
2026’ya girerken: içsel güven, cesaret ve yeni yollar
15 Aralık 2025 · 30 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Geleneksel yeni yıl bölümümüz geldi. Ama bu sefer biraz farklı:) 2025 benim için zor, garip, harika, başarılarla ve hayal kırıklıklarıyla dolu bir yıl oldu. Bir sürü zıtlığı aynı yılda yaşadım. Ama oturup geriye baktığımda ne kadar harika bir yıl olduğunu fark ettim. 2025’i güzelleştiren 3 davranış değişikliğimi ve 2026’ya dair dileklerimi ise bu bölümde sizlerle paylaştım. Her zaman dediğim gibi; o hayaller gerçek olacak. Şimdiden keyifli dinlemeler.
Bahsettiğim kitap: Rewire - Nicole Vignola
Yılbaşı atölyesine katıl: https://genelsesler.com/
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Öncelikli olarak bölüme başlamadan ufak bir teşekkürde bulunmak istiyorum.
Bölüm atamadığım... Ve sizlerle çok az buluştuğum bu 2025 senesinde bana sürekli mesajlar atan, Bilge neredesin?
Seni özledik. Podcastlerin yeni bölümlerini bekliyoruz diyen, beni unutmayan, canım dinleyicilerime, dostlarıma hatta sizler artık dostlarımsınız.
Çok çok teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız, iyi ki yanındaydınız.
Eğer o mesajlarınız olmasaydı benim için bir podcaste devam etmek çok da kolay olmayabilirdi.
Bilen bilir ben her senenin sonunda bir yeni yıl bölümü yaparım.
Bu artık bir gelenek bizim için.
Bu senede yine bir yeni yıl bölümü yapacağım sizlere ama geçmiş yıllardakinden bir tık daha farklı olacak.
Bu bölümde hedeflerinize nasıl ulaşabilirsiniz veyahut da...
O hedeflere ulaşmak için uygulamanız gereken adımlar, şunlar gibi öneriler de bulunmayacağım.
Zaten bu tip önerileri duymak istiyorsanız eski bölümleri ziyaret edebilir ve onları dinleyebilirsiniz.
Bu bölüm birazcık daha içsel bir bölüm olacak.
Benim 2025'den neler öğrendiğim ve 2026'ya girerken hedeflerimi, hayallerimi neye göre çizdiğim, neye göre belirlediğimle ilgili olacak.
2025 benim için...
İnanılmaz bir yıldı.
Gerçekten bunu nasıl tarif edebilirim bilmiyorum.
2025 Ocak ayındaki bilge ile 2025 Aralık ayındaki bilge arasında dağlar kadar fark var.
Her anlamda bu arada. Ocak ayında oldukça umutsuz bir gidiş yapmıştım yıla.
Benim için çok çok zor bir dönemdi.
2024'ün Kasım ayıyla birlikte başlayan ve 2025'in Şubat-Mart ayına kadar devam eden zorlu bir süreçten geçtim.
Her anlamda çok zorlandığım, kendimi sorguladığım, hatta bazı şeylerden vazgeçmek üzere hissettiğim bir dönemdi.
Ve bir şeylerin hiç değişmeyeceğine inanıyordum.
Hatta geçen günlerde her sene Aralık ayında yazdığım gelecekteki bana mektubumu okudum.
Böyle her yılın aralık...
ayı geldiğinde bir sene sonraki kendime bir mektup yazıyorum.
Sonra bir sene sonra aralık ayında o mektubu açıp okuyorum.
Gerçekten aradaki olanları ve duygu durumumu hayattaki bulunduğum yerin farkını görmek beni çok etkiliyor.
Ve 2024 yılında yazdığım mektubu okuduğumda gözlerim doldu.
Bunu hayal edemezdim bir yıl içerisinde bu kadar çok şeyin değişmesini.
Ve sonrasında oturup düşündüm dedim ki nedir bu kadar değişikliğe sebebiyet veren şey?
Sen neyi yaptın ki? Bütün bunlar yaşandı.
O umutsuzluğun içerisinden çıktın.
Biliyorsunuz ki hayat İnişlerde ve çıkışlarda dolu bir yerdir.
Yani güzel şeyler olduğu kadar kötü şeylerin de olması bu hayatta kaçınılmaz bir şey.
Bizi hayatta daha iyi yapan ve istediğimiz şeylere ulaştıran en önemli yetenek ruhsal dayanıklılığımız ve başımıza gelen kötü olaylara karşı verdiğimiz tepkiler.
Kendimizi ne kadar eğittiğimiz aslında.
Ben sanırım 2025'te bütün bu malzemeleri çok çok iyi kullandım hayatımda.
Ve oturup da şöyle baktığımda Genel tema olarak 3 konuda kendimi çok geliştirdiğimi fark ettim.
Bunlardan birincisi kendi iç sesime duyduğum güvenliği inşa etmekti.
İkincisi doğru yatırımlar yapmaktı.
Bu her anlamda bu arada daha detaylandıracağım ama hem maddi anlamda doğru yatırımlar yapmak, doğru tercihler yapmak, hangi tercihi neden yaptığımı fark etmek hem de işime ve kişisel gelişime
yaptığım yatırımlardı. Bütün bu alanlarda seçici olmak, doğru adımları atmak beni tahmin edemeyecek.
Şimdi buna şey diyebilirsiniz.
Bilge zaten hani kendin değil miydin?
Sürekli bunun üzerine çalışmıyor musun?
Bunun üzerine düşünmüyor musun? Dürüst olmak gerekirse kişinin kendi otantik benliğini kabullenmesinin çok kolay bir şey olduğunu düşünmüyorum.
Özellikle yıllarca etrafım tarafından bir tık daha tuhaf ve farklı biri olmakla etiketlenmiş biriyim.
Maalesef ki bu böyle.
Genelde etrafımdaki insanlardan daha farklı seçimleri, daha farklı tercihleri olan birisiydim.
Ve sevinmek için arkadaşlarıma, aileme veyahut da diğer insanlara uyumlanmam gerektiğini düşünüyordum.
Her ne kadar bilinç noktasında hayır buna gerek yok desem de içten içe kabul görmek isteyen bir yanım vardı.
Ve insanların beni olduğum şekilde kabul etmeyeceğini düşünüyordum.
Onlara biraz fazla geldiğimi, tuhaf geldiğimi fark edebiliyordum.
Ama beni ben yapan şeyler de aslında tam olarak bunlar.
Hayata karşı olan enerjim, tutkum, sürekli sorgulayan yanım, verdiğim cesur ve bazı ani kararlar, okumaya olan aşkım, ilişkilere ve etrafıma olan bakış açım, bir
işi yapma şeklim bunların hepsi aslında beni belirleyen şeylerdi ve bütün bunları kabullenmek bence hala bir süreç ama 2025'te bunu büyük ölçüde kabullendiğimi fark ettim.
Ve bütün bunları yapabilmek beni bağımsızlaştırdı.
Nasıl bağımsızlaştırdı ama biliyor musunuz?
Yani şöyle bir his geldi içime.
Ben bu hayatta başıma ne gelirse gelsin bir şekilde onun içinden çıkmayı başarabilirim.
Çok kötü şeyler de olabilir ama ben onların içinden...
Geçebilirim. Zorlansam da, üzülsem de, ağlasam da, dizlerim kanasa da bir şekilde yolumu bulabilirim.
Kendimi asla kırılmayacak, üzülmeyecek bir varlık gibi görmüyorum ama ne kadar esneyebileceğimi ve ne kadar dayanıklı olabileceğimi gördüm.
Şimdi biraz bunları detaylandırmak istiyorum.
Özellikle içsel güven inşa etmek üzerine beni bu konuda en çok etkileyen eserlerden bir tanesinden bahsedeceğim.
Rewire. isimli bir kitap okudum bu senenin ortalarında.
Çok sevdiğim bir arkadaşımın önerisiyle okumuştum.
Kitabın Türkçesi maalesef ki yok ama adını ve yazarını açıklamalar kısmına yazacağım.
Belki online olarak alıp okuyabilirsiniz.
Ben de o şekilde yaptım. Bu kitap bir nörobilimçi tarafından yazılmıştı.
İçerisinde hedeflerimize ulaşmak, istediğimiz hayatı inşa etmekle ilgili nörobilimsel kaynaklara dayanan pek çok bilgi vardı.
Fakat kitabın en çok ilgimi çeken kısmı self-trust yani kişisel, içsel güven inşa etmekle ilgili olan kısımdı.
Yazar şöyle diyordu. Hani etrafınızda bazı insanlar vardır ve sürekli bir şeyleri arkadaşlarına veyahut da ailelerine sorarlar.
Bu verdiğim karar doğru mu? Sence ben böyle birisi miyim?
Acaba bunu yapmalı mıyım? Şunu yazmalı mıyım?
Bu böyle mi olmalı gibi.
Belki de bu kişi sizsiniz. Çünkü bir zamanlar bendim.
Bu tip insanlar diyordu, kendi içsel yanıtlarını bulmakta zorlandıkları için yanıtları sürekli dışarıda ararlar.
Elbette ki etrafımızdan fikir almak, danışmak yapılması gereken ve güzel şeylerdir.
Ama sürekli her şeyi...
bütün soruların yanıtlarını dışarıda aramak aslında bizim için doğru olan şey değil.
Çünkü gerçekten de esas yanıtlar kendi içimizde gizli.
Peki bu gerçek yanıtları nasıl duyacağız?
İçimizdeki hisler genelde bilinçaltımızın bilissel farkındalığımız olmadan verdiği kararlardır.
Diyordu yine yazar. Yani diyelim ki ben bir ilişkiye girdim ve bu ilişkide canımı sıkan bazı şeyler var.
Diyorum ki kendi kendime. Ya ben bunu daha önce gördüm.
Burada iyi bir iş çıkmayacak.
Buna benzer şeyleri daha önce yaşadım ya da diyorum ki içim bu konuyla ilgili rahat değil, bir tuhaf hissediyorum, bir kötü hissediyorum.
Sonra aradan zaman geçiyor ve o ilişkideki red flagler gittikçe büyüyor ve içime doğan hislerin gerçekleştiğini görüyorum.
Aslında tahmin ettiğim şeyler gerçeklermiş, sadece bilinç aldım beni uyarıyormuş dikkatli ol diye.
Onu görmem için beni itekliyormuş.
büyük bir yetenek. Ama bunu yapabilmek için kendimizle olan ilişkimizi geliştirmemiz gerekiyor.
Bilinçli beynimiz yaşadığımız her şeyi hatırlayamıyor.
Bu yüzden deneyimlerimizin büyük bir çoğunluğu aslında bilinçaltımızda birikiyor.
Ve kendimize, iç sesimize güvenimiz arttıkça kendimizle uyumlu olan ve olmak istediğimiz kişiye doğru bizi götüren kararlar almaya başlıyoruz.
Çünkü bilinçaltımızın, altıncı hissimizin, içsel sesimizin artık her ne diyorsanız onun sesini duymaya başlıyoruz.
Kalp ve beyin bir arada çalışmaya başlıyor ve bu ikisi bir arada çalışmaya başladığında korkmadan hayallerimizin peşinden koşabiliyor veyahut da korkmadan kendimiz olabiliyoruz.
Çünkü biliyoruz ki eğer başarısız olursak insanların onaylamadığı bir şeyi yapıp o konuda iyi bir yere gelemezsek de kendi kendimizin arkasında durabiliriz ve kendi kendimizi destekleyebiliriz.
Aldığımız kararların sonuçlarını da kucaklayabiliriz.
Yazarın bu içsel güveni inşa etmekle ilgili verdiği 5 tane adım vardı.
Aslında bunlar oldukça basit ve belki de bilindik şeyler.
Ama bunları hayatıma uygulamanın benim için çok büyük farklılıklar yarattığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
İki şu, diyordu ki yazar kendinize verdiğiniz sözleri tutun.
Mesela bir şey yapmayacağım dediniz ya da artık şu insanla görüşmeyeceğim dediniz.
Fakat... Bir şekilde kendinize verdiğiniz o sözü tutamadınız.
Hayat değişti, şartlar değişti ve yapmak istediğiniz şeyin tersinde bir harekette bulundunuz.
İlk başta bu zararsız bir şey gibi görünebilir.
Ama uzun vadede içten içe kendimize olan, güvenimizi zedeleyen bir şey.
Çünkü bilinçaltımız bize şöyle söylüyor.
Ya sen henüz kendine verdiğin sözleri bile tutamıyorsun.
Kendine bile sadık değilsin.
O halde kendine güvenemezsin.
Bir başkası da sana güvenemez.
Burada aslında kendi kendimize dair bir güvensizlik inşa ediyoruz.
Hayal etsenize bir arkadaşınız veyahut da sevgiliniz size sürekli söz veriyor ama bu sözleri tutmuyor.
O kişiye güvenir misiniz?
O kişiden duyduğunuz bir sözün sizde bir anlamı olur mu?
Olmaz. Aynı şey işte kendimiz için de geçerli.
İkinci madde olarak gerçekçi hedefler koymak.
Yani hazır yeni yıllarda girerken vision boardunuza gerçekçi olmayan çok uçuk hedefler koymayın.
O uçuk hedefleri, o büyük hayalleri kalbinizde taşıyın ama her zaman adım atabileceğiniz küçük ve uygulanabilir hedefler koyun ki sonrasında başaramadığınızda hayal kırıklığına uğrayıp kendinize
olan güveninizi kaybetmeyin.
Üçüncü olarak başarıları kutlamak.
Bu aslında çok basit bir şey gibi duruyor ama...
Kendi adıma konuşmak gerekirse ben başarılarını kutlayan biri değilim.
Sürekli olarak başarılı olduğumda daha böyle fazlasını nasıl yapabilirim?
Ya da bu gerçekten benim başarım mı?
Bunu acaba şans eseri mi oldu diye düşünen ve o an asla tadını çıkaramayan biriyim.
Bunun üzerinde zaten çalışıyorum son zamanlarda.
Dördüncü olarak gelişim zihniyetine sahip olmak.
Ki biliyorsunuz bu podcast'in manifestosudur bu.
Yani bir şey olmuyorsa ona henüz olmuyor.
Bunu sonra yapabilirim diye bakmak.
Her zaman bir şeylerin yapılabilir olduğuna inanmak.
Son olarak ise kendini dinlemek.
Yani kendinle baş başa kalabilmek.
Bu kadar gürültülü ve hızlı geçen bir çağda sosyal medyanın hayatlarımıza nüfuz ettiği bir dönemde kendimizle baş başa kalabildiğimiz anlar yaratmak neredeyse imkansız.
Kendinle baş başa kalmak demek.
Dış uyaranlardan tamamen uzakta kendini dinleyebildiğim bir alan yaratabilmek demek.
Gerçekten de bildirimlerin olmadığı, insanların etrafımızda olmadığı, gürültünün ve kalabalığın olmadığı ne kadar zaman var?
Kendimizle vakit geçirebildiğimiz ve kendimizi gerçek anlamda dinleyebildiğimiz ne kadar zaman yaratabiliyoruz?
Ben aslında bunun üzerine düşündüğümde bu zamanların ne kadar az olduğunu fark ettim.
Gün 24 saatse belki de ben maksimum yarım saatini bu şekilde kullanabiliyorum.
Bu da iyi bir rakam bu arada ama düşünsenize yani 24 saatli bir günün sadece yarım saatinde kendimle baş başa kalabiliyorum.
Kişinin kendiyle geçirdiği vakit gerçekten de bazı şeyleri daha iyi anlamasına ve içsel güvenini inşa etmesine en büyük katkı sağlayan şeylerden bir tanesi.
Hani kendimle baş başa kalmanın zorluğundan bahsettik ya aslında bu sene benim kariyerimi, hayatımı değiştiren en temel şeylerden bir tanesi de Bu adımda fark ettiğim şeylerdi.
Yani gördüm ki sosyal medya yüzünden ve işin nedeniyle aslında kendimle baş başa kalamıyorum, çok fazla okuyamıyorum, gerçekten istediğim şeylere vakit ayıramıyorum.
Sürekli olarak kendimi sorguluyorum ve disiplinin lineer bir çizgide ilerlediğini, sürekli aynı şeyleri yapmam gerektiğini ve sürekli aynı disipline sahip olmazsam başarılı olamayacağımı
düşündüğümü fark ettim. Oysa ki disiplin dediğimiz şey salınımlarla ilerlemek.
Yani belki bir dönem çok düzenli çalışmak, sonrasında dinlenmek, belki sosyalleşmek, belki bir dönem hiçbir şey yapmamak, belki bir dönem daha az üretmek, bazen sakaza basıp çok fazla şey üretmek.
Tüm bunlar, bu gitgeller, bu salınımlar bizim ruhumuzun, mentalimizin durumuna.
Fiziksel sağlığımızın durumuna, etrafımızdaki hayat şartlarımızın durumuna göre değişkenlik gösterebilir.
Ve buna uyum sağlayabilmek, yani hayatın akışına göre şekillenip esneyebilmek ve bununla ilgili kendini suçlamadan, çok fazla sorgulamadan yaşayabilmek bu sene benim hayatımı değiştirdi.
Hala tam olarak başardığımı söyleyemem.
Çünkü gerçekten kendimden yana çok büyük beklentileri olan bir insanım.
Ve ne yaparsam yapayım bana yeterli gelmiyor.
Ama yine de bazı şeyleri fark edip kabullenmek ve uygulamaya çalışmak.
tabii ki de çok fazla şey değiştiriyor.
Şimdi bölümün burasında aklınıza şöyle bir soru gelebilir.
Ya Bilge çok fazla bahsettin işte içsel güven bir şeyleri kendini dinlemek, fark etmek.
Peki kendi hayatında bunu somut olarak nasıl uyguladın?
Tam olarak da burada size bu sene benim kariyer anlamında yaşamımı değiştiren bir karardan ve bunu beni nasıl etkilediğinden bahsedeceğim.
Bugün burada kariyerim üzerinden bir örnek vereceğim ama bu sene bunu hayatımın çok daha farklı bölümlerinde uygulayıp değişimler gördüğümü gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Sosyal medyada ilk içerik üretmeye başladığım zamanlarda herhangi bir şekilde yüzümü göstermiyordum.
Yani sadece bilgi paylaşımları.
ve podcastler yapıyordum.
Hatta bu podcast ilk başladığında bir sosyal medya hesabı bile yoktu.
Sonrasında arkadaşlarımın önerisiyle ve bir tık da zorlamasıyla bir sosyal medya hesabı açmıştım.
Ve böyle genelde Instagram üzerinden statik postlar paylaşıyordum.
Hayal etmediğim bir şekilde podcast'ım ve Instagram hesabım büyüyüp belli bir kitleye ulaştıktan sonra da bu durumu değiştirmedim.
Bu şekilde içerikler üretmeye devam ettim.
Herhangi bir şekilde direkt kameraya konuşarak bir içerik üretmek beni hem korkutuyor Hem de bunu yapmamak için başka başka sebeplerim de vardı.
Fakat bir süredir yani yaklaşık buna bir buçuk iki sene diyebilirim.
Hitap ettiğim kitlenin belli bir noktada kaldığını ve herhangi bir büyüme göstermediğini görebiliyordum.
Bunun tek sebebi elbette ki kameraya çıkıp konuşmamam değil.
Onun dışında da başka işlere yoğunlaşmış olmamdı.
Yeni bir sosyal medya ajansı kurmuştum ve onunla ilgileniyordum.
Danışmanlıklar, podcast danışmanlıkları, sosyal medya danışmanlıkları, hizmet verdiğimiz müşterilerimiz derken ekibimiz de büyüdü o dönemde.
Ben kendi içeriklerime gerçekten de çok fazla ilgi gösterememeye başladım.
Zaman geçtikçe ama şunu fark ettim.
Benim asıl tutkum, asıl istediğim şey başka insanlara hizmet etmektense kendi içeriklerimi üretmek, kendi işimi yapmak.
Fakat bunu... Hayatımı idame ettirecek bir yere getirmek istiyorsam sadece içerik üreterek bir yaşam sürmek istiyorsam...
Daha farklı bir ölçekte olmam gerektiğini, hitap ettiğim kitleyi büyütmem gerektiğini fark ettim.
Ve bu bağlamda 2025 yılının ikinci yarısında gerçekten de sosyal medya içeriklerimle ilgili çok farklı bir strateji izlemeye başladım.
Oturdum ekip arkadaşlarımla birlikte bunun üzerine çalıştık.
Neler yapabileceğimize baktık.
Fakat önümüzdeki en büyük engellerden bir tanesi benim hiçbir şekilde yüzümü göstermemem kameraya konuşmuyor olmamdı.
Maalesef ki algoritmalar bir gerçek.
İnsanların tüketim alışkanlığı...
ve sosyal medyada başarılı bir içerik öğreticisi olmak istiyorsanız kamera önüne çıkmak sizi çok daha hızlı ileriye taşır.
Ekip arkadaşlarım bunun beni zorlayacağını düşünüp aslında bu kararımı ilk başta çok fazla desteklemediler.
Fakat oturup kendi içime baktığımda, kendi kalbimi dinlediğimde bunu yapmaya hazır olduğumu Bunu yapmak istediğimi fark ettim.
Elbette ki korkularım vardı.
Elbette ki endişelerim vardı.
Yıllarca bunu yapmamın belli başlı bazı sebepleri vardı.
Fakat artık doğru zamanın geldiğini hissediyordum.
Ya bunu nasıl anlatabilirim bilmiyorum.
Gerçekten belki çok uzun zaman meditasyon yaptığım için, yazılar yazdığım için, kendimle ilgilendiğim için olabilir ama bazen bazı şeylerin olma zamanının geldiğini hissediyorum.
Ve bu da tam olarak öyle bir andı.
Yani bunu yapmam gerekiyordu.
Sonrasında... İlk videomu çektim, editörümüze yolladım.
Video editlendi, yayına girdi.
Ve böyle çok büyük bir ilgi görmedi bu arada.
Çok fazla bir şey değişmedi. Hatta o zaman bir arkadaşım bana şöyle söylemişti.
Yüzünü göstermenin artık çok önemli olduğunu söylüyordun.
Keramet yüzünde miymiş?
Tarzı bir cümle kurmuştu.
Fakat ben bunun doğru bir karar olduğunu ve bunu yapmaya devam etmem gerektiğini biliyordum.
Ve gerçekten de iç sesim doğru çıktı.
Kamera önünde konuşmaya başladıktan iki ay gibi kısa bir süre sonra sosyal medyadaki toplam...
Takipçimi ve hitap ettiğim kitleyi 3 katına çıkardım.
Ve bu şu an devam ediyor.
Hedefim bu kadar büyük bir büyüme göstermek değildi ilk başta.
Ama tabii ki de içeri krediteciliği kariyerimle ilgili ve hayatımla ilgili yapmak istediğim çok fazla şey var.
Bu şekilde daha fazla insana ulaşabilmek ve kamera önüne geçmek beni...
bir içerik üreticisi olarak çok fazla geliştirdi.
Aslında kamera önüne geçmenin ne kadar farklı bir boyutu olduğunu, insanlara direkt konuşmanın, bir şeyleri anlatmanın ne kadar büyük bir cesaret istediğini bir kez daha fark ettim ve bunu ne kadar çok sevdiğimi de gördüm.
Gerçekten de doğru bir karar almıştım her anlamda.
Ve 2025 yılında kalbimi dinleyip, kim ne derse desin, benim bunu yapmam gerekiyor, bunun için doğru zaman dediğim ne varsa o şeyle ilgili yüzüm güldü.
Ve tüm bunlar bana hayal...
Hayata güvenmeyi, zamana güvenmeyi ve en çok da kendime güvenmeyi öğretti.
Böyle şeylerle ilgili bir reçete vermek gerçekten çok zor.
Şunu şunu yaparsanız böyle olacak diyemiyorum.
Çünkü deneyimle ve zamanla öğrenilen, fark edilen şeyler sadece belki anlattıklarım sizin için de yeni bir yol açar.
Belki de uzun zamandır çözemediğiniz bazı şeylerin nedeninizi anlamanıza sebep olur diye anlatıyorum.
Ve yine... Bu sene podcast'e az bölüm gelmesinin sebeplerinden biri de buydu.
Çünkü enerjimi başka şeylere yönlendirmiştim ve podcast bu konuda birçok daha geri planda kalmıştı.
Fakat 2026 için gerçekten de podcast'te daha düzenli devam etmek gibi bir hedefim ve niyetim var.
Asla buraya bırakmak gibi bir amacım yok.
Onu söylemiş olayım.
Sizlere bırakamam, bu podcast'a bırakamam.
Benim göz bebeğim bu podcast.
Sadece bazen aramıza zaman ve mesafe girebiliyor.
Evet, 2025 ile ilgili konuştuktan sonra şimdi birazcık ileriye bakmak istiyorum ve 2026 için nasıl hedefler belirlediğimden ve neler istediğimden bahsedeceğim.
Bu kısımda belki sizin de 2026 hedeflerinizi belirlemenize ve kendinizi...
yeni bir yol haritası çizmenize yardımcı olabilir.
Tam bu arada 2026'dan bahsetmişken her sene geleneksel olarak yaptığım yeni yıl atölyemizi bu yılda yaptığımı duyurmak istiyorum.
Aralığın 25'inde akşam saat 20.00'da buluşuyoruz ve bu sefer atölyemizin içeriği geçmiş yıllardakinden daha da farklı olacak.
Hem yapay zekayı nasıl kullanabileceğimizden Kendimi geliştirmek için kullandığım ve kişisel olarak keşfettiğim bazı şeylerden ve tüm bunlarla birlikte nörobilimi, psikoloji, hedeflerimize ulaşmada,
hayatımızı dizayn etmede nasıl kullanabileceğimizden bahsedeceğim.
Yanında yine yıllık plan ve farkındalık kitapçığına hediye ettiğimiz pek çok öneri.
tavsiyenin ve fikrin içerisinde olduğu bu atölyeye katılmak için açıklamalar kısmına bakabilirsiniz.
Oraya linkini bırakıyorum.
Sizleri orada görmek ve yeni yıla hep beraber böyle interaktif, güzel bir etkinlikle, güzel bir deneyimle girmekten çok çok mutlu olurum.
Geçmiş yıllarda çok güzel zaman geçirdik.
Bence bu senede aynı şekilde olacak.
Gelelim 2026'da neler yapacağıma.
Birincisi tabii ki de her sene olduğu gibi bu senede vizyon panom yapacağım.
Ama ben bu...
vizyon panosu olayına Pinterest'te girip estetik fotoğraflar bulup oraya buraya yapıştırmak olarak asla bakmıyorum.
Onun yerine bu benim için çok daha farklı bir deneyim ve ritüel gibi gerçekleşiyor.
Vizyon panosu Benim bir yıllık hayallerimin ve isteklerimin, görsellerinin, belki de işte onu çağrıştıran yazıların olduğu bir şablon, bir tablo gibi düşünebilirsiniz.
Çok estetik olmasına gerek yok.
Genelde her insanın istediği şeylerin orada olmasına gerek yok.
Gerçekten ben bunu istiyor muyum sorusuna evet yalnız verdiğim şeyleri oraya yerleştiriyorum.
Gerçekçi olmasına çok çok özen gösteriyorum.
Genelde hep ulaşılabilir hedefler koyuyorum.
Senenin sonuna gelip de şöyle vizyon panomu kontrol ettiğimde ve neler gerçek olmuş diye baktığımda aslında çoğu şeyin gerçek olduğunu görmek de beni çok mutlu ediyor.
Aslında vizyon panosunun bir psikolojisi var.
O da sürekli yapmak istediğimiz şeyleri gördüğümüzde beynimizi o konuyla ilgili taze tutuyoruz.
Yani diyelim ki ben belli miktarda bir para kazanmak istiyorum ve Bu parayı ifade eden belki oraya bir rakam koydum.
Çok maddesel ve yüzeysel bir yerden girdim olaya ama daha iyi anlaşılması için özellikle bu örneği tercih ettim.
İşte her gün eğer o miktarı görüyorsam beynimi sürekli onu hatırlatıyorum.
Ben bu kadar para kazanma hedefine sahibim ve bunu kazanmak için bugün ne yapabilirim?
Bugün hangi tercihlerim, hangi seçimlerim beni bu hedefime daha çabuk yaklaştırır?
Bilinç düzeyinde bunu sormasam bile onu sürekli gördüğüm için aslında bilinçaltım bunu fark ediyor.
Diyor ki... Sen bunu yapmak istiyorsun ve bunu istiyorsan eğer seçimlerini de buna göre yönlendirmelisin.
Çünkü aslında o hani çok ilerisi için koyduğumuz hedeflerin sırrı yaşadığımız gün içerisinde yatıyor.
Bugün verdiğim kararlar benim bundan 1 yıl, 5 yıl veya 10 yıl sonramı dahi etkiliyor.
Bugün verdiğimiz o küçük kararlar içinde gelecek hedeflerimizi görmek yani görselleştirmek gerçekten de çok önemli bence.
Benim 2026 için oluşturduğum vizyon panomda İşte gitmek, gezmek istediğim bazı yerler var.
İşimle ilgili hedeflediğim birkaç şey var.
Kendi kişisel gelişimim ve öğrenme yolculuğum için hedeflediklerim var.
Öğrenmeyi istediğim, gelişmek istediğim bazı alanlar mevcut.
Onlarla ilgili bir takım hedefler koydum.
Bir takım mindset, yani o zihinsel yapıyla ilgili cümleler ve fotoğraflar yerleştirdim.
Gerçekten de olmak istediğim kişiye dair çok fazla şey koydum.
Tabii ki de sosyal çevremle ilgili de çok fazla şey var vizyon planımda.
Çünkü ben etrafımızdaki insanların çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Bu hayattaki bence en büyük ve en güzel başarı sevgi dolu iyi bir çevreye sahip olabilmek.
Bu konuyla ilgili de elimden geleni yapıyorum.
Beni besleyen, beni kendileriyle birlikte büyüten, aşağıya çekmeyen, ileriye götürecek olan insanlarla beraber olabilmek ve böyle bir çember, böyle bir komünite oluşturabilmek için çalışmaya devam etmek
de 2026 vizyon panoğumun temel hedeflerinden bir tanesi.
Ve 2026 için bir diğer en büyük hedefim ise sözlerime dikkat etmek.
Söz büyüdür arkadaşlar. Ağzınızdan çıkan her cümlenin gerçek olma ihtimalini düşünerek söyleyin.
Sanki büyü yapıyormuşsunuz gibi düşünün.
Yani işte ben çok başarısızım, ben çok kötüyüm, benim hayatım hep böyle gidecek, hayat çok kötü gibi negatif şeyleri söylerseniz onları gerçekliğinize dönüştürüyorsunuz.
Ve işin daha da üzücü yanı bence...
Ağzımızdan çıkan sözlerin neye benzediğini ve nasıl olduğunu çoğu zaman fark etmiyoruz.
Çünkü tamamen otomatik pilotta bunları söylüyoruz.
Kendimle ilgili bunu nasıl fark ettim biliyor musunuz?
2025 yılında yazdığım günlüklerime şöyle bir geri dönüp okudum.
Ve ana tema olarak tekrar ettiğim bazı olumsuz şeyler olduğunu gördüm.
Ve bu tekrar ettiğim olumsuz şeylerin de hiçbir şekilde değişmediğini gördüm.
Bu nedenle 2026'da özellikle yazdığım, çizdiğim, ağzımdan çıkan sözlere çok çok dikkat edeceğim.
Hani burada sürekli her şey olumlu ve çok pozitif olan gibi konuşmuyorum.
Ama olduğum kişiye dair, kendi benliğime dair, yapmak istediklerime ve hayallerime dair daha olumlu konuşacağım.
Biliyorum ki Türkiye gibi bir yerde yaşarken bazı hayalleri kurabilmek çok zor.
Gerçekçi bir yerden hayata bakmamız gerekiyor.
Geçenlerde hatta Instagram'da bana böyle bir DM geldi.
Uzun uzun yazmış işte hayatın gerçekliğiyle baş etmekle çok zorlanıyorum.
Sosyal medyaya girip baktığımda insanların nasıl hayatlar yaşadığını görüyorum.
Sonra kendi hayatıma dönüp bakıyorum.
Akşamın çok geç bir saatinde eve gelmişim.
Çok yorgun hissediyorum.
Adım atacak bir halim kalmamış.
Bütün bunlar beni geri itiyor.
Bu yazanları o kadar aslında derinden ve kalbimde hissettim ki.
Çünkü Türkiye'de yaşayan çok büyük ve geniş bir kitle olarak pek çoğumuz aslında hayatta kalmaya çalışıyoruz.
Bir şekilde çalıştığımız, çabaladığımız bizi hayatta tutuyor anca ve daha büyük hayaller kurduğumuzda, yeni bir şeyler yapmak istediğimizde hem mevcut ekonomi, devletin getirdiği bazı kurallar, bazı şeyler bizi geri
itiyor. Kendi işini yapan genç bir girişimci olarak söyleyebilirim ki Türkiye gibi bir yerde iş yapmak...
Biraz delilik. Eğer tabii ki de işleri kurallarına göre yapıyorsanız.
Fakat tüm bunlara rağmen bu gerçekliği kabul etmek, ya belki de bu işi başka bir ülkede, daha gelişmiş bir ülkede yapsaydım daha farklı olabilirdi seçeneğini bilmek.
Ama eğer buradaysam da benim gerçekliğim bu ve ben buna göre yaşayacağım demek, Çok önemli.
Yani önce bir kabullenmek gerekiyor olduğumuz şeyi.
İkinci olarak da olduğumuz yerle savaşmayı bırakıp yapabileceğimizin en iyisine odaklanmamız gerekiyor.
Bakın bunu yapmak gerçekten çok zor.
Özellikle sosyal medyayı düzenli olarak kullanıyoruz biliyorum ve orada gördüklerimiz bizi müthiş bir kıyas döngüsüne sokuyor.
Bu konuda verebileceğim çok küçük ve uygulanabilir öneri şudur.
Sizi kötü etkileyen insanları takipten çıkın.
Hatta sosyal medya işiniz değilse...
Sosyal medyayı kullanmayın.
Tüm kalbimle söylüyorum eğer sosyal medya içerik üretmeseydim yani orası benim işim olmasaydı kesinlikle kullanmazdım.
Anında silerdim ve bir daha dönüp bakmazdım.
Bakın bu öneriyi beni takip etmeme ihtimalinizi de göz önüne alarak veriyorum.
Sosyal medya özellikle bizi çok fazla kıyas döngüsüne sokuyorsa inanın kattıklarından daha fazlasını götürüyor.
Hayat her zaman adaletli bir yer değil.
Maalesef ki. Sosyal sınıf farklılıklarının olduğu ve ilerlemenin zor olduğu bir sistemde yaşıyoruz.
Ülkemizin ekonomisi de çok iyi değil.
Benim gibi pozitif şeyler konuşan birinden bu kadar depresif ve negatif şeyler duymak belki de sizi üzmüş olabilir.
Ama ben gerçeklikle savaşmayı hiç sevmem.
Gerçekliği olduğu gibi kabullenmek benim için çok önemlidir.
Fakat tüm bunlara rağmen yolda olmak ve ilerlemeye devam etmek sizi her zaman ileriye götürür.
Yavaş yürüyor olabilirsiniz.
Zor bir yolda yürüyor olabilirsiniz.
Canınız yanıyor olabilir.
Çalılar, dikenler olabilir.
Yolunuzu tıkayan büyük kayalar da olabilir.
Ama vazgeçmeden ilerlerseniz, her şeye rağmen devam ederseniz ilerleme kaydetmiş olacaksınız.
Yani bu kaçınılmaz bir şey.
Böyle düşünün. Tek önerim devam edin.
Ne olursa olsun. Elinizden gelenin en iyisini ve sahip olabileceğinizin en iyisine anca bu şekilde ulaşabileceksiniz.
Başkalarının sahip olduklarına değil de...
kendinize dönmek, kendinize güvenmek ve kendi sahip olabileceklerinizin en iyisine odaklanmak gerekiyor diye düşünüyorum.
Umarım bu söylediklerim sizi üzmemiştir.
Çünkü ben hayatta sahip olduğum her şeyi gerçekten de kendi kendime elde ettim.
Herhangi bir yardım olmadan, aile, arkadaş veya başka bir şeyin yardımı olmadan tek başım hayatta kaldığım için ve yaşayabileceğim hayatlar içerisinde en iyisini yaşadığımı bildiğim için size bu önerileri verebiliyorum.
Benim hayatım çok mükemmel değil.
Harika böyle sosyal medyada gördüğünüz tarzda ışıltılı bir hayat yaşamıyorum ama kendime ait, bana yeten, beni mutlu eden.
Değerlerine uyumlu, özgür, bağımsız ve içsel tatmin yaşadığım bir hayat yaşıyorum.
Ve bence hayattaki en önemli şey de bu.
Tabii ki de tüm bunların içerisinde zorlandığım, üzüldüğüm, sevindiğim, başarılı olduğum, başarısız olduğum bir sürü an oluyor.
Ama tüm bu anların hepsi de yine günün sonunda bana ait oluyor.
Hepinize kendinizle uyumlu olduğunuz, kendi benliğinizden utanmadığınız...
içsel huzurunuzun ve uyumunuzun olduğu harika bir yeni yıl diliyorum.
2026'da umarım çok daha fazla birlikte olacağız.
Eğer bu bölümden sonra sosyal medya hesaplarınızı silmediyseniz beni Instagram'dan veya TikTok'tan takip edebilirsiniz.
Orada düzenli içerikler üretiyorum ve sosyal medyadaki harcadığınız zamanı kıymetlendirmek için çabalıyorum.
Bölümle ilgili yorumlarınızı...
Önerilerinizi veyahut da varsa eleştirilerinizi bana Instagram'dan veyahut da mail üzerinden yazabilirsiniz.
Bütün yorumlarınızı okuyorum.
Hepsine dönemesem bile gördüğüme emin olabilirsiniz.
Tekrardan sizlerle bir araya gelmek, bu sohbet yapmak bana harika hissettirdi.
Tekrardan müthiş bir 2026 diliyorum.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
