
Yetersizlik Hissi Bilinçaltıma Nasıl Kodlandı? Fabrika Ayarlarına Dönebilir miyiz? | Psk. Güliz Altınbaşak
26 Haziran 2021 · 31 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Nörobilim Uzmanı ve Klinik Psikolog Güliz Altınbaşak ile yetersizlik ve değersizlik hissi üzerine sohbet ettik. Neden yetersiz hissederiz? Yetersizlik hissi nereden gelir? Kendimize çok yüklendiğimiz durumlarda yetersizlik hissi ile nasıl başa çıkabiliriz? Sorularına cevap ararken mükemmelliyetçilik ve çocukluk travmalarına da değindik.
*
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Merhabalar, Gelişigüzel Hayaller'e hoş geldiniz.
Bugünkü konuğumuz BrainTab'in kurucusu, klinik psikolog ve nörobilim uzmanı Gülis Altınbaşak.
Gülis hoş geldin. Hoş buldum, merhaba.
Merhaba, teşekkür ederim bu bölüme konuk olmayı kabul ettiğin için ve özellikle bu konuyu konuşmayı kabul ettiğin için.
Bugün ne konuşacağız? Yetersizlik hissi üzerine konuşacağız.
Bu konu benim uzun zamandır çok üzerine düşündüğüm ve çalıştığım da bir konu ama çok yaygın bir problem olduğunda hiç farkında değildim.
Ne zamanki çevremdeki kişilerle bunu paylaşmaya başladım o zaman herkes şey demeye başladı.
Biz de böyle hissediyoruz.
Evet bu hep var. Evet ben de hep aynı şeyden sorun yaşıyorum.
Ama kimse konuşmuyor ya da bir adım atmıyoruz.
O yüzden bugün burada yetersizlik hissimizi, yeteri kadar iyi olmadığımız o bizi bir adım atmak için durduran his neyse onu fark edip nasıl başa çıkabiliriz onu
konuşmayı çok istiyorum.
Yetersizlik zaten başlı başına büyük bir konu.
Benim de danışanlarımla sıklıkla üzerinde çalıştığım yani kişilerin çalışmaya gereksinim duyduğu bir konu.
İlginç bir şekilde yetersizlik bizde parantez içerisinde değersizlik olarak da alınır.
Onun öyle bir bacağı da vardır.
Çünkü genellikle kişilerin kendine saygı alımıyla da ilgili bir içerik ve kendimize dair bir inancımız.
Konuşmayı da çok sevdiğim bir alan.
Teşekkür ederim bana bu konuyu getirdiğim için.
Rica ederim. Ne demek. Ben saatlerce konuşabilirim tabii ki bunu.
Dediğim gibi yani şöyle son zamanlarda özellikle işte bu öz değer, öz şefkat.
Öz sevgi ya da işte beden olumlama bunların üzerine çok duruyoruz ama bana öyle geliyor ki Gülüz sanki bu konuların hepsinin altında bu yetersizlik yatıyor ve oradan biraz daha çıkıyor
gibi bilmiyorum bir uzman gözüyle hani sen nasıl değerlendiriyorsun bunu ama bunların hepsini yaparken pratik etmeye çalışırken aslında altında ne olduğunu bilmek ve oradan yola çıkmak daha
sağlıklı gibi geliyor bana.
Kesinlikle öyle.
Şimdi yetersizlik, ben kendi uzman görüşüme göre şöyle diyebilirim.
Çok sıklıkla, yaygınlıkla bizim gördüğümüz temel negatif inançlardan bir tanesi.
Ama negatif inançların sayısı kaç dersen bana çok fazla derim.
Yetersizlik ve değersizlik çok yaygın ama onlardan aslında bir tanesi.
Her şeyimiz buna bağlanıyor diyemem.
Çünkü kendi hayatta çok farklı farklı negatif inançlara bağlandığını gördüm.
Hatta bazen yetersizlik ve değersizlik ezberden söylendiğini de gördüm.
Bir anayı çalışırken. Bir noktaya çalışırken dikkatli baktığımızda yetersizlik bazen sıklıkla da kullandığımız için artık günümüzde de ezberden çıkabilen bir şey de olabiliyor.
Hakikaten oradaki duygumuz nedir diye baktığımızda bazen yetersizlik evrilebiliyor.
Böyle bir soğan gibi tarif ederim onu ben bazen.
Kabuk kabuktur. Altını kaldırdığınız zaman bir düşüncenin alttan başka bir düşünce çıkar.
O yüzden yetersizliğe sık karşılaşırız ama ucu nereye gidiyor?
Herkesin sebepleri, neden yetersiz hissettiği, nasıl yetersiz hissettiği, bunun hayatına yansımaları ve bununla başa çıkış şekilleri aslında farklı.
Tam onu soracaktım ben de neden yetersiz hissediyoruz?
Bu his neden böyle gelip yapışıyor içimize ve ilerleyen zamanlarda her şeyi engelliyor?
Mesela ben bir mindfulness eğitmeni olarak bunun eğitimini almış olmama rağmen çok iyi yerlerden ve çok güzel geri bildirimler alıyor olmama rağmen hala daha bir meditasyon dersi
vereceğim zaman toplu olarak öncesinde açık bir şeyleri okuma ihtiyacı hissediyorum.
Ben burada bir şey yanlış yapmayayım.
bunu yapmayayım. Ta ki dedim ki burada yanlış bir şey var Emine.
Çünkü hayatım boyunca bunu hissettim.
Yaptığım her alanda bir şekilde hissettim.
Tabii ondan sonra şeyler başladı.
İşte biraz daha otoanalizler, çocukluğuma döneyim falan.
Sonra bir noktadım ki benim gerçekten profesyonel bir desteğe ihtiyacım var.
Şeyi bilmek istiyorum. Bu zihnimin içinde neler oluyor?
Beni neler motive ediyor?
Neler durduruyor? İşte bedenimde neler oluyor?
Ne etkisi var? Kendimi tanımak istiyorum aslında.
İlla böyle çok büyük bir şey olmasına gerek yok.
Nereden kaynaklanıyor bu yetersizlik hissi?
Kaynağı çok önemli. Ona anlamlandırmamız, oraya kadar inebilmemiz çok önemli.
Bir de bence kelimenin anlamı da çok önemli.
Yani yetersizlik ne demek?
Yetersizliği benim tanımlama şeklim şu.
Herhangi bir amaca ilişkin, ben bir şey yapmak istiyorum, bir şey belki başarmak istiyorum, bir amacım var ama o amaca ilişkin yeterli, nicelik ve nitelikten yoksulluk gibi bir histir.
O daha çok. Hani bunu yapmaya...
Ben sanki yeterli değilim gibi, yeterli donanımım yok gibi sebeplerine bakacak olursak bunun bir sürü aslında sebebi olabilir.
Ama ben mümkün olduğunca fikir verebilmek için kategori kategori biraz bahsetmeye çalışacağım.
Öyle biraz daha kolay olabiliyor içselleştirmesi.
Travma perspektifinden bakacak olursak travma olabilir.
Travma derken neyden bahsediyorum?
Yetişkin olana kadar biz bir sürü başa çıkma mekanizması geliştiriyoruz.
Ama küçük bir çocuk düşünün.
Küçük yaşlarımızda olduğumuz zaman bizim henüz başa çıkma mekanizmalarımız yeterince gelişmiş değildir.
Tam olarak hangi durumda ne yapacağımızı, o durumda doğru mu yapıyoruz, yanlış mı yapıyoruz ya da aksi bir şey olursa ben ona nasıl başa çıkacağım bu ne anlama geliyor.
Henüz bunların tanımları tam olarak oturmuş değildir ve ben karşı cevap olarak ne vereceğimi hep bilmiyorumdur.
Dramatik perspektiften yetersizlik şöyle açıklanır.
Bir şekilde yetersiz kaldığı bir anda o deneyime ilişkin kendimle ilgili öğrendiğim bilgi yetersizim demek ki ben gibi bir çıkarım olur.
Ve bu çıkarım bilgi işlemleme de aslında beynimizin de bir şeyleri işlemleme, üstesinden gelme, biyolojik anlamda da öyle anlarda sınırlandığı ve aslında limitasyona uğradığı için, yavaş işlemleme olduğu
için o düşünce bir yere gitmez.
Travmatik düşünce olarak havada kalır.
Bu da şu anlama gelir.
Havada kalan düşünce beyinde beni her an yönetiyor demektir.
Hiçbir yere gitmiyor. Burada evet olay geçti.
Evet belki o yetersiz olay, hissettiğim olay artık yok.
Üstünden belki seneler geçti.
Ama benim vücudum, benim zihnim sanki o olay hala oluyormuşçasına tepki veriyordur olayların içerisinde.
Biz bunu havada kalan bilgi travmatik açıklama deriz.
Başka bir yerden baktığımızda da Yetersizlik ilginç bir şekilde mükemmelliyetçilik de çok taban tabana birlikte gelebiliyor.
Yani bir nevi talepkarlık.
Benim içinde talepkar bir ses varsa, mükemmelliyetçi bir ses varsa o zaman ben kendimi muhtemelen zaten çoğu senaryoya karşı yetersiz hissedeceğim.
Çünkü bu insan doğasına aykırı bir bakış açısı.
Benim kendimden beklediğim potansiyel her şeyi yapabilmekse ve her şeyi kusursuz yapabilmekse ben klinik hayatımda daha böyle birini görmedim.
Buna kendim de dahilim.
Zaten önemli olan bununla galiba tam barışık olmak oluyor.
Ama beklentim, sürekli talep eden mesela bir iç ses, buna talepkar modeliz varsa, onun karşısında bizim çocuk halimiz hep incinmiş şekilde, yetersiz bir şekilde hissetmeye
devam eder. Dışarıda kimseye değil, içerideki o talepkar sese karşı.
O talepkarsız da genellikle biraz mükemmel niyetçi tarafımızla ilişkildir.
Yani yüksek standartlar koyuyorsak kendimize eğer, o standartların altında kalırsak yetersiz hissedebiliriz.
Bundan da kaynaklı olabilir.
Bir başka aklıma gelen bir şey de.
Oraya geçmeden önce bu mükemmelliyetçilikle ilgili.
Biz kendimize hep böyle yüksek standartlar koyuyoruz ya.
Yani burası da biraz daha aslında açılması gereken bir şey.
Bunu da neden yapıyoruz? Geçim bilme tarzımızla alakalı olabilir mi?
Ben şeyi çok net hatırlıyorum.
Mesela küçükken gelirdim böyle baba 95 aldım.
Babam bana şu derdi. Neden 100 değil?
Hiçbir zaman o yaptığım şey, kazandığım, başardığım şey yeterli değildi.
Ve bu beni öyle bir noktaya sürükledi ki ben bir yerden sonra yaptığım hiçbir şeyden tatmin olmamaya başladım.
Bu yetersizlik hissini de çok tetikledi.
Ve bir gün arabada gidiyoruz koşuya yeni başlamıştım.
İki ay falan olmuş yarışa gittik ve ben o yarışta hayat boyunca hiç koşmamış bir insanı düşündüm.
Ve tamam spor yapıyordum ama hiç böyle profesyonel bir koşu şeyim yoktu.
O yarışta kaç yüz kişi vardı ben ikinci oldum.
Arabada giderken arkadaşım bana dedi ki sen çok mükemmeliyetçi bir insansın.
Ne alakası var falan dedim.
Bana bu örneği verdi. Bana bir tane örnek göster hayat boyunca hiç koşmamış.
Ama iki ay sonra bir yarış kazanabilecek kadar hani hırslı olan bir insan.
Bunun gibi üç tane de örnek verdi.
Şu an çok net hatırlamıyorum.
Orada böyle dank etti.
Dedim ki Allah kahretsin.
Ondan sonra oturdum böyle Yale Üniversitesi'nin yüz sayfalık bir araştırması var.
Onu buldum. Üşenmedim okudum tek tek.
Dedim ki Emine senin yolun yol değil.
Hani bu mükemmelliyetçilik buralarda da sanıyorum ki hani aileden de gelebilen bir şey değil mi?
Bu verdiğin örnek çok güzeldi.
Aslında içimizdeki talepkar sesi nasıl ediniyoruz ona karşı da bence güzel bir örnekti.
Çünkü bir ebeveyn hiçbir çocuk içinde talepkar bir sesle doğmaz.
Bir ebeveyn ya da bir büyük figürü ya da herhangi bir otorite merkezinin sesi zamanla bizim iç sesimiz haline dönebilir.
Biz büyürken süper etimizin öyle konuşulduğu için bir noktada ya da bizde.
Sürekli o şekilde geri bildirim aldığımız için demek ki bunu böyle yapmam gerekiyor.
İçimizde o bir ebeveyn modu çıkar ve o ebeveyn modu eleştiren veya talepkar olabilir.
Fazlasını isteyen ama aksi durumda da eleştiren bir ebeveyn modu olabilir.
Aynen bu şekilde.
Bu da aslında mükemmelliyetçi bir talepkar ses.
Buradaki örnekte olan şey de.
Yetersizlik dışarıya karşı aslında bir yetersizlik yok.
Dünya senden orada o koşuyu kazanmanı beklemiyor aslında.
Tamamen iç sese karşı olan o iç sesin talebini karşılayamama, iç sese karşı hissedilen yetersizlik örneği.
Tam böyle bir şeyden bahsediyoruz.
Yüksek standartlar ve aile ilişkileriyle ilgili nasıl oluyor diye sorduğum için şunu da eklemekte bence fayda var.
Şimdi her çocuğun... Hepimizin geçmişte de büyürken ve gelişirken bazı duygusal temel ihtiyaçlarımız var hissetmemiz gereken.
Bunlardan biri saygı, bir diğeri sevgi ve aidiyet, bir diğeri güven duygusu ve diğeri de özgürlük, konfor.
Bu dördünün aslında ne çok az ne de çok fazla karşılanıp orta seviyede karşılanması gerekir.
Yani ideal aslında Benlik'ten bizim beklediğimiz bir şekilde budur.
İhtiyaç az karşılanırsa ya da çok karşılanırsa bu bizim hayatımızda uyum bozucu bir davranışa döner.
Oradaki durum. Örnek veriyorum.
Değersizlik, yetersizlik dediğimiz şey biraz daha saygı ihtiyacıyla ilgilidir.
Bu çocuk nasıl yeterli olduğunu öğrenir.
Bir şey yapar, dener.
Aferin der ebeveyn.
Olmayabilir ama denemem bile çok güzel der.
İstediğinde bırakabilirsin.
İstediğin kadar devam edebilirsin.
Ama şu an bunu denemiş olmam bile çok güzeldi.
Olduğu kadarını onaylar.
Ve çocuk şunu anlar. Ha bak yapabiliyorum demek ki.
Saygı görür yaptığı şey.
Bu ihtiyaçlarla, daha çok ihtiyaç dengeleriyle açıklayabiliriz bunu.
Hakikaten komer zaten ukde yaratır.
Terapide geldiğimiz zaman da kişi de onu görürüz.
Orada alınmayan onaylar, orada alınmayan destekler vs.
Onlar içeride kalan uktelerdir.
Biz de seanslarda gidip...
Ukteleri karşılarız ve hikayeleri yeniden yazarız.
Bireysel terapi siyasına dönmesin ama bu uktelerle ilgili de bir şey söyleyeceğim ki hep böyle aklıma geliyor.
Yani benim hayatımda bence çok büyük bir yeri var.
İlk okula giderken resim dersinde böyle gökyüzü çiziyorduk.
Ben de böyle gökyüzünü pembe, lila, sarı, mavi hani güneş batınca o renkler olur ya öyle çizdim.
Ve hoca geldi bana ne dedi biliyor musun?
Bulutlar pembe olmaz, bulutlar beyaz olur.
Baştan yap. Yok hocam hani gördüm oluyor.
Hayır dedi ve orada hani seneler boyunca böyle yaptığım bir şeyin hep yanlış ya da yeterli değil ya da ben o gözlem yeteneğine sahip değilmişim gibi.
Ama tabii bunları şöyle düşününce anlıyorum şu an o zaman böyle içine işlemiş her hareketinde sana geri dönüyor.
Şu an mesela gün batımında o gökyüzünün rengarenk olması en büyük böyle hayranlıkla izlediğim şeylerden bir tanesi.
Hala daha hani hiç vazgeçmedim.
Ama o bence travmatik bir durumdu.
Benim üzerimde çok negatif bir etki yarattı.
Ve şey yapmak istiyorum.
Ben şu an o kadını bulup baksana pembe bulut var burada demek istiyorum.
O anılar çok yakındır bize.
Yakın olduğu için de ilgi henüz işlemlenemediği için de yeterince.
başta anlattığım gibi, o anılar yakındır.
Yakın olan anıların da duyguları hala günceller.
Ukde kaldıysa bizde, mesela senin örneğinde olduğu gibi, gidip o öğretmeni bulmak isteriz hala gerçekten.
Hissediriz o hissi. O hiçbir yere gitmez.
Tam olarak da bunu aslında başta anlatmaya çalışmıştım.
O yetersizlik hissi dedim ya, hiçbir yere gitmiyor.
Hep burada. Aynı bu anında da olduğu gibi, gidip o öğretmeni hala göstermek ister bir an.
Ancak ve ancak ya bunları işlemleyerek ya oradaki işte inandığımız bizim inanç öğrendiğimiz bilgi aslında öyle değildi.
Aslında bu benimle ilgili değildi.
Aslında o öğretmenin belki de öğrendiğim öğretme şekliyle ilgili, tavırlarıyla ilgili bir durumdu.
Ve zaman ki bunları oturtabiliyoruz ya bilgi işlemlemeyle ya bu içimizdeki iç sesleri çalışarak ve oradaki hikayeleri yeniden yazarak o zaman bir rahatlamaya erişiyoruz.
O ukdelerimiz biraz daha sakinleşiyor.
Anladım. O zaman bizim hani bu başa çıkma yöntemlerimiz de bu iç sese çalışmak biraz daha o bilgiyi tamamlamak biraz daha çocukluğa dönmek belki.
Onun dışında peki neler yapabiliriz biz bu hani yetersizlik hissiyle başa çıkabilmek için?
Çünkü burada fark etmek de çok önemli.
Dediğim gibi en başta ben bunu insanlarla konuşana kadar bu kadar büyük bir şey olduğunu bilmiyordum.
Yani konuştuğum istisnasız 10 kişiden 10'u da bu bende hep var.
Ben hep böyle hissediyorum.
diyorum diyor ama o kadar bastırmışız ki belki de nasıl başa çıkacağımızı bilmediğimiz için belki hiç farkında bile değiliz.
Burada nasıl bizi daha ileriye götürecek bu hissi biraz daha açığa çıkarıp başa çıkabilecek ne yöntemler olabilir?
Yani ne yaparız?
Bunun için birkaç tane yöntem deneyebiliriz.
Eğer travmatik hikayelerden geliniyorsa bu yetersizlik kavramı, kendimizle ilgili inanç, negatif yaşam hikayelerimiz varsa telepatik yardım bunun en iyi seçeneği olacaktır.
Çünkü bu aslında şema yapılanmaları oldukça da köklü yapılanmalardır.
Ve şema yapılanması öyle bir şeydir ki içindeyken görmeyiz onu dışarı çıkabilmemiz gerekir.
Terapist o yanan evde dışarıdan şu taraftan koş diyen kişidir o noktada.
Bu konu yetersizlik de olsa herhangi bir şey olsa da herhangi bir şemada olsa.
O yüzden orada terapatik çalışmak anlamlı olabilir ama kişilerin kendisi kendi pratiğinde beceri olarak çalışmak istiyorsa da.
Şunlara bakmak belki fayda getirebilir.
Standartların kontrolü birincisi.
Benim yetersizlik hissimi var.
Evet, ben bu yetersizliği neye karşı hissediyorum?
Bunu sınırlandırmak.
Bizim genel olarak bu içinde bulunduğumuz en yaygın bilissel hatalardan biri de genellemedir.
Genelleme yaparız. Yetersizim.
Yetersizim dediğimde benim bütün gülizim, bütün benliği yetersiz anlamına geliyor.
Hayır, muhtemelen bu mikrodur.
Muhtemelen benim hayatımda yeterli olduğum yerler vardır.
Tamamen bütün varlığım yetersizlik örneği değildir.
Onları gerçekten eleyip ben kendimi nerelerde yetersiz hissediyorum'a bir bakabiliriz.
Ve o alanlarla ilgili standartlarımızı bir yeniden kontrol etmemizde fayda var.
Mükemmelliyetçi miyim? İçimde talepkar bir ses mi var?
Burada tam olarak kendimden beklentim nedir?
Onu netleştirmek ve bu beklenti gerçekçi mi?
Senin örneğinde olduğu gibi hiç koşmamış birinin yarışmayı kazanması, gerçekçi mi?
Bunu kendi iç muhakememizde tartışabiliriz.
Gerçekçi değilse beklentileri gerçekçi bir noktaya çekmek.
Ve onu başardığımız zaman da ya da çaba gösterdiğimiz ya da sadece denediğimiz için de kendimizi bir şekilde takdir edebilmek.
Biz kendi hissesimizde şunu yaparız.
Ebeveynin yaptığını, eğer talepkar bir ebeveyn varsa onun yaptığını yaparak içimizdeki çocukla iletişim kurmaya devam ederiz.
Bu zaten bizi açmaza götürür.
Anne babamız bizden ne istiyorsa, talep ediyorsa ve bizim orada hissettiğimiz neyse biz kendimiz hissesimizde onu tekrar edip ikimizdeki çocuğu yetersizlik hissine sürükleriz daha fazla.
Aslında bizim ona yeniden ebeveynliği öğretmemiz gerekiyor.
Kendi iç sesimizde o yetersiz hisseden modumuza, o tarafımıza şunu sorabiliriz.
Tamam şu an neye ihtiyacın var?
O yetersiz hisseden muhtemelen bir karakterdir.
Ve bir özellikleri vardır o yanımızın.
O yetersiz hisseden yan başka yerlerde de kendini gösteriyordur.
Hayatın başka alanlarında da irili ufaklı.
O yanı biraz tanıyıp karakteriz edip bu yanım benim nasıl bir yanım?
Bu yanım nelerimi seviyor?
Bu yanım nelerden korkar?
Bu yanım nelerden hoşlanmaz?
Ve en önemlisi bu yanımın en önemli ihtiyacı ne?
Ve ben sağlıklı erişkin tarafımla bu ihtiyacı nasıl karşılayabilirim?
Çünkü artık yetişkinim.
Ve o çocuğa bir şekilde bakma sorumluluğuna ben saydım.
O zaman ben yeniden ebeveynlikle ona nasıl bu yeterlilik duygusunu, bu ihtiyacını karşılayabilirim, verebilirim diye yeni bir gözle bakmamız gerekiyor.
Burada neyden bahsediyorum?
Aslında modları ayrıştırmaktan.
Yetersiz hisseden bir yan var evet ama aynı zamanda kişiler şunda da çok iyiyim diyebiliyor.
Demek ki öyle bir yan da var.
Ve bu yanlar birbirlerini bir şekilde destekleyebilirler.
Yani iç sesimizin pratiğinden bahsediyorum.
Bu arada benim şöyle bir çalışmam olmuştu.
Bu anılara tek tek gidiyordum.
Hani mesela şu an ne hissediyorum?
Bunu hissediyorum. Neden böyle hissediyorum?
Bunu istiyorum ama istediğim şeyin temelindeki şey ne?
Mesela dediğin gibi bir şeyi başarmak istiyorsan başarı benim için ne ifade ediyor?
Ben ne istiyorum? Ama böyle hep neden, neden, neden?
Bir tık otoanaliz gibi gidip gidip o derindeki anıları bulduğum, hani bununla alakalı çok fazla anılar vardı, bulduğum bir şey vardı.
Ve aynı sene dediğin gibi şunu yapmıştım.
Tamam bu başına geldi, sana böyle davranıldı, bu şekilde yaklaşıldı ama bunun sorumlusu sen değilsin.
Yine aynı senin dediğin gibi ebeveynlerin seni sevmediği için, seni değersiz gördüğü için değil.
Bu onların tarzı, bu onların şekli.
Hani bu onu kötü bir anne baba yapmaz.
Onun da öğrendiği bu.
Hani biraz daha o içindeki küçük çocuğa dediğin gibi sorumluluğu alıp o şefkati gösterip aslında sorunun onda olmadığını hadi gel bak bunu beraber aşacağız gibi yapıp Benim üzerimde
çok işe yaramıştı. Çok güzel de tepkisini kendi içinde kullanabileceği.
İşte biraz yeniden yazmaya benziyor bu anlattığın.
Hakikaten oradaki gidip çocuğa dokunmak, onun ihtiyacını karşılamak, onunla bir araya gelmek önemli.
Çünkü biz genellikle kendimizin beğenmediğimiz yanlarını perdeleriz, gitmeyiz oraya.
Bazen hatırlamayız bile.
Hatırlamadığımız anılarımız varsa, dönemlerimiz varsa bunlar çok önemlidir mesela.
Dikkat gerektirir. Çünkü aslında neden hatırlamıyoruz?
Orada görmek istemediğimiz bir şey mi var?
Biraz ona bakmak gerekiyor o noktada da.
O yüzden gidip yeniden yazdığımız zaman, o ihtiyaç karşılandığı zaman zaten bu bir rahatlama getirir ve oradaki talepkar ebeveyni de bir şekilde dışsallaştıran bir şeydir.
Oradaki çocuğa esas doğru bilgiyi öğretmek.
Bu kesinlikle oradaki ebeveynlerin...
kötü, iyi değil vesaire olduklarını göstermiyor dediğin gibi.
Ben buna ebeveynlikte kısmi hata diyorum.
Her yetişkinin kısmi hatası var.
O yetişkinden de eğer mükemmel olmasını beklersek yine kendimizdeki modu açmış oluruz.
Mükemmel yetişik anlamında.
Hayır. O da mükemmel değil.
Yetişkinlerin dünyası çocukların dünyasından farklıdır.
Elimizden geldiği kadar kendimizi zorlasak da onları anlamak için unuturuz.
Hiçbir yetişkin o kadar o anda O çocuğun hissettiği kadar ne hissediyordu hatırlamayabilir.
Bazen gözden kaçırabilir.
Kaçırdığı şey bazen önemli de olabilir.
Ama muhakkak herkes aslında en iyi şekilde yetiştirmek istiyor.
Bunlar kısmi hatalar ve uktelerdir.
O yüzden onları biz yeniden yazabilir ve daha böyle sağlıkla ilişkin modumuzu aktive edebiliriz daha çok hayatın içinde.
Kesinlikle yani bana yardımcı olmuştu bu gerçekten hani biraz daha hani o ebeveynlerin de olduğu gibi kabullenmek ve ilişkilerini düzeltmek anlamında da çok yardımcı olmuştu.
Peki onun dışında neler yapabiliriz?
Hani böyle o yetersiz ikisi geldi, klinik destek dedik, hani bir psikoterapiste, psikolog, bir uzman kişiyle çalışmak dedik.
Hani biraz daha o çocukluğumuza kendimiz inmek, biraz daha hikayeyi yerinden yazmak dedik.
Başka var mı söyleyebildiğin ya da?
İç sesleri ayrıştırmak dedik.
Bunun kaynağını bir kontrol etmek ve kendimize sormak dedik.
Bu yetersiz hisseden tarafımın neye ihtiyacı var?
Ben standartlarımı yükselttiğim için mi bir şekilde kendimi yetersiz hissediyorum?
Yoksa benim kendime dair böyle travmalarımdan da belki gelen negatif inancım mı oluştu?
Gibi gibi aslında sorunun sebebini anladığımız zaman kaynağına inme şansına biraz daha sahibiz.
Kaynağında ne yapacağız? O düşünceleri birazcık yeniden yazmaya zorlamamız lazım.
Çok fazla kendimi yeniden yazma diyorum.
Çünkü esasen bizim iyileşmeyi gördüğümüz nokta o yeniden yazma oluyor.
Ne yapabiliriz? Nerede yetersiz hissettiysek bir tetiklenme anı olur genelde.
Günlük hayat akar, akar, akar.
Bir tetiklenme olur, bir şeyde kendimizi yetersiz hissederiz.
Orada deriz ki stop. İlk bir saniyede dur o geldiğinde bir fark et onu.
O geldiğinde muhtemelen zaten bizim yetersiz hisseden tarafımız aktive oluyordur.
Yetişkin tarafınla sen sağlıklı yetişkin tarafınla o aktive olan çocuğa bir cevap ver.
Bu güzel bir tekniktir mesela.
O anda direkt müdahale etsin.
Çünkü yetersizin içerisinde o içimizdeki çocuk vesvese eder.
Onu yapamadım, bunu yapamadım, şöyle yapamayacağım, işte ben kimim ki der, onu der, bunu der, yine başarısı oldum vs.
O an bir durup tamam, benim yetersiz yanım böyle diyor, şu an tetiklendi.
Bunun bir kere farkındalığı bir, ikincisi peki benim sağlık perişkin yanım buna nasıl cevap veriyor?
Buna baktığımız zaman biz o tarafımızı yeniden resmin içine dahil ederiz aslında.
Bu da çok kuvvetli bir uygulamadır.
Başka neyi önerebilirim?
İnsan çok komplike bir varlık.
Yani bir konuyla ilgili bilgimiz olmadığında da kendimizi yetersiz hissediyoruz.
Halbuki o bizim aslında yetersiz olduğumuz anlamına gelmiyor.
O bilgimizin olmadığı anlamına geliyor.
Ve bunda bir problem yok.
Yani bir şey hissettiğimiz zaman gerçekle kontrol, reality check deriz buna biraz.
Hani bilgimiz yoksa tabii ki de yetersiz hissederiz.
Bu normal bir şey ve bu evrenin kuralı bizim için değişmeyecek ve zaten değişmesine de gerek yok.
Bununla okey olabiliriz.
Bunlar rahatsız olmamalıyız zaten.
Şimdi insan doğasını kontrol edip o yüzden biraz varoluşlar ve felseflik tarafı da biraz çekeceğim belki konuya ama ben çok önem veriyorum.
Kendi pratiğimde de konuşuyorum.
Çünkü insan doğasının limitasyonları olan bir şeydir.
Biz toplumun ilk zamanından beri birbirimize danışarak, dayanışarak aslında birlikte var olmayı...
Başarabilmiş canlılarız.
Tek başımıza var olmak gibi bir şey yok.
Şimdi yetersizliğe girdiğiniz zaman ben son dönemde şunu çok duyuyorum.
Her şeye tek başıma yatabilmem lazım.
Bu insan sistemini çok zorlayan bir şey.
Çünkü bizim doğamıza aykırı.
Biz böyle evrilme, böyle gelmedik atalarımızdan beri.
Hayır, biz sosyal varlıklarız.
Bizim geldiğimiz yerde atalarımızın yaptığı şey iş bölümüdür.
Birinin yapamadığını biri yapar.
Birinin bir şey yapamıyorsa problem olmaz.
O kişi de dönüp kendine ben yetersizim.
Demez bir noktada. Farklılıklarımız var.
Bunun farkında olmak bir şekilde ve eğer kendimden bir şey bekliyorsam, gerçeklikte kontrolünü yapmak, biraz daha insan doğasını kontrol etmek bence fayda
sağlayacaktır. Bilmiyorum net olabildi mi?
Felsefi konular genelde net olmayabiliyor.
Çok net oldu ve dediğin gibi ben de bunların hepsinin bir bütün olduğunu düşünüyorum aslında.
Hepsinin felsefik olarak, psikolojik olarak, sosyolojik olarak biraz daha bir arada ele alınması gerektiğini düşünüyorum.
Ve dediğin gibi onu hep unutuyoruz.
Bir şeyleri ben kendime yeterim, kendine yeterli olmak diye bir kavram var.
Ben her şeyi yapabilirim.
gibi düşünüyoruz ama öyle bir şey yok.
Hani şey de mesela o kırılganlığı gösterip bir şekilde birinden yardım istemek de aslında çok önemli.
Hani bu derin bir konuda olabilir.
Ufak bir şeyde bile olabilir.
Yani öyle bir dönem vardı ki tabii bizim jenerasyonun yetiştirilme tarzı da olabilir Güliz.
Biz hemen hemen aynı yaşlardayız seninle.
Hani böyle kendi ayaklarının üstünde güçlü bir kadın olmak durumundasın gibi o verilen empoze edilen mesajla birlikte ben kendime şunu geliştirmiştim mesela.
Ben her şeyi tek başıma yapabilirim.
Her şeyin üstesinden gelebilirim.
Yani kolum şuraya uzanmıyorsa da kalkıp birinden ya şunu bana verir misin demem.
Gider sandalyelerim üstüne çıkarım.
Mesela ve bunu aşmak da çok zor oldu.
Yetersizlik neye karşı? Aslında tam da bu da örnekliğinden bir tanesi.
Bilgi eksikliğinden mi yetersizlik?
Yoksa ben kendime çok yüksek bir skala koyuyorum.
O yüzden oluşan mı bir yetersizlik?
Yani onun kaynağını anlayabilmek zaten önemli.
Bir de burada galiba hafif ucu.
son dönemde bizim jenerasyonla da birlikte gelen bir hafif narsistlik bir şeyden de bahsediyoruz.
Yani eğer bu mükemmeliyetçilikle eşdeğerse konu, her şeyin en iyisi olmam lazım.
Bütün bilgiyi almam lazım.
Neden? Niye?
O kadar bilgi neye mesela hizmet edecek?
Ya da onu yapacağım, bunu yapacağım.
Hepsini ben kendim yapacağım ve yeterli hissedeceğim.
Okey. Bazen şunu söylemem olsun.
Bunlar oldu. Tamam diyelim ki her şeyi yapabildin hayatta.
Yok artık başka yapılabilecek bir şey.
Ve çok iyi yapıyorsun hepsini diyelim.
Bitti. Ve herkes de bunu gördü.
Bu neyi sağlayacak?
Ve bu ne getirecek?
Bu neden bu kadar isteniyor?
Bunun bir amacı olmalı.
Eğer mükemmelliyetçi bir yanımız varsa da muhakkak onun bir işlevi vardır.
O kadar şeyi yaparak, her şeyi yetmeye çalışarak o bir yere erişmeye çalışıyordur.
Muhtemelen bu hikaye zaten burada bitmiyordur ama biz genellikle bu alanda çok fazla düşünürüz ve bu alanda çok fazla vesvese sağlarız kendimize.
Zihnimiz iş durmaz, uçuşan düşünceler vs.
Ama durup aslında helikopter bakışı diyorum ben ona.
Yukarı tırmanıp şöyle bir helikopter bir bakmak lazım.
Tamam okey yapayım ama niye?
Bu neyi sağlayacak?
Ne getirecek? Bana, vücuduma, sisteme mi?
O yüzden eğer hep bana hep bana gibi bir şey varsa da ben en iyisi olacağım gibi bütün kaynakları kendimizde toplama gibi bir şey geliyorsa altından hafif narsistik bir mükemmel nitelikten de bahsedebiliriz.
Böyle bir şeyin içinde de bir yana her zaman yetersiz hisseder.
Sanki bir narsistik ebüz gibi çünkü içerideki tarafımız.
Onu hisseder her zaman, yetemez o taleplere.
Yani narsistik bir talep geliyordu.
Çünkü bazen iç sesimizden onun da farkında olmak önemli.
O yüzden yetersizlik çok dallanıp budaklanır aslında.
Neneli evet önemli bir konsept, temel inançlardan bir tanesi.
Ama o kutuyu açtığım zaman ben klinik hayat içinden benzersiz şeylerin çıktığını gördüm.
Sebep ve dallanma, budaklanma olarak.
Anladım. Evet. Yani gerçekten çok çok derin bir konu.
Oturup saatlerce konuşabiliriz ama saatlerce bizi dinleyenler dinler mi bilmiyorum.
Ama ben gerçekten inanılmaz keyif aldım.
Ben de aynı şekilde. Çok doyurucu bir sohbet oldu.
Öğrendim. Hani böyle bir şeylerde aydınlanmaya istedim.
Çok seviyorum. O yüzden zaten böyle podcast yapmayı çok seviyorum.
Böyle senin gibi alanında uzman, bilgili insanlarla çok teşekkür ederim Güliz.
Rica ederim. Ben de keyif aldım.
Ve sana dinleyenlerimiz ulaşmak isterlerse eğer, sana nasıl ulaşabilirler?
Benim Instagram isim Güliz Altınbaşak, oradan alışabilirler.
Ya da braintep.co, kendi şirketimden de iletişim sitesinden de ulaşabilirler.
Güliz at braintep.co da mail adresi.
Tamam, süper. O zaman dinleyenler eğer ki bize ulaşmak isterseniz bu verdiği bilgilerden ulaşabilirsiniz.
Kendisini de gelişigüzelhayalleride takip etmeyi unutmayın.
Ve bizimle paylaşmak istediğiniz herhangi bir şey olursa gelişigüzelhayaller hashtag ile de sosyal medyada paylaşabilirsiniz.
Sizin hikayelerinizle, sizin özellikle yetersizlikle ilgili bu bölümle alakalı düşünceleriniz, fark ettiğiniz şeylerle biz duymayı çok isteriz.
Teşekkürler dinlediğiniz için.
Bir podcast
fikriniz var ama nereden başlayacağınızı bilmiyor musunuz?
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
