz şekilde çevirebilirsiniz.
Kitapta yazarın şöyle bir cümlesi vardı.
Çok hoşuma gitti. Diyordu ki, ricalar sevgiye yön verir ama talepler sevginin akışını durdurur.
Hizmet davranışlarını seven bir insan, burada karşısındaki kişiden çok fazla talepkar olmaya, sürekli bir şeyler istemeye, onun için bir şeyleri yapmasını istemeye meyilli olabilir.
Ve bu karşındaki kişiye kendini bir hizmetçi gibi hissettirebilir.
Hatta kitapta yazarın hastalarından biri şey diyordu, ben paspas değilim.
Sürekli bir şeyleri yapmak zorunda değilim.
Hatta bence bu sevgi diliyle ilgili şöyle bir şeye de parmak bastı.
Toplumumuzda bazı yabancı toplumlarda bu daha kırılmış durumda ama bizde daha yoğunluklu.
Kadın ve erkeğin yapması gereken işler bazı kalıplara oturabiliyor.
Mesela kadın daha fazla temizlik yapması, evi temizlemesi, yemek yapması, çocuklara bakması beklenirken erkekten bunlar beklenmeyebiliyor.
Ama şöyle düşünün her ne kadar geleneksel bir aile yapısında yaşasa bile belki de kadının sevgi dili, hizmet davranışları ve o bekliyor ki eşi işte onun için evi temizlesin, yeri süpürsün, uyurken...
İşte başına bir bardak su bıraksın.
Ya da ne bileyim kenarda bıraktığı o kıyafeti katlasın.
Bu onun sevgi diliyse eğer ve erkek bunu vermiyorsa, o toplumsal kalıplara uyuyorsa o kadının sevgi deposu sürekli boş kalıyor ve sevilmediğini hissediyor.
Şimdi tabii ki de ben geleneksel aile yapısını doğru bulan bir insan değilim elbette.
Bana sorarsanız herkes eşit bir şekilde görevleri paylaşması gerekiyor.
Ama hani burada neden bazı yerlerde sıkıntının daha da arttığını, araya geleneklerin ve kültürün de egirebildiğini göstermek istedim.
Hizmet davranışları kendini kullandırmak değildir arkadaşlar.
Ama eğer karşınızdaki kişinin sevgi dili buysa onu sevdiğiniz için gönüllü olarak ona bir şeyler yapabilirsiniz.
Yani kalktıktan sonra yatağını toplamanız ya da dediğim gibi onun kıyafetini ütülemeniz, başına bir bardak su bırakmanız hizmetkarlık değildir.
Onu sevdiğinizin göstergesidir.
Hatta bununla ilgili bir yerde şey duymuştum.
Telefonunu şarja koymak mesela.
Ya da ne bileyim ayakkabılarını düzeltmek.
O evden çıkarken ayakkabıları düzeltmek ya da ayakkabıların önüne koymak.
Belki ceketini giydirmek.
Böyle ufak tefek şeylerden bahsediyorum.
Ve inanın etkileri çok büyük oluyor.
Beşinci sevgi dilimiz ise fiziksel temas.
Ben sevgi dilleri testimi yaptığımda en düşük çıkan maddem buydu.
Fiziksel temas. Benim için gerçekten çok önemli bir şeydi yanımdaki insanlarla sürekli böyle dokunmak, bir şeyler yapmak.
Ama bazı insanlar için gerçekten de çok önemliymiş.
Bazen böyle etrafımda çifter görüyordum.
Sürekli ama sürekli böyle bir sarılıyorlar, bir şeyler yapıyorlar, dokunuyorlar.
Bana böyle bir tık saçma ve ergence geliyordu.
Anlamıyordum neden sürekli birbirlerini ellemeye çalıştıklarını.
Hani çok normal bir zamanda bile konuşurken bile belki işte bacağına dokunmak, elini tutmak gibi aktivitelerden bahsediyorum.
Ama bu insanların da sevgi dilinin bu olduğunu aslında bu şekilde kendilerine ait ve mutlu hissettiklerini anladım sonradan.
Ve aklıma şu da geldi. Diyelim benim sevgi dilim kaliteli zaman geçirmek ama partnerimin sevgi dili fiziksel temas olsun.
O zaman biz nasıl anlaşacağız?
Bunu nasıl dengeleyeceğiz? Burada aslında sevginin emek olan kısmı işte araya giriyor.
Karşımızdaki kişiye gönüllü olarak...
onun ihtiyacını verme isteğimiz, o ihtiyacı vermek için çabalamamız gerekiyor.
İşte sevgi denilen şey de tam olarak böyle filizleniyor, böyle büyüyor aslında.
Artık hepimiz beş sevgi dilinin ne olduğunu öğrendik.
Sıra ise bu sevgi dillerini nasıl kullanacağımız, ilişkilerimizi bunlar sayesinde nasıl güçlendireceğimize geldi.
Bunu yapmak için bence yapabileceğiniz ilk adımlardan biri bölümün başında bahsettiğim ve açıklamalar kısmında da verdiğim sevgi dilleri testini çözmek olabilir.
Orada kendi sevgi dilinizi görüyorsunuz ve sonrasında da burada anlattıklarıma göre kendinizce bir yol haritası çizebilirsiniz diye düşünüyorum.
Karşımızdaki kişiye gerçek anlamda onu sevdiğimizi hissettirmemizin yolu onun sevgi diliyle konuşmaktan geçiyor.
Bence bunu asla es geçmemek çok çok önemli diye düşünüyorum.
Bu bölümü yapmaktaki ana motivasyonlarımdan biri de aslında bana gelen mesajlardı.
İlişkilerle ilgili çok fazla şey yazılıyor.
Elbette hani sadece sevgi dillerini bilmekle ilişki problemleri tam anlamıyla çözülmeyebilir.
Ama bence bu büyük bir adım diye düşünüyorum.
Hatta dün akşam arkadaşımla telefonda konuşuyorduk.
ve ona sevgi dilleriyle ilgili bir bölüm kaydedeceğimi söyledim.
O da bana dedi ki çok popüler bir konu bu.
Popüler olduğunu söyleyince bir tık hatta böyle yapmasam mı falan dedim.
Ama sonrasında her ne kadar çok popüler de olsa daha da fazla bilinmeye ihtiyacı olan bir şey olduğunu düşündüğüm için bu bölümü kaydetme kararı aldım.
Umarım siz de kendinize faydalı olabilecek bazı şeyleri duymuşsunuzdur, öğrenmişsinizdir buradan.
Daha da fazla bu aşk ve bağlanma üzerine de bir şeyler öğrenmek, okumak isterseniz bu arada...
Ya da kitap kulübümüze katılabilirsiniz.
Bir önceki bölümde bahsettiğim gibi Superpeer üzerinde bir kitap kulübü kurdum.
Ve şu an orada 56 kişiyiz galiba.
55 ya da 56 kişiyiz.
Harika bir topluluk var. Bu hafta hayatın sorumluluğunu almak üzerine bir kitap okuyoruz.
2 hafta sonra ise aşk ve bağlanma üzerine bir kitap okuyacağız.
Okuyacağımız kitapları orada hep birlikte hatta kararlaştırdık, oyladık.
Ve gerçekten çok çok iyi eserler seçtik.
Eğer aramıza katılmak isterseniz kitap kulübünün de linkini...
açıklamalar kısmına bırakacağım.
Oradan katılabilirsiniz. Gerçekten muhteşem bir topluluk var orada.
Bence bunun bir parçası olun derim.
Bütün bunların dışında size bir şey daha söylemek istiyorum.
Bu podcast'ı kaydederken aklıma şöyle bir şey geldi.
Aslında sizin beni dinlemeniz, vaktinizi armağan etmeniz benim için, beni sevdiğinizin göstergesi.
Çünkü dediğim gibi benim sevgi dilim kaliteli zaman geçirmek ve burada size bir şeyler anlatıyorum.
Size gönüllü olarak Bunu dinliyorsunuz.
Çoğunuz da bunu çok severek yapıyorsunuz biliyorum.
Sonrasında beni anlıyorsunuz ve anladığınızı ifade etmek için mesajlar gönderiyorsunuz, yorumlar yapıyorsunuz ve gerçekten içimdeki o sevgi depolarının dolduğunu hissediyorum.
Sanırım hep böyle tam vazgeçecekmişim gibi hissettiğim zamanlarda inatla buraya geri dönmeye devam etmemin sebebi bu sevgi.
Ben burada sevildiğimi hissediyorum ve gerçekten ruhum huzur buluyor.
Bunun için çok teşekkür ederim ve ve...
Bunu söylemekten hiç sıkılmayacağım ve vazgeçmeyeceğim.
Ben de sizleri çok seviyorum.
Ne kadar çok sevgi, sevmek ve sevilmek kelimelerini kullandım bu bölümde.
Bence hazırladığım en pozitif ve en iyi bölümlerden biri oldu.
Eğer bu bölümle ilgili yorumlarınızı bana bildirmek isterseniz, genel olarak podcast hakkındaki görüşlerinizi bildirmek isterseniz bana her zaman instagram.genelseslerpodcast üzerinden ya da mail yazabilirsiniz.
Bölümü paylaşırsanız sevdiklerinizle ve arkadaşlarınızla çok sevinirim.
Bir bölümün daha sonuna geldik ama çok kısa bir süre içerisinde.
Haftaya yine aynı gün.
Salı günü. Görüşeceğiz.
Daha farklı bir konu konuşacağız.
Eğer konuşmamı istediğiniz konular varsa onları da bana yazabilirsiniz.
Şimdilik kendinize çok çok iyi bakın.
Sevgiyle kalın. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
