
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Sosyal varlıklar olduğumuz ve yardımlaşma konusuna doğal olarak yatkın olmamıza rağmen neden yardım istemekte zorlanıyoruz? Bu bölümde yardım isteyememenin arkasındaki nedenlere ve yardım istemeyi nasıl normalleştirebileceğimize değindim.
E-bülten üyeliği linki
https://emineyesilcimen.com/podcast/
Ücretsiz ön görüşme ve koçluk detayları
https://emineyesilcimen.com/kocluk/
Transkript
Herkese merhaba, gelişi güzel hayallere.
Hoş geldiniz, ben Emine.
Bu kanalda psikoloji, felsefe, bilim ve farkındalık çerçevesinde Hayatı daha yaşanabilir kılmak için hayata dair sorgulamalarımı, düşüncelerimi, okuduklarımı ve öğrendiklerimi
paylaşıyorum. Ek olarak her çarşamba günü podcast'ta bahsettiğim konuya ilişkin kaynaklar, kitap önerileri ve kendimizi daha iyi tanımak adına bir soru ile e-bülten gönderiyorum.
Eğer ilginizi çeker ve benim de mail kutuma düşsün bunlar derseniz emineyesiltmen.com slash podcast adresinden kayıt olabilirsiniz.
Eğer benimle birebir çalışmak isterseniz de yine aynı adresten koçluk başlığına tıklayıp bilgi ve ücretsiz ön görüşme randevusu alabilir ya da bana LinkedIn profilimden ulaşabilirsiniz.
Evet gelelim bu haftanın konusuna.
Geçtiğimiz haftalarda çocukluk arkadaşımla sohbet ediyorduk.
Sohbet dediğimde birbirimize böyle 7 dakikalık podcast tadında ses kaydı göndermece şeklinde.
Dedi ki sana kendimle ilgili bir konudan bahsedeceğim bunu podcastta anlat.
Tamam dedim. Üzerine bayağı analiz yaptığımız ve bahsettiği konu şuydu.
Şimdi ana konuya bağlayacağım buradan ama.
Dedi ki benim böyle burada takıldığım birkaç senedir beraber görüştüğüm arkadaşlarım var ve bir ay önce falan yeni biri dahil oldu bu arkadaş grubumuza.
Tahmin edersiniz ki samimiyet seviyesi zaten çok yüksek değil.
Bir akşam hep beraber eğlenmeye gidiyorlar ve grubun yeni üyesi gittikleri mekanda cüzdanını kaybediyor.
Artist gün bunu fark ediyor.
Hemen mekanı arıyor.
Cüzdan orada. Ama çok uzak bir yer orası ve vesayet yok.
Arabayla gidilmesi gerek.
Onun da arabası yok. Haliyle bir önceki gün vakit geçirdiği insanlardan birine ulaşıp beni buraya arabayla götürür müsün diye yardım istiyor.
Ulaştığı kişi de tabii ki diyerek destek oluyor.
Şimdi size sorum şu.
Siz yeni tanıştığınız birinden o kadar yorgun geçen bir akşamın sonunda yaklaşık böyle 3 saat sürecek bir araba yolculuğu için destek ister miydiniz?
Ve sizden istense ne derdiniz?
Bunu neden soruyorum? Sohbetimiz esnasında arkadaşım şunu dedi ve ben hiç bu yönden bakmamıştım daha önce yardım isteyebilme konusuna.
Ben böyle bir şeyi şu samimiyetimle bile isteyemem.
Taksiyatlar giderdim ya da ailemden birinden isterim ama yeni tanıştığım insanlardan hiçbir şekilde isteyebileceğimi düşünmüyorum dedi.
Tamam buraya kadar bir şey yok ama karşı tarafın bu kadar kolay yardım isteyebilmesi onu çok tetiklemiş.
Neden seni bu kadar tetikledi diye sorduğumda da Şöyle bir şey söyledi.
Ben bu olayda fark ettim ki kimseden yardım isteyemediğim için, hep böyle soğuk durduğum için insanlarla derin bağlar kurmakta ya da samimi olmakta zorlanıyor olabilirim.
Çünkü bu kadar kısa bir sürede bu samimiyete nasıl geldiniz ki böyle bir şey isteyebiliyorsun gibi bir yerden tutuyorum.
Ama aslında ne kadar doğru bu mantığım onu düşünmeye başladım, onu birazcık daha sorgulamaya başladım dedi.
Çok farklı ve farkındalıklı bir bakış açısı.
Ben de ne zamandır bu konu üzerine konuşmak istediğim için konuyu hem kendi tecrübelerim hem de Stanford Üniversitesi ve Harvard Business Review araştırmalarından öğrendiklerimle genişleterek işlemek istiyorum bu bölümde.
Bölümün sonunda biraz daha böyle yardım istemeyi nasıl normalleştiririze de değineceğim ama asıl konu bahsetmek istediğim neden yardım istemekten çekiniyoruz.
Hazırsanız... Başlayalım.
Şimdi ilk olarak araştırmaların hepsi insanların sosyal varlıklar olduğu için yardımlaşma konusuna doğal olarak yatkın olduğu yönünde.
Ama buna rağmen neden yardım isterken bu kadar zorlanıyoruz?
Gelin bakalım. Birincisi zayıf görünme korkusu.
Kendi kendine yetebilmenin, bağımsızlığın övüldüğü bir çağda yaşıyoruz.
Daha doğrusu batı kültürü bu şekilde.
Doğuya ya da Asya'ya doğru gittikçe kolektivist bir kültürün daha hakim olduğunu görürsünüz.
Ama Amerika, Avrupa, Anglo-Sakson ve bence Türkiye'de dahil olmak üzere bizler kendi ayakları üzerinde durmayı öven yayınlara, dizi film kahramanlarına o kadar alışkınız ki ya da bu
şekilde olan motivasyon konuşmalarına.
Her ne kadar son birkaç senedir bunu yıkmaya çalışan girişimler görsek de özellikle bizim milenyallarda fabrika ayarlarımız böyle yüklenmiş arkadaşlar.
O yüzden bazılarımız için yardım istemek zayıflık ile aynı kefede.
Güçlü kadın olmak isterken nelerden vazgeçtik bölümünde bahsetmiştim bundan.
Kendimize yarattığımız persona içinde güçlü olma kavramı büyük bir yer kaplıyorsa bunu sarsacak herhangi bir şey bizi rahatsız edebilir.
Bunun da başında tabii ki yardım istemek geliyor.
Halbuki yardım istemek bir zayıflık göstergesi değil.
Aksine insan ve sosyal varlık olduğunun bir göstergesi.
Yani insan olduğumuzun da bir göstergesi.
Koçluk seanslarında da danışanlarında en çok gördüğüm paternlerden biri bu zayıf görünme korkusu.
Ben de çok uzun bir zaman dilimi boyunca yardım istemeyi zayıflık, kendine yetememe, belki de beceriksizlik gibi bir yerden tuttum ama ne zamanki bu düşünce paternimi kırdım ve açık yüreklilikte destek istemeye
başlayabildim, kırılganlıklarımı paylaşabildim, o zaman fark ettim ki bu beni daha da güçlendiren bir şey.
Ne demek istiyorum? Eğer her şeyin altından kalkan bir imajınız varsa insanların sen yaparsın ya sen halledersin kızım gibi bir yaklaşımı oluyor ya.
Eğer sizin de böyle bir imajınız varsa siz bu ekstra güvenin altında ezilebiliyorsunuz.
Çünkü insan kapasitesi belli ve her zaman her şeyi halledebilecek güçte değiliz.
Olmak zorunda da değiliz ama...
Kendimize böyle bir imaj çizdiğimiz zaman o imajı zedelememek uğruna psikolojik olarak belki de fiziksel olarak sınırlarımızı zorluyoruz.
Sonrası hoş geldin stres, hoş geldin ansiyete.
Yani burada hem kendimizi hayal kırıklığına uğratmaktan korkuyoruz hem de diğerlerini.
Ama ihtiyacımız olduğunda yardım isteyebilmek, ben bunu tek başıma yapamıyorum, yardıma ihtiyacım var diyebilmek bizi güçsüz değil.
Aksine ne istediğini bilen, kendini tanıyan, güven veren biri yapar.
Güven verenin üzerinde özellikle durmak isterim çünkü sizin birinden yardım isteyebiliyor olmanız demek yeri geldiğinde karşınızdakinin de sizden bir şeyleri rahatça isteyebileceği güvenini yaratır.
Az önce bahsettiğim o yardım isteme aracılığı ile bağ kurma, samimiyet, güven geliştirmenin bu konuyla ilgisi olduğunu düşünüyorum ben açıkçası.
Çünkü insan ilişkileri günün sonunda söylenen şeyden, verilen sözden ziyade davranışa bakar değil mi?
Kendinizden pay biçim, ben şahsen bir ihtiyacım olduğunda daha önce benden hiç yardım istememiş ya da hiç kimseden yardım isteyemeyen birine gitmekte çekinirim.
Çünkü kendisinin destek isteyememesinin sebebi Arka planda bir zayıflık göstergesi onun için değil mi?
Demek ki ben yardım istediğimde benim de zayıf biri olduğumu düşünecek.
E o zaman ben beni kendinden aşağı ya da zayıf gören biriyle neden arkadaşlık edeyim?
Neden ona güveneyim? Neden ona sırlarımı açayım ki?
Böyle düşünüyorum.
Yani insan psikolojisi bence arka planda bilinç dışında böyle düşünüyor.
Aynı şekilde siz yardım isteyemeyen birisiniz.
Belki de karşı tarafa böyle bir mesaj veriyorsunuz.
Bu durumda yargılamanın söz konusu olduğu bir ilişkide güvenden ve güvenli alandan ne kadar söz edilebilir?
Ve bu bağlamda ne kadar samimiyet ya da derin bağlar kurulabilir?
Bunlar hep benim aklımı kurcalayan şeyler mesela.
O yüzden de yardım istemeyi normalleştirmek daha kolay oldu.
Çünkü benim için insan ilişkileri çok önemli.
O yüzden burada biraz düşünelim isterim.
Biz yardım istemeyerek güçlüğü kendine...
eten, bağımsız biri olduğumuzu düşünüyoruz belki ama gerçekten de verdiğimiz mesaj bu mu?
Yoksa hiç istemediğimiz bir mesajla veriyor olabilir miyiz karşı tarafa?
Harvard Business Review'un bir yazısında imposter sendromu olan kişilerin de yardım istemekte zorlandığından bahsediyordu.
Arka planda gerçek tırnak içinde zayıf kişiliğimi görecekler diye bir korku olabileceğini vurgulamışlar.
Bu nedenle de bazı kişilerin diğer insanlardan uzak durduğunu ve her şeyi kendi başlarına yönetmeye çalıştığını söylüyor ki katılırım.
Imposter sendromu konusunda psikolog Kıvılcım Kıran ile güzel bir sohbetimiz var bu kanalda.
Onu da dinlemenizi mutlaka tavsiye ederim eğer ki ilginizi çekerse.
Bir diğer yardım isteyememe sebebi de bağımsız olma ihtiyacı.
Kendi başının çaresine bakmaya alışmış, öz değerleri arasında özgürlük kavramı çok büyük yer kaplayan kişiler için yardım istemek rahatsız edici olabilir.
Çünkü bağımsızlıklarından ödün vermiş gibi de hissedebilir.
Aile ve kültürel geçmişinden dolayı her şeyi tek başlarına başarabileceklerine inanır eğer böyle bir ailede büyüdüyseniz.
Tabiri caizse böyle yalnız kovboy rolünü benimsemişlerdir, vardır ya öyle insanlar.
Ve yardım aldıkları zaman kişisel alanlarına birini dahil etmek, o kişisel alanı ihlal etmekle aynı anlama gelir.
Ya da kendilerini başkalarına bağımlı, borçlu hissedebilirler.
Bu yüzden de yardım isteyip birine bel bağlamak istemezler.
Yani ben kendi başımın çaresine bakarım, kimseden fayda yok gibi bir düşünceleri de olabilir.
Yardım istenmenin yaratabileceği güç değişikliği de onları rahatsız eder.
Bir diğeri de kontrolü kaybetme korkusu.
Bazı insanlar da kontrolün kendi elinden çıkmasını sevmez.
Özellikle de kişinin dokunuşunu gerektiren bir konuda yardım istiyorsa.
Mesela bir makale yazmak olur.
Bir işi kendi yoluyla halletmek olur.
Ve burada şöyle bir düşünce olabilir arka planda.
Şimdi bir şey isteyeceğim yapacak ama benim istediğim gibi olmayacak.
Laf da edemem. Sonuçta yardım isteyen benim boşu boşuna kendi kendime gelmeyeyim diye düşünenler de çok.
Birazcık mükemmeliyetçilik de var bunun arkasında bence.
O bakış açısını da anlıyorum.
İşte o noktada belki spesifik bir şekilde belirtmek ya da eğer profesyonel bir şekilde hizmet alınabilecek bir şeyse o şekilde ilerlemek daha mantıklı.
Yine yardım alıyorsunuz.
Evet ama hizmet sizin karşılığını verdiğiniz için kontrol hala sizde olmuş oluyor.
Yani kimseye... Gönül borcunuz da olmuyor.
Bir diğeri de yardım isteyememenin reddedilme korkusu.
Stanford Üniversitesi'ne yapılan bir araştırmada yardım istediğimiz insanların hayır diyebilme ihtimali aşırı düşünüp reddedilme ihtimali elimine etmek isteriz diyor.
Bunu birçok kaynak söylüyor bu arada.
Bazı insanlar için çünkü reddedilmek öz saygıyı zedeleyebilir.
Çok haklı bir sebep. Reddedilmek normal.
Bu da insan olmanın bir parçası değil mi?
Yani destek istediğimiz kişi müsait değildir.
Doğru kişiden destek istememişizdir.
Bize o konuda yardımcı olabilecek insan o değildir.
Ya da hayatın zor bir döneminden geçiyordur.
Kendi enerjisini kendine zor yettiriyordur falan filan.
Ama bunu kişisel almaya gerek yok.
Zaten doğru ve açık iletişimin olduğu bir ortamda bu netlik kazanır ve kimse alınmaz.
Şimdi birinden bir şey istediğimiz zaman ve o reddediğimiz...
Altyazı M.K.
Bu da uzun vadede çok sağlıklı değil.
O yüzden belki bunun yerine onun üzerine düşünmek yardımcı olabilir.
Düşünüp tarttığımızda şu sonuçlar çıkabilir.
Mesela belki insanlara bize yardım etmeleri için biraz daha fazla zaman tanımamız gerekiyor.
Belki çok kısa bir zaman dilimi içerisinde sorduk.
Belki de yardımın konsepti ve ihtiyacı bile değişebilir.
Yani öyle bir yardıma ihtiyacımız olmadığını bile anlayabiliriz detaylı düşündüğümüzde.
Diğer bir yardım isteyememe sebebi de Başkalarıyla fazla empati yapmak.
Bazı insanlar başkalarının duygularına o kadar duyarlıdır ki gereksiz empati yaparlar ve o yardımın karşı tarafı zor duruma düşüreceğini sanar.
Varsayımda bulunup başkaları adına karar verirler.
Empati iyi bir şey evet ama aşırısı da zarar gördüğünüz gibi.
Benden yardım istemeden önce beni düşünmen güzel olabilir ama bırak da ben kendi kararımı kendim vereyim ya.
Ayıp olur diye hayır diyemediğimi düşünüyorsan en baştan bunun iletişimini yaparak bana o alanı açarak destek de isteyebilirsin.
Bazı insanlar da yardım etmeye yük olmakta eşdeğer tutuyor ya.
Kendilerini böyle talepkar, bencil veya rahatsız edici olarak göstermek istemedikleri için de yardım isteyemeyebiliyor.
Halbuki hep söylüyorum ne söylediğin kadar nasıl söylediğinin de...
Önemi çok büyük hatta bazı durumlarda daha bile önemli.
O yüzden biz kendi payımıza düşeni en doğru şekilde yapalım.
Yardımımızı isteyelim.
Neden yardım istediğimizi, sonucunda ne olacağını, neden o kişiden istediğimizi açık açık belirtirsek eğer zaten karşı tarafta gerisi bizden çıkmış oluyor olay.
Bunun dışında bir de şöyle bir durum var.
Hayatta yardımı hak etmiyorum.
Yardım edilmeye değer değilim düşüncesi hakim olabilir.
Bu genelde bilinç düzeyinde çok fark edilir bir durum olmuyor ama insan kendini dinlemeye başladığında böyle bir iç ses de duyabilir.
Ya da mağdur, kurban gibi bir rol içinde olan kişiler bana acıyın tutumunu geliştirip kendi başlarına fedakarlık yapmak ve mücadele etmek kaderleri gibi düşünüyor diyor bazı uzmanlar.
Ve şöyle konumlandırmışlar.
Bu davranışlar insanın kendine saygı sorunları ile de bağlantılı.
Kendilerini çok eleştirirler.
Genellikle başkalarının zamanını ve enerjisini isteme hakkını kazanmış olduklarına inanmazlar.
Yani ben kimim ki böyle bir şey istiyorum başkasından diye düşünüyorlar.
Bazıları gerçekten neye ihtiyaç duyduğunun farkında bile değilmiş hatta.
Ya da başkalarının nasıl yardımcı olabileceğini anlayamazlar bile.
Kim yardım edebilir ki bu yardım edilebilecek bir şey değil gibi de düşünülebilir.
Ve bazı kaynaklarda şunu söylüyordu.
Yardım isteme konusunda çok büyük bir direnç varsa çocuklukta ihmal ve istismar gibi olumsuz deneyimler de olabilirmiş.
Özellikle istismara maruz kalan insanlar da görünmez olma ihtiyacından dolayı talepte bulunmak istemezler.
Çünkü aksi kendini ortaya atmak, ben buradayım demek.
Bu da eski tecrübeleri, eski travmaları tetikliyor olabilirmiş.
Böyle bir noktadaysanız tabii ki de psikolojik destek almak en doğru adım olacaktır.
Evet umarım bu anlattıklarım insanların neden yardım isteme konusunda gönülsüz olduğunu bir tık daha netleştirebilmiştir.
Şimdi gelelim biraz daha bu yardım isteme konusunda kendimize benliğimize aykırı düşmeyecek şekilde nasıl ilerleme kaydederiz.
Çünkü günün sonunda hepimiz sosyal varlıklarız ve hayatımızı gereksiz yere zorlaştırmaya...
İhtiyacımız yok. Her yiğidin yoğurt işi farklı olduğu için de bu konuda da kendi karakterimize uygun olan otantik bir yerden tutmalıyız diye düşünüyorum.
Bahsedeceğim çözümlerin hangisi size yakın geliyorsa ilk olarak onu hayatınıza dahil edip uygulamakta fayda var.
Eğer yardım istemekte zorlanan biriyseniz.
Birincisi ve benim işimi de en çok kolaylaştıran şeylerden biri şu oldu.
Yardım sunulduğunda yok ben hallederim diye reddetmek yerine teşekkür ederim deyip onu...
Mesela bir şey taşırken komşum yardım teklif ettiğinde kabul edip teşekkür etmek gibi.
Ufak ama ben hallederim kafasından çıkmak için birebir.
Sonrasında da böyle minik minik şeyler için destek istemek.
Kendim de yapabilirim ama onu yapabileceğim, yapacak olduğum anlamına gelmiyor.
Her şeyi benim üstleneceğim anlamına gelmiyor.
Örneğin tatil planı yapılacaksa evet ben yapabilirim.
Belki ben yapsam daha iyi olur ama şunları da sen organize ediver diye birine paslamak.
Bunlar böyle minik olsa da günün sonunda kümülatif etki göstererek o yardım isteme kapısını biraz daha aralayan şeyler diye düşünüyorum.
İkincisi profesyonel destek.
Bu konunun üzerine çalışabileceğiniz, beraber çözüm bulabileceğiniz, aksiyon alabileceğiniz bir ortam yaratırsanız...
İlk adımı atmış olabilirsiniz.
Ne demek istiyorum? Karşılıksız bir şey almaktan çekiniyorsanız eğer alanında uzman birinden bedelini ödediğiniz bir servis almak sizin ihtiyacınız olan şeyle ilgili adım atma konusundaki kasınızı güçlendirir.
Bu eğer geçmiş travmalarınızla ilgili ise az önce dediğim gibi terapi olur.
Sizinle aynı yoldan geçmiş birinden tavsiye almaksa mentorluk olur.
Doğru sorularla kendinizi keşfedip kendinize ait otantik yöntemi bulmak sizin için işleyen bir şey ise bir aksan.
Bu koçluğu benden almak isterseniz de açıklamalardaki linkten tanışmak ve sürecin nasıl işlediğine dair bilgi almak için 15 dakikalık ücretsiz görüşme randevusu alabilirsiniz.
Üçüncüsü de olaya farklı açıdan bakabilme.
Eğer siz belli bir konuda yardım almaya karşı bir direnciniz olduğunu fark ediyorsanız, kendinize önce neden direniyorum sorusunu sorup, gelecek cevaba istinaden de bunun ne kadar objektif olduğunu değerlendirebilirsiniz.
Yani bu direnç sizden mi geliyor ya da size öğretilmiş bir şeyden mi geliyor, çevrenizde rol model aldığınız insanlardan mı geliyor bunlar da olabilir çünkü.
Mesela işte ya da ailede birinden yardım alma direnciniz insanları yormaktan çekinmekse, Bu kadar işlerinin arasında bir de benle mi uğraşacaklar gibi bir yerden tutuyorsanız bunun alternatif bakış
açısı ne olabilir diye düşünmekte faydalı.
Belki sizin istediğiniz yardım karşınızdakine ailenin veya ekibinin başarısına katkıda bulunacak bir fırsatı verebilir.
Onlara bir işin cundan tuttuğu için güzel bir amaca hizmet ettiği için iyi hissettirebilir ki bu çok önemli bence.
Az önce dediğim bağ kurmaya bir ek yapayım hatta burada.
Başkalarına güven duyduğunuzu gösterdiğinizde onlara değer verdiğinizi de gösterirsiniz.
Bu da ilişkileri derinleştirir.
Sırası geldiğinde ihtiyaçları olduğunda size yardım istemeye yetecek kadar size güven duyarlar.
Bence bu gerçekten yardım isteme kapısının açılması için çok önemli.
Bir diğeri de yardım istemezsem ne olur listesi.
Bir kağıt kalem alıp çok basit bir şekilde bu konuda yardım almazsam ne olur?
Yapacağım iş ne kadar zaman alır?
Ne kadar enerji alır?
Yardım isteyerek daha iyi bir çıktı elde edebilir miyim?
Benden daha iyi bir sonuç alacak biri var mı çevremde?
Gibi sorular sormak pozitif yanlarını, negatif yanlarını yazıp negatif yanlara da işte yardım istediğim zaman olumsuz ne olabilir?
Benim hakkımda şöyle mi düşünürler, böyle mi olur, şu mu olur diye bunları gördüğünüz zaman O yardım alma kararınızı kolaylaştırabilir.
Çünkü bunun sonunda belki yardım istememek daha mantıklı bile çıkabilir sizi çok tetikleyecek bir şeyi varsa onun.
Yani bunlar sonuç itibariyle çocukluğumuzdan itibaren gelen hayatımız boyunca bizimle beraber olan düşünce paternleri.
Bir gecede yenmek, bir tane egzersize yenmek mümkün değil zaten.
Onun dışında reddedilmeyi yeniden yapılandırma.
Eğer yardım alamamak konusundaki direnciniz reddedilmekten korktuğunuz içinse evet insanlar sizi reddedebilir ama belki de daha iyi bir alternatif çözüme de yönlendirebilir sizi.
Günün sonunda reddedilmek dünyanın sonu değil.
O kişi bizi reddetti diye biz daha değersiz ya da daha küçük dediğimiz bunları hatırlamak ya da öz saygı üzerine çalışmak da iyi bir başlangıç olabilir.
Mesela benim yardım isteyip de ya ben burada destek olabileceğimi zannetmiyorum ama şu kişi çok iyidir diye yine bir şekilde yardım eden bir sürü insanla tanışmışlığım oldu.
Yine fayda sağladı her iki tarafa da.
Bir de kaynaklar arasında şu vardı çok hoşuma gitti.
Smart yaklaşımını benimseyin.
Hani hedef koyarken hep deriz ya smart kavram vardır.
Spesifik, ölçülebilir.
Aksiyon alınabilir, alakalı, zamanı olan.
Bunu yardım alma konusuna uyarlamışlar.
Yani hem spesifik, anlamlı, eğilim odaklı, gerçekçi ve zaman sınırlı bir destek isteme gibi düşünün bunu.
Bu kriterleri karşılayan taleplerin her iki taraf için de faydalı olma olasılığı daha yüksek.
Biriyle iletişime geçmeden önce tam olarak neye ihtiyacınız olduğunu, neden ihtiyacınız olduğunu, ilerlemenize yardımcı olacak bilgiyi...
bir proje için bütçe veya duygusal destek her neyse gibi kaynakların neler olduğunu, bu kişinin ne konuda yardımcı olabileceğini yani o konunun neresinden tutabileceğini ve ne zaman ihtiyacınız
olduğunu belirlemek yararlı olabilir.
Böylece karşı tarafa da net bir şey vermiş olursunuz.
Yani o da belirsizlik içinde yüzmez.
Bu yöntem özellikle iş ortamlarında belirli kaynaklara ve becelere ihtiyaç duyabileceğiniz ama yardım istemenin böyle biraz daha zor olduğu veya daha resmi hissedebileceği durumlarda işe yarıyor denendi, onaylandı.
İletişim demişken bence insanın kendini doğru ifade edebilmesi de çok önemli.
Çünkü biz kendimizi bazen doğru ifade ettiğimizi zannediyoruz ama bir sandığımız kadar doğru ifade edemiyoruz bence.
İkincisi de karşımızdakinin anladığı kadarız.
Yani karşımızdaki bizi...
Anlamıyor olabilir biz doğru ifade etsek de.
O yüzden de geçmiş tecrübelerimizde karşı taraf tam olarak neye ihtiyacımız olduğunu anlamadığı için hayal kırıklığına uğradıysak eğer o noktada belki bizim otantik kimliğimize sadık kalarak samimi
bir şekilde nasıl yardım isteyebiliriz?
Kendimizi nasıl ifade edebiliriz?
Ve karşıdakinin anlayacağı şekilde onu nasıl netleştirebiliriz?
Bu soruların cevaplarını bulmak da yardım istemeyi bir tık daha kolaylaştırıyor.
Ve son olarak bu konuda çok önerilen bir kitaba denk geldim.
Ben henüz okumadığım için yorum yapamayacağım ama kitabı e-bültene de koyarım.
Kitabın adı All You Have To Do Is Ask.
Yani tek yapman gereken şey istemek.
Türkçesini göremedim.
Yazarı Wayne Baker. İlgilenenler ona da bakabilir.
Dediğim gibi ama bültene koyacağım.
Çünkü bazen bana mesaj atıyorsunuz.
Diyorsunuz ki Emine bu kitapları söylüyorsun ama kaçırıyorum.
Bunları işte şurada paylaş, burada paylaş.
Hepsini bültene koyuyorum arkadaşlar.
Bültene üye olabilirsiniz.
Evet umarım keyif almışsınızdır bu bölümden ve yardım isteme konusunda adım atmak isteyenlere destek olabilmişimdir.
Eğer yardım istemekte zorlanan arkadaşlarınız varsa bu bölümü onlara gönderip ihtiyacın olduğunda buradayım demekten çekinmeyin.
Çünkü bu da aynı yine konuşması kolay ama uygulaması zor olan konulardan biriydi.
Umarım birazcık daha netleşme sağlanmıştır.
Kendinize iyi davranın. Sizi seviyorum.
Haftaya görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
