
29 Yılda Öğrendiğim 29 Ders | Kendine Ait Bir Hayat Kurmak
14 Ağustos 2025 · 23 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
29. yaş günüme özel kaydettiğim bu bölümde hayatın bana öğrettiği dersleri sizlerle paylaşıyorum. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Makale: https://tommonte.com/the-7-year-cycles-of-life/
Mindfulness koçluğu için: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=sharing&ouid=112314129287768021996
Podcast danışmanlığı almak için: https://www.shopier.com/32981019
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
Transkript
Genel Sesler podcastinden herkese merhaba.
Bu bölüm benim için çok özel bir bölüm.
Çünkü doğum günümde yayınlayacağım ve artık 29 yaşındayım.
29 yılda hayattan öğrendiğim 29 dersi paylaşacağım sizlerle.
Böyle bir bölümü en son 26 yaşıma girdiğimde yapmıştım.
Ve o zaman da 25 yılda hayattan öğrendiğim 25 tane ders sizinle paylaşmıştım.
Belki de bu bölümde söyleyeceğim bazı şeyler tekrar olacak.
Bazıları ise geçtiğimiz 3 yıl içerisinde tamamen yepyeni bir şekilde öğrenildi.
Bu arada... Eğer beni tanımıyorsan ben Bilge.
Bu podcast'ta felsefe, bilim, psikoloji ve kitaplardan öğrendiklerimi yanıma alarak hayatı ve kendimizi tanımaya çalışıyoruz.
Hayata daha açık fikirli bir perspektiften bakmak ve yaşadığımız sorunlara pratik çözümler bulmak için çabalıyoruz.
Öncelikle size geçen seneki doğum günümden bir hikaye anlatarak başlayacağım.
Geçen sene 28 yaşıma girerken o zaman doğum günümü birlikte kutladığımız arkadaşlarımızdan bir tanesi bana hayatın 7 yıllık döngülerden oluştuğunu ve 28'in de hayatımızın 4.
7 yıllık döngüsünün sonu olduğunu ve çok önemli olduğunu söylemişti.
O zaman bu 7 yıllık döngü olayının ne olduğunu bilmiyordum.
Sonra araştırdım ve bunun Avustralyalı filozof Rudolf Steiner'ın ortaya koyduğu bir şey olduğunu gördüm.
Şimdi 28 gerçekten de benim için çok büyük bir dönüm noktası oldu.
Hayatımın değiştiğini ve hepsinden de önemlisi kendimin, kişiliğimin değiştiğini hissettiğim şeyler yaşadım.
Çok garip, çok büyüten ve aynı zamanda oldukça da zor bir yıl olduğunu düşünüyorum.
Rudolf Steiner, yaşamın 7 yıllık döngüleriyle aslında insanın fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimini açıklıyor.
Ve diyor ki, kişinin 10 adet 7 yıllık döngüsü vardır.
Bu döngüler doğumdan 70 yaş ve sonrasına kadar her aşamanın kendine özgü zorluklarını, derslerini ve potansiyel ödüllerini de aslında ortaya koyar.
Steiner'ın yaklaşımına göre yaşamın her aşamasının bireyin olgunlaşmasına ve bireyselleşmesine katkıda bulunan benzersiz dersler ve meydan okumalar sunduğu yönünde ben de buna kesinlikle
inanıyorum. Hayat bize aşama aşama kendimiz olmamız, yetişkin olmamız, etrafımızı ve kendi benliğimizi anlayabilmemiz için bir takım zorluklar ve sıkıntılar çıkartıyor.
Bunlarla baş etme şeklimiz ve öğrenmeyi tercih ettiğimiz şeyler ise bizi olduğumuz kişi yapıyor.
Bu döngülerde 0-7 yaş anneden ayrılma ve bireysellikle ilgili yani tam bir bağımlılıktan bireyselliğe doğru gittiğimiz bir döngü 0-7 yaş.
7 ve 14 yaş ise yaşam için mücadele ve bağlılık kazanmak için geçirdiğimiz dönemler.
Bu süreçte Kızamık, kabakulak, süçey gibi çocukluk hastalıkları aracılığıyla yaşam gücünün ve bağışıklık sisteminin testinin yapıldığını söylüyor Dolph Steiner.
Ve bu dönemin sonunda ise artık ergenlik başlıyor ve aynı zamanda cinsel varlığımız da ortaya çıkmaya başlıyor.
14 ve 21 yaş için vahşi duygular, azgın hormonlar ve cinsellik dönemi diyor.
Yani bu dönem tam olarak ergenliğin karmaşası ve hayvan doğamızın bizi yönettiği bir dönem.
Ve sonrasında 21 ve 28 geliyor.
İşte benim tamamladığım döngü burası da şu an.
21 ve 28'de sorumluluğa yönelmeye başlıyoruz.
Yani duygular üzerinde daha fazla kontrol sahibiyiz artık.
Daha rasyonel varlıklara dönüşüyoruz.
Enerji doluyuz, yenilmez hissediyoruz.
Ve 20'lerin sonlarına...
doğru artık büyük ihtimalle doğru kişiyi bulmak, evlilik, çocuk sahibi olmak veya iş gibi sorumluluklarımız iyice oturmaya başlıyor.
Ve 28'de tam olarak aslında bu sorumlulukların ne yönde ilerleyeceğinin kesinleştiği bir dönem oluyor.
Ben aslında şöyle düşünüyorum.
28 yaşında kurduğum yeni işim, hayatımla ilgili verdiğim kararlarım benim bundan sonraki bütün yaşamımı ve o yaşamın içerisinde gerçekleştirdiğim şeyleri etkileyecek.
Çünkü bu sene Ocak ayı civarında tam her şey bir dediğim bir yerden tamamen sıfırdan yeni bir iş ve yeni bir hayat kurmaya başladım.
Bunu 25 yaşındayken de yapmıştım aslında.
Ama bu seferki daha yetişkince bir yerdendi.
Gerçekten kimseden bir şey beklemediğim ve sadece kendime dayandığım bir yerdendi.
28'de çok fazla ayrılıklarım da oldu.
Biten arkadaşlıklarım, ilişkilerim.
Verdiğim bazı kararlar da oldu.
Ve bunların da aynı şekilde yaşamımın kalanını etkileyeceğini biliyorum.
Bundan sonra ise 28 ve 35 yaş döngüsü başlıyor.
Ve bunun için gerçekten çok heyecanlıyım.
Çünkü orada beden artık çiçek açmış diyor Dolph Steiner.
Bedenimiz optimal bir kütleye ulaştı.
Fiziksel güçlerimizin zirvesindeyiz.
Yeteneklerimiz artık gelişti.
Uzmanlaşma arzumuz artıyor.
Artık işte belki para kazanıyoruz.
Hayattan yaptığımızı biliyoruz.
Nereye doğru gideceğimizi biliyoruz.
Eğer bilmiyorsak bile, bu da çok mümkün bu arada, hayatımızın bu döneminde yine de bazı sorumlulukları almış oluyoruz.
Eğer 28 yaşımıza kadar gelip hiçbir sorumluluğu almadıysak, hiçbir şey yerine getiremediysek, belki de orada oturup bir şeyleri en baştan muhasebe etmek gerekiyor diye düşünüyorum.
Bu 7 yıllık döngü felsefesi benim çok ilgimi çektiği için sizlerle paylaşmak istedim.
Eğer devamını okumak isterseniz aşağıya açıklamalar kısmına bir makale linki bırakacağım.
Oradan okuyabilir ve bu konuyla ilgili detaylar...
Bir, kendine güvenmeyi ve hislerini anlamayı öğrenmelisin.
Başkalarının onayına bağlı olarak yaşarsan...
ve kendi iç sesini duymayı öğrenmezsen hayatta hiçbir zaman kendi kararlarını alamayacaksın ve kendini pek çok kötülükten de koruyamayacaksın.
Kendine güvenmenin yolu en temelde kendine verdiğin sözleri tutmaktan ve istemediğin şeylere sınır çizmeyi öğrenmekten geçiyor.
Bunun üzerine çalışmak kendine yapacağın en büyük iyiliklerden bir tanesi.
2. Yalnız kalma korkusunun temelinde kendinle baş başa kalamamak Eğer yüzleşmekten kaçtığın yönlerin varsa yalnız kalmaktan çok korkabilirsin.
Unutmayın ki insan ne iyi bir varlık ne de kötü bir varlık.
Hepimizin iyi yönleri olduğu gibi kötü yani gölge yönleri de var.
Bu konuyla ilgili Jung'un gölge teorisi üzerine okumalar yapabilirsiniz.
Kendi karanlığınızla yüzleşmek, kendi yaptıklarınızla yüzleşmek ve kendinizi olduğunuz gibi kabul edip bilinçli bir şekilde o gölgeye rağmen iyi biri olmayı seçmek işte gerçek erdem bence bu.
Üç. Kendinle anlaştıkça yalnız kalmaktan korkmayacaksın.
Aslında bir önceki maddenin diğer tarafı olmuş oluyor bu.
4. Hayallerin gerçek olabilir.
Burayı yeniden dinle lütfen.
Hayallerin gerçek olabilir.
Bu güce sahipsin.
Yapman gereken şey sürekli seni aşağıya çeken alışkanlıklarından kurtulmak, gerekirse çevreni değiştirmek ve gerçekçi olmak.
Genelde hayallerimizle ilgili gerçekçi olmayı bilmiyoruz.
Aşabileceğimiz şeylerle aşamayacağımız şeylerin arasındaki sınırı çok iyi çizmek gerektiğini düşünüyorum.
Fakat hayal edebildiğimiz her şeyin de gerçek olabileceğine tüm kalbimle inanıyorum.
5. Hak ettiğimize inandığımız hayatı yaşarız.
Kendimize nasıl davranıyorsak bir başkası da bize öyle davranır.
Neyi hak ettiğimize inanıyorsak...
Başımıza onlar gelir. Bilmiyorum hani buna enerji mi dersiniz, başka bir şey mi dersiniz gerçekten tam olarak tanımlayamayacağım.
Ama sizin kendinize olan inancınız, güveniniz, kendinize verdiğiniz değer etrafa müthiş bir şey yayıyor ve kendinize de bunları çekiyorsunuz.
Eğer müthiş bir değersizlik hissiyle yaşıyorsanız, hiçbir şeyi hak etmediğinize inanıyorsanız zaten güzel bir şey başınıza gelmeyecek.
6. Her şeyi deneyin, denemekten korkmayın.
Özellikle 20'lerle ilgili düşündüğüm şey bu.
Sürekli böyle hani işte bir yol takip etmemiz, iyi bir kariyere sahip olmamız veyahut da denilen şekilde ilerlememiz bize hep öğretildi ya.
Aslında gerçek bu değil. Kesinlikle geleneksel bir ilerlemem olmadı hayatta.
Ne üniversite anlamında, ne iş anlamında.
Bu podcastın zaten yüzden fazla bölümü var.
Ve bu bölümlerde benim hayat hikayeme gerçek zamanlı bir şekilde aslında eşlik ettiniz.
25 yaşımda ilk bu podcastı kaydetmeye başladığımda gerçekten ne param vardı, ne üniversiteyi bitirmiştim, ne de ailemle anlaşabiliyordum.
Aynı şeyleri tekrar tekrar anlatmak istemiyorum.
Fakat bir şey yapmanın çok fazla yolu var.
yolları bulabilmenin şeyi ise denemekten geçiyor.
Deneyin, deneyin ve deneyin.
Zamanınız var, bana güvenin.
7. Zihinsel bariyerlerle yaşıyoruz.
Evet, çoğumuz zihinsel bariyerlerimize ve kendimize çizdiğimiz sınırlara tıkılı kaldığımız için belli bir noktayı aşamıyoruz.
Korkularımızın kurbanı oluyoruz.
Eğer sürekli bir şeylerden korkuyorsanız veyahut da konfor alanınızdan çıkamıyorsanız Michael Easter'ın yazdığı Konfor Krizi isimli kitabı önerebilirim.
Bunu da açıklamalar kısmında yazacağım.
Bu kitabı yeni okuyorum ve gerçekten de çok beğendim.
Belki de hakkında podcast bölümü bile gelebilir.
Hayatta en çok kendimizi kandırıyoruz.
Bahane üretmekten vazgeçip ilerlemeye başladığımızda hayatımız değişecek.
Sürekli bahanelerle ve etrafa suç atarak kendinizi kandırmayın.
Biliyorum sizin elinizde olmayan dışsal şeyler var.
Bunları fark edin, kabul edin ve yapabileceğinizin en iyisini yapmaya devam edin.
Yoksa her zaman bir kurban ve mağdur olarak kalacaksınız.
9. Başkalarının hayatlarını boşverin.
Biliyorum yaşadığımız çağda bu çok zor.
Çünkü sürekli Instagram'da, TikTok'ta veya diğer sosyal medya platformlarında başkalarının hayatlarını görüyoruz.
O platformlarda gördüğüm hayatlar, yaşanılan o güzel şeyler ve ilerlemeler nedeniyle sürekli kendimi kıyaslıyorum.
Ve başkalarının hayatlarını ne kadar çok görüp kendimi onlarla kıyaslarsam kendi hayatım için bir şeyler yapmaya vaktim o kadar azalıyor.
Bununla ilgili en sevdiğim eserlerden biri Harikum Rokami'nin Koşmasaydım Yazamazdım isimli kitabıdır.
Orada Murakami bir yazar ve bir koşucu olarak bir başkasını kendisine rakip almaktansa her seferinde bir gün önceki versiyonunu kendine rakip almaktan bahseder.
Yenmemiz gereken tek şey aslında kendimiziz.
Bir başkasıyla yarışmıyoruz.
Sadece kendimizle yarışıyoruz.
Ve inanın bunu yaptığınızda müthiş bir iç rahatlaması yaşayacaksınız.
Ve belki de gerçekten ilerlemeye başlayacaksınız.
10. Bedeninize iyi bakın.
Ruh ve beden birbirinden ayrı şeyler değil.
Bedeninize iyi baktığınızda ruhunuza da mental sağlığınıza da iyi bakmış oluyorsunuz.
Spor yapmak, sağlıklı beslenmek kendinize yaptığınız en büyük yatırımlardan bir tanesi.
Lütfen bunları ciddiye alın.
Bedeninize soktuğunuz gıdalara, yiyeceklere ve kendinize verdiğiniz özene dikkat edin.
11. İnsan ilişkilerinde çoğu şey aslında görünmeyen yerlerde saklıdır.
İnsanların neyi neden yaptığını kavrayabilmek, yaşadığımız bu dünyanın neden böylesine kötü bir noktaya doğru sürüklendiğini görebilmek için insan denen varlığın açık özlülüklerini, hırslarını ve narsizmini
iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum.
Ve bu parçaların bizim içimizde de var olduğunu bence asla unutmamak gerekiyor.
Bu noktaları daha iyi anlayabilmek, duygusal zekanızı geliştirebilmek ve davranış üzerinde sosyal yapının...
Ve evrimin etkilerini görebilmek için Robert Greene'in yazdığı İnsan Doğası'nın yazaları ve Robert Sapolsky'nin yazdığı Davranış isimli kitabı okuyabilirsiniz.
Bu iki kitaptan öğrendiklerim benim gerçekten bütün insanlara, etrafıma ve aynı zamanda kendime olan bakışımı değiştirdi.
Sosyal bir varlık olarak sergilediğim ve anlam veremediğim davranışlarımı anlamamı sağladım.
12. Hedefler ve değerler çok önemli.
Oturun, hedeflerinizi yazın.
Değerlerinizi yazın ve verdiğiniz kararları bunların üzerinden ilerletin.
Sakın bir başka insan üzerinden değerinizi, hayat biçiminizi şekillendirmeyin.
Bir konuyla ilgili karar vereceğim zaman genelde hep şunu sorarım kendime.
Bu benim değerlerimle uyumlu mu yoksa değil mi?
Değerlerimle uyumlu bir hayat yaşıyor olmak ve adım adım hedeflerime gidebiliyor olmak benim için bu dünyadaki aslında en büyük hediye.
Böyle olduğunuzda yolun sonundan daha çok yolculuktan keyif almayı öğreniyorsunuz ve doğru kararlar verebilme şansınızı da artırıyorsunuz.
13. Herkes sizi sevmek zorunda değil.
En sevdiğim şeylerden bir tanesi bu.
Eskiden herkes beni sevsin, herkes beni beğensin isterdim.
Zaten sosyal medya içerik üretirken en çok bu kaygıyı taşıyoruz.
Herkes bizi beğensin, işte herkes yaptığımız şeyleri ölsün, kimse hakkımızda kötü konuşmasın.
Oysa... Herkes bizi seviyorsa burada bir sıkıntı vardır.
Çünkü herkes herkese hitap edemez.
Böyle bir şey yok. Birileri bizi sevmeyecek, birileri yaptığımız şeylerden rahatsız olacak, birileri bizi kıskanacak.
Bir fark yarattığımızı ve kendimiz olduğumuzu ancak bu şekilde anlarız.
İnsanları memnun etmekten daha çok kendinizi memnun etmeye ve kendi iç dünyanızla uyumlu yaşamaya çalışın derim.
14 Klişe bile olsa etrafımızdaki 5 kişinin ortalamasıyız.
Ya da bunu daha çok böyle genişletmek gerekirse çevremizdeki insanların bir ortalamasıyız bizde.
Ve etrafımızdaki insanlar kesinlikle bizim gelecekte nasıl biri olacağımızı belirliyor.
Bu nedenle sosyal çevrenize oturup kalktığınız, birlikte vakit geçirdiğiniz insanlara lütfen çok dikkat edin.
Eğer etrafınızda çok iyi insan yoksa kitap okuyun.
Uzun yıllar en yakın arkadaşlarım kitaplardı ve hala da öyle sanırım.
15. Bir şey seni rahatsız ediyorsa orada bir şey vardır.
Eğer bir noktada içiniz rahat değilse, biriyle otururken veya vakit geçirirken kendinizi güvensiz hissediyorsanız, bir sıkıntı var gibi hissediyorsanız ama ne olduğunu kelimelere dökemiyorsanız orada bir sıkıntı
olduğunu bilin yeterli. Bazen her şeyi kelimelerle anlayamayız.
İnsan ilişkilerinde görününün ötesinde bazı şeyler vardır.
Sinir sistemimize inanmak, rahatsız hissettiğimiz topluluklardan, durumlardan ve insanlardan uzaklaşmak kendimizi korumak için önemli.
16. Yavaşlık bazen en hızlı ilerleme biçimidir.
Bunu ekstra açıklamak istemiyorum.
Sadece bir daha okuyacağım. Yavaşlık bazen en hızlı ilerleme biçimidir.
17. Disiplin sandığınız şey değil.
Sürekli planlar yapıp planlarınızın kölesi olmanıza gerek yok.
Kesinlikle günümü, ayımı hatta yılımı planlamayı seven bir insanım.
Hedeflerim var, hayallerim var fakat bir makine gibi kendimden çalışmayı beklemiyorum.
Genelde yaptığımız en büyük hatalardan bir tanesi bu oluyor.
Her gün çok düzenli çalışmamız gerektiğine, her gün belli bir şey takip etmemiz gerektiğine inanıyoruz.
Yaptığımız bütün planlara %100 uymalıyız gibi bir algı var zihnimizde.
Ve tabii ki de bu gerçek olmadığında kendimize sinirleniyoruz.
Kendimize olan güvenimizi kaybediyoruz.
Oysa disiplin kişinin kendini tanıması ve kendi ritmini bulmasıdır.
Bence 9-5 çalışmakla ilgili en kötü şeylerden bir tanesi bu.
Bu tarz bir çalışma stilinin herkesin ritmine uyması bence mümkün değil.
Mesela kendimden örnek vermem gerekirse genelde işte sabah çok erken çalışmaya başlamayı sevmem.
Sabahın erken saatlerinde daha çok okumayı veya kendim için yaratıcı bir şeyler yapmayı severim.
Sabah böyle 10.30 gibi falan çalışmaya başlarım.
Genelde akşam 8'e veya 9'a kadar çalışırım.
Bazen 7 gün aralıksız çalışırım.
Bazense haftanın sadece 3 günü çalışırım.
Ne zaman dinlenmem gerektiğini, nerede nasıl davranmam gerektiğini, ne zaman seyahate çıkmam gerektiğini ise yorgunluğumu ve bedenimin bana söylediği şeyleri dinleyerek buluyorum.
Ve bu şekilde yaşamaya başlamak, yani kendimi dinleyerek bir disiplin oluşturmak gerçekten de yaratıcılığımı ve iş akışlarımdaki performansımı düzenlemek adına yaptığım en iyi şeylerden bir
tanesiydi. 18.
Başkalarının hayatının yan karakteri değil, kendi hayatının başrolü olmalısın.
Biliyorum bu da biraz klişe geldi ama gerçekten de kendini öncelemeyi öğrenmelisin.
Kendi hayatının başrolü olmak demek tam olarak bu demek.
Bırak sana bencil desinler, herkesi memnun edemezsin ve bazen biraz bencil olmak iyidir.
19. Sosyal medyada gördüklerin kurgulanmış hayatlardan ibaret.
Kurgulanmış hayatları...
Ve uğraşılmış fotoğrafları, videoları görüp onları gerçek hayat zannediyorsun.
Ama öyle değil. Orada bir içeriği üretebilmek için o kadar büyük çabalar sarf ediliyor, öyle şeyler kullanılıyor, birçok editten ve kurgudan geçiyor ki inanamazsınız.
Bu nedenle gördüğünüz kurguları gerçek sanmayın.
20. İnsanları düzeltmek sizin elinizde değil.
İnsanlar sadece gerçekten kendileri isterse kendileri için değişirler ve düzelirler.
Bizim bir başkasını düzeltebilmemiz sadece bir hayalden ve yanılgıdan ibarettir.
21. Kendini korumayı ve kendin için ayağa kalkmayı öğrenmelisin.
Kimsenin seni korumasını beklememelisin.
Sosyal medyada gördüğün o dişil enerji, eril enerji gibi şeylere çok fazla inanma.
Kendini koruyabilmen, kendine iyi bakabilmen ve kendin için ayağa kalkabilmen seni eril birine dönüştürmüyor eğer kadınsan.
Bütün bireyler kendisini korumalı ve kendi haklarını savunabilmeli.
22. Tükettiğin içeriklere dikkat et.
Nasıl bedenine soktuğun içeriklere dikkat etmen gerekiyorsa, tükettiğin içerikler, bilgileri de dikkat etmen gerekiyor.
Beynini koru, o beyin sisine düşmemek için güzel olan şeyleri tüketmeye çalış.
23. Ekiple ve insanlarla hareket etmeyi ve yüklerini paylaşmayı öğrenmelisin.
Benim için en zor şeylerden bir tanesi buydu.
Hala her şeyi kendim yapmak istiyorum.
Her şeyi kendim öğrenmek istiyorum.
Kimseye bir iş vermek istemiyorum.
Fakat zaman geçtikçe ve işlerimiz büyüdükçe fark ettim ki tek başıma her şeye yetişmem mümkün değil.
Bu noktada insanlara inisiyatif alması için destek vermek, onlara güvenmek ve birlikte hareket edebilmeyi öğrenmek sanırım benim iş hayatımı dönüştüren en önemli şeylerden bir tanesi oldu.
24. Ne yaşarsan yaşa.
Misyonunu her zaman hatırla.
Hayatta başımıza bir sürü kötü şey gelebilir.
Bazen kalbimiz paramparça olmuş gibi hissedebiliriz.
Sevdiklerimiz bize hayal kırıklığına uğratabilir veya ihanet edebilir.
İşlerimiz batabilir. Her şey ama her şey çok kötüye gidebilir.
Böyle zamanlarda bile o hayattaki misyonumuzu hatırlamak, hayat felsefemizi ve kim olduğumuzu hatırlamak ve hedefimize doğru ilerlemeye devam etmek bizi koruyacak şeylerden bir tanesi diye düşünüyorum.
Buradaki kastım başınıza gelen şeyleri üzülmeyin veyahut da hiç onları düşünmeden tamamen işte kendi amacınıza yönelik ilerlemeye devam edin değil.
Sadece amacınızı unutmayın.
Tutunacak bir dalınız her zaman olsun.
25. Ekonomik olarak kimseye bağlı olma.
Hayatta kendime verdiğim en büyük hediye ekonomik özgürlüğümü almaktı.
Bu konuyla ilgili çok mutluyum.
Anneniz babanız da dahil olmak üzere.
Ekonomik olarak hiç kimseye bağlı olmamalısınız.
Annenizi, babanızı, kocanızı, kardeşinizi ne kadar seviyor olursanız olun bu kural değişmez.
26. Parayı nasıl kazanıp yöneteceğini ve finansal sağlığını korumayı öğrenmelisin.
Yetişkin oldukça daha iyi fark ediyorsunuz ki paranın önemli olduğu bir dünyada yaşıyoruz aslında.
Bakın para her şey demek değil ama önemli.
İyi bir hayat yaşayabilmek, kendimize ve sevdiklerimize iyi fırsatlar sunabilmek için paraya ihtiyacımız var.
Ve para kazanmak öğrenilebilir.
Aynı şekilde parayı korumak da öğrenilebilir.
İkisi de en az bir kadar önemli birer unsurdur burada.
Finansal sağlığınızı korumak, iyi para kazanabilmek bunlar gerçekten çok önemli yetenekler.
Ne okumuş olursanız olun, nereden geliyor olursanız olun bunları öğrenebileceğinize inanın.
Çünkü öğrenilebiliyor.
Etrafında çok fazla bunun örneği olan insan var.
Gördüğüm, tanıdığım çok fazla insan var.
Sadece bu işe biraz kafa yormanız lazım.
27. Başarının, mutluluğun, parayı kazanmanın veya biriktirmenin, hayat yaşamanın binlerce yolu var.
Doğduğunuz yerde öğrendiğiniz kısıtlamalardan kurtulun.
Bence şartlandırıldığımız şeylerden kurtulmanın en iyi yollarından biri de kitap okumak.
Bol bol kitap okuyun.
Kitaplarda... mümkün olan farklı hayatları görebilir, farklı yaşama şekillerine şahitlik edebilirsiniz.
İnanın tahmin ettiğinizden çok daha fazla yol var hayatın içinde.
28. Bazı arkadaşlıklar ve ilişkiler bitmelidir.
İlişkiler genelde sürelidir zaten.
İyi anlarınıza teşekkür edip bitmesi gereken yerde o ilişkiyi sanmayı öğrenmemiz gerekiyor.
Bu sene gerçekten çok fazla ilişkim bitti ve bütün bu ilişkiler sonlanırken düşündüğüm tek şey buydu.
Her şeyin bir zamanı vardır.
Ve gidenin yerine her zaman daha iyisi gelir.
29. 29. Ve son.
Yaşamın kıymetini lütfen unutmayın.
Unutmayalım. Hayatta hiçbir şey iyi değil.
Hayatta hiçbir şey kötü değil.
Hayatta her şey olduğu gibi aslında.
Ve yaşama olduğu gibi kabul ettiğimizde doğan güneşten bile mutlu olmayı öğreniyoruz aslında.
Hayatın şu anlarını kaçırmadan, kıymetini kaçırmadan ilerlemeye devam etmek.
Ve her anımıza şükredebilmek.
İşte beni hayatta tutan şeyler bunlar.
Yeni olasılıkların heyecanıyla kalbim pır pır atıyor.
29'a çok hazır hissediyorum kendimi.
Biliyorum ki eğer ömrüm olursa beni hayatta karşılayacak çok fazla zorluk ve belki de kötü şeyler olacak.
Bütün bunların da karakterimin gelişmesi, daha yetişkin bir birey olmam ve büyümem için gerekli olduğunu biliyorum.
Hayatın bana bunları bilerek sunduğunu biliyorum.
Büyümeye... gelişmeye ve daha iyi bir insan olmak için çabalamaya söz veriyorum.
Hem bu sözü kendime veriyorum hem de sizlere veriyorum.
Bu podcast umarım ki ben yaşadığım sürece devam eder.
Çünkü ben dönüştükçe ve hayatım dönüştükçe düşüncelerim, fikirlerim hatta konuşma şeklim bile değişiyor.
Buna tanıklık edebilmek, bu akışın içerisinde kalabilmek gerçekten çok kıymetli.
Ve tüm bu süreçte bana eşlik ettiğiniz için sizlere teşekkür ederim.
İyi ki varsınız. Sözlerimi dinleyerek kıymetlendirdiniz.
Yanımda olduğunuz için binlerce kez teşekkürler.
Gerçekten çok duygulandım.
Evet, Genel Sesler Podcast'inin bir bölümünün daha sonuna geldik.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize çok çok iyi bakın.
Sizleri seviyorum. Hoşçakalın.
Altyazı M.K.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
