
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bugün benim doğum günüm :) Yeni yaşımı yeni bir podcast bölümüyle kutlamak istedim ve ortaya bu bölüm çıktı. Kendi hayatımdan çıkardığım dersleri kayda almak ve bu sayede gelecek yıllarımda dinleyip nelerin değiştini görme fikri beni çok heyecanlandırdı. Sizleri de bu heyecana ortak etmek istedim. Şimdiden keyifli dinlemeler dilerim.
Bölümde bahsi geçen kitaplar:
- Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği - Ferhat Jak İçöz
- Öz Şefkatli Farkındalık - Chiristopher K. Germer
- Zaman ve Suya Dair Bir Buzula Ağıt - Andri Snaer Magnason
*******
Bana yazın: genelsesler@gmail.com
INSTAGRAM: genelseslerpodcast
Transkript
Bu bölümle birlikte resmi olarak podcast'ın 3.
sezonunu başlatıyorum.
Benim için sıradan bir gün değil.
Bugün benim doğum günüm.
26 yaşıma girdim.
Çeyrek asırlık bir ömür yaşamış oldum.
Yaşadığım bu 25 yılın tamamını tam olarak hatırlamıyor olsam da büyük bölümünü hatırlıyorum.
Bu zaman içerisinde çok fazla şey öğrendim.
Ve bu öğrendiklerim sadece 25 sayısına indirgenebilecek kadar az değil.
Fakat bölümün sonsuza doğru uzanmasını istemediğim için ve yaşımla uyumlu havalı bir başlık atabilmeyi de çok istediğim için bölümün adını ve konusunu 25 yılda öğrendiğim 25
ders olarak belirledim.
Bu öğrendiğim dersleri size tek tek sermeye başlamadan önce ufak bir şey anlatmak istiyorum.
Çok değil daha birkaç gün önce yaşadığım şehrin sokaklarında ağlayarak geziniyordum.
Hayatımın değersiz olduğu gibi saçma bir düşünce birkaç haftadan beri zihnimdeydi ve beni asla terk etmiyordu.
Bütün farkındalığıma rağmen bu düşüncenin üstesinden bir türlü gelemiyordum.
Bir kitapta şöyle bir cümle okumuştum.
Ben insanım ve insan olan hiçbir şey bana yabancı değil.
Hepimiz insanız. Bu nedenle bana tanıdık gelen size yabancı gelmeyecek.
Biliyorum. Ve bu hikayeyi de o yüzden anlatıyorum.
O değersizlik, boşluk hissinin ne kadar yıkıcı olduğunu, başımıza gelen kötü olaylarla mücadele ederken ne kadar zorlandığımızı hepimiz biliyoruz.
Hepimiz bunları yaşadık.
Hayatımı boşa yaşadığımı düşünürken ve sezon arası bahanesiyle podcastimi dahi yapmayı bırakmışken ve hayatımdaki çoğu şeyden vazgeçmiş bir haldeyken oturup bu
bölümü hazırlamak. ve yaşadığım 25 yıl boyunca öğrendiklerimi tek tek sıralamak bana gerçekten çok iyi geldi.
Hayattan öğrendiklerimi yazarken aslında ne kadar çok şey atlattığımı, ne kadar büyüdüğümü gördüm.
Benim gibi hisseden herkese aynı bu bölümde benim yaptığım gibi kendi hayatlarından çıkardıkları dersleri yazmalarını ve bir yerleri kaydetmelerini tavsiye ederim.
Dönüp dönüp onlara baktığınızda hiçbir şeyin boşa gitmediğini, yaşadığınız her şeyin bir noktada bir anlama kavuştuğunu göreceksiniz.
Hemen birinci dersten başlıyorum.
Hayatın kendisi dahil her şey geçicidir.
Duygular, acılar, kötü anlar geçicidir.
İyi olanlar da buna dahildir.
Bölümün başında bahsettiğim o zorlu duyguları yaşadığım bir gece tavana doğru bakıyordum.
İçimden çok acı verici düşünceler geçiyordu.
Ve birden aklıma bu geldi.
Geçecek dedim kendi kendime.
Duygular duygudur.
Düşünceler düşüncedir.
Gelirler ve giderler.
Bu da geçecek. Fakat iyi şeyler de geçicidir.
Bu nedenle onların da kıymetini kaybetmeden önce bilmek gerekir.
Tavacılığın bununla ilgili çok güzel bir egzersizleri var.
Onlar hep şunu tavsiye ediyorlar.
Bir şeyin kıymetini kaybetmeden önce bilmek için o şey elinizdeyken onu kaybettiğinizi hayal edin.
çocuklarınızın, evinizin, sağlığınızın kıymetini bilmek istiyorsanız onların olmadığı bir dünyayı hayal edin.
O zaman aslında ne kadar şanslı biri olduğunuzu ve hayatta çoğu şey geçici olduğu için bir gün bunları da kaybetme ihtimaliniz olduğunu ve tam şu an onlara sahipken onların
kıymetini bilmenin en iyi yol olduğunu göreceksiniz.
Eğer şu an acı içindeyseniz, zorlayıcı duyguların içerisinden geçiyorsanız ve mutsuz hissediyorsanız Eğer elinizde iyi şeyler varsa, sizi mutlu eden şeyler
varsa onları da geçmeden önce tüm gözünüzde sarılın.
2. İnsanların sözleri değil davranışları geçerlidir.
Eğer birisi bir konu hakkında bir şeyler söylüyor, bir fikir belirtiyor fakat gerçek hayatında bununla uyumlu davranmıyorsa, konuştuğundaki olduğu kişiye pratikteki davranışları benzemiyorsa o insan
aslında Davrandığı kişidir.
Şahsen ben artık insanların konuşmalarına göre değil, davranışlarına göre arkadaşlıkta bulunuyorum.
Çünkü hepimiz bence şu tongaya düşebiliyoruz.
Karşımızdaki kişi bize absürt bir davranışta bulunduğunda ama o öyle biri değil.
Daha işte dün konuşmuştuk, o böyle şeylerden hiç hoşlanmaz gibi şeyler düşünebiliyoruz.
Arkadaşlar genellikle insanlar öyle oluyor.
O yüzden davranış ve söz arasında uyumu yakalamak bence önemli.
Bu arada bizler de bozukluğu yaşatıyor olabiliriz.
Yani kendi karakterimizde söz ve davranışlarımız arasında bir boşluk barındırıyor olabiliriz.
Bu da üzerine çalışmamız gereken bir konu olabilir.
3. Hayat kitaplardan ibaret değildir.
Aşık olmayı, mücadele etmeyi...
Bir ev yapmayı, mobilyaları boyamayı kitaplardan ancak teorik olarak öğrenebilirsiniz.
Aynı bir mesleği üniversitede okuyup gerçek iş hayatına geçtiğinizde şok geçirmek gibidir kitaplarda öğrendiklerimizi hayatın içerisinde deneyimlemek.
Bu yüzden kitap okumayı çok çok seven bir insan olarak 25 yılın sonunda bunu tüm içten dinle söyleyebilirim ki kitaplar gerçek hayatın ancak taklididir.
4. Yine de kitaplar en yakın dostundur.
Beş yaşımdan beri hiç canınızı bırakmadılar.
Eğer siz de onlarla dost olmayı tercih ederseniz sizi de hiç canınızı bırakmadılar.
Aynı daha önce verdiğim örnekteki gibi nasıl bir mesleği üniversitede okumadan öğrenemiyorsanız aslında kitaplarda da hayata dair çoğu şeyi öncesinde bilmek, görmek
gibi bir şansımız olabiliyor.
Ben özellikle kişisel felsefemi geliştirmekte, yapmak istediğim şeyi bulmakta, hayatımı nasıl yaşayabileceğime karar vermek gibi konularda kitaplardan çok fazla yardım aldım.
Ama gerçek hayata geçtiğimde onları pratik etmenin zorluğunu da gördüm.
Bu yüzden okumak ve yaşamak arasındaki dengeyi her zaman sağlam tutmaya çalışıyorum.
Genellikle hatta çoğunlukla yaşamaktansa daha çok okumayı tercih eden biri olarak 26.
yaşımda daha az okumaya ve daha çok yaşamaya karar verdim.
Umarım gerçek olur. 5.
Hayatta sana öğretilen hiçbir şey kesin ve büyük ihtimalle gerçek değildir.
Bir şeye güvenmeyi ya da bir şeye inanmayı tercih edeceksen bu bilim olmalıdır.
Kendi kendinin hatasını kabul eden ve ilerlemenin gerçek yolunu gösteren tek şey bilimdir.
Hiçbir ideoloji, hiçbir inanç kendisinin hatasını kabul etmez ve sürekli onun üzerine kapatmaya çalışır.
ya da bir kılıf uydurur.
Bilimse bunun tam tersidir.
Bence bu nedenle bizim içimizdeki ilkel insani tarafa ters düşen ilkel insan zihninin ötesinde bir şeydir bilim.
Kendi kendinin hatasını kabul edip onun üzerinden yeniden bir çıkarımı yapabilen ve hatasının üzerinden doğruları bulabilen tek disiplindir.
Bu yüzden ben her zaman bilime güvenmeyi tercih edeceğim.
Tam burada ufak bir anekdot vermek istiyorum.
Bunlar benim 25 yıllık hayatımda çıkardığım dersler.
Kesin değiller, doğru olmayabilirler ve son derece öznerler.
Dinlerken lütfen bunları göz önünde bulundurarak dinleyin.
Size uymayabilirler.
Ya da ben 27 yaşıma, 30 yaşıma, 40 yaşıma geldiğimde dönüp bunları dinlediğimde artık bu şekilde düşünmediğimi fark edebilirim.
Ki bu da akışkan olmanın, değişebilen bir varlık olmanın getirdiği bir sonuçtur.
Buna da birazdan değineceğim.
6. Mutluluğu bulmak zor değildir.
Sevdiğin birine bakarken, tatlı bir yemek yerken, dostlarınla muhabbet ederken mutluluğu bulabilirsin.
Mutluluk için öyle büyük şeylere ihtiyacımız da yoktur.
Gerçekten de mutluluk küçük şeylerde saklıdır.
Zor olan tatmini ve aidiyetisini bulmaktır.
7. Tatmin hissetmeyi bilmem ama ait hissetmek ise uzun vadede imkansızdır.
Benim varoluşçu filozofları ve terapistleri ne kadar çok sevdiğimi ve onları takip ettiğimi artık biliyorsun.
İki hafta önce okuduğum Ferhat Cak İçöz'ün Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği ismi kitabında ait olmakla ilgili çok güzel bir pasaj var.
Orayı okumak istiyorum. Diyor ki, hayrekere göre insan olmanın bir vasfı da kendimizi hiçbir zaman evimizde, yerimizde, yurdumuzda hissedemeyecek olmamızdır.
Bu konuda yapılacak pek bir şey yoktur.
Çünkü hayat her şeyden önce belirsiz, tekinsiz ve bilinmezdir.
Eğer benim gibi canlı şer bir şekilde bir yerlere ait olmayı bekliyorsanız ya da ait olduğunuz yeri bir gün bulmayı umut ediyorsanız bilin ki uzun vadede bu pek mümkün değil.
Ya da şöyle söyleyeyim, ben şimdilik böyle düşünüyorum.
8. Olabileceğin en iyi şey kendin olmaktır.
Bence canlı ve hayatta hissetmenin yolu kendimiz olmaktan geçer.
Peki kendimiz dediğimiz şey ne?
Ben kendi diye bir şeyin var olduğuna inanmıyorum.
Bizler zamanla başımıza gelen olayların etkisiyle şekilleniyoruz.
O halde kendimiz diye bir şey yoksa nasıl otantik ve kendi benliğimizle yaşayacağız?
Başımıza gelenleri ve yaşadığımız hayatı kabul ederek bunu yaşayacağız.
Bu da bizi 9.
maddeye götürüyor. 9. maddemiz Amorfati.
Bu iki kelimeyi daha önce aranızda duymayan yoktur diye düşünüyorum.
Çoğu insan bunu dövmesini vücuduna kazıtıyor.
Bir yerlere yazıyor. Hayat mottoları olarak kullanıyor.
Bundan öncesinde ben de ne kadar çok duymuş olsam da pek üzerimde etki etmemişti.
Yine Ferhat Yücek İçöz'ün kitabında bu amorfati kelimesiyle ilgili çok güzel bir yer okudum.
Ve o an hayatımda yeni bir kapının açıldığını hissettim.
İzninizle size de okumak istiyorum.
Amorfati kaderine aşık olmak demekti.
Sevmek değil. Aşık olmak.
Sevmek ile aşık olmak arasındaki fark nedir?
Sevmek bir parça hesaplı kitaplıdır.
Sorun çıkarmayanları, isteklerimizi yerine getirenleri, iyi hissetmemize yardımcı olanları severiz.
Seni seviyorum ama cümlesi kulak tırmalamaz.
Oysa aşk öyle mi?
Aşk en temelde aşık olunanı bir bütün olarak kabul etmektir.
Ne bir eksik ne bir fazla.
Şu huyu da olmasa dediğimiz anda artık aşık olma noktasından konuşmuyorsunuzdur.
Amorfati yani kaderimize aşık olmak, kaderimizi sevmek değil, kaderimize aşık olmak, kendimiz olmanın bence tek yolu.
Başımıza gelenleri, seçimlerimizi, yaşadığımız hayatı kabul etmek.
İyisiyle veya kötüsüyle yargılamadan bu benim hayatım demek.
Onun tutunmak, ona sarılmak, ona aşık olmak ve onun bize sunduklarıyla iyi bir şeyler yapabilmek otantikliğin anahtarı.
Bu yüzden önce otantik olmayı tercih edin, sonra da kaderinize aşık olun.
10. Çok çalışmak başarılı olmaya yetmez.
Doğru zamanda doğru şeylere çalışmak, doğru kişilerle tanışmak bizi başarıya götürür.
Eğer çok çalışarak, geceleri uykusuz kalarak başarılı olabileceğinize inanıyorsanız bence bu inancınızı yeniden gözden geçirin derim.
Bazı şeyler birazcık şansa bakar.
doğru zamanda doğru yerde olmaya bakar ve şanslı olmak üzerine de bir bölüm bu sezonda gelecek.
Şansımızı kendimiz de yaratabiliriz.
Bunun üzerine konuşacağız. Ama şimdilik bu benim hayattan çıkardığım bir ders olarak burada kalsın.
11. Fiziksel sağlık önemlidir.
Spor yapmak, iyi beslenmek, kendimize iyi bakmak, bedenimizi yumuşatmak ve güzel uyku çekmek önemlidir.
Fiziksel sağlığımız ruhsal sağlığımızı etkiler.
Çünkü her zaman söylediğim gibi ruh ve beden birbirinden ayrı şeyler değildir özünde.
Biz bedenimiziz.
Eğer bedenimize iyi bakmazsak, onun mineralleri, vitaminlerini yeterince vermezsek ve onu eksik, aç bırakırsak bu direkt duygu durumumuzu ve ruhsal sağlığımızı da etkileyecektir.
Ve 25 yaşımda öğrendiğim fiziksel sağlıkla ilgili bir şey daha var.
O da cilt bakımı şehir efsanesi değildir arkadaşlar.
Düzenli güneş kremi kullanmak, cildine iyi bakmak, onu temiz tutmak gerçekten daha parlak, daha düzgün bir cilde sahip olmamızı sağlar.
Benim hep savunduğum gibi sevgi emektir.
Kendine bakmak ve emek göstermek de kendimize olan sevgimizi arttırabilir.
Bu yüzden fiziksel sağlığınıza, cildinize, bedeninize çok iyi bakın derim.
12 Çalışmanın ve çabanın karşılığını hemen almayı bekleme.
Hayatta hiçbir şey aniden olmuyor.
Bir gecede başarılı olmak, bir gecede kendi ismini duyurmak yalnızca bir hayal ve hatta toksik bir düşünce bence.
Eğer başarıyı bir anda yakalamayı, yaptığın tek bir şeyle hayallerindeki yere kavuşmayı bekliyorsan kendini kandırıyor olabilirsin.
Başarıyla ilgili yapılan çok bilinlik bir benzetme vardır.
Bir buz parçasını hayal edin.
Bu buz önce bakıldığında şeklini korur, uzun bir süre hatta korur.
Zamanla onun erimeye başladığını görürüz.
Fakat buz bir anda mı erimiştir?
Hayır. Kendi içinde yavaş yavaş çözülmeye başlamış, çözülmüş, çözülmüş, çözülmüş ve ondan sonra suya dönüşmeye başlamıştır.
Başarı da aynı buna benzer.
Bir şeyleri yaparız, yaparız, yaparız, yaparız sanki hiçbir şey olmuyormuş gibi olur.
Fakat günün sonunda bir anda bazı şeyler çözülmeye ve varmak istediğimiz yere varmaya başlarız.
ve bunların bir anda olması imkansızdır.
13. Kendine çalışabileceğin bir gönüllülük alanı seç.
Dünyamız maalesef ki iyi bir yere doğru gitmiyor.
Hatta gittikçe kötüleşiyor.
Kötümser bile olmak istemiyorum.
Instagram üzerinde bana sık sık yazılan şeylerden biri bu.
Dünya gittikçe kötüleşiyor.
Ben umudumu kaybediyorum.
Hayata dair inancımı kaybediyorum.
Ne yapacağım? O kadar haklılar ki aslında.
Hayvanlar acı çekiyor.
Buzullar eriyor. Kadınlar Pek çok hayvanın nesli tükeniyor ve iklim değişiyor.
Ve biz insanlar acımasızca tüketmeye ve dünyayı sömürmeye devam ediyoruz.
Bizler sadece bir tane insanız.
Bunları üzülerek hayatta hiçbir değişiklik yapamayız.
Ama eğer ki kendimize bir tane gönüllülük adını seçersek bu hayvan hakları olabilir, kadın hakları olabilir, çevrecilik ve iklim olabilir.
Ve o konu üzerinde çalışıp elimizden geleni yaparsak hem tatmin hissedeceğiz, hem de dünya üzerinde bir etki sağlamış olacağız.
Çok güzel bir kitap okumuştum.
Buzla, ağıt, zamana ve suya dair diye.
Orada da yazarı savunulu bir şey vardı.
Aslında tahmin ettiğimizden çok daha büyük bir zaman dilimini etki ediyoruz.
Mesela ben 1996 yılında doğdum ve eğer 60 yıl yaşarsam yaşadığım 60 yılı etki edeceğim.
Ama sadece onunla kalmayacağım.
Eğer olurlarsa kendi çocuklarımın hayatını etki edeceğim ve çocuklarım da belki 60-70 yıl yaşayacak.
Ve eğer yeterince şanslıysam torunlarımı da göreceğim ve torunlarımın da hayatını etki edeceğim.
Onlar da eğer 70-80 yıl yaşarsa belki teknoloji çok gelişir 100-150 yıl yaşarlarsa toplamda kendi hayatım, çocuklarımın hayatı ve torunlarımın hayatı dahil olmak üzere 200-250 yıllık
bir zamana etki etme gücüm var.
Bu nedenle kendimize etkili olabileceğimiz bir alan seçmek ve onun üzerinde çalışmak, o konuda iyi bir etki bırakmak istemek yapabileceğimiz en güzel şeylerden biri.
Benim de şu ana kadar hayatımda verdiğim en iyi kararlardan ve çıkarttığım en güzel derslerden biri.
14. Hayvanlar insanlardan daha iyi dost olurlar.
Eğer bir hayvanın dostluğunu henüz tatmadıysanız acele edin.
Ölmeden bunu tadın derim.
Onların sevgisini tatmamak dünyanın en büyük kaybı olurdu benim için.
O kadar çok seviyorum ki hayvanları.
Onların egosuz oluşlarını, karşılıksız verdikleri sevgilerini, yumuşaklıklarını, dostluklarını.
Yani bu dünyanın benim gözümdeki en güzel şeylerinden biri.
Eğer gelecekte bir insana annelik yapmazsam her zaman hayvanlara annelik yapmaya devam edeceğim.
Tadını, tadın, bunu kaçırmayın.
15. Sabah saatleri çok önemlidir.
En önemlisi ise sabah uyandığımız ilk iki saattir.
Ne kadar doğru bilmiyorum. Geçenlerde takip ettiğim birinin hesabında şöyle bir haber paylaşımı gördüm.
Bazı şirketler çalışanlarının sabah sadece ilk uyandıkları iki saat çalışmaları karşılığında tam gün çalışıyorlarmış gibi maaş veriyormuş.
Çünkü sabah uyandığımız ilk iki saat...
O kadar önemliymiş ki çoğu yaratıcı işimizi yapabileceğimiz yüksek performansta zihin gücü isteyen işlerin hepsini O zamanda en etkili bir şekilde gerçekleştirebiliyoruz.
Sabah saatlerinin bize özel olması gerektiğine inanıyorum.
Eğer hayatınızı bu şekilde düzenleyebilirseniz, sabahın ilk iki saati olmasa bile en azından yarım saat veya hatta o ilk bir saatini kendinize yapmak istediğiniz, gerçekten yapmak istediğiniz bir şeye ayırırsanız hayatınızda büyük bir
değişiklik görebilirsiniz. Ben gördüm.
16. Herkese saygı duymak zorunda değilsin.
Bir insan yaşlı olduğu için yaşından dolayı saygıyı hak etmez.
Bir insan bir statüye kavuştuğu için ya da zengin olduğu için saygıyı hak etmez.
Saygı yaşla, parayla, cinsiyetle alınabilecek bir şey değildir.
Bir insan saygıyı gerçekten hak etmelidir.
Ben eskiden hani bizde şey vardır ya toplumumuzda ama o büyük ona saygı göster diye böyle bir cümle bir anlayış.
Buna eskiden inanırdım ve buna göre davranırdım.
Ama artık özellikle bazı yaşı geçmiş ve büyümüş insanların saygıyı en hak etmeyen insanlar olduklarını düşünüyorum.
Ve bu konuda kendimi asla tutmuyorum.
Yeri geldiğinde konuşuyorum.
Kimse yaşı büyük diye bizim hayatımızı mahvetme hakkını sahip değil.
Bu bizim hayatımız derken sadece kendi kişisel hayatımızdan bahsetmiyorum.
Tüm ülkemizin geleceğini etkileyen ve bizim de buna bağlı olarak hayatımızı etkileyen bazı aksiyonlardan ve sözlerden bahsediyorum.
Bu yüzden eğer çevrenizde böyle saçma sapan insanlar varsa ve yaşları nedeniyle onlara saygı göstermeye devam edip ama o büyük diye gerçekleri onlara söyleyemiyorsanız bence söylemeye başlasanız iyi edersiniz.
Çünkü Siz sustukça onların stresi daha çok artıyor.
17. Kimsenin sana ne yapması gerektiğini söylemesine izin verme.
Bence bu şimdiye kadar bahsettiğim bütün maddeler arasında en tartışmaya açık olanı.
Herkes buna katılmayabilir.
Fakat yaşadığım zaman içerisinde gözlenmediğim en...
Temel şeylerden biri benim bu oldu.
Eğer birilerinin size ne yapmanız gerektiğini söylemesine izin veriyorsanız ve onların sözlerine itimat edip onların dedikleri şeyleri yapıyorsanız her yere çekilebilir bir noktaya geliyorsunuz.
Kendi karakterinizi, kendi kişiliğinizi, kendi seçimlerinizi kaybediyorsunuz.
Ne dedik? Amor fati.
Kaderine... Aşık ol.
Seçimlerine, yaşadığın hayata aşık ol.
Başkasının size söyledikleri üzerine bu hayatı yaşarsanız ona aşık olmanız çok zor olacak.
Yaptığınız hatalar başkalarının hataları.
Seçimler başkalarının seçimleri olacak.
Bundan öncesinde arkadaşlarımın veyahut da çevremdeki diğer insanların bana ne yapacağımı söylemelerine çoğu zaman izin verdim.
Artık izin vermiyorum. Kesinlikle.
Hiç kimsenin bana ne yapacağımı söylemesine tahammülüm kalmadı.
Ve insanları kırmak pahasına da olsa, onları bana küstürmek, etrafımdan uzaklaştırmak pahasına da olsa bunu yapmaya devam edeceğim.
Eğer hata yapıyorsam bu hatalar bana ait olacak.
Bu yanlışlar bana ait olacak.
Belki bundan sonra çevrem tarafından daha asi, daha bencil, daha başına buyruk biri olarak görüleceğim.
Ama olsun. Bence oradan oraya çekilen biri olmaktansa...
Karakterli ama pek de sevilmeyen birisi olmak daha güzel.
18. Sınırlarını korumazsan herkes oradan içeriye girer.
Hayatında tanıdığın en mantıklı insanlar bile.
Eğer ülkenizin sınırlarını korumazsanız büyük ihtimal içeriye düşmanlarınız girer, sizi bir şekilde sömürürler veyahut da bağımsızlığınızı elinizden alırlar.
Eğer kişisel sınırlarımızı korumazsak çevremizdeki insanlar bize bunun aynısını yapar.
Bu insan mantıklıdır, akıllıdır.
İyidir diye düşünüp sınırlarınızı hiç kimseye açmayın.
Ben şahsen hayatta en sevdiğim insan olan kardeşime dahi bunu yapmıyorum.
O bile bana karşı sınırlarını bilmek zorunda ve ben de onun sınırlarını tanımak ve bilmek zorundayım.
Bazı şeyler çok kişiseldir.
O kişisel sınırımızı çizmek mecburiyetindeyiz bence.
Eşimize de, kardeşimize de, anne babamıza da öteki türlü mental sağlığımızı korumak.
kişisel bütünlüğümüzü ve kendi öz saygımızı korumak gerçekten çok zor oluyor.
Neyse ki bu sezon sınırlar üzerine de bir bölümde konuşacağız.
Çok daha iyi bu konuyu açıklayacağım o zaman.
18. Herkesle anlaşmak zorunda değilsin.
Hem herkesle anlaşıp ne yapacaksın zaten?
Bir de şunu eklemek istiyorum bu maddeye.
Herkesle anlaşan insanlardan da bence birazcık uzak durun.
Çünkü birazcık omurgası olan, Birazcık bazı konularda fikri olan insanların herkesle anlaşmasının mümkün olduğuna inanmıyorum.
İlla ki bir yerde birileriyle ters düşebiliriz.
Bir şeylerle bir noktada anlaşamayabiliriz.
Bu çok doğal hatta olması gereken bir şey.
Herkese hayatımızda yer yoktur ve olmayacaktır da.
20. Utancı şefkatle sar.
Utanç hepimizin deneyimlediği insan...
olmakla birlikte gelen en acı verici duygulardan biri.
Yani bir şeylerden utanabiliyoruz.
Kendi bedenimizden utanabiliriz.
Yaptığımız bir şeyden utanabiliriz.
Ne bileyim birisine söylediğimiz bir sözden utanabiliriz.
Geceleri yatağa yattığımızda sürekli aklımıza o gelip kendimize eziyet ediyor olabiliriz.
Ve bu normal, bu doğal ama utancı yenmenin en en en güzel yolu.
Onu şefkatle sarıp sarmalamak.
Çok sevdiğim bir kitap var benim.
Öz Şefkatli Farkındalık isimli.
Bundan önce Instagram üzerinden de tavsiye etmiştim bu kitabı.
Orada yazarın tavsiye ettiği bazı öz şefkat uygulamalarını yapmak, bazı farkındalıklara edinmek benim utanç duyduğum konularda kendimi çok daha iyi hissetmeme sebebiyet verdi.
Eğer bu duygudan kaçarsak, onu itelersek, görmezden gelirsek...
daha çok büyüyor ve benliğimizi daha çok sarıyor, daha çok acı çektiriyor.
Ama ona şefkatle yaklaşırsak, tamam, utanıyorsun, biliyorum, bunu yaşadın.
Bu çok doğal, insan olmanın getirdiği bir şey.
Bu da geçecek dersek, gerçekten de geçiyor.
O yüzden sadece aslında utancınız değil, kendinizi ve tüm benliğinizi de şefkatle sarın.
21. Bağımsız ve akışkan ol.
Hiçbir gruba, felsefi görüşe, dine veyahut da bir insana bağlanıp kendini onunla tanımlama.
İnsanın kabile olma duygusu olduğunu, bir yerlere ait olma ihtiyacı hissettiğini biliyoruz.
Fakat bence bir gruba dahil olmak, kendi kimliğimizi bir felsefeyle veyahut da bir düşünceyle betimlemek ve sadece onun üzerinden gitmek çok kısıtlayıcı ve Hayatta pek
çok şeyi keşfetme olasılığımızın önünü kapatan bir şey.
Ben bağımsız ve akışkan olmayı, değişken olmayı seviyorum.
Ve bence bundan sonraki hayatımda da böyle devam edeceğim.
Her zaman değişebilirim, her zaman dönüşebilirim.
Şu an düşündüğüm şeyi yarın düşünmeyebilirim.
Kendime bunun için izin veriyorum.
Bence insanın değişebilme ve dönüşebilme gücü, onun sahip olduğu en güzel ve kıymetli şeylerden biri.
Onunla kısıtlı kalmayın.
Bu kısır döngün içerisine girmeyin derim.
Hayat dönüştükçe ve büyüdükçe güzel.
Ben 20 yaşım, 20 ve 25 yaşım arasındaki bu 5 yıl içerisinde özellikle çok çok fazla değişip dönüştüm.
Ve hayatımdaki en büyük dönüşümleri, en büyük farkındalıkları bu dönemde elde ettim.
Her zamanda böyle devam etmek istiyorum.
Çünkü insanın keşfedebileceklerinin sınırı yok.
Yok yani bu kadar. 22.
İlişkiler biter. Evlenenler boşanabilir, sevgililer ayrılabilir, arkadaşlıklar sonlanabilir.
Hayat bazen böyledir.
Bu sizi veyahut da karşınızdaki kişiyi problemli ve sorunlu yapmaz.
Her şeyin bir sonu olduğu gibi ilişkilerin de sonu olabilir.
Tutunmak, gitmemesini istemek, çılgınca bağlanmak her şeyi daha da kötüye götürebilir.
Bu nedenle şu anda iyi olan ilişkilerimi daha da iyileştirmeye, güzelleştirmeye çalışırken Artık iyileşmeyecek olanları, kayıp gidenleri de tutmamaya karar verdim.
Her şey gibi ilişkiler de bitebiliyormuş.
Bu da çıkardığım derslerden biri.
23. Bir şeyi seç ve onda devamlı ol.
Her yerde olan hiçbir yerde değildir.
En büyük hatam benim şimdiye kadarki en büyük hatam açgözlü olmaktı.
her şeyi yapabileceğimi sanmak, her şeyi elime atabileceğimi sanmaktı.
Ama gerçekten her şeyi yapabileceğini düşünen hiçbir şey yapamıyor.
Bu nedenle kendimize bir şey seçmek ve onun üzerinde kararımızı verdikten sonra tam gaz ilerlemek, diğer dikkat dağıtıcı unsurlarla uğraşmamak, onlara kaymamak, bizi gerçekten tatmine, mutluluğa
ve bir konudaki uzmanlığa götürebilecek tek şey.
Bu çağda her şey olabilirsin.
Bize böyle hissettiriyorlar ve olabilirsiniz yani doktor olabilirsiniz, koşucu olabilirsiniz, yüzücü olabilirsiniz, pilot olabilirsiniz, yazar olabilirsiniz ama hepsine aynı anda olamazsınız.
Hayat kısıtlı ve bence bir konuda uzman olmanın da getirdiği büyük bir tatmin var.
Ben bundan sonra...
Artık oraya buraya kendimi ve zihnimi çekiştirmek hiç düşünmüyorum.
Kendime seçtiğim bir alan, bir konu var ve bunun üzerinden gideceğim.
İnanıyorum ki böylesi çok daha iyi olacak.
24. Para biriktir.
Bu da şimdiye kadar asla yapmadığım bir şey.
Hatta para biriktirmek konusunda dünyanın en kötü performansını sergileyen insanlardan biri olabilirim.
Fakat para biriktirmenin önemli olduğunu düşünüyorum.
Hatta bence harcadığımızın...
yarısını biriktirmemiz gerekiyor.
Mümkünse harcadığımız kadarını biriktirsek daha da iyi olabilir.
Çünkü hayatta fırsatlar karşımıza çıkacak bazen.
Bir hayalimiz olacak. Gitmek istediğimiz bir yer olacak.
Ve o fırsat karşımıza geldiğinde param yok demek bence çok üzücü.
Hayata anlık yaşamak bazen daha tatlı gelebiliyor.
O an içerisinde istediğimiz şeyi almak, istediğimiz şekilde yaşamak bizi daha mutlu edecekmiş gibi hissediyoruz.
Ama uzun vadede Bu bence daha çok üzüntü getiriyor.
Bundan sonra kendime iyi bir finansal doküman çıkartıp paramı nereye harcadığımı, ne kadarını biriktirmem gerektiğini not etmeyi ve bunun takibini yapmayı planlıyorum.
Eğer sizin de hayalleriniz varsa, gitmek istediğiniz bir yer, yapmak istediğiniz bir şey varsa büyük ihtimalle bunu para olmadan yapamayacaksınızdır.
Bu yüzden yaşınız kaç olursa olsun para biriktirmeye hatta ufaktan yatırım yapmaya başlayın.
Yatırım üzerine bir bölüm gelmeyecek.
Çünkü ben de bilmiyorum.
Ama bu konu üzerine keşke uzman olan birini ağırlayabilseydim.
Güzel olurdu. Bizim ülkenin finansal okuryazarlığı gerçekten düşük.
Özellikle de genç kitlede.
Genç nüfusta diye düşünüyorum.
Ya da benim çevremde bu böyle.
Böyle totale çok fazla vurmayayım.
Fakat finansal okuryazarlığımızın olması, parayı nereye harcayacağımızı bilmek, nereye yatırmamız gerektiğini bilmek uzun vadede hayatımızı çok iyileştirecek bir şey.
Eğer şu an bunu dinliyorsanız lütfen tavsiye emek kulakasın ve hangi yaş diliminde olursanız olun finansal okuryazarlığı öğrenin ve paranızı biriktirip onu artırmanın yollarını kesinlikle...
Keşfedin derim. 25.
ve son maddemiz ise olmak istediğin kişi olmayı ve kavuşmak istediğin hayatı hak ettiğine inan.
Eğer siz bir şeyi hak ettiğinize inanmıyorsanız, içten içe asla bunu yapamayacağınızı, buna layık olmadığınızı düşünüyorsanız zaten asla...
Ona sahip olamayacaksınız.
Bu yüzden ne istiyorsanız.
Kendinizi kısıtlamayın.
Zengin olmak olabilir. Başarı olmak olabilir.
İyi bir anne baba olmak olabilir.
Herhangi bir şey olabilir. Bunu hak ettiğinize inanın.
Bunu yapabileceğinize inanın.
Ya da sevinmek istiyor olabilirsiniz.
Sevgiyi hak ettiğinize inanın.
Eğer siz arzu ettiğiniz şeyi hak ettiğinize inanmıyorsanız bu dünya zaten inanmayacak.
Bu bölümde 25 yılda öğrendiğim 25 dersi sizlerle paylaşmış oldum.
Umarım kendinizde bir çıkarımda bulunabilmişsinizdir.
Ve umarım sizi de bu şekilde öğrendiğiniz şeyleri yazmaya teşvik edebilmişimdir.
Bu bölümü hazırlamanın bana terapi gibi geldiğini söylemem gerek.
Umarım size de aynı etkiyi yapmıştır.
Çok fazla umarım dedim.
Ama çok heyecanlıyım çünkü uzun sıradır ilk defa elime mikrofonu aldım ve yeni bir sezon başlıyor.
Şimdilik kendinize çok iyi bakın.
Bütün iyi dileklerim sizinle.
Bir dahaki bölümde görüşmek üzere.
Hoşçakalın. Bir
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
