
100. Bölüm: Podcast Yapmak Hayatımı Nasıl Değiştirdi?
6 Aralık 2024 · 19 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Ben de inanmakta güçlük çekiyorum ama tam 100 bölümdür sizlerleyim. Bu bölümde podcaste başladığım günden bu yana hayatımda neler değiştiğini anlattım. Oldukça kişisel ve içimdeki hassas yana dokunan bir bölüm oldu. Şimdiden keyifli dinlemeler :)
Podcast Danışmalığı İçin: genelsesler@gmail.com'a mail atabilirsiniz.
Mindfulness Koçluğu Almak İçin: https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSegX75qHK3opuavI7kO8fsvVIaZjB6jxgiBkjTxhIdM8qu_QA/viewform?usp=header
İlham Postası bültenine ücretsiz kayıt ol: https://open.substack.com/pub/genelsesler?r=jttw9&utm_medium=ios
Beni Instagramdan takip edin: https://www.instagram.com/genelseslerpodcast/
Bana yazın: info@genelsesler.com
(Gelen mailleri okumaya bayılıyorum)
Transkript
Genel Sesler Podcast'inden herkese merhaba.
Ben Bilge. Evet, başlıkta doğru okudunuz.
Bu bölüm 100.
bölüm. Hala inanamıyorum bunu söylediğime, bu podcastta nasıl
100 bölümdür içerik ürettiğime, nasıl bu kadar uzun zamandır istikrarlı bir şekilde bu işe devam ettiğime şaşırıyorum.
Diyorum ki nasıl oldu, zaman ne kadar çabuk geçti.
Tam 100 bölüm oldu.
Bugünleri göreceğimi hayal ediyor muydum ilk başladığımda?
Bu soruları sürekli kendime soruyorum.
Podcast'ın 100. bölümünü kaydedeceğimi de tamamen tesadüf eseri fark ettim.
Çünkü normalde bölümleri saymıyordum.
Geçen Apple Podcast'ta istatistiklerime bakarken altta şöyle küçük bir yazı okudum.
tam 99 bölüm yaptınız diye.
Sonra bölümleri saydım ve inanamadım.
Gerçekten tam 99 bölüm olmuş ve sıra 100.ye gelmiş.
Bu bölümü içimden geldiği gibi kaydetmek istedim.
Herhangi bir araştırma yapmadan tamamen böyle sizinle sohbet, muhabbet ettiğim, duygularımı paylaştığım, podcast'ın 1.
bölümünden 100. bölümüne kadar olan süreçte benim hayatımın, karakterimin nasıl değiştiği üzerine birazcık sohbet etmek istedim.
Duygularımı sizlerle paylaşmak istedim.
Eğer podcast'ın daha böyle bilgi içerikli bölümlerini seviyorsanız belki bu bölümü dinlemek istemeyebilirsiniz.
Çünkü oldukça kişisel bir bölüm olacak.
İçimden gelerek kaydettiğim bir bölüm olacak.
Çok gariptir ki ben bu podcast'ta hayatımı değiştirmek için başlamıştım.
Yani bir şey yapmam gerekiyordu.
Farklı bir şey yapmam gerekiyordu.
Yoksa ölecektim. Ruhen.
Ölecek gibi hissediyordum kendimi.
Ve Bu podcast'ın ilk bölümü dünyaya geldi.
Şimdi 100. bölümde yine bir şeyler yapmam ve bir şeyleri değiştirmem gereken bir yerdeyim.
Aynı bundan 3,5 sene önce ilk başladığımda nasıl hissediyorsam...
Öyle hissediyorum. Sadece çok daha olgunum, çok daha büyüdüm, çok daha fazla şey öğrendim.
Özgüvenim ve hayata olan güvenim, bakış açım çok daha ayakları yere basan bir noktada şu an.
Ama yine değişimi kucakladığım ve belirsizliğin ortasında olduğum bir zamandayım.
Bu çok büyük bir tesadüf bence.
Birinci bölümden beri ben çok değiştim.
O ilk bölümü kaydeden kız...
Hayattan tam olarak ne istediğini bildiğini düşünen, çok daha böyle özgüvenli ama özgüvenini daha görece az şey bilmesinden kaynaklanan bir kızdı.
Çok daha kararlıydı, çok daha sertti.
Çok net bir insandı.
Bu arada bu özellikleri hala taşıyorum.
Çevremdeki insanlar bana bunu çok sık söylerler.
Aşırı net bir insan olduğumu.
Ama bu 100 bölümde yani 3 yılda çok değiştim.
Özgüvene olan bakış açım değişti.
Daha merhametli birine dönüştüm.
Daha esnek birine dönüştüm.
İlla benim isteklerim ve benim kurallarım geçecek gibi bir yerden değil de hayatın da kuralları var.
Ve ben tek başıma yaşamıyorum.
İnsanlarla birlikte yaşıyorum dediğim bir yere.
evrildim. Çok daha yumuşadım.
Hataları daha affeder bir hale geldim.
Hem kendi hatalarımı hem de başkalarının hatalarını.
Çünkü çok hata yaptım.
Bu podcast'a başladığımda henüz hiç iş hayatına girişmemiştim.
Hatta depresyondaydım.
Çok kötü bir haldeydim yani.
Bu süreçte kendime bir iş kurdum.
Kendi işimi yapmaya başladım.
İnsanlarla çalışmaya başladım.
Dediğim gibi çok hatalar yaptım.
Başkalarının hatalarına şahitlik ettim.
Çok canım yandı. Üzüldüm.
Aslında büyüdüm, çok büyüdüm.
Daha yumuşak, daha esnek bir noktada kendimi konumlandırmaya başladım.
Çünkü esnek olmayan insanların bu hayata tutunabileceğini düşünmüyorum.
Hayatın gerçekten de her şeye hakkı var.
Başımıza her şey gelebilir.
Yıllarca inşa ettiğimiz şeyler bir anda yok olabilir.
Sevdiklerimiz gidebilir.
Bir anda mucizeler de olabilir.
Neyin ne olacağını kestiremiyoruz ve belirsizlikle yaşamayı bilmemiz gerekiyor.
Ama insan beyni o belirsizliği bir türlü kaldıramıyor.
Bir şeyler hep net. olsun istiyor.
İlk podcast yapmaya başladığım zamanlarda benim için her şey yine çok belirsizdi.
Çünkü ne yapacağımı bilmiyordum.
Hani bir işe mi girip çalışmalıyım?
Ailemin yanından taşınmalı mıyım?
Hangi şehre taşınacağım?
Nasıl yapacağım? Kendi paramı kazanmıyorum.
Hayata nasıl tutunacağım diye düşünüyordum.
Bu kadar zaman sonra dediğim gibi yine bir şeyleri değiştirdiğim bir yerdeyim ve yine kendime benzer şeyleri söylüyorum.
Ve kızıyorum. Diyorum ki neden bazı şeyler daha belirgin değil?
Ama Hayatın doğasının bu olduğunu, değişim olduğunu, belirsizlik olduğunu da kabullendiğim bir noktaya geldim.
Ve kendim hep şunları hatırlatıyorum.
Hayat hep bir değişimdir.
Hep bir dönüşüm sürecidir.
Ama güzel olan şu ki her değişimde ve her yeniden başlamada aslında geçmiş tecrübelerimizle birlikte yola devam ediyoruz.
Yani o büyümemiz, aldığımız yaş, geçmişte yaşadığımız her şey bizim çantamızda bize bir yardımcı malzeme olarak duruyor.
Onların yardımıyla şimdi çok daha iyisini yapabileceğimiz, çok daha iyi bir noktada konumlanabileceğimiz bir yerdeyiz.
Ve sanırım bu süreçte...
Yani bu 100 bölümde başarıyor olan bakışım da çok değişti.
Hiçbir zaman çok hırslı biri olmadım.
Hiçbir zaman çok böyle büyük hayalleri olan biri olmadım.
Sanırım bu iyi bir şey bile değil.
Keşke birazcık daha hırslı olsaydım diyorum kendi kendime.
Ama tabii ki de elde etmek istediğim, yapmak istediğim şeyler vardı.
Başarmak istediğim şeyler vardı.
Fakat bu süreçte fark ettim ki benim için bir şeyleri başarmak değil de gerçekten kendi ahlak değerlerime, etik değerlerime göre yaşamak çok daha önemli.
Gerçekten de hayat acımasız bir yer.
Fakat ben acımasız biri değilim.
Daha nazik, daha düşünceli olmayı tercih ediyorum her zaman.
Her zaman daha iyi biri olmayı benimsiyorum.
Ve böyle yaptığım için görünürde kaybettiğim...
Fakat içten içe, kendi vicdanımda, kendi iç dünyamda kazandığım çok fazla şey var.
O yüzden de daha böyle dışsal şeylerdense içsel başarılara, içsel iyi olma haline yönelmeye başladım.
Ve bu beni gerçekten çok mutlu ediyor.
Üzüldüğüm yerler elbette ki oluyor.
Ama insanın kendisiyle iyi bir iletişim kurması, kendisiyle barışık olması kadar önemli.
Başka hiçbir şey yok.
Bu podcast'ın benim hayatımda sanırım yaptığı en büyük değişiklik bana özgürlük vermek oldu.
Direkt podcast'ler üzerinden elbette ki hani bir para kazanmıyorum ama podcast yapmaya başlayarak önümde yeni kapılar açıldı, yeni insanlarla tanıştım, kendime yeni bir iş kurdum ve pek çok farklı alanda,
pek çok farklı insanla çalışma ve deneyim elde etme fırsatım oldu.
Markalarda da çalıştım bu süreçte.
Bütün bunlar tabii ki de bana maddi bir özgürlük verdi ve ekonomik özgürlük de benim kendi hayatımda.
Bana en çok gelen mesajlardan bir tanesi, nasıl işte kendi kendine yaşayabiliyorsun, nasıl tek başına yaşayabiliyorsun, bu noktaya nasıl geldin gibi sorular.
Şöyle söyleyebilirim, benim için özgürlük her zaman...
birinci sıradaydı. Her şeyden en önemlisi buydu ve hala da böyle.
Bu nedenle kendi özgürlüğümü elime almak için maddi olarak harika bir noktaya gelmeyi beklemedim.
Hatta mental olarak da çok iyi bir noktada değildim ama özgürleşmek istediğimi biliyordum ve bu adımı attım.
İlk taşındığımda, ilk işte kendi başıma yaşamaya başladığımda Çok zorlandım.
Evimde böyle halı falan yoktu.
Kitaplığım yoktu.
Hiç güzel, harika, ışıltılı bir başlangıç yapmamıştım.
Ama sonra zamanla her şey yoluna girmeye başladı.
Evime yeni eşyalar da aldım.
Hayatım güzelleşti de.
İstediğim yerlere de gittim.
Arkadaşlarımla güzel vakitler de geçirdim.
Sanırım bu süreçte yaptığım, kendi özgürleşme yolculuğumda yaptığım en önemli şey kendime inanmaktı.
Bu podcast bana bunu öğretti.
İnanmayı öğretti. Çünkü ilk bölümü kaydedip de sizlerle paylaşırken kimsenin beni dinlemeyeceğini düşünmüştüm.
Daha önce sanırım bu podcast'ın adının neden genel sesler olduğundan hiç bahsetmedim ama bahsetmek istiyorum.
Bu benim için böyle büyük bir şey olacak, paylaşım olacak.
Çünkü genelde utanıyorum bunu söylemekten.
Kimsenin beni dinleyeceğini düşünmüyordum.
Ama sadece hani kimseye anlatamadığım, konuşamadığım şeyleri, içimde kaynayan o yaratıcı enerjiyi dışarı vurmak istiyordum.
O yüzden gerçekten öylesine bir isim seçtim.
Yani böyle her türlü konudan konuşmak istiyorum.
Tamamen özgürce istediğim şeyden bahsetmek istiyorum dedim.
Ve bu ismi koydum.
Hiç böyle düşünmedim, uğraşmadım.
Hani böyle aşırı iyi bir şey olsun, insanlar gördüğünde bunu dinlesin falan diye çabam olmadı.
Kimsenin dinleyeceğini düşünmüyordum.
Şu an yeniden podcast yapmaya kalkışsam sanırım podcastin ismiyle ilgili gerçekten çok uğraşırım.
Ama o kadar hani şeyim yoktu, inancım yoktu diyeyim.
Zamanla hem sizden gördüğüm destek, hem de bu podcastleri yaparken okuduklarım, öğrendiklerim, yaşadıklarım bana gerçekten kendime inanmayı öğretti.
Neler yapabileceğimi görmemi sağladı.
Ve aynı zamanda neleri yapamayacağımı da görmemi sağladı.
Şöyle söyleyebilirim, her şeyi yapamayacağımı kabul ettim.
Ama çok güzel şeyler yapabileceğimi de fark ettim.
Bu çok büyük bir özgürlük.
Başladığımız çağda bize hani her şeyi yapabileceğimiz söyleniyor ve biz o her şeyi yapamadığımızda kendimizi aşırı derecede eksik hissediyoruz.
Mesela böyle sosyal medyaya girip bakıyorum işte bir yandan üniversite okuyor insanlar bir yandan kendi işlerini kuruyorlar.
İşte bir yandan harika bir aile hayatları var falan ya diyorum hani nasıl hepsini aynı anda yapabiliyorlar?
Mesela ben her şeyi aynı anda yapamayacağımı ve kendimi kabullendim ama dediğim gibi yapabileceklerimi de fark ettim.
beni müthiş derecede rahatlatan, aynı zamanda özgüvenimi arttıran bir şey oldu.
Ve insan kendi sınırlarını gördüğünde, yapabileceği ve yapamayacağı şeylerin ayrımına vardığında kendisine daha çok güveniyor.
Çünkü artık kendisini tanımaya başlıyor.
Sanırım her yeni yaşımla birlikte kendime inanmayı daha fazla öğreniyorum.
Eskiden kötü bir durumla karşılaştığımda aşırı derecede kaygılanırdım.
Ki genelde benim hayatım hep böyle bir bayır aşağı gider.
Arkadaşların arasında da popülerdir yani benim başıma gelenler.
Eskiden böyle zor bir şeyle karşılaştığımda aşırı derecede kaygılanırdım.
Kafayı yiyecek gibi hissederdim.
Ama artık kaygının beni yönetmesine çok daha az izin verdiğim bir noktadayım.
Çok daha az düşünmeye çalıştığım bir noktadayım.
Çünkü benim gibi her şeyi overthinkleyen, her şeyi aşırı derecede düşünen, hatta düşünmekten geceleri uyuyamayan bir insanın bu şekilde binlerce insanın dinlediği bir podcastte içerik çekmesi,
kaydetmesi ve kendi... Fikirlerini sunması gerçekten büyük bir başarı.
Çünkü şöyle söyleyeyim.
Ben bir şeyi söylediğimde bir insanla konuşurken söylediğim şeyin o insanda ne hissettireceğini dahi düşünüyorum.
Acaba ben bunu söylediğimde ne düşünecek, ne hissedecek diye hesaplama yapıyorum zihnimde.
Ki bu benim problemim değil.
Ve bu şekilde yaşamak gerçekten çok zor.
Böyle bir zihin yapısına sahipken burada oturuyorum, podcastler kaydediyorum ve binlerce insanın bunu dinlemesine müsaade ediyorum.
Gerçekten bu benim için çok çok büyük bir adım.
Eminim kafası benim gibi çalışan insanlar neyi kastettiğimi çok iyi anladılar ve bunun ne kadar da zor bir şey olduğunu.
Bu yolculukta öğrendiğim bir diğer en kıymetli şey ve beni değiştiren şey de vermenin kıymetini.
Gerçekten de bu hayatta eğer iyi bir şeyler yapmak istiyorsanız, iyi bir insan olmak istiyorsanız ve iyi bir yoldan para kazanmak istiyorsanız vermeyi öğrenmeniz gerekiyor.
İnsanlara yardım etmeyi öğrenmeniz gerekiyor.
En büyük değeri bu şekilde sağlayabiliyoruz.
Deepak Chopra bir kitabında hatta şöyle söylüyordu.
İşin aslına bakacak olursanız dilediğiniz şeye ulaşmanın en kolay yolu başkalarının diledikleri şeylere ulaşmasına yardım etmektir.
Ben buna çok inanıyorum.
Çok çok inanıyorum. Ve bu podcastı kaydederken de aslında yapmak istediğim şey buydu.
Başka birilerinin dileklerini gerçekleştirmelerine yardımcı olmak.
Başka birine tanımasam bile, onu hiç görmemiş olsam bile bir şey katabilmek.
Ona ben buradayım diyebilmek.
Yalnız değilsin diyebilmek.
Destekleniyorsun hissini verebilmekti.
Ve bunu elimden geldiğince başarabildiğimi düşünüyorum.
Ve ben verdikçe hayat da...
Ya da evren ya da tanrı ne derseniz deyin artık.
Bana verdi. Benim isteklerimi bana verdi.
Ve bu bana çok büyülü gibi geliyor.
Eskiden çok daha materyalist bir insandım.
Çok daha katı bir insandım.
Eski takipçilerim bilir.
Hala öyleyim. Hala materyalist ve kesinlikle monist biriyim.
Yani böyle işte ruha veyahut da diğer şeylere çok inanmam.
Ama sanırım bu noktada da esniyorum artık.
Birazcık daha farklı birine dönüşüyorum.
Daha böyle... İçten ve daha sanırım ruhani diyebiliriz bunu iyi ifade edebilmek için.
Ruhani yün daha güçlü birine dönüşüyorum.
İnsan olarak gerçekten hepimizin bir şeylere tutunmaya, bir şeylere inanmaya ihtiyacı var.
Ve bunu hangi yoldan yapabiliyorsak kendimiz için.
O yolu bulmamız gerekiyor.
Herkes için bu çok farklı olabilir.
Ve sanırım son olarak da bu podcast'ın hayatımda değiştirdiği bir diğer şey de mutluluğu alan bakışım oldu.
Mutluluğu geçici şeylerde değil de daha kalıcı şeylerde, ürettiğim şeylerde bulmayı öğrendim.
Şunu fark ettim ki bu podcast'ı ürettiğimde ya da işte başka bir yerde yaratıcı bir eylemin içerisine girdiğimde bir şeyleri ortaya koyduğumda.
Kendimden bir şey çıkardığımda belki bir doğum diyebiliriz buna.
Bir doğum yaptığımda cidden mutlu oluyorum.
İçimde bir şeyler değişiyor.
Kıpırdanıyor gibi böyle. Yeniden hayata dönüyorum.
Mesela şu an burada konuşurken tam olarak böyle hissediyorum.
Kulübümüzde Nihan Kaya'nın Yazma Cesareti isimli kitabını okuyorduk.
Orada çok beni aydınlatan bir şeyle karşılaştım.
Nihan Kaya bir yatay hayattan bahsediyor, bir de dikey hayattan bahsediyor.
Yatay hayatlarımız, böyle yediğimiz, içtiğimiz, insanlarla görüştüğümüz, işte işimize gittiğimiz...
Bir de dikey hayatımız var.
Orası ise böyle ruhumuzla bağ kurduğumuz, kendi içimizle bağ kurduğumuz, kendi iç dünyamıza doğru yaptığımız bir yolculuk.
Ve yatay hayatta kalan insanlar diyor, eğer dikeyi hiç yaşamazlarsa sürekli olarak kendilerinde bir eksiklik, bir sıkışmışlık hissederler.
Bir şeylerin yanlış gittiğini hissederler ama bunun ne olduğunu anlamazlar.
Ve şunu savunuyor, insan yatay hayatta asla tam anlamıyla mutlu olmaz.
Çünkü sistemin ona dayan...
Yattığı gibi işte sürekli dışarı çıkıp sosyalleşmesi, bir şeyleri tüketmesi, kariyerinde yükselmesi, iyi paralar kazanması insan tahmin ettiği gibi mutlu etmez.
Gerçek mutluluk dikeyde kendi içimize yaptığımız yolculukta gizlidir.
Hatta kitapta şöyle bir yer vardı, bunu size okumayı çok istiyorum.
Dünya üzerinde katışıksız mutluluk veya aydınlık diye bir şey yok.
Ancak yine de en mutlu insanlar evlerinde oturup bir şeyler üretmekle meşgul olanlardır.
Şimdi bu eğlenme ihtiyacı üzerine çok burada konuşmayacağım.
Buranın yeri değil. Ama gerçekten bu podcast ile birlikte evimde oturup bir şeyleri üretmenin hazına vardım.
Hepinize... Bu podcastleri dinlediğiniz için de ayrıca teşekkür ediyorum.
Sanırım siz olmasaydınız bu podcastte 100 bölümden beri kaydediliyor olmazdı.
Çünkü ithaf etmem gerekir ki böyle bir motivasyonu yüksek ihtimalle bulamazdım.
Birinci bölümden bu yana benim için harika bir yolculuktu.
Dediğim gibi çok şey öğrendim, çok değiştim, farklılaştım.
Bazen eski bölümlerimi açıp dinliyorum ve şok oluyorum.
Diyorum ki aman Allah'ım ne kadar da değişmişim.
Ama onları da silmiyorum. Çünkü insanın değişebileceğinin, farklılaşabileceğinin en güzel kanıtı onlar.
Ve eğer olur da 200.
bölümü görürsek bu bölümü dönüp dinleyeceğimi ve aynı hisleri hissedeceğimi biliyorum.
Bu hayatta yerinde durmaktan daha kötü bir şey yok.
Her zaman geriye dönüp baktığımda ne kadar ilerlemişim, ne kadar değişmişim ve farklılaşmışım demeyi ümit ediyorum.
Eğer podcast'ı ilk bölümden beri dinliyorsanız...
İyi ki varsınız. Eğer yeni dinliyorsanız sizler de iyi ki varsınız.
Burası bir yolculuk. Benim ve sizin yolculuğunuz.
Hep birlikte yeni şeyleri öğreniyoruz.
Keşfediyoruz. Büyüyoruz.
Açık bir zihne sahip olmayı öğreniyoruz.
Şimdi değişti ama bu podcast'ın ilk açıklaması şuydu.
Açık fikirliliği, yeniliklerden korkmamayı, kendimizi ve dünyayı tanımayı öğrendiğimiz bir podcast.
diye yazmıştım. Şu an düşünüyorum da bayağı da güzel bir açıklamaymış.
Belki yeniden buna geri dönebilirim.
Ve tam olarak da bu açıklamaya uyan bir podcast olduğunu düşünüyorum.
Gerçekten de mutluyum.
İyi ki yapmışım bu podcast'ı ve iyi ki böyle bir yola girmişim.
İyi ki kendime böyle bir misyon edinmişim.
Hepinize tekrardan teşekkür ediyorum.
Nice nice bölümlerde görüşmek dileğiyle diyorum.
Bir dahaki bölüme kadar kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
